İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1073 E. 2025/571 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/1073
Karar No
2025/571
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/1073 Esas KARAR NO : 2025/571 DAVA : Alacak (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/12/2022 KARAR TARİHİ : 01/07/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; Davacı vekili 30.12.2022 harç tarihli dava dilekçesinde, emlakçılık işiyle iştigal ettiğini, davalı -------- diğer davalı --------- şirketinin yetkilisi ve sahibi olduğunu, kendisinin davalı şirket ve dava dışı arsa sahipleri ---------ve ---------- arasında emlakçılık uyarınca aracılık yaparak ---------Noterliği'nin 26.01.2021 tarih ve -------- yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapmalarını sağladığı, TBK hükümleri uyarınca simsarlık yaptığını, davalı şirket ile dava dışı arsa sahipleri arasında sözleşme yapılmadan önce 06.01.2021 tarihinde davalı şirket sahibinin el yazısıyla tanzim ettiği protokol düzenlendiği, söz konusu protokol uyarınca aracılık etmesine istinaden komisyon bedeli olarak bir villanın maliyetinin 200.000-TL üzerinde bir bedelle villanın kendisine verilmesi hususunda anlaşma sağlandığını, TBK m. 520 ve 521 uyarınca simsarlık edenin sözleşme kurulmasıyla ücrete hak kazandığını, sözleşme kurulduktan sonra söz konusu arsada pek çok villa yapıldığını, sözleşme kurulmasından sonra villa maliyetiyle birlikte aynı adreste bulunan --------- hesabına 200.000-TL ödeme yaparak villalardan birinin mülkiyetini almaya hak kazandığını, zira davalı ----------- hesaplarında haciz bulunduğunu belirterek uzun zamandır yanında çalışan --------- hesabına ödeme yapılmasını istediğini, bu ısrarları sonucu ---------- model --------- aracını satarak bir kısım elden ödeme yaptığını, hatta villanın verileceği düşüncesi ve umuduyla davalı şirket sahibine ödeme yapmaya devam ettiğini, --------- Noterliği'nin 26.01.2021 tarih ve -------- yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi 7800-TL harcını da kendi kredi kartından ödediğini, daha sonra davalıya 14.06.2022 tarihinde ihtarname çektiğini ve 150.000-TL ödeme yaptığını, 50.000-TL daha ödeme yapacağını ancak kendisine villanın verilmesiyle ilgili herhangi bir girişimde bulunulmadığını, villanın değerinin 7.000.000-TL olduğunu, villanın verilmemesi durumunda inşaatın toplam maliyetinin %64'ü ile birlikte göndermiş olduğu paranın yasal faiziyle ödenmesi gerektiğini, ancak ihtara rağmen davalıların herhangi bir girişimde ve ödemede bulunmadığını, buna göre fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000-TL bakiye villa bedeli 150.000-TL ödediği bedel olmak üzere toplam 160.000-TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi özetle: Davalılar cevap dilekçesinde, öncelikle davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının tüm iddialarını ekte sunduğu el yazısıyla yazılmış protokole dayandırdığını, İşbu protokolde tek taraflı vaatler bulunduğu iddia edildiyse de belirli koşullar içermeyen geçersiz bir sözleşme niteliğinde olduğunu, ilgili protokolde bir villanın maliyetinin üzerine 200.000 TL fazlasına davacıya verileceği yazıldığını, ancak kim tarafından verileceği dahi belirtilmediğini, protokolün davalı --------- şirket yetkilisi ---------- tarafından imzalandığı görülmekteyse de şirketlerle yapılan sözleşmelerde, sözleşme yapan kişinin, şirketin temsilcisi olup olmadığına dikkat edilmesi gerektiğini ve ---------- ve imza sirküleri ile bu durum doğrulanması gerektiğini, yetkili olmayan kişinin yaptığı sözleşmenin doğal olarak o tüzel kişiyi bağlamayacağını, yetkili olduğu durumda ise yetkilinin imzasının yanında şirketin kaşesi de arandığını, kaşenin sözleşmenin tarafi olan şirket ya da tüzel kişiye ait olduğu ve sözleşmenin kaşelendiğine de dikkat edilmesi gerektiğini, İşbu protokolde ---------- adına bir işlem yapıldığından bahsedilemeyeceğini, bu açıdan davalı --------- adına işbu davanın öncelikle pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, ilgili protokole gelince protokolün el yazısıyla yazıldığını, geçerlilik unsurlarını taşımayan bir sözleşme olduğunu, belirtilen villanın arsa, tapu, alan bilgileri dahi yazılmadığını, belirsizlikler içeren bir protokole ilişkin açılan davanın reddi gerektiğini, bahse konu protokolde belirtilen bedelin yazıyla dahi yazılmamış olup 200.000 TL olduğunun dahi muğlak olduğunu, hiçbir netlik içermeyen işbu protokole nazaran davacının alacağının olduğu iddiası hakkaniyete aykırı olduğunu, kaldı ki davacının hesap dökümü paylaşıldığını, ---------- hesabına ödeme yaptığının görüldüğünü, davacı bunun kendilerine yapılan ödemeler olduğunu iddia ettiğini, ancak davacı tarafından kendileri hesabına herhangi bir ödeme yapılmadığını, İşbu açıdan dahi sebepsiz zenginleşme nedeniyle açılan davanın tarafi olmadığını, Sebepsiz zenginleşme nedeniyle açılan işbu davanın da kendileri açısından pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacı tarafından belirtilen hesap dökümlerinin hiçbirinde kendileri adına yapılan bir ödeme bulunmadığını demenin başkasının hesabına yapılacağına dair beyanının bulunduğunun dahi ispatlanmadığını, işbu açıdan dahi ispatlanmamış olan bu hususlarda davanın kendisine yöneltilmesi hakkaniyete aykırı olduğunu, ----------- tarafından imzalandığı görülmekte olan ilgili protokolde villanın davacının belirttiği yerde bulunan adresten verileceğine dair bir ibare bulunmadığını, davacının iddia ettiği gibi aralarında bir komisyonculuk sözleşmesine bağlı olarak villa satışı gerçekleşmediğimi, İşbu açıdan dahi davacının villa mülkiyetine dair herhangi bir hak edişi bulunmadığını, davacının sunmuş olduğu noter makbuz ödeme işlemleri davacının noterdeki farklı bir işlemi sebebiyle de olacağının gözetilmesi gerektiğini, İşbu notere yapılan ödemenin kendisi ile aralarında komisyonculuk sözleşmesi bulunduğuna karine teskil etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE;Dava komisyon bedel alacağı ve sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacağın tahsil talebine ilişkindir. Taraf teşkili sağlanmış deliller toplanmıştır.Dosyaya celp olunan --------- E. sayılı dosyasında 19.10.2023 tarihinde verilen kararda ‘’Emlakçılık yapan katılan ---------, -------- ili -------- ilçesinde bulunan bir taşınmazda villa yapılmasına ilişkin arsa sahipleri ile sanık --------- bir araya getirdiği ve sanık ile arsa sahipleri arasındaki taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine aracılık ettiği, sanığın söz konusu arsada yapılacak villalardan birini katılana fazla kar etmeden villanın maliyeti üzerine 200.000 TL karşılığında aracılık komisyonu olarak katılana vereceğini vaad ettiği ve adi yazılı sözleşme yaptıkları, katılanın sanığa 150.000 TL para gönderdiği ancak sanığın villayı teslim etmediği olayda ; Sanık hakkında üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış ise de; sanık tarafından katılana aracılık komisyonu olarak maliyeti üzerine 200.000 TL para karşılığında villa verileceği hususunda yapılan anlaşma sonrasında katılanın sanığa 150.000 TL para yolladığı ancak sanığın villayı katılana teslim etmemesi şeklinde gerçekleşen yargılamaya konu olayın bir edimin yerine getirilmemesinden kaynaklı hukuki ihtilaf olduğu mahkememizce sabit görülmekle sanığın üzerine atılı tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçundan CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verildiği’’ görülmüştür. Davacı Tanığı Tanık ------- Beyanında: Ben mutahitlik yapıyorum. Davalı uzaktan akrabam olur. Davacı da benim uzun zamandır arkadaşımdı. Ben --------- ofisindeyken, benim dışımda --------- vardı-------- vardı. Arsa sahibi -------- yeri varmış, -------- --------- görüştür bizi ben yapayım dedi. -------- , -------- ve --------- bir araya gelip yer konusunda görüştüler. Anlaşmaya varıldı. Daha sonra bildiğim kadarıyla -------- yerine -------- inşaat yaptı. --------- yeri -------- bu yere ben de gittim. Ben gittiğimde yanımda yer sahibi dışında --------, ---------, ve --------- vardı. Bildiğim kadarıyla arada para alışverişi olmadı ancak ilk oturduğumuzda -------- bana burayı ayarla burayı ben yapayım sana da komisyon olarak maliyetini ve 200.000,00 TL ödediğinde sana villa vereyim dedi. Villa verilmedi ancak ödemeye ilişkin bir bilgim yok dedi.---------- E. sayılı dosyasında dinlenen;TANIK --------- BEYANINDA: "Sanık --------- arkadaşım olur. Ben emlakçılık işi ile uğraşırım, -------- ------------ bulunan bir arsası vardı ve bu arsasını kat karşılığı olarak müteahhite vermeyi düşünüyordu. Bizde sanık --------- bu işi yaptığını söyledik, daha sonra hizmet bedeli olarak maliyetine villa verilmesi konusunda müşteki ile aralarında bir anlaşma geçti. Bunun üstüne 200.000 TL de para verilecekti. Kat irtifakı kurulduğu zaman sanık, müştekiye parayı verecekti ancak paranın verilip verilmediği konusunda bildiğim kadarıyla ödeme yapılmadı. Sözleşmeyi benim ofisimde yapmışlardı, yanımızda başka kişiler de bulunmaktaydı. Bu sözleşme ----------yapılan projeye ilişkindi" şeklinde beyanda bulunmuştur. TANIK --------- BEYANLARINDA ; Akrabaları olan --------- ve --------- arsalarının olduğunu ve bu arsayı müteahhite vermek istediklerini, bunun üzerine katılan -------- bu arsayı --------- isimli müteahhite verdiğini, ---------- arabasını satarak sanığa parasını verdiğini ve aralarında bir anlaşma yaptıklarını, sözleşmenin komisyon alınması ve evin teslimine ilişkin olduğunu daha sonrasında katılanın parayı geri alıp almadığı ya da kendisine daire verilip verilmediği konusunda bilgisi olmadığını beyan ettiği, Dosya dava konusu olaya ilişkin rapor düzenlenmesi için bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi raporu; Dosyada mevcut yalnızca davalı-------- tarafından imzalanan 06.01.2021 tarihli protokolde ‘’bir villa maliyetinin 200.000-TL üzerine ---------- verilecek (aracılık komisyonu olarak)‘’ belirtildiği görülmüştür. Sayın Mahkeme dosyasında dinlenen Tanık ----------- Beyanında: ‘’Ben mutahitlik yapıyorum. Davalı uzaktan akrabam olur. Davacı da benim uzun zamandır arkadaşımdı. Ben--------- ofisindeyken, benim dışımda -------- vardı --------- vardı. Arsa sahibi ---------- yeri varmış, -------- --------- görüştür bizi ben yapayım dedi. --------, -------- ve -------- bir araya gelip yer konusunda görüştüler. Anlaşmaya varıldı. Daha sonra bildiğim kadarıyla --------- yerine --------- inşaat yaptı. ---------- yeri şiledeydi bu yere ben de gittim. Ben gittiğimde yanımda yer sahibi dışında --------, --------- ve --------- vardı. Bildiğim kadarıyla arada para alışverişi olmadı ancak ilk oturduğumuzda -------- bana burayı ayarla burayı ben yapayım sana da komisyon olarak maliyetini ve 200.000,00 TL ödediğinde sana villa vereyim dedi. Villa verilmedi ancak ödemeye ilişkin bir bilgim yok.’’ demiştir. Dosyaya celp edilen Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabına göre, davalı --------- davalı ----------Şti’nin tek yetkilisi ve ortağı olduğu görülmüştür. Yine Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabında, davacı ---------- faal gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. ---------- Vergi Dairesi Müdürlüğü müzekkere cevabında, davacı ---------- 13.03.2012’de gerçek usulde vergi mükellefiyet kaydı olduğu, işini ve iş yerini 15.08.2017 tarihinde kapattığı, 2017 yılında 1. Sınıf esnaf olup, bilanço usulüne göre defter tuttuğunun görüldüğü bildirilmiştir. Dosyada mevcut davacıya ait ---------- hesap dökümünde, davacının 26.02.2021 tarihinde 50.000-TL, 10.03.2021 tarihinde 125.000-TL, 15.03.2021 tarihinde 25.000-TL -------- hesabına ---------- olarak herhangi bir açıklama olmadan toplam 200.000-TL ödeme yaptığı görülmüştür. Değerlendirme Simsarlık sözleşmeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) md. 520 ve devamında düzenlenmiştir. Simsar, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “komisyoncu” olarak tanımlanmış olup tellal olarak da anılmaktadır. Simsarlık sözleşmesi ise TBK md. 520/1’de “simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Simsarlık sözleşmesinin tarafları simsar ve iş sahibidir. Simsar, sözleşme akdetme niyetinde olan kişileri ücret karşılığında bir araya getirerek bu sözleşmenin kurulmasını sağlayan kişidir. Simsarlık sözleşmesinin de aracılık faaliyetinin kapsamını düzenleyen ve bu faaliyeti karşısında simsarın ücrete hak kazanacağını kararlaştıran sözleşme olduğunu söyleyebiliriz. Simsarın görevi kimi zaman tarafları bir araya getirmekle, sözleşme kurma fırsatı vermekle sınırlı olup kimi zaman aracılık faaliyetine konu sözleşmenin hazırlanmasını, pazarlık aşamasının yürütülmesini de kapsamaktadır. Fırsat gösterme simsarlığında; sözleşmenin kurulması fırsatına ait bilginin sağlanması söz konusu olur. Aracılık etme simsarlığında ise; aracılık simsarı iki tarafı bir araya getirmek ve olası düşünce uyuşmazlıklarını giderecektir. Simsarın kural olarak iş sahibini temsil yetkisi yoktur fakat sözleşme ile kendisine bu yetki verilebilir. Kural olarak simsar, aracılık faaliyetine konu sözleşmenin, geçerli bir şekilde kurulması ile ücrete hak kazanmaktadır. Diğer bir deyişle simsarın aracılık ettiği sözleşme akdedilmez ise simsar da ücrete hak kazanamaz. Örneğin; bir konutun kiraya verilmesi için emlakçı ile çalışan malik, kiraya vermekten vazgeçer ise simsara ücret ödemeyecektir. Ancak sözleşme içeriğinde bu hususun aksi kararlaştırılabilir. Öte yandan geçerlilik şartına uygun akdedilmemiş bir esas sözleşme mevzu bahis ise örneğin aracılığa konu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi noterde düzenlenme şeklinde yapılmamış ise simsar ücrete hak kazanamaz. Simsar, ücret alacağını simsarlık sözleşmesinde imzası bulunan kişi veya kişilerden yani sadece iş sahibinden talep edebilecektir. Kural bu olmakla beraber dürüstlük kuralı çerçevesinde Yargıtay bazı durumlarda iş sahibinin; eşi, alt soyu, üst soyu ya da iş sahibiyle bağlantısı bulunan başka bir kişinin esas sözleşmeye taraf olması durumunda, simsarın ücret alacağını esas sözleşmeyi imzalayan kişi veya kişilerden talep edebileceğine hükmetmektedir. Gerekçe olarak ise esas sözleşmenin kurulmasına simsarın aracılık faaliyetinin neden olduğu yani esas sözleşme ile simsarlık sözleşmesi arasında nedensellik bağı bulunduğu ve dürüstlük kuralları uyarınca sadece iş sahibinden değil esas sözleşmenin tarafından da simsarın ücret alacağını talep edebileceğini açıklamaktadır. Ne var ki simsarın tacir olması halinde Yargıtay daha katı davranarak sözleşmeye taraf olmayan kişiden, ya da sözleşmede iş sahibi ile bağlantısı açıkça belirtilmemiş kişi veya kişilerden simsarın ücret alacağı talep edemeyeceğine hükmetmektedir. Simsarın ücret alacağının doğumu için simsarın aracılık ettiği asıl sözleşmenin iş sahibi ile üçüncü kişi arasında kurulması gerekir. Bu şart, iş sahibinin, kendisine teklif olunan üçüncü kişilerle sözleşme yapmayı sebepsiz olarak reddetmesi halinde de gerçekleşmiş sayılmaktadır. Ücret alacağının doğumu için, bu sözleşmenin ifa edilmesi gerekli değildir. Taraflar, asıl akit kurulmamış olsa bile, ücret ödenmesini kararlaştırabilecekleri gibi ücretin, sözleşmenin ifa edilmesi halinde ödeneceğini de kararlaştırabilirler. Asıl sözleşmenin kurulması ile simsarın faaliyeti arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır. TBK md. 520/2’de simsarlık sözleşmelerine vekalet sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağına hükmedilmiştir. Buradan anlaşılan simsarın aracılık etme borcunun yanında sadakat ve özen gösterme, hesap verme yükümlülüklerinin de bulunduğudur. Taşınmaz simsarlığı, bir taşınmazın mülkiyetinin devri borcu doğuran işlemler ile bir taşınmaz üzerinde ayni veya şahsi bir hakkın tesisi sürecine aracılık etmek olarak özetlenebilir. Bu itibarla taşınmaz simsarlığı sözleşmeleri bir taşınmazın satışı sürecine aracılık etmenin yanı sıra taşınmazın kiralanmasına, taşınmaz hakkında satış vaadinde bulunulmasına, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmasına, taşınmaz üzerinde irtifak, oturma, geçit hakkı tesis edilmesine, taşınmazın ayni sermaye olarak konulduğu bir ticaret şirketi kurulmasına, taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilmesine, taşınmaz hakkında alım, geri alım, önalım gibi şahsi hak doğuran diğer işlemlerin yapılmasına aracılık edilmesini de kapsamaktadır. Taşınmaz simsarlığı sözleşmesi, gayrimenkulü hakkında tasarruf işlemi yapma niyetinde olan malik ile simsar arasında akdedildiği gibi bir gayrimenkul üzerinde ayni veya şahsi bir hak elde etme niyetinde olan kişi ile simsar arasında da akdedilebilmekte ve kimi durumlarda hem taşınmazın maliki hem de o taşınmaz üzerinde hak elde etmeyi isteyen kişi ile imzalanmaktadır. Öte yandan simsarın, aracılık faaliyetini meslek olarak icra etmesi şartı aranmadığından geçici olarak aracılık faaliyeti yapan kişi de sözleşme uyarınca simsar sıfatını haiz olacaktır. Ticari hayat içerisinde, taşınmaz simsarlığı sözleşmeleri genellikle emlakçı ile gayrimenkul maliki arasında akdedilmektedir. Simsarlık sözleşmeleri kural olarak şekil şartına tabi olmasa da taşınmaz simsarlığı sözleşmeleri TBK md. 520/3’te ayrıca düzenlenerek şekil şartına tabi tutulmuştur. Yasal düzenlemelerle getirilen şekil şartları geçerlilik şartı olarak kabul edildiğinden yazılı şekilde akdedilmemiş taşınmaz simsarlığı sözleşmeleri geçersiz kabul edilmektedir. Geçersiz bir sözleşmenin taraflarını hak ve borç altına sokabilmesi mümkün değildir. Yazılı şekil şartı içerisinde yazı ve imza olmak üzere iki unsuru ihtiva etmektedir. Geçerli bir taşınmaz simsarlığı sözleşmesinin kurulabilmesi için sözleşme metninde tarafların imzalarının bulunması gerekmektedir. Taşınmaz simsarlığı sözleşmesi içeriğinde, sözleşme konusu muhakkak belirtilmelidir. Sözleşmesinin konusunu teşkil eden taşınmazın açık adresi, tapu bilgileri yazılmalı; bu taşınmaz hakkında akdedilmek istenen esas sözleşmenin niteliği yani taşınmazın kiralanmak mı satılmak mı alınmak mı vb. istendiği açıklanmalıdır. Esas sözleşmenin hangi bedel üzerinden yapılacağı henüz simsarlık sözleşmesi imzalanırken belirli olmayabilir. Bu itibarla taşınmaz simsarlığı sözleşmesi içeriğinde simsarın ücrete hak kazanacağı tartışmasız şekilde ortaya konulmalıdır. Ücretin ne olacağı konusunda uyuşmazlık yaşanmaması için ücretin, esas sözleşme bedeli üzerinden hangi oranda hesaplanacağının simsarlık sözleşmesi içeriğinde belirtilmesi avantajlıdır. Aksi halde ücret, tarifelere göre yoksa yerel adete göre bu da yoksa hakim tarafından resen belirlenir. Anılan tarifeler; taşınmazın bulunduğu il ticaret odaları veya meslek odaları tarafından yayınlanmaktadır. Geçersiz sözleşmelerde, taraflardan her biri diğer tarafın ifa ettiği edimi (zenginleşmeyi) iade etmekle yükümlüdür. Bu aşamada, iade yükümlülüğünün zenginleşenin mal varlığının azalmasına yol açmaması önemli bir unsurdur. Dolayısıyla, zenginleşen; iadeden sonra, zenginleşme vuku bulmasaydı, içinde bulunacağı ekonomik durumdan daha kötü veya zararlandırılmış, fakir bir duruma düşmemesine dikkat ve özen gösterilmelidir. Bu tür işlemlerde amaç; davalının edindiği çoğalma sonucu, tüm malvarlığında meydana gelen artışın iadesinden ibarettir. O nedenle, zenginleşmenin kapsamını tayinde, müktesibin malvarlığında oluşan çoğalma ile azalmanın karşılaştırılması yapılmalı, böylece, kazanç ve farkın oluşturacağı sonuç, zenginleşmeyi ortaya koymalıdır. Borçlar Kanununun 78/1. maddesine göre; zenginleşenin elinde kalanı iade ile yükümlü olacaktır. Belirtilen ilkeler altında zenginleşme saptanırken; malvarlığının, sebepsiz yere artmasına neden olan tüm ihtimal ve olgular (en önemlisi enflasyon) ile nedensellik bağı kurulabilen ve zenginleşenin malvarlığında değişmelere yansıyan bütün olaylar iadenin miktarını tayinde gözden kaçırılmamalıdır. Şu da var ki, bu işlemlerde, hâkimin geniş takdir hak ve yetkisinin varlığı tartışılamaz. Borçlar Yasasının 114. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken TBK.'nın 51 ve 52. maddelerindeki, haksız fiil tazminatında hakime büyük takdir yetkisi tanıyan kurallar, geri verme borcunun kapsamının belirlenmesinde, kıyas yoluyla uygulanmalıdır. Bu bakımdan, geri verme borcunun kapsamı, borçlunun (zenginleşenin) durumunu ağırlaştırıyorsa hakim bunu hakkaniyete uygun bir ölçüye indirebilecektir. Dosyaya davacı tarafından sunulan 06.01.2021 tarihli protokolde yalnızca --------- imzası olduğu, davacının ve davalı ---------- şirketinin imza ve kaşesi olmadığı, sözleşmenin dava konusu taşınmazla ilgili olup olmadığı belirli olmayıp, davacının hangi sözleşmeye aracılık ettiği ve aracılık bedelinin açık ve somut olarak düzenlenmediği, bu bakımdan aracılık sözleşmesi koşullarını taşımadığı tespit edilmiştir. Davacının dava dışı --------- hesabına ödediği 200.000-TL bakımından, davacı ile dava dışı ---------- arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığı, davacının söz konusu tutarı davalı ---------- imzaladığı 06.01.2021 tarihli protokole istinaden ödediğine dair ödeme belgelerinde herhangi bir açıklama yapılmadığı, bu kapsamda davacının talep konusu 150.000-TL ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamına uygun düşmediği, işbu bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında davalı -------- talep edilip edilemeyeceğinin takdirinin mahkemeye ait olduğuna dair kanaat belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Dava komisyon bedel alacağı ve sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacağın tahsil talebine ilişkindir. Dava dilekçesinde; --------- ili --------- ilçesinde bulunan bir taşınmazda villa yapılmasına ilişkin arsa sahipleri ile sanık ----------- bir araya getirdiği ve arsa sahipleri arasında taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine aracılık ettiği, ---------- söz konusu arsada yapılacak villalardan birini davacıya fazla kar etmeden villanın maliyeti üzerine 200.000 TL karşılığında aracılık komisyonu olarak davacıya vereceğini vaad ettiği ve adi yazılı sözleşme yaptıkları, Davacının ----------- 150.000 TL para gönderdiği ancak --------- villayı teslim etmediğinden bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000-TL bakiye villa bedeli 150.000-TL ödediği bedel olmak üzere toplam 160.000-TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabında, davacı --------- faal gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığının bildirildiği, ---------- Vergi Dairesi Müdürlüğü müzekkere cevabında, davacı --------- 13.03.2012’de gerçek usulde vergi mükellefiyet kaydı olduğu, işini ve iş yerini 15.08.2017 tarihinde kapattığının bildirildiği anlaşılmıştır. Dosyaya davacı tarafından sunulan 06.01.2021 tarihli protokolde yalnızca --------- imzası olduğu, davacının ve davalı --------- şirketinin imza ve kaşesi olmadığı, sözleşmenin dava konusu taşınmazla ilgili olup olmadığı belirli olmayıp, davacının hangi sözleşmeye aracılık ettiği ve aracılık bedelinin açık ve somut olarak düzenlenmediği, bu bakımdan aracılık sözleşmesi koşullarını taşımadığı Davacının dava dışı ---------- hesabına ödediği ve talep konusu olan 150.000-TL’nin, işbu tutarın dava konusu sözleşme için ödendiğine dair herhangi bir delilin olmadığı, ödeme açıklamasında da herhangi bir bilginin de yer almadığı, davanın ---------- yönlendirilmediği de gözetilerek sebepsiz zenginleşme hükümlerinde uygun olmadığı, davacının davasını ispat edemediği değerlendirilmekle davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın REDDİNE 1- Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 10.929,60 TL harçtan peşin alınan 2.732,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 8.197,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Yargılama gideri mahiyetinde olan 2.732,40 TL peşin harcının davacı üzerinde bırakılmasına 3-Davacı tarafça yapılan masraflar toplamı olan 5.445,00 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulanan AAÜT uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine 6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Taraflarca yatırılan gider avansının artan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 01/07/2025

Atıf: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/1073, K. 2025/571, T. 01.07.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-1073-e-2025-571-k-b04141825620