İlk Derece Mahkemesi · Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/196 E. 2024/613 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/196
- Karar No
- 2024/613
- Karar Tarihi
T.C. ...2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/196 Esas - 2024/613 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/196 Esas KARAR NO : 2024/613
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/03/2022 KARAR TARİHİ : 05/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı Genel Müdürlük vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle: Yapılan ihale sonucunda yüklenici firmaların işçileri... ... ... ... ... ... bu gibi konularda sorumlu sayılmayacaktır.” şeklinde düzenleme bulunduğunu, Genel Müdürlükçe ödenen tutarlardan, davalılar ile Kuruluş arasında imzalanan temizlik hizmetleri sözleşmesi hükümleri ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı gereğince tahsili amacıyla arabuluculuk yöntemine başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere Genel Müdürlüğükçe ödenen toplam 30.000,00 TL “nin davalı firmaların sorumlulukları oranında rücuan tahsilini talep etme zorunluluğunun doğduğunu, açıklanan nedenlerle; davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 -TL “nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan sorumlulukları oranında tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini iddia ve talep edilmiştir. CEVAP: Davalılardan ... Enerji Tur. Tem. Mad. İth. Ve İhr. Tic, Ltd. Şti. Vekili tarafından verilen 14.06.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “4857 sayılı kanun 6.maddesi 3 fıkrası gereği " işyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür. Bu hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işverenin birlikte sorumlu olduklarını, ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğunun iki yıl ile sınırlı olup bu yönüyle de zamanaşımı itirazında bulunduklarını, esasa dair de davacı tarafın davasını kabul etmediklerini, şöyle ki; davacı tarafın dava dilekçesinde.... .... ... ise 18.02.2012 - 31.12.2012 arasında çalıştığını, dava dışı işçinin müvekkili firma bünyesinde çalışma döneminin | yılı doldurmadığını bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanamadığını bu talebinin mevzuat önünde haksız ve yersiz olduğunu, çünkü yasanın hizmet alım ihaleleri ile çalışan işçilerin kıdem tazminatından asıl işverenin sorumlu olduğunu düzenlediğini, 10.09.2014 tarihli 6552 sayılı Yasa 8. Maddesi ile Değişik İş Yasası 112. Maddesi açıkça Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılan hizmet alım haleleri ile çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatından asıl işvereni sorumlu tuttuğunu, kıdem tazminatı ödenmesine dair yönetmelikte bunun asıl işveren tarafından işçiye ödemesini düzenlediğini, davacı tarafın yasanın kendisini sorumlu tuttuğu kıdem tazminatını rücu etmeye çalıştığını, kamudaki hizmet alım ihaleleri sonucu çalıştırılan işçilerin başından beri asıl işveren işçisi olduğunu, değişen taşeronlar zamanında rutin birer işlem olarak SGK kayıtlarının yeni şirkete aktarıldığını, maaşlarının bu şirketler üzerinden ödendiği, ihale süresi biten şirketler giderken bu işçilerin de onlarla beraber gitmediğini, hep asıl işverenin işini ifa ettiği dolayısıyla bu işçilerin her ne kadar değişen taşeronlar zamanında SGK kayıtları değişen taşeron şirketlere aktarılsa da, maaşları taşeron firmalar tarafından yatırılsa da bunların taşeron işçisi olmadığını, esasen asıl işveren işçisi olduğunu, davacının davasını bir kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı dış ilişkide işçiye karşı ödemiş olduğu miktarı iç ilişkide diğer borçlulara karşı ancak payları oranında rücu edebileceğini, iç ilişkide sorumlular arasında zincirleme sorumluluk söz konusu olamayacağından her bir sorumluya “payı oranında “rücu edilebileceğini, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarının da rücu davalarında her sorumluya payları oranında rücu edilebileceği yönünde olduğunu, davacı tarafın taleplerini kabul etmemekle birlikte müvekkilinin sorumluluğunun çalıştırdığı dönem ve bu dönemdeki ücret ile sınırlı olup Yargıtay Kararları gereği bununda 1/2'sinden sorumlu olduğunu, davacının taleplerini kabul anlamına gelmemekle birlikte bilirkişi tarafından yapılacak olan hesapta müvekkilinin işçiyi çalıştırdığı dönem hesabı yapılıp bununda 1/2'sinin alınması gerektiğini, bu nedenlerle davacının haksız ve yersiz davasının reddine, şayet dava kabul edilecek olursa; uzman bilirkişiler vasıtasıyla müvekkili firmanın kendi dönemiyle ilgili olarak devrettiği dönemdeki son ücret baz alınarak hesaplama yapılması, sorumlu olduğu payın da 1/2'sinin belirlenip bu miktar üzerinden karar verilmesini, yargılama gideri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmili talep edilmiştir. Davalılardan .... ... ... vekili tarafından verilen 29.06.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın alt işveren olarak, asıl işveren olan davacı kurumun bizzat belirlediği işçiler ile belirli süreli iş sözleşmesi yaptığını, sözleşme yapılan bu işçiler üzerinde müvekkili firmanın işe alma, işten çıkarma, yıllık izne çıkarma vb. hiçbir tasarruf imkanı bulunmadığı gibi işçilerin bütün emir ve talimatları davacı kurumdan aldığını, müvekkili firmanın yalnızca kendisi ile sözleşme imzalamış olan işçilerin sigorta girişlerini yaparak işçilerin hak etmiş oldukları alacakları ödediğini, müvekkili firmanın ihale süresinden önce davacı kurumun ihale sözleşmesi yaptığı bir başka alt işverenlikte çalışan işçileri, müvekkili firmanın ihale sözleşmesi sonlandıktan sonra yine aynı kurumun çatısı altında başka bir alt işverenlik bünyesinde çalışmaya devam ettiğini, bu durumda asıl işveren olan davacı kurum ile işçiler arasında organik bir bağ bulunduğunu, istihdamın davacı kurum tarafından sağlandığını ve işçiler üzerinde tasarruf imkanı olan tek işverenin davacı kurumun olduğunu, bu nedenle tüm yetkileri elinde bulunduran davacının müvekkili firma alt işverenliğinde çalışmış olan işçiye yapılan kıdem tazminatı ödemesi sebebiyle başvurmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı kurum ile müvekkili firma arasında imzalanan sözleşme maktu olduğunu, davacı yanca tek taraflı olarak hazırlandığını, idari bir kurum olan davacı taraf ile müvekkili firma arasında imzalanan bu sözleşmenin eşitlik ilkesine uygun olmadığını, müvekkili firmanın sözleşme maddeleri üzerinde hiçbir söz hakkı bulunmadığını, ihaleyi kazanan müvekkili firmanın, işe başlamak için bu maktu ve tek taraflı hazırlanan sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığını, ancak imzalanan bu sözleşmede işçilerin iş akitlerinin sona ermesi nedeni ile doğacak işçilik alacaklarının tümünden yüklenicinin sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmadığını, ihaleci kurum tarafından işçilik alacakları ile ilgili müvekkili firmaya yapılan tüm ödemelerin işçilere ödendiğini, bu nedenle davacı kurumun sorumluluğu nedeni ile dava dışı işçiye yapmış olduğu ödemenin taraflarınca karşılanmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, açılmış olan davanın hukuki yarar bulunmaması nedeni ile usul ve esastan reddi gerektiğini, bu açıklanan ve re' sen tespit edilecek nedenlerle haksız ve hukuka aykırı açılmış davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir. DELİLLER: Bilirkişi raporu, bilirkişi ek raporları ve tüm dosya kapsamına istinaden. GEREKÇE: Davalı ... ... Ltd. Şti.'nin 02/06/2022 tarihinde iflas ettiği hususu dikkate alınarak bu davalı yönünden dosyanın tefrik edilmesine karar verilmiş ve yargılamaya devam olunmuştur. Dava, dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarının, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerine dayalı olarak rücuen tahsili istemine ilişkindir. Bilindiği üzere, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da, anılan madde hükmü uyarınca davacı ile davalı şirketler arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl (üst) işveren, davalı (alt) işverenlerin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. Nitekim, TBK'nın 167. maddesinde “Aksi karşılaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Yani, müteselsil sorumlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. Müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. .... ... .... .cümlesini iptal etmiştir. Buna göre, taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, kanundan doğan teselsül gereğince dış ilişkide, borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın, iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. .... ... ... 'ne yüklenemez. Aynı Şartnamenin 8.2 maddesinde ise, yüklenicinin istihdam ettiği işçilerin İş Kanunu, SSK mevzuatı ve diğer kanun ve mevzuatlarla belirlenen tüm hak ve alacakları yüklenici tarafından karşılanacağı, ...'nin bu gibi konularda sorumlu sayılmayacağı kararlaştırılmıştır. Davacı ... Genel Müdürlüğü ile davalı yüklenici firmalar arasında yapılan ve birer örneği dosya arasına sunulan tip hizmet alım sözleşmeleri incelendiğinde,"Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve genel şartnamenin 6.Bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür" şeklinde hüküm bulunmaktadır. Davacı vekilince 30/05/2024 tarihli dilekçesi ile dava değerini arttırmak suretiyle ıslahta bulunduğuna dair dilekçenin dosyaya ibraz olunduğu, ıslah dilekçesinin davalılara tebliğ olunduğu görülmüştür. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı ... Genel Müdürlüğü ile davalı şirketler arasında davacının işletmekte olduğu "Dalaman Hava Limanı Genel Temizliği İşi" nin ihale yoluyla teknik işletimi destek hizmetleri işi hizmet alımı ihaleleri kapsamında hizmet alım sözleşmeleri düzenlendiği, bu kapsamda dava dışı işçiler İsmet Karahan ve Bayram Karaağaç'ın yüklenici firmalar bünyesinde işçi olarak çalıştığı, İncelenen SGK kayıtlarına göre dava dışı işçi İsmet Karahan'ın ; - 01.04.2000-31.12.2005 tarihleri arasındaki dönemde davalı Ürün Ticaret... Ltd. Şti., -01/01/2006 - 28/02/2006 tarihleri arasındaki dönemde davalı ... ... ... 8/02/2012 - 31/12/2012 tarihleri arasındaki dönemde davalı ... Enerji... Ltd. Şti., -01/01/2013 - 31/08/2013 tarihleri arasındaki dönemde davalı ... ... ... . Ltd. Şti. nezdinde çalışma kaydı olmadığından bu davalılar yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dava dışı işçi ... ... ... 13.06.2019 tarihinde 8.238,42 toplam ödeme yapıldığı belirtilerek, yapılan bu ödemelerin rücuen davalı taraflardan tahsilinin istendiği anlaşılmaktadır. Dava dışı işçilere ait SGK kayıtları, işyeri sicil dosyası ve diğer tüm deliller ile alınan bilirkişi raporu ve ek raporlar incelendiğinde; davalı yüklenicilerin kayden işçisi olduğu anlaşılan dava dışı işçilerin, işçilik hak ve alacakları nedeniyle; taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerinde yer alan hükümler ve genel şartname hükümleri ile idari şartnamenin 8. Maddesi ve yukarıda belirtilen açıklamalar ile de belirtildiği üzere, belirlenen işçilik alacaklarının tamamından davalı alt işverenlerin sorumlu oldukları, alınan bilirkişi raporu, ek rapor ve hükme esas alınan 11.05.2024 tarihli ek rapor ile dava dışı işçilerin davalılar nezdindeki çalışma süreleri esas alınarak yapılan hesaplama ile davalıların sorumlu oldukları miktarların belirlendiği, bilirkişi raporu ile belirlenen miktarlar ve davacının dava ve ıslah dilekçesi göz önüne alınarak davanın bu davalılar yönünden kabulüne, dava dışı işçilerin davalılar ... ... ... ... Ltd. Şti. nezdinde çalışma kaydı olmadığından bu davalılar yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilip, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-Davanın, davalılar... ... ... Temizlik Bilgisayar Gıda İnşaat Tarım Paz.San. ve Tic.Ltd.Şti. yönlerinden husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2- Diğer davalılar yönünden KABULÜ ile; A) Davacının dava dışı işçi İsmet Karahan'a yapmış olduğu 61.522,45 TL ödemenin; -22.006,66 TL'sinin davalı Ürün Tic. Taah. Paz. Ltd. Şti'den, -660,09 TL'sinin davalı ... Organizasyon İnşaat Taahhüt Gıda Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinden(yeni unvan ... ... ... Hizmet Organizsyon .. .Ltd. Şti.), ... ... ... alınarak davacıya verilmesine, G-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, H-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.680,00 TL arabuluculuk giderinin; -529,97 TL'sinin davalı Ürün Tic. Taah. Paz. Ltd. Şti'den, -15,90 TL'sinin davalı ... ... ... Bilgisayar Sanayi Ticaret Limited Şirketi'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafların yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/11/2024