İlk Derece Mahkemesi · Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2023/315 E. 2023/290 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2023/315
Karar No
2023/290
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/315 KARAR NO : 2023/290

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... ... VEKİLLERİ : Av. ... - ... Av. ... - ...

DAVALILAR : 1- ... ... Av. ...- ... ... : 2- ... - ... Av. ... -...

DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/10/2018 KARAR TARİHİ : 05/10/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/12//2023

DAVA: Davacı vekili 15.10.2018 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle: Müvekkili şirketin ...sayılı "...” ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarasını alan başvurunun, ... ilanı üzerine müvekkili tarafından ... itirazda bulunulduğunu, ancak itiraz yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak ... tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili ... Kimya firmasının 1989 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini, ağırlıklı ve yoğun olarak ... markası adı altında kozmetik sektöründe devam ettiklerini, 1989 yılından beri kesintisiz olarak ... markasını kullandıklarını ve markanın ... tarafından tanınmış olarak tescil edildiğini, ... esas unsurlu markaların tüketici nezdinde meşhur ve maruf marka haline geldiğini, ... ibaresinin firmanın ticaret unvanının esas unsuru olduğunu, 22.01.1968 yılından bu yana ... ticaret unvanı adı altında faaliyet sürdürdüğünü, öncelikli tescili olması nedeni ile marka korumasından kaynaklı haklarına tecavüz olduğunu, markalar arasında iltibas tehlikesi ve kötü niyetin olduğunu, davalı markasının ... ibaresi eklenmesi ile oluşan markada bu ibarenin ...’in kutsal ili ... adasında yer alan dağlık bölgenin ismi olduğunu, bir diğer anlamının ise “...” olduğunu belirterek, ... ...’nun ... sayılı kararının iptaline, tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE: Alınan kurum kararlarının hukuka uygun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE: müvekkillerinin ... semtinde faaliyet gösterdiklerini, ... ve özellikle ... gibi ülkelere kadın tekstil ürünleri ihracatı yapan bir firma olduğunu, ihracatlarını” bayan elbise, bayan tayt, bayan tunik ve bayan ceketi” nden ibaret olduğunu, iki firmanın faaliyet alanının birbirinden çok farklı olduğunu, iddia edildiği gibi markalar arasında iltibas tehlikesi bir yana benzerlik dahi bulunmadığını, ... ibaresindeki hakim unsurun ... olduğu ve firmaya ait kartvizit ve internet sitesinde de bu şekilde kullanıldığı, ibarenin ...’in kutsal ili ... adasında yer alan dağlık bölgenin ismi olduğunu, bir diğer anlamının ise “...” olduğu için değil yoğun olarak müşteri çevresinin bulunduğu ... şehrinde plajı ve eğlence hayatıyla dünyaca ünlü bir tatil yöresinin ismi olduğu için müvekkil tarafından kullanıldığını, aynı zamanda ... ibaresinin İngilizcede herkes tarafından kullanıldığı ve ... anlamı taşıdığını ve bu rengin kadınlar ile bağdaştırıldığını, markaların benzerliğinden kesinlikle söz edilemeyeceğinden, kötü niyet iddialarının asılsız olduğundan, ... kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

ÖNCEKİ DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacıya ait ... sayılı "...", "... ...", "..." ibareli markaların, davalının ... sayılı ve "..." ibareli başvurusu yönünden KHK’nin 6/1, 6/5, 6/9 hükümleri çerçevesinde tescil engeli olup olmadığı ve sonucuna göre ... sayılı ... kararının hukuka uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir 6769 sayılı SMK m.6/1 hükmü kısaca, bir marka başvurusunun daha önce yapılmış başvuru veya tescilli bir marka ile “karıştırılma ihtimali” bulunması ve önceki marka ya da başvuru sahibinin itiraz etmesi koşuluyla başvurunun reddini öngörmektedir. Şu halde, iltibas ya da karıştırma riskinin varlığı için, tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin ve aynı zamanda başvuru ve markanın (işaretlerin) karıştırma ihtimali bulunacak derecede aynı yada benzer olması gerekir; karıştırma ihtimalinin değerlendirilmesinde somut olayın tüm özellikleri dikkate alınarak bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmelidir. İlke olarak mal ve hizmet benzerliği ile değerlendirmeye başlanır. Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. İşaretlerin benzerliğine gelince, bu değerlendirmede, önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli bir faktördür. İşaretler de parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirmeli, ancak markayı oluşturan dominant yada ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır. Bir hizmet ya da ticaret markasının tanınmışlığından söz edilebilmesi için; toplumun ilgili sektöründe tanınmış olması, başka bir anlatımla o marka telaffuz edildiğinde ilgili sektördekilerin hiç düşünmeden refleks halinde hatırlamaları gerekmektedir. Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda 11/06/2019 tarih .... Sayılı kararında ÖZETLE; "... dava konusu marka kapsamındaki 25 ve 35 inci sınıflardaki mal ve hizmetlerin, davacının markaları kapsamındaki 25 ve 35 inci sınıftaki mal/hizmetler ile aynı/aynı tür ve ilişkili olmadığı, bir marka kapsamında 35/6 ncı sınıfta genel ifadeyle "çeşitli malların" bir araya getirilmesi şeklinde tanımlanmış mağazacılık hizmetlerinin, spesifik bir şekilde belirlenmiş ve böylece sınırlı mal ya da sektöre özgülenmiş mağazacılık hizmetleri ile doğrudan benzer olarak nitelendirilemeyeceği ve önceki marka sahibinin, fiilen gerçekleştirdiği mağazacılık hizmetlerinin hangi emtia ve sektöre ilişkin olduğunu ispatlaması gerektiği, taraf markalarının hizmet listelerinin 35/05 inci alt grubunda yer alan “perakende satış hizmetleri” itibariyle farklı ve ilişkisiz hizmetlerden oluştuğunun tespit ve kabul edildiği, işaretlerin de parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmesinin gerektiği, buna göre markalar karşılaştırıldığında, işitsel olarak kısmen benzerlik olsa da, görsel ve anlamsal olarak benzerliğin bulunmadığı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma tehlikesi de olmadığından, tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, somut olayda davalı şirketin kötü niyetli bulunmadığından davanın reddine" şeklinde karar verilmiştir. BU kararın ... Dairesinin 28/05/2021 tarih ve .... Sayılı kararın temyizen ... incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla ... Dairesinin 09/02/2023 tarih ve ... sayılı ilamıyla ÖZETLE;"..1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki 3 numaralı paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir 3. Dava, marka başvurusuna yapılan itirazın reddine dair ... kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğüne ilişkindir. Olaya uygulanacak 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca karıştırılma ihtimalinin tespitinde markaların bir bütün olarak dikkate alınmak suretiyle karşılaştırılması gerekmektedir. Davacı şirkete ait markalar "..." asıl unsurlu olup ortalama tüketicinin genel bakışı dikkate alındığında Türkçe'de bilinen bir anlamı olmayıp ayırt edici bir markadır. Davalının marka başvurusuna konu "..." ibaresinin bilinen bir anlamı olmayıp, markanın bölümlerine ayrılarak anlam yüklenmesi doğru değildir. Bu kapsamda davalı markasının davacıya ait markalarla benzer kaligrafi kullanılarak aynı harf sırasıyla yazılması nedeniyle markalar arasında yüksek düzeyde görsel ve işitsel benzerlik olduğu, aynı tür mal ve hizmetler ile ilişkilendirebilecek mal ve hizmetler yönünden markalar arasında iltibas bulunduğunun kabulü gerekir. Davacının itiraza gerekçe gösterdiği markalarının 03 ve 05 inci sınıf mallar yönünden tescilli olduğu, 03 üncü sınıftaki "Ağartma ve temizlik amaçlı maddeler. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler. Sabunlar. Diş bakımı ürünleri. Parlatma ve bakım ürünleri (deri, vinil, metal, ahşap v.b.için )." ve 05 inci sınıftaki "Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç). Hijyen sağlayıcı ürünler ( pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri dahil)." mal ve hizmetler yönünden ilişkilendirilebilecek düzeyde benzerlik olduğu, bu mallar ile bu malların 35 inci sınıftaki perakendeciliği yönünden davanın kabulüne karar verilmesi yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir 4. KARAR :Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesinin davaya kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULMASINA ..." şeklindeki karar ile dosya yeniden Mahkememize gönderilmiştir.

YENİ DEĞERLENDİRME; Taraf teşkilinden sonra bozma ilamına uyularak bozma gerekçesinde "Davacı şirkete ait markalar "..." asıl unsurlu olup ortalama tüketicinin genel bakışı dikkate alındığında Türkçe'de bilinen bir anlamı olmayıp ayırt edici bir markadır. Davalının marka başvurusuna konu "..." ibaresinin bilinen bir anlamı olmayıp, markanın bölümlerine ayrılarak anlam yüklenmesi doğru değildir. Bu kapsamda davalı markasının davacıya ait markalarla benzer kaligrafi kullanılarak aynı harf sırasıyla yazılması nedeniyle markalar arasında yüksek düzeyde görsel ve işitsel benzerlik olduğu, aynı tür mal ve hizmetler ile ilişkilendirebilecek mal ve hizmetler yönünden markalar arasında iltibas bulunduğu" şeklindeki gerekçe doğrultusunda davanın kabulü (...'nun ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine) gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: 1-Davanın KABULÜNE, 2-...'nun ... sayılı kararının iptaline, 3-... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 4-Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 35,90 TL harcın mahsubu ile 233,95 TL bakiye karar harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 2.459,00 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde ... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı gerçek kişi vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK'nun 361. Maddesi uyarınca tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde ...’da temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/10/2023

Katip ... ¸

Hakim ... ¸

¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu gereğince DYS üzerinden E-İmza ile imzalanmış olup, Ayrıca fiziki olarak imzalanmayacaktır.

Davacı Masraf Dökümü: İlk Masraf 77,00.-TL Posta Masrafı 357,00.-TL Bilirkişi Masrafı 1.800,00.-TL İstinaf.Kar.Harcı 44,40.-TL İstinaf Yol.Baş.Harcı 121,30.-TL Tem. Kar. Harcı 59,30.-TL Toplam 2.459,00-TL

Atıf: Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/315, K. 2023/290, T. 05.10.2023, www.arakarar.com/karar/ankara-3-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2023-315-e-2023-290-k-574d4eb1551e