İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/252 E. 2026/204 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/252
Karar No
2026/204
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/2 Esas KARAR NO:2026/179 DAVA: Menfi Tespit (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 02/01/2024 KARAR TARİHİ: 12/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ---- diğer müvekkil --- yetkilisi olduğunu, ---yılında müvekkili şirketin ihracat işlemlerini yapabilmek için nakte ihtiyacı olduğunu, ---- tarihinden bu yana davalı tarafın müvekkillere belli aralıklar ile nakdi yardım yapmış olduğunu ve müvekkilince icra dosyasına konu edilen dekontlardan kaynaklı alacağın davalıya yine banka kanalı ile iade edildiğini, müvekkili ile davalı arasında sözlü olarak yapılan anlaşma gereğince müvekkilinin davalının da zarara uğramaması adına --- ayında aldığı bu paraları karşı tarafa toplamda ---- olarak geri iade edileceği konusunda anlaşmış olduklarında, davalı tarafça müvekkiline verilen; ----- tarihinde ----borcuna istinaden ödeme şeklindeki açıklaması ile anlaştıkları rakam olan ----olarak yatırdığını, buna rağmen davalının icra takibi başlattığını, takibin haksız olduğunu, müvekkilinin davalıya olan borcunu --- tarihinde ---- olarak ödemiş olduğunu, o günkü kurun 1 dolar= 19,37 TL olduğunu, müvekkilinin yaklaşık 203.000-TL ödeme yaptığını, davalının 17.11.2022'den bu yana müvekkiline verdiği borç paranın karşılığını faizi ile almış olduğunu beyanla menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafında kabulünde olduğu üzere müvekkili ile davacılar arasında bir para transferi gerçekleştiğini, davacı maddi olarak zor durumda olduğunu elinde çok iyi getirisi olan işler için nakdi sermayeye ihtiyaç duyduğunu söyleyerek müvekkili de zamanla gelişen kişisel ilişkilerin verdiği güven duygusunu kullanarak müvekkilini ikna etmiş olduğunu, müvekkilinin davacının güvenilir olup olmadığını test etmek amacı ile bir kısım para verdiğini, davacı yanca bu paranın geri ödemesinin müvekkiline yapıldığını, sonraki süreçlerde de davacı yan müvekkilde yarattığı güven duygusunu kullanarak daha yüksek miktarlı işlere girmiş ve müvekkilinin de daha fazla miktarda para verdiğini, davacı yanın mahkemeyi yanıltmak amacyla sadece icra takibine konu edilen ve kendilerince müvekkile yapılan iadeye ilişkin dekontu dava dilekçesine eklemiş olduğunu, müvekkili ile davacılara ait ------ hesap dökümleri dosyaya celp edildiğinde aradaki para transferinin daha fazla olduğunun tespit edileceğini, davacı yanca müvekkile ödendiği iddia edilen --- davacıya elden verilen ----- karşılığı olduğunu, bunların dışında müvekkili tarafından davacılara banka kayıtlarının celbi ile tespit edileceği üzere ---- miktarda para gönderildiğini, başlatılan icra takibine konu miktarın taraflar arasındaki elden veya banka kanalıyla gönderilen tüm TL ve USD miktarları (USD için ödeme tarihindeki kurlar baz alınarak mahsup yapılmıştır.) karşılaştırılarak müvekkilin son kalan bakiye alacağı nazara alınarak hesaplandığını, Taraflar arasındaki son ---------- yazışmaları incelendiğinde davacı yanın borçlu olduğuna itiraz etmediğinin müvekkili sürekli oyalamaya çalıştığının hatta dalgaya aldığının ortaya çıkacağını, --- tarihli yazışmada idavacının müvekkiline --- lik borcunun yalnızca 10.500-USD'lik kısmını ödeyebildiğini açıkça söylediğini beyanla haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, tüketim ödüncü sözleşmesine dayalı menfi tespit talebine ilişkindir.Davacı,----diğer müvekkil ----yetkilisi olduğunu, ---yılında müvekkili şirketin ihracat işlemlerini yapabilmek için nakte ihtiyacı olduğunu, bu sebeple davalı ile anlaştığını ve davalı ile aralarında tüketim ödüncü sözleşmesi kurulduğunu, ---- tarihinden bu yana davalı tarafın müvekkillere belli aralıklar ile nakdi para aldığını, alınan bedellerin tamamının ödenmesine rağmen davalının icra takibine geçtiğini, takibin haksız olduğunu, dava konusu bedel yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, ------- üzerinden dosya içerisine alınıp incelenmiş, -----soruşturma sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilerek dosya arasına alınıp incelenmiş, Denizbank'dan dava konusu dekont örneği celp edilmiş, ----- tarafların ------- kayıtları celp edilmiş,---- tarafların esnaf kaydı bilgileri celp edilmiş, ---- tarafların gerçek kişi ticari işletme kaydı bilgileri celp edilmiş, --- tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.Bilirkişi tarafından düzenlenen ---- tarihli raporunda özetle, "...Taraflar arasında ödünç sözleşmesi bulunduğunun sabit olduğu, Davalının davacıya ---- aracılığı ile herhangi bir açıklama yapmaksızın ---- göndermiş olduğu, Davacının ise davalıya ---- tarihinde --- karşılığı --- göndermiş olduğu, Davacı borcunun ---olarak hesaplanabileceği, davacının menfi tespit talebinin yerinde olmadığı..." yönünde görüşlerini bildirmiştir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur ------İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.Eldeki davada, davacı tarafça dava konusu tüketim ödüncüne ilişkin bedellerin ödendiği iddia edildiğinden anılan hususların davacı tarafça yöntemince ispat edilmesi gerekmekte olup ispat yükü davacı taraftadır. Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; alınan bilrkişi raporu, celp edilen kayıtlar dikkate alındığında davalı tarafından davacıya gönderilen bedellerin toplamının 421.285,00-TL olduğu, davacı tarafça yapılan ödemelerin toplamının ise 203.490,00-TL, davacının menfi tespit talebinin yerinde olmadığı anlaşılmış, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.Her ne kadar davacı taraf bilirkişi raporundaki tespitlere ve ödemelerin tamamının yapıldığına ilişkin itirazda bulunmuş ise de; mahkememizce tarafların itirazlarının incelenmesi ve ek rapor alınması için dosya bilirkişiye tevdine ilişkin ara karar oluşturulmuşancak davacı tarafça süresi içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmamıştır. Davacı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmadığından bu defa HMK 324/2 gereği davalıya kesin süre verilmiş, davalı tarafçada kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmamıştır. Gelinen aşamada davacının iddia ettiği dekont kayıtları celp edilmiş olup dosya kapsamı itibariyle alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin yerinde olduğu, davacı tarafça süresi içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmaması sebebiyle HMK 94/3 maddesi gereği bilirkişi raporuna itiraz hakkının ortadan kalktığı değerlendirilmiş, davacı itirazlarına itibar edilmemiştir.Menfi tespit davalarında 2004 sayılı İİK 72/IV ve 72/V maddeleri uyarınca tazminata hükmedilebilmesinin ön koşulu; gerek açılmış icra takibinin durdurulması gerekse icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve bu kararın uygulanmış olmasıdır. --------) Ayrıca İİK 72/V maddesi kapsamında davacı/borçlu tarafından kötüniyet tazminatı talep edilebilmesi için davalı/alacaklı tarafından yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir. Eldeki dosya bakımından yukarıda belirtilen şartlar oluşmadığı anlaşılmakla, davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı tarafça talep edilen şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine, 3-Alınması gerekli karar harcı 732,00-TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.559,92-TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 1.827,92-TL'nin harcın karar kesinleştiğinde ve talep halide davacılara iadesine, 4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 3.200,00-TL arabuluculuk ücreti davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, 7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13. maddesindeki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, 8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ------ Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/02/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/252, K. 2026/204, T. 17.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-252-e-2026-204-k-57bb32da8681