İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/109 E. 2026/161 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/109
- Karar No
- 2026/161
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/109 Esas KARAR NO : 2026/161
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/02/2024 KARAR TARİHİ : 25/02/2026
I.İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından ... tarihinde sıfır araç olarak alınan ... plakalı aracın kazadaki hasarın giderimi ve onarımı için ... tarihinde davalı ... yetkilisi servisine kabul iş emri ile teslim edildiğini, aracın tamiratı için yapılan ekspertiz incelemesi üzerine aracın tamiratının yapılıp teslim edilmesi beklenirken, sürekli başka bir açıklama sunulmak suretiyle hayatın olağan akışına aykırı şekilde yeni trafiğe çıkmış aracın arka-yan tamiratı tamamlanmadığını, aracın ... tarihinde başlayan tamiratının ... tarihinde tamamlandığını ve şirket yetkilisi ... ... tarafından kapanış iş emri tutanağına bizzat şerh düşülmek suretiyle aracın teslim alındığını, müvekkilinin araç kiralama şirketi olduğunu, dava konusu aracı da kiralamaya yönelik ticari amaçlı kullanmak üzere alındığını ve kullanıldığını, aracın ...- başlayarak ... tarihine kadar düzenli olarak kiralamada kullanıldığını, aracın 171 gün yetkili servis uhdesinde kaldığını, aracın, tamirde geçen sürede, kiralayamamasından kaynaklı ve işi gereği günlük kiralama ile elde edeceği ticari kazancından mahrum kaldığını, aracın tamiratta kaldığı sürede benzer araçların günlük ...-...-TL arasında kiraya verildiğini, aracın ilk tescil tarihi üzerinden 3 aylık süre geçmesi sonrasında gerek tamir edilmemesi veya tamir edilememesinden kaynaklı zararından yetkili satıcı servisi ve ithalat ile aracı getiren şirket müşterek ve müteselsil ilkesi kapsamında sorumlu olduğunu, davalı ... AŞ satıcı ve yetkili servis olarak, davalı ... AŞ' nin ise aracı ülkemize getiren ithalatçı firma olması nedeniyle sorumluluk sahibi olduğunu, arabuluculuk başvurusunun yapıldığını anlaşma sağlanamadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın HMK 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak görülmesine, davacıya ait aracın tamirde geçirdiği sürede kiralama işi yapılması suretiyle mahrum kaldığı gelirinin şimdilik ...- TL sinin makul teslim süresi aşıldığı tarihten başlayarak işleyecek değişir oranlarda avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir. II. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; hasar nedeniyle değişmesi gereken orijinal parçaların, şirket stoklarında bulunmaması nedeniyle diğer davalıdan talep edildiğini, parçanın diğer davalıda olması nedeniyle yurt dışından celbinin gerektiği, herhangi bir kusrunun olmadığını, sigorta süreçlerinin dikkate alınması gerektiğini savurnarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davada husumetleri olmadığını, davacı ile sözleşmesel bir ilişkileri olmadığını, şirkete dava yöneltilmesinin hukuki dayanağı olmadığını, serviste gecikme var ise kendilerine atfedilecek bir ksuurları bulunmadığını beyanlar davanın reddini talep etmiştir. III. ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER Antalya Kurumlar Vergi Dairesi kayıtkarı, Emsal kira bedellerine dair müzekkere cevapları, ... kayıtları, Servis kayıtları, iş emirleri, mail yazışmaları, Bilirkişi raporları IV.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE VARILAN SONUÇ Dava, davacıya ait aracın tamir için bırakıldığı serviste onarımının geç yapılması nedeniyle oluşan kazanç kaybı zararının ithalatçı ve yetkili servisten tahsili talebine ilişkindir. Davacı serviste onarımının geç yapılması nedeniyle davalıların müteselsil sorumlu olduklarını iddia etmektedir. Müteselsil sorumluluğu ise Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliğine dayandırmaktadır. Öncelikle husumet itirazlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliğinin 14. Maddesi ''Üretici veya ithalatçılar, yetkili servis istasyonlarının ayrı bir tüzel kişiliği olsa dahi, satış sonrası hizmetlerin sağlanmasından ve yürütülmesinden yetkili servis istasyonları ile birlikte müteselsilen sorumludur." düzenlemesine haiz olsa da somut olayda tarafların tacir oldukları, 6502 sayılı kanuna dayanılarak çıkartılan Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Gereğince satış Sonrası Hizmet Yönetmeliği ve ilgili maddelerinin olaya uygulanması mümkün olmadığı, nitekim yönetmeliğin kapsamının tüketici işlemleri ile sınırlı olduğu dikkate alınarak buna ilişkin savunmaya itibar edilmemiştir. Davacı aracını tamir için davalı ... Şirketi'ne ait yetkili servise bırakmış olmakla, davacı ile davalı ... Şirketi arasında kurulan araç tamiri sözleşmesi niteliği itibari ile eser sözleşmesidir. Davacı ile pasif husumet itirazında bulunan davalı ... Şirketi arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Burada davalının sorumluluğunun değerlendirilmesi için hukukun temel ilkelerinden olan "güven teorisinden" bahsetmek gerekmektedir. Hukukun evrensel ve genel ilkelerinden olan “dürüstlük ilkesi” bazı alt ilkelerin doğmasına sebep olmuştur. Bu ilkelerden birisi “ahde vefa ilkesi”, bir diğeri de “güven ilkesi”dir. Bu güven ilkesi de, “hukuki görünüşe güvenin korunması” alt ilkesini doğurmuştur. Güven kavramı, anlam itibariyle sadece etik ve moral beklentilerin mevcut olduğu bir kavram değildir. O, aynı zamanda, toplum içerisindeki bireylerin iletişiminde çok ciddi rol oynayan ve bazı durumlarda eksik kalmış, tamamlanamamış ya da üstü kapalı olarak geçirilmiş, bazı irade beyanlarının yorumlanması ve tamamlanmasında önemli derecede etkisi olan psikolojik-sosyolojik bir kavramdır. Bilgilendirme gereksinimi içinde, güven kavramının, ekonomik, sosyal ve kültürel anlamları da mevcuttur. Bir görüşe göre güven kavramı, toplum içerisinde, bir bireyin diğer bireylerle olan ilişkilerini tamamlayan; bu ilişkilerin yorumlanmasında kullanılan; ya da o bireyin geleceği ile ilgili olan olaylarda yol gösterici bir rol oynayan, tamamen insanın kendi iç dünyasıyla ilgili bir davranış, bir ruh hali, bir zihniyet, bir anlayıştır. Güven kavramının temelinde; doğruluk, dürüstlük, açık sözlülük, içtenlik, gerçeklik, haklılık gibi anlamlar yatmakta; güven kavramının anlamı da sayılan bu ilkelere dayanmaktadır. Bu anlamda güven, iki taraflıdır. Bir birey, ya karşısındakine güvenir, ya da karşısındaki o bireye güven verir. Bir kimsenin çevresine verdiği güven, aynı derecede bir karşılık ve hukuki olarak korunma gerektirmektedir. Özel bir ilişkiye girmiş taraflardan biri, hukuka ve güven ihlâli söz konusu olduğunda da hukukun öngördüğü yaptırıma güvenerek karşı tarafa güvenmiştir. Karşı taraf omuzlarına da bu güvenden dolayı doğru ve dürüst davranmak ve sadakatli olmak yükümlülüğü yüklenmiştir. Kendisine güvenilen taraf da yapmış olduğu kendi davranışları ile bu güven olgusunu meydana getirdiği için, güvenen tarafa kendisine neden güvendiği hususunda bir itiraz hakkı söz konusu olmayacağı öğretide ileri sürülmüştür. Güven sorumluluğunun gerçekleşebilmesi için, bir kimsede hukuken korunmaya layık bir güvenin olması, bu güvene dayanılarak bir tasarruf işleminde bulunulması, tüm bunların da bir kişiye isnat edilebilmesi gerekir. Güven sorumluluğunun Türk pozitif hukukunda özel bir kanuni düzenlemesi bulunmamakla birlikte; Türk hukuk öğretisinde dürüstlük kuralından hareketle bir olayda güven sorumluluğunun gerçekleşebilmesi için şu şartlar aranmaktadır: Olayda bir “güven” unsuru bulunmalı, zarar gerçekleşmeli, yaratılan hukukî görünüme güvenin pozitif olarak korunması anlamında geçerlilik sonucu bağlanmamalı, zarar ile yaratılan hukukî görünüş arasında nedensellik bağı söz konusu olmalı, başka hukukî kurumların uygulama alanına giren herhangi bir durum söz konusu olmamalı, hukukî görünüşü yaratan kimse kusurlu olmalı, kişinin haklı güveni, yani olayda iyi niyeti bulunmalıdır. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 30.01.2013 tarihli ve 2012/19-670 E., 2013/171 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır. Somut olayda da dava tarihinde davalı ... Şirketi diğer davalı şirketin (satış hizmetlerin yürütülmesinde) bayisi durumunda olup davalı pasif husumet itirazında bulunarak davanın reddi gerektiğini ileri sürmüş ise de, davalılar arasında ... ilişkisi bulunduğu, davacının davalı ... Şirketine ait servisi tercih etmesinin yegane sebebinin ... Şirketi (... ...) markası ve güvencesi olup yedek parçanın ellerinde bulunduğuna dair inancı olduğu nazara alındığında, servise bayilik vererek markasını kullandıran davalı ... Şirketinin de oluşan zarardan sorumlu tutulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse davalı ... Şirketinin sorumluluğu, sözleşmeye dayalı sorumluluk değil, güven teorisi gereği bayilik ilişkisine dayanan bir sorumluluktur. Davacı sözleşmeyi her ne kadar ... Şirketi ile akdetmişse de, diğer davalı ... Şirketine duyduğu güven üzerine, parça tedarikinin sağlanacağı inancıyla reklam ve afişlere inanarak sözleşme akdetmiştir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2022/3200 esas 2022/5289 kararı, Yargıtay 19. HD.nin 18.09.2013 tarih ve 8578/14083 sk., İstanbul Bam 3. HD'nin 2021/1333 karar sayılı ilamı) Bu sebeple oluşan zarardan davalı ... Şirketinin de davalı diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olması gerektiği değerlendirilmiş ve buna ilişkin itiraz yerinde görülmemiştir. Eser sözleşmesinde, davalı yüklenici üstlenmiş olduğu edimi, fen ve sanat kurallarına uygun olarak yerine getirerek, iş sahibine teslim etmekle yükümlüdür. Sözleşmede eserin teslim tarihi kararlaştırılmamış ise, sözleşmenin kurulmasından itibaren kararlaştırılan işin yapılması için geçmesi gereken makul süreden sonra iş sahibince eserin teslimi talep edilmek suretiyle alacak istenebilir hale getirilmelidir. Yüklenici, sözleşmede teslim için kararlaştırılan süre geçmesine yada teslim süresi kararlaştırılmayan hallerde iş sahibince tanınan makul süre de geçmesine rağmen tamamlanıp teslim edilmemiş ve süre uzatımını gerektiren haller bulunmazsa temerrüde düşmüş olur. Süre uzatımını gerektiren haller sözleşmede kararlaştırılabileceği gibi, edimin ifası sırasında ortaya çıkan nedenlerden de doğabilir. Yukarıda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki eser sözleşmesi gereğince sözleşmede eserin teslim tarihi kararlaştırılmamış ise, sözleşmenin kurulmasından itibaren kararlaştırılan işin yapılması için geçmesi gereken makul süre içinde yüklenicinin işi teslim etmesi gerekir. Makul tamir süresi içinde aracın teslim edilmemesi halinde, araç maliki/iş sahibi gecikmeden kaynaklı araç mahrumiyet bedeli/ kazanç kaybı bedelini sorumlulardan talep edebilir. Dosya kapsamından; davalı ... Şirketine ait servise davacı aracının ... tarihinde teslim edildiği, sigorta süreci akabinde servis ile eksper ofisi arasında geçen yazışmalardan tedarik sürecinin tüm parçalar için toplu olarak başlatılmadığı, peyder pey sipariş edildiği, lastiklerin temin edilemeyeceği, bazı parçaların stokta bulunmadığı ( hava yastığı ve emniyet kemeri parçaları), stokta bulunmayan parçaların onarıma başlanmasına engel teşkil edecek parçalar olmadığı, araçtaki makul onarım süresinin 25 gün olarak belirlendiği, parçaların peyder pey sipariş edilmesi, servis kayıtlarına göre parçaların eksiksiz tamamlanma tarihi olan ... tarihinden sonra da makul onarım süresini aşacak şekilde servis hizmetinin uzaması ve aracın ... tarihinde müşteriye teslim edilmesi nedeni ile (68 gün sonra) yetkili servisin de kendi sorumluluğunda olmadığını iddia ettiği tüm değişkenler dışında yine de servis hizmetinin makul onarım süresini herhalde aştığı belirlenmiştir. Aracın serviste kaldığı 170 günlük süredeki gecikmenin ... tarihli bilirkişi ek raporunda ayrıntıları ile belirtildiği üzere daha çok parça tedarik sürecinden, stok yetersizliğinden ve lojistik gecikmelerden kaynaklandığı, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğu kabul edildiğinden sorumluluğun ayrıştırılmasının davalılar arasındaki iç ilişkide belirlenmesi gerektiği, araç tamir sözleşmesinin niteliği gereği makul tamir süresi belirlenirken "takvim günü" hesabı üzerinden değil "iş günü" hesabı üzerinden makul tamir süresi belirlenmeli ise de davacının bedel artırımını aracın serviste kaldığı toplam süre için yapılan hesaptan, 25 gün için belirlenen araç kiralama bedelinin düşümü ile yapmış olması nazara alınarak ek rapor alınma sebebi olarak görülmemiş ... TL araç mahrumiyeti tazminatının temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. TBK 117.maddesine göre borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayalı olarak taraflardan biri usulüne uygun bildirmede bulunmak suretiyle belirlenmişse bugünün geçmesiyle temerrüt gerçekleşir. Davadan önce davacı tarafından davalıların temerrüte düşürüldüğüne ilişkin dosyaya belge ibraz edilmediği anlaşıldığından temerrütün arabuluculuk son tutanak tarihi itibari ile gerçekleştiği kabul edilmiş ve işin ticari nitelik arz etmesi nedeni ile talep gibi avans faizine hükmedilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ İLE; ... TL araç mahrumiyeti tazminatının temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gerekli ... TL harçtan, peşin alınan ... TL ve tamamlama harcı olarak alınan ...-TL'nin mahsubu ile artan ...-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan ...-TL bilirkişi ücreti, posta, müzekkere ve tebligat gideri olan ...-TL olmak üzere toplam ...-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5- Davalılar tarafından yapılan ...'er TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam ...-TL'nin davalılard üzerinde bırakılmasına, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. Maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ... TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Artan gider avansının HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, Davacı vekili ile Davalı vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/02/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır