İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/817 E. 2025/7 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/817
- Karar No
- 2025/7
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/817 Esas KARAR NO : 2025/7 DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) DAVA TARİHİ : 10/02/2020 KARAR TARİHİ : 08/01/2025 GEREKÇE TARİHİ : 22/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; Müvekkili ... ... ... aleyhine davalı tarafından ....İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, tebligatların usulüne uygun yapılmadığını ve takibin kesinleştiğini, akabinde müvekkilinin aracının haczedildiğini, Müvekkilimin kızının kullanımında olan ve trafikte seyir halindeyken, hatta şehir dışındayken aracın haczedilmesi üzerine müvekkilinin, kızını da zor durumdan kurtarmak için acilen 04.02.2019 günü 12.267,39-TL tutarında ödeme gerçekleştirdiğini, müvekkilinin söz konusu hukuka aykırı durumların son bulması amacıyla ödemeyi gerçekleştirdiğini, davalı tarafından takip talebinde yer alan keşidecisi ... Limited Şirketi (Eski unvan: ... Limited Şirketi) olan bir adet bono ve protesto evrakın müvekkiliyle ilgisinin olmadığını, şahsi kefaletinin olmadığını, baskı altında kalan müvekkilinin borcu ödemek dışında bir yolunun kalmadığını, icra dosyasında yer alan senedin hayatın olağan akışı ile ve bankacılık işlemleriyle açıklanabilir olmadığını, müvekkiline ait olmayan el yazısı ile imzalanmış ve 7 sene sonrasına yönelik düzenlendiğini, düzenlenen evrakın müvekkilinden habersiz ve iradesine aykırı olarak düzenlendiğinin kabulünün gerektiğini, icra takibinde müvekkilinin tacir olmamasına karşın, müvekkiline karşı da ticari faiz uygulandığını, ayrıca, haksız icra takibi nedeniyle müvekkilinin kızı yönetimindeki aracın yakalanması ve bağlanması üzerine, müvekkilinin normalde yapmayacağı masrafları yaptığını, konaklama ve ulaşım harcamaları ile aracın bağlanması sebebiyle otopark masraflarını ödediğini, tüm bunların haksız icra takibinden kaynaklandığı için davalıdan tahsilinin gerektiğini, tüm bu sebeplerle haklı davalarının kabulü ile müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespitini, müvekkilinin davalıya ödediği bedelin ödendiği tarih itibariyle işleyecek en yüksek ticari faiz uygulanarak müvekkiline iadesini, aracın bağlanmasına bağlı olarak yapılan tüm masrafların, masrafların yapıldığı tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz uygulanarak müvekkiline iadesini, icra takibi miktarının %20'sinden az olmamak kaydıyla davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle; Harca esas değer ve netice-i talep 12.262,63-TL'nin tahsili olmasına rağmen peşin harcın 1.226,00-TL üzerinden yatırıldığını, bu nedenle eksik harç ile davanın görülmesinin mümkün olmadığını davanın reddinin gerektiğini, söz konusu davaya konu icra takibinde davacının 04.02.2019 tarihinde ödeme yaptığını, huzurdaki istirdat davasının ise bu tarihin üzerinde 1 yıl geçtikten sonra 10.02.2020 tarihinde açtığını, öncelikle davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmesini, müvekkili olan bankanın ... şubesi tarafından dava dışı borçlu şirket Eski ünvanı ... Ticaret Limited Şirketi yeni ünvanı ise ... Ticaret Limited Şirketi'ne 14.03.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'ne istinaden kredi kullandırıldığını, davacının da söz konusu sözleşmeye müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imza attığını ve kefil olduğunu, kredi kullanan şirketin yetkilisi ve de aynı zamanda kredi kefili olan ... ...'ında davacının oğlu olduğunu, borçluların, müvekkili olan bankaya olan borçlarının ödenmesi amacıyla takibe konu 14.03.2011 tanzim tarihli, 03.10.2018 vadeli, 11.000,00-TL bedelli bir adet emre muharrer senedi müvekkiline verdiğini, söz konusu senet bedelinin vadesinde ödenmemiş olup, alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi yapıldığını ve takibin kesinleştiğini, davacının icra takibinde borçlu olmasının hukuki dayanağının olduğunu, davacının da bunu bildiğini ve haksız davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının mernis adresine ödeme emri gönderildiğini ancak ödeme emrinin bila tebliğ edildiğini, bila tebliğden sonra davacının adresine TK. 21. Maddesine göre tebligat yapıldığını ve tebligatın muhtara teslim edildiğini ancak yapılan tebligata rağmen davacı tarafından şikayette bulunulmadığını, kesinleşen icra takibi sonrasında borçlulardan ... ... ... hakkında SGK sorgulaması yapıldığını ve bu şahsın davacı ... ... ...'ın yanında sigortalı olarak çalıştığını, davacıya maaş haczi müzekkeresi gönderildiğini ve tebliğ edildiğini, tebliğden sonra borçlu ... ... ...'ın hakedişlerinden 1/4 oranında kesinti yapılarak icra dosyasına ödendiğini bu aşamada da şikayet edilmediğini, müvekkili olan banka tarafından davacı aleyhine başlatılan takibe konu 14.03.2011 düzenleme tarihli, 03.10.2018 vade tarihli, 11.000,00-TL bedelli bono Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan bononun tüm geçerlilik şartlarını taşıyan ve de bu yönüyle kambiyo evrakı vasfında bulunan bir kıymetli evrak niteliğini taşımakla vaki bono kesin borç ikrarını içerir senet olduğunu tüm bu sebeplerle öncelikle harcın eksik yatırılması ve davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmamış olması dolayısıyla öncelikle usulden reddini, aksi halde davanın esastan reddini, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. -13.04.2021 tarihli bilirkişi raporu özetle; İnceleme konusu 14.03.2011 düzenlenme tarihli 03.10.2018 ödeme günlü alacaklısı ... Bankası A.Ş. Olarak görünen 11.000-TL miktarlı senet fotokopisindeki davacı ... ... ... ismine atfen atılı imzanın davacının mukayese imzaları ile benzerlik gösterdiğini ancak senet aslının temini halinde daha sağlıklı bir rapor düzenlenebileceğini görüş ve beyan etmiştir. -17/04/2023 tarihli bilirkişi raporu özetle; İnceleme konusu 14/03/2011 düzenleme tarihli 03/10/2018 ödeme günlü alacaklısı ... Bankası A.Ş. Olarak görünen 11.000 TL'lik senet aslındaki ... ... ... ismine atfen yazılı imzanın ... ... ...'ın eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı beyan edilmiştir. -08/01/2024 tarihli bilirkişi raporu özetle; Davalı banka ile dava dışı ... Tic.Ltd.Şti. (Eski unvanı ... San. ve Tic.Ltd.Şti.) arasında 14.03.2011 tarihinde 75.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı ve söz konusu sözleşmede davacı ... ... ...'ın 75.000,00 TL tutarında geçerli kefaleti bulunduğu, Sözleşmenin imzalandığı gün, Borçlusu dava dışı ... San. ve Tic.Ltd.Şti., Alacaklısı davalı ... Bankası A.Ş., Müşterek Borçlu ve Müteselsil Kefili ... ... ... olan, 14.03.2011 Tanzim Tarihli, 03.10.2018 Vadeli, 11.000,00 TL bedelli Bono'da davacı ... ... ...'ın “ ... Veren” sıfatıyla imzasının bulunduğu, Davalı banka tarafından, söz konusu bonoya dayalı olarak, dava dışı ... Tic.Ltd.Şti. (Eski unvanı ... San. ve Tic.Ltd.Şti.) ile davacı ... ... ... ve dava dışı ... ... ... aleyhine, .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... E. sayılı dosyası ile Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu ile, toplam 10.062,50 TL alacak tutarı üzerinden 09.10.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı ve davacı tarafından, icra dosyası borcuna istinaden 04.02.2019 tarihinde, adı geçen icra müdürlüğü hesabına 12.262,89 TL ödeme yapıldığı, Huzurdaki davaya konu icra takibine dayanak 14.03.2011 tanzim tarihli senedin, aynı tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında ve bu sözleşmeye istinaden verilmiş olması nedeniyle munzam teminat niteliğinde olduğu ve belirtilen senet karşılığında davalı banka tarafından bizzat kullandırılmış bir kredinin de mevcut olmadığı, Ayrıca, davalı banka kayıtları incelendiğinde 14.03.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden sırasıyla; -14.03.2011 tarihinde kullandırılan ... no.lu 20.000,00 TL tutarlı taksitli kredinin 21.03.2013 tarihi itibariyle, -29.09.2011 tarihinde kullandırılan ... no.lu 30.000,00 TL tutarlı taksitli kredinin 15.08.2013 tarihi itibariyle, -15.08.2013 tarihinde kullandırılan ... nolu 14.700,00 TL tutarlı kredinin taksitlerinin tamamen geri ödendiği, böylece davalı bankanın, davaya konu bono ile ilişkilendirilebilecek bir kredi alacağının bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda, davaya konu bono nedeniyle icra dosyasına 04.02.2019 tarihinde ödenen 12.262,89 TL'lık tutarın, davacı tarafından ödeme tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankası tarafından belirlenen değişen Avans Faiz Oranlarından işletilecek faizi ile birlikte talep edilebileceği görüş ve kanaati bildirilmiştir. -26/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Tüm delillerin takdiri tamamen sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davalı tarafın beyan ve itirazları bir kez daha ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Davalı tarafın beyan ve itirazları konusunda arz ve izah edilen sebeplerle, 08.01.2024 tarihli Kök Raporumuzda belirtilen görüşümüzün özünde bir değişiklik bulunmadığı görüş ve kanaati bildirilmiştir. -17/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Tüm delillerin takdiri tamamen sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davalı tarafın beyan ve itirazları bir kez daha ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Davalı tarafın beyan ve itirazları konusunda arz ve izah edilen sebeplerle, 08.01.2024 tarihli Kök ve 26.08.2024 tarihli Ek Raporumuzda belirtilen görüşümüzün özünde bir değişiklik bulunmamaktadır. Diğer taraftan; sayın Mahkemenin ara kararında tevdi edilen görev uyarınca, takip ve dava tarihi itibariyle yapılan hesaplamalar sonucunda, davalı bankanın dava dışı asıl borçludan; Davaya konu Taksitli Krediler takip tarihinden önce geri ödendikleri için, takip ve dava tarihi itibariyle talep edilebilir bir alacağı bulunmadığı, ... No.lu ... Kredi Kartından dolayı takip tarihi itibariyle 11.130,88 TL tutarında, dava tarihi itibariyle ise 14.046,25 TL tutarında nakit talep edilebilir alacağı bulunduğu, İade edilmemiş çeklerin banka yükümlülük tutarından dolayı takip tarihi itibariyle toplam 7.845,00 TL tutarında gayrinakit alacak tutarı bulunduğu, dava tarihi itibariyle ise davalı banka kayıtlarına göre yükümlülük tutarının sona erdiği görüş ve kanaati bildirilmiştir. GEREKÇE: Dava, ... İcra Dairesi'nin 2018/... Esas sayılı dosyasına borçlu olunmadığı halde cebri icra tehdidi altında ödeme yapıldığı iddiası ile istirdat istemine ilişkindir. Davacı vekili her ne kadar dava dilekçesinde "Aracın bağlanmasına bağlı olarak yapılan tüm masrafların, masrafların yapıldığı tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz uygulanarak müvekkiline iadesini" talep etmiş ise de; bu talebini somutlaştırmamış, bu talebe ilişkin dava değeri gösterilmemiş ve harç yatırılmamıştır. Davacı dava dilekçesinde; takibe konu bono ve protesto evrakının davacı ile ilgisinin bulunmadığını, davacının takibe konu borca ilişkin şahsi kefaletinin olmadığını, bonodaki imzanın davacıya ait olmadığını, söz konusu senedin düzenleme tarihi ile vade arasında 7 yıl bulunduğu, bunun bankacılık işlemleri ile bağdaşmadığı iddia etmiştir. Davalı vekili ise; müvekkili bankanın ... Şubesi tarafından dava dışı borçlu şirket (Eski ünvanı ... Ticaret Limited Şirketi ) ... Ticaret Limited Şirketi'ne 14.03.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'ne, istinaden kredi kullandırıldığını, davacının da söz konusu sözleşmeye müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imza attığını ve kefil olduğunu, kredi kullanan şirketin yetkilisi ve de aynı zamanda kredi kefili olan ... ...'ın davacının oğlu olduğunu, davacının kredi ilişkisinden haberi olmaması gibi bir durum söz konusu olmadığını, borçluların, borçlarının ödenmesi amacıyla takibe konu 14.03.2011 tanzim tarihli, 03.10.2018 vadeli, 11.000,00-TL bedelli bir adet emre muharrer senedi ( bonoyu ) bankaya verdiklerini, söz konusu senet bedelinin vadesinde ödenmediğini bu nedenle alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı dosyası ile Kambiyo senetlerine özgü icra takibine/yasal takibe geçildiğini, bonodaki imzanın davacıya ait olduğunu, davacının kambiyo evrakının ön yüzüne attığı imza ile senedin avali konumuna girmiş olmakla birlikte mevcut borçtan müteselsil olarak sorumlu bulunduğunu, aval verenin imzası ve aval verenin taahhüdünün, bono üzerindeki diğer imzalardan ve imza sahiplerinin taahhütlerinden bağımsız olduğunu savunmuştur. .... İcra Dairesi'nin 2018/... Esas sayılı dosyası incelendiğinde, takibin Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu İle takip olduğu, takip dayanağının ise, 14/03/2011 keşide tarihli, 03/10/2018 vade tarihli, 11.000 TL bedelli, keşideci ... Limited Şirketi, müşterek ve müteselsil kefil ... ... ... olduğu görülmüştür. Ayrıca bononun ön yüzünde davacı ... ... ...'ın adının yazılı olduğu ve altında imza bulunduğu tespit edilmiştir. Öncelikle davacının söz konusu senedin düzenleme tarihi ile vade arasında 7 yıl bulunduğu iddiası yönünden; bononun vade tarihinin boş olarak verileceği ve bunun sonradan doldurabileceği, anlaşmaya aykırı olarak bononun düzenlediği iddiasının davacı yanca ancak yazılı delil ile ispat edilebileceği, bononun vade tarihi ile keşide tarihi arasında somut uyuşmazlıktaki gibi 7 yıl veya daha uzun süre bulunmasının yasal olduğu, kanunda bu hususta kısıtlama yapılmadığı, kambiyo senetlerinde "hayatın olağan akışına" aykırılık iddiasının Yargıtay kararları uyarınca istisnai olarak uygulanabileceği, somut uyuşmazlıkta böyle bir durumun bulunmadığı, dolayısıyla davacının bu iddialarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacının bonodaki imzaya itirazı üzerine, bilirkişi incelemesi yapılmış olup, alınan raporda bono aslındaki ... ... ... ismine atfen yazılı imzanın ... ... ...'ın eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. Davacı vekili bunun üzerine (05/05/2021 tarihli dilekçe) "müvekkilinin davalı ile imzalanan başka bir sözleşmede kefil olduğunu kabul ettiğini, ancak söz konusu kefaletin asıl borçlunun başka kredisi için imza altına alındığını, bu borcun ödendiğini, davalı bankada müvekkilinin yazı ve imza örnekleri bulunduğunu, davalının bu yazı ve imza örneklerini açıkça farklı bir borç ve sözleşme için kullandığını, bu durumun kefalet sözleşmesinin niteliğine aykırı olduğunu, icra takibi yapılan bononun tutarının 11.000,00-TL olarak yazılmasının da esasen konunun 75.000,00-TL tutarındaki bir borçla alakadar olmadığını gösterdiğini, bankacı bilirkişiden rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı yan, davacının bu talebinin iddianın genişletilmesi niteliğinde olduğunu, muvafakat etmediklerini belirtmiştir. Davacının bu talebi üzerine, tüm banka kayıtları getirtilerek bankacı bilirkişiden kök ve ek raporlar alınmış, alınan son ek raporda, takip ve dava tarihi itibariyle yapılan hesaplamalar sonucunda, davalı bankanın dava dışı asıl borçludan; Davaya konu Taksitli Krediler takip tarihinden önce geri ödendikleri için, takip ve dava tarihi itibariyle talep edilebilir bir alacağı bulunmadığı,... No.lu ... Kartından dolayı takip tarihi itibariyle 11.130,88 TL tutarında, dava tarihi itibariyle ise 14.046,25 TL tutarında nakit talep edilebilir alacağı bulunduğu, iade edilmemiş çeklerin banka yükümlülük tutarından dolayı takip tarihi itibariyle toplam 7.845,00 TL tutarında gayrinakit alacak tutarı bulunduğu, dava tarihi itibariyle ise davalı banka kayıtlarına göre yükümlülük tutarının sona erdiği tespit edilmiştir. Somut olayda uyuşmazlık konusu, .... İcra Dairesi'nin 2018/... Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen bono olup, davacı bononun ön yüzünü (bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere) imzalamıştır. Davacının bu imzası TTK 701/3. maddesi uyarınca "..." sayılır. Dolayısıyla bono, davacı tarafından avalist sıfatıyla imzalanmıştır. TTK’nın 702. maddesinin ikinci fıkrasında; “Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir” denilmiş olup, takip tarihi itibariyle davalı bankanın dava dışı asıl borçludan 11.130,88 TL tutarında, dava tarihi itibariyle ise 14.046,25 TL tutarında nakit talep edilebilir alacağı bulunduğu, bononun teminat senedi de olmadığı, davalının takibinde usulsüzlük bulunmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmiştir. ( Y. 19.HD, 2018/1685E,2019/2273K.) H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince peşin alınan 209,41-TL' nin 615,40-TL maktu karar harcından mahsubu ile kalan 405,99-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "... Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 1.320,00-TL'sı arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davalı lehine karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesap olunan 12.262,89-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-HMK. 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası davacıya iadesine, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle ... BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/01/2025
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır
*Bu evrak 5070 Sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*