İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/362 E. 2025/310 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/362
- Karar No
- 2025/310
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/362 KARAR NO : 2025/310
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 29/05/2023 KARAR TARİHİ : 28/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: (I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: (1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin müflis şirkette hisse senetleri bulunduğunu, buna istinaden 165.250,00-TL, 185.000 Lot alacağı bulunduğunu buna ilişkin kayıt kabul davası ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dosyası ile devam ettiğini, müvekkilin ayrıca davalı şirketten kar payı, hazırlık dönemi faizi, yan edim yükümlülüklerinin karşılıkları ve sermaye azaltılmasında iadesine karar verildiğini, sermaye pay miktarı için TTK uyarınca doğmuş alacakları da bulunduğunu, bu sebeple hisse senedi alacağının yanı sıra bu alacakları için de 20.09.2022 tarihli dilekçe ile ... 1. İflas Müdürlüğü ...İflas sayılı dosyaya ayrıca başvuruda bulunulduğunu, fekkilin yapmış olduğu başvuru ve alacak kaydı talebi ... 1. İflas tarafından reddedilmiş olup, ilgili karar müvekkiline 15.05.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, bu sebeple, yasaya aykırı bu karar karşı kanuni süre olan 15 günlük süre içerisinde dava açma zorunluluğumuz doğduğunu, müvekkilinin tüm alacak miktarı teknik olarak yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacağını, müvekkilinin uhdesinde davalı şirketten alabildiği bir belge olmadığından sunamadığını, ancak davalı şirket uhdesindeki defter ve diğer ticari kayıtlar incelendiğinde ispat edileceğini, arz ve izah olunan sebeplere binaen, müvekkilinin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla toplam 134.750,00-TL tutarındaki davalı şirketten kar payı, hazırlık dönemi faizi, yan edim yükümlülüklerinin karşılıkları ve sermaye azaltılmasında iadesine karar verildiğini, sermaye pay miktarı için TTK uyarınca doğmuş alacaklarının faizleriyle birlikte ... 1. İflas Müdürlüğü'nün...İflas sayılı dosyasındaki iflas masasına kaydının kabulü maksadı ile işbu kayıt kabul davasını açma gereği hasıl olduğunu, müvekkilinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla şimdilik 134.750,00-TL tutarındaki alacaklarının faizleriyle birlikte, ... 1. İflas Müdürlüğü’nün ... İflas sayılı dosyasındaki iflas masasına kaydının kabülüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. (2) Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının elindeki hisse senetleri uyarınca müflis şirketin hissedarı olduğundan, bu senetlere dayanarak alacak kaydı yaptıramayacağını belirterek davanın reddini istediğini, Mahkemece iddia savunma ve toplanan delillere göre anonim ortaklıkta paya sahip olanın ortak sıfatını kazandığı, pay sahibi olan ve elinde hisse senedi bulunduran kişinin, sermayenin belli tutarda bölünmüş bir kısmına sahip olduğundan, ortaklığın iflası halinde iflas masasına hisse senedi bedellerinin kaydını isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, hüküm davacı tarafından temyiz edildiğini, davacı ise, 19.1.1996 tarihli celsede hisse senetlerinin bedelinin iflas masasına kaydını talep ettiğinden, davacının iflas masasına kaydı gereken bir alacağı bulunmadığını, ancak pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan ve İİK.'nun 196. maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde, hisse senedi sahiplerine ödeme yapılması mümkün olduğunu, Mahkemece bu yönler gözetilerek davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığını, sermaye payı ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından hisse senedi sahipleri kural olarak iflas masası alacaklısı olamazlar ve hisse senedinin karşılığını iflas masasına kaydettiremeyeceklerini, yukarıda arz edildiği üzere dava İİK 235.maddesi gereğince hak düşürücü süre içerisinde açılmamış ise davanın öncelikle usulden reddine, dava süre içerisinde açılmış ise izah edilen nedenlerle davanın esastan reddine, müvekkili müflis bankanın harçtan muaf olduğuna, Mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur. (II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER: 1-... 1. İflas Dairesinin ... İflas sayılı dosyasında alacağına ilişkin kabul ret kararı, PTT sorgu sonucunda 15/05/2023 tarihinde aynı konuttaki yakınına teslim edildiği bilgisi ve buna ilişkin tebligat sorgu sonucu, 2-... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası, 3-Bilirkişi raporu, 4-Tüm dosya kapsamı. (III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER: Davacının davası kayıt kabul davasıdır. Davacı, müflis bankadan 185.000 Lot alacağı bulunduğunu ve davalı bankadan kar payı, hazırlık dönemi faizi ve yan edim yükümlülüklerinin karşılığı ve sermaye payı miktarından kaynaklanan alacağı olduğunu ileri sürmüştür. Dosyaya ibraz edilen belgeler ve davalı müflis bankanın kayıt ve belgeleri üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilmek suretiyle uyuşmazlığa ilişkin bir mali müşavir ile bir bankacı bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetinden uyuşmazlığa ilişkin rapor alınmıştır. Dosyaya ibraz edilen 11.03.2024 ibraz tarihli bilirkişi raporunda özetle, davalının kayıt ve belgelerine göre davacı adına açılan hesaplarda davacının bir alacağının bulunmadığı bildirilmiştir. Davacı vekilinin talebi üzerine Sermaye Piyasası Kurulu ile ... A.Ş.'ye yazılan müzekkere cevaplarında davacının davalıdan iddia edilen alacak kalemlerine ilişkin bir alacağının olup olmadığına ilişkin bir kayıt tutulmadığı bildirilmiştir. Mahkememizce, davaya konu alacak iddialarına dayanak olmak üzere davacı vekiline 24.01.2025 tarihli celsenin 1 nolu ara kararı ile davaya konu kar payı, hazırlık dönemi faizi, yan edim yükümlülüklerinin karşılıkları ve sermaye azaltılmasında iadesine karar verilmiş, sermaye pay miktarı alacağının varlığına ilişkin beyanda bulunmak ve alacağın varlığını gösterir müflis banka ile imzalanmış sözleşme ile varsa kayıt ve belgeleri dosyaya ibraz etmek üzere iki haftalık kesin süre verilmiş ve kesin süre içinde somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin sonuçları usulüne uygun olarak davacı vekiline ihtar edilmiştir. Verilen kesin süre içinde davacı vekili talep sonucunu somutlaştırır herhangi bir belge dosyaya sunmadığı gibi herhangi bir beyanda dahi bulunmamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 194. maddesinde, somutlaştırma yükü düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrası uyarınca, taraflar dayandıkları vakıaları, ispata elverişli bir şekilde somutlaştırmakla yükümlüdür. Madde gerekçesinde, maddenin ihdas amacının, uygulamada genel geçer ifadelerle somut vakıalara dayanmadan davaların açılıp yürütülmesinin önüne geçmek olduğu belirtilmiştir. Gerekçenin devamında, "Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Genel geçer ifadelerle, somut bir şekilde ortaya koymadan iddia veya savunma amacıyla vakıaların ileri sürülmesi durumunda, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olmayacağı gibi, vakıaların anlaşılması için ayrıca bir araştırma yapılması ve zaman kaybedilmesi söz konusu olacaktır. Taraflar, haklarını dayandırdıkları hukuk kuralının aradığı koşul vakıalara uygun, somut vakıaları açıkça ortaya koymalıdırlar. Bu vakıaların somut olarak ileri sürülmesi, ilgili taraf için bir yüktür; bu yükü yerine getirmeyen sonuçlarına katlanacaktır." şeklindeki ifadelere yer verilerek somutlaştırma yükünün anlam ve önemi vurgulanmıştır. Davacının dilekçesinde talebine dayanak yaptığı bazı iddialar (vakıalar) olmakla birlikte, bunlar somut ve açık değilse, o zaman somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesinden söz edilmelidir. Somutlaştırma yükü yerine getirilmeden ne karşı tarafın sağlıklı savunma yapması ne de sağlıklı bir hüküm verilmesi mümkündür. Çünkü, karşı tarafın hukukî dinlenilme hakkının gereği olarak açıklama ve ispat hakkını kullanabilmesi için, öncelikle kendisine yöneltilen iddialar hakkında tam olarak bilgilenmesi zorunludur (m. 27). Keza, hükümde nelerin yer alması gerektiğini belirten Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297 gereğince, tarafların iddia ve savunmalarının, uyuşmazlık noktalarının, hükmün dayandığı ve sabit görülen vakıların, tam olarak gösterilmesi aranmaktadır (m. 297/1-c). Somut vakıalar olmadan, hâkimin sağlıklı ve somut bir karar vermesi de mümkün değildir. Davanın dayanağı olan vakıaların soyut olarak gösterilmesi yetmez, bu vakıaların ispata elverişli şekilde zaman, mekan ve içerik olarak somutlaştırılması zorunludur. Somutlaştırmak, bir iddiayı, zaman, mekân, kişi, oluş şekli gibi unsurlarıyla algılamaya, anlamaya, tartışmaya, ispata elverişli şekilde ortaya koymaktır. Vakıaların somutlaştırılmasından sonra, karşı tarafça savunma yapılabilir ve mahkemece bir vakıa tam olarak algılanabilir, ispat faaliyeti yürütülebilir ve vakıa üzerinde inceleme ve tartışma yapılarak karar verilevilir (Atalay, s. 31 vd.; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, s. 665). Soyut ve genel ifadelerle dilekçe yazmak, tarafın kendi bilmediği bir şeyi karşı tarafın bilmesini ve mahkemenin de talepte dahi bulunanın bilmediği, somut olarak ileri sürmediği, belirsiz bir şeyden sonuç çıkarmasını beklemek anlamına gelir ki, bu durum hukuk kuralları bir yana mantık kurallarıyla da bağdaşan bir durum değildir. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, dava malzemesini getirmek tarafların, hukuku uygulamak mahkemenin işidir. Taraflar dava malzemesini eksik değil, tam olarak getirmek durumundadırlar. Unutmamak gerekir ki, talebin tam tespit edilemediği belirsiz alacak davasında dahi, talep konusu belirsiz olsa dahi, Kanun hukuki ilişkinin belirtilmesini zorunlu kılmıştır (HMK m. 107). Çünkü, kişi, belirsiz ve bilinmeyen bir hukukî ilişki ve vakıadan hareketle bir talepte bulunamaz. Somutlaştırma yükü de iddia yükü gibi usûlî bir yük olmakla birlikte (Atalay, s. 36), sonucu iddia yükünden farklıdır. İddia yükünde ortada bir vakıa yokken, somutlaştırma yükünde bir vakıa mevcut, ancak kanunun aradığı şekilde açık ve somut değildir. Bu durumda, özellikle hâkimin davayı aydınlatma ödevi (HMK m. 31) ile ön inceleme hükümleri (HMK m. 320, 137, 140) dikkate alınmalıdır. Çünkü, "maddi ve hukuk açıdan belirsiz yahut çelişkili" hususlarda hâkim davayı aydınlatmak durumundadır (V. Karaaslan, Medenî Usûl Hukukunda Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi, Ankara 2013). Somut olmayan vakıalarda, maddi ve belirli ölçüde hukuki belirsizlik mevcuttur, bu belirsizliğin giderilmesi gerekir. Bu belirsizlik dilekçelerin verildiği aşamada giderilebileceği gibi, özellikle gerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 320 gerekse m. 137 ve 140 hükümleri gereğince, hâkim tarafından bu konuda çaba gösterilmesi gerekir. Çünkü, ön incelemede tarafların iddia ve savunmalarının tespit edilmesi, anlaştıkları ve anlaşamadıkları noktaların tek tek belirlenmesi gerekli ve zorunlu olup bu aynı zamanda hâkimin ödevidir. Bu çerçevede hâkimin ön incelemede mutlaka somutlaştırmayı sağlaması gerekir. Bu sebeple, sadece tarafların dilekçelerini tekrar ettikleri yönündeki beyanların tutanağa geçirilmesi veya soyut ifadelerle tespit yapılması yeterli değildir. Bu, mahkemenin yargılamayı yürütmesi bakımından sağlıklı olmayacağı ve Kanuna aykırı olacağı gibi, Yargıtay denetimine elverişli bir durum da oluşturmayacaktır. Bunun gibi, tarafların üzerinde bulunan yükleri (iddia, somutlaştırma ve ispat yükü) ve hâkimin görevi ve ödevini bilirkişinin üzerine yıkarak, bilirkişinin bu tespitleri yapması da beklenemez ve bu tespitlere göre de dava yürütülemez. Zira, tarafın iddiası olmayan veya somutlaştırmadığı bir hususu, bilirkişi incelemez, değerlendiremez; bilirkişi hâkimin yerine de geçerek davayı aydınlatamaz, uyuşmazlık ve vakıa belirlemesinde bulunamaz. Bilirkişi ancak, varolanı inceleyebilir, açıklayabilir, teknik bilgisiyle istenen hususu tespit edebilir. Başlangıçta taraflarca ve hâkim tarafından gerçekleştirilmeyen bu işlemlerin sonradan bilirkişi marifetiyle giderilmesi usûlen mümkün değildir. Eğer somutlaştırma yükü, hâkimin davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevine rağmen, davacı tarafından yerine getirilmemişse, o zaman bu yüke bağlanan yaptırım ortaya çıkacaktır. Somutlaştırma yükünün yerine getirmemenin yaptırımı, ispat yükünü yerine getirmemektir. Bu ise, aslında vakıanın ispata elverişli kabul edilememesi ve bunun sonucu olarak da belirsizlik rizikosuna katlanma şeklinde gerçekleşecektir. Böyle bir durumda, somutlaştırma yükü ve dolayısıyla ispat yükü yerine getirmediğinden, ispat edilemeyen davanın reddi sonucu doğacaktır ki, bu da davanın esastan reddi olup işin esası bakımından kesin hüküm oluşturacaktır. (Atalay, s. 36; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, s. 666; Umar, s. 144). Sonuç olarak dava dilekçesinde, gerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 119/1-e gerekse m. 194 gereğince somutlaştırma yükünün yerine getirilmemiş olması halinde, önce hâkim davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini (yeni bir vakıa meydana getirmeden, sadece mevcut vakıa kapsamında) davacıdan istemeli, bu eksiklik tamamlanırsa yargılamaya devam edilerek karar verilmeli, bu eksiklik tamamlanmaz, somutlaştırma gerçekleşmezse, ispatsız kalan davanın reddine karar verilmesi gereklidir. ( Yargıtay 22. Hukuk Dairesi ...Esas ...Karar) Yapılan yargılama toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ileri sürdüğü iddialar kapsamında davalıdan talep edilen kar payı, hazırlık dönemi faizi, yan edim yükümlülüklerinin karşılıkları ve sermaye azaltılmasında iadesine karar verilmiş, sermaye pay miktarı alacağının varlığına ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, davacı vekilinin talebi doğrultusunda ilgili kurum ve şirketlere yazılan müzekkere cevaplarında da davacının talebini somutlaştırır herhangi bir kayda rastlanmadığı, bu haliyle davacı talebi somutlaştırılmadığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; Davacının davasının REDDİNE, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcının peşin yatırılan 179,90 TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 435,50 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Taraflarca yatırılan bakiye gider ve delil avanslarının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 28/03/2025
KATİP ¸e-imzalıdır
HAKİM ¸e-imzalıdır
Harç/ Masraf Dökümü Peşin Harç : 179,90 TL Karar Harcı : 615,40 TL Noksan Harç : 435,50 TL
Davacı Gider Avansı Yatırılan Avans : 5.710,00 TL
Davalı Gider Avansı Yatırılan Avans : 500,00 TL
Yargılama Gideri Detayları Bilirkişi Ücreti : 5.000,00 TL Posta Giderleri : 74,50 TL