İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/642 E. 2025/554 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/642
Karar No
2025/554
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/642 Esas KARAR NO : 2025/554

DAVA : Menfi Tespit (Çeke dayalı) DAVA TARİHİ : 27/09/2022 KARAR TARİHİ : 25/06/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ..., ... adlı işletmenin sahibi olup giysi üretimi, ihracat, fason ve pazarlama, işi ile uğraşmaktadır. Dava tarihimizden takriben bir yıl önce, mesleki camiasında tanıştığı ve .... şirketinin sahibi olduğunu beyan eden, ... adlı şüpheli ile tanışmıştır. Bir kaç kez ... A.ş.'nin bulunduğu ...adresine başka firma sahipleri ve yanında kendi personeliyle gitmiştir müvekkil, Aralarında iş kollarının aynı olması ve tekstil piyasasına kumaş tedarik ettiğini beyan etmesi üzerine, şüpheli ile şikayetçi davacı tarafından iş amaçlı yakın diyalog kurduğunu, adı geçen davalı ...'in davacıya çok yakın davrandığını ve tekstil piyasasında pazar oluşturmayı, bu şekilde hem ileri vadeli ödeme yollu kumaş temin etmeyi, hemde tedarik ve pazar temini yapmayı teklif ettiğini, davacı ve davalı ... arasında güven ilişkisi oluştuğunu, davacının iyice güvenini kazanan davalı ...'e güvenerek, kendisinden kumaş temin etmek ve ticari hayatına bu şekilde katkı sağlamak istediğini, anlaşmaları gereği davacı için gerekli olan kumaşları, davalı ... tedarik edecek ve müvekkilde kendisine, toplamında vadeli çeklerle 2.200.000 TL ödeme yapacağını, bu doğrultuda davacının, ... Tic, A.ş. adlı ticaret unvanı adı altında faaliyet yürüttüğünü belirten, şüpheli ... ile 17.000 kg şardonsuz üç iplik kumaş almak üzere anlaştığını, bu anlaşma ile davalının, 17.000 kg şardonsuz üç iplik kumaşları teslim etmesi karşılığında, davacı tarafından davalı ...'e ... Bankası A.Ş. ... Şubesi'nin, ... seri nolu 30.07.2022 tarih 250.000 TL tutarlı, ... seri nolu 25.08.2022 tarihli 200.000 TL tutarlı ... seri nolu 30.08.2022 tarihli 250.000 TL tutarlı, ... seri nolu 30.09.2022 tarihli 300.,000,00 TL tutarlı, ... seri nolu 30.10.2022 tarihli 300.000,00 TL tutarlı, ... seri nolu 30.11.2022 tarihli 300.000,00 TL tutarlı, ... seri nolu 30.12.2022 tarihli 300.000,00 TL tutarlı, ... seri nolu 30.01.2022 tarihli 300.000,00 TL tutarlı, toplam 2.200.000 TL tutarında, 8 adet çek verildiğini, davalı ...'in sahibi olduğu konusunda davacıyı kandırdığını, ...A.ş.'nin sahibi ve yetkilisi olmadığını, yaptıkları araştırmalar ve ticari sicilde ki sorgular sonucunda tespit edildiğini, davalı ...'in müvekkilimizi ve bir çok gerçek ve tüzel kişiyi dolandırmasının ardından, çeklerin verilme sebebini açıklayan davacı ile davalı arasında imzalanmış 02.08.2022 tarihli sözleşmede, sözde davalı ...'in kendisine ait olduğunu iddia ederek sözleşmede ünvanını kullandığı ve aynı zamanda kendi kardeşine ait şirketle aynı yerde olan şirket, bahsi geçen adresten taşındığını, hukukun çek ve senet keşide edilmiş olması durumlarında, mücerretlik ilkesini esas almakta olduğunu, fakat hukukun insan elinden çıktığı karşısında, salt mekanik bir mantığa sahip olmayacağının sabit olduğunu, her ilkenin istisnası öznel duruma binaen olduğugibi mücerretlik ilkesininde istisnaları bulunmakta olduğunu, ... Şti. Yetkilisi ...'in aile fertleri, davalı ... birlikte hareket etmekte olduklarını, hatta ...ŞİRKETİ -İ.T.O, SİCİL NO ..., adlı şirketin yetkilisi ..., diğer davalılar gibi ikamet yerleri ....'dur. Nitekim ... Cumhuriyet Başsavcılığına sunmuş olduklarını, Nitelikli Dolandırıcılık, Suç Örgütü Kurma Yönetme, Kurulan Örgüte Üye Olmak, suçlarından soruşturma başlatıldığını, bahsi geçen ve davalı ... tarafından davacıya uygulanan hile işin esası olan çeklerin karşılığında borçlanmayı makable şamil olarak hükümsüz kıldığını, bilindiği üzere aldatma müessesesi, TBK'nun 36. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; “Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir.” Aldatma, bir kimseyi bir irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşmeye yapmaya sevk etmek için, onda kasten yanlış kanaat uyandıran ve esasen mevcut olan yanlış kanaati koruyan ya da sürdüren fillerdir. Başka bir ifade ile aldatma, bir kimsenin zihninde yanlış kanaatler oluşturarak gerçek durumu bilseydi yapmayacağı bir hukuki işlem yapmasını sağladığını, Yargıtay'a göre de; “Hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımladığını, hata da yanılma, hilede yanıltma söz konusudur. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun 36/1.maddesinde açıklandığı üzere, taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamadığını, değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili ( makable şamil ) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.” ŞEKLİNDE Y. 14. HD., T. 16.5.2018, E. ..., K. ...; Y. 1. HD.,T. 1.2.2018, E. ..., K. ... sayılı ilamlarında teferruat ile açıklandığını, davacının, davalı ...'in kendisini 02.08.2022 tarihli sözleşmede geçtiği şekilde, ... A.ş.'nin sahibi ve yetkilisi olarak tanıttığı ve kendi kardeşi ...'e ait ... Şti. ile ortak hareket ettiği, diğer tüm davalıların birbirlerini tanıdıklarına bu şekilde piyasada bir çok dolandırıcılık eylemini gerçekleştirdiklerine, davacının ... A.ş.'nin ... adresine giderek, davalı ... ile toplantı yaptığına, davalı ...'in personeli olan aslında, kardeşi ...'e ait ... Şti.'de sigortalı görünen, ... isimli kişinin tanık olduğunu, ayrıca davacının oğlu ..., yine müvekkilimizin yanında çalışan ...'ün tanık olduğunu, yaklaşık ispat kuralı gereği dolandırılma eylemi sonucu, davalı ... tarafından hile ve yanıltma sonucu, davacının rızası hilafına bahsi geçen çeklerin elinden çıktığının sabit olduğunu belirterek davalı ... ile 02.08.2022 tarihli Çek Karşılığında Mal Almaya İlişkin Borç Sözleşmesi kapsamında, kumaş almak karşılığında anlaşmış ve bahsi geçen ...Bankası A.Ş. ... Şubesi'nin, ... seri nolu 30.07.2022 tarih 250.000 TL tutarlı, ... seri nolu 25.08.2022 tarihli 200.000 TL tutarlı ... seri nolu 30.08.2022 tarihli 250.000 TL tutarlı, ... seri nolu 30.09.2022 tarihli 300.000,00 TL tutarlı, ... seri nolu 30.10.2022 tarihli 300,000,00 TL tutarlı, ... seri nolu 30.11.2022 tarihli 300.000,00 TL tutarlı, ... seri nolu 30.12.2022 tarihli 300.000,00 TL tutarlı, ... seri nolu 30.01.2022 tarihli 300.000,00 TL tutarlı, toplam 2.200.000 TL tutarında, 8 adet çek için öncelikle teminatsız ödeme yasağı kararı verilmesine, yine çekleri sadece vade ve miktar yazılı halde verilmiş çeklerden sebeple, davalılara, lehtara ve cirantalara, borçlu olmadığının tespitine kararı verilmesine, çekleri haksız ve kötü niyetli olarak iktisap ederek elinde bulunduranlardan, mahkemece çeklerin iadesinin sağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememizin 29/09/2022 tarihli ara kararı ile davacının ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. CEVAP: Davalı .... Ltd. Şti. cevap dilekçesinde özetle; kambiyo senetleri niteliği gereği borç ilişkisinden mücerret olduğunu, senette yer alan hak ile bu hakkın oluşumuna neden olan temel borç ilişkisi arasındaki bağın ortadan kalktığını, senedin temel borç ilişkisinden soyutlanmış, bağımsız bir varlık kazandığını, bu nedenle davaya konu çekleri alan müvekkil bu senedin arkasında bulunan borç ilişkisini, davacının iddia ettiği sözleşmeyi, çeklerin hangi şartlarda verildiğini bilebilecek durumda olmadığını, davacı tarafın çeki düzenleyen kişi ile aralarında olan kişisel ilişkilerinden kaynaklanan def'ileri tarafımıza ileri sürebilmesi için davacının kötü niyetli olması gerektiğini, davacının dava dilekçesinde bahsettiği çeklerin sözleşme karşılığında davalılardan ...'e verildiği hususunu müvekkil bilebilecek durumda olmadığını, davalının davaya konu çeki iyi niyetli 3. kişi olarak devraldığını, davalının çeki kendisine verenden öncekiler ile ilgili durumu bilecek durumda olmadığını, davacı tarafın anacak davalının çeki ele geçirmede ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerektiğini, dava dilekçesinde beyan edilen davalı şirket yetkilisinin diğer davalılar ile aynı mahallede oturduğu iddiasının kötü niyet için yeterli olmadığını, kambiyo senetleri sebepten mücerret borç senetleri olduğunu, senetlerin mücereet borç ikrarı içerdiklerinden senede karşı ileri sürülen iddiaların ancak yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, davacı tarafın davalının senetleri kötü niyetli olarak aldığını ancak yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, dava konusu çeklerden ... Bankası ... Şubesi'ne ait ... seri numaralı 250.000 TL tutarlı çeki müvekkil diğer davalı ...Ticaret Ltd Şti.'den aldığını, çekin karşılıksız çıkması üzerine ... 28. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile çekin keşidecisi ... ve ...Şti.'ne icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin diğer davalı ... ile ticaret yapmakta olup çeki mal ve hizmet karşılığında aldığını, davalı şirket davalı şirket ...Tekstil'e mal satmış ve ödeme olarak almış dava konusu çeki aldığını, bu nedenle davacının davalı şirketin çeki kötü niyetli olarak iktisap ettiğini iddiasının yerinde olmadığını, davacı tarafın çekleri kötü niyetli olarak iktisap ettiğimizi yazılı belge ile ispat etmesi gerekirken herhangi yazılı bir belge ile ispat edemediğini, tam aksi davalı şirketin çeki iyi niyetli olarak iktisap ettiği sunmuş oldukları fatura ve sevk irsaliyeleri ile sabit olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek karşı tarafın sunacağı delillere karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydı ile, sunmuş oldukları delillerin kabulüne, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği üzere davalının diğer davalı ... ile birlikte danışıklı olarak hareket etmesi söz konusu olmadığını, davalının da diğer davalı ... tarafından dolandırılan kişilerden biri olduğunu, şöyle ki; davalı ile diğer davalının ticareti olduğu dönemde davalı ... davalının eşi adına olan kayıtlı olan ... Şirketine gelip gittiğini, davalı ...'in bu şirketin adını kullanarak piyasada işlem yaptığını ise ticaretlerinin bitmesinden çok sonra öğrenmiş, davalıya da ulaşamadığını, davalının bu haksız eylemi neticesinde piyasada müvekkilde çok zor durumda kalmış olmakla, diğer davalı ...'e karşı dava ve şikayet hakkımızı saklı tuttuğunu, davalı ...'in davalıdan habersizce yaptığı bu eylemleri neticesinde davalıda zor durumda kalmış, davalı ...'in şirketin adını kullanarak piyasada yaptığı işlemler nedeniyle şirketin adını temizlemeye çalışan davalı, eşi adına kayıtlı şirketin adresini de değiştirmek durumunda kaldığını, tüm bu açıklamalarının yanında ayrıca belirtmek gerekir ki; davacının iddiaları genel ticaret kanunu hükümleri ve ticari teamül ve kabuller gereğince dinlenebilir olmadığını, şöyle ki, davacı taraf dava dilekçesinde özetle; davalı ...'in ... Şirketi sahibi olarak hareket ettiğini ve davalıya güvenerek çekleri doldurmadan sadece imzalayarak davalıya verdiğini, davalının da bu çekleri aralarındaki anlaşmaya aykırı şekilde doldurarak piyasa sürdüğünü belirttiğini, davacı tarafından menfi tespit isteminde bulunulan çekler boş şekilde imzalanarak davalı ...'e verilmiş olmakla, davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmediği açık olup, kendi kusurlu eylemi neticesinde doğan zarardan sorumlu olduğunu, yine davacının basiretli bir tacir olarak Ticaret Sicil Kayıtlarını inceleyerek davalı ...'in kendi şirketi gibi gösterdiği ... Şirketi'ne ilişkin bilgilere ulaşma imkanı varken bu hususta da tedbirsiz davrandığı ve kendi kusurlu eylemi neticesinde zarar gördüğünün sabit olduğunu, yine mücerretlik ilkesi gereğince usul ve yasaya uygun şekilde doldurularak tedavüle çıkan çeklerle ilgili olarak çekte yer alan hak ile bu hakkın oluşumuna neden olan temel borç ilişkisi arasındaki bağ ortadan kalkmakla, çek temel borç ilişkisinden soyutlanmış, bağımsız bir varlık kazanmış olup davalı ... ile davacı taraf arasındaki ilişki ancak tarafların kendilerini ilgilendirmekle, çekleri iktisap eden müvekkilimin, davacı ile davalı ... arasındaki ilişkinin mahiyetinden dolayı sorumlu tutulması ve hak kaybına uğraması mümkün bulunmamakla davacının kendi kusurlu eylemleri neticesinde tedavüle çıkan çeklerle ilgili menfi tespit talebinin haksız olduğunu, davacı tarafın kendi kusurlu eylemleri neticesinde doğan zarardan ayrıca mücerretlik ilkesi de gözetilmek suretiyle davalı sorumlu tutamayacağı açık olmakla birlikte, davalının diğer davalılar ile danışıklı şekilde hareket ettiğine ilişkin somut delil bulunmadığı da gözetilerek işbu davanın reddini talep etmek gerektiğini belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine göre çeklerden dolayı menfi tespit talebidir. Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... 28. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya, ... 4. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosya ve ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...Soruşturma sayılı dosya UYAP sureti, davalı şirketlerin firma kayıtları, vergi kayıtları, davalı tanığı ..., ..., ..., davacı tanığı ..., ...'in beyanları dosyamız içerisine alınmıştır. Taraf vekilleri duruşmada sulh için süre talep etmişler ve neticede davacı vekili ile davalı ... vekili duruşmada sulh beyanında bulunmuştur. Davalı ... vekili 06/05/2025 tarihli beyan dilekçesi ile davacı tarafından davalıya yapılan ödemeye bianen ilgili icra dosyasının takipsiz bırakıldığını, davacı taraf ile sulh olduklarını, belirtilen ödeme dolayısıyla dava konusuz kalmış olup davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 25/06/2025 tarihli celsede davacı vekili "Taraflar sulh oldu, bu sebeple dava konusuz kaldı, sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilsin." şeklinde, davalı ... vekili "Yargılama ve vekalet ücreti taleplerimiz yoktur, sulhe göre karar verilsin." şeklinde beyanda bulunmuştur. Sulh 6100 sayılı HMK'nın 313 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre " Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir. Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir. Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde tarafların dava konusu hususunda sulh oldukları ve davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ettikleri, vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığı anlaşılmakla esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur. Her ne kadar davalı ... vekilinin açıkça vekalet ücreti talep etmediği yönünde beyanı yoksa da, aksine vekalet ücreti talebi olduğuna dair beyanı da bulunmamaktadır. Sulhün özellikle bu davalı tarafla yapıldığı ve açıkça vekalet ücreti talebi de dermeyan edilmediği nazara alınarak bu davalı lehine ya da aleyhine de vekalet ücretine hükmedilmemiştir. HÜKÜM: : Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın SULH NEDENİYLE ESASI HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLAMDIĞINA, 2-Harçlar Kanunu gereğince sulh, muhakemenin ilk celsesinden sonra vuku bulduğundan, maktu karar ve ilam harcının üçte ikisi olan 410,27-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 37.160,23 TL'nin yatıran tarafa iadesine, 3-Taraflar lehine ya da aleyhine vekalet ücretine yer olmadığına, 4-Taraflarca yapılan yargılama giderinin, masrafı taraf yapan üzerinde bırakılmasına, 5-Dosyada kullanılmayan bakiye gider veya delil avansının HMK.’nın 333. ve HMK.'nın yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.25/06/2025

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/642, K. 2025/554, T. 25.06.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-642-e-2025-554-k-dc8155d7f3ab