İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/161 E. 2025/865 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/161
Karar No
2025/865
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/161 Esas KARAR NO:2025/865 Karar

DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ:11/03/2024 KARAR TARİHİ:14/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVACI İDDİASI VE TALEP: Davacı şirketin bir takım tekstil ürünlerini yurt dışındaki müşterilerine ihraç etmekte olduğunu, bu doğrultuda davalı ile arasında taşıma/kargo sözleşmesi bulunduğunu, Davacı şirketin yurt dışı müşterilerinden olan ve İtalya'da ikamet eden ... isimli bir müşterisi bir takım tekstil ürünlerine karşılık davacı şirkete toplamda 38.697,50 TL ödeyerek "..." adresine 24.05.2023 tarihinde sipariş verdiğini, bunun üzerine davacı şirket tarafından ilgili mallar birkaç gün sonra kargoya teslim edilerek davalı şirket nezdinde ... gönderi koduyla siparişlerin dağıtıma çıktığını, davalı şirketin söz konusu taşımayı da ... isimli şirket aracılığıyla yaptığını, ... isimli müşterinin, müvekkil şirketin müşteri hizmetlerine ait mailine 06.06.2023 tarihinde atmış olduğu mail ile siparişi verdiği ürünlerin kendisine teslim edilmediğini beyan etmiş, bunun üzerine davacı tarafından yapılan araştırmalar sonucunda ilgili ürünlerin "..."da bulunan adres yerine yanlış olarak ... adresine gönderildiği ve kaybedildiği tespit edildiğini ve bunun üzerine müşteriden aldığı 38.697,50 TL ödemeyi Müşterisine iade etmek zorunda kaldığını, Söz konusu ürünlerin müşteri tarafından teslim alındığına dair herhangi bir imzalı evrağın bulunmadığını, mallar müşteriye teslim edilmeyerek kaybedilmesi nedeniyle davalı borçlu şirket tarafından söz konusu gönderi için düzenlenen faturaya karşı davacının, 30.11.2023 tarihli ... nolu iade fatura düzenlediğini, Davacı tarafından söz konusu zarar nedeniyle davalı şirkete "Kayıp Ürün Yansıtma Bedeli" açıklamalı 30.11.2023 tarihli ... numaralı "... Kayıp Ürün Bedeline İstinaden kesilmiştir." notuyla 38.697,50 TL tutarlı faturayı düzenlediğini, ticari defterlerine kaydettiğini ve faturayı tebliğ ederek davalı borçludan söz konusu zararın ödenmesini defaatle talep etmişse de, davalının haksız gerekçelerle söz konusu tutar ödenmediğini, Bunun üzerine, söz konusu faturanın tahsili amacıyla davalı borçlu aleyhine .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasından icra takibi başlatılmışsa da, itiraz neticesinde takibin durduğunu, TIK"nun 875. maddesi uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın ziyandan veya hasarından doğan zararlardan sorumlu olduğunu, taşıyıcı aynı zamanda adamlarının görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fil ve ihmallerinden de kendi fiil ve ihmali gibi sorumlu olduğunu, (TTK m.879) TTK'nun 880/1 maddesinde ise "Taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyamdan dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamanki değerine göre hesaplanır." şeklinde hüküm bulunduğunu, TTK'nun 880/1 maddesinde ise "Taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen ziyandan dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamanki değerine göre hesaplanır." şeklinde hükmüne havi olduğunu, Huzurdaki ticari alacak davası için ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan telekonferans yoluyla yapılan arabuluculuk görüşmesi sonucunda anlaşma sağlanamadığını, bu nedenle yargılama ve giderlerini ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DAVALI CEVABI : Davalı şirketin, taşıma hizmeti kapsamında üzerine düşen tüm edimleri eksiksiz olarak yerine getirip, gönderiyi sağlıklı bir şekilde teslim ettiğini, davaya konu icra takibinin konusu olan gönderi İtalya'da teslim edilmek üzere davalı şirkete taşımaya verildiğini, davalı şirketin yurtdışı gönderi teslimat hizmeti bulunmadığından bu kapsamda ... ile işbirliği yapmakta ve teslimatların gerçekleştirilmesi için kargoları ... teslim ettiğini, ...'in gönderinin taşıması gerçekleştirilerek ve herhangi bir olumsuzluk kaydı bulunmaksızın alıcının belirttiği adreste teslimatın yapıldığının tespit edildiği, izah edilen bu nedenlerle ortada alıcısına teslim edilmeyen ve kaybedilen bir kargo mevcut olmadığını, ...'e müzekkere yazılarak kargonun teslimatı ile ilgili bilgi edinilmesini talep ettiğini, Davacının, teslimatta ıslak imzalı bir belge olmadığından bahisle iddialarını bir takım temellere dayandırmaya çalıştığını ancak davacı ve Sayın Mahkemenin de malumları olduğu üzere, gelişen teknoloji ve tüm dünyanın yaşadığı pandemi süreci ile birlikte teslimat yöntemlerin de resmi makamların da onayı ile dijital sürece geçildiğini, bu kapsamda da alıcı müşterilerden ıslak imza alınmasına yönelik uygulamalara hemen hemen taşıma sektörünün tamamında son verildiğini,dolayısıyla çalışma usulünde dahi böyle belgelerin olmadığı düşünülecek olursa, ıslak imzalı bir belgenin olmadığından bahisle kargonun teslim edilmediği iddiası dinlenebilir nitelikte olmadığını, Kabul anlamına gelmemek kaydı ile; Davacı taraf öncelikle kargo içeriğinde söz konusu ürünün nevi, adedini ispat ile yükümlü olduğunu, mevcut taşıma belgelerinde içerik "NUMUNE" olarak belirtilmiş ise de gönderi içerisinde kaybolduğu iddia olunan ürünlerin olup olmadığı ispatlanabilmiş olmadığını, bu kapsamda ayrıca davacı tarafından taşımaya konu iddia edilen ürünün davacının iddia ettiği bedele sahip ürün olduğu tespit edilemediğini, bu nedenle TTK gereği sınırlı sorumluluk ilkesi geçerli olduğunu, bunun sebebi ise, taşıyıcıların sorumlulukları nedeni ile aşırı tazminat ödeme ile karşı karşıya kalmaları olduğunu, zira taşıma işi, yapısı itibariyle sorumluluk rizikosunun yüksek olduğu bir alan olduğunu, bu yüksek riziko dolayısıyla, taşıyıcıları tam sorumluluk hükümlerine tabi tutmak taşıma ücretlerinin yüksek olmasına, bu da taşınan eşyaların maliyetine yansımasına neden olacağını, bu durum serbest piyasa ekonomisine ters bir durum olduğu gibi bu işin de yapılamaz hale gelmesine neden olacağını, bu bağlamda, TTKnın "Sorumluluk Sınırı" başlıklı 882.maddesi, gönderinin tamamının ziyai veya hasarı halinde, 880 ve 881.maddeler uyarınca ödenecek tazminatın, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olacağını düzenlediğini, başka bir deyişle kanun koyucu, tazminata esas alınacak değerin nasıl tayin edileceğini 880. Maddede belirimiş ve 882.maddede de bu tayin edilen miktarın tamamının değil belli bir limit dahilinde üst sınırın ödeneceğini kabul ettiğini, Özel Çekme Hakkının hesabında ise gönderinin teslim alındığı tarihteki TCMB kurları esas alınacağını, «TTK'nın 886/1 maddesi, sorumluluğu sınırlama hakkının istisnaları düzenlendiğini, buna göre zarara kasten v. pervasızca sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcının bu hükümden yararlanamayacağı açıkça ifade edildiğini ancak kanun koyucu maddede geçen “pervasızca ve zararın gerçekleşebileceği bilinciyle hareket” ibaresinin tek bir kavram olarak değerlendirilmesini ve kasta eşit bir kusur olarak yorumlanmasını gerektiğini de belirtmekte olduğunu, burada kastedilen davacıya karşı bilerek işlenen kötü niyetli hareket olduğunu ancak ne var ki davalı şirketin taşıma yapmak gibi olumlu bir amaca hizmet ettiği ve karşılığında ücret hak ettiği düşünüldüğünde somut vakıada kastının bulunmadığı aşikâr olduğunu, izah edilen bu sebeplerle kabul anlamına gelmemekle birlikte; davalı şirketin sınırlı sorumluluk esaslarından faydalanabilmesi gerektiğini, izah olunan sebeplerle ve fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, .... İcra Müdürlüğü'nün ... kayıtları dosya içerisine alınmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 05/12/2024 tarihli raporunda; Davacı ve davalı şirketin incelenen 2023-2024 yılı ticari defterlerinin Sahipleri Lehine Delil Vasfına Haiz olduğu, Davacının, davalıdan 07.02.2024 icra takip tarihi itibariyle; 21.882,34 TL. alacaklı olduğu görülmüş ise de davalının verdiği kargo hizmeti sebebiyle, davacının davalıya borçlu olduğu 19.053,16 TL. bakiyede tarafların mutabık oldukları; Ancak Davacının, davalıya tanzim ettiği husumete ilişkin faturalar sebebiyle 21.882,34 TL. Alacaklı duruma geçtiği, (21.882,34 - (38.697,504-2.238,00) — - 19.053,16) Husumet konusu ürünlerin, yapılan piyasa araştırması, dönemin piyasa şartları, modasal, marka ve tasarım özellikleri, nitelikleri ile ürün üzerinde bulunan detaylar göz önünde bulundurulduğunda, toplam değerinin kadri marufunda olduğu ve 36.697,50 TL. olarak belirlenmiş ise de, Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında olaya uygulanacak mevzuat hükümleri kapsamında gerek CMR gerekse TTK hükümlerine göre davacının talep edebileceği zarardan söz edilemeyeceği kanaati oluştuğundan, Davacının 07.02.2024 tarihinde ....İcra Müdürlüğü ... E. nolu icra dosyası ile talep ettiği 38.697,50TL Ana Para Talebinin Yerinde Olmadığı, Sayın Mahkeme aksi kanaatte olması halinde kayıp olgusu kabul edilecek olursa, zararın 38.697,50 TL tutarının tamamı olacağı, kayıp olgularında CMR m.29, TTK m.886 gereği tüm doğrudan zararın tazmini gerektiği değerlendirmeleri bakımıdnan nihai takdirin yüce mahkemeye ait olduğu, İcra inkâr tazminatına hükmedilmesi meselesi Sayın Mahkemenizin münhasıran yargılama yetkisine dair bir husus olduğu görüş ve kanaatine varıldığı, Hukuki durum ve delillerin takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere Bilirkişi Heyet Raporu dosyaya sunulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; Davacı şirket tarafından müşterisine gönderilmek üzere teslim edilen kargonun davacıya veya müşterisine teslim edilmediği gerekçesi ile taşıma konusu ürün bedelinin takibe konu edilmesi üzerine vaki itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Davalı tarafından 24.05.2023 tarihli taşıma işinin üstlenildiği, davalının da sözleşme gereği yükü ...’da ki adrese teslim ettiği iddiasına karşın, davacının ise müşterisinin 06.06.2023 itibarı ile halen yükün teslim edilmediği "kayıp" olduğu iddiası söz konusudur. Davacı müşterisinin kayıp olan yük için ödediği tüm bedeli iade ettiğini, bu nedenle davalıdan bu bedeli talep ettiği, davacının satışı navlun dahil olmakla, toplam zararın 38.697,50 TL kayıp ürün bedeli olarak iddia ve talep olunmaktadır. Davacının gönderen, davalının taşıyıcı sıfatı ile İstanbul-İtalya taşıması konusunda anlaştıkları, davacının taşıma bedelini ödediği, davalının da üstlendiği taşımayı dava dışı ... fiili taşımasında ifa ettiği, davalının taşıma sonunda alıcısının gümrük vergi ödemeleri ve işlemleri ile üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmiş olduğu, bundan sonra emir ve talimat yetkisinin alıcısına geçtiği, taşınan emtianın alıcısına ulaştığının dosya ile sabit olduğu, taşımaya konu yükün alıcısı tarafından belirtilen farklı adrese taşınmasından taraflara kusur izafe edilemeyeceği, davacının zararının, alıcı tarafından mal teslim alınmadı iddiası ile ödediği bedeli iade talep etmesine dayandığı, alıcının böyle bir bedel iade talebinin somut olaya uymadığı, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında olaya uygulanacak mevzuat hükümleri kapsamında gerek CMR gerekse TTK hükümlerine göre davacının talep edebileceği zarardan söz edilemeyeceği hususu alınan bilirkişi raporu ile de tespit edilmiştir. CMR m.12/2 hükmü gereğince açıkça, varma yerine ulaşan emtia üzerinde alıcı tarafından emir ve talimat verilerek malın teslim adresi veya malı alacak kişi değiştirilebilmektedir. Davalının taşıdığı emtia alıcının yönlendirmesi ile başka bir adrese sevk edilmiş ve teslim edilmiştir. Malın İtalya gümrük işlemleri yapıldıktan sonra malın nerede ve kime teslim edileceği hususu artık alıcının sorumluluk ve risk alanındadır. Davacı malı davalı ile sevk etmiş, davalı taşımayı icra etmiş ve teslim adresi, alıcı tarafından değiştirilmiştir. Bu durumda, artık davacının mal üzerinde tasarrruf hak ve yetkisi kalmamıştır. Eğer bir zarar varsa, alıcının risk alanındadır. Bu durumda, davacının dava dışı alıcısı ile arasındaki iç ilişkiye istinaden yaşanan hususları davalıya yöneltmesi mümkün değildir. Malın alıcısı gümrük işlemlerini kendisi yapmış ve malı başka bir adrese sevk ettirdiğinde, artık gönderenin mal üzerine tasarruf yetkisi kalmayacaktır. Davacının belirttiği adrese teslimin ön şartı gümrük iş ve işlemlerinin tamamlanmasıdır. Alıcı malın gümrük işlemlerini yapınca "mala ilgisini göstermiş" dolayısı ile malın üzerinde tasarruf yetkisini elde etmiştir. Bu nedenle davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Bu dava sebebi ile alınması gereken 615,40-TL maktu karar harcından peşin alınan 467,37 -TL harçtan arta kalan 148,03-TL 'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Yürürlükte bulanan avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen 38.697,50 -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacının yaptığı yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına, 5)Arabuluculuk sürecinde tarafların anlaşamaması nedeni ile devletçe karşılanan arabulucu ücreti 3.600,00 TL 'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep etmeleri halinde iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/11/2025

Katip ... E-İmzalıdır

Hakim ... E-İmzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/161, K. 2025/865, T. 14.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-161-e-2025-865-k-e332a50f62e9