İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/991 E. 2025/711 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/991
Karar No
2025/711
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/991 Esas KARAR NO : 2025/711

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/05/2017 KARAR TARİHİ : 24/06/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26.06.2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava Dilekçesi: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının 30/04/2015 tarihinde müvekkilinden bir takım ürünler satın aldığını, 30/04/2015 tarih ve 813.601,56 TL tutarlı faturadan kaynaklı borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptali ile %20 oranında tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Cevap Dilekçesi: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirket ile müvekkili arasında 24/04/2015 tarihli satış sözleşmesi ile bir kısım kalıp çeliği malzemesi satın alınması konusunda anlaşıldığını, bu mallara ilişkin olarak davacı tarafından 30/04/2015 tarihli fatura düzenlendiğini, satış sözleşmesi çerçevesinde 24/04/2015 tarihli teminat sendeinin davacıya teslim edildiğini, teslim alınan malların tartım ve sayım işlemine, alt kiracısı olarak kullandıkları davacı şirketin adresinde geçildiği sırada davacı şirketin ortağı ...'nin çalışmalarını engellemek istediğini, ilerleyen günlerde davacı şirket tarafından müvekkiline satılan mallar üzerine davacının diğer ortağı ...'nin talebi üzerine tedbir konulduğunu, sonrasında itirazları üzerine tedbirin kaldırıldığını, davacı şirketin 2 ortağı arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle satılan mallar üzerinde sorunlar yaşandığını, bu nedenle malların tekrar davacıya iade edilmesinin isteniliğini, ancak iadenin gerçekleşmediğini, daha sonra yapılan görüşmleer sonucunda davacı şirket ortakları arasındaki nizalı malların tamamının yarı yarıya ortaklar arasında bölüşülmesi hususunda anlaşma sağlanarak 25/06/2015 tarihli protokol düzenlendiğini, protokol kapsamında davacı şirket ile ortaklarının müvekkiline ibra ettiklerini, dava konusu malların davacı şirket ortağı ... tarafından teslim alınacağı kararlaştırılmış ıolmasına rağmen ... tarafından iade faturasının kabul edilmemesi nedeniyle bu davanın açıldığını, taraflar ile yapılan görüşmeler sonucunda satış sözleşmesinden dönülerek malların iade edildiğini belirterek davanın reddi ile %20 oranında tazminata karar verlimesini talep etmiştir. Mahkememizce Celp Edilen ve Değerlendirilen Deliller: 1-Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlu ... hakkında 130.000,00 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. 2-Taraflarca imzalanmış olan satış sözleşmesinin incelenmesinde; ... ile ... arasında ... tarafından ...'ya sözleşme içeriğinde miktar ve fiyatları belirtilen malların 689.492,85 TL karşılığında satışı konusunda anlaşıldığı, alıcının teminat senedi verdiğinin belirtildiği görülmüştür. 3-Taraf şirketler ile davacı şirket ortaklarının imzası bulunan taraflar arasında düzenlenmiş olan Beyoğlu .... Noterliği'nin 25/06/2015 tarihli protokolü incelenerek değerlendirilmiştir. 4-Mahkememizce daha önce verilen karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... E., ...K. Sayılı kararı ile kaldırılmış olup, Mahkememizce kaldırma ilamı sonrası dosya yeniden esas almış ve yargılamaya devam edilmiştir. 5-Mahkememizce stanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... E., ... K. Sayılı kararı doğrultusunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ticari nitelikte alım satım sözleşmesinden kaynaklanan icra takibine istinaden davacı tarafından başlatılan icra takibinde davalının itirazının iptali talebi hakkındadır. Öncelikle tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki 24.04.2015 tarihli satış sözleşmesi hususunda uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık bulunmayan 24.04.2015 tarihli satış sözleşmesi incelendiğinde; davacının davalıya 71.533 kg miktarında sözleşmede belirtilen malları KDV dahil 813.601,56-TL bedel ile satmayı ve teslim etmeyi taahhüt ettiği anlaşılmaktadır. İlgili sözleşmenin feshedilmediği, ayakta olduğu, geçersizliğine veya feshine dair bir davanın açılmadığı sabittir. Nitekim bu satış sözleşmesine ilişkin olarak davacı tarafından davalıya 813.601,56-TL bedelli faturanın kesildiği, faturanın davalının ve davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu da anlaşılmaktadır. Sonrasında 25.06.2015 tarihinde davacı ve davalı ile birlikte dava dışı şirketler ve üçüncü kişiler arasında bir protokol daha düzenlendiği anlaşılmaktadır. Söz konusu protokol hakkında da taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı görülmektedir. Protokolün konusunun davacı şirkete ait 492 ton malın tasfiyesi hususuna ilişkin olduğu, davacı ve davalı arasındaki yukarıda detayları verilen 24.04.2015 tarihli satış sözleşmesindeki malların da 25.06.2015 tarihli protokolde bahsi geçen 492 ton mal arasında olduğu anlaşılmaktadır. 25.06.2015 tarihli protokolün 2. Maddesi incelendiğinde; protokolde belirtilen 492 ton malın yarısı olan 246 ton malın dava dışı ...'ye ait olduğunun belirtildiği, kalan 246 ton malın ise davacı şirket tarafından davalıya satılması hususunda anlaşıldığının hüküm altına alındığı, davalıya satılan bu 246 ton malın 600.000,00-TL + KDV'lik kısmının ise dava dışı ... şirketine satılması hususunda tarafların anlaştığının hüküm altına alındığı, 492 ton malın tamamının davalı şirket tarafından kiralanan adreste davalı nezdinde bulunduğunun belirtildiği, dava dışı ...'ye ait olduğu tespit edilen satış sözleşmesi dışındaki 246 ton malın dava dışı ... ve ... Şirketi tarafından teslim alınacağının belirtildiği, ilgili protokolde anlaşılan 600.000,00-TL + KDV'lik satışa ilişkin olarak malların ... Şirketi tarafından teslim alınması akabinde davalıya bedelin ödeneceği hususunda anlaşıldığı görülmektedir. Bu bağlamda tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; değerlendirilmesi gereken 3 ayrı satış sözleşmesinin bulunduğu, dava dışı ...'ye ait olduğu protokol ile tespit edilen 246 ton mal hususunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı ve dava konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Öncelikle davacı ve davalı arasındaki 24.04.2015 tarihli ilk satış sözleşmesi gereğince davacı tarafından davalıya 71.533 kg miktarında 813.601,56-TL bedelli satış yapılmış olup, ilgili malların davalı tarafından davacıdan kiralanan yerde dolayısıyla davalı zilyetliğinde bulunduğu dolayısıyla davalıya teslim edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Buna karşılık davalı tarafından 24.04.2015 tarihli ilk satış sözleşmesi kapsamında davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı, davalı tarafından davacıya ödeme yapıldığına dair herhangi bir belgenin dosya arasına sunulmadığı anlaşılmaktadır. 25.06.2015 tarihli protokolün 2. Maddesinde ise yine davacı ve davacı şirket yetkilisi tarafından davalıya protokole konu uyuşmazlık bulunmayan ...'ye ait olan kısım dışında 246 ton malın satışı hususunda ayrıca anlaşıldığı da sabittir. Sonrasında ise davacı tarafından davalıya satılan bu 246 ton mal içerisinden 600.000,00-TL + KDV'ye isabet eden 46 tonluk kısmın ise davalı ... tarafından dava dışı ... ile ilişkili olan bir diğer şirket ... şirketine satılacağı ve ... Şirketi tarafından 600.000,00-TL + KDV'nin davalıya ödeneceği hususunda anlaşıldığı sabittir. Buna göre taraflar arasındaki ilişkinin sözleşme ve protokoller sonrasında; davacı tarafından ilk olarak 24.04.2015 tarihli sözleşme ile davalıya 71.533 kg mal satıldığı, sonrasında 25.06.2015 tarihli protokol ile davacı ve davacı şirket yetkilisi ... tarafından bu kişilere ait mallar yönünden davalıya yapılan satış miktarının 246 tona çıkartıldığı, bu 246 ton malın 600.000,00-TL + KDV'ye isabet eden 46 tonluk kısmının ise davalı tarafından dava dışı ... ... ile ilişkili ... şirketine satılması hususunda anlaşıldığı görülmektedir. Nitekim protokolün 6. Maddesinde davalı tarafından ... ... ve ... şirketine teslim edilecek toplam malın 292 ton olarak kabul edildiği, protokol kapsamında ... ...'ye ait olduğu kabul edilen 246 ton mal haricinde 46 ton daha ona teslim edilecek mala eklendiği, davalı tarafından ... ... ile bağlantılı ... şirketine satılan 600.000,00-TL + KDV bedelli malın 46 ton olduğu ve onlara teslim edilen malın 292 ton mala çıktığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda dosya arasına celp edilen banka hesap hareketleri ve davalının ticari defter kayıtları incelendiğinde; davalı ... şirketi tarafından davalıya 703.539,99-TL ödeme yapıldığı bu bedelin protokolde kararlaştırılan 600.000,00 + KDV miktarına isabet ettiği ve dava dışı ... ... ile ... şirketine davalı tarafından teslim edilen 46 ton ek mala tekabül ettiği anlaşılmaktadır. Buna karşılık 25.06.2015 tarihli protokol kapsamında davacı ve davacı şirket yetkilisi ...'e ait olup davalı tarafından satın alınan 246 ton mala ilişkin olarak davacı veya dava dışı ...'e herhangi bir ödeme yapılmadığı, davalı tarafından 24.04.2015 tarihli ilk sözleşme kapsamında da davacıya ödeme yapıldığına ilişkin herhangi bir belge ve delilin sunulmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere davalı zilyetliğinde bulunan ve ... ... ve ... ... ile bağlantılı ... şirketine davalı tarafından teslim edilen 292 ton mal düşüldüğünde toplam 492 ton maldan 200 ton malın geriye kaldığı bu malların davacıya teslim edildiğinin de davalı tarafından ispatlanamadığı ve bedelinin ödendiğine dair de herhangi bir delil sunulmadığı sabittir. Nitekim taraflar arasında düzenlenen 25.06.2015 tarihli protokolde 492 ton malın tamamının davalının zilyetliğinde bulunduğu da tarafların kabulündedir. Davalı tarafından ...'ye ait olduğu protokolde kabul edilen 246 ton mal dışındaki 246 ton malın akıbeti hakkında herhangi bir delil Mahkememize sunulmamıştır. 25.06.2015 tarihli protokol gereğince davacı ve ... tarafından davalıya satılan ve satış sözleşmesinin geçerli olduğu açıkça belirtilen davalı zilyetliğindeki 246 ton malın bedelinin davalı tarafından ödendiğine dair bir belge davalı tarafından sunulmamış olmakla birlikte söz konusu 246 ton malın davacıya ve davacı şirket yetkilisine teslim edildiğine dair de herhangi bir yazılı delil de davalı tarafından dosya arasına sunulmadığı gibi bu malın 46 tonluk kısmının da ... ... ile bağlantılı ... şirketine davalı tarafından satıldığı ve teslim edildiği ayrıca bedelinin davalı tarafından tahsil edildiği sabittir. Nitekim mevcut durumda sözleşmeler öncesine dönüldüğünde davalının mülkiyetinde hiç mal yokken, sözleşmeler ve protokol sonrasında davalının dava dışı ... şirketine yaptığı satışlar neticesinde 703.539,99-TL tahsilat yaptığı, sözleşmeler öncesinde mülkiyetinde hiç mal olmayan davalının tahsil ettiği para gözetildiğinde ve davacıya sözleşmeler kapsamında hiç ödeme yapmadığı değerlendirildiğinde davalının tüm malı davacıya iade ve teslim ettiğine yönelik de herhangi bir delil sunmadığı bir arada değerlendirildiğinde davalının dosya kapsamındaki uyuşmazlık olmayan satış sözleşmeleri kapsamında davacıdan aldığı mallara yönelik davacıya herhangi bir bedel ödemediği bu suretle davalının davacıya borcunun devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davalı tarafından sözleşme ve protokol koşullarının yerine getirilmediği, davalı tarafından 2 ayrı satış sözleşmesi kapsamında davalıya satılan mallara yönelik olarak davacıya ödeme yapıldığına dair herhangi bir belgenin sunulmadığı gibi bu malların davacıya veya davacı şirket yetkilisi dava dışı ...'e teslim ve iade edildiğine dair de herhangi bir yazılı delil sunulmadığı, ilk satış sözleşmesinin veya protokolün feshedildiği veya hükümsüz olduğuna dair bir delil ya da iddianın da davalı tarafından sunulmadığı anlaşılmaktadır. Davalı malların teslimine ilişkin tanık dinletme talebinde bulunmuş ise de ilgili malların ve fatura bedelleri ile sözleşme bedellerinin senetle ispat sınırının üzerinde olduğu bu nedenle tanık dinlenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "ayrıca davanın değeri itibariyle malların teslimi olgusunun tanık ile ispatının yasal olarak mümkün olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlerdeki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir." Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Taraflar arasında istinafa gelen temel uyuşmazlık; dava ve icra takibi dayanağı olan faturaya konu ürünlerin davalıya teslim edilip edilmediği, teslim edilmiş olması halinde davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, bulunması halinde miktarı hususlarındadır. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, faturaya konu alacağın dayanağının ve iade faturası düzenlenmesi halinde iade faturası dayanağının düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. Davacının tek taraflı düzenlediği ve kendi defterine kaydettiği faturalar davasını ispatlaması için yeterli değildir. Fatura sözleşmenin ifası aşamasına ilikin olmakla fatura düzenlenmesine dayanak mal veya hizmet tesliminin faturayı düzenleyen tarafından, somut olayda davacı tarafından geçerli yazılı deliller ile ispat edilmesi gerekmektedir. 6100 Sayılı HMK'nın 200 maddesi uyarınca; Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından davalı ile aralarında faturaya konu ürünlerin satışına ilişkin satış sözleşmesi akdedildiğini ve ürünlerin davalıya teslimini dava değeri itibariyle yazılı ve kesin deliller ile ispat edebilir. Bu hususların davalı tarafından tanık dinlenilmesine muvafakati bulunmadığından tanık delili ile ispat edilmesi mümkün değildir." Bu bağlamda davacı tarafından muvafakat edilmediği gözetildiğinde davalının teslim olgusunu tanık ile ispatlayamayacağı anlaşılmakla davalının tanık dinlenmesi talebine itibar edilmemiştir. Davalı aşamalardaki ve beyan dilekçesindeki beyanlarında 24.04.2015 tarihli ilk sözleşme kapsamında davacıya ödeme amacıyla senet verildiğini, söz konusu senedin iade edilmediğini bu sebeple borcunun bulunmadığını iddia etmiş ise de söz konusu senet bedelinin davalı tarafından davacıya veya davacı tarafından ciro edilen üçüncü kişilere ödenmiş olduğuna dair herhangi bir delil sunmamış olup, davacı ve davalı arasındaki 24.04.2015 tarihli ilk satış sözleşmesi kapsamında davalının davacıya verdiği 813.601,56-TL bedelli senedin de davalı tarafından ödenmediği dolayısıyla satış sözleşmesi kapsamında davalının davacıya herhangi bir ödeme yaptığını ispat edemediği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak sözleşme ve protokol öncesinde davalının maliki olduğu herhangi bir mal yokken, sözleşme ve protokol sonucunda davalı tarafından dava dışı ... ... ile ilişkili ... şirketine 46 ton mal karşılığı 600.000,00-TL + KDV bedelinde mal satıldığı, protokol kapsamında ... ...'ye ait olduğu kabul edilen ve dava konusu olmayan 246 ton mal ile davalı tarafından ... şirketine satılan 46 ton mal ile birlikte 292 ton mal teslim edildiği, toplam 492 ton maldan geriye kalan 200 tonun akıbetinin belli olmadığı, davalı tarafından söz konusu 200 ton malın davacıya veya davacı şirket yetkilisi ...'e iade ve teslim edildiğinin de ispatlanamadığı, nitekim söz konusu 200 ton malın taraflar arasındaki protokol kapsamında davacı ve davacı şirket yetkilisi ...'e ait olduğu kabul edilen 246 ton mal olduğu ve davalıya satışı hususunda protokolün 2. Maddesinde anlaşma sağlandığı, davalının söz konusu 246 ton malın 46 tonunu 600.000,00-TL + KDV bedel ile dava dışı ... ... ile ilişkili ... şirketine satıp teslim ettiği ve parasını tahsil ettiği, buna karşılık davalı tarafından davacı şirkete veya yetkilisi ...'e herhangi bir satış bedelinin ödendiğinin ispatlanamadığı, yine davalı tarafından davacıya verilen kambiyo senedinin de davacı tarafından veya davacı tarafından ciro edilen üçüncü kişilerce tahsil edildiğine dair davalı tarafından herhangi bir ödeme belgesinin sunulmadığı ve davalının ticari defterlerinde ilgili senedin davalı tarafından ödendiğine dair herhangi bir kaydın olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla taraflar arasındaki ilk sözleşme ve sonrasındaki protokol kapsamında davacı ve davacı şirket yetkilisi ...'e ait 246 ton malın davalıya satışı hususunda davalı ile anlaşıldığı, davalının söz konusu 246 ton malın 46 tonunu dava dışı ... ... ile ilişkili ... şirketine satıp teslim ettiği ve parasını tahsil ettiği ve ... ...'ye ait olduğu kabul edilen dava dışı 246 ton mal ile birlikte dava dışı ... ... ve onunla ilişkili ... şirketine toplam 292 ton mal teslim ettiği, tüm protokole konu davalı zilyetliğinde bulunan 492 ton maldan uyuşmazlık konusu olmayan 292 ton düşüldüğünde kalan 200 tonun akıbetinin belli olmadığı, taraflar arasındaki protokol kapsamında söz konusu 246 ton malın davacı ve yetkilisi ... tarafından davalıya satıldığı, davalı tarafından bu 246 ton malın 46 tonu dava dışı ... şirketine satıldığı ve para tahsil edildiği, davacı tarafından davalıya satılan 246 ton maldan davalının ... şirketine sattığı 46 ton mal dışındaki davalı zilyetliğinde olan 200 ton malın akıbetinin belirli olmadığı gibi davalı tarafından söz konusu 246 ton mal karşılığında bir bedelin davacıya veya davacı şirket yetkilisi ...'e ödenmediği, ödendiğine dair herhangi bir belge sunulmadığı bu suretle borcun olmadığının davalı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Nitekim protokolün 2. Maddesi kapsamında davacı ve davacı şirket yetkilisi ... tarafından davalıya satılan 246 ton mala yönelik satış sözleşmesinin feshedildiği veya hükümsüz olduğuna dair herhangi bir delil davalı tarafından sunulmadığı gibi ilgili maldan kalan 200 tonun davalı tarafından davacıya iade edildiğinin de ispatlanamadığı, sözleşme ve protokol öncesinde davalı mülkiyetinde hiç mal yokken davalının sözleşme ve protokol sonrasında 46 ton malı dava dışı ... ... ile ilişkili ... şirketine sattığı ve parasını tahsil ederek gelir elde ettiği ve davacıya hiç para ödemediği gözetildiğinde davalının borçlu olmadığına yönelik iddialarına itibar edilmemiş, malların davacıya iade ve teslim edildiğinin de davalı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile davalının itirazının iptaline ve takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davaya konu alacağın likit olduğu anlaşılmakla takip konusu asıl alacak tutarı olan 130.000,00 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında 26.000,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, Buna göre; Davalının Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine yönelik itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 2-Takip konusu asıl alacak tutarı olan 130.000,00 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında 26.000,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Sair hususların gerekçeli kararda açıklanmasına, 4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 8.880,30-TL harçtan peşin alınan 2.280,08-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 6.600,22-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafça yatırılan 2.280,08 -TL peşin harç ve 31,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.311,48-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yapılan 975,75-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının (Bilirkişi olarak görevlendirilen ...' in toplam ücreti olan 3.500,00 TL ödendikten sonra) HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/06/2025

Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/991, K. 2025/711, T. 24.06.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-991-e-2025-711-k-64bec8cc91e1