İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/229 E. 2025/327 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/229
Karar No
2025/327
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/229 Esas KARAR NO : 2025/327

HAKİM : İbrahim Halil ŞAYAK 190325 KATİP : Funda İVGİNLİ 121344 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/03/2024 KARAR TARİHİ : 16/04/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Alacaklı müvekkili şirket adıyla İzmir... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasında, borçlu ...'ın aleyhine ticari satımdan ve cari hesaptan kaynaklanan toplamda 20 adet fatura ve ödenmeyen bakiyelere istinaden 238.832,99-TL asıl alacak nedeniyle 05/05/2023 tarihinde ilamsız icra takibine girişildiği, davalı borçlunun 17/05/2023 tarihinde takibe ve borca itiraz edildiği, davalı borçlu...ın borcun tamamına karşı yapmış olduğu bu itirazın yersiz, haksız ve kötüniyetli olup takibi sürüncemede bırakma amacıyla yapıldığını belirterek öncelikle ve ivedilikle davalı borçlunun uzun süredir takibe konu alacağı sürüncemede bırakması ve mal kaçırma tehlikesine binaen dava konusu taleplerinin teminatı olarak davalı tarafın dava konusu alacağı karşılar miktarda menkul ve gayrimenkul malları üzerine teminatsız olarak ihtiyati haciz konmasına karar verilmesini, davalının takibe haksız ve dayanaksız itirazının iptaline, takibin itiraz eden davalı borçlu yönünden, her bir faturanın düzenlenme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz (avans-reeskont faizi) ile birlikte bakiye alacakların devamına, davalı borçlunun, haksız ve kötüniyetle takibi sürüncemede bırakma amacı güden itirazı nedeniyle, yargılama sonucu hükmedilecek tutarın %20' sinden aşağı olmamak üzere İcra İnkar Tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalı cevap dilekçesinde özetle; bu davanın Ticaret Mahkemesinde değil görev yönünden Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılması gerektiğini, bu nedenle, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının yapmış olduğu takip usulüne aykırı olup, takip dosyasında dayanak tüm belgelerin yanında özel olarak da irsaliyelerin de ibraz edilmesi gerektiğini, irsaliyeler ibraz edilmediğini, takibin bu yönden eksik ve usulsüz olduğunu, belirtilen malların tarafına teslim edilmediğini, malların teslimine dair irsaliyeler kontrol edildiğinde de malların tarafınca veya diğer yetkili şahıslar tarafından teslim alındığına dair hiçbir belge bulunmadığını, diğer yandan, davacı şirketten teslim almış olduğu mal bedellerini de İzmir ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra takibine konu şekilde ödediğini, ancak, almadığı mal bedellerini ödemesinin talep edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek üzere, alacak likit olmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden ve alacağın muacceliyet tarihi itibariyle belirli bir tarihe istinat etmediğinden inkar tazminatı talebinin de reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, davanın öncelikle görev yönünden reddine, dava esas bakımından da haksız ve hukuka aykırı olmakla davanın reddine, icra inkar tazminatı talebinin reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesi ile kötü niyet nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA: Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. DELİLLER: -İzmir... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya sureti, -Torbalı ... Asliye Hukuk Mahkemesinin...esas sayılı dosya sureti -İzmir Vergi Dairesi Başkanlığının 28/03/2024, 14/06/2024 tarihli yazısı ve eki, -İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 28/03/2024 havale, 27/06/2024 tarihli yazısı ve eki, -İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasının 27/03/2024 tarihli yazısı ve eki, - DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir... İcra Dairesinin... sayılı dosyasında ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağına istinaden 238.832,99 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 10/05/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 17/05/2023 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalı ile aralarında ticari satım sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşme kapsamında davalıya inşaat malzemeleri ve araçları temin edildiği, davalının ödeme yapmaktan kaçındığı, davalı tarafından takibe yapılan itirazın haksız olduğu iddiası ile davalının takibe konu alacak yönünden itirazın iptalini talep ettiği, davalının ise mahkemenin görevine itiraz ettiği, davacı tarafından teslim edilen herhangi bir mal bulunmadığı, davacıya borcunun bulunmadığını savunduğu, taraflar arasında mahkememizin görevli olup olmadığı, ticari satım ilişkisi bulunup bulunmadığı, takibe dayanak 20 adet faturaya konu malın davalıya teslim edilip edilmediği, davacının alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise talep edilebilecek alacak miktarının ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan tacir araştırmasında davalının bilanço esasına göre defter tuttuğu ve tacir olarak ticaret siciline kayıtlı olduğu, her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir. Mahkememizce 26/06/2024 tarihli celsede taraflara dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2021-2022-2023-2024 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının hazır bulunan davacı vekiline ihtar edildiği, ayrıca hazır bulunmayan davalıya meşruhatlı davetiyenin tebliğe çıkartıldığı ve 02/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalının yasal süresinde 16/07/2024 tarihinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, ancak davacının kendisine tanınan yasal süresinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirmediği ve bilirkişi delil avansını yatırmadığı, bu sebeple mahkememizce anılan celse ara kararı doğrultusunda dosyanın bilirkişiye tevdi edilmediği belirlenmiştir. Mahkememizce 16/10/2024 tarihli celsede davacı vekilinin dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı anlaşılmakla, davacı vekiline yemin deliline başvurup başvurmayacağı, başvuracak ise yemin metnini hazırlayıp mahkememize sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine kesin süre içerisinde ara karar gereğinin yerine getirilmemesi halinde yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının ve dosya mevcuduna göre değerlendirme yapılacağına ilişkin ihtarat yapıldığı, davacı vekilinin 28/10/2024 tarihli dilekçesi ile yemin metnini sunduğu, davalı adına HMK'nun 228 maddesindeki ihtaratı içerir şekilde yemin davetiyesi çıkartıldığı, davalı tarafından 08/01/2025 tarihli celsede "... ben okur yazar değilim, işyeri benim adıma kayıtlı olmakla birlikte ticari işleri eşim yürütmektedir, kendisi yaptığı işlere ilişkin olarak bilgi verir, davacı ... Temizlik Ltd Şti'nin bana okumuş olduğunuz 20 adet faturaya konu inşaat malzemelerine ilişkin olarak benden herhangi bir alacağı yoktur, benim kendilerine herhangi bir borcum yoktur, davacı tarafından teslim yapıldığı belirtilen inşaat malzemeleri bana teslim edilmemiştir, ... isimli şahsa teslim edilmiştir, bu şahıs benim iş üstlendiğim yerde taşeron olarak çalışmakta idi ancak benim bu kişinin aldığı mallarla herhangi bir alakam yoktur, borcu kabul etmiyoruz, buna dair namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum..." şeklinde yemin ettiği belirlenmiştir. Somut olayda; Davacının 20 adet faturadan kaynaklı olarak alacaklı olduğu iddiası ile eldeki davayı ikame ettiği, mahkememizce davacı vekiline 26/06/2024 tarihli celsede dava konusu uyuşmazlık dönemine ilişkin 2021-2022-2023-2024 yılları arasındaki döneme ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davacı vekilinin kendisine verilen kesin süreden sonra 11/07/2024 tarihli dilekçesi ile ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği ve bilirkişi delil avansını yatırdığı, davacının ara karar gereğini yasal süresinde yerinde getirmemiş olması sebebi ile mahkememizce dosyanın bilirkişiye tevdi edilmediği ve taraf defterlerinin incelenmediği, davacı vekili tarafından bu yönde yapılan talebin mahkememizce 19/07/2024 tarihli ara karar ile reddedildiği, mahkememizce davacı vekiline 26/06/2024 tarihinde 6100 sayılı HMK'nın 220 vd. maddeleri uyarınca verilen ve kesin olan sürenin yeterli, emredilen işlerin, gerekli ve yapılabilir nitelik taşıdığı, ayrıca süreye uyulmamasının sonuçlarının açıkca anlatıldığı-ihtar edildiği, kesin süre içerisinde ara karar gereğinin davacı tarafından yerine getirilmemiş olmasının davalı yararına usuli kazanılmış hak doğurduğu, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmadığı, kendisine tanınan kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarını eksiksiz olarak sunmayan veya bulunduğu yeri bildirmeyen ve bilirkişi delil avansını kendisine tanınan kesin süre içerisinde yatırmayan davacının tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasını talep edemeyeceği, mevcut dosya kapsamına göre değerlendirme yapılması gerektiği, davacının ticari defter ve kayıtlar haricinde yemin deliline dayandığı, mahkememizce yemin delilinin davacıya hatırlatıldığı, davacının yemin delilini kullandığı, davalının yapılan usulüne uygun yemin daveti sonrası duruşmaya katıldığı ve yemini eda ettiği, davacıya borçlu olmadığını ve takip konusu malların kendisine teslim edilmediği ve davacıya borcunun bulunmadığını yeminli olarak beyan ettiği, davacının dava konusu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak ispata yarar başkaca herhangi bir yazılı delil de sunmadığı, dosya kapsamı itibariyle davacının alacağının varlığı ve miktarını ispat edemediği, davanın reddi gerektiği, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından kötüniyet tazminatı talep edilmiş ise de taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği ve davacının kötüniyetli hareket ettiğinin davalı tarafından ispat edilemediği anlaşılmakla davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötüniyet tazminat talebinin yasal koşulları oluşmadığından REDDİNE, 3-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.884,52 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 2.269,12 TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya İADESİNE, 4-Mahkememizce bu yargılama nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı tarafından yapılan 10,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ÖDENMESİNE, 6-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 38.213,28 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE, 8-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. maddesi uyarınca davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı.16/04/2025

Katip... Hakim... E-İMZA E-İMZA

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/229, K. 2025/327, T. 16.04.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-229-e-2025-327-k-28f6c01e5345