İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/600 E. 2026/25 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/600
- Karar No
- 2026/25
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/600 Esas KARAR NO : 2026/2
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 28/10/2015 KARAR TARİHİ : 14/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle 26/04/2013 tarihinde davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin müvekkiline çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin bedensel zarara uğradığını, %12 maluliyeti bulunduğunu, müvekkilinin kahvehane çalıştırmakta ve hayvan otlatabilmekteyken sağ kol ve sol bacağını çalıştırmadığından işçi çalıştırmak zorunda kaldığı; müvekkilinin zorlanarak yürümesi, çalışmamasının neden olduğu maddi zararların yanında efor kaybı nedeniyle maddi zararı oluştuğu; davacının kaza sonrası büyük bir acı ve ızdırap çektiği; davalıların kaza sonrası aramadığı; ilgisiz ve umursamaz davranıldığı neticeten, kaza nedeniyle yapılan masraflar; iş ve güç kaybı; yol gideri vs. şimdilik davacı için 20.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL bakım gideri ve 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 45.000,00 TL'nin davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. SAVUNMA/ Davalı ... Hesabı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını öncelikle esas girilmeden davanın reddine karar verilmesini, kazaya karışan aracın kaza tarihinde sigortalı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, bakıcı giderinin müvekkili kurumun gidermek zorunda olduğu bir talep olmadığını, manevi tazminat taleplerinin teminat dışı olduğunu, kazadaki kusur oranlarının ve davacının maluliyet oranının tespit edilmesi gerektiğini,neticeten davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkili ve görevli mahkemede açılmadığını, yetkili ve görevli mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, vaki kazada davacının kusurlu olduğunu, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, neticeten davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. (davalının cevap dilekçesinde karşı dava olarak davacıya karşı maddi ve manevi tazminat davası açtığı; mahkememizin 01.03.2017 tarihli celse 1 nolu ara karar uyarınca karşı davanın tefrikine karar verildiği; mahkememizin ...esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada Davacı tarafın davasına bakma görevinin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliği ile;6100 Sayılı Kanunun 114md/1-c ve 115.md/2f uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine;Görevsizlik kararının kesinleşmesine müteakiben 2 hafta içerisinde başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.) DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, haksız fiil nedeni ile bedensel zararların ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Dava konusu uyuşmazlığın, karşı davanın usulüne uygun olarak açılıp açılmadığı, davanın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı Kazanın meydana gelmesinde hangi tarafın kusurunun bulunduğu, Davacının yaralanmasının ve iş gücü kaybına uğramasından dolayı davalı tarafın tazminat ödeme sorumluluğunun bulunup bulunmadığı işgörmezlik oranın ne kadar olduğu,tazminat talep edilip edilemeyceği ve miktarının ne kadar olduğu hususunun ihtilaf konusu olduğu tespit edilmiştir. Davacı, 26/04/2013 tarihinde kendisinin yaya olduğu esnada davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı motosiklet ile kendisine çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini ve bu nedenle bedensel zarara uğradığını, ... plakalı aracın işletilmesinden kaynaklanan sorumluluğun zorunlu olmasına rağmen sigortalanmadığı ve bu nedenle bedensel zarar miktarının tespiti ile iş gücü kaybı nedeniyle 20.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL bakıcı gideri ve 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 45.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Haksız fiil sorumlusu olarak sürücünün sorumluluğu TBK’nın 49. maddesinde düzenlenen kusur sorumluluğudur. Madde; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” belirlemesi ile kusur, haksız fiilin kurucu bir unsuru olarak düzenlemiştir. Bir motorlu aracın işletilmesinden doğan sorumluluk ise tehlike sorumluluğudur. İşletenin sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 85. maddesinde düzenlenmiştir. 85. maddeye dayalı sorumluluktan bahsedebilmesi için sorumlu olacak kişinin öncelikle KTK’nın 3. maddesinde tanımlanan “işleten” sıfatına haiz olması gerekmektedir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesine göre, "İşleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet ve rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." Motorlu bir aracı, kendi menfaat ve hesabına işleten, tehlike ve masraflarını üstlenen, araç ile aracın işletilmesi için gerekli personel üzerinde fiilen ve doğrudan doğruya emir ve tasarruf yetkisine (gücüne) sahip olan kimseye işleten denir (Tekinay, Selahattin Sulhi/ Akman, Sermet/ Burcuoğlu, Haluk/ Altop, Atilla:Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 713). Bir aracı kendi menfaatine, masraflarına katlanmak suretiyle işletmekten amaç, geçici, bir defaya mahsus özel bir kullanma menfaati değil, aracın tahsis amacına yönelik, sürekli, çok daha genel bir nitelikte bir kullanma menfaatidir. Keza, fiili hâkimiyetten de anlaşılması gereken, araçtan bir anlık, geçici bir yararlanma gücü olmayıp, aksine aracın hangi şartlarla ve özellikle hangi kişinin egemenliği altında hareket edebileceğine karar verme gücüdür. Özellikle aracın trafiğe sokulmasına, orada tutulmasına veya trafikten çekilmesine, donatılmasına, bakılmasına, muhafazasına, kim tarafından, nasıl ve hangi amaçla kullanılması gerektiğine karar verme yetkisi, fiili hâkimiyeti oluşturur. Bir aracın masraf ve tehlikelerini üstlenme ise, onun donatım, bakım ve işletme giderlerini, vergi ve sigorta primlerini ödemeyi ifade eder. Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesi, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni bu zarardan sorumlu olur." hükmü ile KTK, zarara, motorlu aracın işletilmesinin sebep olması hâlinde, işleten hakkında tehlike sorumluluğunu öngörmüştür. Bu hükme göre, sorumluluk, motorlu taşıt aracının işletilmesine bağlanmıştır. Bu itibarla, işletenin sorumlu olması için, zarara, aracın işletilmesinin sebep olması gerekir. Burada sorumluluğun temeli, işletme tehlikesi, türü ise, tehlike esasına dayalı işletme sorumluluğudur. İşletme tehlikesi gerçekleştiği anda, işletenin sorumluluğu doğar. Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesine göre, işletenin, aracın işletilmesinin sebep olduğu zararlardan doğan sorumluluğu, kusur sorumluluğu olmadığı gibi, objektif özen ödevinin ihlâline dayanan olağan sebep sorumluluğu da değildir. Bu itibarla, işleten hiç bir kusuru bulunmasa bile, aracın işletilmesinin sebep olduğu zararları tazmin etmek zorundadır. Sorumluluk kusura dayanmadığı için, kendisi veya eylemlerinden sorumlu olduğu kimseler, temyiz kudretine sahip olmasalar da işleten, doğan zarardan sorumludur (Eren, s. 631 vd.; Kılıçoğlu, Ahmet: Borçlar Hukuku, 10. Baskı, s. 264 vd.). Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesi sorumluluğu, aracın işletilmesine dayanan tehlike sorumluluğu olarak düzenlediğinden, işleten kusurlu olsa bile, kusur ilkesine göre değil, tehlike ilkesine göre sorumlu olur. Bunun nedeni, böyle bir hâlde işletenin şahsında birden çok sorumluluk sebebinin birleşmesi veya başka bir deyişle, çeşitli sorumluluk normlarının çatışmasıdır. Sorumluluk normlarının çatışması veya aynı kişide birden çok sorumluluk sebebinin birleşmesi hâlinde, tehlike sorumluluğu ilkesi uygulanır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 86. maddesinde, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma şartlarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hâkim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin takdirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de bu husus kabul edilmektedir (Ünan, Samim: “Ergün Atilla Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180). Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında KTK’nın 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere malî sorumluluk sigortası (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukukî nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla birlikte, işletenin hukukî sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğunun ise, sözleşmeye dayalı bir sorumluluk olduğu tartışmasızdır. Trafik kazalarından kaynaklanan bedensel zararın tazmini davalarında, davalı işleten ile davalı sigortacının sorumluluğu paralel olup 2918 sayılı KTK'nın 85 v.d. maddelerinde düzenlenen tehlike sorumluluğu, davalı sürücünün sorumluluğu ise 6098 sayılı TBK'nun 49 v.d. maddelerinde düzenlenen haksız fiilden kaynaklı kusur sorumluluğu olup işleten sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. 2918 sayılı yasanın 86. maddesi kapsamında işleten ve sigortacı, zarara sebep kazanın ''mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri gelmiş'' olduğunu ispat etmediği sürece meydana gelen zarardan sorumludurlar. Bu nedenle zarara sebep kazanın mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan meydana geldiğini ispat yükü davalı işleten ve sigortacıda olmasına karşılık TBK m.50 kapsamında meydana gelen zararın miktarını ispat külfeti zarar görenin kendisindedir. Motorlu araç işleteninin 2918 sayılı yasanın 91/1 maddesi kapsamında Karayolları Motorlu Araçlar ZMMS'ni yaptırmadan aracını işletmiş ve işletilme sırasında bir zarara sebep olmuş ise 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 maddesi gereği zorunlu sigortayı yaptırmadan motorlu aracı işleten kişilerin ve plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araçların sebep oldukları zararların karşılamak amacıyla Türkiye Sigorta Ve Reasürans Şirketleri bünyesinde ... Hesabı oluşturulduğundan kaza tarihinde yürürlükte bulunan sigorta poliçesi için belirlenen limitle sınırlı olmak kaydıyla ... Hesabı meydana gelen zarardan sorumludur. Bu manada ... Hesabının statüsü ile sigorta şirketinin hukuki statüsü ve sorumluluğu paraleldir. Kaldırma kararı öncesi İstanbul ATK 3. İhtisas Kurulu'ndan alınan ... tarih - ... sayılı raporunda özetle, davacının %30 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği ve iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir. İstanbul ATK Trafik İhtisas Kurulu'ndan alınan ... tarih - ... sayılı raporunda ve ...tarih ve ... sayılı raporunda özetle, vaki kazada ... plakalı davalı araç sürücüsü ...'ın %15 oranında, davacının ise %85 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Aktüer bilirkişi ...'tan alınan 31/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının geçici iş göremezlikten kaynaklanan nihai zararının 1.100,68 TL, sürekli iş göremezlikten kaynaklanan zararının 13.187,15 TL, bakıcı giderinin 1.371,78 TL olduğu tespit edilmiştir. Kazanın meydana geldiği dönemde Hazine Müsteşarlığınca trafik sigortası nedeniyle üçüncü kişilere sağlanan sigorta güvencesinin yararlanma halinde kişi başı 250.000,00 TL olduğu görülmektedir. Kaldırma kararı öncesi mahkememizin...Esas... Karar sayılı ilamında özetle "...Tüm dosya kapsamı ile alınan kusur, maluliyet ve aktüer bilirkişi raporları denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 14.287,83 TL iş göremezlik tazminatı ile 1.371,78 TL bakıcı giderinin davalı ...'dan kaza tarihi olan 26/04/2013, davalı ... Hesabı'ndan ise 28/10/2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı 20.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş ise de galip kusurun kendisinde olması, zarara sebep fiilin taksirle işlenmiş olması, gerek davacının gerek davalının maddi durumunun çok iyi olmaması ve ancak davacının maluliyet oranının %30 oranında yüksek olması nedeniyle davacının zenginleşmesine ve davalının fakirleşmesine neden olmayacak şekilde takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın 26/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar vermek gerekmiştir." karar verildiği ve karara karşı taraf vekillerinin istinaf yasa yoluna başvurması üzerine İstanbul BAM 9. HD ... Esas... Karar sayılı ilamında özetle "... Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından; 26/04/2013 günü saat 16.30 sıralarında seyir halinde olan davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikletin gidiş istikametine göre yolun sağından soluna karşıdan karşıya geçmek isteyen davacı yaya ...'a çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep edildiği anlaşılmaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, ... E. ve ... K. sayılı kararında; 25/02/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13/02/2011 tarihli 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesi ile KTK’nın 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre "trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", geçici 1. maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve ... Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür. Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. KTK’nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumuna geçmiştir. ... Yukarıda açıklandığı üzere geçici iş göremezlik tazminatı yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir. Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ... E. ve ... K., ... E. ve... K. sayılı kararları). Aynı olay nedeniyle; Davacı ve davalı ...'ın katılan sanık sıfatıyla yer aldığı, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde 27/01/2016 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı katılan sanıkların mahkumiyetine ve katılan sanık ... hakkında HAGB, ... hakkında erteleme kararı verildiği, verilen karara katılan sanık ... müdafii tarafından itiraz edildiği, ... Ağır Ceza Mahkemesinin 12/05/2016 Tarih ... D. İş sayılı kararı ile vaki itirazın kabulüne karar verilerek dosya mahkemesine gönderildiği, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesince ... E. ... K. Nosu ile 10/05/2018 tarihinde Beraat kararı verildiği anlaşılmaktadır. Ceza Mahkemesinde alınan ATK Trafik İhtisas Dairesinin 20/04/2018 tarihli kusur raporu ile müşteki sanık sürücü ...'ın kusursuz olduğu, Müşteki Sanık yaya ...' ın asli kusurlu olduğu görüşü açıklanmış, İlk Derece Mahkemesinde alınan ATK Trafik İhtisas Dairesinin 14/06/2018 tarihli kusur raporu ile davalı sürücü ...'ın %15 oranında kusurlu, davacı yaya ...'ın %85 oranında kusurlu olduğu görüşü açıklanmış, çelişkinin giderilmesi amacıyla, İlk Derece Mahkemesinde alınan ATK Trafik İhtisas Dairesinin 04/01/2019 tarihli kusur raporu ile davalı sürücü ...'ın %15 oranında kusurlu, davacı yaya ...'ın %85 oranında kusurlu olduğu görüşü açıklanmıştır. Dosya kapsamında alınan kusur raporları arasında çelişki bulunmaktadır. Bu nedenle dosya kapsamındaki kusura ilişkin raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için İTÜ Trafik Kürsüsü yada Karayolları Fen Heyetinden yeni bir rapor alınarak kusur oranın belirlenmesi ve akabinde sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, çelişkinin giderilmesi amacıyla ATK'nın aynı ihtisas dairesinden rapor alınmış olması doğru olmamıştır. Kusura ilişkin istinaf itirazları yerindedir. Dava dilekçesine ekli ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ...tarihli sağlık kurulu raporunda raporun hangi yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği konusunda bir belirtme bulunmadığı da nazara alındığında 02/02/2015 tarihli maluliyet raporunun geçerli hükme esas alınır mahiyette bulunmadığından maluliyet raporları arasında çelişki bulunduğuna yönelik istinaf yerinde değildir. Fiilen bakıcı tutulduğunun ispatı gerekmemekle birlikte, maluliyet raporunda davacı açısından bakıcı süresi belirtilmediği, %30 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği belirtildiğinden; Bu durumda, mahkemece davacıya mehil verilip bakıcı gideri talebinin kalıcı mı, geçici mi olduğu açıklattırılarak, Adli Tıp Kurumundan bakıcı ihtiyacı bulunup bulunmadığı ve süresi konularında, dosya içerisinde bulunan tedavi evrakları ile dosyada mevcut olan taraflarca sunulan delilleri de irdeler biçimde denetime elverir nitelikte rapor alınmalı, bakıcı gideri açısından belirtme yapıldığında hükme esas alınan aktüer rapor tarihi itibariyle aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi olmalıdır. Bu açıdan istinaf itirazı yerindedir. Manevi tazminata ilişkin istinaf talepleri, karar içeriğine göre bu aşamada değerlendirme konusu yapılmamıştır. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir." Kaldırma kararı sonrası dosyanın İTÜ Trafik Kürsüsünde görevli 3 öğretim görevlisine tevdi edilerek vaki kazada taraflara atfı mümkün tazminata esas kusur oranlarının önceki raporlar rasındaki çelişki giderilmek suretiyle kusur oranlarının tesipiti konusunda rapor alınmasına karar verildiği; bilirkişi heyetinin 28/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle " I- Trafik sigortası bulunmayan, ...plaka numaralı motosikletin sürücüsü, davalı ...’ın hatalı sevk ve idaresinin, alt düzeyde tali derecede ve takdiren % 15 (yüzde onbeş) oranında etkili olduğu, II- Davacı yaya ...’ın hatalı davranışının ise, birinci (asli) derecede ve takdiren % 85 (yüzde seksenbeş) oranında etkili bulunduğu" tespit edilmiştir. ... 1.Asliye Ceza Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasına yeniden müzekkere yazılarak davacı vekilinin rapora itiraz dilekçesi ekinde yer alan keşif ücret ve harç kararı ile davalı ... vekilinin rapora karşı itiraz dilekçesi de eklenmek suretiyle Uyap sisteminde bulunmayan ancak ceza dosyası kapsamında sonraki alınan raporda değerlendirildiği anlaşılan 28/12/2016 tarihli bilirkişi raporunun Uyap sisteminden mahkememize gönderilmesine karar verildiği; 02.12.2016 tarihinde icra edilen keşif kapsamında "Müşteki Sanık ... ve Müşteki Sanık vekili ... hazır olduğu görüldü. Yapılan incelemede söz konusu yerin ... İlçesi izzettin Nakkaş yoluzerin de olduğu,görüldü.Yolun gidiş dönüş ortadan cizgi ile ayrılmış asfatt bir yot olduğu görüldü yolu başın da sollama yasağı tabelasının olduğu görüldü kazanın meydana gelödiği yerde yaya geçidinin ve trafik ışıklalrının olmadığı ,kazanın olduğu yerin Nakkaş köyünün 3 km girişinde olduğu Müşteki Sanık ... den soruldu : keşif doğru yerde yapılmaktadır Bilirkişi raporundan sonra beyanlarımı sunacağım eski beyanlarımı tekrara ederim dedi Müşteki Sanık vekilinden soruldu : keşif doğru yerde yapılmaktadır. Müvekkilimin beyanlarına katılıyorum Bilirkişi raporundan sonra beyanlarımızı sunacağız dedi" dediği ve ceza dava dosyasında alınan trafik bilirkişi Müslüm Apaydın 28.12.2017 tarihli raporunda;" Sürücü ...'ın birinci derecede kusurlu olduğu, yaya ...'ın ikinci derecede kusurlu olduğuna dair rapor verdiği görülmüştür. Ceza dava dosyasında bilirkişi raporuna itirazı üzerine dosya Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş Adli Tıp Kurumu raporunda;" A)-Müşteki Sanık sürücü ... idaresindeki motosiklet ile seyri sırasında olay yerine geldiğinde, Müşteki Sanık yayanın kontrolsüzce kaplamaya girmesi netice karıştığı kazada, alabileceği başkaca bir önlemi bulunmadığı, ayrıca olayda etkenlik arz edecek herhangi bir trafik kural ihlalide görülmediğinden atfı kabil kusuru bulunmamaktadır. B)-Müşteki Sanık yaya ... olay yeri meskun mahal dışında hız limitinin yüksek olan yolun karşısına geçmeden önce yolu yeterli ve gerekli şekilde kontrol etmesi, yaklaşmakta olan araçların hız ve mesafesine dikkat etmesi, üşteki Sanık sürücü ... idaresindeki motosiklet ilk geçiş hakkını vermesi, sonrasında güvenli geçiş ortamında tedbirli ve seri bir şekilde yolun karşısına geçmesi gerektiği halde bahsedilen bu hususlara riayet etmemiş olup sebebiyet verdiği dava konusu kazada, dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli kusurludur." şeklinde rapor tanzim edildiği anlaşılmıştır. Ceza dava dosyasında yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda bilirkişi heyetinden alınan ek rapor kapsamında "28/02/2023 tarihli kök raporun ve 28/12/2016 tarihli Trafik Kazası Bilirkişi Raporu'nun birlikte irdelenmesi sonunda, kök raporun, dosyadaki tüm tespit, bilgi, belge ve bilirkişi raporlarının, trafik kuralları bağlamında ve heyetimizin teknik konuları içeren uzmanlık alanı çerçevesinde değerlendirilmesi sonunda, objektif bir bakış açısı ile, denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli olarak hazırlanmış olduğu, gözden kaçmış veya yanlış değerlendirilmiş bir husus bulunmadığı, mevcut bilirkişi raporlarının irdelendiği, kazadaki kusur durumunun, tarafların olayın meydana gelişindeki etki ağırlıkları ile tamamen mütenasip olarak ve titiz değerlendirme ile belirlendiği ve gerekçeleri ile ayrıntılı şekilde açıklanmış olduğu, dolayısıyla kök raporda bulunan görüşümüzü değiştirmeyi gerektirecek bir durum bulunmadığı, buna karşılık 28/12/2016 tarihli Trafik Kazası Bilirkişi Raporu'ndaki kusur değerlendirmesinde, temel trafik kuralının/taşıt yolunda ilk geçiş hakkının motorlu araçlara ait olduğunun dikkate alınmamasının, olayda, ilk geçiş hakkına sahip bulunan motosiklet sürücüsü ...'ın, birinci derecede kusurlu, taşıt yolunda karşıdan karşıya geçerek bu hakkı ihlal eden yaya ...'ın, motosiklet sürücüsünden daha az, ikinci derecede kusurlu sayılmasının isabetsiz olduğu sonucuna varılmaktadır." şeklinde görüş ibraz edildiği anlaşılmıştır. ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün cevabi yazısı dikkate alındığında müteveffa davacının " 09.09.1998-31.12.2006 tarihleri arasında Çay Ocakları, Kıraathaneler, Kahvehaneler, Kafeler Faaliyetinden dolayı basit usulde kazanç mükellefi olduğu"; kaza tarihine ilişkin mükellef kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Aktüerya bilirkişi raporunda özetle "...Müteveffa Davacının İşleyecek (Bilinmeyen) Aktif ve Pasif Devre Kazançları Müteveffa davacı 30.08.2021 tarihinde vefat etmiş olup, vefat tarihine kadar olan işlemiş (bilinen) dönemdeki tüm asgari ücret verileri nazara alındığından, işleyecek aktif dönem kazançları bulunmamaktadır. Hal böyle olunca işleyecek (bilinmeyen) dönem kazanç hesabına yer bulunmamaktadır. a) Müteveffa davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının; = 7.337,85 TL x %15 kusur = 1.100,68 TL, b) Müteveffa davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik maddi zararının; = 40.243,13 TL x %15 kusur = 6.036,47 TL, c) Müteveffa davacının talep edebileceği bakıcı gideri maddi zararının; = 1.957,20 TL x %15 kusur = 293,58 TL olduğu" kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, müteveffa davacının 26/04/2013 tarihinde davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin çarpması neticesinde davacının yaralanmasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası açıldığı anlaşılmıştır. Davaya konu trafik kaza tespit tutanağı incelendiğinde, kazanın oluşumunda davalı ...'ın KTK m.52/1-a uyarınca (araçların hızını... Tepe üstlerine yaklaşırken azaltmama); davacının KTK m.68/1-b-3 uyarınca (ışıklı işaret veya yetkili kişilerin bulunmadığı geçitlerde yaklaşan aracın uzaklık ve hızını göz önüne almadan veya göz önüne aldığı halde uygun zamanda geçmemek) ihlal etmesi nedeniyle kusurlu oldukları anlaşılmıştır. Kaldırma kararı öncesi alınan kusur raporunda iş bu kazaya konu ceza dava dosyasında yer alan kusur raporu incelenmemesi nedeniyle hükme esas ... 1.Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasına 02.12.2016 tarihinde icra edilen keşif kapsamında alınan kusur bilirkişi raporu trafik kaza tespit tutanağı dikkate alınmadan düzenlendiği ve ATK raporunda ise davalı ...'in olayda etkenlik arz edecek herhangi bir trafik kural ihlalide görülmediğinden atfı kabil kusuru bulunmadığını beyan etmiş ise de trafik kaza tespit tutanağında davalı ...'ın KTK m.52/1-a uyarınca (araçların hızını... Tepe üstlerine yaklaşırken azaltmama şeklindeki ihlal hakkında değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakla iş bu tespit hükme esas alınmamıştır. Mahkememizce 3 kişilik İTÜ Trafik Kürsüsü'nde kayıtlı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen kök ve ek raporlar da dikkate alındığında ceza dava dosyasında bilirkişi raporunda temel trafik kuralının/taşıt yolunda ilk geçiş hakkının motorlu araçlara ait olduğunun dikkate alınmamasının, olayda, ilk geçiş hakkına sahip bulunan motosiklet sürücüsü ...'ın, birinci derecede kusurlu, taşıt yolunda karşıdan karşıya geçerek bu hakkı ihlal eden yaya ...'ın, motosiklet sürücüsünden daha az, ikinci derecede kusurlu sayılmasının isabetsiz olduğu anlaşılmakla iş bu ceza dava dosyasında yer alan kusur raporu da incelenerek düzenlenen kusur bilirkişi raporunda motosikletin sürücüsü, davalı ...’ın hatalı sevk ve idaresinin, alt düzeyde tali derecede ve takdiren % 15 (yüzde onbeş) oranında etkili olduğu, davacı yaya ...’ın hatalı davranışının ise, birinci (asli) derecede ve takdiren % 85 (yüzde seksenbeş) oranında etkili bulunduğu anlaşılmıştır. Müteveffa davacının yaralanması nedeniyle iş bu kaza kapsamında İstanbul ATK 3. İhtisas Kurulu'ndan alınan ...tarih - ... sayılı rapor ile; davacının %30 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği ve iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir. Maluliyet oranına ilişkin itiraz "Dava dilekçesine ekli ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ... tarihli sağlık kurulu raporunda raporun hangi yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği konusunda bir belirtme bulunmadığı da nazara alındığında 02/02/2015 tarihli maluliyet raporunun geçerli hükme esas alınır mahiyette bulunmadığından maluliyet raporları arasında çelişki bulunduğuna yönelik istinaf yerinde değildir." reddedildiğinden kaldırma kararı sonrası yeniden maluliyet oran tespiti incelemesi yapılmamıştır. Davacı vekiline kaldırma ilamı doğrultusunda 12/12/2022 tarihli beyan dilekçesinde özetle, bakıcı giderinin "geçici bakım gideri"ne ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Bu doğrultuda alınan ATK ... İhtisas Kurulu'nun...tarihli ve ... nolu raporunda özetle, bir başkasının sürekli olarak bakımına muhtaç olmadığı, olay tarihi itibariyle iyileşme süresi içerisinde 2 ay bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceği tespit edilmiştir. Davacı ...'ın sosyal ve ekonomik durum araştırması kapsamında ... İlçe Jandarma Komutanlığı araştırma tutanağı ile, ...'ın Kıbrıs gazisi olduğu, 800,00 TL maaş aldığı, evli ve kendi evinde oturduğu, gözlerinde görme bozukluğu olduğu ve ayağında platin olduğu, iki çocuğu olduğu tespit edilmiştir. Davalı ...'ın sosyal ve ekonomik durum araştırması kapsamında ... İlçe Jandarma Komutanlığı araştırma tutanağı ile, ...'ın ... 'da ikamet ettiği, motosiklet tamircisi olduğu, iş yerinin kurulu bulunduğu dükkanın kendisine ait olduğu, aylık gelirinin ise 1.000,00 TL olduğu, bekar olarak amcalarına ait evde anne ve babası ile birlikte oturduğu tespit edilmiştir. ... SGK İl Müdürlüğü ... SGK tarafından gönderilen 01/12/2015 tarihli cevabi yazısında davacı ... adına herhangi bir başvuru olmadığı ve ödeme bilgisine rastlanmadığı tespit edilmiştir. Davacı vekilinin toplam 20.000,00 TL tazminat talep edildiği; tazminat kalemleri yönünden davacı vekilinin 09.01.2026 tarihli beyan dilekçesinde özetle, 5.000,00 TL geçici ve 15.000,00 TL kalıcı tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.Davacının dava dilekçesinde kahvehane çalıştırmakta ve hayvan otlatabilmekteyken sağ kol ve sol bacağını çalıştırmadığından işçi çalıştırmak zorunda kaldığını iddia etmekle, iş bu yönden davacının vergi dairesi müzekkere cevabı dikkate alındığında 09.09.1998-31.12.2006 tarihleri arasında mükellef kaydının bulunduğu; dava dilekçesi ekinde yer alan vergi levhasının ise 2014 yılına kaza tarihinden sonrasına ait olduğu; kaza tarihine ilişkin mükellef kaydının bulunmadığından asgari ücret üzerinden aktüerya bilirkişi raporundaki tespitlerin denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla (kaldırma kararı öncesi aktüerya raporunun PMF 1931 yöntemine göre hesaplanması nedeniyle hükme esas alınmamıştır.) davacının kaza nedeniyle %85 kusurlu olduğu; kazadan dolayı %30 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği ve iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği tespit 2 ay bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceği tespit edilmekle geçici iş göremezlik tazminatı yönünden 1.100,68 TL; kalıcı iş göremezlik tazminatı yönünden 6.036,47 TL ve geçici bakıcı gider tazminatı yönünden 293,58 TL davalılardan talep edebileceği anlaşılmıştır. Davalı ... yönünden kaza tarihi olan 26/04/2013; davacının davalı ... Hesabı'na 16.03.2015 tarihinde başvuru yapıldığı anlaşılmakla davalının 26.03.2015 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmakla iş bu tarih itibariyle faiz talep edebileceği anlaşılmıştır. Davacının yargılama sırasında vefat ettiği ve dosyaya ibraz olunan ... 1. Noterliği’nin... tarihli ... yevmiye nolu mirasçılık belgesine göre mirasçıları davaya eklenerek yargılamaya devam edildiği ve veraset pay oralarınca maddi tazminata hak kazandıkları anlaşılmıştır. Davacının manevi tazminat yönünden yapılan incelemede, TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesinde ""Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir..” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalar çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta davacının uğradığı zararın ağırlığı, kaza tarihi, kazanın oluş şekli, tarafların kusur durumu, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları ile hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak davacının iş bu kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olması ve %85 kusurunun bulunması; kaza nedeniyle 9 aya kadar geçiçi ve %30 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği anlaşılmakla hükmedilen maddi tazminat miktarı da dikkate alındığında Manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın 26/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile ... 1. Noterliği’nin...tarihli ... yevmiye nolu mirasçılık belgesine göre yer alan veraset payları oranınca) davacılara verilmesine, Fazlaya ilişkin kısmın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının kısmen kabulüne, Davacının geçici iş göremezlik tazminatı yönünden 1.100,68 TL’nin davalı ...'dan kaza tarihi olan..., davalı ... Hesabı'ndan ise 26/03/2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ... 1. Noterliği’nin ... tarihli ... yevmiye nolu mirasçılık belgesine göre yer alan veraset payları oranınca) davacılara verilmesine, Fazlaya ilişkin kısmın reddine Davacının kalıcı iş göremezlik tazminatı yönünden 6.036,47 TL’nin davalı ...'dan kaza tarihi olan 26/04/2013, davalı ... Hesabı'ndan ise 26/03/2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ... 1. Noterliği’nin ... tarihli ... yevmiye nolu mirasçılık belgesine göre yer alan veraset payları oranınca) davacılara verilmesine Fazlaya ilişkin kısmın reddine Davacının geçici bakıcı gider tazminatı yönünden 293,58 TL’nin davalı ...'dan kaza tarihi olan 26/04/2013, davalı ... Hesabı'ndan ise 26/03/2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ... 1. Noterliği’nin...tarihli ... yevmiye nolu mirasçılık belgesine göre yer alan veraset payları oranınca) davacılara verilmesine, Fazlaya ilişkin kısmın reddine Manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın 26/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile ... 1. Noterliği’nin ...tarihli ... yevmiye nolu mirasçılık belgesine göre yer alan veraset payları oranınca) davacılara verilmesine, Fazlaya ilişkin kısmın reddine Maddi Tazminat Yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 732,00 TL karar harcının 153,70 TL peşin harçtan mahsubu ile noksan kalan 578,30 TL harcın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 7.430,73 TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Davalı ... lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 7.430,73 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Davalı ... Hesabı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 7.430,73 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Manevi Tazminat Yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 732,00 TL karar harcının, 153,70 TL peşin harcın mahsubu ile noksan kalan 578,30 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Davacı tarafından yapılan toplam 9.730,35 TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 2.687,89 TL yargılama giderinin ve 153,70 TL peşin harç ile 27,70 TL başvurma harcı toplamı 2.869,29 TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 14/01/2026
Katip ... Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır