İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/199 E. 2024/278 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/199
- Karar No
- 2024/278
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/199 KARAR NO : 2024/278
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 21/08/2020 KARAR TARİHİ : 07/03/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/03/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İcra dairesi dosyasında borçlular olarak yer alan davalılar süresi içinde borca, faize, ferilerine ve yetkiye itirazda bulunarak icra takibinin durdurulmasını talep ettiğin, davalılar her ne kadar yetki itirazında bulunarak yetkili mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunu iddia etmişler se de kesin yetkili kuralı olmayıp HMK uyarınca davacıya seçimlik hak tanıdığını, haksız fiilden doğan davalarda uygulamada ve oktirinde oluşan görüşler dikkate alınarak haksız fiilin işlendiği yer dışında zararın meydana geldiği yer, gelme ihtimalinin bulunduğu yer ve karşılaştırmalı hukuktaki örnekler de dikkate alınarak zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olarak kabul edildiğini, somut olayda zarar gören .... plakalı aracın sürücüsü ...'ın ikametgah adresi Bakırköy olduğundan Bakırköy Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, davalı ...'un yüksek promil alkol dahilinde tam kusurlu olarak sebebiyet verdiği trafik kazası neticesinde oluşan maddi zararlardan sorumlu olduğu hususunun sabit olduğunu, diğer davalı ise her ne kadar husumet itirazında bulunmuşsa da aracı kiraladıkları kiralayanın bilgilerini paylaşmamaları nedeniyle kazada kusurlu aracın işleteni takibe ve davaya dahil edilmediğini, davalılardan oto planın sahibi ve diğer davalı ...'nun sürücüsü olduğu ... plakalı araç 31/08/2019 tarihinde 01:25 sularında müvekkilin işleteni olduğu ve ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı ... marka lüks araca tam kusurlu olarak çapması nedeniyle oluşan trafik kazası neticesinde müvekkil şirkete ait aracın tamiri süresinde kullanılamaması nedeniyle oluşan hak mahrumiyeti nedeniyle kazanç kaybı bulunduğunu, itirazın iptalini ve bu nedenler yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı ... Ticaret A.ş Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle; müvekkil şirket yaklaşık 10000 araçlık filosi ile Türkiye çapında uzun dönem araç kiralama hizmeti verdiğini, davacının talepleri ise müvekkil şirketin işleteni olduğu araçlara ilişkin tazminat talebi olduğundan iş bu yargılamaya konu davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, tüm davalılar bakımından ortak yetkili mahkeme haksız fiilin meydana geldiği Fatih ilçesinin bağlı olduğu Çağlayan adliyesi olduğunu, araç üzerinde fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yararlanma aracı kendi hesabına işletme onun masraf ve rizikolarına katlanma esaslı olduğunu, bu kapsamda araç 36 aylık kira sözleşmesi ile kiralandığını, kazanç kaybı talep edilebilmesi için, moturlu aracın doğrudan ticari amaçla ya da gelir getiren bir işte kullanılması ve zararın somut deliller ile ispat edilmesi gerektiğini, ancak davacının aracının ticari olmayan hususi bir araç olduğunu, kiralama kaybına konu olan araç 2012 model 250.000 km de porsche ..... marka otomobil olduğunu, söz konusu araç her na kadar lüks araç kategorisinde yer alsa da çok yüksek kilometrede kullanılmış olup satış bedeli raporda belirtilen 140.000,00 TL in çok altıda olduğunu, davaya konu alacak tazminata ilişkin olduğundan ve tazmini gereken gerçek bedelin mahkemece saptanması gerekeceğinden tazminat alacağının önceden belirlenebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşımadığının kuşkusuz olduğunu, kötü niyet tazminatı takibe girişmekte kötü niyetli bulunuğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamında açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğinde olduğunu, öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde icra takibine giren alacakının kötü niyetli olarak kabul edileceğini, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasını cevap ve talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf kazaya karışan aracın 109 gün serviste kaldığını Bakırköy .... İcra müdürlüğünün ... esas no ile icra takibi başlattığını ve müvekkilin esas ilişkin itirazda bulunduğunu, davacı tarafın kendi talebi ile tanzim ettirilip ibraz edilen rapora göre aracın serviste kalma süresi 109 gün olarak hesaplandığını, yapılan hesabın kahsız ve hukuka aykırı olduğunu söz konusu hak mahrumiyet raporunun genel olarak değişecek parçaların tedariğinin uzun sürmüş olması sebebiyle aracın serviste kalma süresinin bu denli uzun olduğundan bahs ettiğini, ancak aynı raporda oluşturulmuş olan onarım bilgileri tablosu incelendiğinde değiştirilmiş bir parça bulunmadığını, öncelikle davacı davaya konu olaydan önceki yıllara ait defterleriyle vergi kayıtlarının getirilmesinin zorunlu olduğunu, zararının kanıtlanması için taraflarca gösterilen ve gösterilecek tüm delillerin toplanması daha sonra aralarında makine mühendisiyle mali müşavir kayıtları inceletilmesi kar zarar durumunun 10 günlük tamir edilebilme süresinde aracın çalışabileceği gün muhtemel müşteri sayısıyla talep edilen hizmet bedelleri ve giderler dikkate alınarak net gelirin saptanması gerektiğini, bu nedenlerle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasını cevap ve talep etmiştir. İhbar Olunan .... A.Ş. nin, Sunduğu 30.10.2020 Tarihli Beyanında; Müvekkil şirket tarafından davalı .... “na iş güvenliği konusunda gerekli tüm eğitimlerin verilmiş olduğunu, müvekkil şirketin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davaya konu olayda sorumluluklarının olmadığını, TBK 52.maddesi uyarınca davacının müterafik kusurlu bulunduğunu, davacının kazanç kaybı iddiasının kabul etmemekle birlikte kazanç kaybının olduğu ihtimalinde dahi hesaplamanın fahiş bedellerle farazi olarak yapıldığını, zararın ispatına yönelik bir belge sunulmadığını, ispatlanamayan zarardan müvekkilinin sorumlu olmadığını beyan etmiştir. Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas, ... Karar sayılı ilamıyla görevsizlik kararı vermiş, dosya mahkememize gönderilmiştir. Mahkememiz dosyasına SMM bilirkişi ....'ten rapor aldırılmış, bilirkişi sunmuş olduğu 21/03/2022 tarihli raporunda özetle; "Davacı tarafından, davalılar aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası ile 10.02.2020 tarihinde 70.850,00.TL tutarında maddi tazminata ilişkin takip talebi başlatıldığı, kazaya karışan aracın ... plakalı araç olduğu ve dosyaya sunulmuş olunan ruhsat fotokopisinden görüldüğü üzere, söz konusu aracın davalı ....a 15.07.20219 tarihinde tescil edilmiş olduğu, dolayısıyla aracın malikinin davalı ... olduğu tespit edildiğini, sunulan “Motorlu Taşıt Kiralama Sözleşmesi” başlıklı sözleşme, “Taşıt Sipariş Formu” -“Motorlu Taşıt Kiralama Sözleşmesine Ek Protokol” başlıklı belgelere göre, Davalı ... ile .... Güv. A.Ş. arasında araç kiralama sözleşmesi akdedilmiştir. Kiralama süresinin 36 ay olduğu ve dolayısıyla kaza tarihinde, söz konusu aracın, uzun dönemli kiraya verilmiş olduğu anlaşıldığını, sunulan faturalardan anlaşıldığı üzere, kaza tarihinde söz konusu aracın, davalı ... tarafından .... 'e kiralanmış olduğu ve bu kiralamalara ilişkin .... tarafından davalı ...'a ödemeler yapıldığı tespit edilmiştir. Davalı ... tarafından düzenlenmiş araç teslim tutanağına göre; müşteri sıfatıyla Pronet adına, davaya konu ... plakalı araç, 18.07.2019 tarihinde .... tarafından teslim alınmıştır. Fakat teslim eden kısmının boş olduğu görülmüştür. Söz konusu aracın, .... tarafından, davalı ...'na teslim edildiğine dair dosya içerisinde herhangi bir belge, bulunmamaktadır. Fakat, dosyaya sunulmuş 31.08.2019 tarihli kaza tutanağında, sürücü olarak davalı ...'nun olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla aracın kaza tarihinde fiili kullanımının davalı ...'nda olduğu, Davalı ... şirketi, davaya konu .... plakalı aracın, işleteni sıfatında değildir ve bu husus, sunulan araç kiralama faturaları, araç kiralama sözleşmesi, teslim tutanağı ve kaza tespit tutanağı ile desteklenmektedir. Kaza tarihinde, aracın fiili kullanımının diğer davalı ...'nda olduğu ve kazanın oluşumunda davalı ...'nun kusurlu olduğu, kaza tespit tutanağı ile tespit edildiğini" belirtmiştir. Mahkememiz dosyasına Makine Mühendisi/ Sigorta Eksperi bilirkişi .... ve kusur bilirkişisinden ....'ten rapor aldırılmış, bilirkişi sunmuş olduğu 23/07/2022 tarihli raporunda özetle; .... plakalı otomobil sürücüsü davalı ...’ nun “%100 oranında Asli ve Tamamen Kusurlu” olduğu; dava dışı.... ın ise kazada etkisi olmadığı, alabileceği bir tedbir bulunmadığı ve “Tamamen Kusursuz” olduğu; 3 .... plaka sayılı Aracın, 31.08.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası ile oluşan hasar miktarının 129.800,00 TL olduğu, ... plaka sayılı Aracın, 31.08.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası ile oluşan hasarın onarım süresince araçtan yoksun kalma zararı, normal şartlarda yapılan onarım ile 18 Gün için 11.700,00 TL, yedek parça gecikmesi ve yapılan hatalı onarım ile bu miktarın 91 Gün artacağı ve 109 gün ile zararın 70.850,00 TL ye çıkacağını " belirtmiştir. Mahkememiz dosyasına Makine Mühendisi/ Sigorta Eksperi bilirkişi.... ve kusur bilirkişisinden ...'ten rapor aldırılmış, bilirkişi sunmuş olduğu 13/04/2023 tarihli raporunda özetle; trafik kazasında oluşan hasarın onarımı için gereken normal süre 18 gün olarak tespit edilmiştir. Davacı vekilinin, 109 gün olarak talebi, yedek parça temini ve hatalı onarımı da kapsamakta olup sorumluluk onarımı yapan servis ve ilgili markanın yedek parça sağlayıcı şirketinde olduğu," belirtilmiştir. Dava; haksız eylemden kaynaklanan İİK 67. Maddesi uyarınca itirazın iptali davasıdır. Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleten"i kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devredilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/1002 esas, 2018/12579 karar sayılı ilamındaki " Somut olayda, davalı ... kayıt maliki olup kayden işletendir ancak yukarıda açıklandığı üzere K.T.K. m.85 uyarınca işletenlik sıfatı değişebilmektedir. Mahkemece sunulan kira sözleşmesinin süresi nedeni ile 3 ay uzun süreli kira sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davalı ... aleyhine karar verilmiş ise de mahkemenin bu gerekçesi 85. madde karşısında doğru değildir. Dosya kapsamında bulunan kiralama sözleşmesi, bilirkişi tarafından incelenen ticari defterlere göre, kazaya karışan aracın uzun süreli kira sözleşmesi (3 ay) ile davacı tarafından kiralandığı anlaşılmaktadır. Buna göre, uzun süreli kiralama sözleşmesi ile zarar gören aracın işletenlik sıfatı dava dışı ... geçtiği göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye göre mevcut olayımızda davalı ... şirketinin kazaya karışan aracı uzun süreliğine kiraladığı, ilgili Yargıtay ilamına göre; dosya kapsamında bulunan kiralama sözleşmesi, davalının incelenen ticari defterlerine göre kiralama sözleşmesine konu faturaya isitnaden kazaya karışan aracın uzun süreli kira sözleşmesi ile kiralandığı ve uzun süreli kiralama sözleşmesi ile zarar gören aracın KTK 85. Maddesi uyarınca işletenlik sıfatının davalı ... şirketinden kalktığı anlaşılmış olup, davanın davalı ... şirketi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... şirketinin araç maliki olarak gözüktüğü ve yapmış olduğu uzun süreli araç kiralama sözleşmesinden davacının haberdar olmasının kendisinden beklenemeyeceği değerlendirilerek, dava açılmasına sebebiyet vermeyen davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına kanaatine varılmıştır. TBK'nın 49'uncu maddesine göre haksız fiil sorumluluğu için davalının kusurlu ve hukuka aykırı bir fiilinin bulunması gerekir. Yani motorlu aracı kullanan sürücülerin ölüm, yaralanma ve maddi hasarla sonuçlanan kazalardan dolayı sorumlu tutulabilmeleri için, kazanın meydana gelişinde “kusurlu” olmaları şarttır. Görüleceği üzere haksız fiil sorumluğundan bahsedilebilmesi için; a-fiil, b-hukuka aykırılık, c-illiyet bağı ve d-zarar unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yani davacının tazminata hak kazanabilmesi için bu dört unsurun birlikte gerçekleştiğini ispatlaması şarttır. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında, zarar ile zararlı sonucu doğuran olayın gösterdiği özellikler tazminat hukuku kurallarına uygun biçimde değerlendirilmeli, davalıların varsa kusuru tazminat hukuku ilkelerine göre zarar belirlenmelidir. Mahkememizce aldırılan kusur bilirkişi raporunda davalı ...'nun %100 kusurlu olduğu belirlenmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 31.08.2019 tarihinde davalılardan ....'ın maliki ve diğer davalı ...'nun sürücüsü olduğu .... plakalı araç ile davacıya ait .... plakalı aracın karıştığı kaza sonucunda maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, dosya kapsamına ve oluşa uygun bulunan bilirkişi raporuna göre davalı ...'nun %100 kusurlu olduğunun belirtildiği, araç mahrumiyet zararının 11.700,00 TL olarak hesaplandığı, bilirkişi raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Alacağın mahkememizce aldırılacak bilirkişi raporu ile belli olacağından likit ve belirlenebilir olmaması sebebiyle icra inkar tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın... Ticaret Anonim Şirketi yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine, 2-Davanın ... yönünden KISMEN KABULÜ ile; Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 11.700,00TL üzerinden davalı ... yönünden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Şartlar oluşmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine, 3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 799,22TL ilam harcından peşin alınan 54,40TL harç, 801,30TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 56,47TL karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iade edilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen 54,40TL Başvuru Harcı, 54,40TL Peşin Harç, 744,83TL Tamamlama Harcı (801,30TL-56,47TL=744,83TL) olmak üzere toplam 853,63TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.360,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 224,58TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNE'YE İRAT KAYDEDİLMESİNE, 6-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.360,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 1.135,42TL'nin davacıdan alınarak HAZİNE'YE İRAT KAYDEDİLMESİNE, 7-Davacı tarafından sarf edilen 2.100,00TL bilirkişi ücreti, 271,00TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.371,00TL den kabul red oranına göre hesaplanan 391,54TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 11.700,00TL vekalet ücretinin davalı ...'ndan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 9-Davalı .... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 10-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin, davalı .... vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/03/2024
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim .... ¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.