İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2017/631 E. 2025/820 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2017/631
- Karar No
- 2025/820
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2017/631 Esas KARAR NO :2025/820
DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:12/07/2017 KARAR TARİHİ:06/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı şirket yetkilisi ve görevlendirdiği kişiler tarafından müvekkili ...’a mobbing uygulamak suretiyle 23.02.2016 tarihinde bir protokol imzalatılarak elinden 500.000,00-TL meblağlı 15.07.2016 ödeme tarihli, lehdarı davalı şirket olan emre muharrer senet alındığını, davacı müvekkilden alınıp, 420.000,00-TL’lık kısmı .... İcra Müdürlüğü’nün 2016/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapılan mezkür 500.000,00-TL meblağlı 15.07.2016 ödeme tarihli senet haksız ve dayanaksız olduğunu, müvekkili davacı, ... ..., İnşaat, ..., Hafriyat Hizmetleri isimli firması ile inşaat işleri ile iştigal etmekte olduğunu,, ... Belediye Başkanlığın’dan ihale ile iş alındığını, sermaye ihtiyacından dolayı davalı ... ile 04.02.2016 tarihli “... Belediyesi .... ... Projesi İşi, İş Ve Kâr Paylaşımı Ortaklığıdır” adı altında sözleşme akdederek; “maliyetleri eşit şekilde karşılayacak olup ortaya çıkan kârı eşit şekilde paylaşacaklardır.” beyan ve kabulü ile 923.000,00-TL + KDV meblağlı işe eşit ortak olduklarını, sözleşmenin sonrasında, davalı şirket adına hareket eden kişiler, müvekkili ...’a mobbing uygulamak suretiyle 23.02.2016 tarihinde “... Projesi İşi, İş Ve Kâr Paylaşım Ortaklığı Hesap Anlaşması” adı altında protokol imzalatarak elinden 500.000,00-TL meblağlı 15.07.2016 ödeme tarihli, lehdarı davalı şirket olan emre muharrer senet aldıklarını, öncelikle proje tamamlanmadan kâr ve zararın hesaplanması mümkün olmadığı halde, davalı daha projeye başlanmadan ve henüz hiçbir edimini yerine getirmemiş ve herhangi bir ödeme yapmamış iken, işe başlama tarihi 23.02.2016 gününde, davalı lehine 500.000,00-TL maliyet ve kâr payı hesaplanması veya öngörülmesi mümkün olmadığını, böyle bir maliyet ve kâr belirlemesi olağan da oyladığını, 120 gün süre öngörülen ve etap etap yapılacak inşaat işinde, hiçbir masraf, vergi ve emek değeri belirlenmeksizin işe başlanıldığı gün maliyet ve kâr hesaplaması yapılarak yükümlülük altına girilmiş olması, davacı müvekkilin iradesinin etkilendiğini gösterdiği gibi adi ortaklığı düzenleyen hükümlere de aykırı olduğunu, davalı ... edimlerini ifa etmeyip, aksine projenin bitmesini engelleyici konumda olduğunu, davalı şirketin yükümlülüklerini yerine getirmemesinin ve engellemesinin sonucu, müvekkili işi süresinde bitiremedeğini, davacı müvekkili, iş sahibi ... Belediyesi ile yapmış olduğu sözleşmeye göre 920.754,64 TL bedel üzerinde olduğunu, KDV de iş sahibi idareye ait olduğunu, ilk hakedişi, 26.05.2016 tarihinde alan davacı müvekkili, işin seviyesine göre, 10.08.2016 tarihine kadar toplam 252.068,47-TL hak ediş alındığını, taraflar; 04.02.2016 tarihli sözleşme ile Adi Ortaklık kurduklarını, bu ortaklıkta, tarafların maliyetleri eşit şekilde karşılayacakları, kârı da eşit şekilde paylaşacakları kararlaştırıldığını, tarafların yapmış olduğu 23.02.2016 tarihli protokolde, davalı tarafın maliyet ve kâr payı olarak 500.000,00-TL alacağı ve sözleşme ekindeki, 15.07.2016 ödeme tarihli, lehdarı davalı şirket olan senet karşılığı ödeneceği belirtildiğini, davalı, yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi, “ortaklık işlerinde kendi işlerinde olduğu ölçüde çaba ve özen gösterme” yükümlülüğünü de ifa etmediğini, işin başlangıcında 23.02.2016 tarihinde almış olduğu senedi icraya koyarak, kambiyo senedi özelliğinden yararlanmak suretiyle müvekkilin yüksek borç ile karşı karşıya bıraktığını, iş sahibindeki hak edişine haciz koymak suretiyle, gecikmiş de olsa işin bitmesine engel olduğunu, davalı aleyhine açtıkları menfi tespit davasının kabulünü, davalı şirket ile yapılan 04.02.2016 tarihli sözleşme dolayısıyla belirlenen yükümlülüklerinin davalı şirket tarafından kasten ve hiçbir surette yerine getirilmemiş olmasına rağmen yasa ve usule aykırı olarak, davacı müvekkilin davalı şirket lehine keşide ettiği senet karşılığında davalı şirkete herhangi bir borcunun olmadığının tespitini, dava konusu 23.02.2016 düzenleme, 15.07.2016 tarihli, borçlusu ..., lehdarı ...olan 1 adet senedin iptalini, dava konusu senedin tahsili halinde, müvekkili şirketin ileride telafisi imkânsız maddi ve manevi zararlara uğrayacağı muhtemel olduğundan dava konusu senedin, teminatsız veya mahkemenizce uygun görülecek bir teminat mukabilinde ve iş bu dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesi verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, davaya konusu senedin ödenmesini engeller mahiyette ve muhtemel icra takiplerinin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı tarafın, ... belediye başkanlığından müvekkil hak edişi üzerinden yaptığı tahsilatın istirdadını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı yanca ikame edilen işbu dava dilekçesinde harca esas değer olarak .... İcra Müdürlüğü’nün 2016/... Esas sayılı dosyasına konu alacak miktarının asıl alacak kısmı olarak 420.000,00-TL olarak belirlendiğini ve bu bedel üzerinden harç yatırıldığını, davacı tarafça yapılan bu işlem hukuka aykırı olmuş olduğunu harcın takip çıkışı üzerinden yatırılması gerektiğini, davanın temelini oluşturan icra takibinde 80.000 TL asıl alacak 106.069,05 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 186.069,05 TL alacağın takipten itibaren işleyecek %19 faizi ile birlikte tahsili talep edildiğini, dava dilekçesinde harca esas değer olarak 80.000 TL gösterilip bu miktar üzerinden peşin harç alınmış ise de dilekçenin sonuç ve istem bölümünde takibin iptali talep edildiğini, bu durumda mahkemece iptali talep edilen takipte istenen toplam miktar 186.069,05 TL olduğuna göre davacının davasının harca esas değer olarak gösterilen 80.000 TL asıl alacağa yönelik mi yoksa dava dilekçesinin sonuç ve istem bölümünde açıklandığı gibi toplam takip bedeline yönelik mi olduğu konusunda davacıya davasını açıklaması konusunda mehil verilerek soncuna göre gerektiğinde eksik peşin harç ikmal ettirilmek suretiyle davaya devam edilmesi gerekirken bu yönler üzerinde durulmadan yargılama yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” denilmek suretiyle eksik harç ikmal edilmeden yerel mahkemece verilen karar bozulduğunu, önemle belirtmek gerekir ki davacı yan tarafından .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/... Esas sayılı dava dosyası ikame edilmiş olduğunu işbu davanın konusu .... İcra Müdürlüğü’nün 2016/... Esas sayılı icra dosyasına konu borca ve kambiyo senedine itirazını içermekte olduğunu, davacı ... ile müvekkili şirket arasında akdedilen sözleşme kapsamında, yapılacak olan işte kar ortağı olacak olan müvekkili şirket ile dava dışı borçlu ... arasında 23/02/2016 tarihinde bu hususta sözleşme imzaladıklarını, kar ortağı firmanın maliyet ve kar payı olarak 500.000,00-TL belirlenmiş olduğunu, dava dışı ... tarafından yukarıda izah edilen senet müvekkili şirket yetkisine verildiğini, protokolün imzalanması sırasında iki şirket yetkilisi dışında bir de şahit olan ... isimli başkaca bir şahıs (Davacı ...’in sigortalı çalışanı) bulunmakta olduğunu, dolayısıyla da bu protokolün davacı yana zorla imzalatılması gibi bir durumun söz konusu olması mümkün olmadığını, zira davacı yan, sözleşmenin imzalatılması aşamasına şahit olan ve yine bu sıfatla sözleşmede imzası bulunan ... hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığına tehdit suçlaması ile şikâyette bulunduğunu, 2016/... Soruşturma sayılı dosyada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, kaldı ki işbu protokolün imzalanmasından önce de taraflar arasında, “... Belediyesi .... ... Projesi İşi, İş ve Kar Ortaklığı Paylaşımıdır” başlıklı belge 04/02/2016 tarihinde imzaladığını proje tamamlanmadan kar ve zararın hesaplanması mümkün olmadığı halde maliyet ve kar payının hesaplanmasının mümkün olmadığını iddia ettiklerini, ancak taraflar arasında akdedilen 23/02/2016 tarihli protokol içeriğinde açıkça şu şekilde yazdığını, “04/02/2016 tarihli taraflarca yapılan anlaşma sonucu maliyet ve kar paylaşı bedeli hesabı yapılmış olup 500.000,00-tl kar ortağı firmanın maliyet ve kar payı olarak taraflarca anlaşılmıştır.” yukarıda da ibraz edilen protokol içeriğinde görüleceği üzere, söz konusu protokol imzalanmadan önce taraflarca maliyet ve kar paylaşımı konusunda anlaşma ve hesaplamalar yapılmış ve o doğrultuda hür iradeler ile 23/02/2016 tarihli protokol imzalandığını, sayın mahkemenizce de dikkat edileceği üzere, taraflar arasındaki anlaşma, maliyet ve kar hesabına ilişkin olup; 500.000,00-TL değerindeki senet hem maliyet hem de kar hesabına karşılık olarak verildiğini, ancak davacı yanın, bu senedin sadece kar hesabından ibaret olduğu yönündeki iddiaları geçersiz olmakla birlikte; yukarıda da izah edildiği üzere, taraflar arasında imzalanan protokolde kar ve maliyet hesabı yapıldığı ve senedin bunun için düzenlendiği açıkça yazmakta olduğunu, davacı yan haksız ve mesnetsiz bir şekilde, müvekkili şirketin, dava dışı ... Belediyesi ile aralarında kararlaştırdıkları projenin yapılmasını engelleyici konumda olduğunu iddia ettiğini, esasen söz konusu projenin yapımını engelleyen davacı ...’in ta kendisi olduğunu, zira 23/02/2016 tarihli protokolün imzalanmasına şahit olan ..., ... Polis Merkezi Amirliği’nde verdiği 25/08/2016 tarihli ifadesinde, işyerine malzeme temini için dışarıdan firmalara kendi hesabından ödemeler yaptığını, projeyi tasdik eden üniversite hocası uzman ...’a 15.000,00-TL verdiğini, kar payından alacağı için, şantiyedeki makinelerin tamir masrafları için çeşitli ödemeler yaptığını, ...’e kullanmak için müvekkil şirketin yetkilisi tarafından verilen ... plakalı aracın trafik sigortasını kendi kredi kartı ile yaptığını, banka yoluyla yapılan iş yeri için bir çok kez beton alımı yaptığını, yine aynı şekilde bir çok kez demir alımı yaptığını, işyerindeki makineler için defalarca mazot alımı yaptığını ve yaklaşık olarak 260.000,00-TL’lik harcama yaptığını, kendisine borçlu olan davacı ...’in bu borcun 80.000,00-TL’sini ödediğini fakat bakiye kalan 180.000,00-TL’yi ödemediğini beyan ettiğini, müvekkili şirketin yetkilisi ... da 27/08/2016 tarihinde ... Polis Merkezi Amirliği’ne verdiği ifadede, ihale için gerekli olan 30.000,00-TL değerindeki geçici teminatın ... tarafından diğer kar ortağı olan ...’in hesabına gönderdiğini, ...’in bu iş için kullanılan makine, ekipman, demir beton gibi alımlar için ...’in talimatı ile firmalara para gönderdiğini, ... ...’e bu iş için devamlı olarak para gönderdiklerini fakat bu paraların ... Belediyesi ile anlaşılan iş dışında başkaca işlerde kullanıldığını tespit ettiklerini, ...’in işi kasıtlı olarak geciktirdiğini, sürekli olarak herhangi bir problem olmadığını beyan ettiğini belirttiklerini, davacı yan ayrıca, dava dışı ... Belediyesi’nin ... adına yatırdığı hak edişleri yapılacak olan projenin dışında kullandığını, davacı yanın daha evvelden borçlu olduğu ve ( ortaklarından gizlediği) 3. taraflara icra marifeti ile ödediği 40.000,00-TL değerinde borç senedi ve icra masrafları ... Belediyesi hak edişinden kesilerek ödendiğini, davacı yan, proje kapsamında alınan hak edişleri bu işe kullanmak yerine eski ve yeni borçlarını ödemiş, kendi ev kirası, mutfak masrafı ve diğer kişisel harcamalarında kullanmış olduğunu, ... bu projenin yapımı için dava dışı ... ve müvekkili şirketin yetkilisi ...’nca yapılan ödemeler dışında tek bir kuruş dahi sermaye koymadığını, davacı yanın, bu ödemeleri kendi şahsi harcamaları için kullandığı ortaya çıkınca ...’in şantiye için gerek kendi hesabından gerekse de müvekkili şirketin yetkilisi ...’ndan da alarak parça parça verdiği paraları, sigortalı çalışanı olan ...’e kendi talimatı ile verildiği halde inkar etmiş ve ...’i, kendisini tehdit ettiği iddiası ile; ortağım diye tanıttığı ...’i ... stablizasyonu işi kapsamında ...’nun bilgisi dahilinde( ... ve ...’ ait olan) ve ... tarafından gönderilen ve yapılan ödemeleri paraları aldı kaçtı diye ... Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet ederek kötü niyetini bir kez daha gösterdiğini, davacı yan, ortağım diye tanıttığı sigortalı çalışanı olan ...’i dahi savcılığa şikayet ederek zor durumda bırakmaktan kaçınmadığını, iddiaların aksine müvekkili şirket işin yapılması için gerekli masraflara da katılmış olduğunu, zira müvekkilin sadece kar ortağı değil aynı zamanda yapmış olduğu maliyeti ve işin bitimi ile 500.000,00-TL alacağı kararlaştırıldığını, davacı tarafça talep edilen .... İcra Müdürlüğü’nün 2016/... Esas sayılı icra dosyasının tedbiren durdurulması yönündeki talebinin reddini, huzurdaki davanın konusunun davacı tarafça ikame edilen .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/... Esas sayılı dava dosyasında da ileri sürülmesi nedeniyle işbu davanın ikame edilmesinde hukuki yarar dava şartının bulunmaması nedeniyle usulden reddini, davacı tarafça eksik olarak yatırılan harcın tamamlatılması için süre verilmesine aksi takdirde davanın usulden reddini, haksız ve mesnetsiz olarak ikame edilen işbu davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibari ile; Menfi Tespit davasıdır. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır. Dosyamıza getirtilen .... İcra Müdürlüğünün 2016/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 420.000,00 TL asıl alacak ve 7.180,27 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 427.180,27 TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi ...'dan alınan 14/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " Davacı senedin kendisine yapılan mobbing sonucu düzenlediğini yolundaki beyanının davalıya mobbing olarak isnat edilen davranışın davacının ayırt etme gücünü kaldırıp kaldırmadığı (TBK m. 27) veya TBK'de irade bozuklukları bağlığı altında tehdit niteliği taşıyıp taşımadığı belirlendikten sonra değerlendirilebileceği (TBK m. 37),, dosya kapsamında bu konuda bir bilgi bulunmadığı, davalının bu beyana karşı senedin düzenlendiği sırada orada bulunan ...'ın tanık olarak 07.10.2019 tarihli duruşma tutanağında yer alan beyanlarına dayandığı, tanık beyanları karşısında nihai takdirin Sayın Mahkemede olduğu, Konuya ilişkin olarak ayrıntılı şekilde raporda açıklama yapılan hususlar ışığında taraflar arasındaki 4.2.2016 tarihli sözleşme ile bir adi ortaklık kurulduğu, ilişkin ayrıntılı olar23.2.2016 tarihinde de davalı açısından tasfiye kuralı oluşturularak tasfiye payının miktarının belirlendiği, tasfiye payı kuralı sözleşmesi geçerli olmakla birlikte TBK m. 643 uyarınca tasfiye sonucu ortaklara verilebilecek bir miktar (tasfiye artığı) kalırsa hüküm ifade edebileceği, bu belirlemenin tasfiye sonucundaki mali inceleme ile yapılabileceği, Somut olayda, senet metninde teminat ibaresi yer almadığı, senede atıf yapılan 23.2.2016 tarihli sözleşmede ise kar ortağı firmanın maliyet ve kar payı olarak 500.000 TL olacağını ve ödemenin taraflarca düzenlenen sözleşme ekindeki 15.07.2016 vade tarihli senet karşılığı yapılacağının kararlaştırıldığı, anılan sözleşmede de senedin borç ilişkisinin teminatı olacağı açık ifadelerle belirlenmediği, 500.000 TL'nin ise ancak tasfiye sonrası bir değer kalırsa yapılabileceği, tasfiyenin yapılması ve pay konusunda yapılacak anlaşmalar geçerli olmakla birlikte TBK m. 643 anlamında bir tasfiye artığı kalırsa bu sözleşmelerin hüküm ifade edeceği, davacının anılan tasfiye payının tehlikeye düşmemesi için adi ortalıkta ortakların borçlarına ilişkin hükümler uyarınca özen ve sadakat yükümlülüğü altında olduğu, emre muharrer senedin, Sayın Mahkeme tarafından davalının tasfiye payına kavuşmasına engel olacak, payı kısmen veya tamamen azaltacak hususlar nedeniyle davalının uğrayacağı muhtemel zararların güvenceye bağlanması amacını taşıdığı sonucuna varması halinde senedin teminat senedi olduğu sonucuna varılacağı ve bu halde davacının davranışlarının tasfiye payına etkisi konusunda yapılacak mali değerlendirmeye göre sonuca gidileceği, aksi sonuca varması halinde senedin teminat niteliği taşımadığı ve kambiyo vasfını kaybetmediğinin kabul edileceği düşünülmektedir.Delillerin değerlendirilmesi ve nihai takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere (7) sayfadan ibaret görüş ve kanaatimizi Sayın Mahkemenin takdirlerine saygıyla arz ederiz." şeklinde rapor sundukları görüldü. Bilirkişi ...'dan alınan 108/06/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle:" İnşaat Mühendisliği Açısından,21.02.2016 tarihinde Sözleşme imzalanmış ve 120 gün Süre verilmiştir. Ancak, süresinde bitmeyeceğini anlayınca, ...'inmüracaatıyla 19.09.2016 tarihine kadar Süre Uzatımı verilmişitr. Buna rağmen iş bitirilmeyince, İşveren Belediye, 19.09.2016 tarihinde Noterden İhtarname çekmiş ve ... Valiliği tarafından 07.12.2016 tarihinde 1 yıl Süreli İhalelerden Men Cezası verilmiştir. Sözleşme gereğince yapılan hakedişler %62'ye bile ulaşmadan İş Feshedilmiştir. İşin ancak %62 kadarı yapılabilmiş, net 600,000,00 TL alınabilmiş, buna rağmen 500,000,00 TL Senet verilmiştir. Böyle bir alışveriş nasıl yapılabilmiştir? Büyük bir ihtimalle, başka bir nedenle bu senet verilmiştir. Mali İnceleme Açısından, Davacı tarafından dosya içerisine sunulan defter İbrazı hakkında dilekçesi ile, davacı tarafın ticari defterlerinin ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nde olduğunu bildirmiştir. ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yerinde inceleme için gidilmiş olup, ekte sunmuş olduğumuz yazı ile, 9930183198 vergi kimlik numarasında kayıtlı ...'e ait 2016 yılına ait herhangi bir ticari defterlerin kayıtlanna intikal etmediği bilgisi verilmiştir. Davalı şirketin, 2016 yıiı ticari defterlerinin açılış ve kapanış onayının yasal sürelerde yaptırıldığı, bu sebeplerle davalı 2016 yılı ticari defterlerinin HMK. m. 222 çerçevesinde davalı lehine delil teşkil edeceği kanaatine varılmıştır. Davalı taraf 2016 yılı ticari defter kayıt ve belgelerinin İncelenmesinde, davalı taraf ile davacı taraf arasında herhangi bir ticari ilişkiye ve davalı tarafından davacı taraf adına yapılan ödemelere ilişkin herhangi bir kayda rastlanmamıştır. Kök Raporda Yapılan Hukuki Değerlendirm Başlığı Altındaki Tespitlere Yönelik itirazlar Açısından, Kök raporda, Adi ortaklık sözleşmesi olarak nitelediğimiz 4.2.2016 tarihli sözleşmede ortaklar bakımından yer alan eşit paylaşım kuralının, zarara ve kara İlişkin olduğu ancak daha sonraki 23.2.2016 tarihli sözleşmenin kar paylaşım ortaklığı hesap anlaşması olarak isimlendirilmesi nedeniyle de adi ortaklığa konu işin (amacın/tek bir işten-projeden oluştuğu da gözönünde tutularak) sözleşmenin bir tasfiye kuralı getirdiği sonucuna varılmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki söz konusu kuralın bir kâr payı kuralı olarak değerledirilmesi halinde de payın sözleşmede salt 500.000,00 TL olarak kararlaştırılması davalının doğrudan kâr payı almasını sağlamayacaktır. TBK m. 623 hükmü uyarınca talep edilebilecek kâr payı, teknik bir kavram olup ortaklığın elde ettiği gelirleri değil, gelirlerden vergi ve diğer giderlerin indirilmesi ile bulunan net karı ifade eder. Dolayısıyla davalının itirazı doğrultusunda sözleşmedeki hüküm kar payı paylaşım kuralı olarak nitelense bile 23.2.2016 tarihli protokolde kararlaştırılan kural ancak adi ortaklığın var olması halinde talep edilebileceğini " şeklinde ek rapor sundukları görüldü. Bilirkişi ...'den alınan 14/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " Taraflar arasında 04.02.2016 tarihinde imzalanan '... Belediyesi .... ... Projesi İşi, İş ve Kar Paylaşımı Ortaklığı İşi' sözleşmesine göre; bahsi geçen işte tarafların maliyetleri eşit şekilde karşılayacak olup ortaya çıkan kârı eşit şekilde paylaşacağı, Sözleşmeye konu iş için düzenlenmiş olan ara hakedişler toplamının 411.879,37 TL+KDV = 486.017,66 TL olduğu, 08.12.2016 tarihli tasfiye hakkedişinde (hesap kesme hakkedişi) ise sözleşmeye göre yapılan işin kümülatif toplamının 568.656,55 TL + KDV = 671.014,73 TL olarak hesaplandığı, Bu hakediş raporunda gecikme cezası bedeli olarak 68.504,15 TL kesinti yapıldığı, Yukarıda verilen tüm bu bilgilere göre davaya konu işin gecikme cezası kesintisinden sonraki tutarının; 602.510,00 TL olduğu, Bu bedelden, mali değerlendirme kısmında belirlenmiş olan masrafların (Sözleşmeye göre masraflar, taraflar arasında yarı yarıya paylaştırılacaktır.) mahsup edilmesi sonucunda elde edilecek kâr miktarının taraflar arasında %50 - %50 oranında paylaştırılması gerektiği, Davacı tarafından ortaklığın tüm malvarlığının (aktif ve pasifi ile birlikte) belirlenmesine yönelik olarak, ortaklık hesabını gösterir bilgi veya belge sunulmadığı, kök ve ek raporda yapılan incelemeler neticesinde, ortaklığa ait herhangi bir bilgi, belge veya kayda rastlanmadığı, bu nedenle ortaklığın sona erdiği tarih itibari ile tüm malvarlığının (aktif ve pasifi ile birlikte) belirlenemediği, Davalı tarafından dosya içerisine sunulan davalı ve dava dışı ... tarafından yapıldığı iddia edilen toplam 126.947,92 TL tutarlı ödemelerin, davalı ortağın ve dava dışı ...'in yaptığı ödemelerin avans veya ortaklık için yaptığı gider ve katılım payı sayılıp sayılmayacağının Sayın Mahkeme'nin takdirinde olduğu, Sayın Mahkeme tarafından davalı ortağın ve dava dışı ...'in yaptığı ödemelerin avans veya ortaklık için yaptığı gider ve katılım payı olduğu kabul edildiği takdirde, 602.510,00 TL. hakediş tutarından 126.947,92 TL düşülmesi gerektiği," şeklinde rapor sundukları görüldü. Bilirkişi ...'den alınan 01/09/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle:"Taraflar arasında 04.02.2016 tarihinde imzalanan '... Belediyesi .... ... Projesi İşi, İş ve Kar Paylaşımı Ortaklığı İşi' sözleşmesine göre; bahsi geçen işte tarafların maliyetleri eşit şekilde karşılayacak olup ortaya çıkan kârı eşit şekilde paylaşacağı, Sözleşmeye konu iş için düzenlenmiş olan ara hakedişler toplamının 411.879,37 TL+KDV = 486.017,66 TL olduğu, 08.12.2016 tarihli tasfiye hakkedişinde (hesap kesme hakkedişi) ise sözleşmeye göre yapılan işin kümülatif toplamının 568.656,55 TL + KDV = 671.014,73 TL olarak hesaplandığı, Bu hakediş raporunda gecikme cezası bedeli olarak 68.504,15 TL kesinti yapıldığı, Yukarıda verilen tüm bu bilgilere göre davaya konu işin gecikme cezası kesintisinden sonraki tutarının; 602.510,00 TL olduğu, Bu bedelden, mali değerlendirme kısmında belirlenmiş olan masrafların (Sözleşmeye göre masraflar, taraflar arasında yarı yarıya paylaştırılacaktır.) mahsup edilmesi sonucunda elde edilecek kâr miktarının taraflar arasında %50 - %50 oranında paylaştırılması gerektiği, Davacı tarafın dosya içerisine sunmuş olduğu bilgi ve belgelerin incelenmesinde, İşyeri Ünvanı ... olan 2016/01-02-03-04-05-06-07-08-09-10-11-12, 2017/01¬02-09-10-11 dönemlerini kapsayan SGK Dönem Borç Görüntüsünde yer alan toplam 11.951,24 TL. Gecikme Zammı 8.518,16 TL. genel toplamı 20.469,40 TL. olan borca ilişkin ilgili dönemlere ait davacı tarafından SGK Hizmet dökümü, Tahakkuk fişi, bordro, borcun kaynağı personelin davaya konu iş ortaklığında çalışıp çalışmadığı, borcun iş ortaklığına ait olup olmadığını gösterir herhangi bir dayanak belge sunulmadığı, Dosyaya sunulan döküme göre, 04.02.2016 sözleşmesi tarihi ile 09.11.2016 fesh tarihi arasındaki SGK borcunun toplam 8.447,77 TL. Gecikme zammı 6.182,45 TL. olmak üzere toplam 14.630,22 TL. Olduğu, Davacı taraf üzerinde hangi firmaya ait olduğu yazılmayan bilgisayar ortamında excel olarak düzenlenmiş KDV Gerçek, G.Stopaj, Gel. Geç. V. Özl.USLSZLK.O, Yıl.Gel.V. yazılı toplam 585.942,68 TL. bedelli Vergi Borcu Dökümü sunduğu, dökümde yer alan beyanname ve beyannamelere dayanak belgelerin dosya içerisine sunulmadığı, Davacı tarafın sunmuş olduğu döküme göre, sözleşme dönemine ait vergi tanımı G.Stopaj olan Muhtasar Beyannamesine ait 9.294,71 TL. vergi aslı, 12.417,55 TL. gecikme zammı olmak üzere toplam 21.712,26 TL. vergi borcu bildirildiği, Davacı tarafından hakkediş bedellerine ilişkin düzenlemiş olduğu fatura dönemine ait KDV beyannamelerin ödeme vade tarihi olan 866,10 TL. vergi aslı, 1.164,01 TL. gecikme zammı olmak üzere toplam 2.0330,11 TL. KDV vergi borcu bildirildiği, Davacının sunmuş olduğu bilançoya göre, bilançoda yer alan gider toplamının 948.387,12 TL., Oluşan Vergi Borcu toplamının 585.942,68 TL., oluşan SGK borcu toplamının 20.469,40 TL. ve ... Şantiyesi İş Sağlığı ve iş Güvenliği İcra Yoluyla Ödeme yapılması 6.417,51 TL. olmak üzere toplam 1.561.216,71 TL. olduğu, ... Belediyesi Ödenen Hakkediş toplamının 568.656,5 TL. olduğu, Şantiye zarar miktarı 992.560,16 TL. olarak yazıldığı, Davacının sunmuş olduğu belgelere göre ve yukarıda yapılan açıklamalara göre, davacının bildirmiş olduğu gider toplamının aşağıdaki tabloda görüleceği üzere 942.241,31 TL. olduğu,¸ Davacı tarafın sunmuş olduğu bilanço dökümünde bildirmiş olduğu giderlerin iş ortaklığına ait olup olmadığı, giderlere ait dayanak belgelerin olup olmadığı, ticari defter kayıtlarında yer alıp almadığı, KDV, Muhtasar ve diğer vergi Beyannameleri ile SGK bildirgeleri ile bildirilip bildirilmediğinin tespit edilemediği, Davacı tarafından dosya içerisine sunulan yukarıda dökümü bulanan toplam 942.241,31 TL tutarlı ödemelerin, davacı tarafın verdiği avans veya ortaklık için yaptığı gider ve katılım payı sayılıp sayılmayacağı Sayın Mahkeme'nin takdirinde olduğu, Davalı tarafından dosya içerisine sunulan davalı ve dava dışı ... tarafından yapıldığı iddia edilen toplam 126.947,92 TL tutarlı ödemelerin, davalı ortağın ve dava dışı ...'in yaptığı ödemelerin avans veya ortaklık için yaptığı gider ve katılım payı sayılıp sayılmayacağının Sayın Mahkeme'nin takdirinde olduğu, Sayın Mahkeme tarafından davacının yaptığını bildirdiği 942.241,31 TL., davalı ortağın ve dava dışı ...'in yaptığı 126.947,92 TL. olmak üzere toplam 1.069.189,23 TL. ödemelerin avans veya ortaklık için yaptığı gider ve katılım payı olduğu kabul edildiği takdirde, 602.510,00 TL. hakediş tutarından 1.069.189,23 TL. düşülmesi gerektiği, " şeklinde ek rapor sundukları görüldü. Bilirkişi ... , ... ve ...'dan alınan 30/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " Taraflar arasına adi ortaklık ilişkisi kurulduğu, ortaklığın ... BELEDİYESİ .... ... PROJESİ İŞİ olduğu, Bu iş kapsamında davalının davacıya doğrudan veya borç ödemek suretiyle dolaylı olarak 126.947,92 TL ödediği, İşin maliyetine yönelik hesap verme yükümlülüğünün yerine getirilmediği, işin kesin maliyetinin hesaplanabilir olmadığı, % 40 kar marjı ile yapılabilecek bir iş olduğu kanaati ile farazi bir hesaplama sonucu maliyetin 341.193,93 TL olarak hesaplandığı, takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, İş sonucu elde edilen tüm gelirin 602.510,00 TL olduğu, vergi öncesi kar miktarının 261.316,07 TL olarak hesaplandığı, 2016 yılı vergi dilimlerine göre 83.210,62 TL gelir vergisi mahsup edildiğinde elde edilebilecek net gelirin 178.105,45 olduğu ve tarafların her birine 89.052,72 TL kar payı düşmesi gerektiği, Davacının uhdesinde kalan ve davalıya ödenmesi gereken kar payı ve avans-katılım payı yükümlülüğünün toplam 89.052,72 TL + 126.947,92 TL = 216.000,64 TL olduğu ve bu miktarın son hakkediş tarihi olan 08.12.2016 tarihinde ödenmesi gerektiği, İşin gecikmesi ve bu sebeple ödenecek tazminat sebebiyle her iki ortağın da kusurunun bulunduğu," şeklinde rapor sundukları görüldü. Yapılan yargılama, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu ile sonucunda; 04.02.2016 tarihinde Davacı ... ile ... Emlak İnşaat Turizm Gıda San. Tic. Ltd. Şti arasında “... Belediyesi .... ... Projesi İşi, İş ve Kâr Paylaşımı Ortaklığıdır" adı altında sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşmeye göre sözleşmesine göre; bahsi geçen işte tarafların maliyetleri eşit şekilde karşılayacak olup ortaya çıkan kârı eşit şekilde paylaşacağı belirlenmiştir. Taraflar arasında 23.02.2016 tarihinde “... Projesi İşi, İş Ve Kâr Paylaşım Ortaklığı Hesap Anlaşması” adı altında yeni bir protokol imzalatarak elinden 500.000,00-TL meblağlı 15.07.2016 ödeme tarihli, lehdarı davalı olan senet düzenlenmiştir. Somut olayda, senet metninde teminat ibaresi yer almamakta olup, taraflar senede atıf yapılan 23.2.2016 tarihli sözleşmede ise kar ortağı firmanın maliyet ve kar payı olarak 500.000 TL olacağını ve ödemenin taraflarca düzenlenen sözleşme ekindeki 15.07.2016 vade tarihli senet karşılığı yapılacağını kararlaştırmışlardır. Sözleşmede de senedin borç ilişkisinin teminatı olacağı açık ifadelerle belirlenmemiştir. Bununla birlikte ödemesinin yapılacağı 500.000 TL ise ancak tasfiye sonrası bir değer kalırsa yapılabilecek olmakla kesin bir bedeli ifade etmemektedir. Bu bağlamda tasfiyenin yapılması ve pay konusunda yapılacak anlaşmalar geçerli olmakla birlikte TBK m. 643 anlamında bir tasfiye artığı kalırsa bu sözleşmeler hüküm ifade edecektir. Tarafların ortak olarak yapımını üstlendikleri anlaşılan işten kaynaklanan hakedişlerin hesaplanması hususu, 11.01.2023 tarihli raporda toplam işin 920.735,64 TL + KDV (165.735,84 TL) = 1.068.490,48 TL olduğu anlaşılmaktadır. Bu raporda yapılan işin % 62 oranında tamamlandığı bildirilmiştir ve hesaplama aşağıdaki şekilde ortaya konulmuştur: ¸ Belirtilen duruma göre elde edilen net rakamın KDV hariç 500.152,40 TL olduğu, KDV miktarının 102.358,18 TL olup, toplam rakamın 602.510,58 TL olduğu anlaşılmaktadır. İşin tamamlanamaması sebebiyle kar kaybı yanında mevcut hakkedişlerden kaynaklanan alacaktan yapılan iş gecikme cezası olarak ortaya çıkan 68.504,15 TL'lik miktar dikkate alınması gerekecektir. Masraflara yönelik olarak her iki tarafça sunulan belgeler üzerinde inceleme yapılması halinde, davalı tarafından davacıya ve davacının yetkilisine gönderilen bedellerin tarafların anlaşmasına göre katılım payı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna ilişkin taraflarca ileri sürülen bilgi ve belgeler, dinlenilen tanık beyanları bir bütün halinde değerlendirildiğinde kök raporlarda ortaya konan değerlendirmeler ışığında davacı tarafından davalıya gönderilen toplam miktarın 126.947,92 TL olduğu kanaatine varılmıştır. Mahkememizce alınan son bilirkişi raporu ile, yukarıda yer alan (11/01/2023 tarihli bilirkişi raporu içeriğinde bulunan) tabloda yapılan hesaplamalar da dikkate alınarak yapılan tespit ve değerlendirmeler uyarınca; bu tür şantiye kurulumu gerçekleştirilen taahhüt işlerinde kar marjının işin bedelinin % 40 ı olduğu düşünülebileceği, bu haliyle yapılan iş miktarının 568.656,55 TL olduğu dikkate alındığında, bu miktarda nihai iş tamamlanabilmesi için gerekli harcama miktarının belirtilen miktarın % 60 ı kadar olması gerekeceği; (568.656,55 TL X % 60 = 341.193,93), bu durumda adi şirkete yönelik olarak davacı tarafından yapılan ödeme olan 126.947,92 TL yanında davacı tarafından yapılmış olması mümkün olan harcama miktarının da 341.193,93 TL - 126.947,92 TL = 214.246,01 olduğu benimsenmiş, bu görüş ve değerlendirmeler mahkememizce de yerinde görülmüştür. Böylece tarafların söz konusu iş için toplam 341,19393 TL sermaye koydukları (341.193,93 TL davacı tarafından konulan sermaye ve 126.947,92 TL davalı tarafından konulan sermaye) bunun sonucu elde edilen menfaatin ise 568.656,55 TL olduğu, KDV ile birlikte 671.017,73 TL olduğu sonucuna varılmış, buna karşın işin yarım bırakılması sebebiyle ödenen tazminatın da işin zarar kısmına eklenmesi gerekmekte olup, elde edilen menfaatten 68.504,15 TL düşmesi gerektiği kabul edilerek (yukarıdaki tabloya göre KDV dahil toplam iş 671.017,73 - ceza 68.504,15) = bunun sonucu olarak elde edilen brüt gelirin 602.510.00 TL olduğu benimsenmiştir. Elde edilmesi muhtemel net gelir de buna göre 602.510,00 TL - 341.193,93 TL = 261.316,07 olarak hesaplanmıştır. Bu miktar üzerinden gelir vergisi ödemesi yapılması gerekmekte olup, gelir vergisi oranı bilirkişi raporunda belirlenmiş ve hesap yapılmşıtır. Yapılan vergi hesabıha göre; 12.600 TL'ye kadar 12.600,00 1.890,00 30.000 TL ye kadar 17.400,00 3.480,00 69.000 TL ye kadar 39.000,00 10.530,00 69.000 TL ve üzeri 192.316,07 67.310,62 TOPLAM 261.316,07 83.210,62 NET KAR 178.105,45
Bu durumda yapılan işten dolayı elde edilen net kar 178.105,45 TL olarak ortaya çıkmış ve taraflar arasında bu miktarın % 50 oranında paylaşılması halinde davalının talep edebileceği kar payının 89.052,72 TL olduğu, bunun sonucu olarak davacının talep edebileceği kar payı olarak 89.052,72 TL ve davacının yaptığı avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve koymuş olduğu katılım payı olarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilen 126.947,92 TL toplandığında davacının tasfiye sonucunda ortaya çıkan toplam alacağının 216.000,64 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Netice olarak; mahkememizce alınan bilirkişi raporları, Bilirkişi ... , ... ve ...'dan alınan 30/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda yeniden ele alınmış ve mahkememizce hükme esas alınmaya elverişli bulunan işbu raporda da belirlendiği üzere davalının davacıya doğrudan veya borç ödemek suretiyle dolaylı olarak 126.947,92 TL ödediği, işin maliyetine yönelik hesap verme yükümlülüğünün yerine getirilmediği, işin kesin maliyetinin hesaplanabilir olmadığı, % 40 kar marjı ile yapılabilecek bir iş olduğu kanaati ile farazi bir hesaplama sonucu maliyetin 341.193,93 TL olarak hesaplandığı, iş sonucu elde edilen tüm gelirin 602.510,00 TL olduğu, vergi öncesi kar miktarının 261.316,07 TL olarak hesaplandığı, 2016 yılı vergi dilimlerine göre 83.210,62 TL gelir vergisi mahsup edildiğinde elde edilebilecek net gelirin 178.105,45 olduğu ve aralarındaki sözleşme uyarınca % 50 oranında tarafların her birine 89.052,72 TL kar payı düşmesi gerektiği, davacının uhdesinde kalan ve davalıya ödenmesi gereken kar payı ve avans-katılım payı yükümlülüğünün toplam 89.052,72 TL + 126.947,92 TL = 216.000,64 TL olduğu ve bu miktarın son hakkediş tarihi olan 08.12.2016 tarihinde ödenmesi gerektiği, işin gecikmesi ve bu sebeple ödenecek tazminat sebebiyle her iki ortağın da kusurunun bulunduğu, anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile; dava konusu olan 15.07.2016 ödeme tarihli 500.000 TL bedelli senedin dava konusu edilen 420.000,00 TL'lik kısmına ilişkin olarak, davacının davalıya (216.000,64 TL borçlu olduğu bilirkişi raporu ile belirlenmiş olmakla) 203.999,36 TL tutarında borçlu olmadığının tespitine, dava konusu senedin dava konusu edilen kısmına göre, fazlaya ilişkin 216.000,64 TL'lik talebin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmşutur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen kabulü ile; dava konusu olan 15.07.2016 ödeme tarihli 500.000 TL bedelli senedin dava konusu edilen 420.000,00 TL'lik kısmına ilişkin olarak, davacının davalıya (216.000,64 TL borçlu olduğu bilirkişi raporu ile belirlenmiş olmakla) 203.999,36 TL tutarında borçlu olmadığının tespitine, 2-Dava konusu senedin dava konusu edilen kısmına göre, fazlaya ilişkin 216.000,64 TL'lik talebin reddine, 3-Karar harcı 13.935,20 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 7.172,55 TL ve 122,62 tamamlama harcı toplam 7.295,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.640,03 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 7.172,55 TL peşin nispi harç 122,62 tamamlama harcı ve 4,60 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 7.331,17 TL'nin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 922,50 TL tebligat ve müzekkere gideri, 32.100,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 33.022,50 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları gözetilerek 16.039,45 TL'sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine, Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 06/11/2025
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır