İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/622 E. 2025/536 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/622
- Karar No
- 2025/536
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/622 Esas KARAR NO : 2025/536
DAVA : Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/05/2021 KARAR TARİHİ : 02/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen 02.05.2017 tarihli Acentelik Sözleşmesi uyarınca, müvekkil ... Şubesi'nin acentesi olmayı üstlendiği; işbu sözleşme davalı tarafından tip sözleşme olarak ağır şartlarla oluşturulmuş olup karşılıklı teatide bulunma imkanı olmaksızın müvekkile imzalatıldığı; sözleşme şartlarının giderek ağırlaşması ve prim sistemlerinin sürekli değiştirilmesi neticesinde ise müvekkilin sözleşmeyi sürdürmesi imkansız hale geldiği;müvekkil ... tarih ve... sayılı dilekçesi ile haklı nedenlerle acentelik sözleşmesini feshetmek durumunda kaldığı; müvekkil tarafından haklı nedenle feshedilen işbu Acentelik Sözleşmesi 14.09.2019 tarihinde sona ermesi akabinde acentenin geri alınma/devir işlemleri usul ve yasalara aykırı olarak gerçekleştirildiği; haklı nedenle fesih akabinde tarafımızca 02.12.2019 tarihinde davalı şirkete ... 24. Noterliği'nden ... yevmiye sayılı ihtarname çekildiği; işbu ihtarname ile "ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içinde hakkaniyetli olarak hesaplanacak hak edişin müvekkile ödenmesi, işletme içerisindeki müvekkil tarafından ödenen araç ve demirbaşların mülkiyetinin devri amacıyla ödenen 2.564 Euro peşinat bedeli ile 28 adet senet bedeli olan 17.163 Euro'nun tarafımıza ödenmesi, 15.10.2019-15.05.2020 tarihleri arasında ödenmesi kararlaştırılan 8 adet senedin sözleşmenin sona ermesi ile haksız olarak davalının uhdesinde kaldığından tarafımıza iadesi, ... İli, ... İlçesi, ... Mah.,10449 Ada, 273 Parsel 3. Kat Bağımsız Bölüm No:5 adresinde kain taşınmazın satışı neticesinde haksız ve kötü niyetli olarak elde edilen 72.000,00 TL satış bedelinin iadesi" talep edildiği; davalı şirket tarafından ödeme yapılmadığı; henüz tahsil edilmemiş faturalar tahsil kabiliyeti olup olmadığına bakılmaksızın haksız olarak müvekkilin kasa açık miktarı olarak belirlendiği ve işbu bedeller müvekkilin hak edişinden haksız bir şekilde kesilerek müvekkilin zarara uğramasına sebebiyet verildiği; Acentelik Sözleşmesi'nin 20. maddesi b bendi uyarınca, ""Acente", her haftanın Cuma günü akşamı, günlük kasa bültenlerinin dışında bir kasa açıklaması düzenleyecektir. Bu açıklamada tahsil edilmeyen faturalar ve gecikme nedenleri de belirtilecektir." Müvekkil tarafından işbu madde gereğince her haftanın cuma günü akşamı kasa açıklaması düzenlenerek tahsil edilmeyen faturalar ve gecikme nedenleri açıkça yazıldığı ve davalı şirkete bu husus pek çok kez gerek sözlü gerekse de yazılı olarak bildirildiği; ancak işbu düzenlemelerin varlığına rağmen, davalı tarafından sözleşmeye aykırı hareket edilerek sözleşme ile taahhüt edildiği üzere hakkaniyete uygun olarak hak edişler hesaplanmadığı ve pekçok kez davalı tarafça, henüz tahsil edilmemiş faturalar tahsil kabiliyeti olup olmadığına bakılmaksızın sanki tahsil edilmişçesine, haksız olarak müvekkilin kasa açık miktarı olarak belirlendiği yani, tahsil kabiliyeti olup olmadığına bakılmaksızın müvekkilin toplam hak edişinden kesintiler yapıldığı; bu durum sözleşmeye aykırılık teşkil etmesinin yanı sıra, açıkça haksız olup hukuki dayanaktan yoksun olduğu; davalı şirket sözleşme süresince müvekkilin ekonomik olarak zarara uğramasına sebebiyet verecek şekilde hareket ettiği; dosyada mübrez Acentelik Sözleşmesi’nin ‘Faturaların Tahsilatı Ve Tahsil Edilen Paranın “...”ya Gönderilmesi’ başlıklı 20. maddesinde, "“Acente” ücret alıcıdan ve peşin ödeme taşımalarına ilişkin taşıma ücretlerini ve tahsilatı yapılmak üzere kendisine gönderilen faturaları “...” tarafından belirlenip bildirilen banka hesabına en geç yönetmelikte belirtilen tahsilat gününde yatırır." hükmü uyarınca davalı tarafından müvekkile faturalar süresi içinde teslim edilmeyerek yine hak kaybına sebebiyet verildiği; söz konusu faturaların, müvekkil tarafından tahsil edilmiş olarak gösterilerek müvekkilin hak ediş ücretinden kesilmesi haksız olduğu; bu kapsamda müvekkilin hak ediş ücretinden yapılan haksız kesintilerin bilirkişi marifetiyle hesaplanacak faiziyle birlikte iadesini talep ettiği; müvekkil tarafından davalı şirkete araç ve demirbaş mülkiyetinin kendisine devri amacıyla fazlaca ödenen bedellerin toplamından amortisman bedeli düşüldüğünde kalan tutarın tarafımıza iadesi gerektiği; acentecilik sözleşmesi ek protokolü’nün “Araçların Acente Hizmetine Sunulması” başlıklı 4. Maddesinde müvekkil tarafından araç ve demirbaş mülkiyetinin kendisine devri amacıyla 15.06.2017-15.05.2020 tarihleri arasında toplam 36 adet senet düzenlenmiş olup, 15.06.2017 tarihinden 15.09.2019 tarihine kadar 28 adet senet bedeli (toplamda 17.163,00-Euro) ve 2.564,00-Euro peşinat bedeli ödenerek davalıya toplamda 19.727,00-Euro ödeme yapıldığı; acentelik Sözleşmesinin ve mülkiyetin devri amacıyla yapılan ek protokolünün 14.09.2019 tarihinde sona ermesinden bahisle hükümsüz kalan 8 adet senedin ve kullanım kaynaklı amortisman bedeli hesaplanarak geri kalan meblağın müvekkile iadesi gerekirken, davalı tarafından müvekkile herhangi bir ödeme veya senet teslimi yapılmadığı; mülkiyetin devri amacıyla davalıya ödenen bedel ve 8 adet senedin kendisine iade edilmesi talep edilmişse de, davalı şirketten müvekkilimin ödemiş olduğu işbu bedellerin araç ve demirbaşların kira bedeli olduğu ve iade edilemeyeceği cevabı şifahen alındığı; müvekkili kendisine mülkiyetinin devredileceği vaat edilen araçların bütün bakım masraflarını karşıladığı; eğer davalının iddia ettiği üzere söz konusu araçlar hakkında mülkiyet devri değil kiralama vaat edilmiş olsaydı araç bakım masraflarının davalı tarafından karşılanması gerektiği; işbu hususlar davalının kötü niyetini gösterdiği; davalı sözleşme süresince ve sözleşmenin sona ermesinden sonra, müvekkilin ekonomik olarak zarara uğramasına sebebiyet verecek şekilde kötü niyetle hareket ettiği; acentelik sözleşmesi müvekkil tarafından haklı nedenle feshedildiğinden, davalı şirkete ödenenen isim hakkı bedelinin tarafımıza iade edilmesi gerektiği; müvekkilin taşınmazına davalı şirket lehine teminat ipoteği tesis edildiği; söz konusu taşınmazın satışı yapılmış olup, davalı şirketin işbu satış neticesinde ipotekten yararlanma hakkının bulunmamasına rağmen davalı şirkete haksız olarak yapılan 72.000 TL' in iadesi gerektiği; davalının müvekkilden doğmuş veya doğması muhtemel herhangi bir alacağı bulunmadığından, ipotekten yararlanma hakkı da doğmadığı; davalının işbu satış neticesinde ipotekten yararlanma hakkının bulunmamasına rağmen, 2. derece ipotek alacaklısı olması nedeniyle tarafına 72.000,00 TL ödeme yapıldığı; davalı, ... A.Ş.'nin yapmış olduğu satıştan kötü niyetli olarak yararlandığı; Acentelik Sözleşmesi madde 41'de fesih koşulları düzenlendiği "İşbu sözleşme, tarafların haklı nedenle fesih haklarını kullanacakları özel hallerde, fesih iradesinin karşı tarafa tebliğini takip eden gün sona erecektir." ve "...'nun işbu sözleşmedeki yükümlülüklerinden herhangi birisini, mücbir sebebe dayananlar hariç, 30 gün süreli ihtara rağmen yerine getirmemesi durumunda; acente açısından haklı nedenle fesih imkanı oluşacaktır. haklı fesih durumlarında taraflar uğramış oldukları tüm zararları karşı taraftan talep etme hakkına sahip olacaklardır." düzenlemeleri yer aldığı; her ne kadar müvekkil/acente tarafından davalıya 30 gün süreli ihtar yapılmamış olsa da, işbu düzenlemeye rağmen haklı nedenle fesih şartlarının oluştuğu görüleceği; taraflar arasında akdedilmiş olan 02.05.2017 tarihli Acentelik Sözleşmesi, müvekkil açısından sürdürülemez bir hale dönmesi nedeniyle talep doğrultusunda 14.09.2019 tarihinde sona erdiği; sözleşmenin müvekkilim tarafından haklı nedenle feshedildiği ve davalı tarafın bu hususu zımnen de olsa kabul ettiği; Müvekkilin işbu dava kapsamında talep ettiği alacak kalemleri, feshe bağlı olan alacak türlerinden değildir. Dolayısıyla mahkemenin aksi kanaatte olması yani sözleşmenin müvekkilim tarafından hakkı nedenle feshedildiği sonucuna ulaşılamaması halinde dahi müvekkilim işbu dava konusu olarak talep edilen alacak kalemlerine hak kazanacağı davalının kusurlu bir hareketinin bulunduğu ve bu kusurlu hareketinden dolayı sözleşmenin müvekkilim tarafından feshedildiği sabit olup, müvekkilimin sözleşmeyi feshetmek zorunda kalması nedeniyle, bilirkişi tarafından müvekkilimin yoksun kaldığı provizyonların baz alınarak yapılacak hesaplama doğrultusunda tazminat talep ettiği neticeten yukarıda açıkladığımız nedenlerle davalının mal kaçırma ihtimaline binaen menkul ve gayrimenkul malvarlığına teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı uygulanması talebimizin kabulüne, davamızın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile, fazlaya dair tüm talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik dava tarihi itibari ile hesaplama gerektiren alacağımızın hesaplanması mümkün olmadığından; belirsiz alacak olarak ve bilirkişi raporu ile arttırılmak üzere; müvekkilin hak edişinden yapılan haksız kesintilerin, müvekkil tarafından davalı şirkete araç ve demirbaş mülkiyetinin kendisine devri amacıyla ödenen bedellerin toplamından amortisman bedeli düşüldüğünde kalan tutarın, davalı şirkete ödenenen isim hakkı bedelinin, ... İli, ... İlçesi, ... Mah.,10449 Ada, 273 Parsel 3. Kat Bağımsız Bölüm No:...adresinde kain taşınmazın satışı neticesinde davalının haksız ve kötü niyetli olarak elde ettiği satış bedeline ilişkin şimdilik 10.000,00-TL'nin müvekkilin sözleşmeyi haklı nedenle feshi tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. SAVUNMA/ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı her ne kadar işbu davayı... mahkemelerinde ikame etmiş olsa da taraflar arasında münakıd Acentelik Sözleşmesi'nin 43. Maddesinde;" b) Acente” ile “... Kargo” arasında çıkacak çekişmelerde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir." hükmü uyarınca işbu davanın İstanbul Anadolu değil, İstanbul Mahkemeleri'nde görülmesi gerektiği; HMK 193 uyarınca geçerli bir yetki sözleşmesi hükmü olup sözleşmenin taraflarını bağlamakta öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmeleri gereği müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları kesin delil niteliğinde olduğunu, davacının acentelik ilişkisine kendi isteği ile ve haksız olarak son verdiğini, davacı, Sayın Mahkeme'ye de sunmuş olduğumuz fesih bildirimini metninde, sözleşmede belirtilmiş fesih nedenlerinden farklı bir neden ileri sürerek sözleşmeyi feshettiği; acentelik sözleşmesi'nin fesih koşulları başlıklı hükmü incelendiğinde davacının, acentelik ilişkisini haksız olarak feshettiği; fesih gerekçeleri hiçbir şekilde haklı nedene dayanmadığı; davacının belirttiği hususlar sözleşmede taraflara haklı nedenle fesih hakkı tanımadığı; feshini haklı kılmaya çalıştığı nedenler (feshi dayandırdığı gerekçeler) için, müvekkil şirketi temerrüde düşürme ya da Müvekkil Şirkete fesihten önce herhangi bir ihtar çekmiş dahi olmadığı; sözleşmede davacıya bu hususlarda haklı fesih hakkı tanınmamışken davacının Müvekkil Şirketi temerrüde düşürmeden doğrudan haklı nedenle sözleşmenin derhal fesih yoluna gitmesi hukuken mümkün olmadığı ve hatta sözleşmelerin ayakta tutulması asli prensibine aykırı olduğu; Müvekkil Şirket, bağımsız olarak şubelerini acente olarak işletmek üzere tacirlere devretmek ve işi kendi maaşlı personelleri yerine kendi işi gibi benimseyerek kar elde etme gayesi ile çalışacak acentelere bıraktığı; bu bağlamda kurulu bir düzeni, tüm demirbaş ve mefruşatı ile şubesini ve kasasını, o şubede kullanılacak araçları, müşteri portföyünü, tüm networkünü, ticari bilgi ve deneyimini (know-how), ticari marka ve logosunu ve benzeri tüm imkanları süresiz acentelik sözleşmesi ile acentenin kullanımına bıraktığı; sektöre yeni taşımacıların kazandırılması niteliğindeki bu işbirliğini uzun dönem devam ettirmeyi amaçlayan Müvekkil, acentelik sözleşmelerini süresiz olarak akdetmekte ve keyfi fesih ve suiistimaller ile işbirliğinin zedelenmesini önlemek için de sözleşmede koruyucu hükümler öngörüldüğü; acentelik ilişkisi sözleşmenin her iki akit tarafı için de kazanç sağlayan bir ilişki olup uzun dönem devam etmesi her iki tarafın da menfaatini doğrudan ilgilendirdiği; davacı şayet bir zarara uğradı ise, basiretsizliği ve ticari başarısızlığı nedeni ile zarara uğramış olup müvekkile herhangi bir katma değeri de olmadığı; davacının tüm hakedişleri sözleşme hükümlerine uygun olarak zamanında ödendiği; davacının tüm hak edişleri sözleşme hükümlerine uygun olarak tam ve zamanında ödenmiş olup müvekkil şirketin davacıya hiçbir borcu bulunmadığı; bilakis, acentelik sözleşmesi gereği ve/veya bağımsız tacir olması nedeniyle davacının ödemesi gerekip de fesih sonrası müvekkil şirketin ödemek durumunda kaldığı bedeller nedeniyle davacı, müvekkil şirkete borçlu durumda olduğu; acentelik sözleşmesi haklı olarak feshedilmediğinden, müvekkil şirket'e ödenen isim hakkı bedelinin iadesi mümkün olmadığı; müvekkil Şirket, hukuka uygun bir şekilde tesis edilmiş bir ipoteğin gerekli ödemesini elde ettiği; davacının bu konuda Müvekkil Şirket aleyhine bir delil veya emaresi bulunmadığı neticeten yetki itirazımızı tekrarla davanın yetki yönünden reddine;Mahkeme aksi kanaatte ise haksız davanın külliyen reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu uyuşmazlığın,taraflar arasında akdedilmiş olan 02/05/2017 tarihli acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshi kapsamında davacının hakedişlerinden yapılan fazla kesintiye ilişkin şimdilik 2.500,00 TL davacı tarafından şirkete araç ve demirbaş mülkiyetinin devri nedeniyle ödenen bedelden amortisman bedeli düşüldükten sonra şimdilik 2.500,00 TL'nin isim hakkı bedeli için ödenen bedel nedeniyle şimdilik 2.500,00 TL, ... İli ... İlçesi ... Mah. 10449 ada 273 parsel 3. Kat 5 nolu bağımsız bölüm olarak tapuda kain taşınmazın satışı neticesinde davalının haksız ve kötü niyetli olarak elde ettiği satış bedeline mahsuben şimdilik 2.500,00 TL olmak üzere 10.000,00 TL'nin sözleşmenin feshi tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili gerekip gerekmediği hususlarından kaynaklandığı anlaşılmıştır. ... 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/07/2021 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamında özetle" ...Taraflar arasında akdedilen ve mahkememiz iş bu dosyasına sunulan Acentelik Sözleşmesi XIX. Kısım Uyuşmazlık Çözümü ve Delil Sözleşmesi konulu kısmın 43.madde (b) bendinde " "Acente ile ""..." arasında çıkacak çekişmelerde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkidir." şeklinde hüküm bulunduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 17.maddesinde yetki sözleşmesi :''Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.'' şeklinde tanımlanmıştır.Madde metninden de anlaşılacağı üzere ancak iki tarafın tacir olduğu durumlarda yetki sözleşmesi yapılabilecektir. Yetki sözleşmesine aksine hüküm konulmadığı sürece yetki sözleşmesiyle belirlenen mahkeme münhasır yetkili mahkeme olacaktır.Dosyaya sunulan sözleşme incelendiğinde sözleşmenin 43/b maddesinde sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda İstanbul mahkemelerinin yetkili olacağına ilişkin münhasır yetki sözleşmesi yapıldığı görülmüştür. Tarafların tacir olması, aralarında münhasır yetki sözleşmesi bulunması,davalının cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunması göz önüne alındığında davanın 6100 sayılı HMK'nın 17.19 ve 20. Maddeleri uyarınca yetkisizlik nedeniyle reddine'' şeklinde karar verildiği ve mahkememize tevzi edilen dava dosyası mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkememiz 19/10/2022 tarihli duruşma ara kararı ile dosyanın resen seçilecek bir mali müşavir, bir sözleşme uzmanı, bir gayrimenkul değerleme uzmanı ve demirbaş bedelini değerlendirme konusunda uzman bir bilirkişi heyetine tevdi ile dosya kapsamıyla sözleşmenin fesih nedeni de değerlendirilmek suretiyle davacının hakedişlerinden haksız kesinti yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise miktarı, davacının davalıya demirbaş bedeli olarak ödemiş olduğu miktardan amortisman bedeli düştükten sonra bir zararı olup olmadığı varsa miktarı, sözleşmenin icar edileceği süre nazara alınmak suretiyle isim hakkı nedeniyle ödemiş olduğu miktar nedeniyle bir zararı olup olmadığı ve varsa miktarı ile ... İli ... İlçesi ... Mah. 10449 ada 273 parsel 3. Kat 5 nolu bağımsız bölüm olarak kain olup da davalı lehine ipotek tesis edilen taşınmazın ipoteğin paraya çevrilmesi nedeniyle davacı nezdinde herhangi bir zarar oluşup oluşmadığı varsa miktarı ile tüm dosya kapsamı, talep ve savunmalar doğrultusunda mali müşavir bilirkişi defter inceleme saatinde hazır olmak ve değerleme uzmanı mahallinde inceleme yapmak suretiyle rapor alınmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda mali müşavir ..., sözleşme uzmanı ..., gayrimenkul değerleme uzmanı ... ve demirbaş bedelini değerlendirme konusunda uzman ...'dan alınan 22.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle, Muhterem Mahkemece sözleşme ilişkisinin davacı tarafından haklı sebebe dayanmaksızın feshedildiği kanaatinde olunması durumunda davacının sözleşmenin haklı sebeple sona erdirilmesine bağlanan “zararlarının tazmini” talep etmesinin mümkün olmadığının; Muhterem Mahkemece aksi kanaatte olunması veya sözleşmenin olağanüstü sebebe dayalı olarak feshedildiğinin düşünülmesi durumunda sözleşme ilişkisinin haklı sebeple feshedildiği ve davacının sözleşmenin haklı sebeple sona erdirilmesine bağlanan “zararlarının tazmini” talep edebileceğinin ifade edilebileceği, hakediş alacağı talebi sözleşmenin haklı sebebe dayanıp dayanmadığından bağımsız olarak davacının elde etmeye hak kazandığı alacak hakkına ilişkin olduğu, dolayısıyla şayet davalı tarafından sözleşme hükümleri dışında kesinti yapılmış olması durumunda bu bedellerin tahsilinin gerekeceği, yapılan incelemeler neticesinde ise davacının 224.726,31 TL hakediş alacağının bulunduğu, Ekli cari hesap sözleşmesinde belirtilen ödeme planındaki ödemelerin tamamının ... Kargo'ya ödemesini takip eden bir aylık süre içerisinde davalı, araçların mülkiyetinin devrini davacı adına gerçekleştirecektir. Dosyaya mübrez belgelerden araç bedellerinin 20.209,00-EURO + 6.719 Euro Demirbaş bedeli olmak üzere toplam 26.928 Euro olduğu anlaşıldığı, davacı tarafından ise araç ve Demirbaş bedeli kapsamında davalıya 19.727 Euro ödeme yapıldığı tespit edildiği, her ne kadar davacı tarafından ek protokolde ön görülen 20.209,00-EURO'luk araç bedelinin tamamı ödenmemiş ve araçların mülkiyetinin devri koşulu oluşmamışsa da sözleşme ilişkisinin sona ermesi nedeniyle davacının ödediği araç ve demirbaş bedeli 19.727 Euro bedelin iadesini talep etme hakkını haiz olduğunu, nihai takdir ve kanaat tamamen ve münhasıran Muhterem Mahkemeye ait olduğunu, araç ve Demirbaş Bedelinin 26.928 EURO'nun 02/05/2017 ile 29.07.2019 arasında Araç ve Demirbaşlara ait hesaplanması gereken Amortisman bedelinin toplam 16.269 Euro olduğu, Davacının Davalıya Demirbaş Bedeli Olarak Ödemiş Olduğu 19.727 Euro'dan Amortisman Bedeli 16.269 Euro Düştükten Sonra 3.458 Euro Zararı Olduğu, Nihai takdir ve kanaat tamamen ve münhasıran Muhterem Mahkemeye ait olduğunu, Muhterem Mahkemece sözleşme ilişkisinin davacı tarafından haklı sebebe dayanmaksızın feshedildi; kanaatinde olunması durumunda davacının, sözleşmenin 37. madde hükmüne bağlanan isim hakkı bedelinin iadesini talep edemeyeceği ifade edilmelidir. Buna karşın Muhterem Mahkemece aksi kanaatte olunması; yani sözleşmenin davacı tarafından haklı sebebe dayalı olarak feshedildiği kanaatinde olunması durumunda ise davacının, sözleşmenin 37. madde hükmüne bağlanan isim hakkı bedelinin iadesini talep edebileceği ifade edilebiceği, bir kez daha ifade etmek gerekirse davalı tarafından düzenlenen Hakediş Raporlarında Yatırıma Katkı Payı veya İsim Hakkı adı altında yapılan kesinti miktarı tespitinin yapılamadığı, nihai takdir ve kanaat tamamen ve münhasıran Muhterem Mahkemeye ait olduğunu, Sayın Mahkemece ipoteğe bağlı olarak iktisap edilen 72.000,00-TL'nin davalının davacıdan olan alacağına mahsuben tahsil edildiği kanaatinde olunması durumunda davacının iade talebinde bulunamayacağı; buna karşın Muhterem Mahkemece davalının davacıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı kanaatinde olunması durumunda davacının, 72.000,00-TL'nin iadesi talebinde bulunabileceğinin ifade edilebileceği tespit edilmiştir. Mahkememizin 13/12/2023 tarihli duruşma ara kararı ile 19/10/2022 tarihli 3 nolu celse 1 nolu ara kararda “talep ve savunmalar doğrultusunda mali müşavir bilirkişi defter inceleme saatinde hazır olmak ve değerleme uzmanı mahallinde inceleme yapmak suretiyle rapor alınmasına” karar verildiği halde bilirkişi raporunda “Dosyaya mübrez karşılıklı taraf beyanları ile taraflarca dosyaya ibraz edilen belgeler tetkik edilmiştir” denilmek suretiyle duruşma ara kararı gibi gereğin yerine getirilmediği ve davacının zarar kalemleri açısından denetime elverişli olmadığı görülmekle dosyanın önceki bilirkişi heyetine tevdi ile amortisman bedellerine ilişkin yıl bazında alınan bedellerin hangi kriterler esas alınarak hazırlandığının denetime elverişli olmadığı; araç bedeli ve yatırım katkı payının ne şekilde belirlendiğinin tespit edilemediği görülmekle davalı lehine ipotek tesis edilen taşınmazın ipoteği paraya çevrilmesi nedeniyle davacı nezdinde herhangi bir zarar oluşup oluşmadığının varsa miktarının tespitine ilişkin ilgili hususlarda ek rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiştir.Bilirkişi heyetinden alınan 15/04/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle, Muhterem Mahkemece sözleşme ilişkisinin davacı tarafından haklı sebebe dayanmaksızın feshedildiği kanaatinde olunması durumunda davacının sözleşmenin haklı sebeple sona erdirilmesine bağlanan “zararlarının tazmini” talep etmesinin mümkün olmadığının; Muhterem Mahkemece aksi kanaatte olunması veya sözleşmenin olağanüstü sebebe dayalı olarak feshedildiğinin düşünülmesi durumunda sözleşme ilişkisinin haklı sebeple feshedildiği ve davacının sözleşmenin haklı sebeple sona erdirilmesine bağlanan “zararlarının tazmini” talep edebileceğinin ifade edilebileceği, Hakediş alacağı talebi sözleşmenin haklı sebebe dayanıp dayanmadığından bağımsız olarak davacının elde etmeye hak kazandığı alacak hakkına ilişkin olduğu, dolayısıyla şayet davalı tarafından sözleşme hükümleri dışında kesinti yapılmış olması durumunda bu bedellerin tahsilinin gerekeceği, yapılan incelemeler neticesinde ise davacının 224.726,31 TL hakediş alacağının bulunduğu, Ekli cari hesap sözleşmesinde belirtilen ödeme planındaki ödemelerin tamamının ... Kargo'ya ödemesini takip eden bir aylık süre içerisinde davalı, araçların mülkiyetinin devrini davacı adına gerçekleştirecektir. Dosyaya mübrez belgelerden araç bedellerinin 20.209,00-EURO + 6.719 Euro Demirbaş bedeli olmak üzere toplam 26.928 Euro olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından ise araç ve Demirbaş bedeli kapsamında davalıya 19.727 Euro ödeme yapıldığı tespit edildiği, Her ne kadar davacı tarafından ek protokolde ön görülen 20.209,00- EURO'luk araç bedelinin tamamı ödenmemiş ve araçların mülkiyetinin devri koşulu oluşmamışsa da sözleşme ilişkisinin sona ermesi nedeniyle davacının ödediği araç ve demirbaş bedeli 19.727 Euro bedelin iadesini talep etme hakkını haiz olduğunu, Nihai takdir ve kanaat tamamen ve münhasıran Muhterem Mahkemeye ait olduğunu, araç ve demirbaş bedelinin 26.928 EURO'nun 02/05/2017 ile 29.07.2019 arasında Araç ve Demirbaşlara ait hesaplanması gereken Amortisman bedelinin toplam 16.269 Euro olduğu, Davacının Davalıya Demirbaş Bedeli Olarak Ödemiş Olduğu 19.727 Euro'dan Amortisman Bedeli 16.269 Euro Düştükten Sonra 3.458 Euro Zararı Olduğu, Nihai takdir ve kanaat tamamen ve münhasıran Muhterem Mahkemeye ait olduğunu, Muhterem Mahkemece sözleşme ilişkisinin davacı tarafından haklı sebebe dayanmaksızın feshedildiği kanaatinde olunması durumunda davacının, sözleşmenin 37. madde hükmüne bağlanan isim hakkı bedelinin iadesini talep edemeyeceği ifade edilmeli, buna karşın Muhterem Mahkemece aksi kanaatte olunması; yani sözleşmenin davacı tarafından haklı sebebe dayalı olarak feshedildiği kanaatinde olunması durumunda ise davacının, sözleşmenin 37. madde hükmüne bağlanan isim hakkı bedelinin iadesini talep edebileceği ifade edilebileceği, bir kez daha ifade etmek gerekirse Davalı tarafından düzenlenen Hakediş Raporlarında Yatırıma Katkı Payı veya İsim Hakkı adı altında yapılan kesinti miktarı tespitinin yapılamadığı, nihai takdir ve kanaat tamamen ve münhasıran Muhterem Mahkemeye ait olduğu, Sayın Mahkemece ipoteğe bağlı olarak iktisap edilen 72.000,00-TL'nin davalının davacıdan olan alacağına mahsuben tahsil edildiği kanaatinde olunması durumunda davacının iade talebinde bulunamayacağı; buna karşın Mahkemece davalının davacıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı kanaatinde olunması durumunda davacının, dava konusu taşınmazın; dava tarihi olan 21.09.2021 tarihindeki güncel piyasa rayiç değerinin ise yaklaşık 440.324,00 TL - 1.800.000 TL x ( 742,58 / 3.035,59) olabileceği ve davacının iadesi talebinde bulunabileceği ifade edilebileceği tespit edilmiştir. Mahkememiz 03/07/2024 tarihli ara kararı ile Ek bilirkişi raporunda davalı taraf defterleri üzerinde yerinde inceleme yapıldığı belirtilmiş ise de davalı tarafın defterlerine ilişkin denetime ve hüküm kurmaya elverişli veriler bulunmadığı anlaşılmakla taraf ticari defterleri üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle dosyanın resen seçilecek yeni bir mali müşavir bilirkişiye tevdii ile rapor aldırılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi ...'dan alınan 09/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davalının ibraz olunan e-defter beratlarının süresinde oluşturulduğu, tarafların 2017, 2021 yılı ticari defterlerinin sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu, davacı şirket tarafından ibraz edilen dava konusu, 2018 ve 2019 yılına ait ticari defterlerinin açılış noter tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu ancak, gerek taraflar arasındaki delil sözleşmesi gereği gerekse de davacı defterlerindeki özellikle 2017 yılı işletme hesabı olmasından kaynaklı kayıt eksiklikleri nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde davalının defter kayıtlarına esas dayanak belgelerle birlikte davalı defterleri esas alınmasının Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, davalının ticari defterlerindeki kaydi verilere, aksi kayıtlara dayanak ve davacının kabul imzasını içeren belgelerle ispatlanıncaya kadar davacının hak edişinden yapılan kesintiler için 219.495,21TL, davacıya taşınmazın satışı neticesinde davalının tahsil ettiği 72.767,80TL ve 6.882,53€ demirbaş bedeli olmak üzere davacının toplam 290.173,01TL ve 6.882,53€ alacağı olabileceği, davacının alacak iddiasının benimsenmesi durumunda; Merkez bankası verilerinden, 21.09.2021 dava tarihi itibari ile avans faizi oranının %16,75 olduğu anlaşıldığından davacının belirlenen asıl alacağına takip tarihinden itibaren %16,75 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği tespit edilmiştir. Davacı vekili 18/06/2025 tarihli bedel artırım dilekçesinde özetle, 09.05.2025 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını sundukları 27.05.2025 tarihli dilekçesindeki ek rapor alınması talebinden vazgeçtiğini bildirerek 10.05.2021 tarihli dilekçesinde 10.000,00-TL olarak talep edilen alacaklarının bedelinin arttırımı suretiyle 354.414,21-TL artırılarak 361.914,21-TL yükseltilmesi amacıyla, işbu talep arttırım dilekçesinin gereğinin yapılmasına, arttırım talebinin kabulü ile davamızın kabülüne, haksız kesintiler için 219.495,21-TL, amortisman bedeli düşüldüğünde kalan demirbaş bedeli için 69.651,20-TL; -... İli, ... İlçesi, ... Mah.,10449 Ada, 273 Parsel 3. Kat Bağımsız Bölüm No:5 adresinde kain taşınmazın satış bedeli için 72.767,80-TL olmak üzere toplam 361.914,21-TL'nin müvekkilin sözleşmeyi haklı nedenle fesih tarihinden itibaren %16,75 ve değişen oranlarda kademeli olarak ticari avans faizi yürütülerek davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamından yapılan değerlendirmede taraflar arasında 02.05.2017 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığı; davacının acente olduğu; sözleşmenin süresinin acentenin acentelik hizmeti vermeye başladığı tarihte başlayıp süresiz olacağı, sözleşmede belirlenen "haklı nedenle fesih" haklarını kullanmalarına dayalı olarak sona erdirilmiş olmadıkça geçerli sayılacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 41. Maddesinde fesih koşullarının düzenlendiği; iş bu madde kapsamında tarafların haklı nedenle fesih haklarını kullanacakları özel hallerde, fesih iradesinin karşı tarafa tebliğini takip eden gün sona ereceği;bunun dışında tarafların sözleşmeyi feshedemeyeceği; 2. Bendinde ... Kargo'nun haklı nedenle feshinden kaynaklı doğan hakkının belirlendiği; 3. Fıkrada ise acentenin haklı fesih hakkını ... Kargo'nun sözleşmedeki yükümlülüklerinden birisini mücbir sebep dışında 30 gün süreli ihtara rağmen yerine getirmemesi durumunda acentenin haklı fesih sebebinin oluşacağının kararlaştırıldığı; acentelik sözleşmesi ek protokolde acentelik sözleşmesinin eki ve mütemmim cüzü olduğu; davalının kullanımında ve zilyedliğinde olan ... plakalı ve ... plakalı araçların acente hizmetine verilmesi; derhal veya belirli bir süre sonra acenteye hibe edilmesi; büro malzemelerinin acenteye devir esas ve şartları; acenteye ... veri aktarımı hizmeti sunulması ve acentenin kullanacağı ... Kargo'nun kiracısı bulunduğu gayrimenkulün acente tarafından alt kiracı olarak kullanımına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında acentelik sözleşmesinin 37. Maddesi uyarınca yatırım katkı payı (isim hakkı bedeli)nin aylık hak edişlerinden mahsup edilmek suretiyle tahsilatına ilişkin usul ve esasları düzenleyen protokol imzalandığı; protokolün 3. Maddesinde acenteye şubeyi devir aldığı tarihten itibaren 12 ay süre ile ... Kargo'ya herhangi bir yatırım katkı payı ödemeyeceği; şube devir tarihinden itibaren 12 ay geçtikten sonra protokolde belirtilen esaslar doğrultusunda yatırım katkı payı ödeyeceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında Eşya acentelik sözleşmesi imzalandığı, davalı firmanın davacı firmasını karayoluyla yurtiçi eşya taşıması konusunda acente olarak tayin ettiği; acentelik komisyonu hizmet bedelinin 1.200,00 TL olduğu kararlaştırılmıştır. Taraflar arasındaki alt kira sözleşmesi kapsamında davalının davadışı "..." ile imzalanan 01.01.2015 tarihli asıl kira sözleşmesine dayalı olarak kiralayan olarak "...'de bulunan taşınmazın "..." olarak ticari gayeyle kullanılması için alt kiracı olarak davacıya kiracı olarak kullanıma terk edilmesi amacıyla düzenlendiği; Taraflar arasında acentelik sözleşmesi ek protokolü cari hesap sözleşmesi imzalandığı; davacının acentelik hizmeti karşılığında elde edeceği hak edişin hesaplanması ve ödenmesine ilişkin düzenlendiği anlaşılmıştır. Cari hesap sözleşmesine ilişkin ek protokol düzenlendiği; gizlilik taahhüdü ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin ek protokol düzenlendiği anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesi neticei talep kısmında " belirsiz alacak olarak ve bilirkişi raporu ile arttırılmak üzere; müvekkilin hak edişinden yapılan haksız kesintilerin, müvekkil tarafından davalı şirkete araç ve demirbaş mülkiyetinin kendisine devri amacıyla ödenen bedellerin toplamından amortisman bedeli düşüldüğünde kalan tutarın, davalı şirkete ödenenen isim hakkı bedelinin, ... İli, ... İlçesi, ... Mah.,10449 Ada, 273 Parsel 3. Kat Bağımsız Bölüm No:5 adresinde kain taşınmazın satışı neticesinde davalının haksız ve kötü niyetli olarak elde ettiği satış bedeline ilişkin şimdilik 10.000,00-TL'nin müvekkilin sözleşmeyi haklı nedenle feshi tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalıdan tahsiline karar verilmesini" talep ettiği; davanın ... 10. ATM...Esas sayılı dosyasında görülmeye başlandığı; mahkemenin 07/05/2021 tarihli ara kararı ile "Dava dilekçesinin netice-i sonuç kısmında birden çok alacak kalemi olduğu görülmekle, 6100 Sayılı HMK'nın 119/1-ğ ve 119/2. Maddeleri uyarınca talep edilen her bir ayrı alacak kalemi ayrı ayrı harçlandırılmak ve ayrı ayrı değer belirtilmek suretiyle talep sonucunun açıklanması için davacıya 1 hafta kesin süre verilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına" karar verildiği; davacı vekilinin 10/05/2021 tarihli beyan dilekçesinde iş bu dava kapsamında neticei taleplerinin "1- Müvekkilin hak edişinden yapılan haksız kesintiler için şimdilik 2.500,00-TL; 2- Müvekkil tarafından davalı şirkete araç ve demirbaş mülkiyetinin kendisine devri amacıyla ödenen bedellerin toplamından amortisman bedeli düşüldüğünde kalan tutar için şimdilik 2.500,00-TL; 3- Davalı şirkete ödenenen isim hakkı bedeli için şimdilik 2.500,00-TL;4- ... İli, ... İlçesi, ... Mah.,10449 Ada, 273 Parsel 3. Kat Bağımsız Bölüm No:5 adresinde kain taşınmazın satışı neticesinde davalının haksız ve kötü niyetli olarak elde ettiği satış bedeli için şimdilik 2.500,00-TL olarak toplamda 10.000,00-TL'nin müvekkilin sözleşmeyi haklı nedenle feshi tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından davalı aleyhine ... 24. Noterliği'nce ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinde özetle, imzalanan acentelik sözleşmesinin tip sözleşme olarak ağır şartlarla oluşturulduğu, karşılıklı teatide bulunulmadan müvekkilin imzalatıldığı; sözleşme şartlarının giderek ağırlaşması nedeniyle müvekkilin sözleşmeyi sürdürmesi imkansız hale geldiği; prim sisteminin sürekli değişmesi, hak ediş ödemelerinin düzenli olarak hesaplanmadığı; müvekkile süresinde ödenmediği; ...sayılı dilekçe ile ... Acente Müdürlüğü görevinin kendisinden alınmasını talep ettiği; 14.09.2019 tarihinde sözleşme sona erdiği; acentenin geri alınma devir işlemleri yapıldığı; müvekkilin doğmuş ve doğacak alacaklarının belirleyen tutanak tutulması gerektiği; tahsil sürecinde olan ve henüz tahsil edilmeyen alacaklar somut verilere dayanarak belirlenip hak edişin hesaplanması gerektiği ancak bu işlemlerin yapılmadığı; tahsil edilmemiş faturaların kasa açık miktarı olarak gösterildiği; hak edişinden kesilmesi haksız olduğu; araç ve demirbaş mülkiyetinin devri amacıyla 36 adet senet düzenlendiği; mülkiyetin devri amacıyla yapılan sözleşmenin 14.09.2019 tarihinde sona ermesi nedeniyle kullanım kaynaklı amortisman bedelinin hesaplanıp ödenen meblağın iadesi, vadesi gelmemiş 8 adet senedin hükümsüz kaldığından teslimine;... İli, ... İlçesi, ... Mah.,10449 Ada, 273 Parsel 3. Kat Bağımsız Bölüm No:5 adresinde kain taşınmaz üzerinde ... Kargo lehine 2.derece teminat ipoteği kurulduğu; ...5. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyasında ... A.Ş 1. Dereceden ipotek alacaklısı olduğundan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı; 17/05/2019 tarihinde 135.000,00 TL bedelle satış yapıldığı ve 2. Derecede ipotek alacaklısı olması nedeniyle 72.000,00 TL ödeme yapıldığı; ... A.Ş'nin yaptığı satıştan kötüniyetli olarak yararlandığı; bedelin iadesinin işleyen faiz ile iadesi istendiği; iş bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içinde taleplerin yerine getirilmesini talep ettiği; iş bu ihtarnamenin 04/12/2019 tarihinde davalıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Davacının ...'ne hitaben yazılan 02/08/2019 el yazılı beyan dilekçesinde özetle,02/05/2017 tarihinden itibaren sürdürmekte olduğu Ş.paşa acente müdürlüğü görevimi değişen acentelik sistemi nedeniyle zarar ettiğimden 10.08.2019 tarihi itibariyle geri alınmasını talep ettiğinden bahisle imzalı beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanan 02.05.2017 tarihli acentelik sözleşmesi ve ekleri ile Eşya acentelik sözleşmesi; Alt kira sözleşmesi ; acentelik sözleşmesi ek protokolü cari hesap sözleşmesi protokolleri yapıldığı, sözleşmede süre belirlenmediği ancak taraflardan birinin "haklı nedenle fesih" haklarını kullanmalarına dayalı olarak sona erdirileceği kararlaştırılmıştır. Davacı tarafından davalıya ... 24. Noterliği'nce ...tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi öncesi 02/08/2019 el yazılı beyan dilekçesinde acente müdürlüğü görevini değişen acentelik sistemi nedeniyle zarar ettiğinden 10.08.2019 tarihi itibariyle geri alınmasını talep ettiği ancak sözleşmenin feshini talep etmediği veya sözleşmede değişikliğe ilişkin talebi bulunmadığı anlaşılmıştır. ... 24. Noterliği'nce ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinde ise imzalanan acentelik sözleşmesinin tip sözleşme olarak ağır şartlarla oluşturulduğu, karşılıklı teatide bulunulmadan müvekkilin imzalatıldığı; sözleşme şartlarının giderek ağırlaşması nedeniyle müvekkilin sözleşmeyi sürdürmesi imkansız hale geldiği; prim sisteminin sürekli değişmesi, hak ediş ödemelerinin düzenli olarak hesaplanmadığı; müvekkile süresinde ödenmediğini belirtmiş ise de bu hususların davalı tarafa sözleşme kapsamında düzeltilmesini talep etmediği, davacının sözleşmede 41. Madde kapsamında davalıdan talepte bulunmadan davalının sözleşmedeki yükümlülüklerinden herhangi birisini 30 gün süreli ihtara rağmen yerine getirmemesi durumu oluşmadığından acente açısından haklı sebeple fesih imkanı oluşmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde talep edilen kalemler yönünden yapılan incelemede, dava dilekçesi ve 10/05/2021 tarihli beyan dilekçesinde hak edişinden yapılan haksız kesintiler için talepte bulunduğu, davacının dava dilekçesinde hangi hak edişlerden kaynaklı davalı tarafından alacağının ödenmediğini somutlaştırmadığı, ihtarname içeriğinde de bu hususta tam bir tespit ortaya koyamadığı anlaşılmıştır. İş bu hak ediş kalemleri yönünden taraf ticari defterleri yönünden yapılan incelemede 22.10.2023 tarihli kök rapor ve 15.04.2024 tarihli ek raporda ticari defterlerin incelenmesi hususunda yeterli hüküm kurmaya elverişli bilgilerin bulunmaması nedeniyle hükme esas alınmayarak bu hususta yalnızca taraf ticari defterlerinin sunularak incelendiği 09.05.2025 tarihli bilirkişi raporu dikkate alındığında davacı tarafın sözleşmenin imzalandığı 2017 yılı ticari defterleri işletme hesabı olmasından kaynaklı kayıt eksiklikleri bulunması nedeniyle usule uygun tutulmadığı anlaşılmıştır. Sözleşme kapsamında m.43/a uyarınca davalı taraf defterlerinin kesin delil olarak kabul edilmesi nedeniyle davalı tarafın defterleri üzerinde yapılan incelemede defterlerin usule uygun tutulduğu anlaşılmakla her ne kadar rapor içeriğinde davalı tarafından yapılan kesintilere ilişkin kayıtlar kasa sayım tutanaklarına dayandırılmış olup, kasa sayım tutanağının düzenleme tarihi gerek fesih gerekse de devir tarihinden sonraki bir tarihte olduğu dayanak belgede davacının kabul imzası olmadığı; suistimalin ne olduğuna dair dosyaya sunulu yazılı bir belge olmadığı; 31.07.2019 tarihinde “Zebra 50 GK 420 D Barkot Yazıcı (yeni)” açıklaması ile 1.734,60TL davacı hesabından kesinti yapıldığı; söz konusu cihaz devir sonrasında davalı şirket uhdesinde olduğu; 01.06.2020 tarihinde “adınıza yapılan harcamalar” açıklaması ile 1.813,84TL davacı hesabından kesintiye ilişkin dosyaya ya da incelemeye sunulan dayanak bir belge olmadığı; davalının kayıtlarında olduğu halde davacının kayıtlarında yer almayan 14.09.2019 tarihli 18.745,00TL tutarındaki davacı alacağından mahsup edilen kayda dayanak olarak dosyaya ya da incelemeye sunulan bir bilgi ve belge olmadığı hususu tespit edilmiş ise de davacı vekili dava dilekçesinde "Acentelik Sözleşmesi'nin 20. maddesi b bendi uyarınca, her haftanın cuma günü akşamı kasa açıklaması düzenlenerek tahsil edilmeyen faturalar ve gecikme nedenleri açıkça yazılmış ve davalı şirkete bu husus pek çok kez gerek sözlü gerekse de yazılı olarak bildirilmiştir. " ifadesinin yer aldığı ancak bu iddiasına dair deliller kısmında davalı şirketin yazılı uyarıldığına dair delil yer almadığı anlaşılmıştır. Davalının tahsil kabiliyeti olup olmadığına bakılmaksızın davacının toplam hak edişinden kesintiler yapıldığı iddiası kapsamında davacının bu hususta davalı tarafa itiraz sunduğuna dair delil dosyada bulunmamakta olup sözleşme kapsamında davalıdan bu hususun somutlaştırılarak düzeltilmesini talep ettiğine dair delili de bulunmamaktadır. Davalının cevap dilekçesinde ekinde yer alan deliller incelendiğinde davacının döneminde hak ediş kesintisine ilişkin mutabakat farkı dikkate alınarak davalı şirket yetkilileri ile tutanak tutulduğu; davacının acentenin işletilmesi için gerekli ve zaruri giderlerin hak ediş ve alacaktan mahsup edilebileceğine dair imzalı beyanının yer aldığı davacının hak ediş kesintilerinden kaynaklı taleplerini somutlaştıramadığı nitekim ihtarname kapsamında da hakkaniyetli bir ödeme yapılmasının talep edildiği anlaşılmakla son raporda davalı tarafın defterlerinde açıklamalara ilişkin yapılan inceleme yönünden eksik ödendiği iddia olunan hak ediş alacağı kapsamında davacının sözleşme kapsamında edimlerini usule uygun yerine getirdiği ve hangi hak edişlerden kaynaklı yapılan ödemelerin eksik olduğu hususu ispatlanamadığından sözleşmenin ek protokolü cari hesap sözleşmesi kapsamında 4 . Maddede hak edişlerin hesaplanmasının belirlendiği; 5. Maddede diğer hususlar başlığında suiistimale konu kargo için cezai şart belirlendiği; acentenin peşinen kabulü olduğunun kararlaştırıldığı; ölçüm ve tartım hususunda ... Kargo otomasyon sistemi ve tutanaklar kabul edilerek kesin delil olduğu da kabul edilmekle iş bu kalem yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı şirkete araç ve demirbaş mülkiyetinin kendisine devri amacıyla ödenen bedellerin toplamından amortisman bedeli düşüldüğünde kalan tutar için talep yönünden yapılan değerlendirmede acentelik sözleşmesi ek protokol kapsamında araçlar yönünden cari hesap sözleşmesinde belirlenen ödeme planındaki ödemelerin tamamının ...'ya ödenmesini takip eden bir aylık süre içerisinde acente lehine gerçekleşeceğinin kararlaştırıldığı, ek protokolün 4/1-j kapsamında acentenin cari hesap sözleşmesinde belirtilen peşinat ve aylık ödemelerin tamamını ödemeden, acente sözleşmesini kendisi feshederse acentenin ödemiş olduğu peşinat ve aylık ödemeler araç kira bedeli olarak kabul edilip iade edilmeyeceği; ... Kargo'nun mülkiyet devir yükümlülüğünün sona ereceği acentenin hiçbir talep hakkı olmayacağı kararlaştırılmıştır. 5. Maddesinde de büro malzemelerinin mülkiyetinin acenteye devri kararlaştırıldığı, protokol kapsamında 9/2-a uyarınca davacının kendi isteği ile acentelikten vazgeçmesi halinde kazanmış olduğu mülkiyet hakkı dışında başkaca talepte bulunamayacağı; özellikle isim hakkı ve araç ve demirbaş malzeme bedeli olarak ödediği bedellerin, devirler henüz yapılmamış olsa bile kısmen dahi iadesini isteyemeyeceğinden davacının sözleşmeyi kendisinin feshetmesi nedeniyle davalıdan iş bu madde uyarınca talepte bulunmayacağı anlaşılmakla iş bu kalem yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı şirkete ödenen isim hakkı bedeli için davacı vekili 02/07/2025 tarihli celse beyanında iş bu talep yönünden geri alma beyanında bulunduğu ancak davalı tarafın muvafakatinin bulunmadığı anlaşılmakla acentelik sözleşmesi ek protokol kapsamında 9/2-a uyarınca davacının kendi isteği ile acentelikten vazgeçmesi halinde kazanmış olduğu mülkiyet hakkı dışında başkaca talepte bulunamayacağı; özellikle isim hakkı olarak ödediği bedellerin, devirler henüz yapılmamış olsa bile kısmen dahi iadesini isteyemeyeceğinden Yargıtay 11. HD ... Esas... Karar sayılı ilamı da dikkate alındığında iş bu madde uyarınca talepte bulunmayacağı anlaşılmakla iş bu kalem yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiştir. ... İli, ... İlçesi, ... Mah.,10449 Ada, 273 Parsel 3. Kat Bağımsız Bölüm No:5 adresinde kain taşınmazın satışı neticesinde davalının haksız ve kötü niyetli olarak elde ettiği satış bedeli için talep yönünden yapılan değerlendirmede ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ....esas sayılı dosyasında davadışı ... tarafından başlatılan ipotekli takip kapsamında davacının takip kapsamında borçlu olmadığı anlaşılmıştır. Takbis aktif pasif taşınmaz sorgusunda iş bu taşınmazın davacıya ait olmadığı; davadışı...tarafından 18/06/2019 tarihinde ...'e satış işlemini gerçekleştirdiği; taraflar arasındaki sözleşme ve ek protokoller kapsamında iş bu taşınmaz yönünden davacı tarafından davalıya teminat amacıyla ipotek olarak verildiğine dair bilgi ve belge bulunmadığı bu kapsamda iş bu kalem yönünden davalıdan talepte bulunmayacağı anlaşılmakla iş bu kalem yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiş; aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 24.722,36 TL karar harcının peşin yatırılan 170,78 TL harç ve 6.052,51 TL tamamlama harcından mahsubu ile noksan kalan 18.499,07 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 57.906,27 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 02/07/2025
KATİP ¸e-imzalıdır
HAKİM ¸e-imzalıdır