İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/290 E. 2025/386 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/290
- Karar No
- 2025/386
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/290 Esas - 2025/386
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/290 KARAR NO : 2025/386
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 27/06/2024 KARAR TARİHİ : 06/10/2025 Yazım Tarihi: 24/10/2025
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE:Müvekkilimiz .... ve Tic. A.Ş sektörün en eski aktörlerinden biri olarak 1998 yılında online alışveriş pazarına artı değer katmak ve internet kullanıcılarının her sektördeki ihtiyaçlarını en geniş ürün yelpazesi ve en iyi hizmet kalitesiyle karşılamak için yola çıktığını ve bugün Türkiye’de 63 milyon kayıtlı üye sayısı ve aylık ortalama 300 milyon ziyaret ile online alışveriş sektöründe lider konuma ulaştığını; müvekkilnin sahibi bulunduğu .... alışveriş sitesi üzerinden e-ticaret faaliyetleri gerçekleştirmekte olduğunu ve bu kapsamda tüketicilere satıcı sıfatıyla doğrudan kendisi ürün ve hizmet satışı yaptığını, aynı zamanda aracı hizmet sağlayıcı sıfatı ile üçüncü kişi tacirlere de ürünlerini tüketicilere ulaştırmak için gerekli alt yapı ve platformu sağlamakta olduğunu, bugün itibariyle müvekkili şirketin kayıtlı aktif müşteri sayısının 11,9 milyon olduğunu, müvekkillerinin .... ve .... gibi saygın kuruluşlarca elektronik ticaret sektörüne ilişkin çok sayıda ödülün sahibi olduğunu Ayrıca; ... tarafından 2009 yılında yapılan “Online alışveriş alışkanlıkları” araştırmasına göre: En hızlı, En güvenli, En iyi kampanyaları sunan, En yüksek oranda bilinen, En çok alışveriş yapılan alışveriş sitesinin .... olduğunu, ..., teknoloji hisselerinin işlem gördüğü ...’ta halka açılan ilk Türk şirket olduğunu, müvekkili şirketin 2020 yılında satış gelirini % 145 arttırarak 6.4 milyar liraya yükselttiğini, buna ilişkin .... tarafından müvekkili şirketin halka arz sürecine dair yayınladığı .... sitesinden ulaşılabileceğini; Davalının dava konusu '....' markasının, müvekkili adına tescilli '....' , '.....' ve '....' Markaları ile Ayırt Edilemeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkiline ait markalar ile seri marka izlenimi yaratarak halk tarafından karıştıırlmaya sebebiyet verir nitelikte olduğunu; 6769 Sayılı SMK madde 6/1 (a) bendi; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmünü içerdiğini; Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilkenin, markayı parçalarına ayırmadan, ancak asli ve ayırt edici unsurları dikkate alınarak, her iki markanın, ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaya göre, “tüm faktörler” bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gereğine ilişkin olduğunu, yani; markaların görsel, işitsel ve anlamsal benzerliklerinin genel değerlendirilmesi, bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın, markaların bütünü itibariyle oluşturdukları etkiye dayanması gerektiğini, ilgili ürünün, ortalama tüketicinin zihninde yer alan marka algısı, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde belirleyici rol oynadığını ortalama tüketicinin, markayı bir bütün olarak algıladığnını ve onun çeşitli detaylarını inceleyecek kadar ileriye gitmediğini,-Davalının markasında; müvekkili şirketin sahibi olduğu ve tüketiciler tarafından artık duyulduğunda ve görüldüğünde müvekkil şirketi akla getirecek olan .... ibaresini, tıpkı müvekkili şirketin .... ibaresi ile oluşturduğu marka ailesinde kullandığı gibi “....” şeklinde birebir kullandığını ve dolayısı ile anılan marka ile müvekkil arasında bağlantı kurulması, markanın müvekkiline ait seri markalardan biri zannedilmesinin kaçınılmaz olduğunu; Ayrıca, .... sayılı “....” kararında yer alan karıştırılma ihtimali incelenirken önceden tescil edilmiş markaların geçerliliğinin sorgulanamayacağı (....) ilkesinin göz önünde bulundurulması gerektiğini buna ilaveten, aynı kararının 47. paragrafında yer alan “Bir Topluluk markasının tesciline itirazın dayanağı olan önceden tescilli ulusal markanın belirli derecede ayırt ediciliğinin bulunduğunun kabul edilmesi gereklidir.” ilkesinin de dikkate alınması gerektiğini, marka görselinde ayırt ediciliği sağlayacak düzeyde farklı bir unsur kullanılmadığını, yazı stili ve marka görselinde dümdüz büyük harf karakterleri kullanıldığnın, yalnızca R harfinin ters bir yazılmış olası da tek başına ayırt ediciliği sağlamadığını, dava konusu markayı gören bir tüketicinin iki marka arasında bağlantı olduğu zannına kapılması, karşısında iki farklı marka olduğunu anlasa dahi markaların aynı işletmeye ait olduğu veya ait oldukları işletmeler arasında idari/ekonomik bir bağ olduğunu, dava konusu markanın da müvekkil şirket veya iştiraklerinden birine ait yeni bir marka zannetmesinin kaçınılmaz olduğunu, bunların tümünün iltibas olarak değerlendirilmekte olduğunu; Müvekkili şirketi tanınmış “...” esas unsuru ile seri markalar oluşturduğunu ve söz konusu markalar müvekkil şirket ile özdeşleştiğini, yine, müvekkili şirketin ... markalarının yanında “....” kalıbı ile meydana getirip tescil ettirdiği seri markalar ile oluşturduğu bir marka ailesinin de mevcut olduğunu- Markaların uzmanlık gerektiren veya özel bir kitleye hitap eden markalar olmadığını, her eğitim, bilinç ve kültür düzeyindeki tüketicinin ayırt edilemeyecek kadar çok benzer iki markanın aynı tür ürünler üzerinde kullanılması halinde markaları karıştırma ihtimali olacağını, davalı taraf ile müvekkili şirketin piyasaya sunmuş oldukları mal ve hizmetler açısından benzer alıcı çevresine hitap ettiklerini ve bu mal/hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilir nitelikte olduğunu, her iki markanın piyasada kullanılma amacının aynı olduğu ve aynı tüketici kesime hitap ettiğinin görüldüğünü, her iki taraf ile birebir muhatap olanın ortalama tüketiciler olduğunu, bilinçli tüketiciden ziyade ortalama seviyedeki tüketici nazara alınarak markalar arasındaki iltibasa ilişkin değerlendirme yapılması gerektiğini, marka hukukunun genel ilkesinin de bu olduğunu, bu nedenle davalı tarafın, müvekkil şirketi ile menfaat çatışması söz konusu olduğunu, bilinçli tüketicinin dahi emtiaları karıştırma tehlikesi yüksekken ortalama seviyedeki tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun evleviyetle kabulü gerektiğini-Müvekkil şirketin tanınmış ... markalarının sahibi olduğunu, ve dahi .... markasının .... sayı ile davalı ... nezdinde tanınmış marka statüsü ile korunduğunu; Bugün milyonlarca insan tarafından kullanılan .... arama motoruna sadece .... ibaresi yazıldığında dahi çıkan sonuçlar arasında ilk sırada müvekkilinin ... markası ile faaliyetlerini sürdürdüğünü, .... sitesinin bulunduğunu; .... markası için yapılan reklam ve promosyon çalışmaları; yapılan yatırımlarla sunulan hizmetin sürekli olarak geliştirilmesi sonucunda halkın zihninde kaliteli ve güvenilir bir marka imajı oluşturduğunu; .... markası, online alışveriş sektöründe Tanınmış bir marka haline geldiğini, Bunun yanı sıra müvekkili şirketin “....” kalıbı ile bir marka ailesi yarattığını ve “....” kalıbı ile oluşturulmuş bir marka ile karşılaşan potansiyel müşterilerin direkt olarak müvekkil şirkete ait bu markalar ile bağlantı kurmakta ve markayı müvekkil şirket ile bağlantılandırmakta olduğunu, bu bağlamda müvekkili şirketin '...' markalarının tanınmışlığının bu tanınmış marka ve '....' kalıbı ile oluşturduğunu diğer markalara tesirinin yadsınamayacak kadar büyük olduğunu; emsal olarak, müvekkil şirketin '...' ve '....' ibareli markaları mesnet gösterilerek ... başvuru numaralı .... markasına yapmış olduğu itiraz neticesinde davalı .... tarafından 6/1 ve 6/5 maddeleri açısından itirazın kabulüne karar verildiğini; '...' markasının, müvekkilin başta tanınmış '....' ve '...' ibareli markaları olmak üzere “....” kalıbı ile yarattığı marka ailesinin tescilli olduğu sınıflar ile ilintili sınıflar için tescil edilmek istendiği dikkate alındığında, söz konusu başvurunun anılan sınıflarda yer alan ürün ve hizmetler bakımından evleviyetle reddedilmesi gerektiğinin ortada olduğunu; - Türkiye’nin taraf olduğu .... Sözleşmesi’nin 6. maddesinde ise, “Birlik ülkeleri, mevzuatı elverdiği takdirde re’sen, yoksa ilgilinin talebi üzerine, tescil ya da kullanımın söz konusu olduğu ülkenin yetkili makamları tarafından söz konusu ülkede tanındığı kabul edilen marka ile özdeş ya da benzer ürünlerin kopya, taklit ya da çevirisi olan markaların kullanımını yasaklamayı ya da reddini taahhüt ederler. Bu hüküm böyle bir tanınmış markanın kopyası ya da bununla karışıklık yaratacak taklidi markalar için de uygulanır” hükmünün yer aldığını, .... Anlaşmasında yer alan, “tanınmış markaların başka işletmeler adına farklı mal ve hizmetler için de tescilini engelleyen” maddesi ile bu korumanın genişletildiğini, bu hükümlerle de, tanınmış marka sahiplerinin, markalarının aynısı ya da benzerinin, bir başkası tarafından farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile tescilini önleyebilecekleri açıkça desteklendiğini, tanınmış bir markanın, o markanın tescili kapsamında olmayan mal ve hizmet sınıflarında kullanılmasının, tanınmış markanın toplumda edindiği itibar, güven ve kalite sembolünde haksız fayda sağlanması ve markanın ayırt edici özelliğinin zarar görmesi sonucunu doğuracağını, Tanınmışlığın belirlenmesinde önemli olan hususun, markanın kim ya da kimler tarafından, hangi mal ve emtiada kullanıldığından ziyade, markanın bu kullanım sonucu belli bir bilinirliğe ulaşıp ulaşmadığı ve belli bir işletme/şirket/şirketler topluluğu/holding ile özdeşleşip özdeşleşmediği olduğunu, bu sebeple, '...' ve '....' ibareli markaların herhangi bir emtia markası olarak düşünülmesi ve klasik mal/hizmet ilişkisi temelinde değerlendirilmesinin, markanın bugün için ulaşmış olduğu tanınmışlık değerini yadsımak olacağını, tanınmış markalara sağlanan özel koruma nedeniyle, bu tür markaların, sadece karıştırma tehlikesinin söz konusu olduğu hallerde ve özdeş veya benzer mallar için değil, aynı zamanda karıştırma tehlikesinin bulunmadığı; mal veya hizmetlerin farklı olduğu alanlarda reklam işlevinin de doğrudan doğruya marka korunması kapsamına alındığı sonucuna varıldığını; Dava konusu başvurunun, müvekkilinin tescilli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer/ aynı oluşunun, Türk Ticaret Kanunu’ nun 54. maddesinde yer alan “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” ve takip eden 55. maddesinin 5. bendinde yer alan “ Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek” fillerinin haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin hükümlerine de açıkça aykırı olduğunu; iddia ederek, dava konusu davalı ... 'nun ilgili kararın iptali ile dava konusu markanın tescilli olduğu sınıflar yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markalar arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği, dava dilekçesinde geçen ancak kurul itiraz sürecinde ileri sürülmeyen SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı ve haksız rekabet oluşturduğu yönündeki davacı taraf iddiasının yukarıda belirtilen iltibas ve tanınmışlık iddialarına ilaveten hükümsüzlük talebi açısından yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 29/04/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 27/06/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında;"...... İnceleme sonucunda, ilgili tüketicilerin başvuru ile itiraz gerekçesi markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma/ ilişkilendirilme ihtimalinin ve 6769 Sayılı SMK'nın 6(5) maddesi hükmünde belirtilen koşulların ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır. Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır..." ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
....
16/06/2025 tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE;" Dava konusu davalı şahsa ait ... numara ile tescilli ''...'' unsurlu marka ile davacı şirketin davasına mesned aldığı ''...'' esas-asıl unsurlu markalarının 6769 sayılı SMK'nın 6/1 madde ve fıkrası uyarınca benzerlik arz etmediği, karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunmadığı; Taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/5 ve 6/9 madde ve fıkraları koşullarının oluşmadığı, Dava konusu davalı ...'in 03.07.2024 tarihli ... sayılı ... kararının yerinde olduğu;" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 06/10/2025
Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır