İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/921 E. 2024/680 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/921
- Karar No
- 2024/680
- Karar Tarihi
T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVALI : DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/12/2022 KARAR TARİHİ : 11/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davalı ...Kiralama Hizmetleri A.Ş. adına kayıtlı bulunan ve davalı ...Sigorta A.Ş. Tarafından sigortalanan ...plaka sayılı aracın ...tarihinde Diyarbakır İli Bağlar İlçesinde seyir halinde bulunan müvekkiline ait ...plaka sayılı araca çarpması sonucu zincirleme trafik kazası meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde ...plaka sayılı aracın tam kusurlu bulunduğunu, kaza sonrası müvekkiline ait araçta meydana gelen hasara ilişkin kasko şirketine yapılan ihbar üzerine ekspertiz incelemesi yapılarak hasar onarım bedelinin tespit edildiğini ve sonrasında onarımın gerçekleştirildiğini, ancak, ekspertiz raporunda belirtilen hasar onarım bedeli kasko şirketi tarafından ödenmiş ise de, hasarlı parçalar ile hasar onarım miktarının birbiri ile uyumlu olmadığını, yüksek oranda (%56) iskonto uygulanarak ödeme yapıldığını, ödenen tutarın gerçek zarar ilkesine aykırı olduğunu, hasar onarım bedelinin poliçe limiti dahilinde ödenmesi gerektiğini, ayrıca meydana gelen kaza nedeniyle müvekkiline ait araçta meydana gelen değer kaybına ilişkin de ödeme yapılmadığını, müvekkiline ait araçta kaza sonrası dişli-kremayerli direksiyon parçasının bozulması nedeniyle değişmesi gerektiğinin servis tarafından tespit edildiğini, servis tarafından kaza nedeniyle zararın oluştuğu gerekçesiyle garanti kapsamında onarım işleminin yapılmadığını, bu yöne ilişkin zararın kazaya nedeniyle oluşup oluşmadığının bilirkişi marifetiyle tespitinin gerektiğini, hasar onarımının hesaplanmasında orjinal parça fiyatının dikkate alınmasının zorunlu olduğunu, buna istinaden kaza nedeniyle TSE damgalı eşdeğer parça kullanımı yerine orjinal parça fiyatının dikkate alınması gerektiğini, zira, hesaplanan parça bedellerinin TSE sertifikalı ürünler olmadığını, yan sanayi diye adlandırılan ürün fiyatları baz alınarak ödeme yapıldığını, hasar onarımına ilişkin yedek parça ve işçilikte iskonto uygulanamayacağını, ayrıca hesaplamanın KDV dahil olarak yapılması gerektiğini, meydana gelen hasarda orijinal parça fiyatlarının dikkate alınması, iskontosuz ve KDV’li olarak hesaplama yapılması zorunlu iken, kasko şirketi tarafından dosyaya atanan ...Ekspertizlik Hizmetleri Ltd. Şti. eksperi tarafından gerçek zarar ilkesine aykırı olarak, yüksek bir şekilde %60 üzeri iskonto oranları ile rapor tanzim edildiğini ve buna istinaden ödeme yapıldığını, ekspertiz raporunda parça fiyatı KDV hariç 156.898,86 TL olarak hesaplanan bedelei %60 üzerinde iskonto uygulanarak 66.717,43 TL şeklinde hasar parça fiyatı çıkarıldığını, yine işçilik bedeli yönünden 12.750,00 TL tutar üzerinden iskonto uygulanarak 10.837,50 TL hesaplama yapıldığını, gerçek zararın giderilmesi ilkesi gereğince sigortacı ile diğer davalıların gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkiline ait aracın meydana gelen trafik kazası sebebiyle ağır hasarlandığını ve 30 iş günü serviste onarım sürecinde kaldığını ve bu nedenle müvekkilinin aracını kullanmaktan mahrum kalması nedeniyle ikame araç bedelinin de tazmini gerektiğini ileri sürerek fazlası saklı şimdilik 100,00 TL hasar tazminatı ile 100,00 değer kaybının sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere ihbarın yapıldığı tarihten diğer davalılar yönünden kazanın gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 100,00 TL ikame araç bedelinin ise kaza tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte sigorta şirketi dışındaki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş, ...havale tarihli bedel arttırım dilekçesi ile değer kaybı yönünden talep sonucunu 23.288,79 TL'na, diğer davalılar yönünden ise 87.500,00 TL'na yükselterek, talep edilen değer kaybının davalı sigorta şirketi yönünden ihbarın yapıldığı tarihten itibaren, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiş, ikame araç bedeli yönünden ise talep sonucunu 14.250,00 TL'na yükselterek bu bedelin davalılar ...ve ...ve Pazarlama A.Ş.'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. Usulüne uygun tebligata rağmen davalı ...davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır. Davalı ...Sigorta A.Ş. vekili, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kusur durumunun tespiti gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ZMMS Genel Şartları ekinde yer alan formüle göre hesaplanması gerektiğini, ikame araç bedeli talebinin poliçe kapsamında olmadığını, temerrüdün gerçekleşmediğini, davacının avans faizi talep edemeyeceğini beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuş, Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ...Kiralama A.Ş. vekili, davaya konu kazanın gerçekleştiği tarihte diğer davalı ...sevk ve idaresinde bulunan ...plakalı araç her ne kadar müvekkil adına kayıtlı ise de, müvekkilinin araç kiralama faaliyetiyle iştigal ettiğini ve kazaya karışan aracın müvekkili tarafından kazanın meydana geldiği tarihi de kapsar şekilde ...ve Pazarlama A.Ş.'ye uzun dönem için kiraya verildiğini ve bu nedenle müvekkilinin işleten sıfatının bulunmadığından müvekkili aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini savunmuştur. 6100 sayılı HMK.'nun 124.maddesi gereğince yapılan taraf değişikliğine istinaden ...A.Ş. yerine davaya davalı olarak eklenen ...Satış ve Pazarlama A.Ş. vekili, açılan davada müvekkilinin davalı sıfatının bulunmadığını, ...Kiralama A.Ş. Tarafından sunulan cevap dilekçesinin netice-i talep kısmında davanın pasif husumet yokluğundan reddine ve davanın müvekkiline ihbarının talep edildiğini, gelinin aşamada ise taraf değişikliği talep edildiğini, bu hususun aynı zamanda savunmayı genişletme yasağı kapsamında olduğunu, davaya konu tüm resmi kayıtlar ve belgeler incelendiğinde, ...Kiralama A.Ş.'nin araç maliki olduğu ve bu bakımdan davada taraf olarak gösterilebileceğini ve davalı olarak taraf sıfatının bulunduğunu, taraf sıfatı olmadığına yönelik beyanlarının dosya kapsamına ve usul ve yasaya aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, zararı, zarar miktarını, kusuru ve kusur oranlarını, dava dosyasına sunulmuş tüm bilirkişi raporlarını ve ek raporları ve müvekkili şirket aleyhine olabilecek tüm diğer hususları kabul etmediklerini, davalılar ...Sigorta A.Ş. ve ...Kiralama A.Ş. tarafından dava dosyasına sunulan zorunlu trafik sigortası, genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ve ihtiyari mali mesuliyet sigortası poliçelerinden anlaşılacağı üzere poliçe konusu rizikonun sigorta ettirilmiş olduğunu ve neticede kesinleşecek mahkeme kararı uyarınca davacı yararına ödenmesi gereken bir zarar miktarına hükmedilecek olması halinde ise, bunun ödemesinin diğer davalı ...Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğunda olduğunu beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Taraflarca dosyaya sunulan deliller incelenmiş, sigorta poliçesi ve hasar dosyası, davaya konu kazaya karışan ...ve ...plaka sayılı araçların trafik tescil bilgileri ve davacıya ait ...plaka sayılı aracın tramer kayıtları celp edilerek dosya arasına kazandırılmış, ilgili Vergi Dairesine müzekkere yazılarak ...Kiralama A.Ş. tarafından dosyaya sunulana araç kiralama sözleşmesinin Vergi Dairesine bildirilip bildirilmediği sorulmuş, davaya konu uyuşmazlığın çözümü bakımından makine mühendisinden kök ve ek bilirkişi raporu alınmıştır. Dava, trafik kazasından kaynaklı davalılar ZMMS sigorta şirketi ile işleten ve sürücüye yöneltilmiş hasar bedeli ve değer kaybı istemine ve işleten ile sürücüye yöneltilmiş ikame araç bedeli istemine ilişkindir. ...tarihinde ...plaka sayılı araç ile ...plaka sayılı araç arasında davaya konu trafik kazasının meydana geldiği, ...plaka sayılı aracın kayıt malikinin davacı, ...palaka sayılı aracın kayıt malikinin ise ...Kiralama A.Ş. Olduğu, ...plaka sayalı aracın ...tarihleri arasında geçerli olmak üzere davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS sigorta poliçesinin düzenlendiği, poliçede araç başına maddi tazminat üst limitinin ...TL olarak belirlendiği, davacıya ait aracın kaza tarihinde dava dışı ...A.Ş. nezdinde kasko sigortalı olduğu ve kaza sonrası davacıya ait araç üzerinde inceleme yapılarak ...A.Ş.'ye hitaben düzenlenen ...tarihli eksper raporunda, davacıya ait aracın hasar onarım bedeli, yedek parça ve işçilikte iskonto uygulanmak suretiyle KDV hariç 77.554,40 TL olarak belirlendiği, dava açılmadan önce davacı tarafından ...tarihinde davalı sigorta şirketine mail yoluyla yapılan başvuruya istinaden herhangi bir ödeme yapılmadığı, dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığı dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin yetkili olup olmadığı, davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan araç sürücüsünün kusurlu olup olmadığı, kusurlu ise oranı ile aracın işleteninin ...Kiralama A.Ş. mi yoksa ...Gereçleri Satış ve Pazarlama A.Ş. mi olduğu, kaza sonrası davacıya ait araçta hasar meydana gelip gelmediği ve yine kaza sonrası davacının kendi kasko şirketine hitaben düzenlenen eksper raporunda hasara ilişkin yapılan tespitlerin yerinde olup olmadığı, davacı tarafından eksper raporunda belirtilmediği iddia edilen dişli-kremayerli direksiyon parçasının arızalı olup olmadığı, arızalı ise davaya konu kazadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, kaza nedeniyle davacının aracında oluşan hasara bağlı değer kaybı oluşup oluşmadığı, davacıya ait aracın onarımda kaldığı süre boyunca ikame araç bedeli talep edip edemeyeceği, buradan varılacak sonuca göre davacının hasar bedeli ve değer kaybı ile ikame araç bedeli talep edip edemeyeceği, edebilecekse miktarı ile faizin türü ve başlangıç tarihine ilişkindir. Davalı sigorta şirketi vekili tarafından süresinde sunulan cevap dilekçesinde 6100 sayılı HMK.'nun 6.maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünde İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu ileri sürülerek yetki itirazında bulunulmuş ise de, davaya konu kazanın mahkememizin yetki sınırlarına dahil olan Diyarbakır İl sınırları içerisinde gerçekleştiği ve 6100 sayılı HMK.'nun 16/1.maddesine göre uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin de yetkili olduğu anlaşılmakla, davalı sigorta şirketi vekilinin yetki itirazı yerinde görülmeyerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur."; 85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” düzenlemelerine yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler gereğince davalı sigorta şirketi, düzenlenen sigorta poliçesi ile sigortalı aracın sürücüsünün kusuru nedeniyle meydana gelen trafik kazalarında üçüncü kişilere verilen zararı, zararın türüne göre poliçede belirtilen teminat üst limiti ile üstlendiği gibi, işleten ve sürücü de, sürücünün kusuru nedeniyle meydana gelen zararları karşılamakla yükümlüdür. Türkiye Noterler Birliğinden celbedilen ...plaka sayılı aracın tescil bilgileri incelendiğinde, aracın ilk olarak ...tarihinde ...Kiralama A.Ş. Adına trafikte tescil işlemi gördüğü, aracın ilk tescil tarihinden itibaren kayıt malikinin escar ...A.Ş. Olduğu ve aracın tescil bilgilerine ilişkin diğer kayıtlar kısmında ...logolu ibaresinin yazılı olduğu anlaşılmaktadır. ...Kiralama A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde, ...plaka sayılı aracın müvekkili şirket tarafından ...Satış ve Pazarlama A.Ş. Uzun süreli kiraya verildiğini, uzun süreli kiralamalarda araç malikinin işleten sıfatı ortadan kalkacağından açılan davada müvekkil şirkete husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur. 2918 sayılı KTK'nın hükümlerine göre trafik kaydı, "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenin 3.kişi olmasını engelleyen bir yasa hükmü de yoktur. Aynı Yasanın 3.maddesinde, "işleten; Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin olan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 85.maddesinde ise, "bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar" hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenlenme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre için olmamak kaydıyla) artık üzerinde fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının bulunmaması durumlarında, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan ekonomik yönden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 16.05.2024 tarih ve 2022/921 E.-2024/680 K. sayılı ilamı) Dosyaya sunulan ...Ticaret A.Ş. ile ...Satış ve Pazarlama A.Ş. Arasında imzalanan ...tarihli araç kiralama sözleşmesi ve bu sözleşmenin devamı niteliğinde imzalanan ...tarihli protokol ve eki niteliğinde sunulan belgelerin incelenmesinden, ...plaka sayılı, ...motor numaralı ve ...şasi numaralı aracın ...tarihinde teslimine ilişkin teslim tutanağı düzenlendiği ve aracın davaya konu trafik kazasının meydana geldiği ...tarihinde ...Satış ve Pazarlama A.Ş.'nin fiili kullanımında olduğu anlaşılmaktadır. Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevaben de, ...tarihli protokolün damga vergisi de yatırılarak Vergi Dairesine bildirildiği belirtilmiştir. Bu halde, davaya konu kazanın gerçekletiği tarihte aracın işleteninin ...ve Pazarlama A.Ş. olduğunun kabulü gerekir. HMK’nun 124.maddesinde; “Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Bu maddenin gerekçesinde de vurgulandığı üzere, taraf değişikliğini mutlak olarak davalının rızasına bağlamak yargılama ilişkisini katı bir forma bağlayacaktır ki, bu da yargılamaya hâkim olan ilkelerden “usul ekonomisi ilkesi” (HMK m.30) ile bağdaşmaz. Ancak, HMK 124. maddeye göre yapılan taraf değişikliği isteminin kabulü koşullara bağlanmış olup; "tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması, maddi hata niteliğinde bulunması ve dürüstlük kuralına aykırı olmaması" halinde, mahkeme tarafından, karşı tarafın rızası olmaksızın taraf değişikliği istemi kabul edilebilecektir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 09.06.2022 tarih ve 2020/256 E.-2022/1531 K. sayılı ilamı) Elde ki davada, dava açılırken davacı tarafından ...plaka sayılı aracın kayıt maliki olan ...Kiralama A.Ş. Aleyhine açılmış ise de, aracın uzun süreli kiralama sözleşmesi ile ...ve Pazarlama A.Ş.'ye kiralandığının belirlenmesi ve davacı tarafın ...tarihli duruşmadaki talebi üzerine HMK 124. maddesine göre taraf değişikliği yapılarak davaya ...A.Ş. yerine ...Gereçleri Satış ve Pazarlama A.Ş. yönünden devam edilmiştir. Kaza sonrası araç sürücüleri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında yer alan kaza yeri krokisi ve sürücü beyanları ile kaza sonrasına ilişkin dosyaya sunulan fotoğrafların incelenmesinden, en önde ...plaka sayılı araç olmak üzere sırasıyla ..., ..., ...ve davacıya ait ...ve onun arkasında da davalı ...sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı araçların Şanlıurfa Bulvarı yan yoldan Seyrantepe istikametine aynı şeritte seyir halinde iken, ilk önce davalı ...sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı aracın davacıya ait ...plaka sayılı aracın arka kısmına çarpması, bu çarpmanın etkisiyle de ...plaka sayılı araç hariç olmak üzere arada bulunan tüm araçların kendi önlerinde bulunan araçlara arkadan çarpması sonucu davaya konu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmaktadır. Kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere, ilk çarpmanın davalı ...sevk ve idaresindeki araç ile kendi önü sıra seyreden davacıya ait araca arkadan çarpması sonucu meydana geldiği ve diğer araçlar arasındaki çarpmanın da ilk çarpmanın etkisiyle gerçekleştiği gözetildiğinde, kazanın meydana gelmesinde bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmemiş ve davalı ...önü sıra seyreden araca çarpmamak için yeterli takip mesafesini korumadığı ve etkin fren tedbiri uygulamadığı değerlendirilerek kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Mahkememizce, davaya konu kaza sonrası davacıya ait araçta hasar tespitine ilişkin düzenlenen eksper raporunda hasar onarımına ilişkin yapılan tespitlerin davaya konu kaza ile uyumlu olup olmadığı, eksper raporunda tespit edilen yedek parçaların orijinal mi, yoksa eşdeğer parça mı yada çıkma parçamı olduğu, eşdeğer veya çıkma parça olduğunun kabulü halinde orijinal yedek parça ile arasında fiyat farkı olup olmadığı, var ise miktarı ile davacıya ait aracın servis kayıtlarını da incelenmek suretiyle, davacıya ait araçta arızalı olduğu iddia edilen dişli-kremayerli direksiyon parçasının arızalı olup olmadığı, arızalı olduğunun tespiti halinde arızanın davaya konu kazadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, kazadan kaynaklandığının kabulü halinde onarım bedelinin, değer kaybının ve ikame araç bedelinin tespiti amacıyla makine mühendisi bilirkişiden kök ve ek bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi tarafından düzenlenen kök raporda, davacıya ait aracın onarımının serviste gerçekleştirildiği ve değişen tüm parçaların orijinal olduğu, aracın onarımının ekonomik olduğu, direksiyon kutusu (dişli-kremayer) mevcut hasardan kaynaklı olarak arızalanmadığı, davacıya ait aracın hasarı onarıldıktan sonra ve ...hasar tarihi dikkate alınarak, emsal bir aracın ikinci el rayiç bedelindeki değer kaybının; aracın markası, modeli, araç tipi, kilometresi, parça değişimi, boya işlemi yapılan kısımlar ve mevcut hasardan dolayı oluşacak tramer miktarı ve onarım işlemleri göz önünde bulundurularak, davaya konu araçta 87.500,00 TL değer kaybının oluştuğu, davaya konu aracın makul onarım süresinin 18 gün ve emsal nitelikteki bir anacın günlük kiralama bedelinin 750,00 TL olduğu ve araç mahrumiyet bedelinin 14.250,00 TL olduğu mütalaa edilmiş, ek raporda da aynı tespitlere yer verilmiştir. Düzenlenen bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle mahkememizce benimsenmiştir. Bu aşamadan sonra davacının tazminat kalemlerinin ayrı ayrı incelenmesine geçilmiştir. 1-Davacının hasar bedeli istemine yönelik yapılan değerlendirmede; Davacı taraf, davaya konu aracın hasar onarımının kendi kasko sigortacısı tarafından gerçekleştirildiğini, hasar ödemesi yapılırken eşdeğer parça yerine orijinal parça bedelinin esas alınması gerektiğini, yine KDV dahil hesaplama yapılması gerektiğini, gerçek zarar ilkesine aykırı olduğunu, yine ekspertiz raporu düzenlendikten sonra araçta kaza sonrası dişli-kremayerli direksiyon parçasının bozulması nedeniyle değişmesi gerektiğinin servis tarafından tespit edildiğini ve servis tarafından kaza nedeniyle zararın oluştuğu gerekçesiyle garanti kapsamında onarım işleminin yapılmadığını ileri sürerek hasar bedeline ilişkin oluşan zararın tahsilini istemiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.2.1 maddesinde; "Hasar halinde, hasar gören orijinal parça, onarımı mümkün değilse orijinal parça ile değiştirilir. Ancak, hak sahibinin onayının alınması veya hasar gören parçanın orijinal parça ile değiştirilmesine imkân olmaması halinde hasar gören parça, eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilir. Bu fıkra kapsamında hak sahibinden onay alındığını veya hasar gören parçanın orijinal parça ile değiştirilmesine imkan olmadığını ispat yükü sigortacıya aittir. Bu fıkranın uygulanması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez. " şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Anılan düzenleme gereğince hasar onarım aşamasında öncelikle hasar gören parçanın onarımı gerektiği, hasar gören parçanın onarımının mümkün olmaması halinde çıkma veya eşdeğer parça kullanılması için hak sahibinin muvafakati veya orijinal parça ile değiştirilme olanağının bulunmaması gerekir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, davacıya ait aracın hasar onarım işlemlerinin yetkili serviste gerçekleştirildiği ve onarım aşamasında değişimi yapılan tüm yedek parçaların orijinal olduğu tespit edilmiştir. Davacıya ait aracın hasar onarımı kendi kasko şirketi tarafından açılan hasar dosyası kapsamında gerçekleştirilmiştir. Hasar onarım bedelinin sigorta şirketi ile servis arasında yapılan anlaşma kapsamında iskontolu olarak ve KDV hariç ödenmesi nedeniyle davacının oluşan herhangi bir zararı bulunmamaktadır. Yine, bilirkişi raporunda davacıya ait aracın direksiyon kutusunda meydana gelen arızanın davaya konu trafik kazası ile arasında nedensellik bağı bulunmadığı belirtilmiştir. Bu halde davacının hasar bedeline yönelik istemlerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2-Davacının değer kaybı istemine yönelik yapılan değerlendirmede; Trafik kazası neticesinde oluşan değer kaybı "gerçek zarar" olduğundan, zarar TBK hükümlerince ve Yargıtay tarafından belirlenen ilkeler çerçevesinde belirlenmelidir. Anayasa Mahkemesi’nin 17/7/2020 tarihli ve 2019/40 E., 2020/40 K. sayılı Kararı ile, 2918 Sayılı Yasanın 90. Maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması, Anayasa Mahkemesi kararlarının, devam eden uyuşmazlıklar açısından uygulanacak olması karşısında, hesaplamanın ZMMS Genel Şartları ekindeki hesaplama yöntemine göre yapılamayacağından, bu nedenle öncelikle değer azalması veya değer kaybının belirlenmesinde dikkate alınması gereken ölçütler her olayın somut özelliğine göre değişebilecek ise de aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı, aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı) hususları değer kaybında göz önüne alınmalı, aracın hasarsız hali ile onarıldıktan sonraki değer arasındaki fark bilirkişi tarafından değerlendirilerek, değer kaybı olup olmadığı belirlenmelidir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 26/05/2022 tarih ve2020/120 E.-2022/1380 K. sayılı ilamı) Anılan ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılarak düzenlenen bilirkişi raporunda, davaya konu kaza nedeniyle davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı miktarı 87.500,00 TL olarak tespit edilmiştir. Sigorta şirketi poliçe limiti dahilinde olmak kaydıyla işleten ve sürücü ile birlikte değer kaybına ilişkin zararın tamamını karşılamakla yükümlüdür. Dosyaya sunulan ZMMS sigorta poliçesinde kaza nedeniyle araç başına maddi tazminat üst limiti 50.000,00 TL olarak gösterilmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmeliğin 24/1.maddesinde, 24/1.maddesinde, bu yönetmelik ile belirlenen teminat tutarlarının yürürlükteki bütün sigorta sözleşmelerine herhangi bir ek prim alınmaksızın uygulanacağı belirtilmiştir. Poliçe ...tarihinde ve 1 yıl süre ile geçerli olmak üzere düzenlenmiştir. Davaya konu kaza ise ...tarihinde poliçenin geçerlilik süresi içerisinde gerçekleşmiştir. İnternet üzerinden yapılan sorgulamada, araç başı maddi tazminat klozu yönünden ...tarihinden itibaren uygulanacak asgari sigorta teminatının 100.000,00 TL olarak uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. Yapılan bu açıklamalar karşısında, eldeki davada davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limitinin 100.000,00 TL olarak uygulanması gerekir. Davacı vekili tarafından sunulan bedel arttırım dilekçesi ile, sigorta şirketi yönünden bakiye poliçe limiti olan 23.288,79 TL ile sınırlı olmak kaydıyla 87.500,00 TL değer kaybının tahsili talep edilmiştir. Bu halde davalı sigorta şirketi yönünden 23.288,79 TL ile sınırlı olmak üzere davacının değer kaybı isteminin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. 3-Davacının araç mahrumiyet bedeli istemine yönelik yapılan değerlendirmede; Davalı sürücü ile işleten, kaza sonrası hasar gören davacıya ait aracın hasarının onarımı aşamasında makul tamir süresi ile sınırlı olmak kaydıyla araç mahrumiyet bedelinin ödenmesinden sorumludur. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davacıya ait aracın makul onarım süresinin 18 gün ve bu süreçte günlük ikame araç bedeli 750,00 TL olarak tespit edilmiş ve makul onarım süresi ile günlük ikame araç bedelinin çarpılması sonucu ikame araç bedeli 14.250,00 TL olarak hesaplanmıştır. Faiz başlangıç tarihine ilişkin olarak; Dava açılmadan önce davacı tarafından davalı sigorta şirketine ...tarihinde mail yoluyla başvuru yapıldığı anlaşılmaktadır. 2918 KTK.'nın 97. maddesinde 8 iş günü olarak belirtilen süre sonunda davalının temerrüde düşeceği gözetildiğinde, davalı sigorta şirketinin ...tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Davalılar sürücü ve işleten yönünden ise, zarara karşılama yükümlülüğü kazanın gerçekleşmesi ile doğmaktadır. Bu nedenle davalılar sürücü ve işleten yönünden faiz başlangıç tarihi kaza tarihidir. Davanın belirsiz alacak davası olduğu gözetilerek, dava dilekçesinde gösterilen ve tahkikat sonucu arttırılan ve nihai olarak kabul edilen tazminat miktarlarının tamamına davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden, diğer davalılar işleten ve sürücü yönünden ise kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABUL-KISMEN REDDİNE, a-)87.500,00 TL değer kaybının, davalı sigorta şirketinin bu bedelin bakiye poliçe limiti olan 23.288,79 TL'lik kısmında sorumlu olması kaydıyla, davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihi olan ...tarihinden itibaren, diğer davalılardan ise, kaza tarihi olan ...tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, b-)14.250,00 TL ikame araç bedelinin kaza tarihi olan ...tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...Satış ve Pazarlama A.Ş. Ve ...müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, c-)Davacının hasar bedeline ilişkin talebinin REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.950,54 TL peşin harçtan, başlangıçta yatırılan 80,70 TL peşin harç ile sonradan tamamlama harcı olarak yatırılan 1.735,00 TL harcın mahsubu sonucu bakiye kalan 5.134,84 TL harcın; davalı sigorta şirketinin 1.590,84 TL'lik kısmından sorumlu olması kaydıyla, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 80,70 TL başvuru harcı ve 80,70 TL peşin harç ile sonradan tamamlama harcı olarak yatırılan 1.735,00 TL'nın toplamı olan 1.896,40 TL'nın, davalı sigorta şirketinin 434,04 TL'lik kısmından sorumlu olması kaydıyla, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından 667,50 TL tebligat ve posta gideri ile 1.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere sarf edilen toplamda 2.167,50 TL yargılama giderinin kabul/red oranı dikkate alınarak, davalı sigorta şirketinin 495,60 TL'lik kısmından sorumlu olması kaydıyla, 2.165,35 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalılardan ...Satış Ve Pazarlama A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile adı geçen bu davalıya verilmesine, 7-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı ...A.Ş.'den tahsili ile Hazineye irad kaydına, 8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mankemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı Katip Hakim