İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/1754 E. 2020/1467 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/1754
- Karar No
- 2020/1467
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/38 Esas KARAR NO :2025/53 DAVA:Menfi Tespit DAVA TARİHİ:19/01/2025 KARAR TARİHİ:03/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; ... İstanbul Şubesine ait olan 11.01.2025 tarihli ... seri numaralı 1.598.000,00-TL bedelli çekin müvekkili şirket yetkilisi tarafından imzalanmadan ve müvekkili şirket rızası dışında elinden çıktığını, lehtar olan dava dışı ... Ürünleri İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. ile müvekkili şirket arasında işbu çeklere ilişkin hiçbir ticari faaliyet veyahut borç bulunmadığını, müvekkili şirketin çek koçanını kullanırken ..., ..., ... ve ... seri numaralı çeklerin kayıp olduğunu tespit ettiğini, müvekkili şirketin işbu çeklere ilişkin ticari defter ve kayıtlarında inceleme yapmış olup yaptığı inceleme sonucunda hiçbir şekilde ne ticari ilişkiden kaynaklı ne de borcundan kaynaklı olarak kendi rızasıyla herhangi bir kişiye veya kuruma verdiğine dair bir kayıt bulamadığını, müvekkili şirketin çek koçanında eksik olan seri çeklerin mevcut olduğunu tespit etmesinin ardından çek şubesi ile iletişime geçerek kayıp olan çek koçanlarından vadesi gelen dava konusu çekin bankaya ibraz edilip edilmediği konusunda bilgi istemiş olup aldığı bilgiler sonucunda dava konusu çekin davalı ... tarafından ibraz edildiğini öğrendiğini, müvekkili şirketin dava konusu çekle ilgili davalı şirketle bir ticaret gerçekleştirmemiş olup davalı şirkete işbu çekle ilgili hiçbir borcu olmadığını, davalı ...nin dava konusu çek ve diğer çekleri nasıl ele geçirdiği veya kim tarafından verildiği taraflarınca bilinmemekte olduğunu, ... dava konusu çekle ilgili gerekli araştırmayı yapmadığını ve basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, basiretli bir tacir alacağına karşılık teslim alacağı çekin gerçekten keşidecisi tarafından düzenlenip düzenlenmediğini, eğer çek gerçekten keşidecisi tarafından düzenlenmişse dahi bu çeki elinde bulunduran kişinin ilgili çeki hangi ilişkiden kaynaklı elinde bulundurduğunu araştırmakla yükümlü olduğunu, davalı ... bu araştırmaları yapmadığını, basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, davalı şirketin basiretli bir tacir gibi hareket ederek araştırması gereken hususları araştırmış olsaydı ilgili çekin müvekkili şirket tarafından düzenlenmediğini ve çeki elinde bulunduran kişi ile keşideci olarak görünen müvekkili şirketin arasında hiçbir ilişki bulunmayıp çekin aslında keşidecinin rızası dışında elinde çıkmış olduğunu tespit etmiş olacağını, davalı basiretli davranmayarak müvekkilinin mağdur olmasına sebebiyet verdiğini belirterek davanın kabulüne, müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, öncelikle teminatsız olarak mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek bir miktarla dava konusu çeke ilişkin ihtiyati haciz kararı verilmemesi ve başlatılacak olan icra takibinin durdurulması için bu mümkün değilse %15 teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile çekte yazılı miktar olan toplam 1.598.000,00 TL’nin % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Eldeki dava, menfi tespit davasıdır. 09/12/2018 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Kanunun 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5'inci maddesinden, sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre; Madde 5/A-(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Yine 7155 sayılı kanunun 22. maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3'ncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen "Şu kadar ki dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A maddesi hükmü saklıdır." cümlesi ile arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvuru zorunludur. Yine 7155 sayılı kanunun 23. maddesi ile 6325 sayılı Kanunun Dördüncü bölümünden sonra gelmek üzere; "Dava şartı olarak Arabuluculuk" başlığıyla eklenen Beşinci Bölüm ve maddeye göre; "Dava şartı olarak arabuluculuk MADDE 18/A-(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Dava şartı arabuluculuk sürecinin, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. Maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde, gider avansı yatırılmasında veya gerekli hallerde teminat gösterilmesinde olduğu gibi tamamlanabilen bir dava şartı eksikliği olarak düzenlenmediği görülmektedir. Bir başka ifadeyle, dava şartı noksanlığının giderilmesi ve arabulucuya başvurulması için mahkemece davacıya süre verilmeyecektir. (İstanbul 13 BAM Hukuk Dairesi 15/12/2020 tarih, 2020/1754 E.-2020/1467 K. sayılı kararı, İstanbul 16 BAM Hukuk Dairesi 22/04/2024 tarih, 2024/567 E.-2024/722 K. sayılı kararı, ) İstanbul Bam 44.Hukuk Dairesinin 2024/1493 E., 2024/1832 K. Sayılı ilamında "Her ne kadar davacı yanca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulduğu görülmüş ise de; kanunun salt arabuluculuğa başvuruyu yeterli görmeyip, sürecin de arabuluculuğa uygun şekilde tamamlanma şartını aradığı, tarafların anlaşıp anlaşamadığının henüz belirli olmadığı bir dönemde eldeki davanın açıldığı, açıklanan tüm bu nedenlerle Mahkemece davanın usûlden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır." gerekçesi ile dava açılmadan salt arabulucuğa başvurmanın yeterli olmayıp sürecin arabulucuğa uygun şekilde tamamlanması gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin dava dilekçesinde yer almadığı, davacı vekilinin, 03.02.2025 tarihli dilekçe ile arabuluculuk son tutanağını sunduğu görülmüştür. Davacı 17/01/2025 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapmış, 19/01/2025 tarihinde de iş bu davayı açmış, arabuluculuk son tutanağı ise 31/01/2025 tarihinde düzenlenmiştir. Arabuluculuk anlaşamama tutanağı düzenlenmeden ve tarafların anlaşıp anlaşamadığının belli olmadığı bir dönemde zorunlu arabuluculuk süreci tüketilmeden eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.728,99 TL harçtan mahsubu ile artan 2.113,59 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, 4-Davacı tarafça yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek veya başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.03/02/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır