İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/420 E. 2021/278 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/420
- Karar No
- 2021/278
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/420 Esas KARAR NO : 2021/278
DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/09/2020 KARAR TARİHİ : 20/04/2021
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, İSTEM: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde; Müvekkil bankanın ... Şubesi nezdinde ... lehine ...‘un müşterek ve müteselsil kefaletiyle Genel Kredi ve Teminat sözleşmesine dayalı olarak kredi hesapları açılmış ve kullandırıldığını, Kredi borçlarının ödenmemesi, normal seyrini kaybetmesi üzerine kredi hesabı kapatılarak kredi hesaplarından doğan borcun ödenmesi Beyoğlu ... Noterliği’nin ... gün ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile bildirilmiş ise de borç ödenmediğini, müvekkil Banka tarafından; alacağın tahsilini teminen; tahsilde tekerrür etmemek kaydı konularak ; Kredi borçlusu ... aleyhine, Antalya ... İcra Müdürlüğü’nün .../... sayılı dosyası ile; müvekkil banka lehine tesis edilen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine geçildiğini, alacağımızın B.K.md.586 uyarınca, müşterek borçlu müteselsil kefillerden tahsilini teminen, Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla icra takibine geçildiğini, Dava açılmadan önce dava şartı olan arabulucuya başvurulmuş iki defa toplantı yapılmış yapılan görüşmeler sonucu anlaşma sağlanamadığını, borçlunun borca itirazı yerinde olmadığını, davalı borçlunun itirazları haksız ve kötü niyetli olduğunu, Davalının borca ve ferilerine itirazlarının hukuki dayanağı bulunmadığını, açılan ve kullandırılan kredilere ait borçların ödenmediği , kredinin ... tarihinde kat edilerek tasfiye hesaplarına alındığı müvekkil banka kayıtları ile sabit olduğunu, . davalı borçlunun faize itirazları da yerinde olmadığını, durum “akit serbestisi” içinde değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkil banka sözleşmeden ve yasalardan aldığı yetkileri kullandığını, eski ve yeni Ticaret K.nun 8/1.maddesine göre, “ Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir.” yeni Ticaret K.nun “uygulanacak hükümler” başlıklı 9.maddesi; “ Ticari işlerde, Kanuni anapara ile temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümleri uygulanır” hükmünü havi olduğunu, Müvekkil banka tarafından talep edilen temerrüt faiz oranı imzalanan kredi sözleşmesi hükümlerine ve mevzuata tamamen uygun olduğunu, Mevzuat gereği, businesscard kredi hesaplarına % 28,8 oranında ( 5464 sayılı K.nun 26/3 md.si gereğince değişen oranların aynen uygulanması kaydıyla ) temerrüt faizi talep edilmiştir. Bunun dışındaki kredi hesaplarına ise Genel Kredi ve Teminat sözleşmesi hükmü gereği % 46,80 oranında temerrüt faiz oranı talep edildiğini, hesap kat tarihinde TCMB’na bildirilen en yüksek akdi faiz oranı % 36 olup, bu oranın %30 fazlası olan % 46,80 oranında temerrüt faizi talep edildiğini, anılan nedenlerle borçlunun faize itirazlarının yasal dayanağı bulunmadığını, gider vergisi talebi sözleşme ve yasaya uygun olduğunu, Kredi Sözleşmesinin 11.b maddesi ile temerrüt faizinin gider vergisi ile birlikte ödeneceği kabul edildiğini, takipte talep olunan masraf, hesap kat ihtarnamesi masrafı olduğunu, takip talebi ile borçludan talep olunan ... TL’lik masraf borçluya gönderilen hesap kat ihtarnamesi ile ilgili noter masrafı olup, sözleşme hükümleri gereğince tahsili talep edildiğini, anılan nedenlerle, borçlunun Antalya ... İcra Müdürlüğü’nün .../... sayılı dosyasına haksız ve dayanaksız itirazlarının iptali ile takibin devamına, itiraz edilen alacağımızın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde; :Alacaklının dava ve icra takibine konu ettiği ve dosyaya kat ihbarında yazılı borçların müvekkilim ile ilgisi bulunmadığını, davalının kefilliği nihayet erdiği ve taşınmaz üzerine konulan ipoteğin fek edilmesi sabit olmasına rağmen haksız ve usule aykırı olarak takibe girişilmiş, uzlaşma sağlanamadığından bu davanın açıldığını, haksız davayı kabul etmiyor reddini talep ettiklerini, icra dosyasına ibraz edilen ... düzenleme ... imza tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesine ilişkin borç daha önce banka tarafından teminaten ipotek alınan dairenin üçüncü şahsa devri sırasında müvekkilin ortağı bulunduğu firmaca kapatıldığını, bankadan ipoteğin fekki talep edilmiş, fekkin gerçekleşmesi için kredi kartları borç bakiyesinin kapatılması istenmiş, aynı şekilde piyasada olan çeklerin dönüşünden sonra işlemin yapılacağı bildirdiğini, akabinde kredi kartlarına ait borç tamamen ödendiği, çekler de bankaya ibraz edilerek karşılıkları ödendiği halde bankaca ipotek kaldırılmadığını, süreçte müvekkilimin ...' ndeki hissesini de ekteki evraklardan anlaşılacağı üzere ... tarihinde diğer ortak ...'a devretmiş, devir Türkiye Ticaret Sicilinin ... tarih ve ... sayılı gazetesinde yayınlandığını, Borcun kapatılmasından sonra müvekkilimin ana borçlu şirketle bir ilgisi kalmadığını, o tarihe kadar doğan borçta ödendiğinden müvekkilimin işbu kefaletle ilgili borçlu sıfatı ya da şirkette bir hissesi veya imza yetkisi bulunmadığından, diğer ortağın kullandığı davaya ve icra takibine konu kredi bakımından bir sorumluluğu bulunmadığını, borçlar diğer ortak ...'a aittir. Müvekkil tarafından kullanılan kredi ve kredi kartları için sözleşmeye konu olan kefalet sona erdiği halde, bankaca müvvekkile karşı girişilen takip haksız olduğunu, kısaca kat ihtarnamesine konu edilen ürünler karşılığında müvekkilimin bankaya bir borcu bulunmadığını, anılan kat ihbarına konu spot kredide müvekkilin şahsına ait bir imza da bulunmadığını, yine borca konu edilen Business Kart'ta müvekkilim tarafından kullanıldığını, bu bakımdan borca ve takibe konu edilen krediye müteselsil kefalete, kredi taahhütnamesine, sözleşmesine , ihtarnameye ve hesap özetine ve uygulanan faize itiraz ettiklerini, aynı sebeplerle dava dilekçesinde ileri ürülen hususları ve işbu davayı da kabul etmediklerini, dava yersiz ve haksızdır, reddini talep ettiklerini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. KANITLAR VE GEREKÇE: Dava, davacı banka tarafından Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce icra dosyası, davacı bankadan taraflar arasında düzenlenen sözleşme, ödemelere ilişkin evraklar, hesap kat ihtarnamesi, hesap ekstresi istenilerek dosyamıza alınmıştır. Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı banka tarafından davalı ... ile dava dışı ... aleyhine asıl alacak, işlemiş faiz, bsmv ve masraf olmak üzere toplam ... TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının ... yevmiye numaralı ihtarname olduğu, davalı borçlu ... tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Somut olayda davacı tarafın; davacı banka ile dava dışı ... arasında ... tarihinde ... TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmesi nedeniyle borcun ödenmediğini, muaccel borçların ödenmemesi nedeniyle ihtarname ile kredi borçlusunun temerrüde düşürüldüğünü, sözleşmede davalı ...'un müteselsil kefil sıfatının bulunmasına rağmen takip konusu borcun ödenmediğini iddia ettiği görülmektedir. Hesabın kat'ı ile birlikte kredi kartı borcu muaccel hale gelmiştir. İhtarnamenin tebliği ise borçlunun temerrüdü ile ilgili olup temerrüt faizinin başlangıcı yönünden önem arz eder. Muacceliyet ile temerrüt, nitelikleri ve sonuçları itibariyle birbirinden farklı kavramlardır. 5464 sayılı yasada muacceliyet için ihtarla belli bir süre verilmesine ilişkin herhangi bir şart öngörülmemiştir (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 06/07/2017 tarih 2017/230 E. 2017/635 K. Sayılı ilamı). İtirazın iptali davasında icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için; geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olması, icra inkar tazminatı talep edilmiş olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacak belgeye ise alacak likit (muayyen, belirlenebilir) nitelikte bulunduğundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67/2. maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 24/11/2016 tarih 2016/4405E. 2016/15076K. sayılı ilamı). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 586. maddesinde de ''Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir.'' hükümlerine yer verilmiştir. Buna göre asıl borçlu hakkında konkordato mehli verilmesi halinde asıl borçlu hakkında takip başlatılmadan kefiller hakkında icra takibi başlatılabilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2015 tarih 2015/9633E. 2015/10120 K. sayılı ilamı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun yürürlükte olduğu dönem içerisindeki kefillere yönelik alacağın tahsili yönündeki hukuki işlemlerde bu hükmün uygulanması gerekir. Buna göre asıl borçlunun borcunu ödemediği müteselsil kefile ihbar edilmedikçe asıl borçlunun temerrüdü nedeniyle oluşan temerrüt faizinden müteselsil kefil sorumlu tutulamaz. Ancak kefil kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağından kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden sınırsız olarak sorumlu tutulabilir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 12/06/2019 tarih 2018/3501E. 2019/3769K. sayılı ilamı.) Mahkememiz dosyası yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda davacının varsa kredi sözleşmesinden kaynaklı olarak davalılardan talep edebileceği tazminat miktarını belirlemek üzere bankacılık alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen ... tarihli raporda özetle; Davalı ... 'un davacı ... Nin dava dışı ... Kredi ve ... Kart borçlusu ... İle ... tarihinde imzaladığı Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinin 10 yıl sürecek müteselsil kefil olduğu, adı geçen taraflar arasında imzalanmış başkaca bir sözleşmeye rastlanılmaması nedeniyle, davalının ortaklıktan ayrılsa bile kefaletinin devam ettiği, davacı bankaca davalıya yapılan ihtarnamenin kendisi tarafından tebellüğ edildiği, davacı bankaca tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlattığı takibin Antalya ... İcra Dairesi nezdinde başlattığı takibe engel teşkil etmediği, davacı bankaca yapılan kat işlemi sonrasında bir kısım faiz hesaplamalarında yanlışlıklara rastlanılmadığı davacı bankanın takip tarihi itibariyle davalı ... 'dan asıl alacak ...-TL Akdi Faiz ...-TL, Temerrüt faizi ...-TL masraf ...-TL olmak üzere toplam ...-TL olduğu, sonuç ve kanaatine varıldığını bildirdiği görülmüştür. Alınan rapor taraflara tebliğ edilmiş, tarafların rapora karşı itiraz dilekçelerini ibraz ettikleri görülmüş, Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamında uygun, denetime elveriş ve kanaat verici bulunmuş ve bu doğrultuda ek rapor taleplerinin reddine karar verilerek, kök rapor hükme esas alınmıştır. Yukarıda yer verilen açıklamalar ve deliller doğrultusunda dava dosyası değerlendirildiğinde; davacı banka tarafından dava dışı ... Arasında Genel Kredi ve Teminat sözleşmesinin imzalandığı, taraflar arasında başkaca bir sözleşmeye rastlanmadığı, davacı banka tarafından sözleşmelerde kefil sıfatına sahip olan davalı aleyhine ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı asilin kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı anlaşılmaktadır. Kefalet tutarının rakam ve yazı ile açıkça sözleşmede belirtilmesi nedeni ile kefaletin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 583 ve 584. maddelerine uygundur. Davalı yönünden verilen bir tedbir de bulunmamaktadır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede bankaya hesabı kat etme ve bunun sonucu olarak sözleşmeyi fesih yetkisi tanınmış, alacaklı banka tarafından bu yetkiye dayanılarak kat edilerek borçlulara ihtarname gönderilmiştir. Yine taraflar arasında başkaca bir sözleşme bulunmadığından davalının iddia ettiği ortaklıktan ayrılma hususu gerçekleşmiş olsa dahi kefalet sorumluğunun devam edeceği sabittir. Buna göre bilirkişi tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan ... tarihli raporda da belirtildiği üzere davacının genel kredi ve teminat sözleşmesine dayalı olarak davalı kefilden ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL gider vergisi ve ... TL masraf olmak üzere toplam ... TL talep etmesinin yerinde olduğu, fazlaya ilişkin miktarlar bakımından yapılan takibin haksız olduğu kanaatine varıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlular tarafından sözleşme ve ihtarnameler ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlular aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile; -Takibin ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL gider vergisi ve ... TL masraf olmak üzere toplam ... TL alacak üzerinden devamına, -Takip tarihinden itibaren spot krediden kaynaklanan asıl alacak tutarının ... TL'lik kısmına %46,80; Business Kart hesabından kaynaklı asıl alacak tutarının ... TL'lik kısmına %24 oranında temerrüt faizinin uygulanmasına, -Alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle asıl alacak üzerinden hesaplanan ...-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan ... TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan ... TL başvurma harcı, ... TL bilirkişi ücreti, ... TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere ... TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%99,43) göre hesap edilen ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı taraf kabul edilen bedel yönünden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen ...-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı taraf reddine karar verilen miktar yönünden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Antalya Adliyesi Arabuluculuk Bürosu'nun .../... numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen ... TL'nin davanın kabul red oranına (%99,43) göre hesap edilen ...-TL'sinin davalıdan, ... TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Karar kesinleştiğinde Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takip dosyasının iadesine, 9-Karar kesinleştiğinde bakiye gider avansının ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/04/2021
Katip ... E-imzalıdır
Hakim ... E-imzalıdır