İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/746 E. 2025/369 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/746
Karar No
2025/369
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/746 Esas KARAR NO : 2025/369 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 13/09/2023 KARAR TARİHİ : 15/04/2025 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; 11/01/2023 tarihinde, Manisa İli, Salihli ilçesi Gaz iler Mahallesinde, davalı ...'ın sürücüsü olduğu... plaka nolu otomobil ile müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu ... plaka nolu motosiklete çarpması sonucunda müvekkilinin yaralandığını, ... plaka nolu otomobilin ruhsat sahibi ve işleteninin davalı ... olduğunu, alkollü davalı sürücü ... asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunu, bu kazada müvekkilinin yaralandığını ve daimi olarak sakat kaldığını, davalı sigorta şirketine; sorumlu olduğu ... nolu poliçeden yaptıkları başvuru için hiç bir ödeme yapılmadığını, İzmir Arabuluculuk Bürosu ... Büro dosya numaralı,...Arabuluculuk numaralı başvurusu ile Arabulucu'ya başvurulduğunu, anlaşmaya varılamadığını, davalı ...'ın müvekkilinin kazada ağır yaralanmasına rağmen; müvekkiline kaza günü dahil hiç bir aşamada irtibat kurmadığını, hiç bir maddi ekonomik yardımda bulunmadığını, müvekkilinin sürekli iş göremezlik oranının, geçici iş göremezlik süresinin, bakıcıya ihtiyacı olup olmadığının; ne kadar süre ihtiyacının olduğunun ve tedavi, iyileştirme giderlerinin ayrı ayrı tespitine, hükümlü müvekkilinin çalışmadığından ve kaza nedeniyle de ayrıca çalışamaz durumda olduğundan adli yardım talebinin kabulüne, her bir alacak kalemi için fazlaya ilişkin hak ve alacaklarımız saklı kalmak kaydıyla davacı için şimdilik 100,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 100,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00-TL tedavi ve iyileştirme gideri ile 100,00-TL bakıcı giderinin olay tarihindeki sigorta limiti aşılmamak üzere kaza tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi, avukatlık ücreti ve yargılama giderleriyle davalı sigorta şirketinden poliçe limitleri dahilinde tahsili talebimi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00-TL manevi tazminatın ve poliçe limiti aşılırsa, aşılan kısım için tespit edilecek maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ... 'dan müşterek müteselsilen tahsiline, Fail ve eylem sabit olduğundan, 2 ve 3 nolu davalıların muvazaalı mal kaçırma ihtimaline binaen; tespit edilecek araç ve taşınmazlarına teminatsız ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar ... ve ... vekili, cevap dilekçesinde; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davanın asıl yetkili olan Manisa Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etiklerini, müvekkili ...’a tam kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, kaza mahallinde çekilmiş fotoğraflardan görüleceği üzere olay yerinde yol çalışması yapıldığını, mevcut yol çalışması nedeni ile müvekkili ile müştekilerin kullandığı motosikletin yolu bölen çizgiler üzerinde çarpışması neticesinde kaza meydana geldiğini, Müvekkilinin şerit ihlali yapmasının söz konusu olmadığını, bu nedenle kusur tespitine ilişkin raporların gerçeği yansıtmadığını, kazanın davacının yolcu olarak bulunduğu motosikletin kenardaki yol çalışması nedeni ile müvekkilinin şeridine girmesi nedeni ile gerçekleştiği kanaatinde olduklarını, ayrıca müvekkilinin alkollü olmasının meydana gelen kaza ile bir illiyet bağı bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı... Sigorta A.Ş. Vekili, cevap dilekçesi ile; müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, dava şartı noksanlığı nedeniyle dava usulden reddedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının sürekli malul olup olmadığının Adli Tıp... İhtisas Dairesi tarafından erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmeliğin dikkate alınarak tespit edilmesini talep ettiklerini, davacının sürekli malul olup olmadığı Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edildikten ve alınan kusur raporunda sigortalılarına kusur atfedilmesi üzerine yapılacak tazminat hesaplamasında esas alınacak unsurlar, genel şartlar'da açıkça belirlenmiş olup, yapılacak hesaplamada genel şart hükümlerinin esas alınması gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, bu nedenlerle usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın reddi ile mahkeme aksi kanaatte ise açıklanan hususların dikkate alınmasına, yargılama gider ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Hastane tedavi evrakları, SGK kayıtları, hasar dosyası, Sağlık Kurulu raporu, bilirkişi raporları delil olarak değerlendirilmiştir. Tarafların kusur durumlarının tespiti bilirkişiden alınan 20/04/2024 tarihli rapora göre; "...1-) Davalı... Sigorta A.Ş. nezdinde 18.05. 2022/2023 tarihleri arasında... sayılı ZMS (Trafik) poliçesiyle davalı ... adına sigortalı... plakalı 1996... marka otomobil sürücüsü davalı ...’ın kazanın oluşumunda 2918 sayılı KTK.nın diğer sürücü kusurlarından 56/A, 48/5,46/A ile sürücü asli kusurlarından 84/G hükümlerini ihlal ettiği, Ayrıca kazanın oluşumunda davalı sürücü yönünden salt alkolün etkisinin olup olmadığı hususunun nöroloji uzmanının, uzmanlık alanı içerisine girmektedir. Bu hususun takdiri sayın mahkemeye aittir. 2-) Dava dışı... plakalı 2005 model...marka motosiklet sürücüsü...’ın kazanın oluşumuna katkı sağlayacak trafik kurallarına aykırı etken davranış faktörü görülmediği 3-) Dava dışı... plakalı motosikletin arkasında yolcu konumunda bulunan ve 4 kot numarası karşılığı kaskı takılı olup olmadığı “ belirsiz” ” olarak işaretlenen... doğumlu davacı...’nın kazanın oluşumuna katkı sağlayacak trafik kurallarına aykırı etken davranış faktörü görülmediği 4-) Başkaca kazanın oluşumuna katkı sağlayacak etken kişi, kurum, kuruluş ve dış etmenler olmadığı..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Davacının maluliyet oranının tespiti için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan rapora göre; "... Sonuç olarak; şahısta davaya konu trafik kazası ile illiyet bağı kurulabilen birden fazla arıza olması nedeniyle Balthazard Formülü uygulandığında kişinin engellilik oranı %10,7 (yüzdeonvirgülyedi) olarak hesaplanmıştır. 2. Tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) ay olarak kabulünün uygun olacağı, ancak kesin iyileşme süresinin varsa kişinin takip ve tedavisini yapan hekimler (sağlık kuruluşu) tarafından düzenlenmiş istirahat veya çalışabilir raporu ile belirlenebileceği mütalaasına varılmıştır.." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Aktüerya uzmanı bilirkişiden alınan 12/02/2025 tarihli rapora göre; ; "... 11.01.2023 tarihinde meydana gelen olay sonucu yaralanan...’nın; -Geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi zararının 86.308,37 TL olduğu, -Sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağı 829.883,85 TL olup, önceden ödenen ödemenin (573.631,85 TL)(dava tarihi sonrası yapıldığından doğrudan mahsup edilmiş) mahsubu sonrası ise bakiye alacağının 256.252,00 TL olacağı, -Bakım giderinden kaynaklı alacağının 43.701,60 TL olduğu, -SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi giderinin 13.992,40 TL olduğu, -İleriye dönük muhtemel tedavi giderinin 8.000,00 TL olduğu, -FTR uygulamasından kaynaklı tedavi giderinin 6.367,50 TL olduğu, -Tedavi ile ilişkili muhtemel ulaşım giderinin 1.500,00 TL olabileceği, Davacının toplam maddi tazminat alacağının 416.121,87 TL’ye tekabül ettiği, Davalı sigorta şirketinin teminat sorumluluğunun teminat limiti dahilinde olduğu ve ZMMS poliçesi kapsamında teminat limiti 1.200.000,00 TL olup, bakiye kalan sorumluluğunun 626.368,15 TL (1200.000,00-573.631,85) olduğu kanaatiyle, Manevi tazminatın Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere Saygı ile sunuludur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle oluşan zararların tazmini talebiyle açılmış maddi ve manevi tazminat davasıdır. 2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımı, davacının kaza nedeniyle sürekli maluliyet ve geçici iş gücü kaybı meydana gelip gelmediği, tedavi ve bakım gideri zararı bulunup bulunmadığı, bu tazminat kalemlerinden dolayı davacının talep edebileceği maddi tazminatın miktarı ve yine davacının yaralanması nedeniyle araç işleteni ve sürücüsünden talep edebileceği manevi tazminat miktarının belirlenmesi noktalarında toplanmaktadır. 3-Dosya kapsamının incelenmesinden 11/01/2023 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu ... plaka sayılı araç ile davalı... Sigorta A.Ş.'nin KZMMS sigorta poliçesi ile sigortalısı, davalı ...'ın sürücüsü ve davalı ...'ın maliki olduğu ... plaka sayılı araç arasında trafik kazası gerçekleştiği, ... plaka sayılı aracın davalı... Sigorta Anonim Şirketi nezdinde 18/05/2022-18/05/2023 tarihleri aralığında KZMMS sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu, kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan sorumluluk sınırının 1.200.000,00-TL(tedavi ve sürekli maluliyet ayrı ayrı olmak üzere) olduğu görülmüştür. 4-Dava şartları ve ilk itirazlar yönünden yapılan incelemede; Maddi zararın karşılanması talebiyle yazılı başvuru evrakınının e-posta yoluyla 21/08/2023 tarihinde gönderildiği, 8 iş günü yasal süre içerisinde davalı tarafça zararın karşılanmamış olduğu ve KTK 97. Maddesinde düzenlenen özel başvuru şartının yerine getirilmiş olduğu görülmüştür. 5-Mahkememizce kaza tespit tutanağı, poliçe, Salihli...Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı ceza yargılaması dosyası, davacının görmüş olduğu tedavilere ilişkin hastane kayıtları, hasar dosyası, maluliyet raporu, tarafların ekonomik ve sosyal durum araştırma tutanakları, kusura yönelik bilirkişi raporu ve aktüerya bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir. 6-Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda dayanak haksız fiil sorumluluğudur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun; 90. Maddesinde, "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun... öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun... düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”; 85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-3. maddesinde: “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. ” düzenlemesi ile sorumluluk sınırları gösterilmiştir. 7-Yukarıda açıklanan ve alıntılanan hükümler doğrultusunda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Sigortacının sorumluluğu, yukarıda izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir. Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." 50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış, -Fiilin hukuka aykırı olması -Zararın meydana gelmesi, -Kusur, -Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır. Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır. 8-Taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımı noktasındadır. Taraflarca kaza tespit tutanağında anlatımı yapılan kaza oluş şekline ilişkin bir itiraz ve farklı bir kaza oluşu iddiası bulunmadığından keşif yapılmasına gerek görülmemiş, kaza tespit tutanağı dikkate alınarak adli trafik bilirkişiden rapor alınmıştır. Dosyaya sunulan 20/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu kazanın gerçekleşmesinde davalı araç sürücüsü ...'ın KTK'nın 56/A, 48/5, 46/A ve 84/G maddelerine yönelik kural ihlali nedeniyle kazanın meydana geldiği, davacının yolcu olarak yer aldığı ... plaka sayılı araç sürücüsü dava dış...'ın ve davacı...'nın kural ihlali bulunmadığı yönünde görüş sunulduğu görülmüştür. Rapora karşı davalılar vekilince sair itirazlar ileri sürülmüş ise de; kaza sonrasında trafik görevlilerince düzenlenen kaza tespit tutanağında davalının asli ve tek kusurlu olarak belirtildiği, dava konusu trafik kazasıyla ilgili olarak davalı araç sürücüsü ... hakkında Salihli ...Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan kamu davası açıldığı, yargılama sonucunda davalının asli kusurlu olarak mahkumiyetine karar verildiği, ceza soruşturması aşamasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin düzenlediği 03/07/2023 tarihli kusur raporunda "Mevcut verilere göre; A) Şüpheli sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halinde iken kavşak mahalline geldiğinde nizamlara aykırı şekilde karşı yön bölümüne girmemesi, kendi yön bölümü içerisinde seyrini sürüdürmesi gerekirken bu hususlara uymayarak karşı yön bölümüne girerek bu bölümde seyreden motosikletin hareket alanını kapattığı anlaşılmakla gerçekleşen olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile asli kusurludur. B)... plakalı motosikletin sürücüsü kavşak mahallinde geçiş yaptığı sırada karşı yön bölümünden gelerek hareket alanına (seyir bölümüne) giren otomobile karşı alabileceği bir önlem bulunmadığı anlaşılmakla meydana gelen olayda atfı kabil bir kusuru bulunmamaktadır. SONUÇ : Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; A) Şüpheli sürücü ...’ın asli kusurlu olduğu, B) ... plakalı motosikletin sürücüsünün kusursuz olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde görüş sunulduğu, bu haliyle davalı araç sürücüsünün şerit ihlali gerçekleştirmek suretiyle asli ve %100 oranında kusuruyla kazaya sebebiyet verdiği değerlendirilmiş ve bu kusur oranı üzerinden hüküm kurulmuştur. 9-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda kaza tarihi 13/01/2023 olup davacının maluliyetine ilişkin değerlendirmelerin Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Davacının maluliyetinin tespiti yönünden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı öğretim üyelerinden oluşan heyete sevk edilmiş, dosyaya sunulan 25/09/2024 tarihli maluliyet raporunda davacının sürekli iş gücü kaybının %10,7 olduğu, davacının 9 ay süreyle geçici iş göremezlik süresinin bulunduğu ve 11 günü tam ve kalan kısmı yarı zamanlı olmak üzere 4 ay süreyle bakıcı ihtiyacı bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Maluliyet raporuna karşı davalı taraf vekillerince sair itirazlar sunulmuş ise de itiraz dilekçesinde açık bir hukuka aykırılık ve hatanın gösterilmediği, soyut şekilde davacının ayak bilek hareketlerinde kısıtlılık olmadığı savunulmuş ise de sağlık kurulunca davacının fiziki muayenesi sırasında eklem hareket açıklıklarının ve hareket derecelerinin ölçülerek yönetmelikte belirtilen maluliyet oranlarına göre tespit edilen toplam orana Balthazard Formülü uygulanması suretiyle sürekli iş gücü kaybı oranının tespit edildiği, tespit edilen maluliyet oran ve sürelerinin dosya kapsamı ile yürürlükteki yönetmelik ve eki cetvellere uygun olduğu gözetilerek davacının %10,7 oranında sürekli iş göremezliğinin oluştuğu, 9 ay süreyle geçici iş göremezlik halinin mevcut olduğu, 4 ay süreyle bakıcı ihtiyacı(11 günü tam, kalan kısmı yarı zamanlı) oluştuğu kabul edilmiştir. 10-Yargılama sırasında davacı ile davalı... Sigorta Anonim Şirketi'nin maddi tazminat istemleri yönünden sulh olduğu, davacı vekilinin 19/11/2024 tarihli sulh beyanıyla... Sigorta Anonim Şirketi yönünden sulh olunduğunu, diğer davalılar yönünden maddi ve manevi tazminat istemlerinin devam ettiğini beyan etmiştir. Davalı... Sigorta Anonim Şirketi ile diğer davalılar arasında müteselsil sorumluluk ilişkisi mevcut olup sulh sözleşmesinin diğer davalılara etkisinin irdelenmesi gerekmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 166.maddesi uyarınca müteselsil borçlulardan birinin alacaklı ile yaptığı ibra diğer borçluları da sorumluluktan aynı ölçüde kurtarmakta olup davalı sigorta şirketinin gerçekleştirdiği ödeme neticesinde davacının... Sigorta Anonim Şirketi'nin sorumlu tutulabileceği miktar nispetinde müteselsil borçluların da poliçe limiti ölçüsünden borçtan kurtulabilecekleri, zira davacı zarar gören poliçe limitinin altında bir ödeme almış olsa dahi sigorta şirketini poliçe limiti kadar borçtan kurtaran bir ibra sağladığı için diğer müteselsil borçluların da aynı ölçüde bu ibradan faydalanacakları, buna göre davalı araç sürücüsü ve malikinin poliçe limiti olan 1.200.000,00-TL miktarına kadar maddi zararlardan sorumlu tutulamayacakları, 1.200.000,00-TL poliçe limitinin üzerinde kalan kısım yönünden ise davacıya karşı sorumluluklarının devam edeceği değerlendirilmiştir. Nitekim Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulaması da bu yöndedir; "Davacı taraf tam teselsülde olduğu gibi, zararının tümünün tazminini müteselsil borçluların hepsinden isteyebileceği gibi, birisinden de isteyebilir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 145. maddesi (T.B.K. 166. md.) hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Borçlar Kanunu'nun 147 nci maddesinde (T.B.K. 166.), rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceği düzenlenmiştir. Somut olayda; davacılar vekili tarafından, zarardan müteselsilen sorumlu olan araç maliki, sürücü ve araç sigortacısına karşı dava açılmış; dava devam ederken davacı vekili ile davalı sigorta şirketi sulh sözleşmesi imzalamıştır. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında mahkemece; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, yapılan ödeme ve sulh sözleşmesi de dikkate alınmak suretiyle, davacılar tarafından verilen 19.07.2022 tarihli ibranamenin diğer davalı araç maliki /sigortalı ... Taşımacılık A.Ş.'ye etkisi ve sirayet edip etmeyeceğinin değerlendirilmesi; değerlendirme yapılırken, davalı sigorta şirketi tarafından kaza tarihindeki teminat limitinin altında bir ödeme yapılsa da, kaza tarihi itibari ile trafik sigortası teminat limitinin gözetilmesi gerekmesine göre, yargılama sırasında yapılan sulh sözleşmesinin davalıların hukuki durumlarının takdir edilmesinde değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir." Maluliyet durumunun tespiti sonrasında davacının, davalı araç sürücüsü ve malikinden poliçe limiti üzerinde maddi tazminat isteminde bulunup bulunamayacağının tespiti hususunda rapor alınmak üzere dosya aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 12/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda davacının asgari ücret düzeyinde gelirine, TRH-2010 yaşam tablosunda öngörülen bakiye ömür süresi, %10,7 maluliyet ve 9 ay geçici iş gücüne, 4 aylık bakım süresi ile davalı tarafın sorumluluğunda olan %100 kusur oranına göre sigorta şirketinin sulhe esas alınan ödeme tarihi 08/11/2024 tarihindeki verilere göre 644.079,78-TL sürekli iş gücü kaybı zararı talep edebileceği belirtilmiş, diğer zarar kalemleri yönünden ise 86.308,37-TL geçici iş gücü kaybı zararı, 43.701,60-TL bakım gideri zararı, 13.992,40-TL SGK sorumluluğunda olmayan belgesi tedavi gideri, 8.000,00-TL ileriye dönük tedavi gideri, 6.367,50-TL FTR uygulamasına bağlı tedavi gideri ile 1.500,00-TL tedavi amaçlı ulaşım gideri zararının bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Buna göre, davalı sigorta şirketinin ödeme tarihi 08/11/2024 itibariyle davacının maddi zararları toplamı 803.949,65-TL olup, davalı sigorta şirketinin sulh sözleşmesine esas ödeme miktarı 622.000,00-TL asıl alacak ise de davalı sigorta şirketinin poliçe limiti olan 1.200.000,00-TL borçtan kurtulmuş olmasıyla diğer davalıların da bundan faydalanacakları, davacının ödeme tarihinde karşılanması gereken maddi zararları toplamının 1.200.000,00-TL'nin altında kalmasıyla davalı araç sürücüsü ... ve araç maliki ... yönünden de davaya devam olunamayacağı değerlendirildiğinden maddi tazminat istemlerinin konusuz kaldığı kabulüyle karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir. 11-Manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede; Manevi tazminat bir zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Mahkememizce davacı...'nın %10,7 oranında sürekli maluliyeti ve 9 ay geçici iş gücü kaybıyla sonuçlanan trafik kazasına ilişkin gerçekleştirilen yargılamada, kazanın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kazanın gerçekleşmesindeki kusur durumları, davacının yaşı, maluliyetinin boyutu ve maluliyetin günlük hayatını etkileme derecesi, paranın alım gücü, kaza sırasında davalı araç sürücüsü ...'ın 2,24 promil alkollü olarak araç kullandığı hususları birlikte gözetilerek manevi tazminat davasının tam kabulüyle 100.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir 12-Her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de ,"6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.) Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı) Yukarıda alıntılanan istinaf ilamı ve Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Maddi tazminat davasının konusuz kaldığı anlaşıldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Manevi tazminat davasının KABULÜNE, 100.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi 11/01/2023'ten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.831,00-TL harcın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat yönünden davacı yararına takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, 5-Adli yardım kapsamında devlet hazinesinden karşılanan 6.500,00-TL bilirkişi ücreti, 2.200,00-TL Ege Üniversitesi Rapor bedeli, 459,50-TL posta ve tebligat ücreti toplamı 9.159,50-TL'nin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin e-duruşma yolu ile yüzlerine karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/04/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/746, K. 2025/369, T. 15.04.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-746-e-2025-369-k-f6b7603f4b32