İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/150 E. 2024/195 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/150
- Karar No
- 2024/195
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/150 Esas KARAR NO : 2024/195 Karar DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 10/09/2024 KARAR TARİHİ : 06/11/2024 G. K. YAZILDIĞI TARİH : 21/11/2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ..bank Anonim Şirketi'nin ticari alacağına istinaden alacaklı vekili olarak taraflarınca İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında borçlu ... San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine yasal icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin alacaklarına kavuşamaması sebebi ile başlatılan icra takibi ve akabinde gerçekleştirilen haciz işlemleri esnasında borçlu .... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin yetkilileri muvazaalı hareket ederek şirketin malvarlığını eksiltmeye çalıştığını, mallarını çeşitli firmalara aktardığı bu suretle şirketi borca batık halde göstererek muvazaalı olarak üçüncü şahıs üzerinden faaliyetlerini sürdürdüğünün tespit edildiğini, borçlu şirketin taraf olduğu icra dosyalarını ve tarafı olduğu dava dosyalarını sonuçlandırmadan ticaret sicilden terkin edilmesinin usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili şirketin alacaklı olduğu icra dosyasında haklı alacağına kavuşması ve borçlu şirketin İstanbul .... İcra Hukuk Mahkemesi .... Esas sayılı dosyasında taraf sıfatını kazanması için, borçlu ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ihyasına karar verilmesini, şirkete yeni bir veya birkaç tasfiye memuru atanarak şirketin Ticaret Siciline yeniden TESCİL ve İLANINA, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ....Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün , TTK M. 32 Ve Ticaret Sicili Yönetmeliği M. 34 Hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, Tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurlarının alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, şirketlerin tasfiye sürecinin sonuçlandırılıp, bakiyelerin mevcut pay sahiplerine dağıtıldığını ve şirket kayıtlarının sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliğinin ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün tespit etmesinin mümkün olmadığını, TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yaptığını, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesinin kanuna aykırı olacağını, nitekim tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğunun düzenlendiğini, buna göre, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan ve tasfiye sürecini eksik/erken sonuçlandırdığı iddia edilen tasfiye memurunun/memurlarının kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğunun bulunmadığını, mahkemece, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK M. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, Tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabının tasfiye memurları olduğunu, bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan müvekkilinin yargılama masraflarından sorumlu tutulamayacağını, davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği "Yasal hasım" konumunda bulunan müvekkili aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, neticede davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafın, .... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Ve müvekkilinden alacaklı olduğunu, alacağa istinaden İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. Sayılı dosyasında alacağa istinaden icra takibi başlatıldığını, şirketin yetkililerinin sözde muvazaalı hareket ederek şirketin mal varlığını eksiltmeye çalıştığını, bu nedenle hacze çıkıldığını, üçüncü kişilerin istihkak iddiasında bulunduğunu, buna istinaden istihkak davası açıldığını ancak borçlu ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin, sicilden terkin edildiğini, mahkeme tarafından ihya davası açılarak taraf teşkilinin sağlanması için taraflarına süre verildiğini belirterek huzurdaki ihya davasını açtığını, TTK 32. Maddesi gereğince Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığının incelenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin tasfiyesi için gerekli kanuni şartları sağladığını ve terkin için başvuruda bulunduğunu, müdürlük tarafından herhangi bir eksiklik olmadığı için terkin talebinin kabul edildiğini, terkin başvurusu sırasında herhangi bir kanuni eksikliğin olması durumunda bu durumun Müdürlük tarafından bildirileceği / bildirilmesi gerektiği ve buna göre işlem yapılması gerektiğinin açık olduğunu, hal böyleyken, müvekkilinin herhangi bir sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, yine davacı şirket tarafından her ne kadar müvekkilinin yetkilisi olduğu şirketin muvazaalı şekilde şirketin mal varlıklarını eksilttiği iddia edildiğini ve bu sebeple dava açıldığı belirtilmişse de muvazaa iddiası doğru olmadığını, davacı tarafından haksız ve kötü niyetli iddialarla istihkak davası açıldığını, işbu şirketin ihyası davasında davacı tarafın hukuki yararı bulunmadığını, anılan nedenlerle öncelikle davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin sorumluluğundan bahsedilemeyeceği için yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, taraf beyanları, gelen müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava ; 6102 sayılı TTK' nın 547 maddesi kapsamında, tasfiye edilen şirketin ihyası ve yeniden ticaret siciline tescili istemine ilişkin olduğu görülmüştür. 6100 Sayılı HMK' nın 137. maddesi kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu: Tasfiye sonucu sicilden terkin edilen şirketin ihya koşullarının oluşup oluşmadığı, şirketin ihyasına karar verilmesi halinde ek tasfiye için tasfiye memurunun atanmasının gerekli olup olmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde; ihyası istenilen ... sicil nosunda kayıtlı TASFİYE HALİNDE ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin adresinin, ... Mah. ... Sk. ... Blok No: 12C Güngören/İSTANBUL olduğu görülmüştür. İhyası istenen şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre; 6102 sayılı TTK' nın 547/1. maddesi gereğince, işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK' nın 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır. 6102 TTK'nın 547. maddesinde tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde şirketin yeniden tescilinin istenebileceği düzenlenmiştir. Belirtilen yasa maddesinde açıkça düzenlendiği üzere; tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa davaya dayanak olan işlemlerin sonuçlandırılmasına münhasır olarak şirketin yeniden tescili talebi ile işbu davanın açılıp görülmesi mümkündür. Somut uyuşmazlıkta: Davacının, ihyası istenilen şirketin İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasının görülmesi ve mahkemece verilecek kararın infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere huzurdaki davayı açtığı; davacının ilgili davada da davacı sıfatında, ihyası istenen şirketin davalı sıfatında olduğu ve talebin istihkak iddiasının reddi ve takibin devamı istemine ilişkin olduğu, davacıya ihya davası açmak üzere süre verildiği, davanın derdest olduğu, bu haliyle derdest davada taraf teşkilinin sağlanabilmesi ve yargılamanın yürütülmesini temin bakımından ihya talep etmekte davacının hukuki yararının bulunduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK' nın 547/2 maddesinde; '' Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.'' hükmü düzenlenmiştir. Bu hüküm dikkate alınarak, ihyası istenen şirketin yetkilisi ve ortağı olan ...' nın (T.C. No: ....) tasfiye memuru olarak atanmasına, kendisinin şirket ortağı ve yetkilisi olması nedeniyle ücret takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Davalı ... Müdürlüğü, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmamıştır. Tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurlarıdır. Bu sebeplerle yasal hasım konumunda bulunan davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü' nün vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulması mümkün değildir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 10.11.2022 Tarih ve 2022/1897 E. - 2022/1492 K. sayılı ilamı) 6100 sayılı HMK.' nın 326/1. maddesi; " Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. " şeklindedir. Tüm dosya kapsamından; ihyası istenilen şirket tasfiye suretiyle sicilden terkin edilmiş ise de, terkinden evvel adı geçen şirket aleyhine açılmış dava bulunduğu, davanın tasfiye memurunun bilgisinde bulunduğu, dava sona ermedikçe tasfiyenin sonlandırılmasının mümkün olmadığı, hatta tasfiye kararının davadan evvel alınmasının dahi sonuca etkisi bulunmadığı; bu sebeplerle yargılama gideri ve vekalet ücretinin tasfiye işleminin eksik yapılması ve dava açılmasına sebebiyet verilmesinden ötürü tasfiye memurundan tahsiline karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davacının davasının KABULÜ İLE, -İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün .... sicil numarasında kayıtlı TASFİYE HALİNDE ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ' nin 6102 Sayılı TTK' nın 547. maddesi uyarınca İstanbul .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasının görülmesi ve mahkemece verilecek kararın infazı işlemleri ile sınırlı olmak kaydı ve şartı ile ek tasfiye işlemlerinin yapılması için tüzel kişiliğinin İHYASINA, 2-Şirket yetkilisi ...' nın (T.C. No: ....) 6102 Sayılı TTK'nın 547/2. maddesi gereğince tasfiye memuru olarak atanmasına, kendisinin şirket ortağı ve yetkilisi olması nedeniyle ücret takdirine yer olmadığına, 3-Karar kesinleştiğinde keyfiyetin İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nce TESCİL VE İLAN EDİLMESİNE, ilan ve müzekkere masraflarının davacı tarafça karşılanmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL peşin harcın karar ve ilam harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, -Davacı tarafça sarf edilen toplam 916,00-TL harcın davalı Tasfiye Memurundan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından sarf edilen toplam 422,00- TL yargılama giderinin (Tebligat ve müzekkere) davalı Tasfiye Memurundan alınarak davacıya verilmesine, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalı tasfiye memurundan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı .... vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/11/2024 Başkan ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Katip .... ¸e-imzalı