İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/853 E. 2026/69 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/853
Karar No
2026/69
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/853 Esas KARAR NO:2026/69

DAVA:Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ:21/12/2023 KARAR TARİHİ:26/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde: 16/02/2017 tarihinde Sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen araç seyir halinde iken yaya ...'a çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, kaza nedeniyle müvekkilinin yaralandığını, taraflarınca arabuluculuk yoluna başvurduklarını, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsü 2918 sayılı K.T.K.'nın ilgili maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğunu, ZMMS Poliçesi kapsamında plakası tespit edilemeyen araç ... Hesabı'nın sorumluluğunda olduğunu, müvekkili tarafından davalıya başvuru yapıldığını, sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin söz konusu kaza nedeniyle ... Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nden 01/09/2023 tarihinde alınan maluliyet raporuna göre %5 oranında malul kaldığını, müvekkilinin mağduriyetinin ve maluliyet zararının giderilmesi için sigorta şirketinden ZMSS kapsamında alacağı olan maluliyet tazminat miktarının bilirkişi marifeti ile hesaplanarak müvekkile ödenmesi için dava açma mecburiyeti doğduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulünü, maluliyet oranı dahili olmak üzere fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla 50,00 TL sürekli iş göremezlik, 25,00 TL geçici iş göremezlik, 10,00 sürekli bakıcı gideri, 15,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 100,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde: Davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu madde 109 uyarınca motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl içinde zamanaşımına uğradığını, zaman aşımı süresinin dolduğunu, plakası tespit edilemeyen aracın varlığı ve kazaya neden olduğu ispatlanamadığından davanın pasif husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, ...'un olay tarihinde plakası belli olmayan aracın yaralanmasına sebep olduğunu iddia etmişse de, olayın oluş şekli hakkında kanaat edilememesi nedeniyle talebin karşılanması mümkün olamadığını, olayı görür tanık beyanı, kamera kaydı, kaza tespit tutanağı mevcut bulunmamakla, kazanın oluş şekli ispatlanamadığını, dava konusu kazaya, tespit edilemeyen aracın neden olduğu ispatlanamadığını, kazanın failinin tespit edilememiş olması kazanın davacının iddia ettiği gibi meydana gelmiş olduğunu ortaya koymadığını, keza kazanın gerçekleşip gerçekleşmediği bir yana, kazaya bir başka aracın sebep olup olmadığı da kuşkuya mahal vermeyecek şekilde somut delillerle ortaya konmasının gerektiğini, davacının iddiası ispat edilemediğini, plakası tespit edilemeyen aracın kazaya neden olduğu sabit olmadığından davanın husumetten reddinin gerektiğini, KTK madde 97 ve 99 gereği dava şartı yokluğundan davanın usulden reddinin gerektiğini, ispat yükümlülüğü yerine getirilmediği gibi müvekkili kuruma başvuru sırasında yönetmeliğe uygun sağlık kurulu raporu da sunulmadan dava yoluna gidildiğini, davacının davadan önceki başvuruda, kazaya tespit edilemeyen aracın kusuru ile neden olduğunu ispatlamış olması zorunlu olduğunu, dava konusu olay, karayolunda gerçekleşmediğini, bu nedenle talebin Karayolları Trafik Kanunu'na göre trafik kazası olmayıp ZMSS poliçesi kapsamında olmadığını, teminat dışı talebin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddini talep ettiklerini, davacının iddiaları ispata muhtaç olduğunu, olayda müvekkili kurumun sorumluluğunu gerektirir somut bir olgu olmadığını, kazanın oluşundaki kusur oranlarının tespiti için keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmasının gerektiğini, tespit edilemeyen aracın kazaya neden olduğu, tespit edilemeyen araca atfı kabil bir kusur mevcut ise, müvekkili kurum kaza tarihindeki teminat limiti ile sınırlı olarak, kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacının iddia ettiği kalıcı maluliyet oranının tespiti için sağlık kurulu raporu alınmasının gerektiğini, davacının iddia ettiği iş göremezlik halinin iddia edilen kaza nedeniyle gerçekleşip gerçekleşmediği hususu tespit edilmeli, ayrıca kalıcı maluliyeti varsa bunun oranı Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tespit edilmesinin gerektiğini, davacının gerek illiyet bağının tespiti gerekse maluliyet oranının tespiti hakkında Adli Tıp Kurumu'na sevki gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu ile ilgili emeklilik kurum ve kuruluşlarına müzekkere yazılarak davacıya ödenen bir tazminat ya da bağlanan bir maaş/aylık/ödenek olup olmadığı sorulmalı, cevaba göre müvekkilin sorumluluğunda olacak tutardan mahsup edilmesinin gerektiğini, zarar, sosyal güvenlik kurumları tarafından karşılandığı ölçüde müvekkili kurumun da sorumluluğu sona erdiğini, davacı tarafından haksız kazanç elde edilmiş olacağını, tazminat hesaplamasının TRH Yaşam tablosu ve % 1,65 teknik faiz dikkate alınarak siciline kayıtlı aktüer bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararından müvekkil kurumun sorumluluğu bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber, davacı tarafın SGK'dan ödeme alıp almadığı araştırılmasının gerektiğini, bakıcı gideri tazminatından müvekkili kurumun sorumluluğu bulunmadığını, tedavi gideri zararından müvekkili kurumun sorumluluğu bulunmadığını, trafik kazaları nedeniyle yapılması gereken tüm tedaviler SGK teminatı kapsamında olup müvekkili kurum ... Hesabından talep edilmesi mümkün olmadığını, davacının tedavi gideri talebi haksız ve mesnetsiz olduğunu, gerçekte bu gidere katlanıldığı meçhul olduğunu, davadan önce yapılan başvuruda müvekkilinin sorumluluğu ispat edilemediğini, mevzuata uygun sağlık kurulu raporu sunulmadığını, davacının talebinin değerlendirilmesi mümkün olmadığını, bu nedenle dava açılmasına sebep olunmaması nedeniyle temerrüt gerçekleşmemiş olduğunu, müvekkili kurumun yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumluluğu bulunmadığını, öncelikle pasif husumet yokluğundan ve başvuru şartlarının oluşmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddini, aksi kanaat halinde ise cevap dilekçemizdeki diğer nedenlerle ve ispatlanamayan davanın esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, 16/02/2017 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen araç seyir halinde iken davacı yaya ...'a çarpması sonucunda davacıda maluliyet oluşup oluşmadığının tespiti ile varsa zararının davalıdan tazminine ilişkin tazminat davasıdır. Davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK' da “işlemden kaldırma” madde 150/4’te "Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır. İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. " şeklinde düzenlenmiştir. Davacı vekili tarafından davanın takip edilmemesi nedeniyle dosyanın 21/10/2025 tarihinde işlemden kaldırılmasına karar verildiği, bu tarihten itibaren de üç (3) aylık yasal süre içerisinde taraflarca yenilenmemiş olduğu, HMK 150/5.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın HMK. 150/5. maddesi uyarınca AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu eksik 462,15 TL'nin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan 100,00 TL yargılama giderinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen ve dava miktarını geçmemek üzere 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 7-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine, Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yokluğunda karar verildi. 26/01/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/853, K. 2026/69, T. 26.01.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-12-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-853-e-2026-69-k-e28adbf156cb