İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/220 E. 2025/288 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/220
- Karar No
- 2025/288
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/220 Esas KARAR NO: 2025/288 DAVA: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/11/2023 KARAR TARİHİ: 06/11/2025
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin ------ nezdinde --- başvuru ve tescil numaralı, ---- tescil tarihli ---- markasının ---- sınıftaki mal ve hizmetler yönünden, ---- başvuru ve tescil numaralı, -----markasının -----sınıftaki hizmetler yönünden sahibi olduğunu; davalı şirketin ise---- nezdinde kayıtlı ---- başvuru ve tescil numaralı, ---------sınıflarında marka sahibi olduğunu; müvekkilince hastanecilik sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösterildiğinden mütevellit markanın 2. kelimesi olan ---- kelimesinin tanımlayıcı, cins ve faaliyeti ifade eden yardımcı/ tali ibare olmakla beraber, yazı desenine sahip ----- ibaresinin ise markanın asli unsuru olduğunu; zira müvekkili şirketin %50 hissedara sahip --------- teşekküllü olup hastane bünyesinde genellikle ---- hizmet verdiği düşünüldüğünde markanın asli unsuru olarak --------- ibaresinin seçilip ve sicile tescil ettirildiğini; müvekkilinin yüksek tanınırlığa sahip bir özel hastane olarak faaliyetlerine devam ettiğini; nitekim müvekkili hastanenin birçok büyük proje ve işbirliklerinin yanında da hali hazırda------resmi sağlık sponsorluğu görevini de yıllardır sürdürdüğünü; müvekkili markası ile davalı tarafça tescilli sonraki tarihli marka arasında ayniyet derecesinde benzerlik olduğunu; zira her iki markanın da 2 kelimeden oluşmakta olup markanın asli unsuru olan -------ibarelerinin her iki markada da büyük harfle yazılmış olduğunu ve 2. kelimeler olan tali unsurların ------- ibarelerinin ise küçük harflerle yazılmış olduğunu; ikinci olarak tali unsurların her iki markada da asli unsurların altına gelecek şekilde yazılmış olduğunu; üçüncü olarak yazıların/harflerin karakterlerinin de aynı karakterde olduğunu, seri markalar gibi algılanmasına sebebiyet verildiğini; dördüncü olarak markada geçen asli ve tali unsurların yazım büyüklükleri dahi aynı olup seri marka izleniminin kesinlik sınırına yaklaştırıldığını; öte yandan müvekkili markası ---- sınıflarda tescilli olup davalı markası ise aynı ------- hizmet sınıflarında tescilli olduğunu; tescilin aynı marka ve hizmetleri kapsadığını; nitekim her iki işletmenin de iştigal alanı sağlık sektörü olup davalının genel olarak müvekkili hastanenin verdiği poliklinik hizmetlerinden özel olarak birkaçını yani estetik ve saç ekim hizmetlerini verdiğini; davalının kendisini sanki müvekkili hastanenin estetik alanındaki bir iştiraki ya da estetik alanındaki spesifik olarak kurduğu bir işletmeymiş gibi dış dünyaya lanse ettiğini; tüketicinin ------- motoruna davalı markasının ismini yazdığında karşısına müvekkili hastane ve markası çıkmakta olup düşüneceği ilk şeyin davalı ile müvekkili arasında hukuki, idari, organik ya da ticari bir ilişkinin mevcut olduğu hatta daha ileri giderek bu iki farklı şirketin eş ve grup şirketi olduğunu düşüneceğini; bunun yanında, davalı şirkete ait İnternet sitesine girildiğinde dahi müvekkili hastanenin giriş kapısının üstüne kendi markalarını kopyalamış olduklarını; bunun gibi, davalı internet sitesinde ve çeşitli sosyal mecralarda yine müvekkiline ait marka ve hastaneye ait (hem dış cephe hem de iç cephe) bir sürü görselin mevcut olduğunu; aynı şekilde, davalının kendisine ait bir diğer sosyal medya hesabı olan Instagram adresinin girişinde de müvekkili hastanenin adresini kendi adresi gibi gösterdiğini; söz konusu davalının sosyal medya hesabında yer alan telefon numarasının altında yazılı olan ------adresinin müvekkili şirketin adresi olduğunu; davalıya ait olan bir diğer ----- arka planda müvekkiline ait tescilli marka olan ------ ibaresinin ve müvekkili hastanenin dış cephesinin gösterildiğini; davalı yana ait ------ adres kısmında da yine müvekkili şirketin adresine yer verildiğini; yine davalı yana ait ---------- hesabının arka planında da müvekkili markasının kullanıldığı hastane görseline yer verildiğini; davalı yanın müvekkiline ait tescilli markanın ayniyet derecesinde benzerini tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerde kullanarak halk tarafından ilişkilendirilme dahil karıştırılmasına hatta seri marka olarak algılanmasına sebebiyet verdiğini; bununla birlikte müvekkiline ait markanın davalının sosyal medya mecralarında bulunan görsellerinde ve reklam faaliyetlerinde ticari etki yaratacak biçimde kullanıldığını; tüm bunların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini; bunun yanında, müvekkilinin önceki tarihli tescil edilmiş markasına tecavüz nedeniyle davalının ---- tescil edilen ve müvekkili markasının çekirdek unsurunu taşıyan ticaret unvanının sicilden terkin edilmesi gerektiğini belirterek davalı adına ----- markasının tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine; davalı adına ------- yılında tescil edilen ve müvekkili markasının asli unsurunu kendi ticaret unvanında çekirdek unsur olarak barındıran ticaret unvanının sicilden terkinine; SMK 149 gereği marka hakkına vaki tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına ve kaldırılmasına; maddi zararın tespiti ve hesap usulünün belirtilmesi maksadıyla davalıya ait ticari defterlerin, bilanço bilgilerinin, hizmet ve satış rakamlarının, mali tabloların davalıdan istenerek bu belgeler üzerinde SMK 151 de sayılı 3 hesaplama yönteminin her birine uygun olarak tek tek net bir bedel belirtici şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına; marka hakkına tecavüz eş söyleyişle haksız fiil nedeniyle uğranılan maddi zararın 6100 sayılı HMK 107 tahtında ileride talep artırım yapılmak üzere şimdilik 1.000 TL’nin ihlal tarihinden (davalı markasının sicile tescil tarihinden) itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline; marka hakkına tecavüz eş söyleyişle haksız fiil nedeniyle uğranılan manevi zararın karşılığı olarak 100.000 TL'nin ihlal tarihinden ( davalı markasının sicile tescil tarihinden) itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline; verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere karşı tarafın savunması alınmaksızın, teminatsız ve ara kararla birlikte dilekçede belirtilen ----- adreslerine erişimin kapatılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkiline ait --------- yılında bizatihi davalının da hem açık hem zımmi muvafakati yoluyla bu unvanı alarak kurulduğunu ve faaliyet gösterdiğini; davacı şirket tarafından dava dilekçesinde, taraflar arasında hiçbir ticari ilişki ve muvafakat olmaksızın, taraflar adeta birbirini tanımıyormuşçasına söz konusu durumun meydana geldiği gibi bir beyanda bulunulmuşsa da müvekkili şirket ile davacı ---- markası sahibi şirket arasında ----- tarihinde sözleşme imzalandığını; bu sözleşmeye göre, davacı hastanenin -------Katında bulunan atıl ve dizayn edilmemiş alanın inşaatının yapılmasının müvekkili tarafından üstlenilerek yapılan anlaşma gereği 36 ay boyunca talep edilen kira bedelinden, inşaat bedelleri mahsup edilecek şekilde anlaşma yapılmış ve taraflar arasındaki ticari ilişki ve işbirliğinin bu şekilde başladığını; her ay müvekkili şirkete kesilen kira faturasına karşılık müvekkilinin de hastaneye inşaat harcama gideri olarak o dönem fatura kestiğini; ------- ülkemizde de resmi olarak başlamasının ardından müvekkilinin işlerinin ciddi ölçüde durduğunu; bu noktada ödenecek bedeller konusunda hastane ile görüşmeler yapıldığını ve Haziran 2020’de normalleşmenin başlaması ile davacıyla 3 ay süre ile aylık 20 bin TL + KDV dahil olmak üzere yeni bir anlaşma yapıldığını; kararlaştırılan bu 3 aylık sürenin sonunda ise taraflar arasındaki ilk sözleşmenin hükümlerinin geçerli olacağının kararlaştırıldığı şekilde bir sözleşme yapıldığını ve ticari ilişkiye devam edildiğini; devamında 01.01.2021 tarihinde taraflar arasında yeni bir sözleşme imzalandığını ve müvekkilinin davacıya ait hastane içerisinde 23.08.2021 tarihine kadar da o sözleşme uyarınca çalışmalarına devam ettiğini; 23.08.2021 tarihinde davacı ile müvekkili arasında Sulh Protokolü imzalanmış olup bu protokolün 3.8. numaralı maddesinde "Taraflar işbu Protokolde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmesinden sonra birbirlerinden herhangi bir alacak, tadilat bedeli, kar kaybı vb gibi ve sayılanlarla sınırlı olmaksızın herhangi bir taleplerinin olmadığını ve birbirlerini en geniş anlamda gayri kabili rücu ibra ettiğini kabul, beyan ve taahhüt etmişlerdir" maddesinin bulunduğunu; taraflar arasında imzalanan bu protokolün esasında davacının, müvekkilini en geniş anlamda ibra ettiğini ve müvekkilinden taraflar arasındaki bu ilişkiden kaynaklı herhangi bir hak ve alacağı olmadığını ortaya koyduğunu; bu protokol kapsamında, davacının o tarihte de müvekkilinin ------- markasını kullandığını bizatihi bilmesine ve müvekkilini ibra etmesine rağmen, huzurdaki davayla sanki taraflar arasında hiçbir ticari işbirliği olmamışçasına marka hakkından kaynaklı talepleri ileri sürmesinin haksız olduğunu; markalar bakımından, her 2 markanın de 2 kelimeden oluşmasının, her iki markada da ---- ibarelerinin bulunmasının ve 2. kelimeler olan tali unsurların küçük yazılmasının 2 marka arasındaki aynılığı tek başına göstermediğini; ---- kelimesinin ardından gelen ----- kelimelerinin 2 markanın benzer olmadığını rahatlıkla gösterdiğini; kaldı ki, müvekkilinin ------- ticari unvanı ve markası bizatihi davacı tarafından bilinmekte, tanınmakta olduğunu, bu markayla sözleşmeler dahi imzalanmışken şimdi bu durumların tamamı yok sayılarak marka haklarının ihlal edildiğinin iddia edilmesinin kabul edilemeyeceğini;---- kelimesinin okul, akademi, bilimle ilişkili olan gibi birçok anlamı olan bir kelime olup, davacının tekeline bırakılabilecek bir durumda olmadığını; ----- olarak markanın bütününe bakıldığında davacı markasıyla karıştırılma olasılığının bulunmadığını; davacı şirketin markasında kullandığı yazı karakteri ile müvekkili şirketin kullandığı yazı karakterlerinin açıkça birbirinden farklı olduğunu; müvekkili şirketin estetik ve saç ekim hizmetleri verdiğini, bu durumun davacı kurumun estetik alanındaki iştiraki olduğunu göstermediğini; taraflar arasında 23.08.2021 tarihinde imzalanan sözleşme sonrası bu sözleşmeye ek olarak süre uzatma adı altında 2 sözleşme daha imzalandığını ve müvekkili şirketin nihai olarak 08.03.2022 tarihinde davacı hastaneden ayrılarak ---- ----- çalışmalarını sonlandırdığını; taraflar arasında 2018 yılında başlayan ve yıllar boyunca süregelen ticari ilişki çerçevesinde, müvekkilinin -------markası için bizatihi davacının bilgisi, onayı ve rızası doğrultusunda ciddi yatırımlar yaptığını, yurtiçinde ve yurtdışında başta sosyal medya platformları olmak üzere markanın bilinirliğini sağlamak ve arttırmak adına bir çok reklam, ilan ve tanıtım yayınladığını; öyle ki davacı firmayla olan iş ilişkisiyle bizatihi davacı tarafından uyandırılan güven çerçevesinde dijital reklam alanlarında bu süre boyunca ------- markasına yaklaşık 2.500.000 TL harcama yapılarak marka bilinirliğinin arttırıldığını; Sözleşmenin 4.1 maddesi ele alındığında davacının hastanede bir alanı müvekkiline kiralayarak bu alanı kullandırmayı taahhüt ettiğini, durum böyle iken, müvekkili şirketin o dönem için sosyal medya hesaplarında hastanenin fotoğraflarını kullanmasının da olağan ve sözleşmenin gereği olduğunu; akabinde sözleşmenin sonlandırılmasına ilişkin son protokolde de davacının, tüm bu hususlara ilişkin olarak müvekkilini ibra ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın Davalı adına tescilli ------ markasının SMK 6/1 mad. Gereği hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı, yine bu markasal kullanımlar dolasıyla davacının ---- tescil numaralı markası yönünden marka hakkına tecavüzün oluşup oluşmadığı, maddi ve manevi tazminatın gerekip gerekmediği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER: Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. Ticaret sicil kaydı ile davacı şirketin ----- tarihinde, davalı şirketin ----tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Dosyaya----- kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; --- tarihinde davacı adına, ----- tescil numaralı ------ tarihinde davalı adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi raporu aldırılmıştır.Bilirkişi heyeti heyet rapor içeriğine göre; Hükümsüzlük talepleri bakımından, davalı markası davacı ile yüksek seviyede benzer olup, aynı ve benzer mallarda tescilli olduğu; davacı markasının esas unsuru olan ve davalı markasında da yer alan ----- ibaresinin ilgili mal ve hizmetler bakımından tanımlayıcı olmadığı gibi, zayıf marka niteliğinde de olmadığı; bunun yanında, davalı markasında yer alan ------- ibaresinin yazı karakterinin de davacı markasının yazı karakteri ile aynı olması karşısında, ilgili seviyedeki tüketicinin markalar ve işletmeler arasında bağlantı kuracağı, davalı markasının davacı markasının serisi izlenimi verdiği; bu bakımdan yukarıda belirtilen aynı ve benzer mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlük şartlarının oluştuğu; Davalı kullanımına kon işarette yer alan -------- davacı markası ile yüksek seviyede benzerlik arz ettiği; davalı kullanımına konu işarette yer alan şekil unsurunun işaretleri farklılaştırmaya yeterli nitelikte olmadığı; bu bakımdan davalının anılan işareti davacı markasının tescil kapsamındaki hizmetlerde kullanması sonucunda ilgili tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimali doğuracak olup, SMK m.29/1-a’nın atfıyla m.7/2-b kapsamında marka hakkına tecavüz teşkil ettiği; Hal böyle olmakla birlikte, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve ticari ilişki incelendiğinde de taraflar arasındaki ticari ilişkinin mekan kullanım ve hasta tedavi hizmetlerine dönük kısıtlı bir konu ve amaç ile akdedildiği, sözleşme hükümlerinin davalı yana marka kullanım izni vermediği, protokollerin hitamı kapsamında davacı yanca davalının ibra edilmesinin protokol konusu uyuşmazlıkların kapsamını aşamayacağı, TBK md. 19 hükmü kapsamında taraf iradelerinin genişletilmesinin isabetli görünmediği,Davacı yanca aynı zamanda TTK md. 55 vd. hükümlerinde yer alan haksız rekabet hükümlerine dayanıldığı görülmüş ise de, somut uyuşmazlıkta özel kanun /SMK uygulaması gereği marka korumasından faydalanma imkanı olduğundan, uyuşmazlık konusunun aynı zamanda genel hükümler kapsamında haksız rekabet hükümlerinin uygulamasına yer olmadığı, Mali Yönden: dosya içerisinde davalı tarafa ait mali bilgi ve belgelerin yer almadığı ve Sayın Mahkeme tarafından da davalının ticari defter ve belgelerin ibraz etmesi yönünde almış olduğu bir karar olmadığı, ayrıca zarar hesabı yönünden de görevlendirme yapmadığı görüldüğünden hesaplama yapılmadığı, SMK 151 de sayılı 3 hesaplama yöntemi üzerinden hesaplama yapılabilmesi için davacı ve davalı tarafın ticari defteri ile dava konusu marka ile ilgili elde etmiş oldukları geliri gösterir belgeleri ibraz etmeleri ve Sayın Mahkeme’nin de zarar hesaplanması yönünde kara vermesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. Lisans bedeli yönünden tazminat talep edildiği dikkate alınarak tazminat yönünden ek rapor alınmış olup 30.04.2025 tarihli raporda özetle; Faaliyet Karı/Zararı Faaliyet Karının Satış Cirosuna Oranı 2.573.610,47 TL. Kar %4,82 733.627,76 TL. Kar % 1,38 7.810.790,82 TL.Kar % 8,75 10.105.894,20 TL.Kar % 7,34 (7.319.555,57) TL.Zarar Davacının 2019-2023 arası toplam faaliyet karının : ( 2.573.610,47 + 733.627,76 + 7.810.790,82 +10.105.894,20 -7.319.555,57) = 13.904.367,68 TL.oduğu, SMK 151/2- a ve b bentlerine göre hesaplama yapılabilmesi için davalı firmanın da 2019-2023 arası yıllara ait de yasal defterleri, satış detayları, satış faturaları ve ilgili yıllara ait ------Beyannamelerinin de dosyaya ibraz edilmesi gerektiği, SMK 151/2- c bendine göre hesaplama yapılabilmesi için Emsal Lisans sözleşmelerinin dosya kapsamında yer almadığı ve Emsal Lisan Bedeli yönünde yazılan müzekkerelere ilgili Kurumlar tarafından olumsuz görüş bildirilmesi nedeni le hesaplama yapılamadığına dair görüş bildirmiştir.Vergi kayıtları nazara alınarak yüzde 10 ve 15 oranlarına göre lisans bedeli yönünden ek rapor aldırılmış olup ----- tarihli raporda özetle; ----- tarafından Gönderilen Davalı firmanın-------- ekinde yer alan Gelir Tablolarında satış cirolarının ; 2019 yılı satış cirosu : 1.888.281,19 TL. 2020 yılı satış cirosu : 975.761,07 TL. 2021 yılı satış cirosu : 1.080.814,31 TL. 2022 yılı satış cirosu : 444.870,00 TL. 2023 yılı satış cirosu : 200.035,33 TL. 2019-2023 satış cirosu toplamı: 4.589.761,90 TL. şeklinde gerçekleştiği, Sayın Mahkemenin görevlendirmesi kapsamında; Davalı firmanın gelen vergi kayıtları nazara alınarak yüzde 10 ve 15 oranlarına göre lisans bedeli; hesaplama (% 10 Lisans Bedeli): 2019-2023 arası yılları satış cirosu toplamı : 4.589.761,90 TL. Lisans Bedeli Oranı : % 10 Lisans Bedeli Tutarı(4.589.761,90 x 0,10) : 458.976,19 TL. Hesaplama (% 15 Lisans Bedeli): 2019-2023 arası yılları satış cirosu toplamı : 4.589.761,90 TL. Lisans Bedeli Oranı : % 15 Lisans Bedeli Tutarı(4.589.761,90 x 0,15) : 688.464,29 TL. olarak hesaplandığına dair rapor sunmuştur. Davacı tarafın ıslah dilekçesinde özetle; SMK 151 gereğince dava değerini 459.000 TL arttırarak 460.000 TL’nin tecavüz fiilinin işlendiği davalı markanın tescil edildiği tarihten itibaren işleyecek bankaların uyguladığı en yüksek mevduat faizi üzerinden hesaplanarak davalıdan tahsiline, marka hakkına tecavüz eş söyleyişle haksız fiil nedeniyle uğranılan manevi zararın karşılığı olarak 100.000 TL 'nin ihlal tarihinden ( davalı markasının sicile tescil tarihinden) itibaren işleyecek bankaların uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, arabuluculuk, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalı aleyhine yükletilmesine aidiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6, 7/2,25, 29, 149, 150 ve 151. maddeleri, Türk Ticaret Kanunu'nun 54,55 ve 63. Maddeleri
GEREKÇE:Dava, davalı adına tescilli ------- markasının hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, tecavüzün giderilmesi, erişimin engellenmesi ve ticaret unvanının terkini davasıdır. Davacı taraf ---- tescil nuamarlı----------- markasının adına tescilli olduğunu ve halen koruma altında bulunduklarını, davalı adına tescilli -------- markasının davalı adına tescilli olduğunu, bu tescilin SMK'nın 6/1. Maddesi gereği hükümsüzlüğüne karar verilmesini, yine davalının ------ şeklindeki markasal kullanımlarının ve davalı tarafın ---- ticaret unvanında bulunan ------ ibaresinin adına tescilli markalar yönünden marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu beyan ve iddia ederek marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile tecavüz ve haksız rekabetin durdurulması, kaldırılmasını, marka hakkına tecavüzden kaynaklı maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini, erişimin engellenmesini talep ve dava etmiştir. ana unsurlu seri markalarının bulunduğunu, davalı tarafın markasının ana ve ayırt edici unsuru olan ege ibaresini ticaret unvanında kullanması ve markasal olarak kullanması dolayısıyla marka hakkına tecavüzde bulunduğunu, ayrıca ege ibareleri seri markalarını kullanması dolayısıyla haksız rekabette bulunduğunu beyan ve iddia ederek marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, tecavüzün giderilmesine, tecavüz oluşturan internet üzerindeki kullanımlara erişimin engellenmesini ve davalı tarafın ticaret unvanındaki kullanımların sona erdirilmesini talep ve dava etmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup, SMK'nun 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir.SMK'nın 6/1. Maddesinde " (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmü düzenlenmiştir. Dava tarihinde yürürlükte olan 6769 sayılı SMK'nın 29. Maddesinde "a-Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek." marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır. Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler SMK'nın 149. Maddesinde düzenlenmiş, bu hükme göre; (1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c) Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. ....g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi, şeklinde belirtilmiştir.Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir.Haksız rekabet ise Türk Ticaret Kanununun 54 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiştir. TTK'nun 55/4.maddesine göre başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemleri almak haksız rekabet olarak sayılmıştır. Haksız rekabetten söz edebilmek için kusur, zarar, illiyet bağı unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yine haksız rekabeti düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 57. maddesinin hükmünün temeli kişilik haklarına tecavüzü düzenleyen Türk Medeni Kanununun 24. maddesine dayanır. Haksız rekabet hükümlerinin düzenlenme sebeplerinin başında, başkalarının emeğinden haksız bir şekilde yararlanmanın önüne geçmek yatar., Bir başkasının uzun uğraşlar sonucunda elde ettiği kazanımlardan ve değerlerden hiç bir emek ve çaba sarf edilmeden yararlanılması haksız rekabetin en önemli örneklerinden biridir.Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olayda ----- tarihinde davalı adına tescil edildiği, davacı markalarında yer alan ----- anlamına gelip, sağlık hizmetlerinin verildiği yeri niteleyen ayırt ediciliği olmayan bir ibaredir. Bunun gibi, davacı markasında yer alan -------bir kuruluşça verildiğini gösteren bir ibare olduğundan ayırt ediciliği bulunmadığı, davalı markasında yer alan ------güzellik duygusu ile ilgili olan anlamına geldiği, her iki markanın da ayırt edici ve ana unsurunun ---- kemlime unsuru olduğu, -------anlamına gelmekteyse de, sağlık hizmetleri bakımından markaların esas unsurunu oluşturduğu, davalı markasında ----- kelimesinin yazı karakterinin,------ harfi dışında, davacı markasının yazı karakteri ile birebir aynı olduğu, bu haliyle davalı markasının davacı markası ile yüksek seviyede benzer olduğu, yine tarafların markalarının ----- benzerliğinin bulunduğu dikkate alındığında markalar arasında hitap ettikleri tüketici kitlesi de nazara alındığında iltibasın oluşacağı açıktır.Bu tespitten sonra hükümsüzlük talebi değerlendirildiğinde, davalı adına tescilli ------- markasının ----- tarihinde tescil edildiği, davalı tarafa ait şirketin ----- tarihi olduğu ve tescilin ---- sağlandığı, yine davalı şirketin davacı tarafa ait hastane kompleksi içinde ---- tarihli sözleşme kapsamında faaliyette bulunduğu, bu faaliyetlerini de ----- sürdürdüğü, taraflar arasında -----tarihli sulh ve ibra protokolü düzenlendiği, bu protokolün de davacı ve davalı şirket arasında ve unvanları kullanılarak yapıldığı, bu protokolde karşılıklı olarak tarafların birbirinden talepte bulunmayacaklarının kararlaştırıldığı, tüm bu hususlar dikkate alındığında davacı tarafın davalı şirketin kurulduğu tarih olan ----- tarihinden itibaren faaliyette olduğunun ve ----- hem ticaret unvanı hem de markasal olarak kullanımlarının bulunduğunu bildiği, yine markanın tescil başvurusu yapıldığı tarih olan ---- dikkate alındığında ve huzurdaki davanın ---- tarihinde ikame edildiği, ayrıca taraflar arasındaki sulh protokolünün tarihinin ------ tarihi olduğu ve dava tarihine kadar da davacının sessiz kalmaya devam ettiği dikkate alındığında sessiz kalma dolayısıyla hak kaybının oluşacağı kabul edilmiş, sessiz kalma olgusunda önemli olanın tescil tarihi olmadığı markanın kullanıldığı tarihin önemli olduğu, daha sonra tescilin kötü niyetle sağlanmaması halinde sessiz kalmanın hak kaybını oluşturacağı somut uyuşmazlıkta da davalının kötü niyetli tescil sağladığını gösterir kaydın bulunmadığı dikkate alındığında sessiz kalma dolayısıyla hak kaybının oluşacağı kabul edilmiş ve bu sebeple davacı tarafın hükümsüzlük davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın marka hakkına tecavüz talepleri ve haksız rekabet talepleri de değerlendirilmiş, davalı tarafın kullanımlarının ------ olduğu bu haliyle kullanımların marka hakkına tecavüz oluşturacak ancak, az yukarıda ifade edildiği üzere davalı kullanımlarının ---- tarihinden beri devam ettiği, davacı tarafın bu kullanımlara rıza gösterdiği, rızanın taraflar arasında düzenlenen ------ tarihli sözleşme ve bu tarihten sonraki kullanımlara karşı sessiz kalınması dolasıyla açık olduğu yine az yukarıda ifade edildiği üzere taraflar arasında sulh protokolü tarihi olan ------ tarihindeki protokolde de davalının kullanımlarına karşı çıkıldığına dair herhangi bir protokol maddesi bulunmadığı dikkate alındığında hem davalı tarafın markasal kullanımı hem de ticaret unvanı kullanımları yönünden sessiz kalma dolasıyla hak kaybının oluşacağı ve bu haliyle davacı tarafın marka hakkına tecavüz yönünden davalı aleyhine talepte bulunamayacağı kabul edilmiş yine davalı tarafın markasal kullanımları ve ticaret unvanı kullanımları dışında haksız rekabet oluşturacak bir eyleminin bulunmadığı, bu kullanımlara karşı da davacı tarafın basiretli tacir olarak süresi içerisinde bir itirazda bulunmadığı hatta bu kullanımları zınnen ve sözleşme kapsamında onayladığı dikkate alındığında haksız rekabet yönündeki taleplerinde yerinde olmadığı kabul edilmiş ve davanın tümden reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 615,40-TL harçtan, peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davalıdan hazine yararına tahsiline, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden markanın hükümsüzlüğü davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden marka hakkına tecavüz davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden erişimin engellenmesi davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden haksız rekabet davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 9-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 11-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06/11/2025