İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/276 E. 2026/134 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/276
- Karar No
- 2026/134
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/276 Esas KARAR NO : 2026/134 DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ: 22/04/2024 KARAR TARİHİ: 12/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin müvekkili şirketten uluslararası taşıma hizmeti aldığını bunun karşılığında davalıya 3.200,00 EURO tutarında fatura keşide edilerek gönderildiğini, davalı şirketin faturaya itiraz etmeyerek kesinleştiğini, ekte sunulan taşıma evrakları incelendiğinde taşımanın gerçekleştiğinin ve davalı tarafa teslimin yapıldığının görüleceğini ve alacağın ispat edildiğini, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalı borçlunun itirazı ile takibin durduğunu beyan ederek, vaki itirazın asıl alacak tutarı olan 3.200,00Euro yönünden iptaline ve takibin devamına, davalının asıl alacak tutarı 3.200,00euro'nun %20'si oranında icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA Davalı yan kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davacı yanın dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, CMR Konvansiyonu kapsamında -----sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettirİİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu,------esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından Borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından verilen raporda özetle; " İncelenen davacı şirket ticari defter kayıtlarında takipte dayanılan faturanın yer aldığı, davacının davalıdan fatura tutarı kadar ----alacaklı olduğunun görüldüğü, Davalı tarafın sayın mahkeme tarafından belirlenen günde ticari defterlerini sunmadığı, Taraflara ait ---- formlarında davacı tarafından sunulan 2 adet faturanın beyan edildiği, Davacının ---- Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine başlattığı takipte dayandığı ------ numaralı fatura muhtevası navlun hizmetini ifa ettiğine dair taşımaya ve emtianın davalı alıcıya teslimine ait bir belgenin dosyada mevcut olmaması nedeniyle davalı borçlunun kendisi aleyhine başlatılan takibe vaki itirazının yerinde olacağı" şeklinde rapor sunulmuştur.Somut olay da Faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düşmektedir. Ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu yazılı belgeler ile ispat etmesi gerekir.Alacaklı düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim ya da ifa edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerekir. Fatura tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamaz. Domaniç'e göre de “bir akdin icra safhasına taalluk eden fatura, mutlaka mevcut ve evvelce tamamlanmış bir anlaşmaya dayalı olması gerektiğinden, bir icap bile değildir.” Kaldı ki icabı reddetmemek kabul niteliğinde de değildir----Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir ----Alacaklı faturaya konu mal ve hizmeti borçluya teslim ettiğine dair borçlunun imzasını kabul ettiği irsaliye veya teslime dair yazılı belge ile ispat edebilir. Davacının, davalı borçlu ile aralarında akdi bir ilişki olduğunu, bir başka anlatımla takibe konu faturadaki fatura konusu hizmet ifası ile ilgili ticari ilişkiyi ispat etmeden iddia ettiği alacağın tahsilini sağlaması mümkün değildir. Akdi ilişki ise, taraflar arasında düzenlenen imzası davalı tarafından kabul edilmiş bir sözleşme, faturaya konu malların borçluya teslim edildiğine dair bir irsaliye ve teslim fişi ile vb. somut yazılı belgelerle ispat edilebilir.Satışın yapılıp malın/hizmetin teslim/ifa edildiğini ve satışın veresiye yapıldığını davacının ispatlaması gerekir. Bir başka anlatımla bir alacak davasında mal veya hizmet sattığını iddia eden taraf karşı tarafın kabulünde değilse ispat külfeti öncelikle bu iddiayı öne sürendedir. İspatın konusu ise malın teslim edilmesi veya fatura muhtevası hizmetin ifasıdır. Malın teslim edildiği veya hizmetin ifa edildiği ispat edilememiş ise davalı borçlunun herhangi bir ispat külfeti altında olduğu söylenemez. Eğer alacaklı davacı malın teslimini sevk irsaliyesi veya hizmetin ifasına dair taşıma senedi gibi başkaca borçlunun imzasının içerir bir belge ile ispat ettiğinde bu kez teslim edilen fatura muhtevası mal veya hizmet bedelinin ödendiğini ispat külfeti davalı borçluya geçecektir.İtirazın iptali talebiyle ikame edilen davaların en önemli özelliği ise takiple sıkı sıkıya bağlılık prensibidir. Bir diğer ifadeyle somut olayda olduğu gibi alacaklı takipte açık hesap borcuna değil de sadece tek bir fatura borcuna dayandığında, sadece takibe dayanak olan fatura muhtevası hizmetin ifası ile ilgili hususlar değerlendirme konu olabilmektedir. Huzurdaki davaya konu davalı/borçlu tarafından itirazla duran takibin dayandığı fatura muhtevası taşıma hizmetinin, (yukarıda inceleme kısmında detaylı olarak da irdelendiği gibi) ifa edildiğini, bu taşıma hizmetinin davacı tarafından yapıldığını, taşınan eşyanın çekincesiz olarak davalı/borçluya teslim edildiğini ispat külfetini karşılayan, davalı alıcı veya onun temsilcisi tarafından tesellüme dair imzayı havi bir taşıma senedi (CMR belgesi) dosyada bulunmamaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde “Aynı zamanda davalı şirket yetkilisi ile yapılan yazışmalarda da borcu kabul etmelerine rağmen ödemeler yapılmamıştır” şeklinde beyanda bulunmasına rağmen dosya kapsamında davacının iddia ettiği davalının borcu kabul ve ikrarına dair yazışmalar mevcut değildir.Sonuç itibarıyla, yapılan bu inceleme ve değerlendirmeler soncunda incelenen davacı şirket ticari defter kayıtlarında takipte dayanılan faturanın yer aldığı, davacının davalıdan fatura tutarı kadar 3.200,00Euro alacaklı olduğu, davalı tarafından ticari defterlerini sunmadığı, taraflara ait BA/BS formlarında davacı tarafından sunulan 2 adet faturanın beyan edildiği, mali bilirkişi tarafından tespit edilse de davacının navlun hizmetini ifa ettiğine dair taşımaya ve emtianın davalı alıcıya teslimine ait bir belgenin dosyada mevcut olmaması, fatura tarihi itibariyle ba formunun düzenlenmesiyle bs formunun da davalı bildirmeden düzenlendiği anlaşılmakla davacının davasını ispat külfetini yerine getiremediği, yemin deliline de dayanmadığı. davacının ----- sayılı dosyası ile davalı aleyhine başlattığı takipte dayandığı ---- numaralı fatura muhtevası navlun hizmetini ifa ettiğine ispat edemediğinden taşıma bilirkişisinin usul ve yasaya uygun raporu da hükme esas alınarak davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şeklide hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar harcı 732,00-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.173,02-TL harcın mahsubu ile artan 441,02-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirmediğinden davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ---- bütçesinden ödenen 3.600,00 -TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/02/2026