İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/288 E. 2026/107 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/288
Karar No
2026/107
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/288 Esas KARAR NO : 2026/107 DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/04/2024 KARAR TARİHİ : 10/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin; inşaat, yapı ve konstrüksiyon ve endüstriyel askı ve destek sitemleri sektöründe hizmet vermekte olduğu; davacı şirket ile davalı arasında 25.04.2022 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin imzalandığı ve davalı tarafın davacı şirket bünyesinde "Proje Satış ve İş Geliştirme Direktörlüğü / Proje Satış Mühendisi" olarak çalışmasının kararlaştırıldığı; davalı tarafın, davacı şirket bünyesinde çalıştığı ve 28.02.2024 Tarihinde istifa ederek işten ayrıldığı, davacı şirket ile davalı taraf arasında akdedilen sözleşmenin 7. Maddesi kapsamında tarafların "Rekabet Yasağı" hükümleri konusunda anlaştığı, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında davalı işçinin çalıştığı pozisyon ve yaptığı görev itibariyle işlerin esasına nüfuz eden konumu sebebiyle iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 2 (iki) yıl süre ile benzer ve ilgili bir iş yerinde çalışmasının yasaklandığı; Ayrıca sözleşmenin 7.3 maddesi gereği olarak tarafların söz konusu yükümlülüğün ihlali halinde zarar tazmini ve cezai şart hususunda anlaştıkları, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin son bulması ile beraber davacı şirketin, daha sonradan ticari çevresinden aldığı bilgi ile davalı işçinin iş sözleşmesinin sona ermesinin üzerinden henüz 2 (iki) yıl geçmeden sözleşme ile yasaklanan yerde ve rekabet içerisinde olan --------- Şirketi'nde Satış Mühendisi olarak çalışmaya başladığını öğrendiği; ayrıca davalı tarafın söz konusu şirkette çalışmaya başladığını sosyal medya hesabı üzerinden duyurduğu, davacı şirketin yapı ve inşaat alanında üretim, alım, satım, pazarlama, işlerini, montaj, taahhüt işlerini, ithalat ve ihracatını yaptığı; davalı tarafın davacı şirketten ayrılarak çalışmaya başladığı şirketin faaliyet konusunun da davacı şirket ile aynı olduğu, ayrıca davacı şirket ile davalı tarafın yeni başladığı şirketin ortak hizmet verdiği şirketler bile bulunduğu, davalı tarafın, çalıştığı pozisyon itibarıyla iş ilişkisinde iken davacı şirkete ait ticari ve teknik bilgileri ve müşteri çevresini bildiği, ayrıca davalı tarafın, davacı şirketin ticari sırlarına vakıf olmasından kaynaklı olarak aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirkete geçerek bu sırları da tehlikeye attığı, davalının henüz davacı şirketteki çalışmasını sona erdirmeden önce, ----------Şirketi ile görüşmeler yaptığı, bu hususun dilekçe ekinde sunulan araç takip sistemi kayıtlarındaki işaretli kısımlardan görülebileceği, taraflar arasında zorunlu arabuluculuk görüşmelerinin yapıldığı ancak anlaşma sağlanamadığı, iddia ve beyanlarıyla, sözleşmede belirlenen cezai şartın davacı yanın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1000 TL'nin faiziyle beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesi, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir.

SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Türk Borçlar Kanunu 420. Maddesi gereğince, hizmet sözleşmelerine yalnızca işçi aleyhine olacak şekilde tek taraflı konulan ceza koşulu hükümlerinin geçersiz olduğu, bu nedenle davacı tarafça haksız olarak ikame edilen davanın reddine karar verilmesi gerektiği, elektronik gözetleme yapacak işverenin öncelikle, gözetleme yapmadan önce gözetlemenin yöntemi ve amacı konusunda işçinin rızasını almasının esas olduğunu, her ne kadar davacı tarafça bir takım kayıtlar dosyaya sunulmuşsa da kayıtlarda bulunan aracın davalıya teslim edildiğine, ilgili araçta bulunan araç takip sistemine dair işçinin KVKK yönünden aydınlatıldığına ve bu hususta işçinin rızasının alındığına ilişkin hiçbir evrak sunulmadığı, sözleşmedeki rekabet hükmünün, içeriği açısından da geçersiz olduğu, davacı tarafça haksız ve hukuka aykırı olarak görevsiz mahkemede ikame edilen davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir. Davalı Tanığı --------- Beyanında Özetle: Benim davacı nezdinde çalışmam yoktur, davalıyı inşaat sektöründe çalışmamdan ötürü tanırım, davalının davacı nezdinde satış temsilcisi olarak çalıştığını biliyorum. Davalı 16/02/2024 tarihinde davacı nezdindeki işinden ayrılmıştır. Davacı nezdindeki işinden ayrıldıktan sonra --------- satış temsilcisi olarak çalışmaktadır, Benim -------- da çalışmam yoktur. Davalının --------- ile iş görüşmelerinin ne zaman başladığına ilişkin bilgim yoktur. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir demiştir. Davalı Tanığı -------- Beyanında Özetle: Ben davacı şirkette 2022 Ağustos-14/04/ 2024 tarihleri arasında ihracat satış destek personeli olarak çalıştım. Taraflarla bir husumetim yada davam yoktur. Davacı ben girdiğimde çıkıyordu, davalı benden 1-2 ay önce işten çıktı, davalı en son satış mühendisi olarak çalışmaktaydı. Davacının işten ayrılış sürecine hakim değilim ancak davacı şirketten ayrıldıktan sonra dava dışı --------- çalışmaya başladı, davacı şirket ile aynı sektördedir, dava dışı şirkette de satış mühendisi olarak çalışmaktadır. Davalı, davacı şirketin gizli bilgilerine erişebilecek yetki ve konumda değildi. Bildiğim kadarıyla müşterilerin iletişim numaralarına erişebilir ancak davacı şirketin müşterilerine vermiş olduğu tekliflere erişemez. Satış mühendisi görevi gereği müşterilerle iletişime geçebilir, müşterilere teklif verebilir. Şirketin müşteri çevresini tanır. Ben -------- çalışmadım. Davalı Şubat 2024 tarihinde davacı nezdindeki işten ayrılmıştır ancak --------- ile iş görüşmelerinin ne zaman başladığını bilmiyorum. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir demiştir. Bilirkişi raporunda özetle: Rekabet yasağının taraflar arasında imzalanan sözleşmede yazılı olarak yer alması, yer ve süre bakımından sınırlarının belirlenmiş olması konusunda kanuna Uygun hareket edildiği, Davalının davacı firmadaki ünvanı (Satış Mühendisi) gereği müşteri çevresi ve satılan ürünler hakkında teknik bilgi sahibi olduğu; ancak tanık beyanlarına göre davacının şirketin gizli bilgilerine erişebilecek yetki ve konumda olmadığı, Davacının, davalının eylemlerinden dolayı önemli bir zarara uğradığını teyit edebilecek herhangi bir belgenin dava dosyasına sunulmadığı, Hukuki nitelendirme ve nihai takdir tamamen Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Sözleşmede yer alan rekabet yasağının kapsamının (konu itibarıyla) mevzuata uygun olmadığının değerlendirildiğini, Sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup; davacı ve davalının diğer sair taleplerinin Takdirinin Sayın Mahkeme'ye ait olduğunu bildirir rapor sunmuştur. Bilirkişi ek raporunda özetle: Dosya kapsamında yer alan tüm belgelerin üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Yukarıda arz ve izah olunan açıklamalar çerçevesinde, tarafımca yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; kök rapordaki değerlendirmelerimizi revize edecek nitelikte bir somut bilgi ve belge sunulmadığından; yukarıda da ayrıntılı açıklandığı üzere; Kök raporda yapılan inceleme ve değerlendirmeler; tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamındaki deliller, tanık beyanları, TBK m. 444—445 hükümleri ve yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla birlikte ele alındığında, tarafların itirazlarını karşılar nitelikte, tutarlı ve gerekçeli olup, raporun hüküm kurmaya esas alınmasını engelleyen teknik bir eksiklik bulunmadığı kanaatine varılmadığını rapor etmiştir.

İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibari ile taraflar arasında akdedilen 25.04.2022 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin 7. Maddesinde yer alan rekabet yasağı şartlarına davalının uymadığı iddiasına dayalı davalıdan cezai şart tazmini talebidir.Mahkememizce dosya nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, kök ve ek rapor alınmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davacı şirketle davalı arasında 08/11/2016 tarihli belirsiz süreli iş akdi imzalanmıştır. Bilirkişi raporunda: Rekabet yasağının taraflar arasında imzalanan sözleşmede yazılı olarak yer alması, yer ve süre bakımından sınırlarının belirlenmiş olması konusunda kanuna uygun hareket edildiği, davalının davacı firmadaki ünvanı (Satış Mühendisi) gereği müşteri çevresi ve satılan ürünler hakkında teknik bilgi sahibi olduğu ancak tanık beyanlarına göre davacının şirketin gizli bilgilerine erişebilecek yetki ve konumda olmadığı; davacının davalının eylemlerinden dolayı önemli bir zarara uğradığını teyit edebilecek herhangi bir belgenin dava dosyasına sunulmadığı, konu bakımından ise davaya konu sözleşmede “her ne sıfatla olursa olsun işveren ile doğrudan ya da dolaylı olarak rekabet etmekte olan rakip bir firmada çalışmayacağını, herhangi bir hizmet akdi bulunmaksızın bu tür firmalarla fikri, mali, ticari, teknik vb. hususlarda doğrudan ya da dolaylı rekabet ortamı yaratacak şahsi veya örgütlü çalışmalarda bulunmayacağı” şeklinde sınırlama getirilmiştir. Rekabet yasağının hangi işler için sınırlandırıldığının net biçimde belirlenmesi zorunlu olduğu ancak davacı şirket tarafından bu hususa uyulmadığı yönünde değerlendirme yapılmıştır.TBK'nın 444 vd. maddeleri uyarınca; fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmesi, davalı işçinin işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra rakip bir işyerinde çalışması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir.Rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir. Aynı Kanunun 445. maddesi de "Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir." şeklinde düzenlenmiştir.Tüm dosya kapsamı, tanık beyanları ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacı, davalının eylemi nedeniyle maddi zarara uğradığını, davalının dava dışı şirkette işe başlamasından sonra davacının hangi müşterisini kaybettiği hususunu ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın REDDİNE, Karar harcı olan 732,00 TL'nin dava açılırken peşin olarak alınan 427,60 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 304,40 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama gideri masrafının davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, Davalı tarafından yapılan 691,00 TL yargılama gideri masrafının davacı taraftan tahsili ile davalıya verilmesine, 7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irat kaydına, Gider avansından sarf edilmeyen fazla yatan miktarın karar kesinleştiğinde IBAN/hesap numarası bildirilmesi halinde buraya, aksi halde -------- ile konutta ödemeli olarak taraflara İADESİNE, Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/02/2026 10/02/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/288, K. 2026/107, T. 10.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-288-e-2026-107-k-e76beb92232e