İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/204 E. 2026/87 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/204
- Karar No
- 2026/87
- Karar Tarihi
ESAS NO : KARAR NO :
HAKİM : KATİP :
DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. Av. DAVALI : ... VEKİLİ : Av. DAVA İHBAR OLUNAN : VEKİLİ : Av. DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; müvekkili şirketçe onarımı yapılan ürünlerin dava dışı müşterilere gönderimi için davalı kargo şirketine teslimi ve davalı kargo şirketinde çıkan yangın neticesinde ürünlerin ziya olmasından kaynaklandığını, müvekkili şirket, ziya olan ürünlerin bedellerini dava dışı müşterilerine ödedikten sonra davalı şirketten rücuen tazminat istediğini; müvekkili şirket bahsi geçen taşıma hizmeti sunma hususunda davalı şirket ile aralarında 19.06.2016 tarihli sözleşme gereğince anlaştıklarını, müvekkili şirketçe müşteriye gönderilen ürünlerin 20/08/2020 düzenleme tarihli ... seri a nolu ve 20/08/2020 düzenleme tarihli ... seri a nolu sevk irsaliyeleri ile 2 ayrı paket olarak müşteriye teslim edilmek üzere davalı şirkete verildiğini, ancak davalı şirkete teslim edilen ürünler davalı şirketin aktarım şubesinde çıkan yangın nedeniyle ziya olduğunu; 27.08.2020 tarihinde davalı şirket ile gerek mail yoluyla gerekse yazılı olarak iletişime geçilmiş lakin şirket tarafından yazışmalarda görüleceği üzere absürt isteklerde bulunulmuş ve nihayetinde 385 TL lik ödeme teklifinde bulunulduğunu, müvekkili şirket tarafından kabul edilmemesi nedeniyle herhangi bir ödeme yapılmadığını, buna istinaden müvekkili şirketin yapmış olduğu ödemenin davalı şirket tarafından rücuen ödenmesi için taraflarınca ... 7. Noterliği 11.01.2022 tarihli 00974 Yevmiye numaralı ihtar gönderildiğini, ancak davalı şirket tarafından taraflarına herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı şirket hakkında ... Genel İcra Dairesi'nin 2022/8451 Esas sayılı dosya ile ilamsız takip yoluyla icra takibi başlatıldığını, borçlu şirkete ödeme emri gönderildiğini, Borçlu davalı şirket tarafından borca itiraz edildiğini, ... Genel İcra Dairesi tarafından itiraz nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiğini, İşbu dava açılmadan önce dava şartı olan arabuluculuk başvurusu 23.02.2022 tarihinde 2022/396 Büro başvuru numarası ile yapıldığını, 2022/22666 Arabuluculuk dosya numarası ile yürütülen arabuluculuk görüşmeleri neticesinde ... Genel İcra Dairesi’nin 2022/8451 Esas Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine konu itirazın iptali konusundaki uyuşmazlık hususunda anlaşma sağlanamadığını, arabuluculuk başvurusu neticesinde anlaşma sağlanamaması sebebiyle itirazın iptali istemini içeren işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu, açıklanan ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik borçlunun icra takibinde yaptığı itirazın 200 TL lik kısmının iptalini ve takibe konu alacağımızın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davacının açtığı davanın zamanaşımına uğradığını, kargoyu teslim tarihi dikkate alındığında, davacının tüm talepleri arabuluculuğa başvuru tarihi itibari ile zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın esasına girilmeksizin, öncelikle davanın zamanaşımına uğraması nedeni ile usulden reddine karar verilmesini gerektiğini, davacının dava dilekçesinde bahsettiği yangında hasara uğramış gönderiler için açılan benzer davaların zamanaşımı nedeniyle reddolunduğunu, davacı yan, dava dilekçesi ile dava konusu gönderinin zarara uğradığını iddia eden davacı rucuen yapmış olduğunu iddia ettiği ödemelere yönelik başlatılan icra takibine ilişkin itirazlarının iptalini talep ettiğini, davacı tarafından talep edilen söz konusu gönderilere ilişkin olarak paket içeriğini kabul etmediklerini, davacı yanca bir değer deklare edilmediğini, gönderilere biçilen değere de itirazlarının mevcut olduğunu, meydana gelen hasar yönünden, taşıyıcı olan müvekkili şirketin yüklenebilecek bir tazminat sorumluluğunun olmadığını, davacı yanca TTK 875. Maddeye dayanılmış olup, devamı olan ve 875. Maddede anılan sorumluluğu sınırlayan 882.madde hükümlerinin somut olaya uygulanması gerektiğini, müvekkilinin bir sorumluluk hali var ise dahi kanun koyucu sorumluluk halini sınırladığını, müvekkilinin sorumluluğunu kabul etmemekle birlikte bir an için dahi sorumlu olduğu düşünülse dahi, bu sorumluluğun sınırlı olduğunu, taşıma bedelinin son derece cüzi bir miktar olduğunu, böyle cüzi bir bedel karşılığı, müvekkiline ciddi miktarda külfet yükleyecek bir karar verilmesi hukuk mantığı ile örtüşmediğini, talep ve değerlendirmenin buna uygun olarak yapılması ve mahsup edilmesinin gerektiğini, davanın zamanaşımı nedeni ile reddini, yangına konu kargo için davanın Gulf Sigorta AŞ' ye ihbar edilmesini, netice itibari ile yapılacak yargılama sonucunda ise davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. İhbar olunan Gulf Sigorta Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; işbu haksız ve hukuka aykırı davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini,
davacı tarafından, işbu dava ikame edilmeden önce dava konusu talep ile ilgili müvekkili şirket’e başvuruda bulunulmadığını, Müvekkili şirket’e herhangi bir başvuruda bulunulmaksızın işbu davanın ikame edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple huzurda görülen davanın öncelikle usulden reddedilmesi gerektiğini, iş bu dava müvekkili şirket’e usulüne uygun şekilde ihbar yapılmadığını, müvekkili şirket’in sorumluluğu ancak ve ancak tanzim edilen gulf sigorta 3. şahıs ve ürün sorumluluk sigorta poliçesi, 6102 sayılı türk ticaret kanunu ve üçüncü şahıslara karşı mali sorumluluk sigortası genel şartları uyarınca mümkün olabileceğini, müvekkili şirket’ten talep edilen hasarın müvekkili şirket nezdinde tanzim edilen poliçe teminat kapsamında yer almaması sebebiyle müvekkili şirket’in herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafça birtakım netice zararlarına ilişkin olmak üzere talepte bulunulmuş olmasına karşılık müvekkili şirket nezdinde tanzim edilen sigorta poliçesine kapsamına netice zararları dahil edilmediğini, bu kapsamda huzurda görülen dava ve yöneltilen dava açısından müvekkili şirket’in herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığının açık olduğunu, önemle belirtilmesi gerekmektedir ki, dava konusu talebe konu tutarların son derece fahiş tutarlar olduğunu, gerçek zararın tespit edilmesi zaruri olduğunu, bu kapsamda hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere mahkemece alanında uzman sigorta bilirkişisi tarafından hasar tespiti ve zarar miktarının belirlenmesi gerektiğini, hasarın müvekkili şirket açısından teminat kapsamına girip girmediğinin; 6102 sayılı türk ticaret kanunu, üçüncü şahıslara karşı mali mesuliyet sigortası genel şartları ile poliçe özel şart/klozları doğrultusunda tespiti açısından sigorta hukuku bilirkişisinden rapor alınması gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte olacağı düşünülse dahi, söz konusu hasarın müvekkili şirket nezdinde tanzim olunan poliçe teminat kapsamı içerisinde yer alıp almadığına ilişkin rapor tanzim ettirilmesi gerektiğini, ayrıca poliçe özel şartları uyarınca tespit edilecek makine hasar tutarı üzerinden muafiyet tenzili uygulanması gerektiğini, somut olayın poliçe teminat kapsamına girip girmediğinin tespiti açısından sigorta hukukçusu bilirkişisinden rapor alınmasını, Müvekkili şirket aleyhine hesaplama yapılacak olması halinde ise dosyanın uzman bilirkişi heyeti’ne tevdi edilmesini,
uzman bilirkişi heyeti’nce poliçe sigorta bedelleri/teminat limitleri, poliçe genel ve özel şartları, teminat kapsamı, çifte/eksik/aşkın sigorta hükümleri, müşterek sigorta, eskime tenzili, muafiyet tenzili, sovtaj tenzili gibi durumların gözetilmesini,
davanın açılmasına sebep olunmadığından aleyhe faiz, vekalet ücreti, yargılama gideri ve sair hiçbir gidere hükmedilmemesini talep etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklı taşınan eşyanın ziyaı nedeniyle uğranılan maddi zararların tahsili için davacı taşıtanın davalı taşıyıcı aleyhine başlatmış olduğu icra takibinde vaki itiraz nedeniyle itirazın iptali ile takibin devamına ilişkindir. Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan iş bu davanın 23/10/2025 tarihli duruşmasına tarafların gelmediği anlaşıldığından takip edilmeyen dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olup üç aylık yasal süre içinde dosyanın yenilenmediği anlaşıldığından HMK'nun 150/5. Maddesi uyarınca davanın 26/01/2026 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına ve HMK'nın 331/3 maddesi gereğince yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Ayrıntılı gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Taraflarca takip edilmemesi nedeniyle işlemden kaldırılmasına karar verilen ve yasal süre içinde yenilenmeyen davanın 26/01/2026 tarihi itibariyle HMK.nın 150. maddesi gereğince AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcının, 80,70-TL peşin harç ve 350,88-TL ıslah harcından mahsubu ile artan 300,42-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, lehine vekâlet ücreti taktirine yer olmadığına, 4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. uyarınca taktir olunan 20.682,57-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.26/01/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır