İlk Derece Mahkemesi · Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/124 E. 2024/575 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/124
- Karar No
- 2024/575
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/124 Esas - 2024/575 TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/124 Esas KARAR NO : 2024/575
HAKİM : ..... KATİP : .....
DAVACI : 1- ..... VEKİLLERİ : Av. ..... Av. ..... DAVACI : 2- ..... VEKİLLERİ : Av. ..... Av. ..... Av. ..... DAVALI : .....
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/02/2023 KARAR TARİHİ : 03/10/2024 YAZIM TARİHİ : 03/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... tarafından, otelin faaliyeti kapsamında iş yapmış olduğu tedarikçileri adına düzenlenerek keşide edilen (aralarında iş bu davaya konu icra takibinin dayanağı olan çekin de olduğu) yaklaşık 40 adet çekin müvekkili şirketin .....'da bulunan adresinden ...’da bulunan otele kargo ile gönderilmek üzere teslim edildiğini ancak söz konusu çeklerin tamamının kargo taşıması sırasında üçüncü kişiler tarafından çalındığını, söz konusu çeklerin çalınması ile ilgili olarak, ilgililer hakkında ..... Hz. sayılı dosyası nezdinde suç duyurusunda bulunulduğunu, ancak diğer çeklerin ele geçiren kötüniyetli kişiler tarafından bankaya ibraz edilmesi üzerine işbu icra takibine konu çekin zayi olduğunun tespiti ve iptali talebi ile ..... Esas sayılı dosyası nezdinde açılan davada, ödeme yasağı konulmasına karar verildiğini, bunun üzerine çek bedelini tahsil edemeyen davalının, eldeki icra takibini başlatarak kötüniyetli bir şekilde haciz baskısı ile çek bedelinin tahsili yoluna gittiğini, söz konusu takipte gönderilen ödeme emrinin müvekkili şirkete tebliğ edildiğini, çek üzerindeki lehtar imzasının sahte olarak atıldığından, geçersiz/sahte olduğundan, davalının yetkili hamil olmadığını, müvekkili ... tarafından keşide edilen çekin diğer müvekkiline teslim edilmek üzere, otel yetkililerine gönderildiğini ancak çekin üçüncü kişiler tarafından ele geçirilmesi nedeni ile çekin diğer müvekkili ...’a hiç ulaşmadığını, müvekkili şirketin takip alacaklısına herhangi bir borcunun bulunmamasına rağmen haciz baskısı altında borcun ödenmek zorunda kalınacak olması ve ileride tekrar iadesinin mümkün olmayacağı gözetilerek ve İcra ve İflas Kanunu’nun söz konusu düzenleme gereğince, Mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında icra dosyasına giren paranın takip alacaklısına ödenmemesi konusunda uygun görülecek teminat karşılığında tedbir kararı verilmesini, müvekkili şirketlerin ..... Esas sayılı dosyası nezdinde yapılan takip nedeniyle müvekkili şirketlerin takip alacaklısına borçlu olmadığının tespitine, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... İnsaat yönünden; davacının, dava konusu çekin keşidecisi olduğunu, çekteki imzasına bir itirazı bulunmadığını, hem çekteki imzasını hem de çekteki borç ilişkisini kabul ettiğini, dava dilekçesinde, çekteki imzanın çekin lehtarı olan ... şirketi yetkilisine ait olmadığı iddia edilmiş ise de ; çekteki lehtar imzasının sahte olmasının, TTK 677 maddesinde belirtilen imzaların istiklali prensibi gereği çekteki imzasına itiraz etmeyen keşideciyi sorumluluktan kurtaran bir sebep olmadığını, çekin, diğer davacı ... şirketine ulaşamadan kaybolmuş olması ve bu şirketin çekin iptali için dava açmış olması, davaya taraf olmayan müvekkilini bağlamadığı gibi davacıyı borçtan kurtaran bir sebep de olmadığını, çekte ödeme yasağı bulunmasının çekin icra takibine konu edilmesine engel teşkil etmediği gibi müvekkilinin kötüniyetli olduğunu da göstermediğini, çekteki ciro silsilesinden de anlaşılacağı gibi, müvekkilinin, dava konusu çeki aralarındaki ticari ilişkiye istinaden ... Plastik şirketinden aldığını, çekte ödeme yasağı bulunması nedeniyle çek bedelini tahsil edemediğini ve bu nedenle de büyük bir mağduriyet yaşadığını, çeki kendisine veren ... şirketi ve yetkilisi hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, mevzuat gereği çeklerin kargo aracılığıyla taşınmasının yasaklandığını, ... yönünden; davacı şirketin kayıtlı bulunduğu ...'ne müzekkere yazılarak; davacı şirketi temsile başka kişilerin de yetkili kılınıp kılınmadığının sorulmasını ve başka kimselerin de temsile yetkili kılınmış olması halinde o kişilerin de imza örneklerinin alınmasını talep ettiklerini, davacının menfi tespit talebinde haklı olabilmesi için çekteki imzayı benimsememiş veya imzaya icazet vermemiş olması gerektiğini,dava konusu çek incelendiğinde; çekin müvekkiline ciro yoluyla geçtiğini ve davacı ile müvekkili arasında başka cirantalar bulunduğunu, müvekkilinin, çeki davacıdan almadığından çekteki imzanın davacıya ait olup olmadığını bilecek durumda olmadığını, bu nedenle iyiniyetli olduğunu, müvekkilinin, çekten doğan alacağının tahsili amacıyla iyiniyetle takip başlattığını, bu nedenle yapılacak inceleme neticesinde, çekteki imzanın davacı şirket yetkililerine ait olmadığı tespit edilse dahi müvekkilinin tazminatla sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davanın reddine, davacıların %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: - ..... Esas sayılı dosyası, - ..... soruşturma nolu dosyası, - ..... soruşturma nolu dosyası, -Çek suretleri, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL: Dava icra takibine konu kambiyo senedi nedeniyle menfi tespit talebine ilişkindir. Dava konusu ...Şubeden verilen, keşidecisi ... İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ, lehtarı ... Şirketi olan, 3.197,30 TL bedelli çek üzerinde yapılan incelemede davalının çeki sırasıyla ... LTD. ŞTİ ve ... LTD. ŞTİ.'den ciro yolu ile devraldığı, görülmüştür. Menfi Tespit Davası; davalı tarafından varlığı iddia edilen bir "hukuki ilişkinin mevcut olmadığının" veya "mevcut bulunan bir alacağın, ödeme, ibra, takas vb. bir nedenle sona erdiğinin" tespiti için açılan davadır. Menfi Tespit ve İstirdat Davalarını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "Menfi Tespit ve İstirdat Davaları" başlıklı 72. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını isbat için menfi tesbit davası açabilir. (2) İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. (3) İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (4) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyatî tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (5) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlâmın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. (6) Borçlu, menfi tespit davası zımnında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. (7) Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. (8) Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının ikametgâhı mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lâzım gelmediğini ispata mecburdur." Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere borçlu, açacağı menfi tespit davası kapsamında; daha önce kendisi hakkında başlatılmış icra takibinde "ödeme emrine itiraz etmemiş" veya itiraz etmekle birlikte "itirazı yerinde görülmemiş" olması sebebiyle icra takibinin kesinleşmesi halinde dahi, "maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını" ileri sürebilecektir. Bu anlatımdan hareketle; kendisine yönelik açılan bir icra takibinde, ödeme emrini tebellüğ eden bir borçlunun, yasal süresi içinde borca itiraz edip etmemesi, sadece takip hukuku bakımından sonuç doğuracak; alacaklı tarafından açılacak itirazın iptali davasında veya borçlu tarafından sunulacak menfi tespit taleplerinde ispat yükünün yer değiştirmesine sebebiyet vermeyecektir. Söz konusu (menfi) tespit talebinde bulunan borçlunun, icra takibinin devamı esnasında alacaklıya karşı açacağı dava, "menfi tespit davası"; bununla birlikte "ödemesini gerçekleştirdiği meblağın kendisine ödenmesi" için alacaklıya yönelik açacağı dava ise "istirdat davası" olarak tanımlanacaktır. Belirtilen bu açıklamalardan hareketle ve 2004 Sayılı İİK.'nın 72/6. maddesi uyarınca; menfi tespit davası olarak açılan bir davada, herhangi bir sebeple borcun ödenmesi halinde de, davaya "istirdat davası" olarak devam edilecektir. Menfi tespit davasında; "alacağın varlığını" iddia eden tarafın "davalı" olması nedeniyle, ispat yükü de kural olarak davalıya (alacaklıya) düşmektedir. Bununla birlikte genel kural olarak uygulanan bu durum; borçlunun, taraflar arasında herhangi bir "hukuki ilişkinin mevcut olmadığını" iddia ettiği durumlara münhasır olup; "mevcut bir hukuki ilişkinin, herhangi bir sebeple sona ermesi nedeniyle alacağın son bulduğunun" (alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğu; alacağın ödeme, ibra veya takas gibi bir nedenle sona erdiği vb) iddia edildiği durumlarda ispat yükü; alacağın son bulduğunu iddia eden davacı borçluya geçmektedir. Mahkememiz nezdinde açılan menfi tespit davasında; ..... Esas sayılı dosyası başlatılan icra takibine konu ...Şubeden verilen, keşidecisi ... İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ, lehtarı ... Şirketi olan, 3.197,30 TL bedelli çek nedeniyle davacı tarafın borçlu bulunmadığının tespiti talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır. Davalı her ne kadar kendisinden önceki cirantaların çeki nasıl intisap ettiklerinden sorumlu tutulamayacak ise de son ciranta ile gerçek bir alacak karşılığında çeki iktisap ettiğini ispat yükü altındadır. Davalı alacağının gerçek bir alacak olduğunu ispat edememiş olmakla davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın KABULÜNE, Davacıların ..... esas sayılı icra takibine konu, ...Şubeden verilen, keşidecisi ... AŞ, lehtarı ... Şirketi olan, 3.197,30 TL bedelli çek yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, Bu karar nedeniyle alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacılar iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 3.197,30 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacılar tarafından yapılan 435,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair, Davacı Vekili Av. .....in (e-duruşma) yüzüne karşı miktar yönüyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/10/2024
Katip ..... ¸e-imzalıdır.
Hakim ..... ¸e-imzalıdır.