İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/432 E. 2021/153 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/432
- Karar No
- 2021/153
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/432 Esas KARAR NO : 2021/153
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/09/2020 KARAR TARİHİ : 09/03/2021
Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, İSTEM: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde; müvekkili şirketin inşaat mütehattiliği yapan bir şirket olduğunu, ... adresinde bulununa inşaatın yapımı yüklendiğini, davalı ise bu inşaatın havuz imalat ile peyzaj işleri için gerekli malzeme satım ve teslimini yaptığını, taraflar arasında bu ticari ilişki nedeniyle muhtelif tarihlerde faturalar düzenlendiğini ve karşılığında ödemeler yapıldığını, yapılan iş karşılığında ödenen tutarlar neticesinde müvekkilinin davalı şirkete ... TL bakiye borcu kaldığını, ancak davalı tüm faturalar nedeniyle alacaklıymış gibi müvekkili davacı şirket hakkında davalı tarafından Genel İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, takibin kesinleştiğini, müvekkilinin borcunun bulunmadığını, müvekkili davacının Antalya Genle İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası alacağının ...-TL asıl alacak borç tutarı dışında kalan kısmı nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli alacaklı yönünden davaya konu edilen alacağın % 20 si oranından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı davaya cevap vermemiştir. KANITLAR VE GEREKÇE: Dava, davalı tarafından davacı aleyhine Antalya Genel İcra Dairesinin .../... esas sayılı takip dosyası ile faturaya dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibinde, davacı tarafın davalıya ... TL borç dışında kalan bedel yönünden borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde, davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ... TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... tarihli faturalar olduğu görülmüştür. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Somut olayda davacı tarafın iddiasının; davalı ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle muhtelif tarihlerde faturaların düzenlendiği, faturalar karşılığında ödemelerin yapıldığı, yapılan peyzaj işleri malzeme alım satımı nedeniyle düzenlenen faturalardan kaynaklı olarak davalı tarafa bakiye olarak ... TL borçlarının bulunduğu buna rağmen davalı tarafın tüm faturalar nedeniyle alacaklı sıfatıyla takip başlattığı, bu takipte ... TL bedel yönünden borçlu olmadıkları hususlarına dayandığı görülmüştür. Buna göre davacı taraf takibe konu faturalardaki bedelin ödendiğini ve yalnızca bakiye ... TL bedel yönünden borcunun bulunduğunu belirttiğinden, ödemeye ilişkin ispat yükü davacı-borçlu üzerindedir. Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı kararı). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302E. 2015/12272K. sayılı kararı). Mahkememizce tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için dosya Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen ... tarihli raporda özetle; taraflar arasında ... (cari hesap) dayalı ticari ilişki olduğunu, tarafların ticari defterlerinin açılış/kapanış tasdiklerinin/beratlarının süresinde yapıldığı, kayıtlarının usulüne uygun olduğu, 6100 sayılı HMK 222/2. maddesine göre 2016-2017 yılı defter kayıtlarının kendi lehlerine davalarda delil vasfı taşıdığını, davacının ticari defterlerine göre davalıya ... TL borçlu olduğunu, davalının defterlerinde ise ... TL borçlu olarak kayıt yer aldığını, davalının icra takibinde başlatılan ... asıl alacak tutarı ile davalı defter kayıtlarının tutmadığını, defter kayıtlarına göre ... TL alacak talep edebileceğini, davalı şirketin bağlı Vergi Dairesine Form BS beyanlarını ticari defterleri ile uyumlu bildirimde bulunduğu, ... TL sınırı altında kalan dönemlerde beyan zorunluluğu bulunmadığı, davacının Form Ba Bs formlarının dosya kapsamında bulunmadığını bildirdiği görülmüştür. Alınan ... tarihli rapor taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalının rapora karşı itiraz ve beyan dilekçesi ibraz etmediği görülmüş, Mahkememizce rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın davalı ile aralarındaki satış sözleşmesinden kaynaklı ticari ilişkide Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takip dosyasına dayanak olan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... tarihli faturaların bedellerinin ödendiği iddiası ile iş bu davayı açtığı, davacının borçlu sıfatıyla davalı ile aralarındaki alacak-borç ilişkisini kabul ettiği ve ödeme nedeniyle ... TL bakiye borcunun bulunduğunu iddia ettiği, bu nedenle ödemeye ilişkin ispat yükünü üzerine aldığı görülmektedir. Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince tarafların ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, tarafların incelenen ticari defter kayıtlarının bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere; açılış/kapanış tasdiklerinin/beratlarının süresinde yapıldığı, davalı tarafın defter kayıtlarına göre davacıdan ... TL alacağının bulunduğu, tarafların defterlerinin yukarıda belirtilen nedenlerle her iki tarafın lehine de delil vasfı taşıdığı, usulüne uygun tutulmuş ticari defter kayıtları doğrultusunda davacının ödemeye ilişkin iddiasını ispat ettiği, davalı alacaklının ticari defter kayıtlarının da bu hususu doğruladığı, davalı alacaklı tarafından bu hususun aksini ispatlar nitelikte yazılı bilgi veya belgenin dosyaya ibraz edilmediği kanaatine varıldığından davanın kabulü ile davacı tarafın Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takip dosyasında ... TL bedel yönünden davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, -Davacı tarafın Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takip dosyasında ... TL bedel yönünden davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, -Davacı tarafın kötü niyet tazminatına ilişkin talebinin reddine, 2-Alınması gereken ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan ... TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan ... TL başvurma harcı, ... TL bilirkişi ücreti, ... TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam ... TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen ...-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde bakiye gider avansının ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/03/2021
Katip ... E imzalı
Hakim ... E imzalı