İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/129 E. 2024/95 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/129
- Karar No
- 2024/95
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/129 KARAR NO : 2024/95
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/11/2020 KARAR TARİHİ : 31/01/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı vekili dava dilekçesi ile davalı şirket tarafından Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .... D.İş sayılı dosyası üzerinden yapılan başvuru üzerine, keşidecisi “... Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti.”, ....,.... Şubesine ait, 30.000 TL miktarlı ve 10.08.2015 keşide tarihli çek ile ilgili olarak borçlu “... San. vE Tic. Ltd. Şti.” aleyhinde ihtiyati haciz kararı verildiğini, müvekkili “...San. Ve Tic Ltd. Şti”nin adresinde fiili haciz yapılmış, borçlu firma ile müvekkili firmanın farklı hükmi şahıslar olması nedeni ile müvekkili şirket yetkilisi tarafından borca husumet yönünden itiraz edildiğini, İcra müdürlüğünce, itiraza ve istihkak iddiasına rağmen müvekkili firmaya ait; toplamda 34.000 TL değerinde, 2 adet iş makinasının haczedilerek, muhafaza altına alındığını, Davalı “... San. ve Tic. Ltd. Şti” tarafından Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... D.İş sayılı dosyası üzerinden yapılan başvuru üzerine, keşidecisi “... Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti.”, ... çek no’lu, 40.800 TL miktarlı ve 15.09.2015 keşide tarihli çek ile ilgili olarak borçlu .... ve Tic. Ltd. Şti.” aleyhinde ihtiyati haciz kararı verildiğini, Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü’nün ... Tal. Sayılı dosyasından müvekkilinin adresinde fiili haciz yapıldığını, müvekkili firmaya ait toplamda 51.000 TL değerinde, 3 adet iş makinası yediemin olarak müvekkili firma yetkilisi ... ya teslim edilmek suretiyle, haczedildiğini, müvekkili şirketin adresinde hacizler nedeni ile İstihkak davaları açıldığını, yargılaması neticesinde; istihkak davalarındaki "icranın durdurulması kararı" kapsamında sunulan teminat mektupları masraflarından; şimdilik, 15.260,84 TL'sinin anılan tarihlerdeki ödeme tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Bursa .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasına hasren 13.06.2015 tarihinde 3.600,00 TL, Bursa .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasına hasren 13.06.2016 tarihinde 5.345,20 TL, Küçükçekmece .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasına hasren 13.06.2016 tarihinde 360,00 TL, Küçükçekmece .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasına hasren 13.06.2016 tarihinde 360,00 TL, vekalet ücreti ödemelerinden, fazlaya ilişkin her türlü talep, dava ve ıslah hakkımızın saklı kalması kaydıyla; akdi vekalet ücreti masraflarından şimdilik, 9.665,20 TL'sinin ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, muhafaza altına alınan mahcuz menkullerin teslimi için yapılan masraflardan şimdilik, 309,80 TL'sinin ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile davacı vekilinin iddia ettiği hususların gerçek dışı olduğunu, mahkemenin yetkisiz olduğunu, müvekkili şirketin adresinin Osmangazi/Bursa olduğundan davaya Bursa Adliyesi Mahkemeleri bakmakla yetkili olduğunu, davacı tarafın her ne kadar istihkak davasını kazanmış olsa da davanın açılmasına kendisinin sebebiyet verdiğini, takip adresinde yapılan haciz esnasında davacı şirkete ait evraklar bulunduğunu, bulunan evrakların haciz tutanaklarında belirtildiğini, haciz mahallinde borçluya ait evrak bulunması, orasının borçlunun işyeri sayılması ve oradaki malların keza borçluya ait sayılmasının gerektiğini, Davacı şirket ile borçlu şirketlerin ortaklarının aynı olduğu gibi, isimlerinin de benzeştiğini, faaliyet alanlarının da aynı olduğunu, davacının işyerinde haciz işlemi yapılmasında müvekkilinin bir kusurunun olmadığını, Davacı ile avukatı arasında yapılan sözleşmeye dayanarak yapılan ödemelerin müvekkilini bağlamadığını, maddi tazminat davasına konu edilecek bir husus olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır. Mahkememizden verilen 17/02/2021 tarih ve ... Esas ... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin 20/01/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla "Davacının zilyetliğinde bulunan iş makinelerine ilişkin haksız haciz eylemi Bakırköy Adli Yargı sınırları içinde (Başakşehir - İkitelli) gerçekleştiğine göre,Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açan davacının, seçimlik hakkını, haksız eylemin gerçekleştiği yer mahkemesinde dava açmak suretiyle doğru olarak kullandığı anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalının yetki itirazının reddiyle işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup davacı vekilinin istinaf başvurusu yerindedir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-a-3 uyarınca usulen kabulü ile sair istinaf sebepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının yetki yönünden kaldırılarak dosyanın yeniden esasa ilişkin karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ... Esas - .... karar sayılı kararının HMK.m.353/1-a-3 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, " gerekçesi ile kaldırılmasına karar verilerek iş bu esas numarasını almıştır. Dosyada mevcut 11/01/2023 tarihli Bilirkişiler ... ve ... tarafından sunulan raporda Davacı şirket tarafından 6102 sayılı TTK m. 64 ve VUK m. 182 gereğince tutulması mecburi 2015, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarına ait ticari defterlerinin tutulduğu, işbu defterlerin süresi içerisinde açılış kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, yevmiye ve kebir defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, Davacı tarafından sunulan ekstrelere göre, davacı şirketin teminat mektupları için toplam 13.124,65 TL tutarında komisyon ödemesi yaptığı, Davacı tarafından sunulan ekstrelerden, davacı şirket tarafından toplam 2.136,21 TL tutarında DASK primi ödendiğinin tespit edildiği, ancak dosyada mevcut belgeler arasında davacı şirket tarafından ödenen DASK primlerinin dava dışı ... Bankası A.Ş.’ye verildiği iddia edilen gayrimenkul ipotekleriyle ilişkili olup olmadığına dair herhangi bir delilin bulunmadığı, Davacı şirket tarafından dosyaya sunulan serbest meslek makbuzlarından, davacı şirket tarafından ilgili davalar için KDV hariç toplam 7.889,97 TL tutarında ödeme yapıldığının tespit edildiği, somut olayda davacı şirket tarafından her ne kadar KDV dahil 9.665,20 TL’nin iadesi istenmiş ise de KDV hiçbir zaman bir gider unsuru olmadığından ve davacının ödeyeceği KDV’den indirim yaptığı bir tutar olduğundan, vekalet ücretleri içerisinde yer alan KDV’lerin iadesinin talep edilebilmesi mümkün gözükmediği, Somut olayda davacı şirket vekili tarafından müvekkilinin haksız yere muhafaza alınan mallarının teslimi için ödemek zorunda kaldığı yedieminlik ücreti ve nakliye masraflarının iadesi talep edilmiş ise de dosyada davacı şirket tarafından yedieminlik ücreti ödendiğine dair herhangi bir delil vasıtası bulunmadığı, Davacı tarafından mahcuz menkullerin nakliyesi için 28.12.2015 tarihinde ödenen nakliye masrafının rayicinin bilirkişi marifeti ile hesaplanmasının istendiği, bu kapsamda tespit edilen nakliye bedelinin ortalama 2.000,00 TL olduğu, Yargıtay kararlarına göre, haksız hacizden kaynaklı genel hükümlere dayalı olarak açılan tazminat davalarında, icra mahkemesinin istihkak davasına ilişkin vermiş olduğu kararlara bağlı kalınmaksızın haczin haklı olup olmadığının incelenmesi ve yapılan inceleme sonucunda tazminat koşullarının mevcut olup olmadığı hakkında bir sonuca ulaşılması gerektiği, Bir haczin haksız haciz olarak nitelendirilebilmesi için haciz işleminin borçlu olmadığı bilinen bir kişi veya borçluya ait olmadığı bilinen bir eşyaya yönelik yapılması gerektiği, dava konusu haciz işlemleri sırasında davacı şirkete ait işyerinde dava dışı borçlu şirkete ait birtakım evrakların bulunduğu, söz konusu evrakların davacı şirkete ait işyerinde bulunma sebebinin haciz sırasında açıklanmadığı, davalı şirket tarafından haciz işleminin kasıtlı olarak borçlu olmadığı bilinen bir kişiye veya borçluya ait olmadığı bilinen bir eşyaya yönelik yaptırıldığına yönelik herhangi bir somut veri bulunmadığı, tüm bu nedenlerle, davalı şirkete karşı yöneltilen tazminat taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dava; haksız haciz nedeniyle zarara uğrayan davacının maddi tazminat istemine ilişkindir. 2004 Sayılı İİK'nın 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Buna karşılık, haksız ihtiyati haciz kararı olan alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından geçerli olup, manevi tazminat yönünden BK'nın 49. maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Bu maddeye dayalı sorumluluk ise, kusura dayalıdır. Bu itibarla, alacaklının kötü niyetli veya iyi niyetli olup olmadığı da sonuca etkili olup, ağır olmasa da kusurlu olması da gerekmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin E.2015/9517, K.2016/11199 sayılı kararında da“Buna karşılık, haksız ihtiyati haciz kararı alan alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından geçerli olup, manevi tazminat yönünden TBK 58, (BK’nın 49) maddesindeki koşulların oluşması gerekir.” şeklindedir. 6098 sayılı TBK’nın “Sorumluluk” başlıklı 49. maddesi de; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür” hükmünü taşımaktadır. Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Bir haksız fiil sonucu zarara uğrayan kimse, uğradığı zararın tazminini bu haksız fiilden sorumlu olan kimseden veya kimselerden talep edebilir. 6098 sayılı TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanabilmesi için ilk olarak saldırının hukuka aykırı olması gerekir. Hukuka uygun bir eylem, bu maddenin uygulanmasına imkân vermez. İkinci koşul ise kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusursuz sorumluluk hâlleri hariç kusurunun bulunması gerekir. Kişilik hakkı zedelenenin ayrıca manevi zarara uğramış olması gerekirken hukuka aykırı saldırı ile manevi zarar arasında uygun illiyet bağı da bulunmalıdır. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda haksız fiilin varlığından söz edilemez (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt 1, 2012, s. 452-454). "....Asıl dava manevi tazminat talebine yönelik istinaf incelemesinde; Dava haksız hacizden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. İcra dosyası alacaklısı olan Hukukçular .... sitesi yönetiminin vekilleri davalı gösterilmişlerdir. Haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için icra dosyası alacaklısının ağır kusurunun bulunması gerekir. Davalılar .... ve ...'ın İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalarında alacaklı vekili olduğu ve işlemleri müvekkilinin nam ve hesabına yaptıkları, buna göre alacaklı vekili olarak Avukat sıfatıyla yaptıkları işlemlerden doğrudan sorumlu tutulamayacakları anlaşılmaktadır. (Emsal: İstanbul BAM 4 HD 2020/556 Esas, 2022/506 Karar) bu durumda davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf istemi doğru değildir.Birleşen dosyadaki manevi tazminat istinaf incelemesinde; Adalet Bakanlığı, icra memurunun haciz işlemleri nedeniyle davalı gösterilmiştir. Adalet Bakanlığı'nın sorumluluğu için icra memurunun kusurunun bulunması gerekir.Somut olayda; davalı icra dosyası alacaklısı olan ... sitesi yönetiminin vekilleri siteye aidat borcu nedeniyle davacının taşınmaz bilgilerinin takbisten sorgulanarak taşınmaz bulunması halinde haciz müzekkeresi yazılmasını istemiş, icra müdürlüğü de talebi yerine getirmiş ve davacının taşınmazlarına haciz uygulamıştır. Taleple bağlı olan icra memurunun taşınmazlara haciz uygulama hususunda takdir yetkisi yoktur. Buna göre icra memurunun olayda kusuru söz konusu değildir. Bu nedenle davacı vekilinin icra memurunun kusurlu olduğuna ve Adalet Bakanlığının sorumluluğuna ilişkin istinaf istemi doğru değildir." İstanbul BAM .... Hukuk Dairesi, ... Esas, ... Karar. Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; yukarıda da bahsedildiği gibi dava haksız ihtiyati haciz nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacının aleyhine uygulanan haczin haksız olup olmadığı, haksız ise maddi zararının tespiti bakımından dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş düzenlenen kök ve ek raporlar dosyamız arasına alınmıştır. 2004 sayılı İİK’nın 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Buna karşılık, haksız ihtiyati haciz koyduran alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından olup, manevi tazminat yönünden 818 sayılı BK’nın 49. maddesindeki (6098 sayılı TBK'nın 58.maddesi) koşulların oluşması gerekir. Bu maddeye dayalı sorumluluk ise, kusura dayalıdır. Bu itibarla, alacaklının kötüniyetli veya iyiniyetli olup olmadığı da sonuca etkili olup, ağır olmasa da kusurlu olması gerekmektedir. (Bkz. Prof. B. Kuru, İcra ve İflas Hukuku, Ankara, 1993, Cilt 3, Sh.2583 v.d). (Emsal Yargıtay 4. HD nin 24.10.2018 gün ve 2016/9599 E - 2018/6494 K. Sayılı ilamı) Davacının manevi tazminat talebi bulunmamaktadır. Her ne kadar raporda hukuka aykırılık unsurunun bulunmadığından bahsedilmiş ise de T.C.YARGITAY4. Hukuk Dairesinin 2014/12440 Esas, 2014/14543 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay'ın eski tarihli içtihatlarında da belirtildiği gibi istihkak davasının davacı lehine sonuçlanması tek başına manevi tazminat için yeterli görülmese de haczi haksız hale getireceğine şüphe yoktur. İstihkak davasının kabul edilmiş olduğu da göz önünde bulundurulduğunda davacının 13.124,65 TL teminat mektubu için, 7.889,97 TL akdi vekalet ücretine ilişkin masrafı ile 2.000,00-TL nakliye ücreti masrafının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; AÇILAN DAVANIN KISMEN KABULÜNE, 1-Davacının 13.124,65 TL teminat mektubu için, 7.889,97 TL akdi vekalet ücretine ilişkin masrafı ile 2.000,00-TL nakliye ücreti masrafının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve tahsili gereken 1.572,12- TL karar ve ilam harcın peşin alınan 430,97 TL nispi harçtan mahsubu ile bakiye 1.141,15-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 54,40- TL başvuru harcı, 430,97 TL peşin nispi harç, 7,80-TL vekalet harcı, olmak üzere toplam 493,17-TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan tebligat müzekkere gideri, bilirkişi ücretleri toplamı 5.522,10 TL'nin kabul ve red oranı göz önüne alındığında 5.025,11-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye 21,79-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 6- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu gereği 17.900 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu gereği 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya iadesine, 9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 31/01/2024
Katip ... ¸
Hakim ... ¸
"iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."