İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/26005 E. 2022/5356 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/26005
Karar No
2022/5356
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/584 KARAR NO : 2024/587 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 25/11/2019 KARAR TARİHİ : 25/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın müvekkil ...’ya çarptığını ve ...'nın malûl kaldığını, bu kaza ile ilgili olarak Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ... soruşturma numarası ile yürütülen bir soruşturmanın da mevcut olduğunu, kaza ile ilgili olarak ...'na daha önceden başvuru yapıldığını, yapılan başvuru neticesinde ... ile müvekkil arasında ... tarihinde bir ibraname düzenlendiğini, ancak anılan işbu ibranamenin gabin (aşırı yararlanma) nedeniyle geçersiz olduğunu, zira kaza ile ilgili olarak ve bütün kusur, kazaya sebebiyet veren plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sahibine ait olmasına rağmen ...’nca, başvurucunun kusuru varmış gibi gösterildiğini ve başvurucuya ödenmesi lazım gelen miktardan çok daha düşük bir bedel olan ... TL -tazminat adı altında- müvekkile ödendiğini, kaza nedeniyle başvurucuya ödenmesi gereken tazminatın miktarının çok daha fazla olduğundan ortada açık bir oransızlık mevcut olduğunu, konuyla ilgili olarak davalı ...'na hem ... yoluyla hem de iadeli taahhütlü mektup yoluyla başvuru yapıldığını, ...'nca başvurumuz reddedildiğini, müvekkilinin, kaza ile ilgili olarak hiçbir kusuru bulunmadığını, yaralamalı kazaya sebebiyet veren otomobil sürücüsünün, müvekkilin yolcu olarak yer aldığı elektrikli bisiklete arkadan vurduğunu, bu olayda müvekkilin hiçbir kusuru olmayıp, otomobil sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, müvekkile ait maluliyeti bildirir Kat-i Raporu düzenlemiş olan Akdeniz Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'na müzekkere yazıldığında, müvekkilin maluliyet oranının en az %8 olduğunun anlaşılacağını, ... tarihinde davalı ... ile ... arasında düzenlenmiş olan ibranamenin gabin (Türk Borçlar Kanunu madde 28) nedeniyle geçersiz olduğunu, zira müvekkile ödenmesi lazım gelen tazminat tutarı ile davalının ödediği tazminat arasında açık bir oransızlık mevcut olduğunu, bu oransızlığın mağdur müvekkilin zor durumda bulunmasından, deneyimsizliğinden ve düşüncesizliğinden kaynaklandığını, ... tarihli ibra sözleşmesi ile bağlı olmadığımızı davalı tarafa yapılan başvuru ile bildirmiş bulunduklarını, gabin nedeniyle bağlı olunmayan sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ile geçersiz olan ibraname nedeniyle müvekkile eksik ödenmiş maddi zararın karşılanması talebi nedeniyle işbu davayı açma zarureti doğduğunu beyan ederek; ... tarihli ibra sözleşmesinin gabin nedeniyle geçersizliğinin tespitine, fazlaya ilişkin haklarımızı saklı kalmak kaydıyla, kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte müvekkilin ... tarihli kazada oluşan malûliyeti nedeniyle ... TL maddi tazminatın davalıdan alınarak müvekkile verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından talep edilen maluliyete konu tazminat tutarı olan ...-TL'nin müvekkil ... tarafından ... tarihinde ödendiğini, bu halde müvekkil ... tarafından ödeme işlemi yerine getirilmiş olduğundan başkaca bir sorumluluğu kalmamış olup, açılmış olan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ... tarihinde, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç ile ... sevk idaresinde bulunan elektrikli bisikletin çarpışması sonucu kaza meydana geldiğini, Elektrikli bisiklette yolcu konumunda bulunan davacının kaza neticesinde malul kaldığını, bu poliçelerden dolayı sorumlululuklarının, davacının kusuru oranında olmak üzere, yaralanma ve sürekli sakatlık halinde olay tarihi itibariyle kişi başı azami ...-TL ile sınırlı olduğunu, yeni genel şartların uygulanması gerektiğini, hatır taşımacılığı ve müterafık kusurun dikkate alınması gerektiğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, ibra sözleşmesinin gabin nedeniyle geçersizliğinin tespiti ve kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte müvekkilin ... tarihli kazada oluşan malûliyeti nedeniyle ... TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi talebinden ibarettir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmıştır. Mahkememizce dosyada kusur raporu aldırılmıştır. ... tarihli kusur raporunda özetle; plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç ve sürücüsünün kazada asli derecede ve tam kusurlu olduğu, elektrikli bisiklet sürücüsünün ve yolcuların kusurlarının olmadığı bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Kusur raporuna itirazlar göz önüne alınarak, Yargıtay içtihatları da dikkate alınarak, dosya İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilerek, İTÜ trafik kürsüsünden veya Karayolları Fen Heyetinden seçilecek üç kişilik heyetten tekrar rapor aldırılmasına karar verilmiştir. ... tarihli kusur heyet raporunda özetle; plakası tespit edilememiş olan otomobilin kimliği bilinmeyen sürücüsünün asli ve tam (%100) kusurlu olduğu, elektrikli bisiklet sürücüsünün ve davacının da yer aldığı yolcuların kusursuz oldukları belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Kusur raporları birbirini teyit etmiştir ve hükme/denetime elverişlidir. Kabule göre, kazada, plakası tespit edilememiş olan otomobilin kimliği bilinmeyen sürücüsünün asli ve tam (%100) kusurlu olduğu, davacının kusurunun olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında araç maliki/sürücüye karşı tazminat davası açıldığı ... tarihli celsede davacı vekilince beyan edilmiştir ve mahkememize o dosya uyaptan istenmiştir. Davacı vekili, aynı celse, ilgili dosyada maluliyet raporu alınması için yazışmalar yapıldığını da belirtmiştir. Asliye Hukuk mahkemesi ile mahkememiz aynı düzey ve sıfatta olmadığından, dosyaların birleştirilmesi düşünülmemiştir. (Yargıtay 17. HD, 2019/3270 E, 2020/3380 K; Yargıtay 14. HD, 2016/9531 E, 2019/2938 K, Yargıtay 11. HD, 2014/18115 E, 2015/3241 K) Aşamalarda, Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesinin ... esas sayılı dosyasındaki maluliyet durumu beklenmiştir. Asliye Hukuk mahkemesince aldırılan Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesince düzenlenen maluliyet raporu dosya arasına alınmıştır. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından tanzim olunan ... tarihli Erişkinler İçin Engelli Sağlık Kurulu Raporu'nda davacıya ait engel oranı %0 olarak tespit olunmuşsa da, dosyada mevcut Antalya Eğitim Araştırma Hastanesi'nden alınan ... tarihli raporda ise davacıya ait engel oranı %8 olarak tespit edilmiştir. İki rapor arasında çelişki mevcuttur. Asliye Hukuk mahkemesince ara karar ile dosya ATK'ya gönderilerek, davacı ... (TC: ...) 'nın ... tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden aldırılan ... tarihli Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Kurulu Raporu ile Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan ... rapor numaralı ... tarihli raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi suretiyle rapor tanzim edilmesi istenmiştir. Mahkememizce, asliye hukuk mahkemesi dosyasında tıbbi belgeler olduğundan ve mahkememizce aldırılacak maluliyet raporunun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmesi gerektiğinden, asliye hukuk mahkemesi dosyasına da atıf yapılarak ATK ya maluliyet raporu düzenlenmesi için dosya gönderilmiştir. Çünkü, kaza tarihi ...-... tarihleri arası ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet tespiti gerekmektedir. Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ... tarihli, ... karar numaralı raporda özetle; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğe göre davacının tüm vücut engellilik oranının % 6 (yüzdealtı) olduğu, iyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 6(altı) aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Mahkememizce aktüerya bilirkişisinde rapor aldırılmıştır. ... tarihli aktüer bilirkişi raporunda özetle; Yargıtay 4. H.D.'nin içtihatları çerçevesinde, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu, Progresif Rant Metodu, %10 artırım ve iskonto hesabı kullanıldığı; hesaplamada davacının gelirinin asgari ücret, iyileşme süresinin 6 ay ve maluliyet oranının %6 olduğunun kabul edildiği; hesaplanan zararlardan herhangi bir indirim yapılmadığı; detaylı hesaplama tablolarının işbu rapora eklendiği; Davalının ödeme yaptığı tarih itibariyle yapılan hesaplama sonucunda, yapılan ödemenin davacının ödeme tarihindeki zararını karşılamadığının belirlendiği; İşbu rapor tarihine göre yeniden yapılan hesaplama sonucunda, davalı tarafından yapılan ödemenin rapor tarihine güncellenerek sürekli iş göremezlik zararından tenzili sonrası, davacının işbu rapor tarihi itibariyle uğradığı; Geçici iş göremezlik zararının ... TL; Bakiye sürekli iş göremezlik ... TL olduğunun hesaplandığı; Hesaplanan geçici iş göremezlik zararının ZMSS sağlık giderleri teminatı limitini aşmadığı (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/26005 E. 2022/5356 K.); bakiye sürekli iş göremezlik zararının ise ZMSS sakatlık teminatı bakiye limitini (... TL) aştığı ve dolayısıyla davalının sürekli iş göremezlik zararından sorumluluğunun ... TL ile sınırlı olduğu hususları belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir ve itirazlar/beyanlar alınmıştır. Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). Bu hususlar doğrultusunda, dosyada mahkememizce aldırılan bilirkişi raporlarının, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı vekili, talebini ıslah etmiştir, ıslah dilekçesi davalıya tebliğ edilmiştir. Davalı vekili, ıslaha karşı beyan dilekçesi sunmuştur. Söylemek gerekir ki; Yargıtay HGK'nun, 2023/(17)4-6 E, 2024/292 K sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Borç ilişkisinin tarafları arasında yapılan bir sözleşme ile alacaklının alacağından vazgeçerek borçluyu borcundan kurtarması olarak tanımlanabilecek ibra/aklama (Türk Hukuk Lûgatı, s. 37, 519) borcu sona erdiren sebeplerdendir. İbra, kural olarak; 6098 sayılı Kanun’un 132 nci maddesiyle açık düzenlemeye kavuşmuş ve kanun koyucu, borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borcun tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabileceğini hükme bağlamıştır. Geçerli bir ibranın varlığı hâlinde aynı ilişkiye dayalı olarak aynı kapsamda bir hak talebi mümkün değildir (Fikret Eren: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 21. Baskı, Ankara 2017, s. 1300; Hukuk Genel Kurulunun 04.02.2020 tarihli, 2018/17-24 Esas, 2020/78 Karar sayılı kararı). Bununla birlikte ibra iki taraflı bir hukuki işlem, bir sözleşmedir ve 6098 sayılı Kanun’un “Aşırı yararlanma” başlıklı 28/1 inci maddesine göre bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilecektir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 111 inci maddesinde de ibra ile ilgili bir düzenlemeye yer verilmiştir: Buna göre tazminat miktarlarına ilişkin olup da “yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan” anlaşmaların veya uzlaşmaların yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebileceği belirtilmiştir. Kanun’un bu hükmünden yararlanmak için ayrı bir iptal davası açılmasına ya da ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren iki yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklamasının bulunması yeterlidir. Görülmekte olan bir dava sırasında ortaya çıkan aşırı ölçüsüzlük durumunda da, davacının yetersiz anlaşmanın iptalini istemesi, iddianın genişletilmesi olarak nitelenemez ve davalının onamına bağlanamaz. Çünkü davacı, yetersiz anlaşmaya karşı (def'i yoluyla) geçersizlik savında bulunmaktadır. Davalı yalnızca, anlaşma gününden başlayarak iki yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği uyarısında bulunabilir. Yine, 2918 sayılı Kanun’un 111/2 nci maddesine dayanarak anlaşmanın iptali isteminde bulunan kişinin, bir miktar ödeme karşılığı verdiği belgenin türü önemli değildir. Burada uygulanacak olan özel kanun niteliğindeki anılan madde hükmüdür ve bu maddeye dayanılarak anlaşma ve uzlaşmaların (sulhname, ibraname, feragatnamelerin) iptali için, ödenen tazminatın "yetersiz" veya "aşırı" olduğunun "açıkça belli olması" yeterli olup ayrıca borçlar hukukundaki yanılma, yanıltma, aldatma, korkutma, bilgisizlik, deneyimsizlik, parasal yönden darda ve sıkıntıda olmak gibi iradeyi sakatlayan durumlara sığınılmasına ve bunların kanıtlanmaya çalışılmasına gerek dahi bulunmamaktadır. Kanun hükmünde, iptal nedeni olarak nesnel (objektif) bir ölçü kabul edilmiş; zarar gören yönünden yetersizliğin (eksik ödemenin) ve zarar sorumlusu yönünden aşırılığın (fazla ödemenin) "açıkça belli olması" yeterli görülmüştür (Çelik Ahmet Çelik: Ölüm Nedeniyle Destekten Yoksunluk, Ankara, 2016, s. 345 vd). Gerçek anlamda ibranameden söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla, açık oransızlığın bulunduğu durumlarda anılan belge ibraname değil, ancak makbuz niteliğindedir. Yeri gelmişken açık oransızlık (açık nispetsizlik-fahiş fark) kavramını da açıklamak gerekir. Açık oransızlık, karşılıklı edimler arasında “göze çarpan aşırı bir fark” anlamına gelir. Normal bir kimsenin hayat, bilgi ve görgüsüne göre, edimler arasında olağanüstü ve aşırı bir farkın bulunması durumunda açık oransızlığın oluştuğu kabul edilir. Bu ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 12.02.2019 tarihli ve 2015/21-1323 Esas, 2019/128 Karar sayılı kararında da kapsamlı bir şekilde açıklanmıştır. Bu genel açıklamalar ışığında dosyaya dönüldüğünde; yasal sürede ibranamenin iptalinin istendiği anlaşılmaktadır. Aktüer bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; yapılan ödemenin davacının ödeme tarihindeki zararını karşılamadığının belirlendiği belirtilmiştir. Zira, ödemeye esas alınan kusur raporu da mahkememizce yargılamada tespit edilen kusur raporundan farklıdır. Ödemeye esas raporda davacıya kusur atfedilmiştir ancak mahkememiz yargılamasında aldırılan ve birbirini teyit eden kusur raporlarında davacının kazada kusurunun olmadığı tespit edilmiştir. Kabule göre, davalı tarafça yapılan ödeme makbuz hükmündedir. Gerçek zarar ile açık oransızlık vardır. Yukarıda da açıklandığı üzere; ayrıca borçlar hukukundaki yanılma, yanıltma, aldatma, korkutma, bilgisizlik, deneyimsizlik, parasal yönden darda ve sıkıntıda olmak gibi iradeyi sakatlayan durumlara sığınılmasına ve bunların kanıtlanmaya çalışılmasına gerek dahi bulunmamaktadır. Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar, dosya kapsamında aldırılan raporlardaki tespitler dikkate alınarak, Davanın kabulü ile; davacı ile davalı arasında imzalnamış olan davaya konu ... tarihli ibranamenin ("makbuz ve ibraname" başlıklı) iptaline; ... TL geçici iş göremezlik tazminatı ve ... TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplamda ... TL maddi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... Hesabının kaza tarihi itibariyle geçerli sigorta teminatı limiti ile sınırlı sorumlu tutulmasına karar vermek gerekmiştir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereğince ihdas edilen ... Yönetmeliği'nin 15. maddesi gereğince de rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte ihbar edildiği tarihte Hesabın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Davalı ...'nın sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü gerekli belgelerle birlikte ...'na başvuru yapıldığı tarihte, böyle bir başvuru olmadığı takdirde ise dava tarihinde doğmaktadır. Bu nedenle, dava dilekçesi ekinde yer alan ...nın ... tarihli yazısından davacının ... tarihli başvurusu ilgi tutulmakla, bu tarihte temerrüdün gerçekleştiği anlaşılarak, faiz başlangıcı bu tarih alınmıştır. Kazaya sebep olan taşıtın ticari olup olmadığı belli olmadığından, yasal faize hükmedilmiştir. Müterafık kusur indirimini gerektirir bir hale rastlanmamıştır. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; davacı ile davalı arasında imzalnamış olan davaya konu ... tarihli ibranamenin ("makbuz ve ibraname" başlıklı) İPTALİNE; ... TL geçici iş göremezlik tazminatı ve ... TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplamda ... TL maddi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... Hesabının kaza tarihi itibariyle geçerli sigorta teminatı limiti ile sınırlı sorumlu tutulmasına, 2-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan ... TL peşin harç ve aşamalarda yatan ... TL ıslah harcı toplamı ... TL'nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye kalan ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafça yapılan posta-tebligat-bilirkişi ücreti giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ... yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/09/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2021/26005, K. 2022/5356, T. 12.02.2019, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-26005-e-2022-5356-k-528416b2d7a1