İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1183 E. 2024/235 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1183
- Karar No
- 2024/235
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1183 Esas KARAR NO : 2024/235
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : 29/12/2022 KARAR TARİHİ : 22/02/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/03/2024 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: davacı özetle; kendisinin ...... Ticaret Sicil Nolu ...nin ortağı ve yetkilisi olarak göründüğünü, ancak görev süresinin 13.02.2022 tarihinde sona erdiği gibi davalı şirket yapı denetim belgesinin iptal edildiğini şirketin 2014 yılından buna yana kadar atıl durumda olduğunu, davalı ... Şirketinin odaya kayıt edildiği 14.05.2007 tarihinden bu yana iki ortaklı bir şirket olduğunu, şahsının % 70 hisse sahibi bulunduğunu, şirketin iki ortaklı bir şirket olduğunu, diğer hissedarın .... (TC Kimlik No: .... ) olduğunu hisse oranının ise %30 olduğunu, davalı şirkete T.C Çevre ve Şehircilik İklim Bakanlığı Merkezi Yapı Denetim Komisyonu Başkanlığınca Yapı Denetim Belgesinin Tanzim edilerek verildiğini, ...nin; 2007 yılında kurularak İstanbul Ticaret Odası bünyesinde, inşa edilen binaları ve yapıları temel aşamasından son aşamasına kadar denetleyerek söz konusu inşaatlara devam onaylarının verilmesi veya verilmemesi noktasında denetim faaliyetlerinde bulunduğunu, resmi gazetede ilan edildikten sonra bakanlık makamının 25.03.2014 tarihli ve 2488 sayılı oluru ile Yapı Denetim İzin Belgesi adına geçen bakanlığa iade edildiğini, dolayısıyla şirketin inşaat kontrol faaliyetlerinin de durdurulduğunu, istihdam edilen kontrol mühendislerinin de iş akitlerinin sona erdirildiğini ve şirketle ilişkilerinin kesildiğini, bu tarihten bu zamana kadar da şirketin tüm faaliyetlerinin durdurulmuş olduğunu, şirketin atıl durumda bulunduğunu, özetle şirketin sadece adı var olduğunu ancak kendisi olmadığını, Limited şirketlerde haklı nedenlerle fesih hakkının, TTK'nın 636/2 maddesinde "Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu kanuna uygun hale getirmesi için bir süre belirleyeceğini, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir şeklinde düzenlendiğini, şirketin %30 hisseli ortağı .....’ün 24.02.2012 tarihinde bu hisseyi devir aldığını ve yapmış olduğu araştırmalardan öğrendiği kadarı ile de 2013 yılında Almanya'ya çalışmaya gittiğini, 2013 yılından bu tarihe kadar kendisi ile hiçbir şekilde irtibat sağlanamadığını, kendisinin şirketle hiçbir bağının da kalmadığını ve şirketle ilgili hiçbir işlemde de bulunmadığını, kendisine defalarca ulaşmaya çalıştığını bunun mümkün olamadığını, dolayısıyla şirket ortakları olarak bir araya gelerek herhangi bir işlem tesis etmenin mümkün olmadığı gibi herhangi bir karar almanın da mümkün bulunmadığını, kaldı ki şirketin şu an itibari ile temsilcisinin de bulunmadığını, şirket ortaklarının bir araya gelerek karar almaları ve temsilci atamalarının da mümkün olmadığını, şirkette şahsının 13.02.2012 tarihli 01.03.2012 tescil tarihli kararı ile münferiden 10 yıllığına yetkili olarak atandığını, yetki süresinin 13.02.2022 tarihinde sona erdiğini, şirketin 13.02.2022 tarihten bu zamana kadar herhangi bir temsilcisinin de bulunmadığını, bu durumun tek başına şirketin feshi için yeterli olduğunu, şirketin bir takım usulsüz işlemlerde bulunarak 2014 yılında ceza aldığı tarihten bu yana atıl duruma geldiğini, 06 Nisan 2014 Pazar günlü ...... sayılı Resmi Gazete ile şirkete Yapı Denetim Kanununda öngörülen esaslara uygun denetim yapmadığı gerekçesi ile 1 yıl süreyle denetim faaliyetinin durdurulmasına karar verildiğini, şirketin bu tarihten bu yana da atıl durumda olduğunu, şirketin zaman içerisinde bir çok usulsüz işlemlere maruz kaldığını, asıl amacından uzaklaştığını, davalı şirketin, sorumluluğu kapsamında olan denetimini yaptığı yapıda, proje dışı inşaatların mevcut olmasına rağmen bu durumun ilgili birimlere bildirilmemesine ilişkin olarak ilgili belediye imar müdürlüğü kontrol mühendislerince incelemeler yapıldığını, yapılan incelemeler sonucunda da inşaatın yapımcısı tarafından yapı üzerine proje dışı işlem yapıldığı hususunun tespit edildiğini, ilgili belediye imar müdürlüğünce tespit edilen işbu durumun , Merkezi Yapı Denetim Komisyon Başkanlığına bildirildiğini, bunun üzerine; komisyon başkanlığı tarafından verilen karar ile şirketin 25.03.2014 tarihinden itibaren 1 yıl süreyle denetim faaliyetinin durdurulmasına karar verildiğini, kendisinin şirket bünyesinde uygulama denetçisi olarak görev yaptığını şirkete ait iş ve işlere ilişkin olarak tüm süreci ....’ın yönettiğini, görünürde şirketin yetkilisi ve müdürü olarak şahsının Makine Yüksek Mühendisi ... olmasına karşılık şirketi temsil ve/veya işlem yapma yetkisinin .....'da olduğunu, bu şahsın, hiçbir bilgim ve onayım olmaksızın, sahte imza atmak ve/veya attırmak suretiyle imzalarını taklit etmek ve maddi menfaat karşılığı olarak söz konusu denetim işlerini üçüncü şahıslara devrettiğini, bu hususa ilişkin olarak ilgili belediye imar müdürlüklerinde araştırmalar yaptığını, söz konusu hukuka aykırı işlemlerin gerçekleştirdiğini bu şekilde anladığını, tüm bu hususların kayıtlarla ortaya çıkınca nitelikli dolandırıcı olduğu anlaşılan ......’ın 06.12.2016 tarihinde intihar ederek yaşamına son verdiğini, Görüldüğü üzere şirketin uzun zamandır işlemsiz ve faaliyetsiz bir durumda durduğunu, Davalı şirketin borca batik durumda bulunduğunu, çok yüksek miktarda vergi borcu ve SGK borcu bulunduğunu, bu durum da şirketin amacından çıktığını ve şirketin faaliyetinin devam etmesine gerek kalmadığını ortaya koyduğunu şirketin feshinin gerekli olduğunu, zira şirkete ilişkin yaklaşık on milyon Türk Lirasını bulan vergi borcu sebebi ile şirketin sanki tek ortağı kendisiymiş gibi şahsına ödeme emirleri gönderildiğini, Vergi Daireleri tarafından davalı şirketin borcundan dolayı ısrarla usulsüz ve gerçek dışı ihbarnamelerin tarafına gönderildiğini, bu sebeple bir çok dava açmak zorunda da kaldığını, Şöyle ki: Beylikdüzü Vergi Dairesinin davalı şirketin borcu olduğu iddiası ile tarafına ödeme emri gönderdiğini ve bu asılsız ödeme emrinin iptali için tarafınca İstanbul ..... Vergi Mahkemesinin ... Esas ... karar nolu ilamı ile ödeme emrinin iptaline karar verildiğini, bu kararın İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin .... Vergi Dava Dairesinin .... Esas .... sayılı kararı ile onandığını, Yine İstanbul ..... Vergi Mahkemesinin .... Esas .... karar nolu ilamı ile de ödeme emrinin iptaline karar verildiğini, bu kararın İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin .... Vergi Dava Dairesinin .... Esas .... sayılı kararı ile onandığını, Yine İstanbul ....... Vergi Mahkemesinin ..... Esas .... karar nolu ilamı ile de aynı şekilde ödeme emrinin iptaline karar verildiğini, bu kararın İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin .... Vergi Dava Dairesinin ..... Esas .... sayılı kararı ile onandığını, söz konusu mahkeme kararları incelendiğinde gerek Avcılar Vergi dairesi gerekse de Beylikdüzü Vergi Dairesi tarafından aynı konuda gönderilen ceza ihbarname ve ödeme emirlerinin şirket yetkilisi olarak tarafına gönderildiğini ve açılan davalar sonucunda ödeme emirlerinin asıl borçlu şirket yerine şirketin kanuni temsilcisine tebligat yapıldığı gerekçesi ile iptal edildiğinin ve kararların kesinleştiğinin görüleceğini, kararlar incelendiğinde davalı şirketin borca batık olduğu ve davalı şirketin borcu nedeni ile sürekli olarak şahsına işlem yapıldığının anlaşılmış olacağını, yine aynı şekilde ... tarafından davalı şirkete ait 05.03.2018 düzenleme tarihli ... sayılı 2010/5-11; 2014/2-4; 2015/7-9 dönemlerine ait 71.137,55 TL asıl alacak 43,716.07 TL gecikme zammı toplam 114,853.62 TL Prim Borcuna ilişkin ödeme emrinin şahsına gönderildiğini ve itirazlarına rağmen emekli maaşına haciz konulduğunu, ...'nin kanuni temsilcisi olduğu gerekçesiyle emekli aylığından yapılan kesintinin hukuki dayanaktan yoksun olması sebebi ile açmış olduğu davanın da Bakırköy .... İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile devam ettiğini, ...nin İstanbul Ticaret Odası Sicil Memurluğundan Sicil Numarası; ...... Ticaret Unvanı ... olarak kayıt ve tescili yapılan Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 1 Mart 2012 8017 Sayılı ilan gazetesinin dilekçe ekinde sunulduğunu, belirtilen gazete incelendiğinde; şirketin %30 hisseli ortağı T.C. Kimlik No: ....... İnşaat Mühendisi ...... ’ ün Almanya'da çalıştığı ve Türkiye'ye hiç gelmediği duyumlarını aldığını, elinde noterden onaylı bir vekaletnamesi olmadığından, mahkeme yolu ile şirketin İstanbul Ticaret Odasındaki kaydını sonlandıramadığını, ticaret Odasına ödenmesi gereken aidatlarında ödenmemiş olduğunu ve bu nedenle şirketin askıya alındığını ilgililerden sonradan öğrendiğini, ...nin 10 yıllık tescil süresinin 24.02.2022 tarihinde kendiliğinden sonlandığını, şirket ortağı ile bir araya gelip karar almak ve şirketi tasfiye etmek gibi bir imkanı olmadığını, beyanla iki ortaklı ...'nin haklı nedenlerle feshine ve 6102 sayılı kanunda gösterilen şekillerde tasfiyesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı şirket usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir. DELİLLER: Davalı şirketin ticaret sicil, vergi dairesi ve SGK kayıtları, İstanbul ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı icra dosyası, 09/11/2023 bilirkişi raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava davalı ... Şirketinin feshi ve tasfiyesi talebinden ibarettir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizce aldırılan 09/11/2023 tarihli bilirkişi raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır. TTK. Madde 636-(1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer: a)Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle. b) Genel kurul kararı ile. c) İflasın açılması ile. d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde. (2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir.(3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. (4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.(5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda; "1-Gelirler idaresi Başkanlığı – İnteraktif Vergi Dairesi üzerinde yapılan davalı şirkete ait araştırmada davalı şirketin 22.01.2016 tarihinde idarece Re’sen terkinin yapıldığı, 2- Davacı tarafın dava dilekçesi ekinde sunduğu Vergi Mahkemelerine ait dava dosyalarının incelenmesinde, davacı tarafın dava dilekçesinde beyan ve iddialarını doğruladığı, 3- Davalı şirketin denetim faaliyetlerinin, aynı Kanunun 8. maddesi gereğince, 1 (bir) yıl süre ile geçici olarak durdurulmasına ve kuruluşun Yapı Denetim İzin Belgesinin Bakanlığa geçici olarak iade edilmesine T.C. Resmi Gazetede ilan edildiği, 4- Davacı tarafça Sayın Mahkemenize sunulan yazıya istinaden ve davalı şirkete yapılan tebligata rağmen herhangi bir ticari defterin ibraz edilmediği, davalı şirketin ticari defter kayıtlarının incelenemediği, adı geçen şirketin 6102 sayılı T.T.K. ‘nın 376 maddesi gereğince borca batık olup olmadığı konusunda kanaate varılamadığı, 5- Sadece Resmi Kurumlardan Sayın Mahkemenize sunulan belgeler nezdinde yapılan incelemelerden şirketin borç Vergi aslı ve gecikme zammı olmak üzere toplam borçlarının 3.864.056,02 TL olduğu, bu borcun gecikme zamlarının dosyaya kurumlar tarafından ibraz edilen belgelerdeki tarih itibari ile hesaplandığı, gecikme zamlarının değişebileceği buna bağlı olarak ta toplam borcun değişeceği, 6- Davacı taraf beyanına göre usulsüz işlemlerden bahsedilmiş ise de tem tespit noktasında yeterli kanıtların sunulmadığı, 7- Davalı şirketin merkez adresine gidilerek yapılan incelemede böyle bir şirkete rastlanılmadığı, şirketin merkez adresinde bulunmadığı, davalı şirketin idarece resen terkinin 22.01.2016 tarihinde yapıldığı gözetildiğinde davalı şirketin ATIL vaziyette olduğu," şeklinde görüş bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır. Tarafların iddiaları, celp edilen deliller, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen; somut olayda; davacının, davalı ...'nin feshi ve tasfiyesini istediği, davacının feshi talep edilen şirketin ortağı ve münferiden yetkilisi olduğu, şirketin feshini genel kurulda talep edebileceği, davacının şirketin %70 oranında hissesinin sahibi olduğu, TTK m. 636/I, b hükmü gereğince, genel kurulun şirketi feshetme yetkisi bulunduğu, genel kurulun alacağı fesih kararı, önemli kararlar arasında yer almakta ve bu kararın alınması, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunu gerektirdiği, davacının şirkette salt çoğunluğu sağlayacak hisse oranına sahip olduğu, dosyada mevcut deliller kapsamında davacının şirketteki usulsüz işlemlere ilişkin iddiasını ispatyacak bilgi ve belge bulunmadığı, davacı tarafından da bu hususu ispat eder nitelikte somut delil ibraz edilmediği, davacının tasfiyesi talep edilen şirketin ortağı ve yetkilisi olduğu, şirket ticari defterlerinin nerede bulunduğu ve ibrazı konusunda bilgi ve yetki sahibi olduğu ancak davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının ibraz edilmemesi nedeniyle bilirkişi heyetince incelemede yapılamadığı anlaşıldığından, davacı, iddialarını dosyada toplanan tüm delillerle desteklemediğinden duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir çözüm mahkememizce uygun görülmemiş olup haklı sebebin oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harç peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 5-Davalı tarafından dosyaya masraf depo edilmemesi ve yargılama gideri yapılmaması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere davacı asilin yüzüne karşı davalının yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/02/2024
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır