İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/49 E. 2026/44 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/49
- Karar No
- 2026/44
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/49 Esas KARAR NO : 2026/44
DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini DAVA TARİHİ : 03/03/2017 KARAR TARİHİ : 11/02/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: "..." adlı oyunun; Türk kültürüne ait, yüzyıllar öncesine dayanan geleneksel bir oyun olduğunu ancak, bu oyunun 2000'li yılların başlarına dek büyük ölçüde unutulduğunu, öyle ki ne yerli, ne de yabancı kaynaklarda oyun hakkında bilgiye rastlamanın olanaksız hale geldiğini, davacıların yıllar süren emek ve masraflarla bu oyunu minyatürlerdeki tasvirlerden, gravürlerdeki siluetlerden derleyerek yeniden ortaya çıkardıklarını, oyunun farklı yer ve zamanlarda farklı kurallar bütününe sahip olduğunu gören davacılardan ...'ın bunun nasıl oynanacağına kafa yorarak, oyunu derlediğini, 20.yüzyıl insanına hitap eden bir revizyondan geçirerek; günümüz insanının beklentilerini karşılayabilecek, günlük hayatın ritmini yakalayabilecek, bugünün algısına uygun bir hale getirdiğini ve sevilen hale soktuğunu, eş deyişle; oyunun mevcut kurallarının tamamının ... tarafından bir araya getirilip, sadeleştirildiğini ve günümüz insanının beklentilerine uygun olarak yeni kurallarla desteklendiğini, kısacası; oyun geleneksel bir Türk oyunu olmakla birlikte, ... oyunu'nun bugün kullanılan Kurallarının ... tarafından yazılıp, oluşturulduğunu, bu yüzden bugün binlerce insan tarafından oynanan oyunun geleneksel ... oyunu ile isim benzerliği dışında ortak çok az yönü kaldığını kaldı ki, tarihte de bir tek Mangalaoyunu olmadığını, bunun farklı yörelerde farklı kurallarla oynandığını, on yıla yakın bir süre bütün birikmelirin orijinal bir eser ortaya koymak için feda eden ... tarafından oluşturulan versiyonun ise; hiçbir dönemde bu kurallar bütünüyle oynanmadığını, oyunun bu haliyle ilk ve tamamen özgün olduğunu, yepyeni bir tasarım yapıldığını, oyunun adının anonim olmasının onun özgün olmasına karine teşkil etmeyeceğini, oluşturulan eserin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından da tescil edildiğini, her iki davacının da oyunun tanıtımı ve yaygınlaştırılması için yüksek bedeller ödediklerini, salon toplantıları, ücretsiz kurslar, seminerler aracılığıyla oyunu on binlerce kişiye öğrettiklerini, 1.000.000 TL harcama yaparak, yoktan var ettiklerini, maddi ve manevi açıdan yoğun çabalar sarf ettiklerini, oyuna marka değeri kazandırdıklarını, davacılardan ...'ın ayrıca bu konuda bir de belgesel film hazırladığını, bu belgeselde ...'ın da kendisi tarafından yazılan kurallar bütünü anlattığını, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2010 yılından düzenlenen "..."na dair bildirilerle ilgili kitapçığın .. ve ...sayfalarında bu oyunun kurallarının ...'ın belirtiği şekilde anlatıldığını, kurallar bütünü ve diğer ayrıntılar için kendisine ait www...com.tr web sitesinin referans gösterildiğini, bu kitapçığın 1000 adet halinde çoğaltılarak, ülkedeki 81 ilin kütüphanesine gönderildiğini, davacıların resmi kurumlar tarafından da tek muhatap kabul edildiklerini, ..., ..., ... Valiliği gibi pek çok kurum ve kuruluşun kendileri ile çok sayıda ortak proje ve işbirliği geliştirdiklerini, bu nedenle hazırlanan duyuru ve projelerde de yine www...com.tr web sitesinin referans gösterildiğini, davacılardan ... ın 25/11/2010 tarihinde... ile sözleşme imzalayarak; 12 üniversitede toplam 30.000 öğrenciye ...oyunun öğretilmesini sağladığını, bununla ilgili olarak yine özel bir kitapçık bastırıldığını, bu kitapçıkta da oyunun kurallarının açıklandığını, ... Dairesi Başkanlığı ile yapılan ortak çalışmalar binaen ...'ın 81 ili dolaşarak binlerce öğrenciye, oyunu bedelsiz olarak anlattığını, bu konuda kulüpler kurulmasına, yarışmalar düzenlenmesine önayak olduğunu, tüm bunlara karşın davalıların; ... 'nu izin almadan ve herhangi bir bedel ödemeden kutusu dahil, birebir alıp, adında da herhangi bir değişiklik yapmadan , ucuz malzemelerden taklidini üretmek, çoğaltıp, dağıtmak ve satmak suretiyle kullandıklarını öyle ki, kendilerinin tanıtım kitapçıklarına telif haklarını korumak amacıyla bilerek yerleştirdikleri eksik ve hatalı bilgilerin dahi kopyalanarak bu taklitlere konulduğunu, davalıların birlikte hareket ettiklerini, eylemlerinin TTK yönünden haksız rekabet oluşturduğunu, davacılardan ... adına tescilli eserin, ... adına tescilli markanın serbest ilkelerine aykırı biçimde izin almadan ve bir bedel ödemeden kullanan davalıların eylemlerinin kendilerini maddi/ manevi zarara uğrattığını, taklit ürünlerin, ... semtindeki adresi bildirilen mahalde fiziki olarak satıldıklarını ayrıca ... adlı web sitesi üzerinden satış yapıldığını, bu sayfanın domaininin davalılardan ...'a ait olduğunu, anılan sayfada ödeme için tüketiciye bildirilen banka hesabının ise ... adına açıldığını, satış için düzenlenen fatura üzerinde; ...ibaresinin yer aldığını, bu ibarenin marka olarak ... adına tescil ettirildiğini, faturaların ise; ... Şti tarafından düzenlendiğini, bu şirketin tek ortağının da davalı ... olduğunu, davalıların tanınmış başkaca uluslararası markaların oyun konsolları için de kendi adlarına tescil başvurunda bulunduklarını, bu oyunları da üretip sattıklarını, sorumlular aleyhinde bunlarla ilgili daha başka davalar da açıldığını, kendileri tarafında da ... CBS nezdinde suç duyurusunda bulunulduğunu, bu nedenle hukuka aykırı kullanım nedeniyle tecavüzün men'i ref'i, 10000 TL maddi, 20000 TL manevi tazminatın tahsilini, davalı firmaya ait online satış sitesi olan www.hobiegitimdunyasi.com sayfası üzerinde tedbir konulmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalılar ... ve ... LTD. ŞTİ vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; ... yaratıcısı ve sahibinin davacılar olduğunu belirtmiştir. Bu iddia tamamen gerçeğe aykırı ve mesnetsiz olduğunu, zira huzurda açılan davaya konu edilen ... adlı oyun bir ... olmakla birlikte yüzyıllardır Anadolu da ve dünyanın çeşitli yerlerinde değişik isim ve adlarda oynanmakta olduğunu, davacıların söz konusu anonim oyunun yaratıcısının kendileri olduğunu iddia etmelerinin hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, davacıların söz konusu oyun hakkında ne yerli ne de yabancı kaynaklarda net, anlaşılır bir bilgiye rastlamanın mümkün olmadığını, bu tarihlere kadar halk bilimi profesörlerinin kaynak kitaplarında bile adı ya geçmez ya da bir tevatür olduğunu, söz konusu oyun yıllardır oynanmakta olup çeşitli tarihi kaynaklarda ve minyatürlerde geçmekte olduğunu, davacıların iddia ettikleri gibi oyun hakkında ne yerli ne de yabancı bir kaynakta herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı hususu gerçeğe aykırı olduğunu, davacılar vekili müvekkillerinin isimlerinin şu anda bütün kaynak metinlerde ... oyununun yeniden var eden isimler olarak geçtiğini belirtmiş olduğunu, böyle bir iddianın mahkemenize konu edilen davada delil olarak kullanılması hukuken mümkün olmadığını, zira davacıların adlarının bazı metinlerde geçmesi bu dava için delil teşkil etmesi mümkün olmadığını, davacı taraf dilekçesinde huzurdaki davaya konu olan ... Oyununun isim benzerliği dışında geleneksel ... oyunu ile çok az ortak yönünün olduğunu iddia ettiğini, şayet iddia edildiği gibi sadece isim benzerliği söz konusu işe bu davaya konu olan oyun geleneksel ... oyunu olmaktan çıkıp tamamen farklı bir oyun olarak adlandırılması gerekeceğini, dolasıyla davacıların kendi iddiaları çerçevesinde üretmiş olduğu ve yaratıcısı olduğunu iddia ettiği oyun tamamen farklı bir oyun olarak ortaya çıkmakta olup, davacıların bu üretmiş olduğu oyunu ... adı altında pazarlamast hukuka aykırı olduğunu, davacılar vekili müvekkillerinin resmi kurumlar tarafından da tek muhatap olarak kabul edildiklerini ve çeşitli kurumların hazırladıkları broşürlerde www...com adresini referans olarak gösterdiklerini iddia etmekte olduklarını bu hususların bir delil olarak kullanılması hukuka uygun olmadığını, zira bazı kurumlarla işbirliği içerisinde faaliyet göstermeleri huzurda açılmış olan davanın haklılığı için bir delil teşkil etmeyeceğini, davacılar vekilinin müvekkillerinin on binlerce kişiye birebir eğitimle ... oyununu öğrettiklerini belirtmiş ve 2009 yılından bugüne kadar 1.000.000 TL harcadıkları iddia ettiğini, bu iddiaların tamamen soyut ve maddi dayanaktan yoksun olduğunu, davacılar müvekkillerinin üzerinden haksız olarak kar elde etmek ve tarihe mal olmuş bir oyun üzerinden tek el olmak iddiası ile söz konusu davayı açmış olduğunu, burada tüm dünya tarihine mal olmuş bir oyunun tescilinin sehven davacılara verilmiş olması da o oyunun yaratıcısı ve sahibi olduğunu göstermeyeceğini, ... oyumu ve kurallarının davacılar tarafından hazırlanmadan önce adının ... Oyunu adı ile dünyanın hiçbir bilinmediğine, nasıl bir zeminde hangi enstürumanlarla oynanacağına ilişkin en ufak bir fikrin bile olmadığına ilişkin iddia edilen hususlar hiçbir şüpheye yer vermeyecek kadar gerçeğe aykırı olduğunu, zira tarihe mal olmuş ve dünyanın çeşitli yerlerinde oynanmakta olan oyun hakkında hiçbir bilgi ve belgenin bulunmadığını, bunların davacılar tarafından düzenlendiğini iddia etmek akla ve mantığa aykırı olduğunu, davacılar vekili sadece son birkaç ay içerisinde müvekkillerinin satış olanaklarının %50 oranında elinden alındığına, üretilen ürünlerin halk ve çocuk sağlığına zararlı olduğuna, müvekkillerinin itibar kaybına ve yaklaşık 200.000 TL maddi zarara uğradıklarına ilişkin iddiaların tamamı mesnetsizdir. zira bahsedilen iddialar soyut, genel ve hiçbir somut delille desteklenmemekte olduğunu bu nedenle haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Huzurda açılmış olan davada tarafım ... adresli web sitesinin bulunan hesap numaralarının tarafına ait olduğu gerekçesi ile davalı olarak gösterildiğini, sadece söz konusu web sitesindeki hesap numaralarının tarafıma ait olduğu gerekçesi ile huzurdaki davada davalı olarak gösterilmem hukuka aykırı ve mesnetsiz olduğunu, şöyle ki davalı taraflardan ... benim babamdır ve babamın yaşı ilerlemiş olduğundan dolayı tarafına sadece yardım etmekte olduğunu, davalı olarak gösterilen ... Ltd. Şti ile ise herhangi bir ticari ve hukuki ilişiğim söz konusu olmadığını, davacı tarafın sunmuş olduğu dava dilekçesinde, tarafına yönelik iddia etmiş olduğu hususlar, yasat dayanaktan yoksun olup bu beyanlara itibar edilmesi hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafından dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiçbiri, usul kuralları çerçevesinde, iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, iddia edilen hususların hiç biri, gerçeği yansıtmadığından, davanın kabulü halinde, davacı taraf, sebepsiz yere zenginleşecek, hakkaniyete tamamen aykırı bir hüküm tesis edilmiş olacağını, bu nedenlerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Huzurda açılmış olan davada tarafının ...dünyasının marka adının Türk Patent Enstitüsünce taraflar adına tescil edilmiş olması gerekçesi ile davalı olarak gösterildiğini, sadece söz konusu markanın tarafim adına tescilli olması gerekçesi ile huzurdaki davada davalı olarak gösterilmem hukuka aykırı ve mesnetsiz olduğunu, davalı taraflardan ... benim babamdır ve babamın yaşı ilerlemiş olduğundan dolayı tarafına sadece yardım etmekte olduğunu, davalı olarak gösterilen ...Şti ile ise herhangi bir ticari ve hukuki ilişiğin söz konusu olmadığını, davacı tarafın sunmuş olduğu dava dilekçesinde, tarafına yönelik iddia etmiş olduğu hususlar, yasal dayanaktan yoksun olup bu beyanlara itibar edilmesi hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafından dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiçbiri, usul kuralları çerçevesinde, iddia edilen vakıayı ispata civerişli araçlar olmadığını, iddia edilen hususların hiç biri, gerçeği yansıtmadığından, davanın kabulü halinde, davacı taraf, sebepsiz yere zenginleşecek, hakkaniyete tamamen aykırı bir hüküm tesis edilmiş olacağını, bu nedenlerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Huzurda açılmış olan davada tarafım ... adresli web sitesinin domaini olmam dolayısıyla davalı olarak gösterildiğini, sadece söz konusu web ve mesnetsiz olduğunu, şöyle ki davalı taraflardan ... kendisinin babası olduğunu, babasının yaşı ilerlemiş olduğundan dolayı internet işlerinde tarafına sadece yardım etmekte olduğunu, davalı olarak gösterilen ... Ticaret Ltd. Şti ile ise herhangi bir ticari ve hukuki itişiğim söz konusu olmadığını, usul kuralları çerçevesinde, iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, iddia edilen hususların hiç biri, gerçeği yansıtmadığından, davanın kabulü halinde, davacı taraf, sebepsiz yere zenginleşecek, hakkaniyete tamamen aykırı bir hüküm tesis edilmiş olacağını, bu nedenlerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II.DELİLLER A.TPMK Kayıtları Davaya konu marka tescil belgelerinin celp edildiği anlaşıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü'nden davaya konu "... " ve " ... " na ilişkin kayıt ve tescil belgesinin gönderildiği görüldü. B.Bilirkişi Raporları 1.28/12/2017 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: “...” adlı, davaya temel oluşturan ve kuyu esaslı oyunlar grubunda yer alan bu oyunun; 4000 yıllık ..., taktik ve strateji oyunu olduğu, başta ...'nun hüküm sürdüğü topraklar olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerine, çeşitli adlar altında ve farklı kurallarla oynana geldiği, bizatihi davacılar tarafından, dünyanın pek çok ülkesi 125 farklı ad altında, farklı kurallar uygulanarak oynandığı beyan edilen bu oyunu, her ne kadar aralarından ...'ın derleyerek, standartlarını belirlemek, kurallar arasına 4 No'lu temel kuralı da eklemek ve oyunu yazılı hale getirmek suretiyle ona eser vasfı kazandırdığı iddia edilmiş ise de; bu beyanın yalnızca iddia aşamasında kaldığı, kanıtlanamadığı kaldı ki, adı geçen davacı bu tür teknik ve teferruata ait hizmetleri vermiş olsaydı dahi bunların geleneksel kültürün bir parçası olan oyun üzerinde eser sahipliği sıfatı kazandırmayacağı, Türkiye'de unutulmaya başlayan oyunun yeniden gün yüzüne çıkartılabilmesi, geniş kitleler tarafından tanınıp sevilerek, öğrenilip oynanabilmesi için davacıların da yoğun çabalar sarf edip, masraflar yaptıklarına ilişkin kanıtlar dosyaya sunulmuş ise de, bu tür faaliyetlerin FSEK.nun 6'ncı maddesi ile düzenlenen “Derlenme” vasfında olmayıp, somut olmayan kültürel mirasla ilgili folklorik ürünlerin araştırılmasına ilişkin "Derleme" faaliyeti niteliğinde bulundukları, davalılara ait ürünlerde; davacıların ibraz ettikleri belgeli yer alan kuralların aynen, kullanılan minyatürlerden birinin ise; iltibasa yol açacak şekilde izin ve herhangi bir bedel ödemeden kullanılmasının haksız rekabet oluşturduğu, bir kısım davacılar vekili ... ile bir kısım davalılar arasında dava ikamesinden sonra, 27.04.2017 tarihinde imzalanan ... Oyun Kalıbı Kira Sözleşmesi'nin 5/b maddesi ile Mahkemenin adı ve huzurdaki dosya numarası da zikredilmek suretiyle bu davadan ve varsa savcılık şikayetinden feragat edileceğine ilişkin beyanda bulunulduğu hususlarındaki tespit yanı sıra taraflar arasındaki çekişme ile ilgili kanaatlerini içerir raporlarını, takdiri mahkemeye ait olmak üzere kanaatlerini bildirmişlerdir. 2.10/10/2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davaya konu oyun açısından davacı tarafından hususi bir plan dahilinde bir araya seçilerek tertip edilme ve bu seçim noktasında derleyenin düşünce yaratıcılığı sonucunda husüsiyetinin olup olmadığı incelendiğinde sektör bilirkişisinin işbu raporda yaptığı incelemede görüldüğü üzere “Çok eskilere dayanan 4000 yıllık bir oyun olması nedeni ile ve anonim bir oyun olması nedeni ile, güncelleştirilerek, bazı ufak tefek değişiklikler yapılmak suretiyle,” denilerek FSEK eser korumasından yararlarımasını sağlayacak hususiyeti taşımadığı, dava konusu oyun her ne kadar eser vasfını haiz olmasa da, davacı tarafından sadeleştirilen ve güncellenen oyun kurallarının ayrır kelimeler ve sıralama ile davalı tarafından kullanılmasının haksız rekabete sebebiyet verdiği, dava konusu olayda haksız rekabel kararı verilmesi halinde, sektör analizlerine göre hesaplanabilecek tazminal tutarı 86.031,81-TL ile 103.238,18-TL arasında olabileceği bildirilmiştir. III.DAVA VE UYUŞMAZLIK Dava konusu uyuşmazlığın; TPE nezdinde ... tescil no ile tescilli olan ayrıca Kültür Bakanlığında ilim edebiyat alanında kayıtlı olan ve endüstriyel tasarım belgesi kapsamına göre dava konusu oyunu bulup var eden ve oyunun kurallarını günümüz insanına göre davacı ... tarafından oluşturulan davalıların ürettikleri plastik ve ahşap kutularda ... oyun setlerini izin almadan birebir satıp, dağıtımını gerçekleştirmesi nedeniyle marka hakkına, endüstriyel tasarım hakkına tecavüzün tespiti, men'i, FSEK 68.maddeye göre şimdilik 10.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminat istemiyle açılmış bir dava olduğu anlaşıldı. ISLAH Davacı vekili 03/02/2022 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Dosyada mevcut bilirkişi raporuna binaen, dava dilekçesinde belirtilen taleplerinin kabulüne; haksız rekabet yönünden dava tarihinden itibaren 100.000 TL tazminatın ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; tüm yargılama harç ve giderleriyle vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. IV.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE TPMK kayıtları, dava dilekçeleri, cevap dilekçeleri, delil dilekçelerine konu kayıtlar, müzekkere cevapları, 28/12/2017 tarihli ve 10/10/2021 tarihli tarihli bilirkişi raporları ve ilgili diğer deliller kapsamında dosya kül halinde incelendiğinde; Uyuşmazlık konusu olan ... oyununun anonim hale geldiği, fakat buna rağmen dava ve davacılar tarafından üretilen ürünlerin ticari gayeler gözetilerek üretildiği kanaatine varılmıştır. Şöyle ki; ... adlı oyun 4.000 yıl öncesine ait ...oyunudur. Tarihi araştırmalar oyunun ..., ... ve ... döneminde oynandığını göstermektedir. Günümüzde pek çok Türk halkında unutulan bu oyun, konar göçer hayatını son yüzyıla kadar devam ettiren ..., ..., ... ve ... gibi bazı Türk halkları arasında günümüze kadar gelmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı ... oyununun, Anadolu kültürünün köklü bir başlığı olduğunu, oyunun genç kuşaklara tanıtılmasının, yaygınlaştırılmasının yararlı olacağını, kültürel ve turistik alanlarda Türkiye'nin tanıtımına katkı sağlayacağını bildirmiştir. Programın uygulanma sürecinde bireylere oyun kültürü, zekâ oyunları ve ... oyunu hakkında hazırlanan belgesel filmler izletilmelidir. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü kontrolünde hazırlanmış ve Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğünce gösterilmesi uygun bulunan ... oyunu belgesel filmi bu belgesel filmlerin arasında yer almalıdır. ..., ..., ...., ..., ..., ..., , ..., ... ya da hangi ad altırda anılırsa anılsın taraflar dava konusu yapılan oyunun orijinal halinin “anonim” olduğu konusunda mutabıktırlar. ...'nun 2007 tarihli "...” başlıklı makalesinde de "... "kelimesinden dilimize uyarlanmış bulunan bu sıfat için Türk Dil Kurumu Sözlüğü "l-Adı, sam bilinmeyen, 2-Yaratıcısının adı bilinmeyen (eser) ve 3-Çok ortaklı” karşılıklarını vermektedir. Anonim eserler; müzik, dans, tiyatro, resim, edebiyat, el sanatları ve benzeri alanlarda, insanoğlunun dünya yüzünde görüldüğü günden bu yana vücuda getirmekte olduğu, ilk yaratıcısının adı bilinmeyen ortaklaşa eserlerdir. Hiç kuşku yok ki, bu eserler de başlangıçta bir ya da bir kaç kişi tarafından ortaya çıkartılmışlardır. Ancak, bilhassa geçmiş çağlar da eser/eser sahibi kavramları yerleşmediği için bunları ortaya çıkaranların adları saklı tutulmamış, daha da önemlisi bunlar zaman içinde yol alırlarken pek çok kişi tarafından pek çok değişikliğe uğratılmışlardır. Böylece bu eserler; içlerinde doğdukları toplumların bireyleri tarafından üstelik kuşak ve kuşak ortaklaşa biçimlendirilen ürünler haline gelinişlerdir. İşte bu yüzdendir ki; anonim eserler ait oldukları toplumların ortak duygusu, düşüncesi, ortak söylemidir. O insan topluluğunu şekillendiren, onun diğerlerinden ayırt edilebilmesini sağlayan geleneksel kültür mirasının mihenk taşlarıdır...” şeklinde yer alan anonim eserlerle ilgili maalesef normatif bir düzenleme bulunmamaktadır. Anonim eserler ile ilgili yasal bir düzenleme bulunmaması demek değildir ki, bu eserler üzerinde kaynak göstermeden, değiştirme, kullanma veya benzer eylemlerle orjinalliğin tahrip edilmesi korunmayacaktır. FSEK sahibi belli eserlere hasredilmiştir. Sahibi belli olmayan anonim eserlerin mevcut telif yasaları ile korunması mümkün değildir. Davaya temel oluşturan oyunun davacı tarafından derlendiği, kurallarına ekleme yapıldığı ve bu hususların eser vasfı niteliği sağladığı iddialarının değerlendirilmesinde; Davacı taraf; halk arasında oynanan ... benzeri oyunların hiç birinin kurallarının yazılı olarak kayıt altına alınmadığını, kurallar bütününe dair hiçbir metin bulunmadığını, farklı yerlerde farklı isimler altında kuyu sayısı ve taş sayısı değişkenlik gösteren oyunlar bulunduğunu, bunların hiç birisinin bir standardı karşılamadığını, aynı yörenin farklı mahallelerinde bile temel unsurlarda farklılıklara rastlanılabildiğini, davacının yaptığı araştırmalar ile oyunun bütün kurallarının derlendiği, oyuna standart kazandırıldığı, oyunun yeniden tasarlandığı, yeni kurallar getirildiği, alternatif oynama kuralları konduğu, yeni kuralların derleme fonksiyonunu aştığı, oyunun yeniden yazılan bu kurallarla canlandığını, yeniden oynanmaya başlandığını, bunun bir hak, bir eser olmadığını ileri sürmenin kabul edilemez bir iddia olduğunu iddia etmektedir. Davaya konu edilen fikri ürünlerin FSEK kapsamında eser vasfına haiz olup olmadığı Hakim tarafından re'sen araştırılmalıdır. FSEK madde 1/B ile eser "Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini," ifade eder. FSEK soyut fikri, yani şekle bürünmemiş düşünceyi korumaz. Fikrin bir biçimde açıklanması gerekir. Zira, korunma; o fikre hayat kazandıracak olan üslupta, anlatım biçiminde saklıdır. Davacı tarafın çalışmalarına esas teşkil eden ürünün 4000 yıllık, anonim hale gelmiş bir oyun olduğu çekişmesizdir. Ülkemizde ise; anonim eserlerle ilgili bir kanun boşluğu bulunmaktadır. Öte yandan davacı taraf her ne kadar oyuna yeni kural (4. kural); eklediklerini öne sürmüş ise de; kutu oyunlarının dünyada 125 farklı ad altında oynandığı, bunların hepsinin kurallarının, isimlerinin, taş sayılarının farklı olduğunu beyan eden davacının, oyuna eklediğini öne sürdüğü 4 No'lu temel kuralın özgün olduğu beyan safhasında kalmış, herhangi bir kanıtla desteklenmemiştir. Kaldı ki davacılar tarafından EK-12 şeklinde delil olarak sunulan 02/12/2009 tarihli takdim yazısında da; derleme kelimesi kullanılmakla, davacı tarafça oyuna yeni bir kural eklenip oyunu özgün hale getirildiğinden bahsedilmemektedir. Her ne kadar davacı taraf Kültür ve Turizm Bakanlığı'na başvurarak "..." için 21/10/2009 tarih ... sayılı “İlim ve Edebiyat Eserlerine İlişkin Kayıt-Tescil Belgesi" istihsal etmiş ise de; FSEK madde 13 gereğince korsan kullanımlara daha açık olan sinemâ ve müzik eserleri bakımından kayıt tescil işlemleri zorunlu, diğer alanlar için ise isteğe bağlı (ihtiyari)dir. Davacı tarafın delil olarak sunduğu belge beyan esas alınarak hazırlanmış bir evraktır ve aksi her zaman ispat edilebilir. Bakanlığa yapılacak bir bildirim, söz konusu ürünün FSEK kapsamında korunması için kafi değildir. Sonuç olarak; tüm bu veriler ışında dosyadaki belgeli Türk kültürüne mâl olmuş, somut olmayan geleneksel kültürel miras ürünleri arasında yer alan “...” adlı oyunun Türkiye'de yeniden hatırlanarak yaygın şekilde oynanıp kullanılmasında davacıların yoğun emek ve çabaları olduğu tespit edilmiş ise de; farklı yörelerde pek çok farklı kural ve şekillerde oynanan bu oyuna davacıların özgün eser niteliği kazandıracak seviyede ayrıta katkıda bulunduklarına dair yeterli bulgulara rastlanılamamıştır. Bu kapsamda uyuşmazlık konusu ... isimli oyuna davacı tarafın gerçekleştirdiği katkıların ... isimli oyunun FSEK kapsamında eser niteliğine haiz olmasına yeterli olmadığı, davacının ... isimli oyuna gerçekleştirdiği katkıların FSEK madde 6 kapsamına da dahil olmadığı, davacının işlenme niteliğinde bir eyleminin tespit edilmediği, davacının ancak "derleme" faaliyetinin kabul edilebileceği, derleme yönündeki eylemin ise ... isimli oyunda FSEK madde 6 ile hak sahibi olunmaya yeterli olmadığı, kanun metninde açıkça "işleme" kelimesinin yer aldığından cihetle ... isimli oyunun FSEK ilgili hükümleri ile korunmasının mümkün olmadığı kanaatiyle davacının FSEK'e dayandırdığı ve tecavüz teşkil ettiğini iddia ettiği fiillerin somut olayda gerçekleşmediği, davacının FSEK kapsamında tecavüz durdurma, engellenme, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve madde 68 ile talep ettiği "bedel" yönünden taleplerin reddine karar verilmiştir. Haksız rekabet iddiası yönünden gerçekleştirilen incelemede ise; Bir fikri ürünün eser vasfı taşımaması, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu tarafından eserlere yönelik düzenlemelerle korunmaması, başka düzenlemeler vasıtasıyla korunmayacağı anlamına gelmez. Nitekim, TTK ve TBK.da bu konuda hükümler olduğu gibi FSEK.nun 83 vd. maddeleri de Haksız Rekabet'e ilişkin hükümler içerir. Bir üst bölümde izah edildiği üzere, davacı tarafın '...' adlı oyuna yaptığı katkılar, uyuşmazlık konusunun eser olarak korunmasına yeterli değildir. Dosyaya ibraz edilen belgelerden, ürünün Türkiye'de benimsenip oynanmaya başlanması konusunda davacıların katkı sağladığı, bunun için masraf yaptıkları anlaşılmaktadır. Davacıların bu hususa ilişkin delilleri şeklinde dosyaya sunulmuş, keza davacılar tarafından hazırlanan oyun oynamaya ilişkin yönergelerin olduğu kitapçık dosya kapsamında yer almaktadır. Davacı taraf ayrıca davalıların ticaret mevkiine koyduğu ürün örneklerini de delil olarak ibraz etmişlerdir. Bunlar üzerinde yapılan karşılaştırmalı incelemelerden; davalıların satışa arz ettikleri ürünlerin kutularında yer alan anlatımların, davacıların sundukları belgelerdeki anlatımlarla aynı oldukları tespit edilmiştir. Aynı oyunla ilgili kurallarin anlatımları elbette çok farklı olmayacaktır. Ancak, birebir aynı olması, aynı kelimelerin aynı sıra ile kullanılması da hayatın olağan akışına aykırıdır. Davalıların ürün kutularına yerleştirdikleri figürün davacıların kullandıkları minyatürlerden biri ile iltibasa yol açacak derecede benzer olması sebebi ile davalıların herhangi bir bedel ödemeden tespit edilen eylemleri karşısında davacıların haksız rekabet hükümlerine göre korunmasının gerektiği kanaati mahkememizde hasıl olmuştur. Haksız rekabet hükümlerine göre gerçekleştirilen mali inceleme neticesinde; Davalı şirketin incelenen yıllara ait Ucari defterlerinin 6102 sayılı TTK 64 66 maddelerine göre yaptırılması gereken açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun şekilde yaptırıldığı, ticari defterlerin üşülüne uygun şekilde tutulduğu ve sahibi lehine delil olabileceği tespit edilmiştir. Bazı zararlar, malvarlığının net miktarının azalması suretiyle meydana gelirken, diğerleri bu malvarlığının artmasına engel olunması sonucu ortaya çıkar. Bunlardan ilkine fiili zarar, ikincisine ise, yoksun kalınan kâr adı verilir. Fiili zarar, zarar verici olay neticesinde malvarlığının aktifinde bir azalma veya pasifinde bir çoğalma olmasıdır. Malvarlığının aktifinde, ayni haklar, alacak hakları ve fikri haklar bulunur. Aktifteki azalma, bu hakların kaybı ya da değerinin azalması şeklinde ortaya çıkabilir. İktibas sebebiyle markanın ekonomik değerinde yaşanan düşüş, mal varlığının aktifinde bir azalma meydana getirdiğinden, bu tür zararlar fiili zarar kategorisindedir. Fili zarar, malvarlığının pasifinin artması sonucu da meydana gelebilir. Bu şekilde meydana gelen zararlar genellikle haksız rekabet eylemi neticesinde ortaya çıkan durumun ortadan kaldırılmasına yönelik yapılan masraflardır (Haksız Rekabette Maddi Tazminatin Hesaplanmasında Yeni Yaklaşımlar, Yrd. Doç. Dr. Bünyamin Gürpınar - Arş. Gör. Murat Oruç). Yoksun kalınan kâr ise, fiili zarardan farklı olarak olayların normal akışına ve genel hayat tecrübelerine göre malvarlığında meydana gelebilecek bir artışın zarar verici eylem sonucu kismen veya tamamen engellenmesi nedeniyle meydana gelen varsayımsal eksilmeyi ifade eder ( Mesuliyet Hukuku, Haluk Tandoğan). Kâr yoksunluğu zararlarında, mamelekin zarar verici olaydan önceki durumu ile sonraki durumu arasında bir değişiklik yoktur. Ancak zarar verici olay meydana gelmeseydi genelde mamelekte bir çoğalma oluşacağı da kuşkusuz olmak gerekir. Belirtmek gerekir ki kâr yoksunluğu farazi bir hesaba istinad etmektedir. Burada zarar, mamelekin olaydan sonraki vaziyeti İle çoğalma ihtimali tahakkuk etseydi arz edeceği farazi vaziyet arasındaki farkı teşkil eder. Bir kimsenin, markasına vaki bir tecavüzden dolayı normalde satması gerekenden daha az ürün satması durumunda mal varlığının aktifi artması engellenmiş olur ve böylelikle mağdur elde edebileceği kârdan yoksun kalmış olur (Haksız Rekabette Maddi Tazminatin Hesaplanmasında Yeni Yaklaşımlar, Yrd. Doç. Dr. Bünyamin Gürpınar - Arş. Gör. Murat Oruç). Dava konusu dosya münderecatında fiili zarara ilişkin bir delile rastlanmadığından “Yoksun Kalınan Kazanç” üzerinden hesaplama yapılmıştır. Davalı firmanın dava konusu 03/03/2017 dava tarihine kadar olan ... satışları toplamı 344.127,25-TL olarak tespit edilmiştir. Aynı zamanda, Davalı firmanın ana iştigal konusu “..." olduğu anlaşılmıştır. ... tarafından, mahkemeler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarından gelen, sektörlere ait kâr oranlarının tespiti ile ilgili taleplerin yerine getirilmesi için meslek komitesi tarafından Sektörlere Göre Kârlılık Oranları analizleri yapılmıştır. Bu çalışmalar kapsamında davalı yönünden brüt kar oranı %40-50, net karlılık oranı ise %25-30 aralığında değişiklik gösterebileceği anlaşılmıştır. Yapılan hesaplamalar sonucu, dava konusu olayda haksız rekabet sonucu sektör analizlerine göre hesaplanacak tazminat tutarı, 344.127,25TL X %25 86.031,81 TL ile 344.127,25TL X %30 103.238,18-TL arasında olabileceği, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile dava konusu talebini haksız rekabet hükümleri kapsamında 100.000,00TL 'ye ıslah ettiği, bu kapsamda davacının davalı tarafça gerçekleştirilen haksız rekabet eylemlerine karşı TBK 50 ve 51. Maddeleri kapsamında gerçekleştirilen değerlendirmede 100.000,00-TL tazminatın somut olayın hal ve şartlarına ile hakkaniyete uygun olduğuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-DAVANIN KISMEN KABULÜNE 2-Davalıların eylemlerinin haksız rekabet kapsamında olduğu ve işbu eylemlerin davacıların haklarına tecavüz teşkil ettiğinin TESPİTİNE, 3-Davacıların maddi tazminat isteminin tam kabulü ile; 100.000,00 TL maddi tazminatın ıslah tarihi olan 03.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, 4-Davacının diğer taleplerinin ayrı ayrı reddine, A-) Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 1.707,75.-TL harcın peşin alınan 31,40.-TL harçtan mahsubu ile bakiye harç 1.676,35 TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, B-) Davacı tarafça yatırılan 31,40 TL peşin harç ve 1.707,75 TL ıslah harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, C-) Kabul edilen Markaya Tecavüzün Tespiti talebi yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, D-)Kabul edilen Maddi Tazminat talebi yönünden ; Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, E-) Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden; Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, F-) Davacı tarafından yapılan 5.926,00 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, G-)Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.11/02/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır