İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/804 E. 2025/98 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/804
- Karar No
- 2025/98
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/804 Esas KARAR NO : 2025/98 DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 28/12/2023 KARAR TARİHİ : 17/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Mah. ... Sk. ile ... Sk. kesişimi adresinde, ... yüklenici firması ... A.Ş. Ekipleri tarafından tarafından yapılan çalışmalar sırasında müvekkili şirket ... A.Ş.'nin kabloları hasara uğratıldığını, hasarın ardından, müvekkili şirketin teknik elemanlarınca durumun tutanakla tespit edildiğini, akabinde hasarın giderilmesi için gerekli çalışmaların yapılmış olduğunu, hasara ilişkin hasar tespit tutanağının dava dilekçesinin ekinde sunulduğunu, müvekkili şirketin malzeme gideri, işçilik gideri, vasıta gideri ve işletme zararı olmak üzere toplam 2.064,61 TL zarara uğratıldığını bildirip, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla, 2.064,61 TL tutarındaki alacağının, hasar tarihi olan 30.12.2021 tarihinden itibaren başlayan T.C. Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için öngördüğü avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesin, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan davada, meydana geldiği iddia olunan hasarla ilgili olarak müvekkili idareye kusur izafe edilmek suretiyle uğranılan zararın tazmini talep edildiğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi meydana gelen hasarda müvekkili idarenin kusuru söz konusu ise bu ancak bir hizmet kusuru olabileceğini, uyuşmazlık mahkemesinin kararı nedeniyle huzurdaki davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, müvekkili idare ...'ye iş bu davada husumet yöneltilemeyeceğinden huzurdaki davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, Davacının davasını hasar dosyasına ve tek taraflı olarak düzenlediği hasar tutanağına dayandırmakta ise de, anılan belgelerin tek başına delil değeri bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde hasar meydana geldiğini iddia etmekte ise de bu hasarın müvekkili idarenin fiili ve kusuru ile meydana geldiğine ilişkin herhangi bir kanıt sunamadığını, açılan davanın bir tazminat davası olduğunu, TBK 41. maddesine göre tazminat sorumluluğunun doğması için, tazminat talep edilenin, zarara neden olayda kasıt, ihmal, teseyyüp ya da kusurunun olması; tazminat talep edilen ile hasar arasında bir illiyet bağının bulunması gerektiğini, müvekkili idarenin olayda kastı, kusuru, ihmali bulunmadığı gibi bahse konu yerde hiçbir çalışma yapılmadığı için zararla müvekkil idare arasında bir illiyet bağının kurulması da mümkün olmadığını, müvekkili idarenin huzurdaki dava konusu hasara sebebiyet veren bir eylemi bulunmadığının açık olduğunu bildirip, davanın öncelikle usule aykırılık ve husumet itirazları ile davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı olmaması nedeniyle reddine karar verilmesini, davacının davasının esastan ve tümüyle reddine karar verilmesini, davacının faiz isteminin tümüyle reddine karar verilmesini, davacının talep ettiği faiz oranının reddine karar verilmesini, davacının yargılama masrafı ve avukatlık ücreti isteminin reddini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ANONİM ŞİRKETİne usulüne uygun tebligat çıkartılmış, ancak davaya süresi içerisinde bir cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLER: Mahkememizce 15/09/2024 tarihinde Elektrik Mühendisi bilirkişi vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmıştır. Yine Mahkememizce 15/11/2024 tarihinde Elektrik Mühendisi bilirkişi vasıtasıyla ek bilirkişi raporu aldırılmıştır. GEREKÇE: Dava, davalıların kazı çalışması sırasında davacının alt yapısına zarar verildiği iddiası ile tazminat talebine ilişkindir. Davacının tazminat talebi niteliği itibariyle haksız fiil sorumluluğuna dayanmaktadır. TBK md. 49’a göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören karşı tarafın kusurunu ve zarara uğradığını ispat yükü altındadır. Davacı, husumeti ...’ye ve ... A.Ş.’ye yöneltmiştir. ... yönünden yapılan incelemede, davalının hukuki konumu itibariyle yargı yolunun caiz olup olmadığı mahkememizce araştırılmıştır. HMK md. 114’te dava şartları düzenlenmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasının b bendi “yargı yolunun caiz olması” şeklindedir. Dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından kendiliğinden özetilmesi gereken unsurlardır. Bunlardan birinin eksik olması halinde davanın usulden reddine karar verilir. Somut olayda davalı taraf ... olup, ... kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. ...’nin kamu hizmeti görürken vermiş olduğu zararlar hizmet kusuru kapsamında değerlendirilmektedir. Hizmet kusuruna ilişkin açılacak tam yargı davalarında ise idari yargı yoluna gidilmesi gerekir. Bu hususta Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından verilen 05/02/2024 tarihli 2023/545 E. ve 2024/40 K. sayılı ilamda “17. Yukarıda anılan mevzuat hükümleri ve yerleşik içtihatlar uyarınca, kamu tüzel kişiliğini haiz ... nün (...) hizmet kusurundan kaynaklanan zararın ilamsız icra takibine ve dolayısıyla itirazın iptali davasına konu edilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. 18. Kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan dava, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli bulunmaktadır. 19. Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle verdiği ileri sürülen zararın tazmini istemi niteliğindeki davanın, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.” şeklinde karar verilmiştir. Somut olayda da yapılan kazı çalışmasının alt yapı sisteminin onarımına ilişkin, davalı idarenin görmekte olduğu kamu hizmetine ilişkin olduğu ve hizmet kusuru olarak nitelendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu sebeple hizmet kusuruna ilişkin idari yargıda dava açılması gerekirken adli yargıda dava açılmasında HMK md. 114/1-b uyarınca yargı yolu caiz olmadığından Davalı ... yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir. Diğer Davalı ... A.Ş. yönünden yapılan değerlendirmede, fiilen kazı çalışmasının davalı tarafından yapıldığı, kazı çalışmasında davacının alt yapısına zarar verildiği ve verilen bu zarar sebebiyle davalının sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Meydana gelen zararda davacının kablolarının yüzeye yakın döşendiğine ilişkin bir delil dosyada bulunmadığından, davalının, davacının müterafik kusuruna ilişkin savunması yerinde değildir. Bilirkişi tarafından zarar hesabı yapılmış, ancak zarara işçilik alacaklarının eklenmesi doğru olmamıştır. Davacının kendi görevi dışında kalan malzeme parasını davalıdan talep edebileceği kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davalı ... yönünden davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddine, diğer Davalı ... A.Ş. yönünden ise, malzeme parasına ilişkin 1.141,20 TL’nin kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davalı ... yönünden davanın HMK md. 114/1-b ve 115/2 uyarınca yargı yolu caiz olmadığından dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, 2-Davalı ... A.Ş. yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddine; -1.141,20 TL’nin 30/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte Davalı ... A.Ş.’den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 615,40-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 269,85-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 345,55-TL harcın davalı ... A.Ş'den alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan; 269,85-TL Başvuru Harcı, 269,85-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 539,70TL harcın davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; 5.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 470,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 5.470,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 3.023,51-TL lik kısmanın davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 1.141,20-TL vekalet ücretinin davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı ... A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 923,41-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, Davalı ... A.Ş. 'ye verilmesine, 8-Davalı ...... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, A.A.Ü.T göre hesaplanan 2.064,61-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı ...'ye verilmesine, 9-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranları dikkate alınarak, 1.431,36 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 1.768,64 TL'sinin davalı ... A.Ş.'den tahsili ile hazineye irat kaydına, 10-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, miktar itibariyle istinaf sınırı altında kaldığından KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/02/2025
Katip ... ¸
Hakim ... ¸