İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/11 E. 2025/339 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/11
Karar No
2025/339
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/11 Esas KARAR NO : 2025/339 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/01/2024 KARAR TARİHİ : 10/04/2025 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; Müvekkili ...'un,...plaka sayılı aracın maliki olduğunu, davalı sigorta şirketinin ise müvekkili aracın hasarlanmasına neden olan... plakalı aracın... poliçe numarası ile ZMM sigortacısı olduğunu, müvekkiline ait aracın, 13.07.2023 tarihinde Akçay caddesi üzerinde Konak istikametine doğru seyir halindeyken yol üzerinde bulunan... benzinlik istasyonuna giriş yapmış ancak benzinlik içinde bulunan KTK anlamında karayolu olarak nitelendirilemeyen ve herhangi bir sokak ismi olmayan bir açıklıktan çıkan ... plakalı araç tarafından çarpılmak suretiyle sağ ön çamurluk, sağ ön kapı kapı ve tekerlek kısımlarının hasarlanmasına neden olduğunu, kaza sonrasında davalı sigorta şirketine hasar ihbarında bulunulduğunu ve... nolu hasar dosyası açıldığını, aracın hasara uğraması dolayısıyla SBM tarafından görevlendirilen eksper hasar tespiti yapmış ve hasarın KDV dahil 113401,20 TL olduğunu tespit ettiğini, iş bu kaza ile ilgili olarak davalı tarafından 18.08.2023 tarihinde 13.826,00-TL kısmi hasar ödemesi yapıldığını, meydana gelen hasara nazaran eksik ödeme yapıldığını, bu nedenlerle 6100 sayılı Yasa’nın 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere ve alınacak bilirkişi raporuna / raporlarına göre alacaklarımızın tam ve kesin olarak belirlenmesi sonrasında taleplerine arttırmak üzere fazlaya ilişkin hak ve alacaklarımız saklı kalmak üzere şimdilik Bakiye hasar bedeli için 100,00 TL'nin 18.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile hüküm altına alınmasına, Değer kaybı için 100,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile hüküm altına alınmasına, Çekici ücreti için 100,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile hüküm altına alınmasına, Delil tespit masrafları ile vekalet ücretinin iş bu davamızda hüküm altına alınmasına, 750,00 TL ekspertiz ücretinin iş bu dava için yargılama gideri olarak değerlendirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, dava değeri arttırım dilekçesi ile; Bakiye hasar bedeli yönünden 100,00-TL olan taleplerini 39.085,98 TL daha arttırarak 39.185,98 TL'ye yükselttiklerini, değer kaybı bedeli yönünden 100,00 TL olan taleplerini 4.900,00-TL daha arttırarak 5.000,00-TL'ye yükselttiklerini, 39.185,98-TL bakiye hasar bedelinin 18.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile hüküm altına alınmasını, 5.000,00-TL değer kaybı bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile hüküm altına alınmasını, 100,00 TL çekici ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile hüküm altına alınmasını, 750 TL ekspertiz ücretinin iş bu davamızda yargılama gideri olarak hüküm altına alınmasını talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; Kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili sigorta şirketinin poliçe kapsamındaki sorumluluğu müşterek ve müteselsil olmakla birlikte en fazla poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, Zorunlu trafik sigortası bir tür sorumluluk sigortası olup zorunlu trafik sigortasında sigortacının karşılamakla yükümlü olduğu zararlar işletme halinde motorlu aracın neden olduğu kazalarda 3. kişilerin zararına neden olacak bir kazanın meydana gelmesi ve bu kazada araç işleteninin sorumlu bulunması gerektiğini, müvekkil sigorta şirketi tarafından, maddi hasar bedelinin ödendiğini, davacıya karşı bakiye tazminat ödeme borcu kalmadığını, dava konusu aracın onarımı için ekteki ekspertiz raporu doğrultusunda 17.8.2023 tarihinde davacıya 13.262,43 TL maddi hasar bedeli ödendiğini, dava konusu kaza kapsamında zararın karşılanmış olması sebebiyle davanın reddini ettiklerini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Trafik kaza tutanağı, araç ruhsatları, sigorta poliçesi, hasar dosyası, fatura suretleri, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 30/05/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "... S O N U Ç: 13.07.2023 tarihinde Davacı sürücü ... idaresindeki ... plakalı ... marka araç ile davalıya ZMMS trafik sigortalı ve dava dışı ...daresindeki ... plakalı... marka otomobil arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sebebiyle; 1)... plaka sayılı davalı sigorta poliçeli araç sürücüsü...918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/b (görüş alanı) maddesini ihlal ettiğinden dolayı KAZANIN OLUŞUMUNA HATASI İLE ETKEN OLDUĞU, 2)... plaka sayılı davacı araç sürücüsü ... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/b (görüş alanı) maddesini ihlal ettiğinden dolayı KAZANIN OLUŞUMUNA HATASI İLE ETKEN OLDUĞU, 3)Meydana gelen trafik kazasına etken başka kişi ya da kurum bulunmadığı, 4)Davacıya ait ... plakalı araçta Yedek Parça + İşçilik +KDV olarak 104.896,83-TL hasar meydana gelmiş olup aracın tamirinin EKONOMİK OLDUĞU, 5) Davalı Sigorta Şirketi tarafından 18.08.2023 İşlem tarihli ...bankası dekontu ile 13.262,43 TL davacıya ödenmiş olduğundan, DAVACININ BAKİYE HASAR ALACAĞININ 91.634,40 TL olarak hesaplanmış OLDUĞU, 6)Davacıya ait...lakal... marka araçta bahse konu trafik kazası sebebiyle yukarıda belirtilen Serbest Piyasa Şartlarına göre; Aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş 2.el piyasa rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. El rayiç değeri arasındaki fark nedeniyle 10.000,00 TL Değer Kaybı meydana gelmiş olacağı, 7) Dosyada mevcut KDV Dahil 750,00 TL tutarındaki Ekspertiz faturasının 27.09.2023 ekspertiz tarihi itibariyle 2023 Yılı Ekspertiz Tarifesine göre kadri maruf bulunduğu ve ödenip, ödenmemesi hususunun Sayın Mahkemenin takdirine bırakılmış olduğu, 8) Dosya içeriğinde çekici ücreti faturası bulunmamakta olup, davacıya ait... plakalı aracın kazanın meydana gelmiş olduğu ... Caddesi üzeri ... Akaryakıt istasyonundan... Sok. No:... Sanayi Sitesi Gaziemir/İZMİR adresine çekilmesi işinin kaza tarihi itibariyle yaklaşık KDV Dahil 1.000,00 TL civarı olacağı yapılan piyasa araştırmalarından anlaşılmış olduğu," şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Bilirkişi heyetinden alınan 09/08/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; " Yukarda yapılan açıklamalara göre; Sürücü ...a kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Sürücü ... nin % 50 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. " şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava, trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluşan hasara ilişkin bakiye onarım bedeli zararı ile değer kaybı zararının tahsili talepli maddi tazminat davasıdır. 2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık trafik kazasının meydana gelmesindeki kusur dağılımı, davacıya ait araçta oluşan hasarın onarım bedeli miktarı, bakiye onarım bedeli farkı zararı bulunup bulunmadığı, araçta onarım sonrası değer kaybı zararı oluşup oluşmadığı ve karşılanmayan değer kaybı zararının tazmini talebi noktalarında toplanmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda temel dayanak haksız fiil sorumluluğudur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun; 85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir. Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." 50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış, -Fiilin hukuka aykırı olması -Zararın meydana gelmesi, -Kusur, -Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır. Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır. 3-Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir. Somut olayda, davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin, zarar veren... plaka sayılı aracın 04/01/2023-04/01/2024 tarihleri aralığında KZMMS sigorta poliçesiyle sigortacısı olduğu, kaza tarihi 13/07/2023 itibariyle davalı sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan sorumluluk üst sınırının 120.000,00-TL olduğu, dava öncesinde 13.262,43-TL hasar onarım bedeli ödemesi yapılmış olması nedeniyle davalı şirketin bakiye poliçe sorumluluk limitinin 106.737,57-TL olduğu görülmüştür. 4-Haksız fiil sorumluluğunun tespiti bakımından öncelikle zarara sebebiyet veren trafik kazasının gerçekleşmesinde tarafların kusur durumlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkememizce kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamında toplanan deliller çerçevesinde kusur durumlarının ve kural ihlallerinin tespiti için adli trafik bilirkişiden rapor alınmış, dosyaya sunulan 30/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu kazanın gerçekleşmesinde davacı araç sürücüsü ...'un KTK'nın 52/b maddesine yönelik kural ihlalinde bulunduğu, davalının sigortalısı araç sürücüsü dava dışı ...'nın ise KTK'nın 52/b maddesine yönelik kural ihlalinde bulunduğu, kazanın gerçekleşmesinde her iki araç sürücüsünün kural ihlallerinin etken olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Rapora karşı davacı vekilinin ve davalı vekilinin ayrı ayrı itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür. Uyuşmazlık konusunun kapsam ve niteliği itibariyle dosya mahkememizce İTÜ öğretim üyelerinden teşekkül ettirilen bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 09/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda davacı ...'un KTK'nın 52 ve 67. Maddelerini ihlal etmesi nedeniyle %50 oranında, dava dışı ...nın KTK'nın 52/a maddesini ihlal etmesi nedeniyle %50 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirildiği, itiraz üzerine alınan 23/11/2024 tarihli ek raporda da benzer yönde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Mahkememizce dosya kapsamı, davacı vekilinin ve davalı vekilinin kusur dağılımı hususundaki bilirkişi raporlarına karşı itirazları birlikte incelendiğinde, davacı tarafça kaza mahallinde keşif yapılması talep edilmiş ise de kaza anını gösterir video kayıtlarının dosya kapsamında mevcut olduğu, davalının sigortalısı aracın çarpma noktasına yaklaştığı petrol alanının kadastro paftasında yol olarak tanımlanmamış olmasının kusura bir etkisinin olmayacağı, zira davacı araç sürücüsünün petrol istasyonuna girdiği sırada, petrol istasyonu ve yan kısımda yer alan boşluktan yine petrol istasyonu alanına doğru seyreden aracın bulunduğu bölgeden motorlu taşıt veya yayanın çıkabileceğinin öngörülerek hızın azaltılması gerektiği halde süratli bir şekilde istasyon alanına giriş yapıldığı, bu haliyle kaza görüntülerinin kusur dağılımı yapılması için yeterli düzeyde kanaat oluşturması nedeniyle keşif yapılmasında yarar bulunmadığı değerlendirilmiş ve kaza görüntüleri yoluyla kusur dağılımı yoluna gidilmiş, kaza görüntülerinin irdelenmesinde kaza tespit tutanağı, 30/05/2024 tarihli bilirkişi raporu, 09/08/2024 tarihli bilirkişi heyet raporu ve 23/11/2024 tarihli ek raporda ittifakla her iki araç sürücüsüne kusur izafe edildiği, mahkememizce gerçekleştirilen inceleme ve değerlendirmede, davacı araç sürücüsünün ana yoldan petrol istasyonuna giriş yaptığı sırada hızını makul düzeyde azaltmadığı, bu sırada istasyonun kamera açısına göre sol kısmından gelen davalının sigortalısı araç sürücüsünün de soldan gelen araç olup olmadığını kontrol etmeksizin istasyon alanına doğru seyretmesi nedeniyle kazanın meydana geldiği, davacı araç sürücüsünün petrol istasyonuna girdiği sırada hızını makul düzeyde azaltması ve katılım yaptığı alanın sağ kısmında bir boşluk olduğu da görüldüğüne göre bu kısımdan bir aracın istasyon alanına katılım yapabileceğini öngörerek gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerektiği halde hızını yeterli düzeyde azaltmaması nedeniyle kusurlu olduğu, davalının sigortalısı araç sürücüsünün ise paftada yol olarak görülmemekle birlikte araç geçişleri için boş olarak bırakılan mağaza alanından petrol istasyonuna geçiş yaptığı sırada petrole girebilecek araçlara karşı gerekli dikkat ve özeni göstererek sürüş gerçekleştirmesi gerektiği halde bu hususta ihmalinin bulunmasıyla kazaya kusurlu olarak sebebiyet verdiği, her iki araç sürücüsünün kusurlarının kazaya etkisi konusunda İTÜ öğretim üyelerince düzenlenen raporda gösterilen %50-%50 kusur dağılımı mahkememizce de dosya kapsamı ve kaza oluş şekline uygun bulunmakla kazanın gerçekleşmesinde davacı araç sürücüsü %50 oranında ve davalının sigortalısı aracın dava dışı sürücüsü ... %50 oranında kusurlu oldukları kabul edilmiştir. 5-Davacıya ait araçta kaza sonucu oluşan hasarın onarım bedelinin ve değer kaybı zararı miktarının tespiti hususunda bilirkişi raporu alınmış, dosyaya sunulan 30/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda davacıya ait aracın kaza tarihindeki rayiç değerinin 350.000,00-TL olduğu, kaza sonucu oluşan hasarın 104.896,83-TL bedel ile onarılabileceği, onarımın ekonomik olduğu ve onarım sonrasında araçta 10.000,00-TL değer kaybı zararı oluşacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporunun hasar ve değer kaybı belirlemesine yönelik görüşleri açısından davalı ... Sigorta A.Ş. Vekili tarafından sair itirazlar ileri sürülmüş ise de, dava öncesi sigorta şirketi tarafından atanan ekspertiz ... tarafından düzenlenen rapor ile mahkememize sunulan raporun parça ve işçiliklerin nitelikleri yönünden uyumlu olduğu, sigortanın atadığı eksper tarafından %56,27 oranında iskonto uygulandığı ve KDV hariç fiyatlarla hasar ödemesi yapıldığı, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre zararın KDV dahil ve iskontosuz fiyatlar üzerinden hesaplanması gerektiği, mahkememize sunulan bilirkişi raporunda parça fiyatlarının iskonto uygulanmamış hali ve KDV dahil ücretlendirme üzerinden yapılan hesaplamada 104.896,83-TL onarım bedelinin belirlendiği, davalı taraflarca rapora karşı sunulan itirazlarda somut bir hatalı uygulamanın veya eksikliğin gösterilmediği dikkate alınarak rapor dosya kapsamına uygun bulunmakla davacıya ait aracın kaza nedeniyle 104.896,83-TL bedel ile onarılabileceği kabul edilmiştir. Değer kaybı zararı yönünden ise, aracın onarım gören parçaları ve toplam hasar bedeline göre aracın kaza tarihindeki değerinin yaklaşık %3'u civarında oluşan değer kaybı zararı miktarı dosya kapsamına ve piyasa rayiçlerine uygun görülmekle araçta 10.000,00-TL değer kaybı zararı oluştuğu kabul edilmiştir. 6-Davalı sigorta şirketi tarafından dava öncesinde davacıya 13.262,43-TL hasar bedeli ödemesi yapıldığı görülmüştür. Buna göre mahkememizce belirlenen 104.896,83-TL hasar onarım bedelinden davalı şirket sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı %50 ile toplam 52.448,42-TL'lik kısmından sorumlu olup, dava öncesi ödenen 13.262,43-TL'nin mahsubu sonrasında davalının bakiye sorumluluğunun 39.185,98-TL olduğu kabul edilmiştir. Değer kaybı zararı yönünden dava öncesinde kısmi ödeme yapılmadığı, davalının 10.000,00-TL değer kaybı zararından %50 kusur oranına göre 5.000,00-TL miktarla sorumlu olduğu kabul edilmiştir. 7-Davacı vekili 04/02/2025 tarihli değer artırım dilekçesiyle dava değerini hasar bedeli yönünden 39.185,98-TL'ye ve değer kaybı zararı yönünden 5.000,00-TL'ye yükseltmiştir. Davalı şirketin dava öncesi gerçekleştirdiği kısmi ödeme nedeniyle bakiye poliçe sorumluluk limiti 106.737,57-TL olup, davacı tarafça mahkememizce tespit edilen hasar ve değer kaybı miktarlarına uygun olarak dava değerinin artırıldığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiş, tazminat miktarlarına hasar bedeli yönünden kısmi ödeme tarihi 17/08/2023 tarihinde temerrüt oluşmuş ise de 18/08/2023 tarihinden itibaren faiz talep edildiğinden taleple bağlı kalınarak bu tarihten itibaren, değer kaybı zararı yönünden ise dava öncesi temerrüt oluşmakla birlikte dava dilekçesinde ve değer artırım dilekçesinde açıkça dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi talep edildiği gözetilerek dava tarihi 04/01/2024'ten itibaren faiz işletilmiş, davalının sigortalısı olan aracın bir ticaret şirketi ola...Elektronik Yazılım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına kayıtlı olması nedeniyle aracın ticari amaçlı kullanıldığı kabul edildiğinden faiz türü olarak talep doğrultusunda avans faizi belirlenmiştir. 8-Davacı tarafça çekici ücreti, delil tespiti masrafları ve ekspertiz ücreti talebinde bulunulmuş olup, yerleşik uygulamada zararın tespiti ve kaza sonrası muhafaza giderlerinden olan bu taleplerin yargılama giderleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden hükümde bu taleplere yer verilmemiş, bu taleplere konu alacakların yargılama giderlerine dahil edilmelerine karar verilmiştir. (Bkz: "Kabule görede; yerel mahkemece çekici ücretinin yargılama giderleri içerisinde değerlendirilmesi gerekirken, araç hasar bedeliyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesinde isabet yok ise de, iş bu hususun istinaf konusu yapılmamış olması nedeniyle Dairemizce bu hususta herhangi bir inceleme yapılmamıştır." İzmir Bölge Adliye Mahkemesi...Hukuk Dairesi ... Karar sayılı ilamı) Mahkememizce delil tespiti yargılama giderleri, mahkememiz dosyasında yargılama gideri olarak değerlendirilmiş ise de delil tespitinin gerçekleştirildiği İzmir...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... D.İş sayılı 31/07/2023 tarihli delil tespiti kararında talep eden davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmediği görülmekle, mahkememizce başka bir yargı mercinde gerçekleştirilen bir dava ve işle ilgili olarak o yargı mercinin yerine geçerek karar verilemeyeceği dikkate alınarak delil tespiti vekalet ücretine hükmedilmesi mümkün görülmemiş, yalnızca delil tespiti dosyasından tespit edilebilen harçların davalı üzerine yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmiştir. 9-Her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de; "6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar sayılı ilamı) Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı) Yukarıda alıntılanan Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, 39.185,98-TL bakiye hasar bedeli ile 5.000,00-TL değer kaybı zararından kaynaklanan maddi tazminatın, davalı şirketin poliçe limiti bakiyesi 106.737,57-TL sorumluluk sınırı aşılmamak kaydıyla, bakiye hasar bedeli yönünden 18/08/2023 tarihinden, değer kaybı zararı yönünden dava tarihi 03/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Delil tespiti yargılama giderleri, Ekspertiz ücreti ve çekici ücreti talebinin yargılama giderleri kapsamında değerlendirilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.018,34-TL harçtan peşin olarak alınan 427,60-TL ile tamamlama harcı olarak alınan 750,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.840,74-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL ile tamamlama harcı olarak alınan 750,00-TL toplamı 1.177,60-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça sarf edilen 427,60-TL başvuru harcı, 793,50-TL posta ve tebligat ücreti, 14.500,00-TL bilirkişi ücreti ve yargılama gideri kapsamına alınan 750,00-TL ekspertiz ücreti, 100,00-TL çekici ücreti, 123,60-TL delil tespiti başvuru harcı ve 444,60-TL delil tespiti karar harcı toplamı 17.139,30-TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 8-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/04/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/11, K. 2025/339, T. 10.04.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-11-e-2025-339-k-f947bf6201a0