İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/156 E. 2025/26 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/156
- Karar No
- 2025/26
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/156 Esas - 2025/26 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/156 KARAR NO : 2025/26
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 29/03/2024 KARAR TARİHİ : 23/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/01/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı adına ..... nolu “limitsiz vip junior” marka başvurusuna yapılan itirazlarının reddedildiğini, müvekkilinin redde mesnet markaların tümünde “limit” ibaresinin esas unsur olduğunu, müvekkili şirketin ..... nolu “lmt” ibareli markalarında kullanılan "lmt" ifadesinin, "limit" kelimesinin sessiz harflerinden meydana geldiğini, müvekkilinin diğer tüm markaları yanında..... nolu "lmtsz limit sizsiniz...limitsiz özel öğretim kursu" ibaresine sahip marka tescilinin de olduğunu, müvekkilinin bu markasında gerek “limit” gerekse “limitsiz” ibarelerinin müstakil bir marka unsuru olarak kullanıldığını, başvuru marka incelendiğinde “limit” ibaresinden türetilmiş limitsiz” kelimesine asli marka unsuru olarak yer verildiğinin görüleceğini, markada kullanılan “vip” (önemli kişi) ve “junior” (çocuk) ibareleri genel ve kullanımı yaygın ibareler olmaları nedeniyle ayırt ediciliğinin bulunmadığını, davalının .....başvuru numaralı diğer marka başvurularında “limitsiz” ibaresini hep aynı biçim ve tarzda aynı amaçla kullandığını, bu hususun davalının marka içerisinde “limitsiz” ibaresine ayırt edici unsur vasfını atfettiğini ispat ettiğini, davalının markalaşma iradesinin de bu ibare üzerinde toplandığını gösterdiğini, markada kullanılan “vip” ibaresinin “very important person” kelime grubunun kısaltılması olup Türkçe dilinde çok önemli insan anlamına geldiğini ve eğitim hizmetlerinde üst segment tüketici grubuna hitap eden işletmelerde sıklıkla kullanıldığını, markada kullanılan ....” ibaresinin İngilizce bir kelime olup Türkçe dilinde“genç” ve “çocuk” gibi kavramların karşılığı olarak sektörde kullanıldığını, “junior” ibaresinin marka altında sunulan hizmetin hedef kitlesi hakkında vasıf bildirdiğini, davalının bu markaya ilişkin kullanımlarına bakıldığında hizmetin 7. ve 8.sınıf öğrencilerine yönelik özelleştirilmiş bir hali olduğuna vurgu yapıldığını, "limit" ve "limitsiz" ibarelerinin ilk hecelerinin ve telaffuzlarının birebir aynı olmasından kaynaklı kavramsal benzerlikle birlikte işitsel bir benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin yaklaşık 15 yıldan bu yana sürdürmüş olduğu bu faaliyetlerle, tescilli markalarından bağımsız olarak “limit” marka kimliği ile tanınmasını sağladığını, Davalının , müvekkili şirketin “limit” markası üzerindeki hak sahipliğini bilmesine rağmen; müvekkilinden yıllar sonra eğitim sektörüne “limitsiz” ibaresini kullanarak giriş yaparak dava konusu başvuruyu yaptığını, müvekkili şirket ile aynı sektörde aynı tüketici kitlesine yönelik olarak aynı hizmetleri verdiğini, müvekkilinin “limit” ibareli markasının davalının faaliyet gösterdiği İzmir’de dahi 5 ayrı özel öğretim kursunda fiilen aktif ve yoğun bir şekilde kullanıldığını, müvekkilinin marka kimliğini “limitsiz” şeklinde sulandırarak bu sayede müvekkilinin markasından haksız bir şekilde faydalandığını, müvekkili şirketin eğitim hizmetlerine ek olarak; üretmiş olduğu “limit” markalı basılı yayınların bir kısmı ... Lisesi gibi saygın ve köklü eğitim kurumları yanında çok bilinen özel öğretim kurslarında kullanıldığını, ayrıca sosyal medyada markasını aktif olarak kullanarak izlenme oranı yüksek ulusal TV programlarına reklamlar vererek izlenme oranı yüksek futbol maçları gibi etkinliklere sponsor olduğunu, bu markanın kullanılması hâlinde müvekkilinin bu marka ile birebir aynı olan ve aynı ürünler üzerinde kullanılan markalarının ayırt edici karakterinin zedeleneceğini, itibarının zarar göreceğini ve davalının müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız surette istifade edeceği açıkça görüleceğini, müvekkilinin yayınlarının, internet satış kanallarına ilaveten bu ürünlerin dağıtımını yapan 11 bölge ana distribütörü ve bu distribütörlere bağlı olarak çalışan ve sayıları yıldan yıla 200-300 arası değişen bayi üzerinden alıcılara ulaştığını, Müvekkilinin "Limit Türkiye Geneli Deneme Sınavı" adı altında yurt çapında onlarca deneme sınavı düzenlediğini bu sınavlara yüzbinlerce kişinin tek seferde katıldığını, müvekkilinin "limit" markası altındaki eğitim faaliyetlerinin "Limit Okulları" adı altında kolejler üzerinden ve "Limit Özel Öğretim Kursu" markası altında özel öğretim kursları üzerinden gerçekleştirildiğini, 2023-2024 öğretim yılı itibariyle müvekkili şirketten lisans hakkı alarak çalıştırılan 40’tan fazla özel öğretim kursunun fiilen eğitim hizmeti verdiğini, müvekkili şirketin "limit" markasının tanıtımı için sosyal medya mecralarını son derece etkin bir şekilde kullandığını, "limit yayınları" markası adına açılmış internet sitesi, sosyal medya hesapları ve diğer mecralarda sürekli bir tanıtım faaliyeti yapıldığını, instagram hesabının 201 BİN takipçisi bulunduğunu, sektörde yer edinmiş diğer sınava hazırlık yayınlarından olan Final Yayınları markasının takipçi sayısı 23 BİN, Sınav Yayınlarının takipçi sayısı 48 BİN olarak göründüğünü, bu durumun müvekkili markasının tanıtımının sektör dinamiklerine kıyasla ne kadar etkin yapıldığını ve markanın tanınmışlığını gösterdiğini, müvekkilinin "limit" markasının tanıtımını yapmak için ulusal kanallarda yayınlanan ve yüksek reyting alan dizi ve programların sponsorluklarını alarak televizyon reklamlarını da etkin olarak kullandığını, Ulusal kanallarda yayınlanan ...." adlı çok izlenen dizilerde; ".... "....isimli dizinin ilk bölüm galasına sponsor olduğunu, tüm delil ve açıklamalar bir arada değerlendirildiğinde müvekkilinin "limit" markasını, faaliyet alanı olan eğitim ve yayıncılık sektörü içerisinde maruf ve meşhur hale getirerek markanın tanınmış bir marka olduğunun anlaşılacağını, müvekkili şirketin kurulup faaliyete geçtiği tarihten bu yana “limit” ve "lmt" ibareli marka tescilleri ile faaliyet gösterdiğini, şirketin bu faaliyetleri şirket kurucu ortağı .... yürüttüğü çalışmalarla birlikte 2009 yılına kadar uzandığını, 22.06.2012 tarihinde müvekkil şirketi “lmt” ibareli ticaret unvanı ile kurarak markaları altındaki faaliyetlerine bu şirket üzerinden devam ettiğini, ....’ın, 2009 yılından itibaren “limit yayınları” ibareli markası ile bu alanda faaliyet göstermeye başladığını, müvekkil şirketi kurduğu tarihe kadar markayı etkin bir şekilde kullandığını, 22.06.2012 tarihinde müvekkil şirketi kurarak “limit” markası altındaki yayıncılık ve eğitim faaliyetini bu şirket üzerinden devam ettirdiğini,.... bu amaçla marka kullanımına bağlı tüm haklarını müvekkiline devrettiğini, müvekkilinin anılan faaliyetlerini 2009 - 2019 yılları arasında "lmt" ibareli ticaret unvanı ile sürdürürken, marka kullanımları ile uygun olacak şekilde ticaret unvanında yer alan "lmt" ifadesini "limit" ifadesi ile güncellediğini, gelinen noktada ....’nın marka ve işletme adını içeren bu faaliyetinin 2009 yılına kadar uzandığı, marka üzerindeki bu hakkını müvekkili şirkete kuruluşla devretmek sureti ile müvekkil şirket üzerinden kullanmaya devam ettiğinin açıkça görüleceğini, müvekkilinin “limit” ibaresi üzerindeki hak sahipliği itiraza konu marka tescil başvurusundan en az 12 yıl öncesine dayandığını, müvekkili şirketin kurucu ortağı olan ....’ın, limitokullari.com ve limitegitimkurumlari.com alan adlarının sahibi olması nedeniyle bu alan adlarının kullanım haklarını da müvekkili şirkete devredildiğini ve halen alan adları eğitim-öğretim hizmetlerine yönelik faaliyetlerin tanıtımı için kullanıldığını, müvekkilinin alan adı kayıtları incelendiğinde limitokullari.com alan adının 30.01.2014 tarihinde; limitegitimkurumlari.com alan adının ise 19.12.2013 tarihinde tescil edildiğini, müvekkilinin faaliyeti kapsamında uzun süredir "limit" ibaresinin fiilen marka olarak kullanıldığını, aynı kelimenin alan adı olarak tescilli ve fiilen kullanılması, ticaret unvanında "limit" ibaresinin çekirdek ve ayırt edici unsur olarak kullanılması nedeni ile müvekkilinin itirazda bulunarak öncelikli hak sahipliğinin bulunduğunu, yayıma itiraz sürecinde bu hak sahipliğine dayanarak itiraz edildiğini ancak .... kararında bu konuda değerlendirme yapılmadığını, müvekkilinin hak sahibi olduğu markanın, aynı mal ve hizmetlere ilişkin esaslı unsuru "limitsiz"olacak şekilde itiraza konu marka sahibi tarafından taklit edildiğini, açıkça kötü niyetli olduğunu beyan ederek .... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, limit ibaresinin ayırt edici gücünün düşük olduğunu, davalı markasının bir bütün olarak incelenmesi gerektiğini,taraf markaları arasında belirgin farklar olduğunu,başvuru kapsamındaki emtia ile itiraz gerekçesi markaların tescil kapsamında bulunan emtiaların aynı türden olmadığını, arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şahıs dilekçesiyle, davacı iddialarının doğru olmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,.... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde; davalı tarafından ... numaralı markanın 16,40 ve 41. sınıfta yer alan mal ve hizmetlerde tescili için marka tescil başvurusunda bulunulduğu, markanın Resmi Marka Bülteninde ilan edildiği ve ilan üzerine davacının Limit esas unsurlu markasını mesnet göstererek .... markaları yönünden kullanım ispatı talep ettiği, davacı tarafından bir kısım faturalar sunulduğu.... tarafından “Md. 6/1 kapsamında yapılan inceleme sonucunda markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı tespit edilmiş ve itiraz gerekçesi yerinde bulunmamıştır Md. 6/1 gerekçeli itiraz yerinde bulunmadığından kullanım ispatı talebinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.” gerekçesiyle itirazın reddedildiği, davacı tarafından Markalar Dairesi kararına karşı itiraz edildiği, davacı itirazının nihai olarak ..... sayılı kararı ile reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; SMK 6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılması gerekmektedir. EMTİALARIN BENZERLİĞİ Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda (SMK m. 6/1), itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. Aynı talebin hükümsüzlüğe ilişkin taleplerde de ileri sürülmesi mümkündür. Bu durumda ise kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Dolayısıyla benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı ileri sürülen itiraz veya hükümsüzlük taleplerinde; uyuşmazlık konusu markanın başvuru tarihinde veya dava tarihinde, itiraza/hükümsüzlük talebine gerekçe olarak gösterilen markanın en az beş yıldır tescilli olması halinde, ilgili markanın tescil kapsamındaki emtialarda ciddi bir biçimde kullanılıp kullanmadığını ispat etmesi gereklidir. Sunulan delillerin itiraza konu markanın tescilli olduğu mal veya hizmetler bakımından kullanımın niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve markanın kullanım şekli hususlarına dair yeterli bilgiyi içermesi gerekir. İtiraz sahibi tarafından kullanımın ispatlanamaması halinde söz konusu gerekçe markalar SMK’nın 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılacak inceleme açısından dikkate alınmaz. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir. Markanın ciddi olarak kullanımının öngörülmesinin ve bu şekilde kullanmamanın sonucunun yaptırıma bağlanmış olmasının amacı, marka sahibinin salt markadan doğan tekel haklarını kullanmak amacıyla, aslında kullanım amacı olmaksızın gerçekleştirdiği göstermelik/sembolik kullanımların önüne geçebilmektir. Bu tür kullanımlar, markayı kullanmamadan doğan sonuçlardan kaçınmak için gerçekleştirilen düzensiz, geçici kullanımlardır. Markanın kullanımını kanıtlayan deliller eğer marka sahibi dışındaki bir kuruluş adına ise, bu kuruluş ile marka sahibi arasındaki ilişkinin ortaya konulması oldukça önemlidir. Hem Yargıtay uygulamasında hem de... uygulamasında tek başına sözleşmelerin varlığı da ciddî kullanımın ispatı için yeterli görülmemektedir. ....’ın içtihadında da, ciddî kullanımın ispatı için yalnızca sekiz sözleşme sunulmuş olmasını ve söz konusu hizmetlerle ilgili olarak imzalanan tüm sözleşmelerin bir listesi veya üretilen ciroya ilişkin bir belge gibi ek belgeler olmamasını yetersiz olarak değerlendirmiştir. (..... Benzer şekilde Yargıtay da malın niteliğine göre az miktarda sunulan faturayı ciddi kullanımı ispatlamaya yeterli görmemektedir..... Markanın işlevine uygun kullanımının değerlendirilmesine yönelik olarak markanın yenilenmesi veya sadece lisans sözleşmesinin yapılması ya da lisans bedelinin ödenmesi, marka hakkının devredilmesi, markanın işlevine uygun kullanımını karşılamaz. (.... sicil kaydının veya Vergi Dairesi kaydına dayalı olarak markanın kullanılmış sayılmayacağına karar vermiştir. Ayrıca, marka sahibinin, markasına dayanarak bir başkasına “ihtarname göndermesi” veya “dava açması” da markanın işlevine uygun kullanımı manasına gelmeyecektir. Davalının yukarıdaki .... sayılı markalar için tüm mal ve hizmetler yönünden kullanım ispatı talep ettiği, davalı kurumun markaları benzer görmediği gerekçesiyle kullanım ispat delillerinin dikkate almadığı, davacının kullanım ispatı dilekçesi ekinde; toplamda 9 adet fatura sunulduğu, bu fatura içeriklerinin LİMİT EDEBİYAT SORU BANKASI vb. şekilde kitap emtiasını içerdiği, 3 faturasının da reklam harcamalarına ilişkin olduğu görülmüş ancak, çok pahalı ya da çok teknik sınırlı bir kesime hitap eden kimi emtialar bakımından toplam 9 faturanın ciddi bir kullanım sayılabileceği, ancak somut olayda sadece kitap emtiası bakımından sunulan faturaların düzenli ve kesintisiz ticari etki doğuracak şekilde değerlendirilemeyeceği, sunulan delillerin markaların Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmakta olduğunu ispata yetmeyeceği, bu nedenle SMK 6/1 maddesi yönünden bir değerlendirmeye tabi olamayacağı, Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim .... nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. Davacı taraf markalarının.... esas unsurunu paylaştığı, genelde aynı logo ve yazı biçiminde 16. ve 41. Sınıfta tescilli olduğu görülmüş, sınıf bakımından benzer bulunan markaları dikkate alınmıştır. Zira bu markalardan biriyle dahi mal hizmet benzerliği karşılanması yeterli olacaktır. Her ne kadar davacı dilekçesinde özellikle .... markasını belirtmişse de; davalının davalı kurum nezdinde sunmuş olduğu karşı görüşünde “İtirazcı şirket tarafından ( ihtilaflı olduğumuz, .... No.lu Lmtsz Limit sizsiniz ...Limitsiz Özel Öğretim Kursu Markası İşbu itiraza gerekçe yapılmış ise de ; müvekkil tarafından önceki malikine bu markayı kullanmaması için....adlı markalarımızla karışıklık meydana getirdiği tespit edilerek hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.( Bu marka üzerinde ihtiyati tedbir devam etmektedir.)” şeklinde beyanının olduğu, dosyanın şu andaki aşaması hakkında bir bilgi bulunmadığı, söz konusu markanın, davalı kurum araştırma sayfasında halen hüküm ifade ettiği, ancak İzmir ....vermiş olduğu kararla hükümsüz kılındığı, pek tabii ki davacı tarafın yasal hakları doğrultusunda bir üst makama bu kararı taşıyabileceği, ancak iş bu marka ile dava konusu marka arasında L....markalarında; dava konusu markada yer alan 41. Sınıf, davacının markasında aynen yer aldığı, İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI; Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ....kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir . Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. İlgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyi arttıkça karıştırılma ihtimali azalır. Somut olayda, tarafların faaliyet alanları da dikkate alındığında, eğitim-öğretim hizmetleri bakımından tüketici dikkat seviyesinin yüksek olduğu, zira eskiden dershane adıyla anılan özel eğitim kurumları ücretlerinin yüksek olduğu, tüketicinin kurslar arasında belli özellikleri kıyaslayarak (ücret, eğitim içeriği, öğretmenler, çalışma saatleri, konum vb) araştırma yaptığı ve bu araştırmalar sonucunda karar verdiği, kimi durumlarda yüz yüze görüşmeler yaptığı, anlık değil uzunca bir süre ve dikkatli biçimde satın alım kararı verdiği, yine taraf beyanlarından 16. Sınıfta yer alan özellikle Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler emtiaları bakımından bu ürünlerin belli bir konuya yönelik olması ( coğrafya,fen,edebiyat vb.), test içerikli ya da konu anlatımlı olması, çevreden duyulan (kulaktan kulağa pazarlama) nedenlerle veyahut bir öğretmenin önermesi veyahut o anda inceleme ile satın alındığı bu nedenle özel eğitim kurumu seçerkenki kadar yoğun bir dikkat seviyesi bulunmasa dahi, ortalamanın üzerinde olacağı; 40. Sınıf içerisinde yer alan hizmetlerin oldukça spesifik ihtiyaçları karşıladığı, tüketicinin her an karşısına çıkabilen hizmetlerden olmadığı, bu nedenle o ihtiyacın çözümüne yönelik bir araştırma yapabileceği bu nedenle yine ortalamanın üzerinde bir dikkat seviyesi içerdiği, Taraf markaları incelendiğinde, her iki taraf markalarının da karma nitelikli markalar olduğu, davacı markalarında LİMİT ibaresinin ve kuş şeklinin bir bütün halinde esas unsur konumunda bulunduğu, dava konusu markada şekil unsurunun kelime unsuruna göre bir derece daha ön planda olduğu, ancak yine kelime unsuru ve şekil unsurunun birlikte esas unsur konumunda olduğu, İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Davacı markasında yer alan LİMİT ibaresi TDK’ya göre “sınır” anlamına; LİMİTSİZ ise “Herhangi bir limiti olmayan, sınırsız olan.” anlamına gelmektedir. Her iki ibarenin de anlamının direk olarak bilindiği, biri diğerinin olumsuzu olduğunun hemen anlaşılacağı ortadadır. Kelime olarak davalı markası davacı markasından türetilmişse de, tüketici zihninde canlanacak anlam farklıdır. Bu nedenle ibarelerin kavramsal olarak farklı olduğu, İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Taraf markaları Türkçe ibareler olduğu için yazıldığı şekilde okunacaktır. Bilindiği üzere, soldan sağa okuma prensibi gereği birden fazla sözcükten oluşan markalarda ise ilk sözcük ortalama tüketicilerin dikkatini daha fazla çekmekte ve bu kısımlar diğer kısımlara nazaran daha fazla hatırlanmaktadır. Bu nedenle sözcük markalarında başlangıç kısmındaki benzerliğin markaların benzer olma ihtimalini arttırdığı, buna karşılık markaların başlangıç kısmındaki farklılıkların markaların benzerlik ihtimalini azalttığı kabul edilmektedir.” denilmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere, birbirinden türetilen ibareler, aynı ilk 2 heceyi içermektedir, bu nedenle fonetik benzerlik bulunmaktadır. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Dava konusu markasında, üst kısımda mor bir sonsuzluk işareti (kurdele, papyon şekli) hemen altında daha küçük olarak LİMİTSİZ VIP ibaresi yazıldığı, VIP ibaresinin bold olarak betimlendiği, en altta da Junior ibaresinin İ ve O harflerinin farklı şekiller kullanılarak betimlendiği ve her harfin ayrı renklerde yazıldığı, markada yer alan şekil unsurlarının dikkat çekici olduğu ve sıradan figüratif özellikler taşımadığı, davacı markalarınında LİMİT ibaresinin kırmızı normal bir font ile betimlendiği ve tüm markalarında origami şeklinde betimlenen kuş figürü olduğu, LİMİT kelimesinin harfsel benzerliği dışında bir benzerlik kurulmasının mümkün olmadığı, Bütünsel açıdan değerlendirildiğinde, taraf markalarının belli ölçüde benzer olduğu, Limit kelimesinin ortak olduğu, ancak markalar arasındaki görsel ve kavramsal farklılıkların yer alan fonetik benzerliği bertaraf edebileceği, davalı eski tarihli markalarının aynı esas unsuru içerdiği ve dava konusu iş bu markanın davalının marka serisi niteliğinde olduğu, her iki taraf emtiaları bakımından tüketici kitlesi dikkat seviyesinin yüksek olması, görece pahalı olmaları gibi faktörler bir arada değerlendirildiğinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, SMK 6/3 MADDESİ ; 6769 sayılı SMK’nın“marka tescilinde nispi ret nedenleri”nin düzenlendiği 6. maddesinin 3. fıkrasında; “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” denilmektedir. Bu hüküm markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Bu madde hükmünde yer alan itirazın kabul edilebilmesi için itiraz sahibinin o işaret üzerinde başvuru tarihinden önce hak sahibi olması veya rüçhan hakkını elde etmesi ve bunları ispat etmesi gerekmektedir. Tescil, bir markanın daha özel hükümlerle korunmasını sağlar. SMK, istisnai olarak, marka hakkının tescile dayanmadan ilk kullanım yoluyla da elde edilebileceğini ve korunabileceğini de kabul etmiştir. Ancak, bu hakkın ne zaman ve nasıl oluşabileceğinin kriterlerini düzenlememiştir . 6769 sayılı SMK’nın “Marka Tescilinde Nispi Ret Nedenleri” başlıklı 6. maddesinde, marka olarak tescil ettirilmek istenen işaret üzerinde tescil başvurusundan önce hak kazanmış kişilerin hukukunu korumaya yönelik hükümler bulunmaktadır. Söz konusu maddenin 3. fıkrasına göre bir işaret üzerinde, bu işaretin –üçüncü bir kişi tarafından-marka olarak tescili amacıyla başvurusu yapılan tarihten veya başvuru tarihinde belirtilen rüçhan tarihinden önce, bir hak elde edilmiş ise, bu hakka sahip kişi, söz konusu işaretin tesciline itirazda bulunabilir. Bu hüküm, işaret üzerinde ilk kullanma yoluyla haksız rekabet hükümlerine göre kazanılan hakkı üstün tutmayı amaçlamıştır. Somut olayda, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmış, bu noktada davacı taraf eskiye dayalı kullanımlarının dava sonucunu değiştirmeyeceği, öte yandan, aksi yönde bir kanaat oluşmasına binaen davacının eski kullanımlarının ya da gerçek hak sahiplıği iddiasının, davalının eski tarihli .... nolu markasının varlığı karşısında iş bu davaya konu markasını engelleyemeyeceği, TANINMIŞLIK İDDİALARI; Davacının YİDK aşamasında tanınmışlığa ilişkin bir delil sunmadığı, dava aşamasında sunulan delillerin incelenmesinde de “eğitim-öğretim hizmeti” bakımından belli bir bilinirliliğe sahip olduğu, ancak somut olay bakımından taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığından, SMK 6/5 maddesinin uygulama koşullarının oluşmadığı, 3 SMK 6/6 MADDESİ; 6769 sayılı SMK’nın “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” başlıklı 6. maddesinin 6. bendinde; “Tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir....” denilmektedir. Aynı kanunun yine birinci kitabının beşinci kısmında 25. Maddede; “Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi” başlığı altında, 1. Bentte; “5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.” denilmektedir. Yani, m. 6/6 hükmünde düzenlenen hallerin bir marka tesciline uygulanabilir olması halinde, o tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilmektedir. Buna göre;Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, .... kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı, alan adı girer. Yargıtay içtihatlarında da açıkça dile getirildiği üzere; KHK 8/3 (SMK 6/3) maddesinde yer alan "ticaret sırasında kullanılan işaret" ifadesinin kapsamı içerisine ticaret unvanları, işletme adları, isim, fotoğraf, telif hakkı vs. sokulabilir. Aynı maddenin 5. fıkrasına (SMK 6/6) göre de, tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismi, ticaret unvanı, fotoğrafı veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını kapsaması halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusunun reddedileceği belirtilmiştir. SMK md. 6/6 uyarınca ticaret unvanlarına tanınan koruma, fiilen kullanıldığı faaliyet konularını kapsamakta olup, fiilen kullanılmayan konularda koruma sağlanırsa ticaret unvanları markalara karşı gereğinden fazla korunmuş olur. Ayrıca, bu işaretin ticaret unvanı kullanımından öte ayırt edici özellik kazanacak şekilde tek başına veya baskın unsur olarak aynı tür mal ve hizmetler bakımından markasal kullanımının ispatı gerekir. Markalar arasında bir benzerlik bulunmamaktadır, ancak davacının dilekçesinde belirttiği üzere davacı firma 22.06.2012 tarihinde.....ibaresi iken, davalı unvanı ve markaları LİMİTSİZ ibaresidir. Taraf ibareleri arasında bir benzerlik bulunmamaktadır. Davacı ...şeklinde telaffuz edilecek, 3 harften oluşan bir ibare olup, karıştırılma ihtimali bulunmamaktadır. Davacı, davalı firma kuruluşundan 3 yıl sonra LİMİT unvanını kullanmaya başlamış olup, bu bağlamda bir öncelik hakkının bulunmadığı ortadadır. Bu nedenle mahkememizce hali hazırda ibareleri benzer bulmamış ancak biran için benzerlik olduğu kanaatine varılsa dahi ticaret unvanı yönünden bir engelleme hakkının olamayacağı, KÖTÜ NİYET İDDİALARI ; Somut olayda tarafların birbirine karşı husumetlerinin olduğu, davacı tarafından benzerlik olgusu dışında davalının kötü niyetini gösteren herhangi somut bir kanıt sunulmadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi ya da markalar arasında yer alan benzerlikler kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Bununla beraber davalının aynı esas unsuru paylaşan eski tarihli markaları olduğu, iş bu markanın diğer markalarının serisi olarak değerlendilği yorumu yapılmıştır. Bu nedenle, velev ki markalar arasında karıştırılma ihtimali olsa dahi, -somut olayda böyle bir durum söz konusu değildir- davalının markasının davacı markalarıyla karışıklığa yol açması, tek başına kötü niyet oluşturmadığı, Netice itibariyle, Dava konusu markada yer alan emtiaların, davacı markalarında yer alan emtialar ile aynı/benzer olduğu, Taraf markaları arasında yine kısmen benzerlik bulunduğu ancak, tüm husuların birlikte değerlendirilmesi ile taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, Davacının tanınmışlık, eskiye dayalı kullanım, ticaret unvanından doğan hakları kapsamında davalı markasının tesciline engel olamayacağı, YİDK kararının yerinde olduğu, Hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, sonuç ve kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şahsın yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalı şahıs vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.23.01.2025
Kâtip Hâkim.... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır