İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/728 E. 2024/516 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/728
Karar No
2024/516
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/728 KARAR NO : 2024/516

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/10/2023 KARAR TARİHİ : 14/06/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilim şirket ile davalı arasındaki ticari ilişki bulunduğunu, bu ticaret kapsamında davalının talep ettiği fatura içeriği mallar davalı tarafından teslim alındığını, borcun vadesi geçmesine rağmen davalı tarafından ödenmemesi üzerine tarafımızdan---- İcra Müdürlüğü’nün ----- sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, taraflar arasındaki ticaret nedeniyle davalının dava konusu faturalara ilişkin borçlarını ödemediğini, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, tek başına cari hesabın ve faturaların varlığı alacak iddiasını ispat edecek mahiyette olmadığını, davacı tarafından müvekkil şirkete hizmet verildiğini ispat etmesi gerektiğini, kesinlikle davayı kabul etmemekle birlikte, davacı tarafın faiz talebi hatalı olup son derece fahiş gibi müvekkil şirketin temerrrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir kayıt dosyada mevcut olmadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ------ İcra Müdürlüğünün-----sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ---- İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; davacının ticari defteri kayıtlarına göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 175.677,11 TL alacaklı olduğu davalı hesap hareketlerine göre; davalının davacıya takip tarihi itibariyle 175.677,11 tutarında borçlu olduğu, Her iki taraf defteri takip tarihi itibari ile mutabık olmakla birlikte davalı kayıtlarına göre takip tarihinden sonra daya tarihinden önce olmak üzere 17.10.2023 tarihinde davacıya banka havalesi ile 80.000,00 TL tutarında kışmi ödeme yapıldığı Bu ödeme dekontunun icra takip tarihinden ve arabuluculuk süreci tamamlandıktan sonra, ancak dava açılmadan önce olduğu, davalının davaya cevap dilekçesinde kısmi ödeme definde bulunmadığı görüldüğü, bu ödeme belgesinin tarihi dikkate alındığında takip tarihinden sonra olduğu anlaşıldığı bu sebeple, davalının davacıya takip tarihi itibariyle 175.677.11 TL borçlu olduğunun görüldüğü, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, Davacı şirket ile davalı şirket arasındaki e-posta iletileri incelendiğinde; fatura tarihinden itibaren 60 gün vade ile anlaştıkları, vade sonunda davacı şirket tarafından ödemenin istenildiği ve ilgili e- mail yazışmalardan ödemenin yapılmadığı, Dosya kapsamında yapılan incelemede davacı tarafından davalı adına ürünlerin teslimine ilişkin 8 adet e- Sevk irsaliyesi düzenlendiği görüldüğü, davacı tarafından 10.02.2023 tarihli e- İrsaliye ile 25.02.2023 tarihli e-İrsaliye ---- şirketi ile davalı şirkete teslim edildiği anlaşıldığı, . Diğer düzenlenen 6 adet e-İrsaliyenin taşıyıcı bilgileri kısmında “kendisi aldı” açıklamasının yapıldığı ve teslim alan kişinin isim ve imzası bulunmadığı, dosya sunulan e-Faturalar elektronik sistem üzerinden oluşturulduğundan davalı şirkete tebliğ edildiği, Davacı faturalarına süresi içerisinde itiraz edildiğini gösterir herhangi bir belge dosyada yer almadığı, davacı tarafın Şubat 2023 yılına ait davalı adına kesilen toplam 7 adet faturayı bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirdiği, Davacı tarafından 04.03.2023 tarihli ----- numaralı 1.378,24 TL bedelli fatura BA/BS beyan sınırı (5.000 TL) altında kaldığından ilgili ayda beyan edilmediği, davalı BA formaları incelendiğine ise davalı tarafın 2023 yıllarına ilişkin 7 Adet faturayı bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirdiği tespit edildiği, Davacı tarafından kesilen 04.03.2023 tarihli ----- numaralı 1.378,24 TL bedelli faturada BA/BS beyan sınırı (5.000 TL) altında kaldığından ilgili ayda beyan sınırı altından kaldığından davalı tarafından beyan edilmediği Bu durumda davacı faturalarının davalı tarafından kabul edilerek ticari defterlerine kayıt edildiği ve ilgili vergi dairesine davalı tarafından bildirildiği ve tarafların BA/BS formları birbiri ile uyumlu olduğu İncelenen davacı ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 175.677,11 TL alacaklı olduğu, davacı lehine alacağa hükmedilmesi durumunda konu alacak için davacının davalıdan takip tarihi itibari ile 6.887,72 TL işlemiş faiz talep edebileceği, Davalı kayıtlarından tespit edilen ve takip tarihinden sonra itirazın iptali davasından önce yapılan 80.000,00 TL'lik kısmı ödemenin davacı alacağından mahsup edilerek alacağın itirazın iptali dava tarihi itibari ile belirlenmesi gerektiği görüşünün mahkememiz tarafından belirlenmesi durumunda; davacının davalıdan dava tarihi itibari ile 136.562,58 TL asıl alacak ve 351,70 TL de işlemiş faiz talep edebileceği hususlarını beyan ve rapor etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Davacı ve davalı tarafın defterlerinin incelendiği, davacı ve davalı defterlerine göre davacının davalıdan 136.562,58 TL alacaklı olduğunun, tarafların BA/BS formlarının uyumlu olduğunun, davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından da BA formu ile vergi dairesine bildirildiğinin tespit edildiği görülmüştür. Davalı tarafından uyuşmazlık konusu olan faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği ve iade faturası kesilmediği anlaşılmıştır.Somut olaya emsal olan Yargıtay --- HD nin ----- esas ,----- karar sayılı 4.11.2019 tarihli ilamında da açıklandığı üzere davalı, davaya dayanak faturaya ilişkin beyanname vermekle malları teslim almış sayılacağı değerlendirilmelidir. Her ne kadar davalı taraf mal teslimi yapılmadığını iddia etmekte ise de ilgili Yargıtay ilamı doğrultusunda davalının malları teslim aldığı,teslim aldığı malların da bedelini ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir.Davalının mal teslimi yapılmadığı hususunu kanıtlayalmadığı anlaşıldığından bilirkişi raporu hükme esas alınarak yapılan ödemenin öncelikle ferilerden düşülmek kaydıyla bakiye 136.562,58 TL ve 351,70 TL işlemiş faiz üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir. Ayrıca ödemenin takipten sonra ancak davadan önce yapıldığı gözetilerek fazlaya yönelik talep yönünden davacının hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmıştır.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 1-Davalının ----- İcra Müdürlüğünün ----- Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 136.562,58 TL asıl alacak üzerinden ve 351,70 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, fazlaya yönelik talebinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, 2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar harcı 9.352,61 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.915,16 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.437,45 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 2.915,16 TL peşin harç olmak üzere toplam 3.185,01 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.823,75 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 2.807,06 TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 21.906,28 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 2.290,43 TL'nin davalıdan, 829,57 TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 10-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekiline (e- duruşma sistemi üzerinden) davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/728, K. 2024/516, T. 14.06.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-728-e-2024-516-k-feca51eaa284