İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/238 E. 2023/750 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/238
Karar No
2023/750
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2022/238 Esas KARAR NO: 2023/750 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 06/09/2021 KARAR TARİHİ: 06/11/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında danışmanlık hizmeti içeren bir hizmet sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye istinaden verilen danışmanlık hizmeti gereği davalı/borçlunun ------- teşvik hizmetlerinden faydalanabilmesi için çalışma yapıldığını, Müvekkili şirket tarafından yapılan çalışma neticesinde davalı ------- şirketinin mali müşavirlerine liste gönderip davalının KDV teşviki almasının sağlandığını, sonrasında faturaların davalı şirketin sistemlerine işlenerek KDV indirimlerinin alındığını, ayrıca davalı/borçlunun şirketin yeminli mali müşavirleri tarafından da teyit edildiğini, hizmet gereğince müvekkili tarafından ücrete hak kazanıldığını, bu sebeple faturanın kesildiğini, müvekkili ile davalı arasındaki hizmet sözleşmesi gereği verilen danışmanlık hizmetinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesine karşılık hiçbir hukuki ve yasal dayanak olmaksızın müvekkili şirkete ödeme yapılmadığını, müvekkili ile davalı arasındaki KDV indirimine ilişkin verilen danışmanlık hizmeti neticesinde verilen hizmet karşılığı fatura kesildiğini, faturalara ilişkin cari hesap alacağı doğduğunu, müvekkilinin ------- Esasına kayıtlı dosyası ile davalı-borçlu aleyhine Genel Haciz Yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrine itiraz etmesi sonucunda icra takibinin durduğunu beyanla davalının itirazlarının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle iptaline ve takibin devamına ve yine takibe konu alacağın likit olması hususu göz önünde bulundurularak davalı aleyhine %20den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; -------- E. Sayılı dosyasında icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz edildiğini, ancak davacının usule uygun olarak müvekkili şirkete yetkili icra dairesinden ödeme emri göndermediğini, ödeme emrine itirazı beklemeden müvekkili şirket aleyhine işbu davanın ikame edildiğini, usule uygun bir icra takibi bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle huzurdaki davanın reddi gerektiğini, müvekkil şirketin merkezinin bulunduğu adresin ------- Köyü, ------- Mevkii ------ Sk.No: -------- ------- olduğunu, --------- Mahkemelerinin yetkili olduğunu, Davacının icra takibinden sonra huzurdaki davayı açmadan evvel 27.07.2021 tarihinde şirket adresinin "-------- Mah. -------- Cad. No: ------- İç Kapı No: ------- --------" olarak değiştiğini, buna ilişkin olarak da yetkili mahkemenin -------- Mahkemeleri olduğunu, müvekkili ile alacaklı olduğunu iddia eden davacı şirket arasında müvekkilinin davacının aracılığıyla "teşvik indiriminden" faydalanabilmesi için sözleşme akdedildiğini iddia etse de müvekkili şirketin hali hazırda kendi başvurusu üzerine almış olduğu teşvik indiriminden hariç davacının iddiasının aksine davacı şirket aracılığıyla herhangi bir teşvik indiriminden faydalanmadığını, bu sebeple müvekkilinin davacı şirkete karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin davacıdan hizmet alacağı umuduyla davacının talebi doğrultusunda ödemeler yaptığını ancak davacının söz verdiği hizmeti gereği gibi yerine getirmeyince davacı tarafından müvekkili şirkete kesilen faturalara karşı müvekkili şirket tarafından davacı şirkete iade faturası kesilerek iletildiğini, müvekkilinin toplam 381.134,47 TL tutarlı 14 adet iade faturasını davacı şirkete keserek ilettiğini, müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını beyanla -------- E.sayılı dosyasındaki itirazın iptaline, takibin devamına, icra takibinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

DELİLLER:------- Esas, Taraflara ait BA/BS formları, bilirkişi raporları.-------- Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 201.256,81 TL alacak yönünden 31.05.2021 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak "201.256,81 TLlık 31.05.2021 vade tarihli Cari Hesap Alacağı" nın gösterildiği, davalı tarafından 07.06.2021 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferileri ile yetkiye itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. SMMM -------- eliyle düzenlenerek mahkememize ibraz edilen 29.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı tarafın ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu ve lehine delil vasfı bulunduğu, davalı tarafça ticari defter ve kayıtların bilirkişi incelemesi için ibraz edilmediği, davacı tarafın ticari defterlerine göre davalı taraftan 201.256,81 TL alacaklı olduğu, dava dosyasında dava dilekçesi ekinde kopyaları bulunan davacı tarafından davalıya kesilmiş, davacının açık hesap ilişkisine konu ettiği e-Arşiv faturaların, e-Arşiv kapsamında elektronik ortamda usulune uygun olarak davalıya tebliğ edildiği, dava dosyasında davalı dilekçesi ekinde kopyaları bulunan davalı ------- şirketi tarafından davacı -------- Şti.'ne düzenlenen iade e-Arşiv fauralarının Türk Ticaret Yasasının 23/2 maddesi hükmüne göre, itiraz süresi olan sekiz gün içinde itiraz edilmediği ve iade faturalarının kanuni itiraz süresi içerisinde düzenlenmediği tespit edilmiştir.

DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:Dava, taraflar arasında görülmekte olan -------- Esas sayılı icra dosyasına davacı tarafça yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Somut olayda; davacı, davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla ------- Esas sayılı icra takip dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalının itirazı ile icra takibinin durmuş olduğu, davacı tarafın itirazın iptali talebiyle mahkememizde süresi içerisinde huzurdaki davayı ikame etmiş olduğu, 28/07/2020 tarihli -------- yayımlanan 7251 sayılı kanunun 23.maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesinin 3.fıkrası ile ticari defterlerin sunulmaması halinde sunan tarafın kayıtlarına delil olarak dayanabileceği belirtilmiş ve dava sırasında yapılan ticari defterlerin delil niteliğine ilişkin bu değişiklik mahkememizce kurulan 13.02.2023 tarihli ihtaratlı ara kararla belirtilmiş ancak ihtarata rağmen davalı tarafın ticari defterlerini incelemeye sunmamış olduğu görülmüştür.Türk Medeni Kanunun 6. Maddesinde, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu belirtmiştir.Yine Türk Ticaret kanununun 83. Maddesinde, Ticari uyuşmazlıklarda mahkemenin yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebileceğini belirtmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesi; " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. " şeklindedir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir. Yasanın üçüncü fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının kesin delillerle ispatlanmamış olması ifadelerine yer verilmiştir."...davalı yan faturaları iade ettiğini savunmuş ise de bu faturaların davacıya tebliğine ilişkin dosyaya delil ya da belge sunulmadığı, davalıya faturaların tebliğ edildiği, davalının 8 günlük yasal süre içinde itiraz ettiğine ilişkin dosyaya delil sunamadığı gibi faturaları yasal sürede iade ettiğine dair dosyaya delil ya da belge sunmadığı, davalının davacının vermiş olduğu hizmete ilişkin faturaları defterine kaydettiği, bu haliyle faturanın içeriğini kabul ettiği, davacının hizmetin verildiğini ve davalıdan alacaklı olduğunu TTK'nın 84 ve 85. maddelerine göre kanıtladığı, öte yandan davalının faturaları defterine kaydetmesi ve bir kısım ödeme yapmasının danışmanlık hizmeti aldığına karine teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile itirazın 23.600,00 TL. asıl alacak yönünden iptaline,...-------- sayılı ilamında; "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kuralla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı taraf faturaların davalı tarafa tebliği edildiğini ve iade edilmediğini bildirmiş ve tebliğ belgeleri sunmuştur. Davalı tarafın beyanları ise faturaların tebliğ edildiğini ortaya koymakta ancak teslim edilmeyen malların faturalarının iade edildiğini savunmaktadır. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle, tebliğ edildiği anlaşılan faturalara itiraz edildiği veya süresi içinde iade edildiği olgusundan lehine hak çıkaracak taraf olarak ispat yükü altında olan davalı bunu kanıtlayamamış ve fatura içerikleri kesinleşmiştir. Bu nedenle davanın kabulü gerekirken kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır." şeklinde belirtildiği üzere, itiraz edilmeksizin ticari defterlere kaydedilen faturadaki miktar kadar iş/mal bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılır.Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinde 22/7/2020 tarihinde 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile yapılan değişiklik gereği ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, yapılan yargılama sırasında davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesinde takibe konu alacağa dayanak faturaların davacı taraf defterlerinde kayıtlı olduğu ve işbu faturalardan kaynaklı 201.256,81 TL bakiye alacağın bulunduğu, işbu faturaların 5.000 TL altında kalan 2 adeti dışındaki 12 adet faturanın davalı taraf BA formlarında kayıtlı olduğu, bu haliyle faturaya konu malların davalı tarafa tesliminin ispat edilmiş olduğunun kabulü gerekeceği , 4 adet fatura bakımından ise dava konusu alacağa dayanak faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olması, davalı tarafın yapılan ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmamış olması ve borcun ödendiğine dair herhangi bir ödeme belgesi de sunmamış olması nedeniyle davacının işbu faturalara ilişkin alacak talebinin de yerinde olduğu, bununla birlikte her ne kadar davalı tarafça 14 adet faturaya ilişkin iade faturası düzenlendiği iddia edilmiş ise de, tarafına tebliğ edildiği anlaşılan alacağa dayanak faturalara süresi içerisinde itiraz edildiği ve yine süresi içinde işbu faturaların davacı tarafa iade edildiği olgusundan lehine hak çıkaracak olan davalı tarafın bu yöndeki iddialarını ispata yarar herhangi bir delili dosyaya ibraz edemediği anlaşılmakla likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle davalı yan aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile davalı borçlunun ------- Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİ ile takibin 201.256,81 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, -Davalının takibe itirazı haksız görüldüğünden hüküm altına alınan 201.256,81 TL'nin % 20 si olan 40.251,36 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 13.747,85 TL karar ve ilam harcından baştan alınan 2.430,69 TL peşin harçtan mahsubuyla bakiye 11.317,16 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 2.430,69 TL peşin harç ile yargılama gideri olarak yapılan 1.652,35 TL'nin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi uyarınca hesaplanan 32.188,52 TL nispi vekalet ücretinın davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 5-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca -------- bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; --------- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06/11/2023

Atıf: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/238, K. 2023/750, T. 06.11.2023, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-238-e-2023-750-k-f0dbbfc7e8d9