İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/175 E. 2025/810 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/175
- Karar No
- 2025/810
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO:2024/175 Esas KARAR NO:2025/810
DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:15/03/2024 KARAR TARİHİ:18/11/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ait ... plakalı araç; müvekkil şirket çalışanı ... tarafından 12.12.2023 tarihinde rutin bakımı yapılmak üzere davalı şirketin ... adresine teslim edildiğini, müvekkili şirkete ait aracın davalıya tesliminden sonra araç, sol ön kapı ve sol ön çamurluk kısımlarından hasar aldığını, bu husus davalı şirket tarafından kabul ve ikrar edilerek müvekkili şirket çalışanı ...'e bilgi verildiğini, davalı şirketçe sorumluluğu kabul edilen hasarın giderilmesi adına 13.12.2023 tarihi itibariyle çalışmalara başlanmış ve müvekkili şirket çalışanı ...'e geçici araç tahsis edildiğini, söz konusu hasar, aracın davalı şirkete tesliminden sonra meydana geldiği halde; bu durumun üzerinin örtülmesi amacıyla gerçeğe aykırı tutanak düzenlenmesi için müvekkili üzerine baskı kurulmaya çalışıldığını ve işbu tutum müvekkili tarafından reddedildiğini, davalı tarafça yapılan işlemler neticesinde araç 12.01.2024 tarihinde müvekkiline teslim edilebildiğini, ancak geçen 1 aylık süre zarfında hem müvekkilinin mağdur edildiğini hem de aracın hasarları gereği gibi giderilmediğini, HMK'nın 107.maddesi uyarınca fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkiline ait araçta meydana gelen değer kaybı tazmini için şimdilik 10.000 TL reel değer kayıp bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesi ile talep edilen alacakların zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davayı kabul mahiyeti taşımamakla birlikte davacının dava öncesi beyanlarında müvekkili şirketten 160.000 TL ödeme yapılması talep edildiğini, dava dilekçesinde belirtildiği üzere davacı, davayı belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğini, davaya konu ve davacıya ait araç 12.12.2023 tarihinde bakım işlemlerinin görülmesi adına müvekkili şirket servisine getirildiğini, bakımının yapılmasının ardından müşteriye henüz teslim edilmemiş iken, servisin hemen ilerisinde bulunan karşı şirket ... ... ... Firması çalışanlarından ...'ın kullandığı ... plakalı araç; davacının aracının sol ön kapı ve çamurluğuna sürterek zarar verdiğini, yaşanan olay sonrası bu husus müşteri davacıya bildirilmiş ve ... ... Firması ile kaza raporu düzenlenerek aracın onarımının servislerinde yapılabileceği, karşı taraftan değer kaybı talebinde bulunulabileceği bilgisi verildikten sonra yaşanan hadisenin bu şekilde çözülmesine ilişkin anlaşmaya varıldığını, kaza tespit tutanağında da görüleceği üzere karşı firma şoförü olaydaki kusurunu açıkça kabul ve beyan ettiğini, bir süre sonra davacı müşteri konuşulan ve anlaşmaya varılan çözüm yönteminden vazgeçtiğini bildirerek aracın uğramış olduğunu iddia ettiği değer kaybı miktarını müvekkili şirketten talep ettiğini, müvekkili şirket kusurunun bulunmadığını tekrar ederek müşteri memnuniyetini sağlamak adına halihazırda beraber çalıştığı ve güvenilirliği mevcut değer kaybı firması ile görüşme sağlamış ancak davacı ısrarla kendi belirlediği ücreti müvekkili şirketten talep ettiğini ve aracının hasarının müvekkili şirket mali mesuliyet sigortasından yararlanılarak yaptırılmasını istediğini, müvekkili şirketin araçta meydana gelen zarara ilişkin herhangi bir kusuru bulunmadığını, davanın usul yönünden reddini, davanın müvekkili şirket lehine husumet yokluğu yönünden reddini, davanın zamanaşımı ve esastan reddini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacının aracında meydana gelen değer kaybı bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı şirkete ait ... plakalı, ... şasi numaralı, ... modelli araç; 12.12.2023 tarihinde rutin bakımı yapılmak üzere davalı şirketin servisine teslim edildikten sonra uğramış olduğu hasardan kaynaklı olarak HMK'nın 107.maddesi uyarınca şimdilik 10.000,00 TL reel değer kaybı bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Yargılama esnasında celp edilen evraklar, dinlenen tanık beyanları, tüm dosya kapsamı itibari ile rapor tanzimi için dosyanın 1 trafik kazaları alanında uzman makine mühendisi bilirkişisine tevdine karar verilmiş olup bilirkişi tarafından mahkememize ibraz edilen raporda özetle; 12.12.2023 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobili ile Servis alanından çıkış yaptığı esnada park halindeki ... plaka sayılı otomobilin sol ön kapı ve sol ön çamurluk bölgelerine çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ...'ın olayda %100 (yüzde yüz) oranında tam kusurlu olduğu, ... plaka sayılı park halindeki otomobil sürücüsü olayda kusursuz olduğu, ... plaka sayılı otomobil değer kaybının 30.000,00 TL olduğu, Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Yerleşik içtihatlar uyarınca değer kaybı; aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır. Bu kapsamda somut olay bakımından alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu kanaatine varılmış olup rapora karşı sunulan itirazların reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili tarafından ibraz edilmiş olan 09/07/2025 tarihli bedel arttırım dilekçesinde 30.000,00-TL'lik değer kaybının kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş olduğu görülmüştür. Her ne kadar davalı vekili tarafından zamanaşımı definde bulunulmuş ise de somut uyuşmazlıkta dava belirsiz alacak davası olarak açılmış olup, dava açılmakla talep edilen alacağın tamamı bakımından zamanaşımı kesilmiştir. TBK'nın 72. Maddesinin "(1) Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır." şeklindeki düzenlemesi ve anılan diğer düzenlemeler birlikte incelendiğinde somut olay bakımından meydana gelen kaza tarihi olan 12.12.2023 tarihi ile dava tarihi olan 15/03/2024 tarihi arasında geçen süre ile dava tarihi ile talep artırım tarihi arasında geçen sürede zamanaşımına uğrayan alacak bulunmamaktadır. Bu sebeple zamanaşımı definin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Adam çalıştıranın sorumluluğu, kusursuz sorumluluk türlerinden özen sorumluluğudur. Kanun koyucu TBK m.66'da adam çalıştırana genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü yüklemiştir. Sorumluluğun kaynağı, adam çalıştıranın özen yükümlülüğünü yani çalışanlar üzerindeki denetim ve gözetim ödevini yerine getirmemesine, kanun tarafından kendisine yükletilen bu tür objektif bir ödevi ihlal etmesine dayanmaktadır... Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu değildir. Zira burada adam çalıştıranın sorumluluğu, kendisinin veya emrinde çalıştırdığı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Gerçekten sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir (Fikret Eren, Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt II, s. 1479, 1480). Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmadığı için sorumluluk, kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlâliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir (Eren, s. 644). 6098 sayılı TBK’nın 66. maddesinde ayrıca adam çalıştırana sorumluluğu kaldıracak nitelikte bir kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanınmıştır. Buradaki kurtuluş kanıtı, niteliği itibariyle bir kusursuzluk kanıtı olmayıp, sorumluluktan kurtulma kanıtıdır. Bu nedenle, adam çalıştıran; zararın meydana gelmemesi için somut durumun gerektirdiği her türlü objektif dikkat ve özeni göstermiş olduğunu ispat ederse, sorumluluktan kurtulacaktır. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi2021/6129 Esas. 2022/6112 Karar, 27.12.2022 tarihli ilam) Yargılama esnasında dinlenen davalı tanığı ...'ın "Ben ... otomotiv firmasında otopark görevlisi olarak 20 yıldır çalışıyorum, davacı taraf ... Otomotivin müşterisi olup olay günü bakım için servise gelmiştir, aracı alıp otoparka çektik daha doğrusu diğer arkadaşlar çekti, birkaç saat sonra yeniden muayeneye giderecekti sırasını bekliyordu bu esnada ... firmasına ait araç davacıya ait araca çarptı, davacıya ait araç park halindeydi. Bahsettiğim ve olayın meydana geldiği otopark alanı kazaya sebebiyet veren ... Otomotiv ile davalı şirketin binasının olduğu arada olmuştur, bu otopark alanı bekleme amacıyla araçların çekildiği bir araçtır, bariyerli güvenlikli bir otopark değildir, bu şekilde ayrı bir otoparkımız vardır. Ancak olayın meydana geldiği yer bekleme alanı olarak bahsettiğimiz yerdir, çok sık ... ile aynı olay yaşanmaktadır, aradaki alanı her iki firmada kullanmaktadır." şeklindeki beyanı, diğer davalı tanığı ...'in "Ben ... Otomotiv firmasının servis danışmanıyım, 2 yıldır çalışıyorum. Davacıya ait araç ilk rutin bakım için davalı firmaya servise getirilmişti, hatırladığım kadarıyla bakıma girmemişti, şirketin önünde otopark alanı olarak tabir edilemeyecek ancak gelen araçların kabul ve beklemelerinin yapıldığı bir alan vardı bu alanda olay meydana gelmiş söz konusu alanın bir bariyeri kapalı korunaklı bir alanı yoktur, davacıya ait araç yola bakan kısımdaydı ... firması ile aramızda bir sokak vardır sokağın bir tarafında onlar diğer tarafında bizim firma vardı." şeklindeki beyanları ve olay kapsamında sunulan tüm beyanlar uyarınca davacıya ait aracın tamir amacıyla davalının yetkili servisine bırakıldığı, yetkili servisin davacıya ait aracı tamir öncesi kendilerine ait olmayan, gerekli özen ve korumanın yapılmadığı bir alana park ettiği, bu park esnasında dava dışı ... firmasına ait aracın gelip davacının aracına hasar vermesi sebebiyle davacının aracında oluşan değer kaybından davalının meydana gelen zararda gerekli dikkat ve özeni göstermemiş olması sebebiyle sorumlu olduğu, nitekim tanık beyanları uyarınca davalı firmanın benzer şekilde birden fazla olay yaşamış olduğu anlaşılmasına rağmen halen araçları korunaklı alanda tutmadığı anlaşılmakla davacının aracında oluşan 30.000,00 TL değer kaybı bedelinin davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının davasının KABULÜ ile; 12.12.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı olarak 30.000-TL'lik değer kaybı bedelinin kaza tarihi olan 12.12.2023 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Alınması gerekli olan 2.049,30-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 427,60-TL ile tamamlama harcı olarak alınan 345,00-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.276,70-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 1.261,00-TL (başvurma, vekalet harcı, peşin harç ile tamamlama harcı) davetiye, posta gideri: 1.151,50-TL, bilirkişi ücreti: 4.000,00-TL olmak üzere toplam: 6.412,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/11/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır