İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/141 E. 2024/554 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/141
Karar No
2024/554
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2022/141 Esas KARAR NO :2024/554

DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ:18/04/2013 KARAR TARİHİ:12/09/2024 ******************************************************************************** BİRLEŞEN ....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... E.SAYILI DOSYASINDA;

DAVA:Tazminat (Ölüm Sebebiyle) DAVA TARİHİ:14/03/2017 KARAR TARİHİ:12/09/2024

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın ve birleşen davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketine sigortalı, davalı ... şirketi adına kayıtlı, davalı gerçek kişinin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın 19/04/2012 tarihinde müvekkilleri ...'ın eşi, ...'un babası, ...'nün kardeşi ... ...'a çarparak ağır şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiğini, araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle müvekkili ... ...'ın uğradığı maddi zararlara ilişkin şimdilik 50.000 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkili ... için 225.000 TL, ... için 125.000 TL, ... için 100.000 TL, ... için 50.000 TL manevi tazminatın davalı gerçek kişiden ve davalı ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davacı ... ...'ın vefatı nedeniyle bu davacı yönünden açılan maddi tazminata yönelik istemin miras payları dahilinde davacı mirasçılar ... ... ve ... ...'a ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan aracın 31/12/2011 - 31/12/2012 tarihleri arasında müvekkili sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçede yazılı limitler ile sınırlı olduğunu, sigorta şirketinin sigortalısının kusuru oranında gerçek hasarı ödemekle yükümlü olduğunu, tedavi giderlerinden müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirkete hiçbir hasar başvurusunda bulunulmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Asıl davada davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada müvekkili şirkete yöneltilebilecek herhangi bir kusur veya ihmalin söz konusu olmadığını, kazaya karışan aracın diğer davalı ...'a ariyet olarak verilmesi nedeniyle işletenlik sıfatının bulunmadığını, dava konusu kazada ağır nitelikli müterafik kusur olduğunu, davacı ... ...'ın kazanın oluşumuna kusurlu eylemlerinin neden olduğunu, davacının talep ettiği maddi tazminat tutarının ispata muhtaç ve fahiş olduğunu, kazadan sonraki süreçte zarar gören ve ailesi için nakdi ödemeler ve sağlık yardımı yapıldığını ve kendilerine azami destek verildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Asıl davada davalı ... cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kaza sonrasında müvekkilinin, davacının ve ailesinin yanında olduğunu, hastane süresince ve sonrasında üzerine düşen tüm insanı ve vicdani görevleri yerine getirmeye çalıştığını, parasal anlamda da ciddi harcamalar yaptığını, davacı ... ...'ın kazada asli kusurlu olduğunu, kazanın çalışma saatleri dışında meydana geldiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketine sigortalı, davalı ... şirketi adına kayıtlı, davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın 19/04/2012 tarihinde müteveffa ... ...'a ve adına tescilli ... plakalı araca çarpmak suretiyle ağır şekilde yaralanmasına seebiyet verdiğini, kazadan 63 gün sonra vefat ettiğini, davalıların müvekkillerinin zararlarını tazminle yükümlü olduklarını, bu nedenle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 500,00 TL'den toplam 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 19/04/2012 gününden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan (sigorta şirketinden poliçe limiti ve kapsamında) müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesine, baba ve eşini kaybeden müvekkillerinin duyduğu ve halen de duymaya devam ettiği elem ızdırap ve acıların bir nebze olsun giderilmesi amacıyla, davacı eş ... ... için 125.000,00 TL, davacı çocuk ... ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 19/04/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan aracın 16/01/2012 - 31/12/2012 tarihleri arasında müvekkili sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçede yazılı limitler ile sınırlı olduğunu, sigorta şirketinin sigortalısının kusuru oranında gerçek hasarı ödemekle yükümlü olduğunu, tedavi giderlerinden müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada müvekkili şirkete yöneltilebilecek herhangi bir kusur veya ihmalin söz konusu olmadığını, kazaya karışan aracın diğer davalı ...'a ariyet olarak verilmesi nedeniyle işletenlik sıfatının bulunmadığını, dava konusu kazada ağır nitelikli müterafik kusur olduğunu, davacı ... ...'ın kazanın oluşumuna kusurlu eylemlerinin neden olduğunu, davacının talep ettiği maddi tazminat tutarının ispata muhtaç ve fahiş olduğunu, kazadan sonraki süreçte zarar gören ve ailesi için nakdi ödemeler ve sağlık yardımı yapıldığını ve kendilerine azami destek verildiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı ... cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kaza sonrasında müvekkilinin, davacının ve ailesinin yanında olduğunu, hastane süresince ve sonrasınBirleşen davada davalı ... cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kaza sonrasında müvekkilinin, davacının ve ailesinin yanında olduğunu, hastane süresince ve sonrasında üzerine düşen tüm insanı ve vicdani görevleri yerine getirmeye çalıştığını, parasal anlamda da ciddi harcamalar yaptığını, davacı ... ...'ın kazada asli kusurlu olduğunu, kazanın çalışma saatleri dışında meydana geldiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dava; 19/04/2012 tarihli trafik kazasında, davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı, diğer davalıların malik ( işleten ) ve sürücüsü olduğu aracın çarpması sonucu yaralanan ( dava açıldıktan sonra vefat eden ) davacı ... ...'ın maddi ve manevi zararları ile diğer davacıların manevi zararlarının davalılardan tazmini istemine; birleşen dava ise aynı kaza nedeniyle vefat eden ...'in geride bıraktığı eşi ve çocuğu tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Sorumluluk; meydana gelen zarardan, davalı ... haksız fiil faili olarak, davalı ...... A.Ş işleten olarak ve davalı sigorta şirketi de sigortacı olarak sorumludur. Her ne kadar davalı malik şirket, kazaya karışan aracı ariyet olarak diğer davalıya verdiğini savunmuş ise de bunu üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilecek düzeyde yazılı bir delil ile ( noter huzurunda düzenlenen sözleşme gibi ) kanıtlayamadığı gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 60.maddesi ile 66.maddesi hükümleri çerçevesinde de sorumluluğu devam ettiğinden bu savunmaya değer verilmemiştir. Yine ilke olarak, haksız fiilden kaynaklı davalarda sorumluluk müteselsilen ise de Mahkememizin... sayılı kararında teselsül sorumluluğuna hükmedilmediği ve bu hususun istinafa taşınmadığı göz önüne alınarak, davalı tarafın asıl dava yönünden doğan usuli kazanılmış hakkı muhafaza edilmiştir. Kusur; oluşan kazada tarafların kusur oranlarına ilişkin .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E sayılı dosyasında aldırılan, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 21/12/2015 tarihli ve 04/04/2018 tarihli kusur raporlarının dosya arasında olduğu ve alınan raporlara göre davalı araç sürücüsü ile müteveffa ... ...'ın eşdeğer kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E sayılı dosyasında alınan 06/07/2015 tarihli bilirkişi raporunda müteveffanın %60 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de; kusuru belirleme noktasında nihai takdirin Hakime ait olduğu, davalı ...'ın sağ şerit ile emniyet şeridini ortalamış halde duran aracı fark etmesi gerekirken yola gereken dikkati vermemesi nedeniyle %50 oranında ve müteveffanın da aracını emniyet şeridine tamamen yanaştırması gerektiği halde bunu yapmaması nedeniyle %50 oranında kusurlu olduğuna işaret eden 21/12/2015 tarihli ve 04/04/2018 tarihli Adli Tıp Kurumu raporlarında belirtilen oranların oluşa daha uygun olduğu kanaatine varılmakla, ... ile ...'in eşit oranda kusurlu oldukları kabul edilmiştir. Maluliyet; müteveffa ... ...'ın yargılama sırasında ölümü nedeniyle; meydana gelen trafik kazası ile ölümü arasındaki illiyet bağının tespiti yönünden İstanbul Adli Tıp Kurumu Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 22/05/2014 tarihli raporun dosya arasında olduğu ve alınan rapora göre hastanede tedavisi devam ederken 19/07/2013 tarihinde vefat eden müteveffa ... ...'ın ölümünün 19/04/2012 tarihli trafik kazasından kaynaklandığı, bu nedenle trafik kazası ile ölümü arasında illiyet bağının olduğu anlaşılmış ve birleşen dava yönünden destekten yoksun kalma tazminatı koşullarının oluştuğu kabul edilmiştir. Asıl dava yönünden ise; kaza ile vefat olayı arasında illiyet bağının bulunduğu, müteveffanın kaza tarihinden vefat tarihine dek yatalak durumda olduğu dikkate alınarak, vefat anına dek iş göremezlik oranının %100 olduğunun kabulü gerekmiştir. Yol ve Özel Beslenme Gideri; miktarının tespiti özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi raporu alınmıştır. Bu kapsamda alınan ve hekim bilirkişi tarafından tanzim edilen, sunulu belgeleri detaylı olarak irdeleyen, gerekçeli ve denetime elverişli 24/11/2022 tarihli bilirkişi raporu benimsenerek ve müteveffanın %50 oranındaki kusuru tenzil edilerek davacı mirasçıların 2.354,15 TL talep edebileceği anlaşılmış ancak daha önce hükmolunan maddi tazminatın 30.962,87 TL'lik kısmı davalı sigorta şirketi tarafından .... İcra Dairesi'nin ... E sayılı dosyasına ödendiğinden, söz konusu taleple ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Zarar; miktarının tespiti özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi raporu alınmıştır. Yargıtay içtihatlarına uygun olarak TRH-2010 Yaşam Tablosuna ve progresif rant yöntemine göre düzenlenen, müteveffanın kaza tarihinden vefat tarihine dek yatalak durumda olduğunu göz önüne alarak bu dönem için tam zarar hesabı yapan, mesleği, sendika üyeliği ve düzenli geliri kanıtlanamayan desteğin gelirini asgari ücret üzerinden ele alan, gerçek ortada iken varsayıma gidilemez ilkesi çerçevesinde yargılama sırasında evlenen ...'un durumunu gözeten, ayrıntılı ve gerekçeli 10/01/2024 tarihli aktüer bilirkişi raporu benimsenerek ( olay tarihi itibariyle yürürlükte olan hükümler uyarınca desteğin kusurunun davacılara yansıtılamayacağı dikkate alınarak ) hükme esas alınmıştır. ( Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/10033 E - 2023/1688 K sayılı kararı ) Maddi tazminat yönünden, asıl davada davacıların sıfatı " destek alan " olmalarından değil ve fakat " mirasçı " olmalarından kaynaklandığından, müteveffanın %50 oranındaki kusuru tenzil edilerek 5.803,34 TL tutarında iş göremezlik tazminatı alacaklarının olduğu belirlenmiş ancak daha önce hükmolunan maddi tazminatın 30.962,87 TL'lik kısmı davalı sigorta şirketi tarafından .... İcra Dairesi'nin ... E sayılı dosyasına ödendiğinden, söz konusu taleple ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Ayrıca her ne kadar bilirkişi raporlarında bakıcı gideri hesabı da yapılmış ise de dava dilekçesinde bakıcı giderine yönelik açıkça bir talep bulunmadığından, bu kısım dikkate alınmamıştır. Bununla beraber; davacılar vekilinin birleşen dosyaya sunduğu 02/07/2018 tarihli dilekçesi ile sigorta şirketi yönünden davadan feragat ettiğini beyan ettiği, yine mübrez 12/12/2017 tarihli Sulh Protokolüne göre davacılarca sigorta şirketinin ve davalı sigortalı ( işleten ) şirketin destekten yoksun kalma tazminatı bakımından ibra edildiği görülmekle, adı geçen davalılara karşı açılan destekten yoksun kalma tazminatının konusunun kalmaması nedeniyle bu davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 168/2 fıkrası uyarınca, " Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır. " Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında; davalı sigorta şirketinin teminat limitinin 225.000,00 TL olduğu halde davacıların 215.000,00 TL tahsil ederek sigorta şirketini ve sigortalıyı ibra etmelerinden ötürü 10.000,00 TL'lik fark ibradan sürücünün de yararlandırılması gerekmiş, ancak sigorta şirketi tarafından ...'a yapılan ödemenin ...'ın zararının yaklaşık olarak %88'ini, ...'un zararının ise yaklaşık olarak %82'sini karşıladığı ve aradaki farkın fahiş miktarda olduğu dikkate alınarak, ibranamenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmiştir. ( Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/26193 E - 2022/12465 K sayılı kararı ile 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1815 E - 2020/942 K sayılı kararı ) Asıl ve birleşen davadaki manevi tazminat istemi yönünden; Bilindiği üzere (6098 sayılı BK. 56 md hükmüne göre), hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Bu bilgiler ışığında asıl dava yönünden durum değerlendirildiğinde; kazaya karışanların %50 oranında kusurlu oldukları, trafik kazasından kaynaklı olarak ... ...'ın yaklaşık 15 ay boyunca yatalak halde yaşadığı, bu nedenle duyulan acı ve elemin giderilmesi için davacı eş ... ve davacı çocuk ...'a hakkaniyete uygun bir tazminatın verilmesi gerektiği, yine davacı kardeşin de bu süreçte müteveffanın bakımı ile ilgilendiği ve haksız fiil nedeniyle kardeşini yatalak durumda görmenin kişide önemli derecede üzüntüye yol açacağı kanaatiyle tarafların sosyal ve ekonomik durumları çerçevesinde uygun miktarda manevi tazminata hükmetmek gerekmiştir. Birleşen dava yönünden ise; trafik kazası ile desteğin ölümü arasında uygun nedensellik bağının mevcut olduğu, davacı eşin olay nedeniyle hayat arkadaşını yitirdiği, davacı çocuğun ise vefat tarihindeki yaşı itibariyle derin bir üzüntüye düşeceğinin aşikar olduğu, bu nedenle manevi tazminat koşullarının gerçekleştiği dikkate alınarak, tarafların sosyal ve ekonomik durumları çerçevesinde uygun miktarda manevi tazminata hükmetmek gerekmiştir. Ayrıca her ne kadar davalı ... tarafından, davacı tarafa çeşitli tarihlerde muhtelif miktarda ödemeler yapıldığı, bu ödemelerin manevi tazminata binaen gerçekleştirildiği, manevi tazminatın da bölünemezliği ilkesi uyarınca davacıların manevi tazminat isteminde bulunamayacakları ileri sürülmüş ise de; mübrez dekontlarda alıcı olarak müteveffanın kardeşinin göründüğü, dekontlarda herhangi bir açıklamanın mevcut olmadığı, bu nedenle ödemenin maddi veya manevi tazminata yönelik olarak yapıldığının kanıtlanamadığı gibi ifa amacı taşıyan ödeme niteliğinde olduğu da kanıtlanamadığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55/1 fıkrası uyarınca tenzilat nedeni olarak kıymetlendirilmemiştir. Son olarak; kazaya karışan sigortalı araç " hususi " nitelikte ise de işleteni tacir olmakla, avans faize hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. ( Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2015/6111 - 13484 E.K sayılı kararı ) HÜKÜM : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; Asıl Davada; Davanın KISMEN KABULÜ ile; 1-5.803,34 TL iş göremezlik tazminatı ile 2.354,15 TL yol ve özel beslenme gideri yargılama sırasında ödendiğinden bu hususta Karar Verilmesine Yer Olmadığına, fazlaya dair istemin reddine, 2-8.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/04/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ... A.Ş'den alınarak davacı ...'a ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, 3-6.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/04/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ... A.Ş'den alınarak davacı ...'a ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, 4-4.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/04/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ... A.Ş'den alınarak davacı ...'ye ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, 5-Müteveffa davacı ... için takdir edilen 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/04/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ... A.Ş'den alınarak davacılar ... ve ...'a ... 4. Noterliği'nin 02/08/2013 gün ve ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesindeki payları oranında ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, 6-Maddi tazminat yönünden alınması gereken 427,60 TL peşin harcın dava açılış sırasında yatırılan 1.878,55 TL peşin harçtan mahsubu ile başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 7-Manevi tazminat yönünden bu davada alınması gereken 1.912,68 TL karar ve ilam harcının dava açılışında yatırılan 1.878,55 TL peşin harcın bakiye kısmından mahsubu ile bakiye 461.73 TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ... A.Ş'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 8-Davacı tarafından yatırılan 24,30 TL başvuru harcı, 2.267,60 TL posta giderleri olmak üzere toplam 2.291,90 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre 373,60 TL sinin ve davacı tarafça yatırılan 1.878,55 TL peşin harç masrafının davalılar ... ve ... A.Ş'den tahsili ile davacılara ödenmesine, 9-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... Sigorta, ... ve ... A.Ş'den alınarak davacılara verilmesine, (... Sigorta A.Ş'nin sorumluluğu 8.157,49 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) 10-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılar ... Sigorta, ... ve ... A.Ş'den verilmesine, Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E Sayılı Dosyasında; Davanın KISMEN KABULÜ ile; 1-1.690.569,12 TL destekten yoksun kalma tazminatının vefat tarihi olan 19/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı ...'a ödenmesine, 2-11.963,43 TL destekten yoksun kalma tazminatının vefat tarihi olan 19/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı ...'a ödenmesine, 3-... A.Ş ve ... Sigorta A.Ş'ye karşı açılan destekten yoksun kalma tazminatı istemleri hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığına, 4-50.000,00 TL manevi tazminatın vefat tarihi olan 19/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ... A.Ş'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, 5-40.000,00 TL manevi tazminatın vefat tarihi olan 19/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ... A.Ş'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, 6-Destekten yoksun kalma yönünden, bu davada alınması gereken 116.299,99 TL karar ve ilam harcının dava açılışında yatırılan 771.91 TL peşin harç ve dava devam ederken yatırılan 5.812,00 TL tamamlama harcından mahsubu ile bakiye 109.716,08 TL'sinin davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Manevi tazminat yönünden, bu davada alınması gereken 6.147,90 TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ... A.Ş'den müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL başvuru harcı ve 9.000,00 TL bilirkişi ücreti (yapılan bilirkişi incelemesinin destekten yoksun kalma hesabı yönünden olduğundan) olmak üzere toplam 9.031,40 TL yargılama giderinin davanın kabul oranı göre hesap edilen 8.399,20 TL sinin ve davacı tarafça yatırılan 771,91 TL peşin harcı ile 5.182,00 TL tamamlama harcının davalılar ... ve ... A.Ş'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 9-Avukatlık Asgari Ücret tarifesi gereğince destekten yoksun kalma tazminat yönünden 207.245,53 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, 10-Avukatlık Asgari Ücret tarifesi gereğince destekten yoksun kalma tazminat yönünden 11.963,43 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, 11-Avukatlık Asgari Ücret tarifesi gereğince manevi tazminat yönünden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... A.Ş'den alınarak davacılara ödenmesine, 12-Avukatlık Asgari Ücret tarifesi gereğince manevi tazminat yönünden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılar ... A.Ş ve Davalı ... a ödenmesine, 13-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avanslarının taraflara iadesine, Dair, huzurdaki taraf vekillerinin yüzüne karşı, davalılardan ... Sigorta vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı.12/09/2024

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/141, K. 2024/554, T. 12.09.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-141-e-2024-554-k-3fdb5706f736