İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/365 E. 2024/577 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/365
Karar No
2024/577
Karar Tarihi

T.C. ... 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/743 Esas - 2024/610 TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR T.C. ... 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : 2023/743 Esas KARAR NO : 2024/610

DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/11/2023 KARAR TARİHİ : 01/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında, hayvan yemlerinde, yem ya da yem ham maddesi olarak kullanılmak üzere, yurt dışından ithal edilen mısır ve soya fasulyesi teslimini konu alan 26.01.2023, 01.02.2023 ve 31.05.2023 tarihli sözleşmeler akdedildiğini, 26.01.2023 tarihli sözleşmede (2023-0021 teklif numaralı); 303,00 USD +%1 KDV birim fiyat üzerinden, bedeli teslim sonrasında peşin olarak ödenmek üzere, 5.000,00 ton mısırın, 2023 yılı Şubat ayı içerisinde Karasu Limanı'nda tesliminin; - 01.02.2023 tarihli sözleşmede (2022-003114 teklif numaralı); 617,00 USD +%1 KDV birim fiyat üzerinden, bedeli 40 gün vadeli olarak ödenmek üzere, 2.000,00 ton soya fasülyesinin, Şubat ayı içerisinde (üzerinde davalı şirketçe yazılmış, 15 Şubat - 30 Mart arası yazısı bulunduğunu, ayrıca, 08.03.2023 tarihli e-mailde davalı şirketçe sevkiyatın Şubat ve Mart aylarında yapılacağı ifade edilmiştir.) Karasu / Samsun Limanı'nda tesliminin; - 31.05.2023 tarihli sözleşmede (2023-001135 teklif numaralı); 272,00 USD +%1 KDV birim fiyat üzerinden, bedeli teslim sonrasında peşin olarak ödenmek üzere, 3.000,00 ton mısırın, 5-15 Haziran tarihleri arasında Karasu Limanı'nda tesliminin kararlaştırıldığının görüldüğünü, buna göre, davalı alıcı şirket, anılan sözleşmeler kapsamında, hayvan yemlerinde, yem ya da yem ham maddesi olarak kullanılmak üzere, yukarıda belirtilen fiyatlarla müvekkili şirketten 2.000.000 kg soya fasulyesi ve 8.000.000 kg mısır alımını taahhüt ettiğini, müvekkili satıcı şirket tarafından taahhüt edilen miktarlarda ürün ithal edildiğini ve teslime hazır halde bulundurularak bildirimde bulunulmuş olmasına rağmen, davalı alıcı şirketçe, müvekkili şirketten 1.458.260 kg soya fasulyesi ve 628.980 kg mısır satın alındığını, taahhüt edildiği halde 541.740 kg soya fasulyesi ile 7.371.020 kg mısır satın alınmadığını, mesnetsiz gerekçelerle sözleşme ilişkilerinin sonlandırıldığını, 26.01.2023 tarihli mısır teslimini konu alan sözleşme kapsamında müvekkili şirketçe, davalı şirkete 28.02.2023 ilâ 02.03.2023 tarihleri arasında 28.02.2023 tarih ve .... .... .... sayılı faturalar kapsamında toplam 628.980,00 kg mısır teslimatı yapıldığını, aynı üründen 14.06.2023 tarihinde müvekkili şirketçe numune alınarak yeni bir rapor alınmasının sağlandığını, alınan numunenin iki günlük incelenmesi süresi sonunda düzenlenen rapor ... 63. Noterliği'nin 03.07.2023 Tarih ve 23127 yevmiye sayılı ihtarnamesi ekinde davalı şirkete gönderilerek teslime hazır bulundurulan emtianın ayıplı olmadığını, mısır fiyatlarında meydana gelen düşüş nedeniyle sözleşmenin feshedilmiş olduğunun düşünüldüğü ifade edilerek teslime hazır bulundurulan emtianın teslim alınarak kabulünün talep edildiğini, davalı tarafça, taraflarınca keşide edilen ihtarnameye ... 2. Noterliği'nin 12.07.2023 Tarih ve 16291 yevmiye sayılı ihtarnamesiyle cevap vererek, taraflarınca alınan analiz raporu kapsamında alınan numunenin emtia, Karasu Limanı'nda teslim edilecek olmasına ve taraflarınca alınan numuneler ...'da bulunmasına rağmen Samsun'da bulunan depodan alınmasının iyi niyetli olmadığını, sunulan raporda da sözleşmeye göre minimum hektolitre oranının 74 olması gerekirken 73,10 olarak tespit edilmiş olduğunu, aynı dönemde başka firmalardan aynı fiyatlara alınan emtianın teslim alınmış olduğunu belirterek emtianın teslim alınmamış olmasında kusurlarının bulunmadığını savunduklarını, sözleşme ilişkilerinin sonlandırılmasına alıcı şirket tarafından muhtelif gerekçeler uydurulmuşsa da bu gerekçelerin fiili duruma ve sözleşme ilişkilerine uymayan gerekçeler olduğunu, sözleşme ilişkilerinin sonlandırılmasındaki temel saikin, dövizdeki artış, sözleşme konusu emtianın sözleşme tarihinden sonra piyasa değerinin düşmesi ve piyasada daha uygun fiyatlara bulunulabilmesinden kaynaklandığını, müvekkili şirketin zararının yapılacak bilirkişi incelemesi ile tespit edilip, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 236. maddesi uyarınca hesaplanarak hüküm altına alınması gerekeceğini, davalı alıcının teslime hazır edilen emtiayı teslimden imtina etmesi, keşide edilen ihtarnameye rağmen teslimden imtina etmekte sebat etmesi ve müvekkil şirketin teslim almada temerrüde düşmesi nedeniyle uğranılan zararın ödenmesine yönelik ihtarnameye rağmen talep edilen tazminatı ödememesi üzerine ticari davalarda zorunlu arabuluculuk şartının sağlanmasına ilişkin olarak yaptıkları başvuru üzerine, .... .... .... dosya numarası kapsamında arabuluculuk görüşmeleri yapılmış ise de bir anlaşma sağlanamadığını, bu nedenle işbu davanın açılmak zorunda kalındığını ileri sürerek, davanın kabulü ile 26.01.2023, 01.02.2023 ve 31.05.2023 tarihli sözleşmeler kapsamında davalı şirketçe teslim alınması taahhüt edildiği halde teslim alınmayan emtianın teslim alınmaması nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı zarara esas olarak, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 USD tazminatın 29.09.2023 tarihinden itibaren yürütülecek ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi kapsamında belirlenecek faiziyle birlikte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca gerçekleştirmiş oldukları seçimlik hak kapsamında fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının davalı şirketten alınarak müvekkili şirkete verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; 26.01.2023 tarihli sözleşme uyarınca 2023 yılı Şubat ayında 5.000 ton mısırın müvekkili firmaya teslimi konusunda anlaşmaya varıldığını, dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere davacı tarafın müvekkili firmaya 01.03.2023- 04.03.2023 tarihleri arasında 628,760 Kg mısır teslim edebildiğini, iş bu teslimatlarında süresinde yapılmamış olmasına rağmen müvekkili firmanın iyiniyetli yaklaşım ile 628,760 Kg mısırı teslim aldığını, 06.03.2023 tarihine kadar kalan mısırın tesliminin beklendiğini, fakat kalan 4.371 ton mısırın teslim edilemeyeceği görülünce siparişin iptal edildiğinin davacı tarafa bildirildiğini, davacı tarafın 08.03.2023 tarihinde saat 14.17 saatinde müvekkili şirket yönetici asistanına göndermiş olduğu e-mailde, Navıs-6 adlı geminin 26.02.2023 tarihinde limana demir attığını sevkiyatın bugün (8 mart) en geç yarin (9 mart) hazır olacağını bildirdiğini, davacı tarafın bu beyanları ile sözleşme ile üstlenmiş olduğu edimi süresinde yerine getirmediği hususunu açıkça ikrar ettiğini, 01.02.2023 tarihli sözleşme uyarınca 2.000 ton soya fasulyesinin 15 Şubat-30 Mart tarihlerinde (1000+1000 ton şeklinde) müvekkili firmaya teslim edilmesi konusunda davacı firma ile anlaşmaya varıldığını, davacı firmanın 15.02.2023 tarihine kadar teslim etmesi gereken 1.000 ton soya fasulyesini bu tarihte teslim edemediğini, ürün teslimine 04.03.2023 tarihinde başlayabildiğini, 04.03.2023-10.04.2023 tarihleri arasında toplam 1.447,980 Kg. soya fasulyesinin davacı tarafından teslim edilebildiğini, müvekkili firmanın bu konuda da iyiniyetli bir yaklaşım sergilediğini, süresinde gönderilmeyen soya fasulyesi siparişini iptal etme hakkı varken bu yola başvurmadığını, 10.04.2023 tarihine kadar davacının yükümlülüğünü yerine getirmesini beklediğini, fakat davacının kalan 541.700 kg soya fasulyesi teslimini gerçekleştirmediğini, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu 08.03.2023-15.03.2023 tarihli e-maillerin doğru olmakla birlikte bu e-mailler neticesinde sözleşmenin fesih edilmediğini, şirket yöneticilerinin bir araya gelerek sözlü olarak anlaştıklarını, bu doğrultuda 10.04.2023 tarihine kadar davacı tarafın soya fasulyesi teslimatına devam ettiğini, fakat bu tarihten sonra teslimatı gerçekleştirmediğini, davacı tarafın dilekçesinden de anlaşılacağı üzere 10.04.2023 tarihinde yapılan son teslimattan sonra ne müvekkilinin sözleşmeyi fesih yönünde, ne de davacı tarafın kalan soya fasulyelerinin teslimi yönünde bir iradesi olmadığını, müvekkili şirket yetkilileri ile davacı şirket yetkilileri arasında yapılan görüşmeler neticesinde davacı tarafın edimlerini süresinde yerine getirememesinden kaynaklı kusurlarını kabul ettiğini, gerek 26.01.2023 tarihli Sözleşme yönünden gerekse 01.02.2023 tarihli Sözleşme yönünden sözlü mutabakata varılarak davacı ile 29.03.2023, 18.04.2023 ve 31.05.2023 tarihli sözleşmelerin akdedildiğini, hayatın olağan akışı içerisinde önceki tarihli sözleşmelerdeki ihtilaflar çözülmeden yeni sözleşmelerin akdedilmeyeceğinin açık olduğunu, 31.05.2023 tarihli sözleşme ile ilgili problem yaşanana kadar davacı tarafın 26.01.2023- 01.02.2023 tarihli sözleşmelerle ilgili bir ihtilaf iddiasında bulunmadığını, davacı tarafın 31.05.2023 tarihli sözleşme yönünde de iyiniyetten uzak yaklaşımını devam ettirdiğini savunarak, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 26.01.2023, 01.02.2023 ve 31.05.2023 tarihli Sözleşmeler kapsamında davalı şirketçe teslim alınması taahhüt edilen emtianın teslim alınmaması ve sözleşmelerin feshedilmiş olması nedeniyle uğranılan kar kaybına ilişkin zararın davalı şirketten tazmini istemine ilişkindir. İncelenen tüm dosya ve evrak kapsamı itibari ile; Mahkememizce tarafların dayandıkları deliller toplanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, bu kapsamda bilirkişilerden gerekli incelemeleri içeren 12.08.2024 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile rapora karşı taraf vekillerinin beyanları alınmak suretiyle, tahkikat tamamlanmıştır. Bu durumda; yapılan yargılamaya, toplanan delillere, alınan gerekçeli ve denetime elverişli olup, bu nedenle hükme medar görülen bilirkişi kurulu raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında akdedilen 26.01.2023 tarihli Sözleşme ile 2023 yılı Şubat ayında 5.000 ton mısırın davalı firmaya teslimi konusunda anlaşmaya varıldığı, teslimatın Şubat ayında yapılması gerekirken, davacı firmanın davalı firmaya ilk teslimatları dahi 01-04.03.2023 tarihleri arasında ve 5.000 ton olarak değil 628.760 kg olarak teslim ettiği, buna göre kalan 4.371 ton mısırın teslim edilmediği ve davalı firma tarafından da siparişin iptal edildiğinin davacı firmaya bildirildiği, 01.02.2023 tarihli sözleşme ile 2.000 ton soya fasulyesinin 15 Şubat - 30 Mart tarihlerinde 1000+1000 ton olmak üzere davalı firmaya teslim edilmesi konusunda tarafların anlaşmaya vardığı, ancak davacı firma tarafından sözleşme gereği 15.02.2023 tarihine kadar teslim edilmesi gereken 1.000 ton soya fasulyesinin belirtilen bu tarihte teslim edilmediği, ürün teslimine 04.03.2023 tarihinde başlandığı, 04.03.2023-10.04.203 tarihleri arasında toplam 1.447.980 kg suya fasulyesinin davacı firma tarafından teslim edildiği, buna göre davacı firmanın sözleşme gereği teslim etmesi gereken (kalan)541.700 kg soya fasulyesinin teslimini gerçekleştiremediği, davacı firma gerek davalı firmaya gönderdiği maillerde ve gerekse davadilekçesinde, mücbir sebeplerden dolayı teslimatın geciktiğini belirtmiş ise de teslimatın gecikmesine somut ve hukuki bir gerekçe göstermediği gibi geminin limanda sıraya girmiş olması olarak belirtilen durumun da hukuken mücbir sebep olarak kabul edilmesinin mümkün olmayacağı, kanunda bir tanımı yapılmamış olan mücbir sebep kavramı ile anlatılmak istenilen hususun, bu konudaki Yargıtay İçtihatları nazara alındığında, sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun ihlâline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olay olması gerekmekle, bu durum deprem, sel, yangın gibi bir doğa olayından kaynaklanabileceği gibi bazen savaş, ihtilal, isyan, salgın hastalık gibi beşeri ya da sosyal bir olaydan, hatta ithal yasağı, kamulaştırma gibi hukuki bir olaydan da doğabileceği, buna göre, davacı firmanın teslimatın gecikmesi ile ilgili olarak mücbir sebep olarak gösterdiği ve dayandığı, geminin limanda sıraya girmiş olması olarak belirtilen durumun, bu konudaki Yargıtay içtihatları nazara alındığında, mücbir sebep kavramı içinde ele alınmasının ve değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davacının anılan sözleşmeler gereği yerine getirmesi gereken ürün teslimine ilişkin edim borçlarını süresinde ve tam olarak yerine getirmediği, yerine getirmemeye sebep olarak gösterdiği ve dayandığı "geminin limanda sıraya girdiği, sıra nedeniyle indirme yapılamadığı" şeklindeki gerekçenin mücbir sebep olarak kabulünün mümkün olmayıp, tedbirli ve basiretli bir tacirin önceden öngörmesi, hesaplaması gereken, öngörülebilir sebepler içinde yer aldığı, bu nedenle davacının anılan sözleşmeler gereğini tam ve süresinde yerine getirmemesi nedeniyle hukuken kusurlu olduğu sonucuna varıldığı, taraflar arasında akdedilen 31.05.2023 tarihli sözleşme ile de 3.000 ton mısırın 05-15 Haziran 2023 tarihleri arasında tesliminin kararlaştırıldığı, davalı firmanın teslim edilen mısırların analiz sonuçlarının üründe bulunması gereken değerleri ve özellikleri taşımadığını belirterek teslim almaktan kaçındığı, davacının ise almış olduğu numuneler üzerinde kendisinin de ayrıca analiz yaptırarak ürünlerde herhangi bir bozukluk olmadığını ileri sürdüğü, ancak gerek davalı ve gerekse davacı firma tarafından alınan numunelerin tek taraflı olarak alındığı, numune alımı esnasında karşı taraftan herhangi bir temsilcinin bulunmadığı, alınan numunelerinin usulüne uygun olarak alınıp alınmadığının bilinmediği, davacı tarafından alınan numunenin Samsun/Çarşamba'da bulunan depolardan alındığı, alınan numune ile davaya konu ürünün aynı partiye ait olup olmadığının bilinemediği, dolayısıyla tartışmalı olduğu, analiz sonucunun numunede istenen özellikleri taşımadığı durumlarda yani analiz sonucunun olumsuz çıktığı durumlarda iki taraf arasında oluşabilecek tenakuzu önleyebilmek amacıyla öncelikle iki tarafın da temsilcisinin hazır bulunduğu bir ortamda tekrar numune alımına gidilebileceği gibi resmi makamlara müracaat edilerek davaya konu ürünlerden resmi görevlilerce numune alma prosedürüne uygun olarak numune alımını sağlamanın gerekeceği, somut olayda ise dava konusu üründen taraflarca alınan ve analizi yaptırılan numunelerin alınış şekli, usulüne uygun bir şekilde alınıp alınmadığının bilinemediği gibi analiz yaptırılan laboratuvarın da gerekli yeterlilikte ve yetkinlikte bulunup bulunmadığının da tartışmaya açık olduğu, bu nedenlerle her iki tarafça yaptırılan analiz sonucunun bilimsel yeterlilikte bulunduğu sonucuna varılamadığı hususlarının bilirkişi kurulu tarafından belirtildiği, mahkememizce yapılan değerlendirmede; söz konusu 31.05.2023 tarihli Sözleşme uyarınca tüm ürünün tesliminin gerçekleşmesi gereken son tarih olan 15.06.2023 tarihinden bir gün önce teslimi gereken mısırın küçük bir kısmının davalı firmanın Yenikent’te bulunan yem fabrikasına davacı tarafça gönderilmiş olduğu, mısırların yem fabrikasına geldiği 14.06.2023 tarihinde araçlardan alınan numunelerin analiz sonuçları çıktığında, davalı tarafça ürünlerin sözleşmede kararlaştırılan vasıflarda olmadığının aynı gün davacı tarafa bildirilerek, mısırların iade edilmiş olmasına göre davacı tarafça iade edilen bu ürünlerden davalı firmanın bir temsilcisinin bulunduğu ortamda veya resmi makamlara başvurarak resmi makamlar vasıtasıyla numune alarak yaptırılacak analiz sonucu davalının iddiasının yerinde olup olmadığını belirlemesi gerekirken, bu yollara başvurmayıp, sözleşme konusu ürün ile aynı ürün olup olmadığı bilinmeyen Samsun Çarşamba’da bulunan bir depodan alınan numuneler üzerinde inceleme yaptırılarak, anılan sözleşme konusu ürünlerin sözleşmeye uygun olduğunu iddia etmesi yerinde görülmemiş, basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gereken davacının bu konuda da üzerine düşen edimi yerine getirmemiş olduğu, bu nedenle 31.05.2023 tarihli Sözleşme konusu ürünlerin gereken değer ve özellikleri taşıdığı hususunun uygun nitelikteki ürünleri teslim borcu bulunan davacı tarafça usulüne uygun şekilde kanıtlanamadığı, davalının ürünlerin gereken nitelikte olmadığını belirterek, iade etmiş olması nedeniyle bunun aksini usulüne uygun şekilde kanıtlayamayan davacının bu sözleşmeye dayalı olarak ileri sürdüğü istemlerin de yerinde olmadığı, bu durumda; davacının dava konusu sözleşmelere dayalı olarak ileri sürdüğü taleplerinin yerinde olmadığı, davalı tarafın sözleşmelere konu ürünleri teslim almaması durumunun değil, davacı tarafça sözleşmelere konu ürünlerin davalıya tesliminin kendi kusuru ile gecikmesi ve yapılan teslimlerin de eksik miktarlarda yapılmış olması ile sözleşmeye uygun nitelikte ürün teslimi yapılmamış olduğu sonucuna varılmakla, davacının kendi kusurlarına dayalı olarak talepte bulunamayacağının anlaşılması karşısında, davacının yerinde görülmeyen davasının reddine karar vermek gerekmekle, açıklanan esaslara ve varılan hukuki sonuca uygun olarak, aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının yerinde görülmeyen davasının REDDİNE; 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının, davacı tarafça peşin harç olarak yatırılan 4.864,05-TL harçtan mahsup edilmesi sonucu kalan 4.436,45-TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf davada kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ve dava değeri göz önüne alınarak belirlenen 44.723,30-TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Davalı tarafça yapılan toplam 99,20-TL vekalet harç giderinin davacı taraftan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk giderinin davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... BAM'da İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/10/2024

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/365, K. 2024/577, T. 20.09.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-365-e-2024-577-k-41cc9c13df0e