İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/455 E. 2025/732 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/455
- Karar No
- 2025/732
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/455 Esas KARAR NO : 2025/732
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/07/2023 KARAR TARİHİ : 04/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Ltd. ile müvekkili arasında TBK 183 vd. maddelerine uygun olarak Alacağın Temliki Sözleşmesi yapıldığını, taraflar arasında daha sonra borcun ödenmesi noktasında yapılan protokolde kısmi ödeme yapılmışsa da dosya borcu kadar olan kısmın halen ödenmediğini, sözleşmeye dayalı olarak başlatılan İstanbul ...İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında davalının haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine takibin durduğunu, takip konusu meblağın davalı tarafça gayet iyi bir şekilde bilinmekte olup, aynı zamanda likit bir alacak olduğunu, taraflar arasındaki ilişki TBK ilgili maddelerine göre Komisyonculuk olup yine TTK 4/1-c maddesine göre Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, sözleşmedeki alacağını temlik edemediğinden müvekkilinin zor durumda olduğunu ve adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesini, arabuluculuk son tutanağında "anlaşamama" olarak sonuçlandırıldığını, itirazının iptaline, asıl alacak bakımından Merkez Bankası Döviz Kuruna Uygulanan Faiz Üzerinden Asıl Alacak ile birlikte takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının alacağını, alacağın temliki sözleşmesine dayandırdığını, sözleşme hariç herhangi bir dayanak belgenin gerek icra dosyasında gerekse işbu dosyada bulunmadığını, davacının temlik yolu ile elde ettiği alacak hakkını neye dayandırdığı sorusunun cevabı olmadığını, temlik sözleşmesinin konu kısmında “(...) temlik eden ... Ltd. şirketi lehine doğmuş ....-2001 nolu fatura (...)” ifadesi geçtiğini, söz konusu faturayı müvekkilinin ilk kez dava dilekçesi ve tensip zaptının kendisine tebliğ edildiğinde gördüğünü, söz konusu faturaya ilişkin herhangi bir bilgisinin tebliğden önce olmadığını, ne dava dışı şirket ne de davacı tarafından müvekkiline herhangi bir fatura gönderilmediğini, faturanın icra takibinin dayanaklarından biri olarak dahi gösterilmediğini, takip talebinde “13.10.2022 tarihli temlikname 50.000,00 USD” ibaresi yer aldığını, fatura olarak iddia edilen belge incelendiğinde tarihin 07.07.2022 olduğu, icra takibinin ise 27.10.2022 tarihinde başlatıldığını, aylar sonra başlatılan bir icra takibine dayanak niteliğinde olan en önemli belgenin konulmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dilekçesinin deliller bölümünde “Taraflar Arasında Yapılan Borcun Yapılandırılmasına İlişkin Sözleşme” belirtildiğini, temlik sözleşmesi incelendiğinde tek bir kelimeden dahi her ne ad altında olursa bir sözleşme varlığı anlamı çıkmadığını, müvekkili ile davacı ile yapılan tek bir sözleşme bulunmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11.02.2020 tarihli 2017/2076 Esas 2020/117 Karar sayılı kararında temliğin dayanağı olan bir sözleşme olmasına rağmen icra takibi dayanağına sunulmamış olması sebebi ile itirazın iptali davası niteliğine aykırılık olması sebebi ile kabul edilmediğini, var olmayan ve müvekkiline hiç iletilmemiş bir belgeye dayanarak var olmayan bir alacak devri yapılmaya çalışıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için alacağın temliki sözleşmesinin geçerli olduğu bir varsayımda bile müvekkilinin borcu olmadığını, müvekkili ile dava dışı şirket arasında 2022 yılının Ağustos ayında ticari ilişki başladığını ve bu kapsamda müvekkilinin dava dışı şirkete 03.08.2022 tarihinde 15.500 Amerikan Doları, 27.02.2023 tarihinde 13.500 Amerikan Doları, 01.04.2023 tarihinde 20.500 Amerikan Doları, 13.04.2023 tarihinde 30.000 Amerikan Doları olmak üzere toplam 79.500 Amerikan Doları ödeme gerçekleştirdiğini, müvekkili tarafından dava dışı şirkete ilk taksit ödemesi gerçekleştirildikten sonra söz konusu icra takibinin başlatıldığını, müvekkilinin ödemelerini zamanında, tam ve eksiksiz yaptığını, TBK 186.maddesi uyarınca müvekkilinin basiretli bir tacir olarak davranma zorunluluğu gözetildiğinde müvekkilinin dava dışı şirkete olan borcunu dava dışı şirkete ödemesinin hayatın olağan akışına uygun olup, hukuk açısından son derece doğru alınmış bir karar olduğunu, ticari ilişki kapsamındaki anlaşma ile müvekkiline gelen ödeme emrinde yer alan bilgilerin uyuşmadığını, elli bin dolarlık alacak talebinde bulunan bir kişinin aynı zamanda adli yardım talep etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin borcu bulunmadığını, davanın reddine, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan Deliller: İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları, ...Ticaret Sicili Müdürlüğü'den davacı asilin ticaret sicil kayıtları, ...Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı asilin 2022 yılına ait Gelir Vergisi Beyannamesi ve sicil bilgileri, Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 03/07/2025 tarihli bilirkişi raporu, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, alacağın temliki sözleşmesi uyarınca davalı aleyhine yürütülen İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için: 1-İlamsız takip yapılmış olması, 2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, 3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması, 4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Somut olayda, İstanbul...İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; alacaklı davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 27.10.2022 tarihinde, 50.000,00-USD asıl alacak ve 115,07-USD işlemiş faiz toplamı olan 50.115,07-USD alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının 13.10.2022 tarihli temlikname şeklinde gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 21.11.2022 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 23.11.2022 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca, fer'ilerine itiraz edildiği, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olan 06.07.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi ile, davalı şirketin ve dava dışı şirketin ticari defter ve kayıtları ile tüm dosya kapsamında inceleme yapmak suretiyle, incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, dava dışı şirketin davalı şirketten faturaya dayalı alacaklı olup olmadığı, alacağın temlikinin davalı tarafa bildirilip bildirilmediği, davacıya usulüne uygun olarak alacağın temlikinin gerçekleşip gerçekleşmediği, davacının alacak miktarının takip tarihi itibariyle ne olduğu hususlarında rapor tanzim edilmesinin istenildiği, tanzim edilen rapor ile, davalı. tarafça sunulan defterlerin sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalı defterlerinde dava dışı firmanın tanzim ettiği faturaların kayıtlı olmadığı, diğer bir ifade ile davalının defterlerinde hem davacı tarafa hem de dava dışı şirkete ait herhangi bir borcun kayıtlı olmadığı, dava dışı şirket ile ilgili davacı tarafça sunulan evraklara göre davalı adına 129.491,72-USD tutarında fatura tanzim edildiği ancak iş bu faturanın 115.500,00-USD kısmının davalı şirket hesabına borç olarak kaydedildiği, iş bu borç ile ilgili tahsil edilen tutarın 79.500,00-USD olduğu ve bu durumun davalı beyanları ile örtüştüğü, kalan borcun 36.000,00-USD olduğu, dava dosyasına sunulan 03.08.2022 tarihli sözleşmede, davalı şirketin yetkilisinin imzasının bulunduğu, alacağın temlikine konu edilen borcun doğumunda davalının bilgisi ve rızasının olduğunun açıkça ortaya konulduğu, davaya konu sözleşme kapsamında takip tarihi itibariyle kalan alacağın 100.000,00-USD olduğu ancak davacının takip sonrasında yapılan 64.000,00-USD tutarında ödemeleri de kabul etmek sureti ile kalan alacağın 36.000,00-USD olduğu, bu itibarla davacının dava dışı şirketten temlik aldığı 50.000,00-USD tutarındaki alacağından kalan bedelin 36.000,00-USD olduğu kanaatinin bildirildiği, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, rapora itibar edilmemesini gerektirir sebep bulunmadığı değerlendirilmiştir. Taraf iddia ve savunmalarına, ticari defter ve kayıtlara, tanzim edilen bilirkişi raporuna göre, temlik sözleşmesine konu edilen 50.000,00-USD tutarındaki alacaktan kalan bedelin 36.000,00-USD olduğu, temlik sözleşmesinde davalının imzası bulunduğundan bilgisi olduğunun kabulü gerektiği, davacının temlik sözleşmesi uyarınca alacaklı olduğunu somut belgelerle ve kayıtlarla desteklediği anlaşılmakla bilirkişi raporunda yer alan hesaplamalar doğrultusunda davacı tarafın takip tarihi itibariyle davalı taraftan toplamda 36.000,00-USD alacaklı olduğu kabul edilmiş, bununla birlikte davalının söz konusu fatura bedellerine yönelik takip tarihinden önce ödeme ihtarı ile temerrüde düşürüldüğüne yönelik herhangi bir delil sunulmadığı, bu durumda işlemiş faiz taleplerinin reddi gerektiği kabul edilmiştir. Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeye borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2021/6380 Esas, 2022/5655 Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı). Davacının talebine konu olan likit (belirlenebilir) olduğundan ve faturaya dayanıp belirli olduğundan davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle, Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1-Davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 36.000,00-USD asıl alacak üzerinden aynı koşullar altında DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (takip tarihindeki kur olan 18,6278 üzerinden 36.000,00-USD karşılığı olan 670.600,80-TL) üzerinden % 20 oranında hesaplanan 134.120,16-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (dava tarihindeki kur üzerinden 36.000,00-USD karşılığı olan 940.806,00-TL) üzerinden alınması gereken 64.266,46-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 15.854,32-TL peşin harcın mahsubu ile eksik olan 48.412,14-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından dava açılırken başlangıçta yatırılan 15.854,32-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 300,00-TL posta ve tebligat gideri ile 5.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.300,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak 3.819,60-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 1.480,40-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 5,50-TL posta ve tebligat gideri ile 300,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 305,50-TL yargılama giderinin davanın kabul red oranı dikkate alınarak 85,33-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan 220,17-TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın kabul oranına göre hesaplanan ve takdir olunan 147.120,90-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın kabul oranına göre hesaplanan ve takdir olunan 59.020,19-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin a)2.248,52-TL'sinin davalı taraftan, b)871,48-TL'sinin davacı taraftan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına, 10-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine,
Dair, e-duruşma ile katılan davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.04/11/2025
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır