İlk Derece Mahkemesi · Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/31 E. 2026/137 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/31
Karar No
2026/137
Karar Tarihi

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : KARAR NO :

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili 15/01/2024 tarihli dilekçesiyle; Müvekkili firmanın iştigal itibari ile Türkiye'nin her yerinde aldığı siparişler üzerine kömür satışını ve teslimini yaptığını, bu kapsamda davalı firmaya takibe konu faturalarda belirtilen mali sipariş üzerine davalı firmaya teslim ettiğini, davalı firmanın ödeme yapmaması üzerine Konya . İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası nezdinde icra takibi başlatıldığını, davalı hakkında başlatılan takibe haksız bir şekilde itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, tarafların ticaret kayıtları ve defterleri incelendiğinde müvekkilinin alacaklı olduğunun tespit edileceğini, akdi ilişkiyi kabul eden ve mesaj yoluyla borcunun varlığını inkar etmeyen ve takibe konu faturaları teslim alıp ticari defterlerin de kaydeden davalının borcunun sabit olduğunu, müvekkilinin alacağının likit hale geldiğini, bu nedenle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak yapılan itirazın iptali ile davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili 30/01/2024 tarihli cevap dilekçesiyle; davacı tarafından talep edilen ihtiyati hacze itiraz ettiklerini, davaya konu kömür ticaretinin müvekkili şirket ile davacı arasında geçtiğini ancak davacı tarafından müvekkiline çeşitli zaman dilimlerinde satılan kömürün evsafına uygun olmadığını, müvekkilinin aradaki ticari güvenin sarsılmaması için davacı şirket yetkilileri ile telefonda konuşarak durumu çözmeye çalıştığını ve kendisinin büyük bir zarara girmesine rağmen bir miktar indirim yapılması halinde aradaki ticarete binaen ödeme yapmayı kabul ettiklerini ancak davacının attığı video kayıtlarına rağmen kömürün anlaşılan kalitede olmamasına rağmen herhangi bir şekilde zarara ortak olmayı kabul etmediklerini satılan kömürlerin evsafına uygun olmadığından müvekkili tarafından uygun alıcıya kömürlerin alındığı birim fiyatına uygun olacak şekilde kar ile satılamadığını, bu nedeninin ise davacının sattığı kömürlerin 1. Bölgede satılabilir olmamasından kaynaklı olduğunu, müvekkilinin söz konusu kömürleri satmakta çok fazla zorlandığını, birçoğunun alıcıları tarafından iade edildiğini, müvekkili şirkete satılan kömürlerin davacı tarafından uygun kaloride olduğu iddia edilerek satıldığını, ancak mahkemenin tespit edeceği gibi kömürlerin ancak sanayide kullanılmaya uygun olduğunu, izah edilen 8nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan ihtiyati haczin kaldırılmasını, müvekkili aleyhine başlatılan takibin iptaline, dava konusu miktarın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Dava, "İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)" davasıdır. Delillerin toplanması bakımından Konya Ticaret Sicili Müdürlüğüne, Karayolları Genel Müdürlüğüne, Türk Akreditasyon Kurumu Genel Sekreterliğine, Türkiye Çimento Sanayicileri Birliği, Türkiye Şeker Fabrikaları A.ş Genel Müdürlüğü'ne müzekkereler yazılmış, gelen yazı cevapları incelenmek suretiyle dosyamız arasına konulmuştur. Konya . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; ... Tic. Ltd. Şti tarafından borçlu ... Tic. Ltd. Şti. aleyhine çeşitli faturalara dayalı 152.298 TL. Toplam alacağın asıl alacağa işleyecek değişen oranlarda yasal faizi, icra giderleri ve icra vekalet ücreti ile birlikte tahsiline ilişkin icra takibi başlattığı, davalı tarafın itirazı üzerine icra takibin durduğu anlaşılmıştır. Tarafların ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 18/07/2024 tarihli raporda özetle; Davacı ... San. Tic. Ltd.şti.’ nin 2022 ve 2023 yılı Ticari defterlerinin TTK.’na göre usulüne uygun olarak tutulduğu, 2022 ve 2023 yılında e-defter uygulamasına geçmiş olması sebebiyle Yevmiye Defteri ve Defter-i Kebirin noter tasdik şerhlerinin bulunmadığı, e-Defter Beratlarının Elektronik Defter Genel Tebliğinde yer alan usül ve esaslar çerçevesinde oluşturulduğu, Davacı tarafın 2022 ve 2023 yılı ticari defter kayıtlarının kendi içerisinde birbirini doğruladığı, birbiriyle uyumlu olduğu, HMK 222.md. ve 6102 sayılı TTK. 64/3 md. Gereğince mevcut haliyle davacı tarafın ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığı kanaatine varıldığı, Özellikle dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak Davacı tarafından düzenlenen ve davaya konu edilen; 16.11.2022 tarihli ... Seri nolu 99.086,00 TL tutarlı e-Arşiv Fatura, 06.12.2022 tarihli ... Seri nolu 98.642,00 TL tutarlı e-Arşiv Fatura, Davacı tarafın 2022 yılı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, e-Arşiv Faturaların açık fatura olarak düzenlendiği, Özellikle dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak davaya konu faturalara istinaden Davacı taraf ticari defterlerinde her iki taraf arasında herhangi bir iade faturası düzenlenmediği, tarafların tacir olduğu(TTK m.12) takibe konu faturaların münderecatında belirtilen mal alım/satımından kaynaklanan bir ticari ilişkiden dolayı cari hesap ilişkisinin var olduğu, Davacı tarafın 2022 ve 2023 yılı ticari defter kayıtlarının incelenmesi neticesinde özellikle dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak takibe konu edilen faturaların ödenmesine ilişkin Ticari defterlerdeki Hesap bakiyesine kısmi ödemeler yapıldığı, Davacı tarafın ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olduğunun tespit edildiği, Davacı taraf Ticari defter kayıtlarına göre; dava ve takip konusu faturalar ve cari hesap ilişkisinden kaynaklı dava takip tarihi itibariyle; Davalı tarafın Davacı tarafa 152.298,00 TL borcunun olduğu, 31.12.2023 tarihli muhasebe kapanış fişinin de bu şekilde olduğunu raporunda belirtmiştir. Mahkememizce dosya içerisinde bulunan 1 adet flash belleğin çözümü için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 29/04/2025 tarihli raporda özetle; Davalı ... 'ın ... numaralı hattan ... ismi ile kayıtlı ... numaralı davacıya ait şahısla arasındaki whatsapp sosyalmedya programından mesaj ve görüntülerinin gönderilme tarihleri: 22 Eylül 2022 tarihinde kömürün yanmasına ait 8 saniye süren kamera kaydının gönderildiği ve davalının davacıya “Bu neden olur abi” dediği,28 Kasım 2022 tarihinde davacının davalıya konum ve excel tablosunda kömürün numunesine ilişkin oranları gösteren bilgileri atığı, 13 Aralık 2022 tarihinde 1 dakika 8 saniye kömürün yıkanması, elekten geçmesi ve banttan geçiş süreci ile ilgili kamera kaydı gönderdiğinin tespit edildiğini, Davalının davacıya whatsapp üzerinden göndermiş olduğu 2 adet kamera kaydı CD ortamına aktarıldığını raporunda belirtmiştir. Davalı şirket yetkilisine 30/12/2025 tarihli duruşma esnasında usulüne uygun yemini yaptırılmış ve şirket yetkilisi beyanında:" davalı tarafa satılan ve davaya konu yapılan ... nolu faturaya ve ... nolu faturalara bağlı satışlar nedeniyle, davalı tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığına namusum şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerler üzerine yemin ederim, dedi. Ben davalı tarafa kömür satışı yaptıktan sonra, davaya konu kömürler satıldıktan 10-15 gün sonra iletişime geçildi, davalı tarafından telefon ile arandım, bana yanma ve ısınma konusunda hiçbir sorun yok dedi. Whatsapp'tan bir görüntü attı, görüntüyü kastederek kömürlerde kaynama olduğunu, kaynamanın neden olacağını sordu, bende kendisine kazan hava sirkülasyonuna bakması gerektiğini, ondan kaynaklı olduğunu, bir başka yerde denemesini, aynı sorunu yaşaması durumunda kömürü iade etmesini söyledim, ancak herhangi bir iade gerçekleşmedi, kaynama demek kömürlerin birbirine yapışması demektir, bende kazan sistemine bakmasını söyledim, bundan sonra da iki üç ay kadar bizim ticaretimiz devam etti, parayı istediğim zaman buna benzer şeyler iletti, dedi. temsilciye beyanınızda ve yemininizde ısrarlı mısınız, diye soruldu. Yeminimde ve beyanımda ısrar ediyorum," şeklinde beyanda bulunmuştur. Yine davalı vekili 17/02/2026 tarihli celsede beyanında: " Davaya konu kömürler deprem sonrasında bina altında göçük altında kaldığı için ulaşılamadı. Deprem yerinden alınan 2-3 çuval kömür başka bir yere emanet verilmiş ancak emanet verilen yerde kömürler yakıldığı için şuan hiç bir kömüre ulaşamıyoruz. Bilirkişi tarafından whatsap görüşmeleri üzerinde yapılan inceleme ile kömürlerin yanmadığı açıktır. Yemin delilini hükme esas alınmamasını, esas alınacak ise yemin beyanıyla birlikte ihbarın yapıldığı bildirildiğinden ihbarın geçerli sayılmasını talep ederiz, davanın reddini isteriz. Esasa ilişkin beyanda bulunmak için süre talep ederiz" şeklinde beyanda bulunmuştur. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları) Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir. Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.(Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı) Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems:Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı) Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı) Somut olayda; davacı tarafından satışı yapılan kömür bedelinin ödenmemesi nedeniyle, davalı hakkında Konya . İcra Dairesinin ... esas nolu dosyasında takip yapıldığı, yapılan takibe itiraz üzerine mahkememizde itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce taraflar arasındaki borç alacak ilişkisinin tespiti amacıyla tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalı tarafın ticari defterlerinin zayi olması nedeniyle, davalı tarafa ait defterler üzerinde inceleme yapılamamıştır. Davalı tarafça ayıp iddiasında bulunulması ve dosyada ayıp ihbarının süresi içerisinde yapıldığına ilişkin delil bulunmaması nedeniyle, davalı tarafın talebi üzerine, davacı tarafa usulüne uygun yemin yaptırılmıştır. Davacı şirket temsilcisinin yemin beyanı esnasında satıştan sonra, davalı tarafından arandığını söylemesi nedeniyle, mahkememizce davaya konu kömürlerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı hususunda, davaya konu kömürler üzerinde incelme yapılması gerekmiş, bu nedenle davalı tarafa kömürlerin yeri sorulmuş, davalı vekili tarafından ise kömürlerin bir kısmının deprem esnasında kaybolduğu, bir kısmının ise sonradan yakılmak suretiyle tükendiği bildirilmiştir. Davalı tarafından, davaya konu kömürlerin sunulmaması nedeniyle, ayıp iddiasının incelenmesinin imkanı ortadan kalkmıştır. Her ne kadar davalı vekilince; "Bilirkişi tarafından whatsap görüşmeleri üzerinde yapılan inceleme ile kömürlerin yanmadığı açıktır, davanın reddine karar verilsin." denilmiş ise de, kayıtlar üzerinden kömürlerin ayıplı olup olmadığının tespitinin mümkün olmaması nedeniyle ve davalı tarafın ayıp iddiasını ispat edememiş olması nedeniyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davaya konu borç para borcu olması nedeniyle, davalı tarafın icra müdürlüğünün ve mahkememizin yetkisine yaptığı itirazın reddine karar verilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ; 1-DAVANIN KABULÜ İLE; davalının Konya . İcra Dairesinin ... esas nolu dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 2- Alacağın likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağa uygulanacak %20 icra inkar tazminatı olan 30.459,60 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Karar tarihi itibariyle (ve dava değerinin 152.298 TL. olduğunun kabulü ile) alınması gereken 10.403,47 TL. nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.839,38 TL. harcın mahsubu ile kalan 8.564,09 TL. harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 1.839,38TL. Peşin harç gideri, 427,60 TL. Başvuru harcı gideri, 4.700 TL. Bilirkişi ücreti gideri ve 520 TL. Posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 7.486,98 TL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (dava değerinin 152.298 TL. olduğunun kabulü ile) davacı vekili için 45.000 TL. maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120 TL. yargılama giderinin, davalıdan alınarak HAZİNEYE gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen davacıya iadesine, Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.24/02/2026

Katip Hakim

Bu belge 5070 sayılı kanun uyarınca Elektronik İmza ile imzalanmıştır.

Atıf: Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/31, K. 2026/137, T. 24.02.2026, www.arakarar.com/karar/konya-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-31-e-2026-137-k-595bf1252467