İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/913 E. 2024/591 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/913
- Karar No
- 2024/591
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/913 Esas KARAR NO : 2024/591
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 29/12/2022 KARAR TARİHİ : 06/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “Davanın, KİK.'nun ilgili hükümleri kapsamında ihale yoluyla hizmet alımları yapan ve ihale makamı sıfatına sahip bir kamu kurumu olan davacı ile davalı şirket arasında muhtelif tarihlerde akdolunan hizmet alımına dair sözleşmeler uyarınca, sözleşme kapsamında çalışmış olan personellere ödenen işçilik alacaklarının / tazminatlarının sözleşme ve yasal mevzuat gereği davalıdan rücuen tazmini amacıyla açıldığını, davacı ... tarafından dava dışı işçi ...’a 28.03.2022 tarihinde 12.518,84 TL kıdem tazminatı ödendiğini, Davacı ...’ın, sermayesinin tamamı doğrudan ve dolaylı olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait olan ortaklıklar olduğunu, 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun bu kanuna dayanarak yürürlüğe koyduğu mevzuata tabi olarak, İstanbul genelinde doğalgaz dağıtım hizmetini ifa ettiğini, 4734 sayılı KİK kapsamında olduğunu, buna göre, mal alımı, hizmet alımı ve yapım işlerinin, KİK kapsamında dışarıdan ihale ile temin edilmdiğini, hizmet alımlarında yapılan sözleşme ve şartnamelerdeki düzenlemelerin davacının inisiyatifiyle değil, KİKurumu'nun talimat ve uygulamaları doğrultusunda düzenlendiğini, bu durumun ...’ın ihale makamı olması sonucunu doğurduğunu, davacının hizmet alımı yaptığı firmalar bakımından asıl işveren statüsünde olmadığını, davacının, dava konusu hukuki ilişkide, davalı taraf karşısında ihale makamı sıfatına sahip olduğunu, davacı ile davalı arasındaki sözleşmede;...’ın işin yapılmasını, yürütülmesini ve işçilerin organizasyonunu bir bütünlük içinde yüklenici davalıya bıraktığını, ayrıca taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde, sözleşme konusu işlerle ilgili yüklenicinin çalıştıracağı personele ilişkin İş Kanunları ve diğer mevzuattan kaynaklanan sorumlulukların yükleniciye ait olduğunun taraflarca imza altına alındığını, İhale sözleşmesi kapsamında ihale makamının işçilik alacaklarından sorumlu olmadığı hususunun açık olduğunu, emsal Yargıtay Kararları ışığında, davacının ihale makamı olduğunun ve taraflar arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisinin kurulmadığının, dava dışı personellere ödenen tüm miktarlardan davalı tarafın sorumluluğu olduğunun ve rücu olunan miktarların davacıya ödenmesi gerektiğinin kabulü gerektiğini, davacının KİK.nu kapsamında tanınan haklarını kullanmak suretiyle davalı şirkete sözleşme konusu işi ihale ettiğini, yalnızca ihale makamı sıfatını taşıdığını, Sözleşmenin ilgili maddeleri ve Yargıtay Kararları kapsamında, işçilik alacaklarından ihaleyi alan yüklenici davalının sorumlu olduğunu, davacının yaptığı işçilik ödemeleri kapsamında davalı şirkete rücu etme hakkı bulunduğunu, ...'ın sunulanacak sözleşmelere rağmen ihale makamı sıfatına haiz olmadığı yönünde bir kanaat oluşması durumunda, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin genel hukuka göre nitelendirilmesi ve davalı şirketin, dava dilekçesinde açıklanan bedellerin ne kadarından sorumlu tutulması gerektiğinin hesaplanması gerektiğini, tespit edilecek miktarlara göre artırmak üzere ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ilk aşamada 1.000,00 TL'nin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili bu talebini 13/03/2024 tarihli dilekçesi ile 12.518,84 TL olarak ıslah etmiştir. CEVAP : Davalı tarafça davaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLER : Taraflar arasında imzalanan sözleşme ve şartnameler, dava dışı ...'a ait kıdem tazminatı ve yıllık izin ücret bordroları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ KABUL VE GEREKÇE: Davacı tarafından açılan dava, rücuen tazminat davasıdır. Taraflar arasındaki ihtilaf; Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi gereğince davacı şirket tarafından sözleşme kapsamında çalışmış olan personellerden ...'a ödenmiş olan 12.518,84 TL kıdem tazminatının rücuen ve kısmi dava yolu ile davalıdan talep edilip edilemeyeceği hususlarındadır. Deliller toplandıktan sonra; Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi gereğince davacı şirket tarafından sözleşme kapsamında çalışmış olan personellerden ...'a ödenmiş olan 12.518,84 TL kıdem tazminatının rücuen ve kısmi dava yolu ile davalıdan talep edilip edilemeyeceği hususlarında rapor düzenlenmesi için dosya Sosyal Güvenlik ve İş Hukuk Mevzuatı Nitelikli Hesaplamalar bilirkişisi ...'a tevdi edilmiş, bilirkişi mahkememize sunmuş olduğu raporunda özetle; "Davacının Hizmet Alım Sözleşmeleri doğrultusunda davalıya rücu edebileceğinin kabulü durumunda davalının sorumlu olacağı miktar yönünden seçenekli değerlendirmeye gidilerek, 1.seçenekte; davalının, dava dışı işçinin 01.08.2012-30.09.2013 tarihleri arasındaki hizmet dönemine karşılık gelen kıdem tazminatının tümünden sorumlu olduğu kabulü ile 2. seçenekte; tarafların eşit sorumlu (1/2 oranında) olduğu kabulü ile yapılacak hesaplamalar neticesinde 1.Seçeneğe Göre : Rücu edilebilir miktar: 2.837,59 TL, 2.Seçeneğe Göre : Rücu edilebilir miktar : 2.837,59 TL/ 2 = 1.418,79 TL olarak hesaplanacaktır." görüş ve kanaatinde olunduğunu bildirmiştir. İtiraz üzerine aynı bilirkişiden ek rapor düzenlenmesi istenilmiş, bilirkişi Şenay Vural mahkememize sunmuş olduğu ek raporunda özetle; " Davacı şirketin Hizmet Alımı Sözleşmeleri kapsamında sorumluluğu üstlenen davalı yüklenici şirkete dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatı alacağı ödemesi yönünden rücu edebileceğine karar verilmesi durumunda, rücu miktarının 12.518,84 TL olacağı, dava tarihinden itibaren alacağa yasal faiz işletilmesi gerekeceğine ilişkin" görüş ve kanaatinde olunduğunu bildirmiştir. Tüm dosya kapsamı değerlendirilmekle; 4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde düzenlenen, “Aksi karalaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. Müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin ... esas, ...karar sayılı kararında;"....... Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır....Yukarıdaki gerekçelerle; hizmet alım sözleşmesinde herhangi bir hüküm bulunmaması hâlinde, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödediği işçilik alacaklarının tamamından yüklenicinin (alt işveren) sorumluluğun mevcut olduğuna...." şeklinde belirtildiği dikkate alınarak davalının ödenen bedelin tamamından sorumlu olduğu kabul edilmiş ve Davanın Kabulü İle; 12.518,84 TL'nin ödeme tarihi olan 28.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.Davanın KABULÜ İLE; 12.518,84 TL'nin ödeme tarihi olan 28.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanununca alınması gerekli 855,11 TL ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL ve 196,80 TL Islah harçlarının mahsubu ile bakiye 577,61 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 12.518,84 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 80,70 TL peşin harç, 196,80 TL ıslah harcı, 2.000,00 TL bilirkişi ücreti, 557,00 TL tebligat ve müzekkere giderleri olmak üzere toplam 2.915,20 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair KESİN olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 06/11/2024
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır