İlk Derece Mahkemesi · Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/183 E. 2025/551 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/183
Karar No
2025/551
Karar Tarihi

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA" T.C. GEREKÇELİ KARAR KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : KARAR NO :

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... VEKİLİ : DAVALILAR : 1- 2-... - 3-... - VEKİLİ : Av. ... - DAVA : İTİRAZIN İPTALİ DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; müvekkili şirketin davalı şirketin filo motorlu araç satış işlerini yaptığını, bu nedenle şirket adına araç alımı için şirkete çok miktarda para aktarımı yaptığını, ödenen tutarlara karşın, bu zamana kadar müvekkili şirkete sadece bir tane aracın trafik kaydının verildiğini, ardından şirket müdürü ...'ın ortadan kaybolduğunu, ödenen tutarlara karşılık verilmesi gereken diğer araç teslimlerinin yapılmadığını, müvekkili şirketin mağdur edildiğini, müvekkili şirketin mevcut alacağı için Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya tahtında şirket ve şirket müdürü olmaları nedeniyle sorumlulukları gereği diğer davalılar ... ve ... hakkında da icra takibi başlatıldığını, borçlular tarafından yapılan itiraz sonucu takibin durduğunu, müvekkilinin davalı şirket ve şirket müdürü sıfatıyla sorumluluğu bulunan şahıslardan olan alacağına yönelik ilgililerin icra dosyasına yaptıkları itirazın iptali için işbu davanın açıldığını, müvekkilinin nakit ve muhtelif tarihlerde kredi kartı çekmek suretiyle davalı şirkete toplam 5.718.000,00 TL para ödediğini, müvekkilinin ödediği paralardan düşülmek üzere davalı şirketten 1.392.000,00 TL bedelli aracı devraldığını, bu bedelin düşülmesi ile müvekkilinin davalılardan toplam 4.326.000,00 TL alacağının bulunduğunu, tüm bu nedenlerle davalıların Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyaya yaptıkları itirazın iptali ile davalıların kötü niyetli olması nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesiyle özetle; öncelikle HMK kapsamında açılan davaya ilişkin sunulan dilekçenin usule uygun olmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, aynı zamanda açılan davanın yanlış mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, limited şirketlerde şirket yetkililerinin sorumluluklarının ancak şirketin mal varlığı ile sınırlı olduğunu, yetkililerin bizatihi kendilerine ait mal varlıkları ile sorumluluklarının bulunmadığını, bu nedenle davanın Gökhan ve Hatice yönünden doğrudan reddinin gerektiğini, davacının iddiasının aksine müvekkili davalı şirketin davacı ve davacı firma yetkilisi Tarık Altındağ'dan alacaklı olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirttiği ödemeler de müvekkiline yapılan borç ödemeleri olduğunu, müvekkilinin davacıya çeşitli arabalar ve paralar ile nakte çevrilebilen değerler verdiğini, ancak alacağını bugüne kadar alamadığını, müvekkilinin ekonomik durumunun kötüye gitmesini fırsat bilerek borçtan kurtulmak amacı ile işbu davanın açıldığını, müvekkilinin tehdit ve hile kaptırdığı mal varlıklarının soruşturmasının Konya CBS'nin 2023/88040 sayılı soruşturma dosyası ile yürütülmeye devam edildiğini, tespit edilebildiği kadarıyla müvekkilinin davacıya banka üzerinden toplamda 17.966.000,00 TL gönderdiğini, noterler birliğinden ve trafik tescil müdürlüğünden aynı kişilere yapılan araç satış sözleşmelerinin istenilmesi halinde davacının davasının haksız olduğunun ortaya çıkacağını, ayrıca icra takibine kadar herhangi bir ihtar ve bildirimde bulunulmadığından temerrüt koşullarının da doğmadığından bahisle davacıların davasının öncelikle usulden mahkeme aksi kanaatte olursa esastan reddine, davacının kötü niyetli olarak başlattığı icra takibi ve ikame ettiği dava nedeniyle kötü niyet tazminatı ile yargılama gideri ve vekalet ücretine mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir. Davaya konu Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takibinin 4.326.000,00 TL asıl alacak ve 232.422,08 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.558.422,08 TL üzerinden başlatıldığı, takip dayanağının araç alımı için kredi kartından çekilerek ödenen tutarın iadesi olarak açıklandığı, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için de eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları) Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir. Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı) Taraflar arasındaki ihtilaf; davacı tarafça yapılan ödemelerin avans ödemesi olup olmadığı, avans ödemesi ise karşılığında mal teslimi yapılıp yapılmadığı, yapılan ödemelerin davacıya iadesinin gerekip gerekmediği, gerekirse davalı gerçek kişilerin davalı şirket ile birlikte bu iadeden sorumlu olup olmadıkları, takip tarihi itibariyle takip alacaklısının alacaklı olup olmadığı ile varsa alacak tutarının ne kadar olduğu hususlarından ibarettir. Kural olarak ödemenin borcun tasfiyesi için yapıldığının kabul edilmesi gerektiğinden, ilk aşamada ispat yükü davacı üzerinde olup, yapılan ödemelerin avans niteliğinde olduğunun davacı tarafça ispatlanması gerekir. Ödemelerin avans ödemesi olduğunun ispat edilmesi halinde ise ispat yükü yer değiştirecek ve davalının avans ödemelerine istinaden davacıya mal teslimi ya da bedel iadesi yaptığını ispatlaması gerekecektir. 6100 sayılı HMK'nın 222/2. maddesine göre; Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesine göre; İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen 04/02/2025 tarihli bilirkişi raporu ile, taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı şirketin kredi kartından 2023 yılı içinde 5.718.000,00 TL tutarında çekim yapıldığı, diğer ifadeyle bu tutarda davalı şirkete ödeme yapıldığı, defter kayıtlarında bu ödemelere ilişkin bir kaydın bulunmadığı, davacı defterlerine göre alacak borç durumunun mevcut olmadığı, davalı defterlerine göre ise davacının 1.392.000,00 TL tutarında borçlu olduğu tespit edilmiştir. Davaya konu uyuşmazlık hakkında yürütülen soruşturma neticesinde Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... S sayılı dosyasında takipsizlik kararı verildiği, Konya . Sulh Ceza Hakimliği'nin 13/02/2025 tarihli ... D. İş sayılı dosyasından da takipsizlik kararına yapılan itirazın reddine karar verildiği ve takipsizlik kararının bu şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı yapılan ödemelerin avans ödemesi olduğunu yazılı delillerle ispatlayamadığından yemin delili hatırlatılmış, davacının yemin teklifi uyarınca duruşmaya katılan davalı şirket temsilcisi ... yapılan ödemenin avans ödemesi olmadığına ve davacı şirkete 4.326.000,00 TL tutarında borçlu olmadıklarına yemin etmiştir. Bu kapsamda davacı alacaklı olduğu iddiasını usulünce ispatlayamadığından, yine şirketin sorumlu olmadığı bir alacak iddiasından şirket temsilcilerinin temsilci sıfatıyla sorumlu olmaları mümkün olmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Tarafların feri nitelikteki tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede ise takibe itirazın haksız olduğu ispatlanamadığından davacının tazminat istemi reddedilmiştir. Davacının alacaklı olduğu iddiasını ispatlayamaması tek başına takibin kötü niyetli olduğunu göstermeyeceğinden, davalı tarafça kötü niyet iddiası da usulünce ispatlanamadığından davalıların tazminat istemlerinin de reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ; 1-DAVANIN REDDİNE, 2-Tarafların tazminat istemlerinin ayrı ayrı reddine, 3-Peşin alınan 77.846,46 TL harçtan, karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL. harcın mahsubu ile bakiye 77.231,06 TL. fazla harcın istek halinde davacıya İADESİNE, 4-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 2.400,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 503.921,10 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara (eşit oranda) verilmesine, 6-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair ; davacı vekili ile davalılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.25/06/2025

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/183, K. 2025/551, T. 25.06.2025, www.arakarar.com/karar/konya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-183-e-2025-551-k-48eb42e45805