İlk Derece Mahkemesi · Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/111 E. 2023/114 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/111
Karar No
2023/114
Karar Tarihi

T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/111 Esas KARAR NO : 2023/114

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

DAVALILAR :1-... MİRASÇILARI: A- ... - ...-... B- ... - ...-... C- ... -...- ... D- ... -...- ... VEKİLLERİ :... 2- ... -...- ...

DAVA : Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 10/02/2022 KARAR TARİHİ : 18/04/2023 YAZIM TARİHİ : ... Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili banka ile davalı ... arasında imzalanan kredi sözleşmelerine diğer davalıların miras bırakanı ...'in kefil olduğunu, bu sözleşmelere istinaden kullandırılan kredilerin geri ödemesinin yapılmadığını, bu nedenle kredi hesabının kat edildiğini, gönderilen ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine Adana 5. İcra Müdürlüğü'nün 2020/... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, ... mirasçılarının yetki itirazı üzerine bu kişiler hakkındaki takibin ayrılarak yetkisizlik kararı ile Ceyhan'a gönderilmesi üzerine Ceyhan İcra Dairesi'nin 2021/... E. Sayılı dosyasında ... mirasçılarına yeniden ödeme emri gönderildiğini, itiraz üzerine haklarındaki takibin durduğunu belirterek Adana 5. İcra Müdürlüğü'nün 2020/... E. ve Ceyhan İcra Dairesi'nin 2021/... esas sayılı dosyalarına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalılar aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ; Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Ceyhan İlçesi ... Başkanlığı'nı yapan ...'un yanında 2009 yılından itibaren şoför olarak çalıştığını, bu şahsın bir gün kendisini çağırdığını ve ... nda imza gerektiğini söylediğini, şahsa güvendiği için bankaya giderek imza attığını, imza vermemesi halinde kendisini işten çıkarabileceğini düşündüğünü, imzaladığı belgeler hakkında kendisine bilgi verilmediğini, bankadan kredi kullanmadığını, ... ile banka arasındaki anlaşmadan haberinin olmadığını beyan etmiştir. Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ortak miras bırakanları ...' in kefaletinden haberlerinin olmadığını, sözleşmelerdeki imzaların murislerine ait olmayabileceğini, bu sebeple imza incelemesi istediklerini, diğer taraftan ...'in eşinin rızasının bulunmadığını, kefaletinin geçersiz olduğunu, 19/02/2014 ve 25/02/2014 tarihlerinde kredi kullandırıldığını, ancak ...'in ölümünden sonra erteleme, yapılandırma ve taksitlendirme işlemleri gerçekleştirildiğini, bu işlemler için müvekkillerinin rızasının alınmadığını, 15/08/2017 tarihli yapılandırmanın TBK'nın 133.maddesi gereğince yenileme mahiyesinde olduğunu, bu nedenle ancak tarafların açık iradesi ile mümkün olduğunu, borcun yenilenmesiyle eski borcun sona erdiğini, yeni bir borç doğduğunu, kefaletin sona erdiğini, hesabın katına ilişkin ihtarın murisin ölümünden sonra tebliğe çıkarıldığını, temerrüt gerçekleşmediğini, en fazla 350.000,00 TL'den sorumlu tutulabileceklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava İİK'nun 67.maddesi gereğince açılan ve genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davası olup deliller bu çerçevede toplanarak değerlendirilmiştir. Davanın, 7155 Sayılı yasanın 20. md. ile 6102 sy. TTK'na eklenen 5/A maddesi kapsamına girdiği ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olarak düzenlendiği, davacı vekili tarafından arabuluculuk son tutanağının ibraz edildiği, dava şartının yerine getirildiği görülmüştür. TBK'nun 146 ve 598.maddeleri gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresinin dava ve takip tarihi itibariyle dolmadığı gözetilerek davalıların zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir, Davacı banka ile davalı ... arasında arasında 13/02/2012 tarihinde 250.000,00 TL limitli genel tarımsal kredi sözleşmesi imzalanmış, ... bu krediye aynı miktar limitle kefil olmuştur. 19/02/2014 tarihinde ise; 350.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış, ... bu sözleşmeye de 350.000,00 TL limitle kefil olmuştur. ...'in kefaleti TBK'nın 583. Maddesindeki şekil şartlarını taşımaktadır. Bu kişiye ait imza örnekleri toplanarak kredi sözleşmelerindeki imzalar yönünden bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Grafoloji Uzmanı Uzm. Dr. ... 22/01/2023 tarihli raporunda; sözleşmelerdeki imzaların ...'in eli ürünü olduğunu belirtmiştir. Bu rapora itiraz edilmemiştir. 13/02/2012 tarihli 250.000,00 TL limitli genel tarımsal kredi sözleşmesi, 818 sayılı BK'nın yürürlükte olduğu dönemde düzenlenmiş olup eş rızası gerekli değildir. 19/02/2014 tarihli 350.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nın 584/1. Maddesi gereğince; Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Ancak 28/03/2013 tarihli 6455 S.K. ile eklenen 3. Fıkra gereğince;... 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz. ...'e 19/02/2014 tarihinde 100.000,00 TL, 25/02/2014 tarihinde de 250.000,00 TL tarımsal kredi kullandırılmıştır. Sözleşmelerdeki kefalet limiti toplam 600.000,00 TL isede, her iki kredide 13/02/2014 tarihli kredi sözleşmesine istinaden kullandırılmıştır. Bu sözleşmeye kefalet limiti 350.000,00 TL'dir. Her iki sözleşme arasında bağlantı kuran bir düzenleme yoktur. 13/02/2014 tarihli kredi sözleşmesi bağımsız ayrı bir sözleşmedir ve önceki sözleşmeye atıf yoktur. Bu sebeplerle davalı ... mirasçılarının takip konusu kredi borçlarından kaynaklanan kefaletlerinin 350.000,00 TL olduğu kabul edilmiştir. Bu krediler sübvansiyonlu, başka bir anlatımla devlet destekli tarımsal kredilerdir. Eş rızası gerekmemektedir. TBK’nun 589. maddesine göre; kefil, kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumlu olup, sözleşmede gösterilen azami kefalet limiti aşılmamak üzere asıl borç ile asıl borçlunun kusur ve temerrütünden sorumludur. Kefil ayrıca kendi temerrütünün sonuçlarından da sorumludur. Ancak 6102 sayılı TTK’nun 7. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde: “Ancak, kefil ve kefillere, tahahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez.” hükmüne yer verilmiştir. ...' in 13/02/2014 tarihli kredi sözleşmesindeki kefalet limiti 350.000,00 TL'dir. Adana 11. Noterliği'nde düzenlenen 03/11/2020 tarihli ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesine göre ... 31/07/2015 tarihinde vefat etmiş, geride yasal mirasçı olarak ..., ..., ... ve ...'i bırakmıştır. Hesaplar 14/08/2020 tarihinde kat edilmiş, Ceyhan 3. Noterliğinden keşide edilen 14/08/2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile kredi borçlarının 1 gün içerisinde ödenmesi istemiştir. İhtarname asıl borçluya 18/08/2020 tarihinde tebliğ edilmiş, asıl borçlu 20/08/2020 tarihinde temerrüte düşmüştür....'e gönderilen ihtarname 18/08/2020 tarihinde mahalle muhtarına tebliğ edilmiştir. Ancak ...' in 31/07/2015 tarihinde vefat ettiği, yapılan tebligatın geçersiz olduğu, mirasçıları olan davalıların icra takibi ile birlikte temerrüte düştükleri, mirasçıların sorumluluğunun 19/02/2014 tarihli GKS'den dolayı 350.000,00 TL limitle sınırlı olduğu kabul edilmiştir. Müteselsil kefile ihtar çekilmesi, sadece onun takipten önce temerrüde düşürülmesi ile ilgili bir sorundur. Başka bir anlatımla, müteselsil kefil hakkında icra takibine girişilebilmesi için diğer koşulların yanında ayrıca müteselsil kefile de ihtar gönderilmesi gibi bir koşul yasada yer almamaktadır. Bu itibarla, hem asıl borçluya, hem de müteselsil kefile aynı anda ihtar gönderilip borçluya gönderilen ihtarın tebliğine rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş olacağından bu durumda müteselsil kefil aleyhine takibe girişilebilecektir.. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/11/2016 tarih 2016/12120 esas 2016/8556 karar ) Davacı-alacaklı, Adana 5.İcra Müdürlüğü'nün 2020/... esas sayılı dosyasında, ..., ..., ... ve ... mirasçısı ... hakkında 15/09/2020 tarihinde 576.795,52 TL asıl alacak, 11.499,42 TL işlemiş faiz, 3.738,82 TL BSMV, olmak üzere toplam 592.033,76 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatmıştır. Davalı borçlu ...'ün süresinde yaptığı itiraz üzerine hakkındaki icra takibi durmuştur. ... mirasçılarının yetki itirazı üzerine bu kişiler hakkındaki icra takibi tefrik edilerek Ceyhan İcra Dairesine gönderilmiş, 2021/... E. Sayısına kaydedilen dosyada; ... mirasçılarına ödeme emri tebliğ edilmiş, süresinde yaptıkları itiraz üzerine haklarındaki icra takibi durmuştur. Takip talebinde %19.50 oranında temerrüt faizi istenmiştir. TTK 8/1 maddesine göre; ticari işlerde faiz oranı sözleşme ile serbestçe belirlenebilir. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklı tutulmuş, başkaca bir istisna getirilmemiştir. TTK'nın 9. Meddesinde ise, ticari işlerde; kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu hükümde, mevzuat olarak 3095 sayılı yasa hükümleri amaçlanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 8. ve 9. maddeleri ticari işler bakımından özel hüküm niteliğinde olduğundan ticari işlerde bu hükümlerin uygulanması gerekir. 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümleri ticari işlerde uygulanamaz. (Yargıtay 19. HD 2019/1730 E. 2019/4833 K. , 11. HD 2020/3350 E. 2020/5575 K.) Kredi sözleşmesinin 4.maddesinde; müşterinin temerrüte düşmesi halinde akdi faiz oranının %100 oranında ilave edilmek suretiyle temerrüt faizi uygulanacağı belirtilmiştir. Mahkememizce görevlendirilen bankacı bilirkişinin raporunda; bankanın 24/04/2017 tarihinde yeni bir uygulamaya geçerek cari faiz oranlarının %30 fazlası oranında temerrüt faizi uygulanması yönünde bir karar aldığı, bu kararın borçluların lehine olduğunu, bankanın 19/08/2020-25/10/2020 tarihleri arasında uyguladığı en yüksek faiz oranının %15 olduğunu, %30 fazlasının %19.50 olduğunu, bankanın talep ettiği temerrüt faizinin sözleşme şartlarına uygun olduğunu belirtmiştir. Alacağın kat tarihi itibariyle kayıtlardan tespit edilmesi, temerrüt tarihine kadar işleyen akdi faiz ile BSMV nin ana paraya ilave edilerek kapitalize edilmesi ve bu şekilde oluşan ana paraya takip tarihine kadar temerrüt faizi uygulanması gerekmektedir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-822 esas 2018/1754 karar , 19 HD. 2016/5391 esas 2017/2354 karar sayılı kararları ) takip talebinde takibe kadar akdi faiz istendiği belirtilmiştir. Mahkememizce görevlendirilen bankacı bilirkişi ...'in 08/07/2022 tarihli raporunda; 13/02/2014 tarihli kredi sözleşmesine istinaden 19/02/2014 tarihinde 100.000,00 TL, 25/02/2014 tarihinde ise 250.000,00 TL tutarında sübvansiyonlu kredi kullandırıldığını, 21/08/2015 tarihinde 390.966,66 TL 'ye ulaşan kredi riskine kuraklık ertelemesi yapıldığını, 20/10/2016 tarihinde 404.978,55 TL'ye ulaşan kredi riskine yeniden kuraklık ertelemesi yapıldığını, 15/07/2017 tarihinde 432.749,38 TL'ye ulaşan kredinin yapılandırıldığını, 07/08/2018 tarihinde ana para için 45.430,00 TL geri ödeme yapıldığını ve 386.753,29 TL üzerinden yeniden yapılandırılmaya gidildiğini, 28/10/2019 tarihinde kredi riskinin 484.863,74 TL'ye ulaştığını, bunun 160.585,60 TL'sinin ayrıca yapılandırıldığını, kalan faiz tahakkukları sonrası 340.289,60 TL ana para riski kaldığını ve iki parça halinde takibe geçiş yapıldığını, davacı banka nezdinde 19/02/2014 ve 25/02/2014 tarihlerinde kullandırılan toplam 350.000,00 TL tutarındaki tarımsal kredilerde ilave bir risk girişi olmadığını, faiz tahakkukları sonucu sübvansiyonlu tarımsal işletme kredisi olarak kullandırılan kredide ana para riskinin yükseldiğini, keza 22/b maddesinde; faiz destekli olarak kullandırılan kredilerde vadede hesap devresinde bankaya defaten ödenmemesi durumunda kredi borçlarına ilave edilmesi, hükmünün bulunduğunu, ...' in ölüm tarihinden sonra kredi kullandırılmadığını, davalı kefilin toplam 600.000,00 TL kefalet limiti bulunduğunu, asıl borçlu ve kefilin 20/08/2020 tarihinde temerrüte düştüğünü, talep edilen %19.50 temerrüt faiz oranının sözleşme şartlarına uygun olduğunu, temerrüt tarihine kadar akdi faiz uygulanarak BSMV ile birlikte kapitalize edilmesi sonucu oluşan ana paraya 20/08/2020 tarihinde takip tarihine kadar %19.50 oranında temerrüt faizi uygulandığında takip tarihi itibariyle hesaplanan borcun 584.072,29 TL asıl alacak, 8.225,68 TL işlemiş faiz, 411,28 TL BSMV olmak üzere toplam 592.709,26 TL borç bulunduğunu, taleple bağlılık ilkesi gözetildiğinde davalıların 576.795,52 TL asıl alacak, 8.225,68 TL işlemiş faiz, 411,28 TL BSMV olmak üzere 585.432,48 TL' den sorumlu tutulmaları gerektiği beyan edilmiştir. Gerek ... mirasçılarının itirazları yönünden, gerekse kredilerin hangi sözleşmeden dolayı kullandırıldığı ve ... mirasçılarının takiple beraber temerrüde düştükleri gözetilerek ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 14/11/2022 tarihli ek raporda; kredilerin 19/12/2014 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, tüm davalıların 20/08/2020 tarihinde temerrüte düştükleri kabul edilirse asıl raporda belirtildiği üzere takip tarihi itibariyle ve taleple sınırlı olmak üzere; 576.795,52 TL asıl alacak, 8.225,68 TL işlemiş faiz, 411,28 TL BSMV olmak üzere 585.432,48 TL' den sorumlu olduklarını, ...'in takiple beraber temerrüte düştüğü kabul edilirse mirasçılarının takip tarihi itibarile 576.795,52 TL asıl alacak, 8.088,59 TL işlemiş faiz, 404,43 TL BSMV olmak üzere toplam 585.288,54 TL'den sorumlu olduklarını beyan etmiştir. Yukarıda değinildiği üzere, ...' ün 20/08/2020 tarihinde, ... mirasçılarının ise icra takibi ile birlikte temerrüte düştükleri kabul edildiğinden ek raporda ... ve ... mirasçıları yönünden ayrı ayrı yapılan hesaplamaların sözleşme şartlarına uygun olduğu düşünülmüştür. Ancak krediler 19/02/2014 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırılmıştır. ... mirasçılarının bu sözleşmeye kefaletleri 350.000,00 TL ile sınırlıdır. TBK'nın 589.md. gereğince ;kefil, kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumlu olup, sözleşmede gösterilen azami kefalet limiti aşılmamak üzere asıl borç ile asıl borçlunun kusur ve temerrütünden sorumludur. Kefil ayrıca kendi temerrütünün sonuçlarından da sorumludur. ...'in mirasçıları takipten önce temerrüte düşürülmemiştir. Bu sebeple takip tarihi itibariyle kefalet limiti olan 350.000,00 TL'den sorumlu oldukları düşünülmüştür. ...'in ölümünden sonra erteleme, yapılandırma ve taksitlendirme işlemleri gerçekleştirildiği, bu işlemler için müvekkillerinin rızasının alınmadığı, 15/08/2017 tarihli yapılandırmanın TBK'nın 133.maddesi gereğince yenileme mahiyesinde olduğu ileri sürülmüştür. Tecdid (yenileme), eski borcun, yeni bir borç meydana getirilerek sona erdirilmesidir. Eski ve yeni borçlar arasında hukuki sebep bakımından herhangi bir fark mevcut değilse, bahis konusu olan yenileme değil, bir borç ikrarıdır. Fakat mevcut borçta herhangi bir değişiklik yapmak veya alacaklının borçluya yeni bir süre vermiş olması yenileme mahiyetinde sayılmaz. Tecile veya borç miktarının arttırılmasına ilişkin anlaşmalar da yenileme mahiyetinde değildir. TBK'nın 133. madde anlamında yenileme, eski bir borcun yeni bir borç haline dönüşmesidir. Yeni borcun sebebi, eskisininkinin aynı değildir. Bu sebep, yenilemeyi meydana getiren bağımsız hukuki işlemde yer alır. Eğer eski borcun hüviyeti değişmiyorsa, yani onun özü ve esası muhafaza edilerek sadece muhtevası değiştiriliyorsa (ifanın tecili, edimin çoğaltılması gibi) ya da alacaklının veya borçlunun şahsı değişmiş bulunuyorsa (alacağın devri veya borcun nakli!) ortada bir yenileme yoktur. Bunun yanında, taraflar yeni bir borç meydana getirirlerken eskisini ortadan kaldırmak iradesine sahip bulunmalıdırlar. (TBK 133/1) Aksi takdirde, ya ikinci ve bağımsız bir borcun daha kurulduğu ya da tarafların birinci borçta bazı değişiklikler yapılmasını istedikleri kabul edilir. Taraflar arasında ikinci bir borç ilişkisinin kurulması veya mevcut borcu değiştiren yeni bir işlemin yapılması, yenileme için birer karine sayılamaz; şüphe ve tereddüt halinde, asıl borç ilişkisinin devam ettiği, tarafların buna son vermek istemedikleri kabul edilecektir. Nitekim TBK 133/2'de; Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz. hükmünü getirmiştir. (HGK 2012/11-666 E. 2013/238K) Davaya konu kredi borçları kuraklık nedeniyle iki kez ertelenmiş , ayrıca üç kez yapılandırılmıştır. ...'in vefatından sonra yeni kredi kullandırılmamıştır. Taraflar arasında, mevcut borcun sona erdirilerek yeni bir borç yaratılması anlamına gelecek herhangi bir işlem yapılmamıştır. TBK'nın 133. Maddesi anlamında bir yenilemeden söz edilemez. Davalılar, dava dışı ... isimli kişi tarafından bankaya götürülerek imza attırıldığını, neye imza atıldığının bilinmediğini, kredi kullanmak yada kefil olmak gibi bir irade bulunmadığını ileri sürmüşlerdir. Ancak ... ve ...'in bankaya gittiklerinde hangi belgeye imza attıklarını kontrol etmeleri ve okuyarak imzaları gerekir. Hile veya hataya ilişkin delil yoktur. Savcılık tarafından yapılmış bir soruşturma yada açılmış kamu davası bulunmamaktadır. Kredi sözleşmesindeki imzalar bu kişilere aittir. Bu sebeplerle sözleşme ile bağlı oldukları kabul edilmiştir. Yukarıda belirtilen tüm bu nedenlerle; davacı ile davalı ... arasında imzalanan ve diğer davalıların miras bırakanı ...'in kefil olarak katıldığı 13/02/2012 tarihli ve 19/02/2014 tarihli kredi sözleşmeleri bulunduğu, 19/02/2014 tarihli sözleşme gereğince kullandırılan kredinin ödenmediği, sözleşmenin 22.maddesi gereğince; faizlerin yıl sonlarında ana paraya ilave edildiği, hesabın kat edilerek borçlulara gönderilen ihtarnamenin sonuçsuz kalması üzerine icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu, ... mirasçılarının yetki itirazının kabul edilerek haklarındaki takibin tefrik edildiği ve dosyanın Ceyhan İcra Dairesine gönderildiği, bu icra müdürlüğünce yeniden ödeme emri düzenlenerek mirasçılara gönderildiği, itirazları üzerine takibin durduğu, kefaletin TBK.'nın 583 ve 584.maddeleri gereğince geçerli olduğu, ancak ... mirasçılarının sorumluluğunun kefalet limiti olan 350.000,00 TL ile sınırlı olduğu anlaşıldığından, Adana 5.İcra Dairesinin 2020/... E. Sayılı dosyasına, davalı ... tarafından yapılan itirazın 576.795,52 TL asıl alacak, 8.225,68 TL işlemiş faiz, 411,28 TL BSMV olmak üzere 585.432,48 TL üzerinden iptaline, Ceyhan İcra Dairesinin 2021/... E. Sayılı dosyasına ... mirasçıları tarafından yapılan itirazın ise 350.000,00 TL üzerinden iptaline, asıl alacaklara takip tarihinden itibaren %19.50 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, tahsilde tekerrür olmamak üzere takiplerin belirtilen rakamlar üzerinden devamına, alacağın kabul edilen kısmının likit ve bu kısma yönelik itirazın haksız olduğu gözetilerek alacaklı lehine %20 oranında inkar tazminatına karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen kabulüne, A-Davalı ...'ün, Adana 5. İcra Müd.nün 2020/... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın; 576.795,52 TL asıl alacak, 8.225,68 TL işlemiş faiz, 411,28 TL BSMV olmak üzere 585.432,48 TL üzerinden iptaline, B-Davalılar ... mirasçılarının Ceyhan İcra Dairesi'nin 2021/... E. Sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın; 350.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, C-Her iki icra takibinin, tahsilde tekerrür oluşturmayacak şekilde belirtilen rakamlar üzerinden ve asıl alacaklara takip tarihinden itibaren %19.50 oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle devamına, D-Hüküm altına alınan alacakların %20'si oranında olmak üzere toplam 117.086,00 TL inkar tazminatının, davalı ... tamamından, diğer davalılar ... mirasçıları ise 70.000,00 TL'sinden ... ile beraber müteselsilen sorumlu olacak şekilde davalılardan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 2-Alınması gereken 39.991,00 -TL karar harcından, peşin alınan 7.150,29-TL harcın mahsubu ile bakiye 32.840,71-TL harcın davalı ... tamamından, ... mirasçıları ise 16.758,00 TL'sinden ... ile beraber müteselsilen sorumlu olacak şekilde davalılardan tahsil edilerek hazineye irat kaydına, Davacı tarafından peşin ödenen 7.150,29 TL harcın tüm davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 3-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, kararın verildiği tarihte yürürlükte olan AAÜT'ne göre davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 82.397,57 TL vekalet ücretinin davalı ... tamamından , diğer davalılar ... mirasçıları ise 52.000,00 TL ' lik kısmından ... ile beraber müteselsilen sorumlu olacak şekilde davalılardan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, Kendisini vekille temsil ettiren davalı ... mirasçıları hakkındaki davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 36.884,62 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... mirasçılarına verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 1.607,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.589,00 TL' sinin davalı ... tamamından, diğer davalı ... mirasçıları 950,00 TL'sinden ... ile beraber müteselsilen sorumlu olacak şekilde davalılardan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, kalan masrafın davacının üzerinde bırakılmasına, 5-T.C. Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenmesine karar verilen 1.320,00 TL Arabuluculuk Ücretinin, 6325 sayılı HUAK ' nın 18/A ve HUAK Yönetmeliğinin 25-26. Maddeleri gereğince, kabul ve red oranları gözetilerek 1.305,00 TL' sinin davalı ... tamamından, diğer davalı ... mirasçıları 780,00 TL'sinden ... ile beraber müteselsilen sorumlu olacak şekilde davalılardan tahsil edilerek hazineye irat kaydına, Arabuluculuk ücretinin kalan 15,00 TL'sinin ise davacıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına, 6-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, Dair, HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343.maddesi gereğince mahkememize yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek tarafların yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/04/2023

Başkan ... E-imza Üye ... E-imza Üye ... E-imza Katip ... E-imza

Atıf: Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/111, K. 2023/114, T. 18.04.2023, www.arakarar.com/karar/adana-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-111-e-2023-114-k-200f1e4ef34e