İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/395 E. 2025/492 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/395
- Karar No
- 2025/492
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :2023/395 Esas KARAR NO :2025/492
DAVA :İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ :13/06/2023 KARAR TARİHİ :24/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/ Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde ... Poliçesi ile sigortalının ... unvanlı şirkete ait iş yerindeki klima sistemi ve bağlı ekipmanların 04/09/2021 tarihinde elektriksel nedenlerle hasara uğradığını, yapılan incelemeler neticesinde dava dışı sigortalı iş yerinde elektriksel nedenlerle 2 adet konpresörün, elektrik panosunun sirkülasyon pompalarının, kontaktörlerin, ... ekranının, pompa panosunun hasarlandığının tespit edildiğini ve hasarın, davalı tarafından sağlanan elektrikte meydana gelen voltaj dalgalanmalarının, elektriğin teknik kalite yetersizliği ve elektriğin ani şekilde gidip gelmesi nedeniyle meydana geldiğinin tespit edildiğini, meydana gelen hasar sonrasında onarımının yapılabilecek teçhizatların onarımı ve bakımı yaptırdığını, onarımı mümkün olmayan teçhizatların değişiminini sağlandığını, oluşan hasar nedeniyle müvekkili şirketi tarafından sigortalısına 06/12/2021 tarihinde 25.000,00-TL hasar tazminatı ödendiğini, ödemenin 25.000-TL'lik kısmının ex-gratia ödemesi olarak yapıldığını, bu nedenle davalıya rücu tutarının 25.000-TL ile sınırlı olduğunu, davalı borçluya 28/04/2022 tarihli rücu bilgilendirme yazısı gönderilerek hasar ve hasar miktarına ilişkin bilgilendirme yapıldığını ancak olumlu bir dönüşüm alınamadığını, müvekkili şirketin sigorta poliçesi gereği dava dışı sigortalının zararının tanzim ettiğini, TTK madde 1472 maddesinin zarar görenin haklarına halef olduğunu, Müvekkili şirketin hasar bedelini ödeyerek zarar gören sigortalısının haklarına halef olduğunu, bu nedenle faiz başlangıç tarihinin ödeme tarihi olduğunu, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini, tüm bu nedenlerle haklı davalarının kabulüne, ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına yapılan haksız ve mesnetsiz itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA/ Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, iddia olunan hasarın tazmini için mevzuatın ön gördüğü şartların ihtilaf konusu olayda mevcut olmadığını, gerek davacı tarafın gerekse dava dışı sigortalı tazmini için müvekkili şirkete süresi içerisinde müracaat etmediğini, icra takibi ve itirazın iptali davasının süresinde olmadığını, zamanaşımı nedeniyle de davanın reddinin gerektiğini, iddia olunan hasarın davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına ait elektrik iç tesisatından kaynaklandığını, iddia olunan zararı ile davalı müvekkili şirketin dağıtım faaliyeti arasında illiyet bağı bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı yanca sunulan ekspertiz raporunun taraflarınca kabulü ve hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte TTK'nın 1472. Maddesinde yer alan koşulların somut olayda mevcut olmadığını, davacı yanca talep konusu edilen meblağın fahiş olduğunu, işbu meblağın tespitinde hangi kriterlerin esas alındığının açık olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, davacı tarafın talep etmiş olduğu icra inkar tazminatına ilişkin şartların somut olay bağlamında gerçekleşmediğini bu nedenle reddinin gerektiğini, müvekkili şirketinin davacı tarafından başlatılan haksız takibe itiraz etmekte haklı olduğunu, anılan takipte davacının kötü niyetli olması nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiğini, iddia ve talepleri kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafından talep konusu edilen faizin türüne ve faizin başlangıç tarihine de açıkça itiraz ettiklerini, tüm bu nedenlerle huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır. Uyuşmazlığın, davacının ... 24. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında başlatmış olduğu takibe davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazimatı istemine ilişkin hususlarından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısı ...Ltd. Şti. Kullanımında olan ve davacı sigorta şirketi nezdinde ... numaralı ... Poliçesi ile sigortalı 2 adet kompresörün, elektrik panosunun, sirkülasyon pompalarının, kontaktörleri, PLC ekranının, pompa panosunun hasarlandığı, davacı sigorta şirketi tarafından hazırlatılan ekspertiz raporuna istinaden, meydana gelen hasar bedelinin 25.000-TL olduğu, iş bu bedelin, 06/12/2021 tarihinde, davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısına ödendiği, TTK'nın 1472. Maddesi gereği, dava dışı sigortalısının haklarına halef olan davacı sigorta şirketinin, oluşan hasardan sorumlu olduğu iddiasıyla davalı şirket aleyhine ... 24. İcra Müdürlüğünün ... esas dosyası ile icra takibi başlattığı, söz konusu takibe karşı davalı şirket tarafından icra takibinin iptaline ilişkin itirazda bulunulduğu, bu nedenle ... 24. İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulduğu, davacı sigorta şirketi tarafından da işbu itirazın iptali davasının süresi içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK'nun 1472. maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür. Somut olayda; davacının, sigortalısına ait iş yerinde 04/09/2021 tarihinde elektriksel nedenlerle iş yerinde oluşan hasar nedeni ile sigortalı ... Tic. Ltd. Şti 'ye ... işyeri sigorta poliçesi çerçevesinde 06.12.2021 tarihinde 25.000-TL sigorta tazminatı ödediği, davacının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının mevcut olduğu anlaşılmıştır. İhtilaflı konuların çözümü hukuk dışında özel ve teknik bilgi gerektiren haller olduğundan 6100 sayılı HMK'nun m.266 vd. Maddeleri kapsamında bilirkişi incelemesi ile çözülmesi gerekmektedir. Bu kapsamda mahkememizin 19/12/2023 tarihli duruşmasının 4 nolu ara kararı ile dosyanın mahkememizce resen seçilecek bir elektrik mühendisi, bir sigorta uzmanı bilirkişiye tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları sunulan deliller değerlendirilerek iddia olunan zarardan dolayı davalı kurumun kusurunun bulunup bulunmadığı, bulunması halinde davacının takip alacağında haklı olup olmadığı konusunda rapor alınmasına karar verilmekle, mahkememiz dosyası bilirkişiler ...ile...'na tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından düzenlenen 19/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " Dosyada ver alan tüm bilgi, belge ve vukarıda ver alan değerlendirmeler sonucunda: Sigortalının bulunduğu adreste, 04.09.2021 tarihinde meydana gelen hasarın, elektrik şebekesi kaynaklı olmadığı, yukarıda verilen tablodaki gerilim değerlerinin nominal-sınır değerler içerisinde olduğu, Davacı sigorta şirketinin (bilimsel ve somut bilgi-belge ve veriye haiz olmayan ekspertiz raporuna dayanarak), davalının gerilim dalgalanmaları sonucu hasara neden olduğuna ilişkin değerlendirmelerinin isabetli olmadığı, Bu çerçevede, icra takibinin isabetli olmadığı, Davalı şirketin icra takibine itirazının isabetli olduğu kanaatinde olduğumuzu mahkemenize arz ederiz. " şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizin 28/05/2024 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararı ile davacı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi için dosyamızın önceki bilirkişilere tevdi ile ek rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişilere yeniden tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından düzenlenen 25/07/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "17.03.2024 tarihli kök raporumuzda, Sigortalının bulunduğu adreste, 04.09.2021 tarihinde meydana gelen hasarın, elektrik şebekesi kaynaklı olmadığı, yukarıda verilen tablodaki gerilim değerlerinin nominal-sınır değerler içerisinde olduğu, davacı sigorta şirketinin (bilimsel ve somut bilgi-belge ve veriye haiz olmayan ekspertiz raporuna dayanarak), davalının gerilim dalgalanmaları sonucu hasara neden olduğuna ilişkin değerlendirmelerinin isabetli olmadığı, bu çerçevede, icra takibinin isabetli olmadığı, davalı şirketin icra takibine itirazının isabetli olduğu, yönünde değerlendirme yapılmıştır. Davacı şirket tarafından sunulan itirazlarda, tarafımızca değerlendirmesi yapılan şebekeye ilişkin OSOS kayıtlarının, olayın meydana gelmesinde yeterli bilgiyi vermediği. Süre içerisinde gerçekleştiğinden, bu anlık dalgalanmaların tespit edilmesi gerektiği yönünde beyan ve itirazlarda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu olayda, tarafımızca değerlendirmeye alınabilecek tek verinin, şebeke gerilim değerleri olduğu, bu değerler dışında değerlendirmeye alınabilecek daha hassas verini dosyada bulunmadığı, Arızanın meydana geldiği anlık |hangi saniyedelmili saniyede) meydana geldiği, zamana ilişkin verinin dosyada bulunmadığı, Ancak, dosyada mevcut olan OSOS kayıtlarındaki gerilim değerleri (kök raporda değerlendirildiği üzere) nominal değerler-sınırlar içerisinde oldukları, dolayısıyla, dosyada mevcut veri bakımından, kök raporda da yer aldığı üzere, sigortalının bulunduğu adreste, 04.09.2021 tarihinde meydana gelen hasarın, elektrik şebekesi kaynaklı olmadığı, yukarıda verilen tablodaki gerilim değerli nominal-sınır değerler içerisinde olduğu, davacı sigorta şirketinin (bilimsel ve somut bilgi-belge ve veriye haiz olmayan ekspertiz raporuna dayanarak), davalının gerilim dalgalanmaları sonucu hasara neden olduğuna ilişkin değerlendirmelerinin isabetli olmadığı, Bu çerçevede, icra takibinin isabetli olmadığı, davalı şirketin icra takibine itirazının isabetli olduğu, kök rapordaki değerlendirmeleri değiştirecek nitelikte veni bilgi belge olmadığından, tarafımızca farklı bir değerlendirme yapılamadığı" şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür. Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği'nin Teknik Kalite Başlıklı Beşinci Bölümü'nün 21. Maddesi; 1) "Teknik kalite, dağıtım sisteminin kullanıcıların elektrik enerjisi talebini; gerilimin frekansı, genliği, dalga şekli ve üç faz simetrisi açısından kabul edilebilir değişim sınırları içerisinde kesintisiz ve kaliteli bir şekilde karşılayabilme kapasitesidir." şeklinde tanımlamıştır. Sistem Gerilimleri başlıklı 22. Madde de; 1) "Dağıtım sistemindeki gerilim seviyelerinin ülke çapında standardizasyonunu sağlamaya yönelik yöntemler ile uygulamaya dair usul ve esaslar, Kurul onayı ile uygulamaya konulur. Standardizasyonu sağlamaya yönelik düzenleme uygulamaya konuluncaya kadar, dağıtım sistemi için izin verilen nominal OG değerleri 34,5; 33; 31,5; 15,8; 10,5 ve 6,3 kV'dir. AG seviyesi ise fazlar arası 400 V; faz nötr arası 230 V'dur". Şeklindedir. Teknik Kalitenin Şartları başlıklı 23. Maddede; 1) "Sistem frekansı, 22/01/2003 tarihli ve 25001 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasası Şebeke Yönetmeliğinde belirtilen sınırlar içerisinde ... tarafından kontrol edilir. (2) Dağıtım şirketi; sunduğu elektrik enerjisinin kalitesine ilişkin aşağıdaki işletme şartlarını sağlamakla yükümlüdür: a) Dağıtım sisteminin işletilmesinde, kararlı durum ve geçici rejim şartlarında gerilim etkin değerleri kararlı durumlarda... Istandardında tanımlanan aşağıdaki değerlere uygun olmalıdır: 1) AG seviyesi için; ölçüm periyodu boyunca ölçülen gerilim etkin değerlerinin 10'ar dakikalık ortalamalarının, en az % 95'i nominal etkin gerilim değerinin en fazla +- % 10'u kadar, tamamı ise nominal etkin gerilim değerinin en fazla + % 10 - % 15 aralığında değişmelidir." şeklindedir. Yukarıda belirtilen yönetmelik hükümleri uyarınca, dava konusu makinelerde meydana geldiği beyan edilen hasarın, gerilim dalgalanmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığına ilişkin değerlendirme yapılabilmesi için, hasarın meydana geldiği tarihte, şebeke gerilim değerlerinin incelenmesi ve bu değerlerin yönetmelik çerçevesinde, sınır değerler içerisinde olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Şebeke gerilim nominal değeri ve bu değerin normal sapma oranları yukarıda yer verilen yönetmeliğin 22 ve 23. Maddelerinde yer alan bilgilerde, şebeke nominal geriliminin faz-nötr için 230 V, fazlar arası değeri 400 V olarak kabul edildiği, bu gerilim değerlerinin de ölçüm periyodu boyunca ölçülen gerilim etkin değerlerinin 10'ar dakikalık ortalamalarının, en az % 95'i nominal etkin gerilim değerinin en fazla +- % 10'u kadar, tamamı ise nominal etkin gerilim değerinin en fazla + % 10 - % 15 aralığında değişmesi gerektiği ilgili yönetmelik hükümlerinden anlaşılmaktadır. Elektrik Mühendisi bilirkişisi tarafından davalı şirket tarafından dosyaya sunulan ... ( Otomatik sayaç okuma sistemi) verileri ve gerilim değerleri incelendiğinde, gün içerisinde, muntazam nominal sınırlar içerisinde oldukları, kurum tarafından kayıt altına alınan gerilim değerlerinin belli aralıklarla tutulduğu, sürekli anlık olarak OSOS kayıtlarının (her saniye veya her dakika gibi) kayıt altına alınmadığı, gün içerisinde, tüketicilerin anlık elektriksel yük (güç) talepleri olabildiği gibi, yük talebinde azalma da olabileceği, bu durumun, dağıtım şirketleri tarafından gerekli kontroller ve takip sonucunda, teknik donanımlarla (trafolarda gerilim ayarı, kademe değiştirme sistemleri vb...) dengede tutulması gerektiği, Elektrik dağıtım şebekesi dinamik bir yapıda olduğundan dolayı, her ne kadar gerilim değerleri belli sınır değerleri içerisinde tutulması sağlansa da, tüketiciler tarafından kullanılan cihazların/makinelerin barındırdığı elektronik kart ve sistemlerin, gerilime duyarlılığına göre, tüketiciler tarafından ilave koruma sistemlerinin kullanılması gerektiği, bu durumun, dağıtım şirketlerinin sorumluluğunda olamayacağı, iç tesisat kapsamında değerlendirildiği, özellikle, dava dışı sigortalı şirketin çalışma alanı bakımından değerlendirme yapıldığında, tekstil üretim faaliyetlerinde daha hassas koruma sistemlerinin, tüketici tarafından kullanılması gerektiği, ekspertiz raporunda ve konuya ilişkin sunulan bilgilerde, olayın meydana gelmesinde, voltaj dalgalanması/yükselmesi olarak gösterilmiş olmakla birlikte, mevcut dosya bilgilerinde ve sunulan gerilim değerlerine ilişkin tabloda, voltaj dalgalanması/yükselmesine yönelik bir değerin ve tespitin olmadığı, eksper raporunda, arıza sebebi olarak verilen “voltaj dalgalanması/yükselmesi” tespitinin dayanaksız olduğu, hiçbir somut veri ve tespite dayanılarak değerlendirme yapılmadığı, ekspertiz raporunda, soyut bir açıklama yapılarak, arıza sebebinin ortaya konduğu, ancak, bilimsel ve teknik bir inceleme-tespit kapsamında bu hususun açıklanmadığı, dolayısıyla, arıza sebebine ilişkin olarak, ekspertiz raporundaki açıklamaların, teknik ve mühendislik-bilimsel içeriğe sahip olmadığına ilişkin değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Mahkememizce tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde, dağıtım şirketinin, hasarın meydana geldiği tarihe dosyaya sunmuş olduğu ... (otomatik sayaç okuma sistemi) verileri (gerilim değerleri) incelendiğinde, gerilim değerlerinin sınır değerler içerisinde yer aldığı, şebekenin normal (anlık) yüklenme durumuna bağlı olarak nominal değere yakın ve sınır değerler içerisinde değerlerin oluştuğu, davalı kurum (...) tarafından dosyaya sunulan müzekkere cevabında olayın meydana geldiği 04.09.2021 tarihinde, ilgili abonenin bağlı olduğu trafo merkezine ilişkin herhangi bir arız kaydı ve arıza ile planlı kesintinin olmadığı yönünde beyanların olduğu, dolayısıyla, elektrik dağıtım şebekesinin nominal (standart) çalışma gerilim değerlerinde olduğu ve gerilim dalgalanmasına bağlı olarak bir arızanın meydana gelmediği, kullanılan elektriksel cihaz ve makinelerin komponentlerinin (elektrik-elektronik malzeme ve donanımların) gerilim vb. hassasiyetinden, malzeme kalitesinden ve aşırı çalışma ve yüklenmeye bağlı olarak aşırı ısınma şeklinde hasarın oluşmuş olabileceği, bu tür hassas cihazların, şebeke gerilimine karşı koruma sisteminin kullanılması (gerilim regülatörü gibi) ve aşırı ısınmaya, enerji kesintisine ve gerilim dengesizliğin bağlı hassas cihazlar ise, iç tesisat içerisinde (aşırı akım, termik röle, faz koruma rölesi vb.) koruma sistemlerinin kullanıcı (elektrik tüketicisi) tarafından sağlanması gerekeceği, Elektrik dağıtım şirketleri, bu tür hassas cihazların, mevcut sınır değerler içerisindeki gerilim değerleri dışındaki iç tesisat ve iç tesisatın içerisinde kullanılan hassas cihazların korunmasına ilişkin yükümlüğünün bulunmadığı, dolayısı ile dava konusu olayda meydana gelen hasardan davalının sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı tarafça şebekeye ilişkin ... kayıtlarının olayın meydana gelmesinde yeterli bilgi vermediği, arızanın kısa süre içerisinde gerçekleştiği bu nedenle anlık dalgalanmaların tespiti ve Sınıf a özelliklerinde ölçüm yapan cihazla elde edilen verilen dosyaya sunulması için ... ve ...'a müzekkere yazılması talep edilmiş, mahkememizce ...'a yazılan müzekkere cevabında davacı şirketin iletim sistemi kullanıcısı olmadığından satışa esas sayaç bulunmadığı ve davacı firmaya ait tüketimlere ilişkin herhangi bir verinin bulunmadığı gerekçesi ile müzekkereye olumsuz cevap verildiği, ...'a yazılan müzekkere cevabında ise, Sınıf A özelliklerinde ölçüm yapan cihaz tespit edilemediğine dair bilgi verildiği görülmüştür. Davacı tarafça, anlık dalgalanmaların tespiti hususunda davalı kurumdan bilgi ve belgelerin celbine ilişkin talep ve itirazda bulunulmuş ise de mahkememizce hükme esas alınan 19/03/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda teknik bilirkişi tarafından da ifade edildiği üzere "... kurum tarafından kayıt altına alınan gerilim değerlerinin belli aralıklarla tutulduğu, sürekli anlık olarak OSOS kayıtlarının (her saniye veya her dakika gibi) kayıt altına alınmadığı" yönündeki tespit ve değerlendirmeler ışığında dosyada mevcut olan OSOS kayıtlarındaki gerilim değerlerinin baz alındığı, sigortalının bulunduğu adreste 04/09/2021 tarihinde meydana gelen hasarın, elektrik şebekesi kaynaklı olmadığı, gerilim değerlerinin nominal sınır değerleri içerisinde olduğu anlaşıldığından sübut bulmayan davanın reddine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davanın REDDİNE, 2-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 1.779,48-TL karar harcının peşin yatırılan 314,62-TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 1.464,86-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-)Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 26.050,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 5-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-)Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, miktar itibari ile KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 24/06/2025
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır