İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/227 E. 2026/244 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/227
- Karar No
- 2026/244
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/227 Esas KARAR NO : 2026/244
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 16/04/2024 KARAR TARİHİ : 02/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerin murisi ... 19.09.2022 günü saat 18:45 sıralarında kullandığı ... Plakalı motosiklet ile ...üzerinde normal yolunda seyir halinde iken; Davalı ..., ... Plakalı aracıyla iki şeritli olan yolun ortasından gittiği esnada, birden aracın direksiyonunu ...'in kullandığı motosikletin üzerine kırmış ve motosiklete çarparak sıkıştırmıştır. Bunun üzerine ..., motosikletin üzerinden savrularak hız tabelasına çarpmıştır. Kaza olduktan sonra saat 19:50 sıralarında olay yerine gelen Trafik Polisleri tarafından 19.09.2022 tarihli Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı düzenlenmiştir.Dava konusu trafik kazası ile ilgili olarak soruşturma başlatılmıştır. Müvekkillerin murisi ...'in vefatıyla sonuçlanan dava konusu trafik kazasına karışan...Plakalı araç; trafik kazasının meydana geldiği 19.09.2022 tarihinde, davalı ... A.Ş. tarafından düzenlenen ... Poliçe Numaralı ve 26/04/2022/26/04/2023 Başlangıç/Bitiş Tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalanmıştır. davalı ... A.Ş., dava konusu trafik kazası nedeniyle vefat eden ...'in destekten yoksun kalan mirasçıları olan Müvekkillere karşı, maddi tazminat (destekten yoksun kalma tazminatı) yönünden ve 01.07.2022 tarihinden itibaren kişi başı ölüm halinde belirlenmiş olan zorunlu teminat bedeli olan 1.000.000,00 TL teminat limiti kapsamında diğer Davalı ... ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. dava konusu trafik kazasının meydana geldiği esnada ... plaka sayılı aracın sürücüsü ve aynı zamanda maliki olan Davalı ..., dava konusu trafik kazası nedeniyle vefat eden ...'in destekten yoksun kalan mirasçıları olan Müvekkillere karşı maddi tazminat (destekten yoksun kalma tazminatı) yönünden, Davalı ... A.Ş. ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Davalı ..., manevi tazminat yönünden ise müteveffa ...'in mirasçıları olan Müvekkillere karşı menferiden sorumludur. ...'in dava konusu trafik kazasında vefat etmesiyle Müvekkiller, onun bu gelirinden/kazancından yani desteğinden yoksun kalmışlardır. Bu nedenledir ki Müvekkiller adına (yargılama safahatında belirlenecek miktarlar oranında arttırılmak üzere belirsiz alacak niteliğinde) Destekten Yoksun Kalma Tazminatı (maddi tazminat) talep etme zarureti doğduğunu, ...'in, dava konusu trafik kazasında vefatı nedeniyle Müvekkiller yönünden; destekten yoksun kalma tazminatı olarak yargılama safahatında hesaplanacak miktar üzerinden artırılmak üzere 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak bu aşamada müvekkile ... adına 1.000,00 TL, müvekkil ... adına 1.000,00 TL, müvekkil ... adına 500,00 TL, müvekkile ... adına 500,00 TL, olmak üzere toplam 3.000,00 (Üçbin) TL maddi tazminatın; davalı ... yönünden; kaza tarihi olan 19.09.2022 tarihinden, davalı ... A.Ş. yönünden; KTK m. 97 hükmü ve Genel Şartlar kapsamında oluşan temerrüt başlangıç tarihi olan 02.12.2022 tarihinden (başvurunun tebliğ tarihi 21.11.2022), itibaren işleyecek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile Müvekkillere ödenmesine, yargılama safahatında hesaplanacak miktar üzerinden artırılmak üzere 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak bu aşamada müvekkili ... adına 500,00 TL, müvekkili ... adına 500,00 TL, müvekkili ... adına 500,00 TL, müvekkiline ... adına 500,00 TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL munzam (aşkın) zararın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesine, müvekkili ... adına 2.500.000,00 TL, müvekkili ... adına 2.500.000,00 TL, müvekkili ... adına 500.000,00 TL, müvekkili ... adına 500.000,00 TL olmak üzere toplam 6.000.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte araç sürücüsü ve maliki olan davalı ...'tan tahsili ile müvekkillerine ödenmesine, yargılama neticesinde müvekkilleri lehine hükmedilecek olan destekten yoksun kalma tazminatının ve davalı Sigorta Şirketinin poliçe teminatı dışında kalan kısmı ve munzam zarar talebi ile manevi tazminatın hükümsüz kalmaması için davalı ...'ın UYAP Sistemi üzerinden mal varlığı araştırması yapılmak suretiyle adına kayıtlı taşınmaz ve araç bulunması halinde, yargılama sonuna kadar bunların 3. kişilere devrinin önlenmesi adına ihtiyati haciz zımnında ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de destekten yoksun kalma tazminatı talebi yönünden her iki davalıya müştereken ve müteselsilen, manevi tazminat talebi yönünden ise araç maliki ve sürücüsü olan davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle zaman aşımı itirazında bulunarak huzurdaki davanın anılan zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açıldığından zamanaşımı itirazları doğrultusunda davanın reddi gerektiğini, usule ilişkin itirazlarında ise zarar görenin mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gidilmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulması gerektiğini, dava öncesinde sigorta kuruluşuna başvuru zorunluluğu olduğunu, davacılar tarafından dava öncesinde müvekkili sigorta şirketine başvuru yapılmadığını bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın reddini talep ettiklerini, Esasa ilişkin cevaplarında ise müvekkilinin zorunlu mali mesuliyet sigortasından doğan sorumluluğunun araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, kanaatlerine göre dava konusu kazada müteveffa sürücünün %100 kusuru ile meydana geldiğini bu nedenle müvekkili şirketin davacının talebinden sorumluluğu bulunmadığını, davacıların istemlerini davalı sürücünün kusuru olduğu iddiasına göre belirlediklerini, davanın trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin trafik sigortacısı olup 2918 sayılı yasanın 91.maddesi delaletiyle 85.maddesi uyarınca araç işleteninin aracın neden olduğu zararlardan üçüncü kişiye karşı sorumluluğunu teminat altına aldığını, bu nedenle işleten aracın sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olacağı için trafik sigortacısı da ancak sürücünün kusur oranına göre sorumlu tutulabileceğini, dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün hiçbir kusurunun bulunmadığını, kusur oranının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden hem de karayolları genel müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep ettiklerini, dosyadaki mübrez bilgi ve belgelerin hiçbirinin tarafların kusur oranlarını tespit etmeye elverişli olmadığını, yapılacak detaylı inceleme sonucunda tarafların kusur oranlarının tespit edileceğini ve müvekkili şirketin sorumluluğu noktasında tüm gerçeklerin net bir şekilde ortaya çıkacağını, müvekkili şirketin ancak sigortalı araç sürücüsünün kusuru nispetinde ve poliçe limite kadarıyla sorumlu tutulabileceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacıların defin gideri ve taziye masraflarını da ispat etmesi gerektiğini, müteveffanın kardeşi olan davacıların müteveffa ile aralarında desteklik ilişkisi bulunmadığını, aksi durumda ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin dava konusu trafik kazası bakımından olası sorumluluğunun 01/06/2015 tarihinde yapılan değişiklik ile yeniden düzenlenen mali mesuliyet sigortası genel şartları uyarınca belirlenmesi gerektiğini, davacıların destek yaşlarını doldurmuş olduklarından tazminat istem hakları bulunmadığını bu nedenle davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber bir an için başvurunun haklı olduğu varsayılsa dahi müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, ayrıca talep edilen munzam zararın teminat dışı olduğunu müvekkili sigorta şirketin sorumluluğunun bulunmadığını beyan ederek zamanaşımı defi ve başvuru şartı yokluğu itirazları dikkate alınarak davanın reddine, kusur durumunun tespiti için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti'nden ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınmasına, tazminat oranı ve miktarının tespiti için bu hususlar tamamlandığında aktüer bilirkişiden rapor alınarak gerçek zararın tespit ettirilmesini, davacılar tarafından talep edilen haksız ve fahiş manevi tazmanıt talebinin reddine, davacıların tamamı açısından desteklik ilişkiki bulunmadığından bu yöndeki haksiz talebin reddine, müvekkili şirkete ait ZMS poliçesinde manevi tazminat klozu olmadığından haksız manevi tazminat isteminin reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili 25/03/2026 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde destekten yoksun kalma taleplerini ileride arttırmak üzere Anne ... için 1.000 TL, Baba ... için 1.000 TL, kardeş ... için 500 TL ve kardeş ... için de 500 TL nin tahakkuk ettiği tarihlerden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen talep ettiklerini, bu taleplerini dosyada hazırlanan ek bilirkişi raporu doğrultusunda hesaplanan anne ... için 2.948.063,16 TL ye, baba ... için 2.564.289,49 TL ye ve kardeş ... için 389.734,80 TL olmak üzere toplam 5.902.087,45 TL olarak artırarak davalı ... yönünden kaza tarihi olan 19/09/2022 tarihinde, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt başlangıç tarihi olan 02/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davaya kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkiline ait aracın davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalandığını bu bağlamda gerçekleşen risk poliçeyi tanzim eden davalı sigorta şirketine ait olduğunu, müvekkilinin her ne kadar tam kusurlu olduğu iddia edilse de tam kusurlu hallerinde poliçe kapsamında kaldığını diğer yandan müvekkilinin kazanan meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, kazanın müteveffa sürücünün kusuru ile meydana geldiğini, ceza dosyasında hükme esas alınan ve davacı tarafından huzurdaki davaya delil olarak sunulan raporda müvekkilinin tam kusurlu olduğu tespiti yer almış ise de dosyada bulunan bilirkişi raporu ve adli tıp kurumu raporu eksik inceleme neticesinde tanzim edilmiş olup kusur oranını belirlemeye yönelik yeterli inceleme yapılmadığını, Adli Tıp Kurumu raporunun tarafsızlık ilkesi eksik inceleme neticesinde hazırlandığını, müteveffa sürücünün somut olayda kullanmakta olduğu motoru kullanmaya yeterli ehliyeti olmadığını, aleyhe hususları kabul anlamına gelmemekle birlikte ceza dosyasında alının bilirkişi raporu içeriğinde hız tespitinin yapılmadığı, tanık beyanlarını doğrular nitelikte bulgu tespitinin yapılmadığı, motosiklet sürücüsü müteveffanın olayla bulunan motosikleti kullanmaya yeterli ehliyetinin olmadığına ilişkin tespitler yapıldığını, müteveffanın sevk ve idaresindeki motosikletin hızı tespit edilmeksizin rapor tanzim edildiğini, tanık beyanında motor hızının çok hızlı olmadığı, araç meyil verince duramadığı ve fireni kökledi, sıkıştı ve direğe vurdu beyanında bulunarak motosiklet sürücüsünün fireni köklediğini belirtmesine rağmen olay mahali üzerinde araçlara ait fren izi tespiti yapılmadığının belirtildiğini, kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden, Karayolları Genel Müdürlüğü Fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, davacıların destekten yoksun kalma, munzam zarar ve manevi tazminat taleplerinin kabulünün mümkün olmadığı gibi taleplerin ekonomik, teknik ve maddi gerçeklere de aykırı olduğundan davanın reddi gerektiğini, davacının kaza tarihinden itibaren faiz isteminin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin asli kusurlu olmayıp kusur tespitinin hatalı yapıldığını, motosiklet sürücüsünün yeterli ehliyetinin bulunup bulunmadığı, kazanan gerçekleştiği yol üzerindeki hız sınırlarına uygun hareket edip etmediğinin kusur tespiti için elzem olduğunu, kazanın gerçekleştiği an itibarı ile park yasağı bulunmasına rağmen araçların bazı yerlerde tek ve özellikle olayın olduğu yerde çift sıra halde sağ tarafa park etmesi, müteveffa motosiklet sürücüsünün yeterli ehliyetinin olmaması, tanık beyanında müvekkili aracı şeridi kapatacak şekilde olmayan bir şekilde dönüş yapması, müteveffa fren yapmasına rağmen 28 metre içerisinde değişen 30 km/sa ve 50 km/sa hız limitinin bulunduğu yolda durulamaması veya etkin fren yapılamaması birlikte değerlendirildiğinde müvekkilinin asli kusurlu olmadığının görüleceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı yanan tazminat taleplerini delil sunmak suretiyle ispat etmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Trafik Sigorta Poliçesi Trafik Sigortası Genel Şartları -Zorunlu Karayolu Taşımacılık M.S.S. Genel Şartları, Adli Tıp Kurumu Raporu, Bilirkişi raporu, sosyal ve ekonomik durum araştırması, nüfus kayıtları, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. GEREKÇE: Dava, trafik kazası haksız fiil nedenine davalı sigorta şirketine ve sürücüye karşı açılan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 49. maddesine göre (818 sayılı BK'nın 41. maddesi) “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” Bu hükme göre haksız fiile dayalı bir borcun doğabilmesi için, hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, fiili işleyenin kusuru olmalı, sonuçta bir zarar doğmalı, zarar ile işlenen fiil arasında da uygun nedensellik bağı bulunması gerekir. Araç sürücüsü haksız fiil hükümlerine göre kusuru oranında, aracın işleteni de kusursuz sorumluluk ilkelerine göre oluşan zarardan, sürücünün kusuru oranında sorumludur 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. Maddesine göre, işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Davalı sigorta şirketi kusursuz sorumlu olan işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenmiştir. Dosya kapsamından, davalı sürücü sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile ... Caddesi üzerinde seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde sol şeride doğru manevrası esnasında idaresindeki otomobilin sol yan kısımlarının sol gerisinden seyirle gelen müteveffa sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı motosikletin sağ yan kısımlarıyla çarpışması sonucunda meydana gelen olayda davacılar murisi ...' in vefat ettiği anlaşılmıştır. Haksız fiilde trafik kazasına karışan sürücülerin kusur oranının tespiti için dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında; 07.02.2023 tarihli Trafik İhtisas Dairesi raporunda özetle; "sürücü ...'ın asli kusurlu olduğu, sürücü ...'in kusursuz olduğu'' kanaati belirtilmiştir. 02.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "sürücü ...'ın asli kusurlu olduğu, sürücü ...'in kusursuz olduğu '' kanaati belirtilmiştir. 06.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "sürücü ...'ın kusursuz olduğu, sürücü ...'in asli kusurlu olduğu '' kanaati belirtilmiştir. Mahkememizce benimsenen İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 15.12.2025 tarihli raporda yapılan tespitlere göre; davalı sürücü ..., olay yerinde seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, sol şeride doğru manevra yapmadan önce yolu kontrol etmesi, aynı istikamette gerisinde sol şeridi takiben seyreden motosikletin seyir durumunu dikkate alması gerekirken bu hususlara riayet etmeden sola yönelip sol gerisinden düz istikamette seyreden motosikletin seyir şeridini kapatması sonucu gerçekleşen kazada asli kusurlu olduğu, Sürücü ..., sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyri sırasında aynı istikamette sağında seyreden ve yeterli kontrolü yapmadan sola yönelen otomobille çarpıştığı olayda atfı kabil kusuru bulunmadığı kabul edilmiştir. Alınan kusur raporlarının, olayın oluşuna ve dosya kapsamına uygun, birbirini teyit eder nitelikte olması ile davalılar destekten yoksun kalma tazminatından ve davalı ... manevi tazminattan sorumlu tutularak, aktüer bilirkişiden alınan raporu mevzuata ve yargıtay uygulamalarına uygun olmakla hükme esas alınmış ve raporda yapılan hesaplamalar gözetilerek davacı ... lehine 2.948.063,16 TL, ... lehine 2.564.289,49 TL, ... lehine 389.734,80 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...'tan kaza tarihi olan 19.09.2022 tarihinden, davalı ... A.Ş. den 02.12.2022 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılardan (davalı sigorta şirketi poliçe limiti 1.000.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine ödenmesine hükmedilmiştir. Manevi tazminat yönünden; Yargıtay uygulamalarında da kabul edildiği üzere manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Manevi tazminatda hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığını hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Davacılar vekili dava açarken davacıların manevi zararları olduğunu belirtmiştir. Hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Başka bir anlatımla, üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir. Olay tarihi, olayın oluş şekli ve gelişim biçimi, tarafların sosyal ekonomik durumu ile yukarıdaki açıklamalar nazara alınarak davacı ... lehine 1.000.000,00 TL, ... lehine 1000.000,00 TL, ... lehine 500.000,00 TL ... lehine 500.000,00 TL manevi tazminatının davalı ...'tan kaza tarihi olan 19.09.2022 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Reddedilen kısım yönünden; Davacı ... müteveffanın vefat tarihinde 24,91 yaşında olmakla yaşı itibariyle desteğe tabi olmadığından davası reddedilmiştir. Munzam zarara ilişkin talep yönünden; TBK "nun 122. maddesinde "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.'' hükmü düzenlenmiştir. Devam eden dava içerisinde munzam zararın talep edilebilir ise de, dava tarihi ve karar tarihi itibariyle davalıların asıl borcunun henüz kesinleşmediği ve asıl borcun henüz ödenmediği, temerrüdün ve buna bağlı ekonomik etkilerin halen devam ettiği, bu nedenle mevcut aşamada zarar miktarının belirlenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla munzam zarar talebinin reddine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 25/12/2024 tarih 2024/29 esas 2024/226 karar sayılı ilamı ile 6100 sayılı HMK'nun 316. Maddesinin 2 numaralı fıkrasının manevi tazminat davaları yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olduğundan eldeki davada reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davacı aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre; 1- Davacı ... lehine 2.948.063,16 TL, ... lehine 2.564.289,49 TL, ... lehine 389.734,80 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...'tan kaza tarihi olan 19.09.2022 tarihinden, davalı ... A.Ş. den 02.12.2022 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılardan (davalı sigorta şirketi poliçe limiti 1.000.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, - Davacı ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin istemin (500,00 TL ) reddine, 2- Munzam zarara ilişkin istemin reddine, 3- Davacı ... lehine 1.000.000,00 TL, ... lehine 1000.000,00 TL, ... lehine 500.000,00 TL, ... lehine 500.000,00 TL manevi tazminatının davalı ...'tan kaza tarihi olan 19.09.2022 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-Kabul edilen maddi tazminat yönünden; karar tarihine göre alınması gereken 403.210,20 TL karar harcından peşin alınan 20.155,00 TL harcın düşümü ile bakiye 383.053,48 TL karar ve ilam harcının Davalılardan (Davalı ... Anonim Şirketi 65.119,09 TL'den sorumlu olmak üzere), müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5-Kabul edilen manevi tazminat yönünden; Karar tarihine göre alınması gereken 204.930,00 TL karar harcından peşin alınan toplam 20.510,08 TL harçtan mahsubu ile bakiye 184.419,92 TL harcın davalı ...'dan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 6- Arabuluculuk ücreti olan 3.200,00 TL nin davalılardan (davalı ... Anonim Şirketi 544,000 TL'den sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 7-Kabul edilen maddi tazminat davasında davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan davacı ... için 373.709,39 TL, davacı ... için 325.078,54 TL, davacı ... için 49.379,03 TL olmak üzere toplam 748.166,96 TL (davalı ... Anonim Şirketi 127.188,38 TL'den sorumlu olmak üzere), vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile iş bu davacılara verilmesine, 8-Reddolunan maddi tazminat davasında davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince reddolunan miktar üzerinden hesaplanan 2.500 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili davalılara verilmesine, 9-Kabul edilen manevi tazminat davasında davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan davacı ... için 143.985,60 TL, davacı ... için 143.985,60 TL, davacı ... için 72.014,40 TL davacı ... için 72.014,40 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine, 10-Davacılar tarafından maddi tazminat için yatırılan 20.155,00 TL peşin harcın Davalılar'dan (Davalı Sigorta Şirketi 3.426,35-TL'den sorumlu olmak üzere), müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 11-Davacılar tarafından manevi tazminat için yatırılan 20.510,08 TL peşin harcın davalı ...'dan alınarak alınarak davacılara verilmesine, 12-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harrcı, 60,80 TL vekalet harcı, 22.000,00 TL bilirkişi ücreti, 5.000,00 TL Adli Tıp Rapor Ücreti, 919,00 TL posta giderinden ibaret toplam 28.407,40 TL yargılama giderinin yargılama giderinin kabul ve red oranları dikkate alınarak 21.242,59 TL Davalılardan (Davalı ... Anonim Şirketi 2.336,68 TL sinden sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerine bırakılmasına, 13-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının kararın kesinleşmesi ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, hazır bulunan tarafların yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/04/2026
Başkan (e-imza)
Üye (e-imza)
Üye (e-imza)
Katip (e-imza)