İlk Derece Mahkemesi · Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/200 E. 2024/98 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/200
Karar No
2024/98
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/200 Esas - 2024/98 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/200 Esas KARAR NO : 2024/98

HAKİM : ... KATİP : ...

DAVACILAR : 1- ... 2-... 3- ... 4- ... 5- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1- ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALILAR : 2- ... 3- .... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 01/10/2019 KARAR TARİHİ : 13/02/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 07/08/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkillerinin desteği ...'ın hayatını kaybettiğini, bu nedenle davacılardan ... için tüm davalılardan maddi tazminat, tüm davacılar için ise araç maliki ve araç sürücüsünden manevi tazminat talebi ile iş bu davayı açtıklarını, maddi tazminat kapsamında 1.000,00 TL, manevi tazminat yönünden ise eş ... için 70.000,00 TL, diğer davacılar için 40.000,00'er TL manevi tazminat taleplerinin bulunduğunu, olayda karşı araç sürücüsü ...'nın direksiyon hakimiyetini kaybederek ... plakalı desteği içerisinde yolcu olarak seyahat ettiği araca çarptığını ve yaralamalı ve ölümlü kazanın meydana geldiğini, davacı ...'nin genç yaşta dul kaldığını, çocukları olan diğer davacıların babalarının desteğinden yoksun kaldığını, arabuluculuktan netice alınamadığı gibi başvuruya rağmen bir ödemenin de gerçekleşmediğini bildirmiş, tedbir kararı verilmesini ve kaza tarihinden itibaren bu miktarlara avans faizi işletilmesini talep ve etmiştir. CEVAP: Davalılardan ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesini, dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddini talep etmiş, esasa ilişkin olarak kazaya karışan sigortalı aracın manevi tazmin klozunun bulunmadığını, diğer yönden maddi tazminata dair kazanın oluşumuna esas kusurun tespiti gerektiğini, müvekkili şirkete sigortalı aracın kusursuz bulunduğunu, aksi halde kusur tespiti için ... veya uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasını, diğer yönden müterafik kusur olgusunun araştırılmasını, hatır taşımasının varlığının ele alınmasını, gerçek bir desteğin unsurlarının davada davacılar yönünden incelenmesini, ... gelir bağlanması ve nüfus kayıtlarının celbini, varsa ... ödemelerinin tenzil edilmesini, kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmeyip, en fazla yasal faize karar verilebileceğini, özetle davanın reddine ve vekalet ücreti ile masrafların davacı yana yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; kendilerinin usulen arabuluculuk için davet edilmediklerini, bir görüşmenin gerçekleşmediğini, kaldı ki davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, .... Mahkemesinde alınan kusur raporunda ...'nın asli ve tam kusurlu bulunmadığını, manevi tazminatın muhatabının da davalı sigorta şirketi olacağını, ölen kişinin mesleği ve ekonomik durumunun taleplerde değerlendirilmesi gerekeceğini, dava dışı sürücüye davanın ihbarını, arabuluculuk nedeniyle başvuru olmaksızın açılan davanın müvekkilleri yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, çift taraflı trafik kazası neticesinde yolcu konumundaki desteğin vefatı nedeniyle davalı sigortadan maddi ve diğer davalılar sürücü ve araç malikinden manevi tazminat taleplerine ilişkindir. Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde ilk olarak tesis edilen 22/09/2020 tarih ve .... sayılı, "...1-Davacı ...’ın maddi tazminat talebi hakkında vaki sulh nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, ... 2-Manevi tazminat yönünden; Davacı ... için 40.000,00 TL, Davacı ... için 30.000,00 TL, Davacı ... için 30.000,00 TL, Davacı ... için 30.000,00 TL, Davacı ... için 30.000,00 TL, takdir edilen manevi tazminatın olay tarihi 07/08/2019 tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalılar ... ile ...’dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine..." dair verilen hükmün .... Dairesi'nin 01/03/2023 tarih ve ... sayılı ilamı ile, "...Hükmedilen manevi tazminat miktarına ilişkin olarak, mahkemece, kazanın oluşundaki kusur durumu, tarafların mali ve sosyal durumları dikkate alınarak manevi tazminat miktarının tespit edildiği gerekçeli kararda belirtilmiş ise de, davalıların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılmadığı ayrıca kusur raporu alınmadığı anlaşılmaktadır. Manevi tazminatın takdirinde 6098 sayılı TBK 56. maddesi ve 22/06/1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de belirtildiği üzere, takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi açısından, tarafların sosyal ve ekonomik durumunun belirlenmesi gerekeceği dikkate alınarak, tarafların için sosyal ve ekonomik durum araştırması yapılarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Kusur raporuna ilişkin olarak ise, trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin davalarda, talep edilen manevi tazminat miktarlarının belirlenmesindeki en önemli etkenlerden birisi, kazadaki kusur durumu ve kusur oranlarıdır. Somut olayda kesinleşmiş bir ceza dosyası bulunmamaktadır. O halde mahkemece, ceza dosyası da celbedilerek konusunda uzman makina mühendisi bilirkişiden kazanın oluşumunda tarafların kusur durumunun ne olduğu konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık bilirkişi raporu alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu yönden de kaldırılmasına karar verilmiştir. Maddi tazminat yönünden sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar yönünden ise, davacı vekilinin 23/8/2022 tarihli dilekçesinde “sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi talep edilmiş, 28/9/2020 tarihli dilekçesinde ise “feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi” istenmiştir. Mahkemece belirtilen hususlarda taraf vekillerinin açıkça taleplerinin, ileri sürülen sulh sözleşmesinin kapsamının, sözleşme çerçevesinde ne şekilde karar verilmesinin istenildiğinin (ileri sürülen sulh sözleşmesinin onaylanması veya sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı) yahut (ödeme nedeniyle) feragat nedeniyle davanın reddinin istenilip istenilmediği ve bu ihtimalde yargılama giderleri konusunda karşılıklı talepleri belirlenerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi bakımından kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle kaldırılması üzerine dosyanın mahkememiz esasına kaydedilerek yeniden ele alınması gerekmiştir. Kaldırma ilamı sonrasında ... Esas sayılı dosyası celp edilmiş, sulh sözleşmesi çerçevesinde ne şekilde karar verilmesinin talep edildiği konusunda tarafların açık beyanları sorulmuş, ... araştırması yaptırılmış, dosyanın kusur konusunda uzman bir makine mühendisi bilirkişiye tevdii ile bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Makine mühendisi bilirkişi tarafından sunulan 22/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...a- ... plakalı çekici araç sürücüsü — ... yönünden değerlendirme; ... meydana gelen olayın; sürücü ...'nın yönetimindeki ... plakalı çekici cinsi ve arkasına takılı ... plakalı yarı römorklu TIR cinsi araç ile kuzey çevre yolunu takiben ... yönünden ... havaalanı - ... yönünde en sağ şeritte seyri sırasında .... bağlantısı mevkine geldiğinde sağ şerit üzerinde sol taraftaki şeritler üzerine manevra yaparak aynı yönde üçüncü şeritte ...'ün yönetimindeki ... plakalı minibüs cinsi araç ile çarpışması çarpması sonucu olayın meyüzima geldiği ve olayın bu oluş şeklinde göre sürücü ...'nın 2918 sayılı KTK'nun 46. maddesinde belirtilen trafiğin akışı 56/a maddesinde belirtilen şerit izleme ve 67. maddesinde belirtilen araç manevralarını düzenleyen kurallara uymağliğı anlaşılmıştır. ... 4 x 1 şeritli .... Çevre Otoyolunda seyir halinde iken aracının TIR cinsi araç olduğunu düşünerek sağ şeridi takip etmesi, seyri sırasında şerit disiplinini muhafaza etmesi, şerit değiştirmeden önce otoyoldaki hız limiti düşünerek şerit değiştirmeden önce arka gerisinden gelen ve solundaki şeritlerden trafiği kontrol etmesi ve eğer trafik durumu uygunda şerit değiştirmesi gerekirken bu hususlara dikkate almadan sağ şerit üzerinde sol tarafa doğru işaret vermeden şerit değiştirerek sol şeritten gelen ... plakalı aracın seyir şeridine tecavüz ederek olayın hazırlanması ve vukuuna neden olduğu, araç manevralarına uymamanın ve şeride tecavüzün 2918 sayılı KTK'nun 84/g, 84/j maddelerinde asli kusurlu hallerden sayıldığından olayda asli ve tam kusurlu bulunmuştur. b- ... plakalı araç sürücüsü ... yönünden değerlendirme; Sürücü ..., .... Otoyolunda 3. şeritte otoyol hız İimitleri içerisinde seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde işaret vermeden sağ şerit üzerinde 3. şeride kadar şerit değiştiren tır cinsi araca çarpmamak için frenleme tedbiri aldığı ancak mesafe kısa olduğu için bu araçla çerşaştığı olayda kusursuz bulunmuştur. c- Müteveffa yolcu ... yönünden değerlendirme; Müteveffa yolcu ..., ... plakalı servis aracının sağ arka koltuğunda oturmakta olduğu dosyadaki ifadelerden anlaşılmıştır. Yine ...'ın ölüm raporunda kafa travması ve iskelet sisteminde kırıklar ve iç organ hasarı ve İç kanama ve pnömotoraks hasarınsa bağlı olarak geliştiği belirtilmiştir. Bu bedeni zararlar dikkate alındığında müteveffa ... emniyet kemeri taksa dahi bu bedeni zararları emniyet kemerinin önleyemeyeceği görüş ve kanaatine varılarak, müteveffa yolcunun gördüğü bedeni zarar ve nihayet ölümü ile sonuçlanan olaydan dolayı müterafik kusurunun olmayacağı görüş ve kanaatine varılmıştır..." şeklinde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır. Bu hususta, soruşturma aşamasında alınan 15/08/2019 tarihli kusur raporu ile .... Esas sayılı dosyasından alınan ....'nın 26/12/2019 tarihli kusur raporunda da ... plakalı araç sürücü ...'nın asli kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'ün ise kusursuz olduğu yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür. 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesinde haksız eylemin “kusur” öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölüm olup, birincisi “kusur bulunup bulunmadığına”, öteki “kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye” ilişkindir. Maddenin ilk cümlesine göre “kusurun varlığını” araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre “kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede” tam bağımsız kılınmıştır. 6100 sayılı HMK 266 madde hükmüne göre kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur. Eldeki teknik bulgulara göre hakim, kusur oranını kendisi belirleyebilir (Emsal: .... .'nin 15/02/2021 tarih ve ..... sayılı ilamı). Bu açıklamalar ışığında; tüm dosya kapsamı, ceza dosyası, kaza tespit tutanağında yer alan tespitler ile mahkememizce alınan bilirkişi raporunda yapılan tespitler kapsamında dosyaya mübrez teknik bulgular, olayın örgüsü ile birlikte bir bütün halinde değerlendirildiğinde; ... plakalı araç sürücü ...'nın %100 kusurlu olduğuna, ... plakalı araç sürücüsü ...'ün ise kusursuz olduğuna yönelik tespitin mahkememizce benimsenmesine ve hükme esas alınmasına karar verilmiştir. Müterafik kusur olgusuna yönelik olarak ise ceza dosyası içeriğinde ve kaza tespit tutanağında müteveffanın emniyet kemeri takmadığına veya araçtan fırladığına dair bir tespitin bulunmadığı görülmekle beraber bilirkişi raporunda da işaret edildiği üzere somut olayda emniyet kemeri takılmasının dahi zararı engellemeyeceği anlaşılmış, dosya kapsamına göre kanıtlanamadığı görülen mütefarik kusur olgusu yönünden bir indirim yapılması uygun bulunmamıştır. Kaldırma ilamında işaret edilen, davacı ... ile davalı sigorta arasındaki 11/05/2020 tarihli sulh sözleşmesi yönünden yapılan incelemede; 20/06/2023 tarih ve 3 nolu ara karar ile taleplerinin açıklanması konusunda taraflara süre verilerek buna ilişkin düzenlenen meşruhatlı davetiyenin usulüne uygun tebliği sağlanmış, davalı ... A.Ş. vekili tarafından sunulan 22/06/2023 tarihli dilekçe ile açıklama yapılarak davacının önceki beyanları çerçevesinde davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesini istediğini beyan ettiği, aşamalarda tarafların vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin olmadığını bildirdiği, 11/05/2020 tarihli protokol içeriğinde davacıya yargılama giderleri için de ödeme yapıldığının açıklandığı görülmüştür. Davacı vekili tarafından sunulan 11/05/2020 tarihli protokol içeriği ile buna paralel olarak davacı vekili tarafından sunulan 28/09/2020 tarihli dilekçesinde açıkça davadan feragat ettiğini bildirmiş olması, HMK'nın 307 vd. maddeleri uyarınca feragatin davaya son veren taraf işlemi olması nedeniyle feragatten dönülmesinin olanaksız olması ve davacının vekaletnamesinde feragat yetkisinin bulunması nazara alınarak, davacı vekilinin 28/09/2020 tarihli dilekçesindeki feragate dair beyanına öncelik verilerek hükme esas alınması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve son tahlilde davacı ...’ın maddi tazminat talebi yönünden davanın vaki feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56 maddesinin gerekçesinde; “Tasarının 55 inci maddesinin ikinci fıkrası, bedensel zararlara ilişkin olmak üzere, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Öğreti ve uygulamadaki çağdaş gelişmeler göz önünde tutularak, hâkimin sadece ölüm halinde değil, ağır bedensel zararlarda da zarar görenin yakınlarına, manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği kabul edilmiştir. Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununda, ölüm halinde, "ölünün ailesi" yararına olmak üzere manevi tazminata karar verilebileceği öngörüldüğü halde, Tasarıda "ölenin yakınları" yararına olmak üzere manevi tazminata karar verilebileceği belirtilerek, hükmün kapsamı genişletilmiştir.” denilmekte, içtihatlarda da 818 sayılı Kanunun 47. maddesine ilişkin olarak, “Ölünün ailesi kavramını, ölenin yakınları olarak anlamak gerektiği, destek tazminatındaki desteğin yakını tanımının manevi tazminat verilecek kimseleri de kapsadığı, ölenle aralarında eylemli ve gerçek bir bağ bulunan kimselerin ölenin ailesi kavramı içinde düşünülmesi gerektiği, ölenin nişanlısı, evlilik dışı birlikte yaşayan gayri resmi eşinin de manevi tazminat isteyebileceği” kabul edilmektedir (Emsal: .... sayılı ilamı). Somut olayda uygulanması gereken 6098 sayılı Kanunun 56. maddesinde, “ölenin yakınlarının” manevi tazminat talep edebileceği düzenlenmiş olup, müteveffa ...'ın UYAP sorgusundan davacı ...'ın müteveffanın eşi, diğer davacıların ise çocukları olduğu olduğu anlaşılmakla, tüm davacıların “ölenin yakını" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve bu nedenle manevi tazminat istemi bakımından aktif dava ehliyetlerinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. 6098 TBK'nun 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmü ile aynı Kanun'un 51. maddesindeki “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne göre, somut olayda olay tarihi, olayın oluş şekli ile kusur durumu, kaza neticesinde davacıların durumuna göre eş ve babalarını kaybetmesi, soruşturma dosyası kapsamı ile tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacıların kaza sonucu müteveffanın ölümü nedeniyle çektikleri acı ve duymuş oldukları üzüntünün boyutu, mütevaffa ile yakınlık dereceleri, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacıların uğradığı manevi zarar ile ilk karar nedeniyle istinaf kanun yoluna başvuranların sıfatı ile usuli kazanılmış haklar da göz önüne alınarak davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL olarak belirlenen manevi tazminat miktarlarına göre davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile bu şekilde takdir edilen manevi tazminatın, kaza tarihi olan 07/08/2019 tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalılar ... ile ...’dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı ...’ın maddi tazminat talebi yönünden davanın vaki feragat nedeniyle reddine, 2-Davacıların manevi tazminat talebi yönünden; davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL olarak takdir edilen manevi tazminatın, kaza tarihi olan 07/08/2019 tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalılar ... ile ...’dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 3-Maddi tazminat yönünden alınması gereken 285,06 TL harcın davacı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Manevi tazminat yönünden alınması gereken 10.929,60 TL harçtan peşin alınan 788,99 TL'nin mahsubu ile 10.140,61 TL harcın davalılar ...ile ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacılar tarafından başlangıçta yatırılan 80,70 TL başvuru harcı ve 346,88 TL peşin harç olmak üzere toplam 427,58 TL harcın davalılar ... ile ...’dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 6-Davacılar tarafından yapılan 454,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 2.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.454,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre belirlenen 1.963,20 TL yargılama giderinin davalılar ... ile ...’dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 7-Maddi tazminat yönünden taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Manevi tazminat yönünden davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan; -Davacı ... için 17.900,00 TL, -Davacı ... için 17.900,00 TL, -Davacı ... için 17.900,00 TL, -Davacı ... için 17.900,00 TL, -Davacı ... için 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ile ...’dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 9-Manevi tazminat yönünden davalı ... ile ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan; -Davacı ... yönünden 17.900,00 TL, -Davacı ... yönünden 10.000,00 TL, -Davacı ... yönünden 10.000,00 TL, -Davacı ... yönünden 10.000,00 TL, -Davacı ... yönünden 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ... ile ...'ya verilmesine, 10-Maddi tazminat yönünden 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen ve yargılama giderlerinden sayılan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 11-Davalılar tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 12-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 13/02/2024

Katip .... ¸e-imzalıdır.

Hakim ... ¸e-imzalıdır.

Atıf: Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/200, K. 2024/98, T. 13.02.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-200-e-2024-98-k-944464f7b74c