İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/4391 E. 2021/5518 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/4391
Karar No
2021/5518
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/217 Esas KARAR NO : 2024/830 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 05/04/2023 KARAR TARİHİ : 19/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 05/04/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Olay tarihi olan 18/01/2012 tarihinde sürücü ... ...'un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç seyir halinde iken yaya ... ...'e çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza nedeniyle davacı ... ...'in yaralandığını, davacı tarafça zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ... plaka sayılı araç sürücüsü ... ... 2918 sayılı K.T.K.‘nın ilgili maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğunu, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında ... plaka sayılı araç ... Sigorta Anonim Şirketinin sorumluluğunda olduğunu, davacı tarafından davalıya başvuru yapılmış olup davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödemenin yapılmadığını, davacı ... ..., söz konusu trafik kazası nedeniyle, ... Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nden 16.01.2020 tarihinde alınan maluliyet raporuna göre %9,2 oranında malul kaldığını. Davacının haksız olarak mağdur edilmeye devam edildiğini, davacının bu mağduriyetinin ve maluliyet zararının giderilmesi için sigorta şirketinden ZMSS kapsamında alacağı olan maluliyet tazminat miktarının bilirkişi marifeti ile hesaplanarak davacıya ödenmesi için dava yoluna gitme mecburiyetinin hasıl olduğunu, maluliyet oranı dahil olmak üzere fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.000 TL Sürekli iş göremezlik, 500 TL Geçici İş göremezlik, 250 TL Bakıcı gideri, 250 TL Tedavi gideri tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 2.000 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, yapılacak yargılama nedeniyle oluşacak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan 27/04/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının haksız davasını kabul etmediklerini, davacı taraf arabuluculuk aşamasında davalı sigorta şirketine sağlık kurulu raporu sunmayarak davanın açılmasına sebebiyet verildiğini, bu nedenle dava açılmasına sebebiyet vermediğimizden yargılama gideri ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulmamasının talep edildiğini, Dosyanın adli tıp kurumuna gönderilmesini talep ettiklerini, Zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının kazanın meydana gelmesinde müterafik kusur durumunun mevcut olup olmadığının araştırılarak; davayı kabul anlamına gelmemek ile birlikte mahkemece hükmedilecek tazminattan indirime gidilmeli veya mahkemece tazminata hükmedilmemesinin gerektiğini, meydana gelen kaza sebebi ile davalı şirketin sorumluluğunun olduğu düşünülse bile, kaza sebebi ile davacıya bağlanan ya da bağlanması gereken maaşın peşin sermaye değerinin, davacıya yapılan diğer ödemelerin hesaplanan tazminattan düşülmesi gerektiğini, bu sebeple bu hususların bağlanan maaşın ve yapılan ödemelerin SGK’dan sorulmasını talep ettiklerini, davalı şirketin haksız mükerrer tazminat talebiyle karşılaşması sakıncasını bertaraf etmek için davacının dava konusu kaza nedeniyle herhangi bir ödeme alıp almadığının araştırılması ve almış olması halinde davanın reddini talep etmek zarureti hasıl olduğunu, davacının geçici ya da kalıcı işgöremezlik sebebi ile SGK’dan her ne ad altında olursa olsun almış oldukları her türlü tazminat maaş ödemesi sigortalımız kusurlu bulunduğundan SGK tarafından davalı şirketten rücuen talep edildiğini, bu durum, davalı şirketin mükerrer tazminat sakıncası ile karşılaşması sonucunu doğuracağını, açıklanan nedenle, davalı şirketin mükerrer tazminat talebiyle karşılaşması sakıncasını bertaraf etmek için, davacının SGK’dan almış ve almakta oldukları tüm ödemelerin öncelikle davacıların netice-i talebinden düşülmesi ve gerekli halde davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, Sigorta poliçesi, Hasar dosyası, ... üniversitesi uygulama ve araştırma hastanesi, Tedavi evrakları, Islah dilekçesi, Adli tıp kurumu raporu, Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. Adli tıp kurumu ikinci ihtisas dairesi dairesi tarafından sunulan adli tıp raporuna göre; A.Kişinin 18.01.2012 tarihinde trafik kazası geçirdiği, sağ femur kırığı geliştiği, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Dalının 16.01.2020 tarihli Adli Bilirkişi Uzmanlar Kurulu Raporunda dava konusu olaya bağlı gelişen meslekte kazanma gücü kaybı oranının %9,2 olarak belirlendiği, B.Vedat oğlu 01.01.1983 doğumlu ... ...’in 18.01.2012 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanması sebebiyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kullanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup1 kabul olunarak; 1.Gr1 XII (20e.........................0)A%3, E cetveline göre: %2,2 (yüzdeikinoktaiki) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, C.İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, D.Maluliyet hesaplamaları dava konusu kazada kişide meydana gelen yaralanmalar ile bu yaralanmaların fizyolojik iyileşme süreleri sonunda vücutta meydana getirdiği fonksiyonel kayıpların tespit edilmesi yöntemiyle hesaplandığı, dava konusu yaralanmaya bağlı olarak davacının iyileşme süresinin 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, dolayısıyla 18.10.2012 tarihinden sonra maluliyet oranının tespit edilebilir olduğu, E.Başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 2 (iki) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği, F.Kişi hakkında düzenlenmiş raporlar arasındaki farklılıkların muayene bulgularına göre değişiklik gösterebileceği, dolayısıyla değişen, gelişen bir durum, artan maluliyet durumlarının söz konusu olmadığı, muayene farklılıklarına göre rapor düzenlendiği, farklı yönetmelik ve tüzükler söz konusu olduğunda rapor sonuçları arasında farklılıklar olabileceğinin görüş ve kanaatine varılmıştır. Aktüerya alanında uzman bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna göre; İddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı üzerinde yapmış olduğum inceleme sonucunda, yukarıda arz ve izah edilen hususlar doğrultusunda, dava konusu somut olayda tarafımca; T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi “nin 2021/4391 E. , 2021/5518K. Sayılı ve benzer kararları da dikkate alınarak yaşam tablosu olarak TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak Progresif Rant Yöntemine göre hesaplama yapıldığı, Dava dışı SGK tarafından davacıya Geçici İş Göremezlik ödemesi yapılıp yapılmadığına dair herhangi bir belge tespit edilememiş olup, davacının hesaplanan Geçici İş Göremezlik zararından bu yönde bir tenzil yapılmadığı, Davacının hesaplamalara esas alınan gelir durumu ile ilgi açıklamaların iş bu raporun 9. Ve 10. Sayfalarında mahkemenin takdirine sunulduğu, Dosya kapsamındaki tespit edilebilen tek kusur raporunun T.C. ... Sulh Ceza Hakimliğinin 2012/... E. Sayılı dosyasına sunulan 20.10.2012 tarihli rapor olduğu, il raporda hesaplamalara esas alınabilecek kusur oranı yer almadığından, kusur oranı konusunda takdir Sayın Mahkeme 'ye ait olmak üzere, kusur oranlaması olmadan hesaplama yapıldığı, Davacı ... ... 'in hesaplanan Geçici İş Göremezlik zararının 12.103,07 TL, Geçici Bakıcı Gideri zararının 1.773,00 TL olduğu Yargıtay kararlarına istinaden kaza tarihi itibariyle Geçici Bakıcı Gideri ve Geçici İş Göremezlik zararlarının karşılanacağı Kişi Başı Tedavi ve Sağlık Giderleri Teminatı Limitinin 225.000,00 TL olduğu, teminat limitini aşan zararının olmadığı, Davacı ... ... “in hesaplanan Sürekli İş Göremezlik zararının 147.783,71 TL olduğu, Yargıtay kararlarına istinaden kaza tarihi itibariyle Sürekli İş Göremezlik zararının karşılanacağı Kişi Başı Ölüm ve Sakatlanma Teminatı Limitinin 225.000,00 TL olduğu, teminat limiti aşan zararının olmadığının görüş ve kanaatine varılmıştır. Davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesinde özetle; dava ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla Değer artırım dilekçesinin kabulü ile 36.945 TL Sürekli İş Göremezlik, 3.025 TL Geçici İş Göremezlik ve 443 TL bakıcı gideri olmak üzere Toplam 40.663 TL net maddi tazminat alacağının davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, alacak için kaza tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını, toplam alacak üzerinden hesaplanacak vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat (geçici/sürekli iş göremezlik, tedavi, bakıcı giderleri ) istemine ilişkindir. Mahkememiz görevli ve yetkilidir. İncelenen sigorta kayıtları ve tutanaklara göre tarafların dava ve taraf ehliyeti vardır. Haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren uzamış ceza zamanaşımı süresi içerisinde davanın açılması gerekmekte olup olayımızda sürenin dolmadığı anlaşılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden 18/01/2012 tarihinde ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ... ...'UN yola gereken dikkati vererek aracı hava ve yol durumuna göre idare ederek tedbirli bir şekilde kavşağa girmesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek etkili fren ve direksiyon tedbirine başvurmaması sebebi ile yayaya çarptığı olayda %25 oranında kusurlu olduğu, davacı yayanın ise taşıt yolunda yürüyerek araçların uzaklık ve hızlarını dikkate almaksızın kavşaktan karşıya geçmeye çalıştığı olayda %75 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Türk Borçlar Kanunun 49 maddesi gereğince; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde yasal düzenleme bulunmmaktadır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nun 91. maddesiyle de; işletenin Aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının ve güvence hesabının 91.maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp, çözümlenmesi gerekmektedir. Davacı taraf tam teselsülde olduğu gibi, zararının tümünün tazminini müteselsil borçluların hepsinden isteyebileceği gibi, birisinden de isteyebilir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 145. maddesi (T.B.K. 166. md.) hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Borçlar Kanunu'nun 147. maddesinde (T.B.K. 166.), rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceği düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun ceza hukuku ile ilişkisinde kenar başlıklı 74.maddesi “ Hâkim zarar verenin kusurunun olup olmadığını, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumluluk ile ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararı ile de bağlı değildir. Aynı şekilde ceza hâkiminin kusurunun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Hukuk hakimi ceza mahkemesince verilen, suçun fail tarafından işlenmediği yönündeki kesin olgu saptayan beraat kararı ile bağlıdır çünkü yargısal bir kararla maddi bir olgu tespit edilmiştir. Ancak hukuk hakimi ceza mahkemesince yapılan kusurun takdiri ve zarar miktarının tayini kararı ile bağlı değildir. Çünkü ceza hukukunda asıl kusur çeşidi kasttır. Taksir ancak kanunda yazılı olduğu sürece sorumluluk oluşmaktadır. Hukuk mahkemesinde ise kusurun her çeşidinde sorumluluk söz konusu olabilmektedir. Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin 17/04/2003 tarihli 2003/3586 Esas ve 2003/3516 Karar sayılı kararında "Borçlar Kanununun 53.maddesi gereğine göre hukuk hâkimi ceza dosyasında alınan kusur raporu ile bağlı olmayıp kesinleşen maddi olgularla karar vermek durumundadır. Dolayısıyla mahkememizce, yargılama için gerekli incelemeler yapılıp, raporlar alındıktan sonra sırf ceza yargılamasındaki dosyanın kesinleşmesinin beklenmesi, mevcut davanın daha da uzamasına ve makul bir sürede yargılanmayı içeren adil yargılanma hakkının ihlaline neden olacaktır. Geç oluşan adalet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin verdiği pek çok kararında da yerinde görülmemekte ve devletler bu sebepten tazminata mahkum edilebilmektedir. Bütün bu nedenlerden dolayı hukuk hakiminin ceza yargılamasının sonucunun, her şart ve koşulda beklenmesi zorunluluğu şeklindeki bir algının adil yargılanma hakkı ihlaline sebebiyet vereceği düşüncesiyle gerekli araştırmalar yapılıp raporlar alınmış, alınan raporlar arasında da herhangi bir çelişki doğmadığı ve ceza dosyasında da sürücü ... ...'un cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, yaşanan olayın şartlarına göre kusur oranının tespiti mahkemeye ait olduğundan mahkememizce toplanan deliler ışığında ... plakalı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla tazminat hesaplaması yapılmıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; maddi tazminat talepli açılan davada davacı, ... plakalı araç sürücüsü dava dışı... ...'un kusurlu eylemi nedeniyle trafik kazasına sebebiyet vermesi sonucu sigortacısı olan davalıya husumet yöneltmiştir. Yapılan incelemelerde, davacının iş bu trafik kazası geçirerek iş göremez durumuna düştüğü, bu kaza sonucu çalışamayarak tedavi görmek durumunda kaldığı, davacının gelir durumuna dair sunulan belgelere göre 2019 kasım ayına kadar değerlendirme yapılmış değişen ücretleri sebebi ile sonraki dönem için asgari ücret üzerinden değerlendirme yapılmış olup sgk tarafından yapılan toplam 4.308,12TL ödeme mahsup edilmiş ve davacının geçici iş göremezlik zararının karşılandığı bakiye alacağının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı taraflarca müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması talep edilmiş ise de kaza tespit tutanaklarından veya dosyada bulunan belgelerden müterafik kusur olarak değerlendirilecek (emniyet kemeri takmaması gibi) dair bir delil bulunmaması nedeni ile müterafik kusur indirimi yapılmamış ancak hatır taşımacılığı bulunmadığından herhangi bir indirim yapılmamıştır.. Kaza sonrası davacının 9 ay süre ile iyileşme süresi olduğu görülmekle davacının 2 ay bakıma muhtaç olduğu tespit edildiğinden buna ilişkin talep kabul edilmiştir. Davacının kaza sonrası malul kaldığı ve kaza sonrası tedavi gördüğü anlaşılmakla kusur durumuna göre 100,00TL tedavi gideri kabul edilmiştir. Dosya kapsamına uygun denetime elverişli bilirkişi hükme esas alınmış ve trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında sorumluluk Borçlar Hukuku yönünden haksız fiil sorumluluğu olup zarar ve dolayısıyla da tazminat alacağı olay anında ortaya çıktığı için haksız fillerde temerrüt olay tarihinde gerçekleşmekte ise de sigorta yönünden başvuru yapıldıktan 8 iş günü sonrası temerrüt gerçekleşeceğinden dosya kapsamında başvuru yapıldığına dair bir kayıt sunulmadığından arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. (kabul oranı: % 92,19 ) HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Maddî tazminat talebinin kısmen KABULÜ ile, taleple bağlı kalınarak 443,00TL bakıcı gideri ve 100,00TL tedavi giderlerinin (davalı sigortanın sağlık/ tedavi tazminatı için teminat limiti 225.000,00TL den sorumlu olmak üzere) ve taleple bağlı kalınarak 36.945,00TL sürekli iş göremezlik tazminatı (davalı sigortanın vefat/sakatlık tazminatı için teminat limiti 225.000,00TL den sorumlu olmak üzere) olmak üzere toplam 37.488,00TL maddî tazminatın 04.04.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 2.560,80TL nispi karar harcından peşin ve ıslah harcın mahsubu ile bakiye kalan 2.245,90TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça yatırılan 314,90-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan toplam 11.951,85-TL yargılama giderinin kabul oranına göre 11.018,41TL sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, artan kısmının üzerinde bırakılmasına 5-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 3.175,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00TL'nin 2.876,33TL sinin davalıdan, 243,67TL sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.19/12/2024 Katip ... ¸e-imzalı Hakim ... ¸e-imzalı Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2021/4391, K. 2021/5518, T. 04.04.2023, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-4391-e-2021-5518-k-d0eef505ee9a