İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/385 E. 2025/131 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/385
Karar No
2025/131
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/385 Esas KARAR NO: 2025/131 DAVA: Şirket Payının Terekeye İadesi DAVA TARİHİ : 22/04/2011 KARAR TARİHİ : 19/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan Şirket Payının Terekeye İadesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Davacı vekili dilekçesinde özetle; Müvekkili davacı ile davalının ortak miras bırakanı olan----- tarihinde vefat ettiğini, yasal mirasçılarının, her birinin ½ pay sahibi olduğunu, Miras bırakanın, ölümünden yaklaşık altı ay önce ---- tarihli Pay Senedi Devir ve Satış Sözleşmesi ile ------sahip olduğu, her biri 10.000 payı temsil eden 15 adet, her biri 1.000 payı temsil eden 9 adet, her biri 100 payı temsil eden 7 adet, her biri 10 payı temsil eden 2 adet ve her biri 1 payı temsil eden 4 adet, toplam 159.724 payı temsil eden 37 adet pay senedini ----sattığı ve devrettiğinin göründüğünü,Ancak söz konusu pay devrinin, muvazaalı bir işlem olduğunu, devire konu olan 159.724 payı temsil eden 37 adet pay senendin miras bırakan tarafından görünürde olduğu gibi satım yoluyla değil, bağışlama suretiyle davalı kızına devredildiğini,Miras bırakanın, ----arka arkaya göndermiş olduğu --- tarihli yazının, ---- tarihli mektubun ve ---tarihli ihtarname ile bunlarda yer alan bazı ifadelerin, miras bırakanın bu tür muvazaalı eylemlerle ---- zarar vermeye hazır olduğunu açıkça gösterdiğini,Miras bırakanın 200.000,00 TL sermayeli ----- sahip olduğu toplam 159.724 payı temsil eden 37 adet pay senedini ölümünden yaklaşık 6 ay önce kızı davalı ---- karşılık almaksızın devrettiği kabul edilirse, söz konusu pay devrinin TMK. madde 669 çerçevesinde değerlendirilmesi gerekeceğini,Bu hüküm uyarınca, miras bırakanın, sağlığında, altsoyuna, karşılık almaksızın yapmış olduğu her türlü kazandırmanın yasal karine gereği denkleştirmeye tabi olduğu ve iade mükellefiyetinden kurtulmak isteyen altsoyun, bu tür bir kazandırmanın iadeye tabi olmadığının miras bırakan tarafından açık olarak belirtilmiş bulunduğunu kanıtlamakla yükümlü olduğunun öğretide ve ----- kabul edildiğini,Pay devri sözleşmesinde, alıcı davalı ------ satıcı miras bırakana ödediği devir bedelinin belirtilmediğini ve sadece devredilen pay senetlerinin itibari değerlerine yer verildiği için, pay devir sözleşmesindeki ifadeden, alıcı davalı ---- devir bedeli olarak devredilen pay senetlerinin itibari değerleri toplamanın ödediğinin anlaşıldığını,Devredilen payların itibari değerleri toplamından oluşan söz konusu toplam devir bedelinin, devredilen hisselerin gerçek değerleri toplamının çok altında (1/15’i kadar) kaldığından, bu durumda da ortada bir karma bağışlamanın var olduğunu kabul etmek gerekeceğini, Devredilen 37 adet paydan, bulunan bu pay sayısı düşülerek, geri kalan payların denkleştirme çerçevesinde miras bırakanın terekesine iade edilmesi gerektiğini,Miras bırakanın ayrıca sağlığında----- adresinde bulunan ve tapunun-----ibaret apartmanda, ----- numaralı toplam 4 adet bağımsız bölümü ---tarihinde------sattığı ve devrettiğinin görüldüğünü,Miras bırakanın, maliki olduğu ---------- aracını da ölümünden kısa süre önce ------- sattığının ve devrettiğinin görüldüğünü, Miras bırakanın tüm bu tasarruflarda gerçek iradesinin bağışlama olduğunun açıkça ve tereddütsüz ortaya çıktığını, ---- kayıtlı sermayesinin 200.000,00 TL olduğunu, davalıya devri yapılan dava konusu 37 adet payın nominal değerinin 159.724,00 TL olduğunu, ekli değerlendirme raporunda ise; Binalar ve şirket demirbaşları hariç sadece şirket adına kayıtlı taşınmazın değerinin 3.240.000,00 USD mertebelerinde bulunduğunu, davalının şirket adına kayıtlı bu taşınmazla ilgili her türlü tasarrufu münferiden yapabilme yetkisine sahip olduğu hususunu da tekrar belirtmek istediklerini,Yukarıda açıklanan nedenlerle; -Davalının mülkiyetinde bulunan ---- dava konusu 159.724 payı temsil eden 37 adet pay senedinin ve ---- aktifindeki en önemli malvarlığı değerini oluşturan,------ nolu parselinde kayıtlı taşınmazın üçüncü kişilere devrinin ve üzerine üçüncü kişiler lehinde herhangi bir sınırlı ayni hak kurulmasının yasaklanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini,-Miras bırakanın dava konusu ------ adet pay senedini muvazaalı bir işlemle satış gibi göstererek davalı kızına herhangi bir bedel almaksızın bağışladığı kabul edilerek, söz konusu 37 adet pay senedinin denkleştirme çerçevesinde Miras bırakanın terekesine iade edilmesine, -Şayet bu talepleri kabul edilmeyerek, Miras bırakanın dava konusu ------ senedini itibari değerleri karşılığında karma bağışlama sözleşmesi ile davalı kızına devrettiği kabul edilecek olursa, pay devir sözleşmesi çerçevesinde ödendiği iddia edilen toplam devir bedelinin kaç tane payın gerçek değerine denk geldiği hesaplanarak, devredilen 37 adet paydan, bulunan bu pay sayısı düşülerek, geri kalan payların denkleştirme çerçevesinde miras bırakanın terekesine iade edilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu pay senetlerini bedellerinin karşılığının tamamen nakit olarak miras bırakana ödendiğini, ayrıca miras bırakanın pay senetlerini müvekkilinin miras payına mahsup edilmesi kaydı ile devir ettiğini, miras bırakanın gerek bu senetlerin, gerekse de ----- herhangi bir şekilde paylaşıma esas olmak üzere terekeye iadeye tabi tutulmasını istemediğini de bir çok açık ve net olarak dile getirdiğini, bu nedenle mirasçılardan ---- denkleştirme ile yükümlü olmadığını,Davaya konu pay senetleri karşılığından 160.000,00 TL’nin miras bırakana ödendiğini, Davacı tarafın dava dilekçelerinde karma bağışlama adı altında şirket gayrimenkulünün olası satış değeri üzerinden bir takım hesaplamalar yapmış ise de takdir edileceği üzere dava konusunun gayrimenkul değil, 159.724 payı temsil eden 37 adet pay senedi olduğunu ve bu payların karşılığının da ödendiğini, Miras bırakanın pay senetlerini müvekkilin miras payına mahsup edilmesi kaydı ile devir etmediğini, ayrıca gerek bu senetlerin, gerekse de -------herhangi bir şekilde paylaşıma esas olmak üzere terekeye iadeye tabi tutulmasını istemediğini de birçok kez açık ve net olarak dile getirdiğini, Miras bırakanında açık irade beyanlarının en başında gerek müvekkiline, gerekse de 3. şahıslarla yapılan ----tarihli pay devir sözleşmelerinin geldiğini, davaya konu hisse senetlerince temsil edilen ticari işletmeye davacı tarafından verilen bir takım zararlar neticesinde miras bırakanın yaptığı değerlendirmeler sonucunda gerek hayatta iken ve gerekse de vefatından sonra, şirketin kızının hakim hissedarlığında yoluna devam etmesi gerektiğinde karar kılınarak, anonim şirketlerdeki azami ortak sayısını da muhafaza edecek bir şekilde mevcut paylarının tamamının bedelleri karşılığında 3 kişiye devrettiğini, Davacı tarafın, dava dilekçelerinin 3. ve 4. bölümlerinde sıklıkla iade yükümlülüğü konusunda murisin zımni bir irade beyanının yeterli olmadığını, açık irade beyanı gerektiğini dile getirdiğini, oysa pay devir sözleşmelerinin, dilekçede bir bölümüne yer verilen murisin yazılı beyanlarının, tanıklar huzurunda dile getirilen anlatımların iç dünyanın açık bir şekilde dışa vurumu olup olmadığını, bunlardan daha açık yazılı ve sözlü beyanların nasıl olabileceğini, Mahkemenin takdirine bıraktıklarını, eğer davacı tarafın açık irade beyanından algıladıkları miras bırakanın malvarlığını, tarafları, konuyu, tarihi kapsayan bir belge tanzimi ve bunu noter tespit ettirmesi ise zaten böyle bir durumda diğer şartların da varsa Miras Hukuklarının 502 ve devamı maddelerinde düzenlenen ölüme bağlı tasarruflara ilişkin hükümlerin uygulanacağını,Miras bırakanın --------, davacı tarafça iddia edildiği gibi kendisine zarar verme kastı içerisinde olmadıklarını, murisin sağlığında davacıya yaptığı kazandırımlar ile vefatından sonra taraflara intikal eden tereke mevcudiyeti irdelendiğinde bu durumun açıkça görüleceğini,Davacı tarafın dilekçesine ek olarak sunduğu gayrimenkul değerleme raporundaki tahmini bedel bölümüne de katılmadıklarını, su havzasında kalan, konut yahut sanayi imarı olmayan, bir bölümü daha önce kamulaştırılmış şirket arazisinin değerinin bahsedildiği kadar olmadığını, kaldı ki ilk bölümde belirtikleri üzere dava konusu olanın da gayrimenkul değil, davaya konu 37 adet pay olduğunu, ancak bu değerleme üzerinden dahi bir hesaplama yapılsa, davacı tarafın miras bırakanın terekesinden saklı payına düşen hissesinden çok fazlasını iktisap ettiğini ve herhangi bir zararının olmadığının açıkça görüleceğini,Davacı tarafın istemi olan pay senetlerinin terekeye iadesi talebinin reddedilmesi gerektiğine ilişkin en önemli hukuki gerekçelerden bir tanesinin de yasalar nezdinde geçerli bir hukuki işlem olan ----- pay senedi devir ve satış sözleşmesi ile bu sözleşmenin hukuki sonuçları olduğunu, Türk Ticaret Yasasının 415. maddesindeki özel hükümlerden ayrı olarak 559 / 1. maddesinde ise kıymet evrakların devri ile ilgili olarak genel hükümlerin yer aldığını ve “…Mülkiyet veya sair bir ayni hak tesisi maksadıyla kıymetli evrakın devri için, her halde senet üzerindeki zilyetliğin devri şarttır…” hükmünün bulunduğunu, yani hamiline yazılı pay senetlerinin çıkartılmasının asıl gayesinin bunların kolaylıkla elden ele geçmesinin sağlanmasından kaynaklanmadığını, pay senetlerinin devri ile ilgili olarak ana sözleşme dahil herhangi bir şekilde kısıtlayıcı bir hüküm koyabilme olanağının bulunulmadığını, TTK.’nın 415. maddesi hükmüne göre, devrin şirkete bildirilmesine veya kaydedilmesine dahi gerek olmadığını, devrin mülkiyetin geçirilmesi amacı ile yapılmasının yeterli olduğunu, devrin, hamiline yazılı hisse senedinin teslimi ile hem şirkete hem de üçüncü kişilere karşı hükmün ifade ettiğini, genel hukuk hükümleri çerçevesinde hamiline yazılı hisse senedini elinde tutan kişinin onun maliki addedildiğini, Yukarıda arz ve izah edildiği üzere; -Müvekkilinin davaya konu pay senetleri bedelleri karşılığını tamamen ve nakden miras bırakana ödenmesi, -Davacı tarafın karma bağışlama adı altında sair şirket malvarlığına ilişkin talebinin iş bu davanın konusu olan 159.724 payı temsil eden 37 adet pay senedine ilişkin olmaması, -Miras bırakanın, davaya konu pay senetlerinin devrini müvekkilinin miras hissesine mahsuben yapmadığını, bu hisselerin ve ------ terekeye iade edilmesini istemediğine ilişkin sözleşme, mektup, ihtarname, tanıklar yanında dile getirilen beyanlar gibi gerek yazılı gerekse de sözlü bir çok açık ve net irade beyanının olması, bu nedenle de davalı ------ iade ile yükümlü tutulmamasının gerekmesi, -Miras bırakanın sağlığında davacıya yaptığı bir çok kazandırımlar ile vefatından sonra taraflara intikal eden yüksek tereke mevcudiyeti irdelendiğinde Muris----müvekkili ------- davacı tarafın iddia ettiği gibi hiçbir zaman davalıya karşı zarar verme kastı içerisinde olmamaları, davacı tarafın iş bu dava ile kendi saklı payları haricinde murisin tasarruf serbestisi içerisinde kalan ve yukarıda açıklanan olaylar sonucunda müvekkilinde kalmasını istediği malvarlığına haksız bir şekilde müdahale etmek istemeleri, -Kanuna ve esas sözleşmeye uygun olarak, bedellerinin alındığına ve karşılığında hamiline yazılı hisse senedi zilyetliklerin devir edildiğine dair 15.03.2009 tarihli pay devir sözleşmesinin şekli, ehliyet, irade ve beyan yönünden Ticaret Hukuku ve Borçlar Kanunu temel hükümlerine göre geçerli bir hukuki işlem olması, -Davacı tarafın tedbir nedenlerini içeren soyut iddia ve ithamlarının hukuki alt yapılarının bulunmaması nedenleri ile; Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açılmış davanın ve tedbir talebinin reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE :Dava, davalının dava dışı şirketteki 37 payın muvazalı işlemle satış gösterilerek bağışlandığından bu hisselerin denkleştirme kapsamında miras bırakanın terekesine iadesine ilişkindir. Taraf delilleri toplanıp, tanıklar dinlenmek ve şirket kayıtları ve malları keşfen incelenmek suretiyle uzman bilirkişi kurulundan rapor ve itirazları karşılayan ek rapor alınarak uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir. Bilirkişi kurulu ilk raporunda özetle; "Dosyasında fotokopisi bulunan ------- arasında düzenlenmiş bulunan ----- tarihli Pay Senedi Devir ve Satış Sözleşmesinde; “----- sicil no ile kayıtlı ------ ait sahibi bulunduğu, bedelleri tamamen ödenmiş ve pay senedine bağlanmış, -10.000 payı temsil eden ve 10.000,00 TL itibari değerli, ---- nolu -----adet pay senedini, -1.000 payı temsil eden ve 1.000,00 TL itibari değerli, --- nolu---- adet pay senedini, -100 payı temsil eden ve 100,00 TL itibari değerli, ----- adet pay senedini, -10 payı temsil eden ve 10,00 TL itibari değerli, ---- adet pay senedini, -1 payı temsil eden ve 1,00 TL itibari değerli,---- pay senedini bedellerini tahsil ile Alıcı’ya devir ve temlik etmiş (satmış), alıcı da bu pay senetlerini temellük etmiştir.Satıcı söz konusu pay senetleri için alıcının ödemesi gereken bedeli tamamen ve nakden tahsil etmiştir…” şeklinde yazıldığı görülmüştür. Dosyasında fotokopisi bulunan Satıcı-----arasında düzenlenmiş bulunan ---- Sözleşmesinde; “…Satıcı ---- sicil no ile kayıtlı -----sahibi bulunduğu, 10.000 payı temsil eden ve 10.000,00 TL itibari değerli, bedeli tamamen ödenmiş ve pay senedine bağlanmış olan ----- adet pay senedini, bedelini tahsil ile Alıcı’ya devir ve temlik etmiş (satmış), alıcı da bu pay senetlerini temellük etmiştir.Satıcı söz konusu pay senetleri için alıcının ödemesi gereken bedeli tamamen ve nakden tahsil etmiştir…” şeklinde yazıldığı görülmüştür. Dosyasında fotokopisi bulunan Satıcı---- arasında düzenlenmiş bulunan ---- tarihli Pay Senedi Devir ve Satış Sözleşmesinde; “…Satıcı---- sicil no ile kayıtlı ------itibari değerli, bedeli tamamen ödenmiş ve pay senedine bağlanmış olan -----adet pay senedini, bedelini tahsil ile Alıcı’ya devir ve temlik etmiş (satmış), alıcı da bu pay senetlerini temellük etmiştir.Satıcı söz konusu pay senetleri için alıcının ödemesi gereken bedeli tamamen ve nakden tahsil etmiştir…” şeklinde yazıldığı görülmüştür.Dosyasında fotokopisi bulunan Satıcı------- arasında düzenlenmiş bulunan ----- Pay Senedi Devir ve Satış Sözleşmesinde;“…Satıcı---- sicil no ile kayıtlı ---- ait sahibi bulunduğu, 10.000 payı temsil eden ve 10.000,00 TL itibari değerli, bedeli tamamen ödenmiş ve pay senedine bağlanmış olan -----adet pay senedini, bedelini tahsil ile Alıcı’ya devir ve temlik etmiş (satmış), alıcı da bu pay senetlerini temellük etmiştir.Satıcı söz konusu pay senetleri için alıcının ödemesi gereken bedeli tamamen ve nakden tahsil etmiştir…” şeklinde yazıldığı görülmüştür.Dosyasında fotokopisi bulunan Satıcı ------- arasında düzenlenmiş bulunan ----- tarihli Pay Senedi Devir ve Satış Sözleşmesinde;“…Satıcı ---- sicil no ile kayıtlı-------- ait sahibi bulunduğu, 10.000 payı temsil eden ve 10.000,00 TL itibari değerli, bedeli tamamen ödenmiş ve pay senedine bağlanmış olan 17 nolu 1 adet pay senedini, bedelini tahsil ile Alıcı’ya devir ve temlik etmiş (satmış), alıcı da bu pay senetlerini temellük etmiştir.Satıcı söz konusu pay senetleri için alıcının ödemesi gereken bedeli tamamen ve nakden tahsil etmiştir…” şeklinde yazıldığı görülmüştür.Davacı şirket adına kayıtlı olan ve dosyasında tapu senedi fotokopisi bulunan gayrimenkulün tapu kaydı aşağıdaki şekilde incelenmiştir;----- nitelikli gayrimenkulün tamamının;-----adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. raporumuzun------- sayfalarında belirtilen teknik raporda, şirketin aktifine kayıtlı olan ve tapu kaydı bilgileri de dosyaya sunulu olan gayrimenkulün (dava tarihi) 2011 yılı itibarıyla rayiç değer toplamı; 5.642.000.-TL olduğu hesap ve tespit edilmiştir.Şirketin, dava tarihi (2011 yılı) itibarıyla; Sermaye, özvarlık ve taşınmazlarının, nominal değerlere göre, bilançosu ve özvarlığı aşağıdaki gibidir : NOMİNAL DEĞER AKTİF 2010 -DÖNEN VARLIKLAR 1.393.460,21 -DURAN VARLIKLAR 221.707,69 -Binalar 798.298,75 -Diğer -576.591,06 AKTİF TOPLAMI 1.615.167,90 PASİF -KISA VAD. YABANCI KAYNAK 374.336,77 -UZUN VAD. YABANCI KAYNAK 233,58 -ÖZKAYNAKLAR 1.240.597,55 -Sermaye 200.000,00 -Sermaye Düzeltilmesi Olumlu Fark 27.680,00 -Kar Yedekleri 1.121.198,25 -Geçmiş Yıl Karları 177.932,70 -Net Dönem Karı/Zararı (-) -286.213,40 PASİF TOPLAMI 1.615.167,90

Üstteki özet bilançoda görüldüğü üzere; Şirketin kayıtlı ve tamamı ödenmiş sermayesi 200.000.-TL ve kaydî değerlere göre özvarlıkları tutarı da 1.240.597.55 TL olarak hesap ve tespit edilmiştir. Şirketin esas sermayesi ile özvarlığının; 26.09.2011 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul Toplantısına ait Hazirun Cetveline göre şirket ortakları arasındaki dağılımı:

Sıra Ortağın Adı Soyadı Pay Adedi Pay Oranı Sermaye Payı Özvarlıktaki Payı Tutarı TL 1 159.704 79,85 159.704,00 990.641,96 2-- 10 0,01 10,00 62,03 3- 0,01 10,00 62,03 Diğer Ortaklar 40.276 20.14 40.276,00 249.831,53 Toplamlar 200.000 100,00 200.000,00 1.240.597,55 Şirketin Esas Sermayesinin Korunma Oranı:Özkaynak toplamının, esas sermayeye bölünmesi suretiyle bulunur. Tespit istenen şirkette bu oran 31.12.2010 itibariyle (1.240.597.55 / 200.000 =) 6.20298775 olmakla, şirketin 200.000.-TL tutarındaki esas sermayesinin TTK.m.324 yönünden şirket bünyesinde 6.20 kat fazlası ile korunduğu tespit edilmiştir.Tespiti istenen şirket hisselerinin değerinin tespiti: Tespiti istenen şirkette 200.000.-TL tutarındaki sermayenin 200.000 adet hisseye karşılık geldiği, böylelikle; Şirketin Kaydî Özvarlık tutarı = 1.240.597.55 TL Tespiti İstenen Şirketin Beher Hissesinin Defter Değeri de: (1.240.597.55 TL / 200.000 =) 6,20298775 TL’ye tekabül etmektedir.Tespiti istenen şirkette 200.000.-TL tutarındaki esas sermayenin 200.000 adet hisseye karşılık geldiği, 31.12.2010 tarihi itibarıyla, rayiç değerlere göre özvarlığının; 5.642.000,00.TL Taşınmazların Rayiç Değerleri -798.298,75.TL Taşınmazların Kaydi/Defter Değerleri 4.843.701,25.TL RAYİÇ DEĞER FARKI ( Eklenmesi gereken) 1.240.597,55.TL Şirketin Kaydi Özvarlıkları tutarı 6.084.298,80.TL Şirketin Özvarlıklarının Rayiç Değer ToplamıBu değerlere göre; Beher Şirket Hissesinin Rayiç Değeri: (6.084.298.80 TL / 200.000 =) 30,42 TL’sı olarak tespit edilmiştir.Tespiti istenen ... payına düşen Hisse Senetlerinin Toplam Rayiç Değerinin:Ortağın Adı Soyadı Hisse Adedi Sermaye Payı Pay Oranı Tutarı TL %.. 159.704 159.704,00 79,85 (159.704 x 30,42 TL =) 4.858.195.68 TL’ye tekabül ettiği hesap ve tespit edilmiştir.Dava konusu olay muris muvazası kapsamında incelenmelidir. ------ kararında, mirasbırakanın mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla tapu sicilinde kayıtlı taşınmazı gerçekte bağışlamak istediği halde, tapu sicili memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklaması durumunda, saklı pay sahibi olsun olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların görünürdeki satış sözleşmesinin muvazaalı olduğunu ve gizlenen bağış sözleşmesinin de şekil şartına uygun olmadığını ileri sürerek, mirasbırakanın sahibi olduğu taşınmaza ilişkin tapu sicilinin düzeltilmesi talebinde bulunabileceğini kabul etmektedir. -------- kararındaki sonuç tekrar edilerek, Usul Hukuki yönünden, "Mirasbırakanın yaptığı, temlik tasarruflarından zarar gören mirasçılar tenkis davası ile birlikte kademeli olarak veya tenkiz davacı açtıkatn sonra ayrı bir dilekçe ile Borçlar Kanunun 18. Maddesine dayalı muvazaa nedeniyle iptal - tescil davası açabileceklerine" karar vermiştir. -----şekil şartı gerçekleşmemiş taşınmazın gizli bağışlanmasının söz konusu olduğu hallerde, miras hakkı ihlal edilen tüm mirasçılar saklı pay sahibi olsun olmasın ,külli halef olarak değil, üçüncü kişi olarak kendi payına ilişkin olarak kesin hükümsüzlük sebebiyle tapu iptal davası açabileceği kabul edilmektedir. Bu dava hakkı mirasbırakanın ölümünden sonra doğal ve kullanılır. Muris muvazaası niteliği itibariyle BK:mad.18'de düzenlenen bir nispi (vasıflı mevsuf) muvazaadır. Davacı 15/03/2009 tarihli pay devri sözleşmesinin satış değil bağışlama olduğunu iddia ettiğine göre nispi muvazaanın dava konusu olayda bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir. Olayda görünen sözleşme olarak 15/03/2009 tarihli pay devrini konu alan satış sözleşmesi bulunmakta olup, devi konusu pay senetleri ve bunların itibari değerleri sözleşmede belirtilmiş ve bu pay senetleri için davalı alıcının ödemesi gereken bedelinin tamamen nakden tahsil edildiği ifade edilmiştir. Dava konusu olayda satış sözleşmesi arkasında gizli sözleşme olarak bağışlama sözleşmesinin muvazaa anlaşması ile saklandığı ve muvazaa kasdının bulunup bulunmadığı aşağıda açıklanacaktır. Yukarıda mali bölümde incelendiği üzere beher hisse devrinin rayiç bedeli 30,42.-TL olarak belirlenmiştir. Bundan hareketle sözleşmedeki itibari değerle yapılan bir sözleşmedeki satış bedelinin düşük olduğu sonucuna varılmaktadır. Diğer yandan davalı hisse senetlerini rayice yakın bir bedelle satın aldığı ve bu bedeli satıcıya ödendiğine dair bir geçerli belge ortaya koyamamıştır. Diğer yandan dosya kapsamında dava dışı satıcının hesaplarına da bir satış bedeli ödemesi olarak bir değerin girdiği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Davalı dava dışı satıcının oğlu olduğu ve onun mirascısıdır. Davalı ise müşterek babanın kızı ve onun mirascısıdır. ---- sayılı kararından anlaşılacağı üzere, ----- mirasın tamamı 2 pay itibar edilerek 1 payının murisin kızı davalıya diğer 1 payın murisin oğlu davacıya ait olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu pay satış sözleşmesi ----olup murisin vefat tasrihi ---- Dosya kapsamında bulunan muris ------tarihli yazı ve bunun kabinde yazdığı --- tarihli mektup ve -----------nolu ihtarname konuları ve içerikleri incelendiğinde muris - şirket hisselerini devreden baba ile oğul arasındaki ilişkilerin normal akışında olmadığı, özellikle ----- tarihli mektubunda "..bu hayal kırıklığının mutsuzluğunu seninle paylaşmanı sağlayacak bir yolu muhakkak bulacağım. Asıl cezanı o zaman vereceğim." şeklindeki beyanı murisin davacıyı cezalandırma niyetini ortaya koymaktadır. Noterden murisin mirasçısına ihtar çekmesi de ilişkinin boyutları konusunda fikir vermektedir. Davalının sadır olduğu iddia edilen e-mail içeriği- takdiri mahkemeye ait olmak üzere - "80 yaşındaki babanı bu kadar üzmen hiç doğru değil ve şunu da bil ki daha fazla kızdırırsan neler yapabileceğini tahmin bile etmek istemiyorum" şeklindeki ifadeler önem arz etmektedir. Yukarıda deliller kapsamında takdiri mahkemeye ait olmak üzere davada muris muvazasına ilişkin nitelikli muvazaa şartlarının oluştuğu kanaati oluşmuştur. Yukarıda incelememiz sonucunda, murisin davacıya şirket hissesi bırakmamak kasdıyla bağışlama sözleşmesini satış sözleşmesinde gizlediğinden, dosya kapsamından --------sözleşmesinin muris muvazaası sebebiyle geçersiz olduğu, bir yaklaşıma göre gizlenen bağışlama sözleşmesi ise şekle uygun olduğundan, yapılan hisse devrine ilişkin iade talebi TMK.nun 669 hükmü kapsamında denkleştirmeye tabi olur ve davacı düşecek olan kendi 1/2 hissesine tekabül eden kısmın iadesini talep edebilir. Diğer görüş açısından ise gizli sözleşmede bağışlama iaresi yazılı şekilde yapılmadığından gizli işlem olan bağışlama sözleşmesi de geçersiz olur ve davacı yine kendi hissesine düşen kısmın iadesini talep edebilir. Her iki görüşe göre davacı davalıya intikal etmiş olan hisselerin 1/2 hissesinin iadesini talep edebilir. Burada hisseleri bölünebilir nitelikte olduğundan hareketle davacı tüm hisselerin terekeye değil terekedeki 1/2 oranındaki terekedeki hak sahipliği sebebiyle kendisine iadesini talebe yetkilidir. --------- Sözleşmesinin muris muvazaası nitelikli muvazaa sebebiyle görünürdeki satış sebebine dayanan satış sözleşmesi yönüyle kesin olarak hükümsüz olduğu, gizlenen sözleşme ise davalıya devredilen devre konu şirket hisse senetlerinin yarısının davacının iadesini talebe yetkili olduğu, iade talebi kapsamında; Her biri 10.000 payı temsil eden 7,5 adedi, Her biri 1.000 payı temsil eden 4,5 adedi, Her biri 100 payı temsil eden 3,5 adedi, Her biri 10 payı temli eden 1 adedi, Her biri 1 payı temli eden 2 adet olmak 79.862 payı temsil eden 18,5 adet pay davacı----ait olduğu ve bu payların davalı ----tarafından davacı---- iadesi gerektiğine ilişkin kanaatimiz takdirlerinize sunulur."şeklinde görüşlerini bildirmişlerdir. Bilirkişi kurulu ek raporunda özetle;" davacı taşınmaz 2011 yılı birim fiyatlarının uygulanması itirazını konusunda, raporumuz hem ----yılı esas alarak hesaplama yapmış ve her iki yıl yönünden de değerlendirmede bulunmuştur.Davalının kamulaştırma kanunu hükümlerinin uygulanması talebi dava kamulaştırma bedeline ilişkin olmadığı Mahkemenin takdirindedir. 13/01/2012 tarihli meclis kararı ile taşınmazın değerine etki yapan imar değişikliğine ilişkin hususun görmemezliğe gelindiğini iddia etmektedir. İmar değişikliğinin taşınmazın değerini arttırıcı etkisi dikkate alındığında varılan sonuç değişmemekte, sadece pekişmekte olduğu tabidir. Davacının diğer itirazları da varılan sonucu taşınmazın tapu alım bedeli ile gerçek değeri arasındaki fark arttırıcı nitelikte olduğundan raporumuzda varılan asıl sonuç değişmemektedir. Davalının başka bir dosyada dinlenen tanık beyanlarının raporda değerlendirilmesine ilişkin itirazı incelendiğinde, dosyaya deliler kapsamında sunulmuş başka bir davaya ilişkin bu beyanların, dava ile ilgisi olması sebebiyle raporumuza almamız ve tamamlayıcı delil olarak değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu husus da davalının tanık dinlenme talebi Mahkemenin takdirindedir. Dava taraflarının kök rapora itirazlarının incelenmesi sonucunda aşağıdaki maddi matematiksel hatanın düzeltilmesi haricinde kök rapordan ayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmadığına ilişkin kanaatimiz Mahkemenin takdirlerine sunulur. Davalının--------- bölünmesine ilişkin itirazı haklı görülerek, bu hata maddi matematiksel hata yazımından kaynaklandığından, 79.962 rakkamı 79.862 olarak düzeltilmesi.." şeklinde görüşlerini bildirmişlerdir.Davacı vekili, bilirkişi raporunda belirtilen şekilde karar verilmesini, aşan istemlerini işlemden kaldırdığını, davalı vekili de rapora itiraz ederek, kabul edilirse ek rapora göre karar verilmesini istediğini belirtmelerine göre,Uzman bilirkişi kurulunun gerekçeli raporu, mahkememizce dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunarak aynen benimsenip hükme esas alınmıştır. Bu itibarla;Kardeş olan tarafların babası------- tarihli dava konusu pay satış sözleşmesiyle davalıya sattığı ve 07/09/2009 tarihinde öldüğü, taraflardan başka mirasçı olmadığı, murisin ihtarnamesine mektubuna ve dosya kapsamına göre muris muvazasına ilişkin nitelikli muvazaa şartlarının oluştuğu ve böylece, murisin davacıya şirket hissesi bırakmamak kastıyla bağışlama sözleşmesini satış sözleşmesinde gizlediğinden, 15/03/2009 tarihli Pay Senedi Devir ve Satış Sözleşmesinin muris muvazası nedeniyle geçersiz olduğundan yapılan hisse devrine ilişkin iade talebi TMK: 669.mad. kapsamında denkleştirmeye tabi olarak davacıya düşecek olan 1/2 hissesine tekabül eden kısmının iadesine ilişkin aşağıda belirtilen şekilde karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının hisse tespitine ilişkin talebinin KABULÜNE, 05/03/2009 tarihli pay senedi devir ve satış sözleşmesinin muris muvazası nitelikli muvaza sebebiyle görünürdeki satış sebebine dayanan satış sözleşmesi yönüyle kesin olarak hükümsüz olduğu, gizlenen sözleşme olarak devre esas bağışlama sebebine dayanan bağışlama sözleşmesi olarak ise davalıya devredilen devre konu şirket hisse senetlerinin yarısının davacının iadesinin talebine yetkili olduğu, İade talebi kapsamında; Her biri 10.000 payı temsil eden 7,5 adedi Her biri 1.000 payı temsil eden 4,5 adedi Her biri 100 payı temsil eden 3,5 adedi Her biri 1 payı temsil eden 2 adet olmak üzere 79.862 payı temsil eden 18,5 adet pay davacı------ ait olduğu ve bu payların davalı---- tarafından davacı------a İADESİNE, 2-Davacının aşan isteminin talebi gibi HMK.150 mad. Uyarınca İŞLEMDEN KALDIRILMASINA, 3-Davacının tedbir talebinin koşulları oluşmadığından HMK.389 mad. Uyarınca REDDİNE, ilişkin mahkememizce verilen ---- sayılı ilamın taraflarca temyiz edilmesi üzerine --------- sayılı ilamıyla özetle; "Hemen belirtilmelidir ki, kişisel hakkın devri niteliğindeki şirket hisselerinin devrinde muris muvazaasına ilişkin ---------uygulama yeri bulunmadığı kuşkusuzdur. Diğer taraftan, hâkim davacının bildirdiği maddi olaylar ve son istekle bağlı ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi uyarınca, ileri sürülen maddi olaylarda hangi hukuki sebebe göre karar vereceğini tayin ve takdir etmek durumundadır. Başka bir anlatımla, maddi olgu ve olayları (vakıaları) bildirmek yanlara, bildirilen bu olay ve olgulara göre hukuki nitelendirmeyi yapmak, uyuşmazlığı çözüme ulaştıracak kanun hükmünü bulup uygulamak hakime aittir. Öyle ki, hukuki sebep yanlış gösterilmiş veya hiç gösterilmemiş olsa dahi hakim tarafından en uygun hukuki sebebin bulunması ve ona göre karar verilmesi gerekir. Somut olayda, dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçiminden, davada 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu′nun 669. v.d. maddelerinde düzenlenen ″mirasta denkleştirme″ hukuksal nedenine dayanıldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın ″mirasta denkleştirme″ niteliğinde bulunduğu gözetilerek yargılama yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı nitelendirme ile muris muvazaası çerçevesinde değerlendirme yapılarak hüküm kurulması isabetsizdir. Tarafların temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerinde görüldüğünden, kabulüyle hükmün (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla) 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 26/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi." gerekçesiyle bozularak mahkememize gelmekle yeni bir esas numarası almıştır.Uyulan bozma ilamı da dikkate alınarak dava konusu şirket olan -------- mal varlığının dava tarihi ve güncel değerinin ve taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi için 20/01/2022 tarihinde saat 14:30 da mahallinde keşif yapılarak ek rapor alınması için dosyanın bilirkişi heyetine tevdine, bilirkişi heyetine bir gayrimenkul değerlendirme uzmanı, 1 nitelikli hesaplama uzmanın dahil edilmesine, ek rapor tanzimi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdine, keşfe bilirkişi heyetinin; gayrimenkul değerlendirme uzmanı, inşaat mühendisi ve mali müşavir bilirkişilerin iştirakinin sağlanmasına karar verilmiştir. ------tarihinde mahallinde keşif yapılmıştır. Bilirkişi Gayrimenkul Değerleme Uzmanı ---- tarihli bilirkişi raporunda özetle; "8.NETİCE VE KANAAT : ----- ana taşınmazın; 1---- dava tarihi itibarıyla arsa değeri: ---olarak hesaplanmıştır. 2------ keşif tarihi itibarıyla arsa değeri: ---olarak hesaplanmıştır. --- keşif tarihi itibarıyla Yapı değeri: ----olarak hesaplanmıştır. ---2 keşif tarihi itibarıyla, ----- olarak hesap ve taktir edilmiştir. Davanın esasına yönelik diğer tüm hususlardaki hukuksal değerlendirmelerin Yüksek Mahkemenizin takdirlerine ait olacağı kanaatiyle; Tespit ve değerlendirmelerimi ihtiva eden işbu rapor Yüksek Mahkemenizin takdirlerine saygıyla arz olunur." şeklinde görüş bildirilmiştir. Bilirkişiler S.M. Mali Müşavir -------tarihli bilirkişi raporunda özetle; "6-SONUÇ: Dava dosyasında bulunan belge ve bilgiler ile dava dışı şirketin sunulan ticari defterlerinin incelenmesi, Sayın Mahkemece yapılması istenen incelemelerin yapılması, verilen görev ile sınırlı ve mezkür surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde; A- Dava konusu ----- temsil eden 37 pay senedinin davalı ------ hangi işlemle devredildiği, devir karşılığında herhangi bir ivaz alınıp alınmadığı, alınan bir ivazın tespiti halinde alınan ivaz tutarının ne kadar olduğu yönünden: Dava dışı ------pay senedinin miras bırakan ... tarafından; 15.03.2009 tarihli ------ devrettiği, hisse devir sözleşmesinde satıcının söz konusu pay senetleri için alıcının ödemesi gereken 159.724,00 TL'lik bedeli tamamen ve nakden tahsil ettiği hususlarının yer aldığı, ---- Beher Hisse Değeri Yönünden: Raporumuzun 4.b bölümünde detaylı bir şekilde açıklandığı üzere; * Teknik bilirkişi tarafından 15.03.2009 devir tarihi itibariyle, dava dışı şirkete ait arsanın değerinin hesaplanmaması nedeniyle, devir tarihli şirket değeri ve hisse değerinin tespitinin yapılamadığı,* Davadışı ---- dava tarihi itibariyle; > Şirketin Rayiç Değerinin teknik bilirkişi raporu ile hesaplanan arsa bedelinin de eklenmesi ile birlikte özvarlık tutarının (+7.805.067,55 TL, beher hisse değerinin ise ((+7.805.067,55 TL / 200.000=) 39,02533775 TL olarak hesaplandığı, > Netice itibariyle; mirasbırakan tarafından davalıya devir işlemi yapılan 159.724 adet payı temsil eden 37 adet hissenin dava tarihi itibariyle değeri (159.724x 39,02533775 TL=) 6.233.283,05 TL olarak hesaplandığı, C- İvazın devredilen pay senetlerinin değerini karşılayıp karşılamadığı yönünden: Davalı tarafından devir alınan dava dışı ----payı temsil eden------pay senedine karşılık 159.724,00 TL'lik bedelin nakden ödendiği, devredilen pay senetlerinin dava tarihi itibariyle değeri 6.233.283,05 TL olarak hesaplanmış olup, nakden tahsil edilen tutarın pay senetlerinin dava tarihli rayiç değerini karşılamadığı, D- Dava konusu 37 pay adet pay senedinin denkleştirme hükümleri çerçevesinde miras bırakanın terekesine iade edilmesinin mümkün olup olmadığı, kaç pay senedinin iadesinin mümkün olduğu yönünden: Dava konusu pay senetlerinin dava tarihi itibaren rayiç değerini karşılamayan kısmının denkleştirme kapsamında olduğu ve davacının mirasçılık payı oranında talep hakkı bulunduğu, Raporumuzun 4.b bölümünde detaylı bir şekilde açıklandığı üzere, 29.03.2011 dava tarihi itibariyle şirketin beher hisse değerinin -----olarak hesaplandığı, Davalı ... tarafından hisselerin alındığı tarihte yapılan 159.724,00 TL tutarlı nakit ödemenin, dava tarihi itibariyle ----- adet paya karşılık gelmesi sebebiyle, kalan 155.631 adet payın denkleştirme kapsamında olduğu ve davacının 4 mirasçılık payı oranında 77.815,50 adet pay yönünden talep hakkının bulunduğu, bu payların dava tarihli karşılığı ------- olarak hesaplandığı, sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı, kanaatlerine ulaşılmıştır. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz." şeklinde görüş bildirilmiştir.Dosyanın tarafların itirazları değerlendirilmek üzere ek rapor hazırlanmak üzere bilirkişiye tevdine karar verilmiştir. Bilirkişiler S.M. Mali Müşavir ------- tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "5-SONUÇ: Dava dosyasında bulunan belge ve bilgilerin incelenmesi, Sayın Mahkemece yapılması istenen incelemelerin yapılması, verilen görev ile sınırlı ve mezkür surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde; Raporumuzun 4. bölümünde detaylı bir şekilde açıklandığı üzere, Davalının denkleştirme kapsamında aynen geri vermesi alternatifi ile uyumlu olması bakımından öğretide yer alan diğer görüşler doğrultusunda karar tarihine yakın tarihteki değerler üzerinden denkleştirme yapılabileceği, Sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı, kanaatlerine ulaşılmıştır. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK “nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz." şeklinde görüş bildirilmiştir.Davacı tanığı----- başladım, o dönemde ---olduğum için------bana el uzattı, her ikisi o dönemde benim patronum idi, beni işe ---- aldı, ben şirkette üretim müdürü olarak çalışıyordum, ------araları çok iyiydi, aralarının açıldığını görmedim ancak daha sonra ------ ben bir toplantı yaptık, o toplantıda ----- işten ayrılacağını söylediğinde çok şaşırdım, bu toplantıda bu durumun sebebi konuşulmadı, bana kimse herhangi bir sebep söylemedi, ---- ayrılacak dendi, ---- tüm yetkilerini bana devrettiler, itiraz ettim, ben ---- yapamam dedim, çünkü ----- şirkette çok başarılarını gördüm, şirketin kapasitesini yükseltti, 24 kişilik fabrikayı 50 kişilik yaptı, yine----- sayesinde fabrika teknolojisi gelişti ve yatırımlar yapıldı, bu sebeple şaşırdım, daha sonra bu meseleyi ayrı bir şekilde kimseyle konuşmadım, emeklilik bahanesiyle 2 yıl sonra da ben işten çıkartıldım, aile üyelerinin aralarının açılmasına sebep olan şeyleri bilmiyorum, ben ---- ailesini her zaman iyi olarak gördüm, zor zamanımda bana yardım ettiler, ----- gönderdiği herhangi bir mektuptan haberim yoktur, başkaca bir mektuptan haberim yoktur, ben ------- evinde ikamet ediyordum ve fabrikasında çalışıyordum, buna rağmen herhangi bir pay devrinden de haberim yoktur, Davacı vekili "işten çıkartıldığınızda şirketin tüm yetkileri kimdeydi, kim yönetiyordu" diye sordu, Tanık beyanında, ben işten çıkartıldığım tarihte şirketi-------yönetiyordu dedi. Davalı vekili" fabrika içerisinde kurulan matbaadan haberiniz var mı, kim tarafından kuruldu" diye sordu; Tanık beyanında, ben fabrikada çalışıyordum ve evde kalıyordum, sabah 7 de fabrikaya gidiyordum, bir matbaa olduğunu gördüm, kimin kurduğunu bilmiyordum, daha sonra -------oraya matbaa kurmuş doğru mu dedi, bende evet doğru dedim, ---- bundan haberi yoktu, o dönemde matbaayı---- kurduğunu bilmiyordum dedi, Davalı vekili "matbaayı işleten ----miydi, matbaanın ismini biliyor musunuz, ---- diye sordu; Tanık beyanında, ben fabrikadaydım, mesai 8 de başlar 18,30'da biterdi, ben ----- orada görmedim, matbaanın ismini bilmiyorum dedi. Davalı vekili "son toplantıya kadar şirketi ---- ediyordu, bana devredilmek istendi dedi, ayrıca ---- sen imzalamadan buradan kuş bile uçmayacak dediğini söyledi, bütün kontrol ----- miydi, diye sordu; Tanık beyanında, evet o toplantıya kadar tüm kontrol ---- Bildiklerim bunlardan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ---- benim karşı komşumdur, ben ---- bakım onarım bölümünde çalışıyordum, işe ne zaman girdiğimi hatırlamıyorum, ancak 4 sene boyunca orada çalıştım, beni işe ----aldı, ------ alakam yoktur, muhatabım ---- --- işten ayrılınca bende ayrıldım, çünkü oradaki çalışmalarımın devamı gerekiyordu, ----olmayınca orada olmamın anlamı kalmadı, yaptığım iş ---- bağlıydı, ---- fabrikadan neden ayrıldı gerçek sebebini bilmiyorum, daha sonra ----- konuştuğumuzda neden ayrıldığı konusunda babasının kendisini beğenmediğini, yeterince kapasiteli çalışmadığını düşündüğünü söyledi, ben ---------beyle hiç muhatap olmadım, daha sonra ----- bana babasının hisselerini kendisine devretmeyeceğini söyledi, benim düşünceme göre ---- başarılı birisi idi, benim herhangi bir mektuptan haberim yoktu, fabrikada çalışırken bir matbaanın olduğunu duydum ancak bunun yeri başka bir yerde imiş, ben bu matbaayı bizzat görmedim, kim kurdu bilmiyorum, ismini de bilmiyorum. Bildiklerim bunlardan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ---- "ben fabrikada şoförlük yaptım, önce ---- daha sonra ----şoförlüğünü yaptım, ----ilgim yoktur, 2003 yılında işe girdim, 2003 yılında ---- fabrikada aktif çalışıyordu, ancak fabrika----aitti, -----bey yılda 1-2 kere toplantılara girerdi, fabrikayı ------ idare ediyordu, ben işe ilk girdiğim zamanlarda aile üyeleri arasında bir çekişme ve ayrışma yoktu, daha sonradan oldu, tarihini hatırlamıyorum, benim ---- duyduğuma göre ----- fabrikada arşiv odasında matbaa kurmuş, ---- bundan haberi yokmuş, ---- duyunca sinirlendi, dediğine göre aktif bir iş varken farklı bir iş olması doğru değildi, bu yüzden sinirlendi, bundan sonra ---- ve ---- arasında ayrışma oldu, -----fabrikadan gönderdi, seni bir daha buralarda görmek istemiyorum dedi, bunu yüz yüze söylediğine şahit olmadım yalnızca telefonda konuşurken şahit oldum, ondan sonra da hiç görüşmediler diye biliyorum. Bildiklerim bunlardan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı -----yanında 1991 yılından beri yardımcı pozisyonunda çalışıyorum, ben---azlığında yardımcı olarak çalışıyorum, ------oğludur ben işe başladıktan sonra o da -----kurduğu şirkette çalışmaya başladı. Tam olarak süresini hatırlamamakla birlikte yaklaşık 3 yıldan fazla süre birlikte çalıştılar. Sonrasında aralarında problem olduğunu biliyorum, ---- izini dışında para aldığını yine izni dışında üzerine araba aldığını biliyorum, ---haberi yokken fabrikada matbaa açtığını biliyorum, buradan gelen geliri kendi şahsi olarak harcadığını biliyorum, --- oğlunun bu izni dışında şirket içerisinde matbaa kurduğunu öğrenmesi üzerine ---- çıkardığını biliyorum, baba oğul ilişkileri de zarar gördü, ---- oğlunu bütün mal varlığından şirkette dahil olmak üzere uzak tutuyordu, aralarındaki problem sebebi ile artık ---- yazlığa gelmiyordu, dedi. Davalı vekilinin talebi üzerine; tanık ölüm döşeğinde de ----yanında idi, o süreçte ------ ilgili birşey söyleyip söylemediği sorulsun dedi. Tanıktan soruldu: ---- son zamanlarında da oğlunun yanına gelmesini istemiyordu, ---- tüm mal varlığından fabrikada dahil olmak üzere yararlanmasını istemiyordu," şeklinde beyanda bulunmuştur.Tarafların bilirkişi raporuna karşı itirazları doğrultusunda değerlendirme yapılması için dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiştir. Bilirkişiler S.M. Mali Müşavir ---- ve Akademisyen ---- tarafından sunulan ------- tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "4-SONUÇ: Dava dosyasında bulunan belge ve bilgilerin incelenmesi, Sayın Mahkemece yapılması istenen incelemelerin yapılması, verilen görev ile sınırlı ve mezkür surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde; * Ek rapordaki görüşümüzü muhafaza ettiğimizi, bu yönde karar tarihine yakın tarihteki değerler üzerinden denkleştirme yapılabileceği, Sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı, kanaatlerine ulaşılmıştı: Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK 'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz." şeklinde görüş bildirilmiştir.Davanın mirasta denkleştirme davası olduğu, davanın terditli olarak açıldığı, davacının ilk talebinin "Miras bırakanın dava konusu-------senedini muvazaalı işlemle satış gibi göstererek davalı kızına herhangi bir bedel almaksızın bağışladığı kabul edilerek söz konusu 37 adet pay senedinin denk denkleştirme hükümleri çerçevesinde miras bırakanın terekesine iadesine," şeklinde olduğu, davanın öncelikle bu talebe göre yürütülmesi gerektiği, dava değerinin ise dava konusu 159.724 payı temsilen 37 adet pay senedinin dava tarihindeki gerçek değeri üzerinden tespitinin gerektiği, her ne kadar halihazırda dava konusu 159.724 payı temsilen 37 adet pay senedinin dava tarihindeki gerçek değeri çekişmeli olsa da, 03/10/2022 tarihli en son bilirkişi raporunda dava konusu 159.724 payı temsilen 37 adet pay senedinin dava tarihindeki gerçek değerinin şimdilik 6.233.283,05 TL olarak tespit edildiği, bu sebeple davanın görülebilmesi için bu miktar üzerinden nispi peşin harç yatırılması gerektiği kanaatine varıldığından, Harçlar Kanunu md. 30 uyarınca eksik olduğu anlaşılan ve yatırılması gereken 106.448,89 TL (6.233.283,05 TL x 68,31 / 4000) karar ve ilam harcının dava açılırken yatırılan 2.371,95 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 104.076,94 TL harcın davacı tarafından ara kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkeme veznesine yatırılmasına, aksi takdirde Harçlar Kanunu md. 30 uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceği ve HMK 150. maddesindeki süreler içerisinde eksik harç tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun davacıya ihtarına karar verilmiştir.Ara karar gereği harcın davacı vekilince yatırıldığı görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, şirket payının terekeye iadesi isteğine ilişkindir.Davacı, ortak mirasbırakan babalarının dava konusu ------- temsil eden 37 adet pay senedini muvazaalı bir işlemle satış gibi göstererek davalı kızına herhangi bir bedel almaksızın bağışladığını ileri sürerek söz konusu 37 adet pay senedinin denkleştirme çerçevesinde miras bırakanın terekesine iade edilmesine; şayet bu talepleri yerinde görülmeyerek mirasbırakanın dava konusu ------- payı temsil eden 37 adet pay senedini itibari değerleri karşılığında karma bağışlama sözleşmesi ile davalı kızına devrettiği kabul edilecek olursa, pay devir sözleşmesi çerçevesinde ödendiği iddia edilen toplam devir bedelinin kaç tane payın gerçek değerine denk geldiği hesaplanarak, devredilen 37 adet paydan, bulunan bu pay sayısı düşülerek geri kalan payların denkleştirme çerçevesinde miras bırakanın terekesine iade edilmesine karar verilmesi istemiştir.Davalı, davaya konu pay senetlerinin bedellerinin karşılığını tamamen nakit olarak mirasbırakana ödediğini, ayrıca mirasbırakanın pay senetlerini miras payına mahsup edilmesi kaydı ile devir etmediğini belirtip davanın reddini savunmuştur. Dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçiminden, davada 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu′nun 669. v.d. maddelerinde düzenlenen ″mirasta denkleştirme″ hukuksal nedenine dayanıldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın ″mirasta denkleştirme″ niteliğinde bulunduğu gözetilerek karar verilmesi gerekmektedir. Türk Medeni Kanununun 669. maddesinde, “Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler. Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça denkleştirmeye tabidir.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun 671. maddesinde, “Geri vermekle yükümlü olan mirasçı, dilerse aldığını aynen geri verir; dilerse payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup ettirir. Mirasbırakanın bu kurala aykırı tasarrufları ve mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır.” hükmü yer almaktadır.Mirasta iadenin konusu bakımından, genel olarak üç şart aranır. Birincisi, karşılıksız bir kazandırıcı işlem bulunmasıdır. İkincisi, bu işlemin mirasbırakan tarafından ve mirasbırakanın malvarlığından yapılmış olması ve sonuçlarının mirasbırakanın sağlığında meydana gelmiş olmasıdır. Üçüncüsü ise, karşılıksız kazandırıcı işlemin mirasçının miras hakkına mahsuben yapılmış olmasıdır------ Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davalı ile miras bırakan arasında ----- imzalandığı, bu sözleşme gereği payların itibari değeri üzerinden satıldığı ve parasının ödendiği, bir başka deyişle karşılıksız bir kazandırma bulunmadığı, bunun yanında miras bırakanın mektupları ve tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde satış işleminin davalının miras hakkına mahsuben yapılmadığı, dolayısıyla mirasta iadenin şartları oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 615,40 TL harcın davacı tarafından peşin ve sonradan yatırılan toplam 106.448,89 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 105.833,49 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 100,00 TL yargılama giderinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 587.664,15 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 6-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile YARGITAY nezdinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. 19/02/2025

Atıf: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/385, K. 2025/131, T. 19.02.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-385-e-2025-131-k-4aaf60b61659